9 Ekim 2020 Cuma

Artan İşsizlik, Gergin/Öfkeli Paylaşımlar ve Çıkış Yolları

Son zamanlarda eminim sizlerin de dikkatini çekmiştir; LinkedIn ustunde "acil iş arıyorum, annem/babam/eşim/çocuğum hasta, evin kirasını/kredisini ödeyemiyorum, ev sahibi evden atacak, banka el koyacak, eşim evi terketti, nişanlımdan ayrıldım, bu yaşta babamdan harçlık almaya utanıyorum, ne olur yardım edin, ..." şeklinde ifadelerle iş arayan insanların sayısında ve "falanca şirkete iş görüşmesine gittim, bana şöyle kötü davrandılar, yazıklar olsun, utanmaz adamlar, ..." şeklinde, bazen olan biteni afişe ederek öfkesini yatıştırmaya çalışan, bazen de kötü niyetlerle şirkete iftira eden mesajlarda inanılmaz bir artış oldu.

Hatta geçenlerde gazeteci Cüneyt Özdemir sadece bu konuya özel bir Yotube videosu yayınladı. İşsiz insanların kendisiyle paylaştıklarını okudu, insanların neler hissettiğini onların dilinden yansıtmaya çalıştı. Ülkemdeki her insan gibi, seveni kadar sevmeyeni de vardır eminim, ama ben bu konuya yaklaşımını çok olumlu buldum ve bu insanlara empati kurma çabasını takdir ettim.
Bu maalesef ülkemiz ve insanımız adına çok üzücü bir durum, çünkü insanlar çaresizlikten en özel, en mahrem hallerini internet üstünden milyonlarla paylaşmaya ve açıkça yardım istemeye başladılar. Tabi bir de olayın işverenlere bakan kısmı var, ona şimdilik hiç girmeyeceğim.

Bu tip mesajlara verilen cevapları, yapılan yorumları okuduğunuzda daha da çok üzülüyorsunuz, zira pek çok insan ya sadece "vah vah" ediyor, bazıları yardım eden olur belki diye yorumlara bir + isareti koyup listesindekilere duyurup geçiyor, kimisi "üzülme, aslansın, gençsin, mutlaka iş bulacaksın!" deyip iyi niyetli, ama arkası boş sözlerle moral vermeye çalışıyor, ama bir de başka bir grup var ki o kısmı tanımlamakta zorluk çekiyorum. Çünkü ya bu paylaşımı yapanı ya da paylaşımın hedef aldığı şirketi yerin dibine sokuyor, aşağılıyor, hakaret ediyor, küfrediyor, içinde biriktirdiği bütün kini nefreti kusuyor, kendini tatmin ediyor. Ne yaşananı sorguluyor, ne çözüm adına bir şey öneriyor, kendini ne iş arayanın, ne de iş verenin yerine koyuyor, sadece ve sadece konuşuyor, hakaret ediyor. Bu kadar yorumun içinde olaylara gerçekçi bakan, akl-ı selim tavsiyelerle asıl soruna ya da çözüm yoluna işaret eden yorumlar da yok değil, ama sayısı o kadar az ki, bunları bulabilmek için yorumların hepsini okumak gerekiyor. İnsanın bazen "yahu kardeşim, her ağzı olan konuşmak zorunda değil, bari gereksiz kalabalık etmeyin de şu akl-ı selim yorumlara daha kolay erişsin insanlar" diyesi geliyor.

Ben sosyal bilimci değilim, o yüzden bu işin sosyolojik ve psikolojik degerlendirmesini işin uzmanlarına havale ediyorum ama ülkesini ve milletini seven biri olarak bütün bu olanlara çok canım sıkılıyor. Öte yandan, ona buna kızarak, küfrederek, ya da bilmiş bilmiş konuşup ahkam keserek içimi soğutamayacağımın da farkındayım. O yüzden, bu konuda ben ne yapabilirim diye düşündüğümde aklıma şunlar geldi:
20 kusur senelik iş hayatımda pek çok yerel ve global kriz gördüm, tecrubeler kazandım, insanlara bu süreci en hasarsız nasıl atlatabilirler bunlarla alakalı bazı çıkış yolları gösterebilirim
Yanlış, dengesiz ya da cok duygusal yorumlanan, torpil ve referans konularına daha dengeli bir bakış açısı sunup insanların bu konuda şikayet ettiği noktaların düzeltilmesine, referans ile torpilin farklarını anlamalarına yardımcı olabilirim.

Dünyayı sadece Türkiye'den ibaret sanan pek çok yurdum insanına yurtdışında da iş fırsatları olduğunu hatırlatabilir, hatta belki bir kısmına bu işin yollarını göstererek rehberlik edebilirim.

Hem yurt içinde hem yurtdışında iş aramış, bulmuş, defalarca da eleman işe almış, iki tarafı da bilen biri olarak; nasıl iş aranacağını bilmeyen, CV'de nelere önem vermesi gerektiğini bilmeyen, kendine tarafsız ve eleştirel gözle bakamayan, çok güzel geçtiğini düşündüğü iş görüşmesinde aslında ne kadar kritik hatalar yaptığını anlayamayan gençlere, ve işinde tecrübeli olsa da beklenmedik bir şekilde işsiz kalmış, uzun süredir iş ihtiyacı olmadığı için "iş arama tecrübesi olmayan" kişilere rehberlik edebilirim.
Bu konularda benden çok daha fazla tecrübesi olan, yapabileceği, paylaşabileceği şeyler olduğu halde üşenen ya da cesaret edemeyen insanlara, ilham ve cesaret kaynağı olup onların da bu işe katkıda bulunmasına vesile olabilirim.

Acı ama Gerçek!

Bazı Çıkış Yolları ve İp Uçları

İş arama sitelerinde işinizle alakalı anahtar kelimelerle arama yapıldığında üst sıralarda gelmeli
Bu aşamada HR uzmanları CV'nize ortalama 6-10 sn arası bakarlar, bu kısmı geçip incelenecek CV'ler arasına girebilecek görsellik ve içeriğe sahip olmalı. Departman'a aday olarak gonderilebilecek bir CV izlenimi vermeli.

İlgili departmanda işi bilen insanların ilgisini çekecek bilgiler ve anahtar ifadeler olmalı. Burada yaygın ifadesi ile "Doer" değil "Achiever" CV si olmalı. Yani sadece kendine verilen işleri yapan, iş tanımını yerine getiren biri değil, bir şeyleri başaran, beklentileri aşan, kendini zorlayan biri olduğunuzu ima etmeli. Rakamlarla iddalarınızı ispatlamalı, sizinle tanışmaya ve size soru sormaya insanları heveslendirmeli.Bu listeyi daha da uzatmak mümkün ama uzadıkça faydası azaldığı için şimdilik 2-3 konuda kısa ama faydalı olabilecek bir şeyler yazıp bırakayım. İnşallah, her bir konu için ayrı ve detaylı birer yazı yazmayı ya da kısa videolar çekmeyi planlıyorum. Bu noktada, özellikle öncelik vermemi istediğiniz ya da beklediğiniz detaylar olursa lütfen yorumlarda belirtin ki ben de bunlarla başlayayım.
Türkiye’de kabul etsek de etmesek de bir kriz var, işsizlik rekor seviyelerde. Yukarıda da belirttiğim gibi Türkiye’de 13, Amerika'da da yaklaşık 10 senelik iş tecrübem esnasında yerel ya da global bir çok krize şahit oldum. Bunlara dayanarak söyleyeceğim su sözlere sanıyorum hiç kimsenin itirazı olmaz:
Kriz dönemlerinde yeni mezunlar ya da az tecrübeli çalışanlar, normal zamanlara göre çok ama çok daha zor iş bulurlar, çünkü piyasada en az 15-20 senelik tecrübesi olan, işi zaten tüm incelikleriyle bilen, "kötü olduğu için değil, çalıştıkları şirketin kötü yönetimi ve krize hazırlıksız yakalanması yüzünden işini kaybetmiş" yüzlerce kaliteli insan çok düşük maaşlarla iş ararlar.

Öte taraftan, hayatta kalmaya çalışan bir işveren gözü ile baktığınızda siz olsanız kimi işe alırsınız? O kadar yoğunluğun arasında iş öğreteceği yeni mezun tecrübesiz birini mi, hemen faydalanabileceği tecrübeli birini mi? O yüzden her iş arayan kişi, ona buna kızmak yerine, (velev ki kızmakta haklı bile olsa), akl-ı selim insanların tavsiyelerine uyarak, kendini geliştirmeye, karşı tarafı ikna edebilecek somut bir başarı hikayesi oluşturmaya çalışmalıdır. Bu noktada en etkili yöntemlerden biri ise rakamlarla konuşmaktır. Mesela manuel 10 saat suren şu işi 30 dk. ya indiren bir şey geliştirdim, verimi %25 artıran bir model ya da sistem tasarladım, müşteri sayısını ya da toplam satış tutarını şu kadar artırdım gibi.. Unutmamak gerekir ki, insanların ilgisini çeken, etkileyen ve akılda kalan şeyler, tutkuyla ve gururla anlatılan gerçek başarı hikayeleridir.

İş arama süreci uzayanların, süreci en az zararla ve kafa sağlığı ile atlatması içinse birkaç tavsiyem olacak:
1. Bilgi ve becerinizi ispat etmenize yarayacak birkaç şeyi, "gerekirse ücret almadan" yapmaya çalışın. Bunu bir nevi yatırım ve eğitim zamanı gibi düşünün. Herkesin bir portfolio'ya ihtiyacı vardır, bu tip durumlarda bos oturup TV izlemektense, portfolio oluşturmaya çalışarak zaman geçirebilirsiniz. Emin olun, şimdi hemen olmasa bile ileride bunun çok faydasını göreceksiniz. Sorulduğunda elinizde gösterecek bir şey olmadığı için kaçan fırsatların arkasından ağlamak istemiyorsanız, fırsatlar gelmeden önce hazırlanmaya bakın. Çok basit de olsa yapılmış bir şey, yapabilirim lafından bin kat daha etkilidir.

2. İş arama sürecinde, herhangi bir freelancer sitesinden, yapabileceğiniz küçük işler çıkarabilirsiniz. Hem hobi tadında uğraşırsınız hem iş yaparken bir şeyler öğrenirsiniz, hem de çok az da olsa bir gelirin olması, hiçbir şey kazanamamaktan iyidir. Mesela benim şirketin logosunu Endonezya'dan bir grafiker, bir ürünümün tanıtım videosunu Filipinler'den birisi, ayni ürünün logosunu da hiç tanımadığım bir Türk bayan yaptı. Hepsini bu tip platformlar aracılığıyla buldum. Türk olduğu için değil, en güzelini o yaptığı için onu seçtim.

3. Virtual Assistant (VA) denen bir kavram var, gelişmiş ülkeler rutin islerini daha ucuza yaptırmak için diğer ülkelerdeki ucuz is gücünü bu şekilde kullanıyorlar. Maalesef Dolar-TL paritesinden dolayı artık Türkiye de bu kategoriye girdi. 9 sene önce 1.2 idi şimdi neredeyse 6. Öte yandan, bunu bir avantaja çevirmek de mümkün. Bu şekilde ilerde işinize yarayabilecek konularda yurtdışına VA olarak iş yapabilirsiniz. Hem onlardan iş öğrenirsiniz hem de para kazanırsınız. Örneğin VA kullanan bir sürü Amazon satıcısı, Social Media Marketing için VA kullanan bir sürü işyeri var bildiğim. Küçük bir aramayla bunlara ulaşabilir, alternatif kazanç yolları arayabilirsiniz. Bu sitelerde Uzakdoğu ülkelerinden binlerce insan para kazanıyorlar, koca koca firmalar buralardan iş buluyorlar. Tek sorun İngilizce diyebilirsiniz ama bu kulaklar ne İngilizceler duydu, o yüzden hiç çekinecek bir şey yok. Burada herkes buna alışkın, akıcı İngilizce değil, kaliteli is bekliyorlar. Çat pat derdinizi anlatabileceğiniz, yazabileceğiniz kadar İngilizce yeterli. Zamanla o da gelişir zaten, bir de bu kazancınız olur.

4. CV'nizi işveren nazarıyla inceleyin, internetten mülakat teknikleriyle alakalı makaleler okuyun, kontra sorulara nasıl rahat ve samimi cevap verebileceğinizle alakalı kafa yorun. Bu konu ile alakalı ayrı bir yazı ya da video serisi çekmeyi düşünüyorum ama şimdilik şu kadarını söyleyip bırakayım:
CV şu üç aşamadan başarı ile çıkamıyorsa iyi bir CV değildir:

5. Mülakatlarda çok karşılaştığınız ama bilmediğiniz konular varsa öğrenmeye ve bunlarda tecrübe kazanmaya özel önem verin. Mülakatlar başarısız olduğunda yaptığınız hataları açık yüreklilikle düşünün, hatta bir yere yazın ve bunları düzeltmeye çalışın. Kendini geliştirmek ayıp değil, aksine takdir edilecek bir davranıştır.

Her konuya azar azar dokunayım derken istemeden çok uzadı, o yuzden artık burada keseyim. Bir sonraki yazıda bizim ülkede çok karıştırılan, karıştırıldığı için de birbiri yerinde çok kullanılan, torpil ve referans konularını işlemeyi düşünüyorum. Sonra her bir konuya ayrı yazılarla devam ederiz.

İlker Çevik


Alıntı:

https://www.linkedin.com/pulse/artan-i%C5%9Fsizlik-gergin%C3%B6fkeli-payla%C5%9F%C4%B1mlar-ve-%C3%A7%C4%B1k%C4%B1%C5%9F-yollar%C4%B1-ilker-cevik/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder