BKM uzun süredir Türkiye'nin nakitsiz toplum olma yolculuğunda önemli bir rol oynuyor. Son dönemde Genel Müdür Dr. Soner Canko'nun kişisel olarak 'Dijital CEO' deneyimine yelken açmasına paralel olarak BKM de bir dijital dönüşüm fabrikasına dönüşüyor. Yeni BKM, kendi içinden ve dışından gelen fikirlerin üzerine dijital çözümler inşa eden bir inovasyon ekosisteminin merkezine yerleşiyor.
Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Dr. Soner Canko, şirket içinde herkesin geleceği tasarlama konusunda kafa yorduğunu söylüyor. Ama bu öyle bir araya gelerek neler yaparız şeklinde olmuyor. Canko, örnek olarak danışmadaki Ayten hanımın ve yazılım mühendisi Özlem hanımın önerilerini veriyor. Ayten hanım, şirkete gelen ziyaretçileri karşılarken kayıt almanın çok zaman aldığını, bunu kolaylaştırmak için ne yapılabileceğini sormasıyla, ‘ziyaretçi karşılama uygulaması’ devreye almıyor. Şirkete gelenler danışmadaki tabletten kişisel bilgilerini ve kimi ziyaret ettiğini yazıyor. Böylece, kimlik bilgilerinin bilgisayara yazılması, sorularla zaman kaybedilmesinin önüne geçiliyor.
Özlem hanım ise üniversite öğrencilerinin servislere binmeden önce ödeme sorunları yaşadığını anlatıyor. Bunun üzerine Sabancı Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi ve Işık Üniversitesi öğrencileri için servislere binmeden önce kiosklarla kolayca ödeme yapma imkânı getirilmiş. Soner Canko, bu fikirleri çalışanların kendi istekleriyle dile getirdiğini belirterek, “Birimler kurarak bu işler olmaz” diyor. Kurum içindeki bu yeni ortam yani inovasyon havası çalışanların DNA’sına işlemiş görünüyor. Bütün bunlar Canko’nun daha önce mobil cüzdan uygulamaları ve dijital ödeme çözümlerine odaklanan hikâyesinden çok daha farklı bir sürece girdiğine de işaret ediyor.
BKM’nin İstanbul Akmerkez’deki ofisi artık bu tür fikirlerin ortaya atıldığı ve çözüme dönüştürüldüğü bir merkez halini almış durumda. İyi bir açık inovasyon örneği yaratan merkezde fikirden inovasyona geçiş hızı, açık ofise geçiş sürecinin Genel Müdür Soner Canko’nun da açık ofise geçmesiyle daha da artacağa benziyor. Bu fiziksel dönüşümün mental boyutu çok daha önceden tamamlanmış. Bundan beş yıl önce işe takım elbiseyle gelen ve takım elbisesiz olmayı yadırgayan Canko, bugün spor giyimin kurumun yeni normali haline geldiğini söylüyor. E-postada emoji kullanılması da bu beş yıllık değişimin dikkat çekici bir ayrıntısı... Ancak bu ayrıntılar BKM’nin asıl faaliyet alanındaki öncü rolünü değiştirmiyor.
Türkiye’nin nakitsiz topluma geçişinde öncü rol üstlenen BKM’nin şimdi gündeminde Blockchain teknolojileri, yapay zeka, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik bulunuyor. “Biz bugünü kotardık, yönetiyoruz” diyen Soner Canko, şimdi geleceği tasarlamaya odaklandıklarını söylüyor. Bunu yaparken sadece kendi sektörlerini değil, ödeme sistemlerinin kullanıldığı tüm sektörleri mercek altında tuttuklarım kaydediyor. Canko bu durumu şöyle ifade ediyor: “Ben artık sadece genel müdür değilim. Aynı zamanda bir iş geliştirme müdürü, bir sosyolog, bir psikologum.” Çünkü, geleceğe yönelik öngörülerde bulunabilmek için kendi sektörünün yanı sıra diğer sektörlerdeki değişimi de anlamak gerekiyor. Gelecek konusunun dünyada tüm sektörler için bir rekabet konusu olduğunu vurgulayan Canko, şu anda her sektörün çarkları döndürdüğünü ama yarınki çarkların dönmesinin Ar-Ge çalışmaları, yani gelecek tasarımıyla mümkün olduğunu kaydediyor. Tüketici davranışlarındaki değişiklere dikkat çeken Canko, örnek olarak paylaşım ekonomisini veriyor. Bu değişimi anlamadan bu sektöre yeni ödeme çözümleri sunmanın zor olduğunu kaydediyor. Canko, “Gelecekte ödemeler sektörüyle ilgili yeni beklenti ödemelerin görünmez olması yönünde” diyor. “Peki bankaların konumu ne olacak?” sorusuna, “Bankalar her zaman ihtiyaç. Çünkü bankaların en önemli görevi güven müessesi olmaları. Ama bankalar arka planda kalacak. Yani, sundukları kartlar gibi markalar arka planda olacak” yanıtını veriyor. Bu son yıllarda bankaların Fintech’lerle işbirliklerinin artmasını getiriyor. Bulunduğu noktadan hem kendi konumunu hem Türkiye’de dijitalleşmenin durumunu en iyi gözlemleyen isimlerden biri olan Dr. Soner Canko sorularımızı yanıtladı.
-Teknolojideki gelişmeleri yakından takip eden birisiniz. Türkiye dijitalleşme konusunda gereken adımları atıyor mu?
-Teknolojideki gelişim baş döndürücü. Ortaya atılan bir kavramı daha tam sindirememişken diğer taraftan yeni bir teknoloji gündeme geliyor. Geleceğe hazırlıklı olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Günlük operasyonlarımızı mükemmel yönetmek ya da bu süreçte sadece kendi sektörünü bilmek maalesef yeterli değil, yarın için atak ve çevik olmak zorundayız. Bizler BKM olarak tüm sektörleri de değerlendiren bir bakış açısıyla, bugünden geleceği tasarlamaya zaman harcıyoruz yani geleceği hazırlıyor ve tasarlıyoruz. Bu çerçevede bireysel ve toplumsal değişimi yakından izliyoruz. Değişimi, elimizdeki büyük veriden görüp okuyoruz. Dünü ve bugünü ayrıntılı bir şekilde analiz ederek, yarını öngörmeye çalışıyoruz. Tüm sektörlerle işbirliği yaparak geleceğin ticaret modellerine ve ödeme alışkanlıklarına hazırlanıyoruz.
Dijitalleşme ülkemiz için büyük bir fırsat. Bu hızlı ve köklü değişimi doğru değerlendirmek, rekabet üstünlüğü getirecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin dijitalleşmesi için kapsamlı bir plan dâhilinde, geniş ve kalifiye insanlardan oluşan ekiplerle düzenlenecek bir program çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda ülkemiz son dönemde önemli bir mesafe kat etti. Peki, bunu daha ileriye taşımak mümkün mü? Elbette mümkün. Güney Kore, Çin ve Hindistan gibi ülkeler, yapılan sistematik çalışmalar sonrasında önemli başarı hikâyeleri yazdı. Türkiye de genç ve yeniliklere açık nüfusuyla dijitalleşmede yeni bir başarı hikâyesi yazacak potansiyele sahip.
-Türkiye'nin 2023 yılı nakitsiz ödeme hedefine yaklaşılıyor mu? Bu anlamda tüketici alışkanlıklarını değerlendirir misiniz?
-Kayıt dışı ekonomiyi ortadan kaldıran, tasarruf yaratan, finansal verimlilik sağlayan ve tüm bu özellikleriyle toplumsal refahı artıran nakitsiz ödemeler toplumu hedefinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu doğrultuda, dünyanın gelişmiş tüm ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de ödemelerde nakit kullanımı her geçen gün azalıyor. Nakitsiz ödemeler toplumu hedefinde ilk olarak finansal kuruluşlarda hesap sahipliğinin artış göstermesi gerekiyor. Dünya Bankası kaynaklarına göre, Türkiye’de 2014 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 57’sinin bir finansal hesabı bulunurken, bugün bu oranın yüzde 69’a yükseldiğini ve dünya ortalamasını yakaladığımızı görüyoruz. Bu oran 15 yaş üzeri kadın nüfusa oranlandığında 2014’te yüzde 44’lerde olan hesap sahipliği bugün yüzde 54’lere çıktı. Bu güzel gelişmeyle beraber halen kadınlarımızın yarısının hesap sahipliğinin olmadığı düşünüldüğünde, onların finansal erişime daha çok girmesiyle beraber nakitsiz ödemeler toplumu hedefine çok daha hızla yaklaşacağımızı söyleyebiliriz.
Kullanıcı tarafında banka kartlarının artık nakit çekimlerde değil, ödemelerde de hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Daha önceleri maaş kartı olarak bilinen ve sadece para çekmek için kullanılan banka kartlarıyla yapılan ödeme işlemlerinin nakit çekimi geçtiğini görüyoruz. Nakit kullanımına göre birçok avantaj sağlayan banka kartlarının artık her 3 kartlı ödemeden 1’inde kullanıldığını/tercih edildiğini görüyoruz.
'ÖDEMELER GÖRÜNMEZ OLACAK'
-Dijitalle birlikte ödeme sistemleri de yerini farklı uygulamalara bırakıyor. Önümüzdeki dönemde banka kartı, kredi kartı gibi kartların kullanım oranlarının ne olacağını düşünüyorsunuz? Yani bunların yerine ne gelecek?
-Dünya dijitalleştikçe yaşam biçimimiz, alışkanlıklarımız, önceliklerimiz ve iletişim yöntemlerimiz de değişiyor. Dijitalleşme doğal olarak finans sektörünü de etkiliyor. Yeni teknolojiler kullanıcıların ödeme süreçlerini daha kolay, daha güvenli ve daha hızlı bir hale getiriyor. Biz kartlı ödemeleri de hiçbir zaman sadece fiziksel kartlar olarak görmedik, kart dediğimiz arka planda bir hesap aslında. Bu hesaptan yapılan her türlü ödeme, kartlı ödeme olarak kabul edilir. Bu plastik kart, sanal kart, kol saati, mobil cihaz, NFC ya da QR kod şeklinde olabilirken, kullanıcının biyometrik bilgileriyle eşleşmiş bir hesap da olabilir. Bunların hepsi kartlı ödemedir. İleriki dönemlerde fiziksel anlamda da kartsız ödeme elbette mümkün olacak. Bir başka deyişle ödemeler görünmez olacak. Özellikle ülkemizde teknolojik gelişmeleri çok yakından takip ettiğimiz ve kolay adapte olduğumuz düşünüldüğünde, teknolojinin sunduğu fırsatlarla beraber kartlı ödemeyi tercih eden kullanıcı oranının daha da artacağını söyleyebiliriz.
-BKM olarak kasasız ödemeyi uygulamaya koydunuz. Yeni marka işbirlikleri var mı? Bunlar hakkında bilgi verir misiniz?
-Türkiye’nin dijital cüzdanı BKM Express ile mart ayında D&R ve Kanyon işbirliğiyle kasasız mağaza ve ödeme deneyimini sunmuştuk. Bunu daha çok geleceğin ödeme dünyasının nasıl olabileceğiyle ilgili bir deneyim alanı olarak yarattık. Kasasız mağazalar için mevzuatların yanı sıra bu alana yatırım yapmaya niyetli perakendecilerimiz oldukça bizler de edindiğimiz tecrübe, bilgi ve birikimlerimiz doğrultusunda ödeme çözümlerini geliştirmeyi sürdüreceğiz.
-Fintech ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarınızı biliyoruz. Fintech'ler finans sektörünü nasıl etkileyecek?
-Fintech’in finans dünyasına en büyük katkısı, finansal hizmetlerden yararlanamayan kişileri sisteme dâhil etmesi. İlk zamanlarda Fintech alanındaki girişimlerin bankalara rakip olacağı şeklinde bir algı vardı ancak bugün, toplam faydanın yapılacak işbirlikleriyle en üst düzeye çıkarılabileceği, tüm paydaşlar tarafından kabul edilmiş bir gerçek. Bu tip ortak adımların, sektöre katma değerli yeni finansal ürün ve hizmetler kazandırmayı sürdüreceğini, böylece kullanıcılara sunulan deneyimin de zenginleştirileceğini düşünüyorum. Fintech ekosistemi büyürken çeşitleniyordu. Artık sadece ödeme sistemleriyle ilgili değil sigortacılık gibi farklı alanlarda da şirketler var. Diğer yandan, bankalarda çalışan gençler artık işinden ayrılıp Fintech şirketleri kuruyor. Eskiden bu kurumlarda çalışanlar profesyonel hayatı bırakmayı pek istemezdi. Bunun örnekleri çoğalıyor.
-Blockchain teknolojisi de önümüzdeki dönemde daha fazla gündemde olacak. Bu konudaki öngörünüz nedir? Blockchain hangi sektörleri değiştirecek?
-Blockchain olgunlaşmakta olan bir teknoloji, daha verimli ve etkin kullanılabilmesi için hangi zamanın doğru zaman olduğu da halen tartışılıyor ve araştırılıyor. Önümüzdeki yıllarda standartlarının belirlenmesi ve ekosistem tarafından sahiplenmenin artması gibi kritik bileşenlerin de tamamlanmasıyla Blockchain’in kullanımının yaygınlaşacağına inanıyoruz. Blockchain’le bugün çözüm bulamayan sorunların çözüleceğini ve iş dünyasındaki güven sorununun büyük ölçüde aşılacağını düşünüyoruz. Bu yeni ve sürprizlerle dolu teknolojinin başta finans olmak üzere lojistik, müzik, sağlık, enerji, oy verme, eğitim ve dijital kimlik gibi birçok alanda iş yapış biçimlerini yeniden yapılandırması bekleniyor. Birçok sektörü değiştirmesi öngörülen Blockchain’le ilgili çalışmalar için Türkiye Bilişim Vakfı ile işbirliği yaptık.
-Kripto paralar için ne düşünüyorsunuz?
-Ödemeler dünyasına yön veren kuramlardan biri olarak kripto paralarla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Kripto paralar şu anda gri alanda yer alan bir konu. Mevcut kripto paraların günlük alışverişlerimizde kullanacağımız ödeme araçlarına dönüşmesi pek gerçekçi görünmüyor. Yatırım aracı boyutuna ise kişisel olarak mesafeli durmayı tercih ediyorum. Bizi kripto paralardan ziyade asıl heyecanlandıran, Blockchain teknolojisinin kendisi ve ileride getireceği yenilikler.
“YAPAY ZEKA İLE ÇÖZÜMLER ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”
-Yapay zekâ konusuna nasıl bakıyorsunuz?
-Yapay zekâ bizler için geçmişte bir kurguydu, bugün ise vücut bulmuş bir gerçek. Yapay zekâ finans dünyasında birçok süreçte verimliliği artıracak. Beni en çok heyecanlandıran konuların başında geliyor, yakından takip ediyoruz. Yapay zekâlı ilk çalışmalarımızı da chatbot ve güvenlik çözümlerimiz üzerinde yapmaya çoktan başladık bile.
Troy İnovasyon Merkezi'nden bahseder misiniz?
-İnovasyon bizim temel özelliğimiz, varoluşumuzun nedeni. Bu nedenle, Troy Kart hayata geçirilirken ilk işimiz Troy inovasyon Merkezi'ni kurmak oldu. Troy inovasyon Merkezi'ni, Aralık 2016'da Troy'u Türkiye ile buluşturmadan aylar önce hazırladık ve bu vizyonla Türkiye ödemeler pazarının ihtiyaçlarına özel ürünleri Troy inovasyon Merkezi'nde geliştiriyoruz. Bu merkezin ilk çalışması olan mobil ödeme şu an kullanımda ve bu teknoloji sayesinde Android cihazlarda cep telefonuyla temassız, hızlı ve güvenli ödeme İmkânı sunduk. Hâlihazırda üzerinde çalıştığımız diğer konular arasında artırılmış gerçeklik, giyilebilir teknolojiler ve nesnelerin interneti yer alıyor. Bu tarz çalışmalar şu an neredeyse herkesin gündeminde ancak bizim ana odağımız, bu çalışmaları yaparken insan hayatına dokunmak ve ülkeye katkı sağlamak. Bu teknolojileri, yenilikçi teknolojilere henüz erişememiş kişiler için, gençlerimizin dijital dünyaya adım atmaları için, engelliler için, işletmelerimizin daha fazla kişiye ulaşarak daha fazla ürün ve hizmet satabilmeleri için kullanalım istiyoruz. Bu hedefleri kolaylıkla çoğaltabiliriz. Çünkü teknolojiyi doğru amaç için kullanarak, kaynaklardan nitelikli bir biçimde faydalanabilir ve uçsuz bucaksız yepyeni bir dünyaya adım atabiliriz.
“TROY'LA HEDEFİMİZ KARTLI ÖDEMELERİ KULLANMAYAN 20 MİLYON KİŞİYE ULAŞMAK”
-Bu yıl ikinci yılını kutlayacak olan Troy Kart sayısı ne oldu? Kaç banka ile anlaşma sağlandı?
-Türkiye bankacılık ve finans sektörünün ortak çabalarıyla BKM çatısı altında hayata geçirilen Troy, nakitsiz ödeme yapılmasını sağlayan yerel kartlı bir ödeme sistemi, ülger bir deyişle, banka kartı, kredi kartı ve ön ödemeli kartların sağ alt köşesinde yer alan, alışveriş yapmayı ve ATM'den para çekmeyi sağlayan teknolojik altyapı ve marka. Şu anda Troy'un 25 banka, 3 elektronik para kuruluşu olmak üzere toplam 28 üyesi bulunuyor ve bu üyeler Türkiye kartlı ödemeler pazarının yüzde 100'ünü temsil ediyor. Troy'un logosu bugün banka kartı, kredi kartı ve ön ödemeli kart olmak üzere 3 milyonu aşkın kartta bulunuyor. 2017 yılında, verilen her 100 banka kartından 11'i Troy logoluydu. Yani Troy yeni banka kartı pazarında, 1 yıldan kısa bir sürede yüzde 10'un üzerinde bir pazar payına ulaştı. Troy, global bir ödeme kuruluşu olan Discover'la yapılan işbirliği sayesinde de tüm dünyada enline ve fiziksel ödemelerde geçerli.
-Troy'a yönelik hedefiniz nedir?
-Troy'un hedefi, Türkiye'nin her köşesinde, herkesin hayatında yer edinmek, içinde bulunduğu ekosistemle birlikte büyümek ve dalma yenilikçi olmak. Türkiye'de kartlı ödemeler, mevcut kart kullanıcılarının daha çok harcama yapmasıyla değil, sisteme yeni giren kullanıcı adedindeki artışla büyüyor. Özellikle banka kartı kullanan kişi sayısındaki artış bizim açımızdan oldukça memnuniyet verici ve hedeflerimizi destekler nitelikte. Troy olarak ulaştığımız 3 milyonun büyük çoğunluğu daha önce hiç kart kullanmamış kişilerden oluşuyor, Troy olarak amacımız da zaten erişimi artırarak henüz kartlı ödemeleri kullanmayan 20 milyonu aşkın kişiye temas etmek. Bu kitlenin kayıt içi ekonomiye dâhil olmasının, pek çok sektörün gelişimine, en nihayetinde de ülke kalkınmasına hizmet edeceği aşikâr.
Diğer yandan sadece üyelerimizle değil, pek çok sektörde karar verici isimler ve resmî kurumlarla birlikte toplumun kart kullanımı konusunda bilinçlendirilmesi, kart kullanımının yaygınlaştırılması ve bankasız nüfusun sisteme dâhil edilmesi için omuz omuza çalışıyoruz. Türkiye'nin bankacılık ve özellikle ödeme teknolojileri uygulamalarıyla dünyanın önde gelen ülkeleri arasında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Oldukça genç ve teknolojiyi yakından takip eden nüfusumuz, sektörün teknolojiye hızla adapte olmasını ve dünyada öncü konuma gelmemizi sağladı. Bu ortamda tek eksiğimiz vardı, kendi ödeme yöntemi markamızla ödeme teknolojileri uygulamalarına yön vermek. Troy, işte bu eksiği tamamladı. Yapacak daha çok işimiz var. Bence Troy sayesinde birçok yeniliği Türkiye'den dünyaya tanıtıyor olacağız.
AYFER YILDIZ/FORTUNE TÜRKİYE DERGİSİ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder