21 Eylül 2021 Salı

Teknoparklardan yeni yatırım atılımı

 Türkiye’de sayıları 88’e ulaşan teknoparklar, pandemi etkisine rağmen yeni yatırımlarına hızla devam ediyor. Bina yatırımlarının yanı sıra start up’ları yurtdışına açmak için de projeler üreten altı teknoparkın yeni dönem ajandalarını ve planlarını araştırdık.

Teknoloji geliştirme bölgeleri, start up’ların teknoloji tabanlı büyümesinde önemli rol oynuyor. 2021 yılı verilerine göre, Türkiye’de ilan edilen teknopark bölge sayısı 88’e ulaştı. Bu bölgelerden 73 tanesi faaliyetlerini aktif olarak sürdürürken 15’inin altyapı çalışmaları devam ediyor.

Teknoloji geliştirme bölgelerindeki toplam şirket sayısı 6 bin 680’i aşarken bu şirketlerdeki toplam istihdam sayısı ise 70 bin 135’i buldu. Bin 405 şirket, akademisyenler tarafından kurulduğu veya akademisyenlerin ortağı olduğu şirketler olarak ifade ediliyor.


Bugüne kadar biten proje sayısı 41 bin 238, üzerinde çalışılan proje sayısı ise 10 bin 998’e ulaştı. Bölgelerde faaliyette olan şirketlerin toplam satış tutarı 131 milyar TL’ye ulaştı. Toplam ihracat rakamları ise 6,2 milyar doları aştı.


Türkiye’de son yıllarda önemli teknoloji şirketlerinin çıkmasında büyük katkı sağlayan teknoparklar bu yıl da yatırımlarını ara vermeden sürdürüyor. Yeni bina yatırımlarının yanı sıra start up’ları yurtdışına açmak için de projeler üreten teknoparkların ajandalarını araştırdık.


YENİ ÇAĞRI BAŞLATTI

300’den fazla teknoloji şirketi, 8 binden fazla personeline ev sahipliği yapan İTÜ ARI Teknokent’te yılda 600’den fazla proje üretiliyor. İTÜ Maslak kampüsündeki 10 binada şirketlerin toplam cirosu 25 milyar TL; toplam ihracatı ise 780 milyon dolara ulaştı.


Üniversitelerin girişimcilik kuluçka merkezleri arasında dünyada ilk beşte yer alan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi, Türkiye’nin ilk scale-up ileri aşama girişimcilik merkezi İTÜ MAGNET ve teknoloji şirketlerini global pazarlara açan Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı ile etki yaratan global bir ekosistem sunuyor.


İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, “Geçtiğimiz haftalarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Planlama Ajansı ile Teknolojik Kentler çağrımızı başlattık. Bu çağrımıza yol, trafik ve enerji gibi alanlarda çok önemli çözümler üretecek başvurular alıyoruz” diyor.


YENİ AR-GE BİNASI

Teknoparklardaki ihracatın payı da dikkat çekiyor. Örneğin, 2020 yılında 1,13 milyar dolar ciro gerçekleştirilen ODTÜ Teknokent’te yapılan teknoloji ihracatı 120 milyon dolara ulaştı. Bu yıl 200 milyon dolarlardan fazla ihracat hedeflediklerini söyleyen ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar, şöyle devam ediyor:


“Ön kuluçka merkezi ATOM için Ankara Kalkınma Ajansı destekli proje kapsamında yapılacak yatırımla hali hazırda 300 metrekarelik alanda faaliyet gösteren merkezin kapasitesi arttırılarak toplam alan bin metrekareye büyütülecek.


Merkezde kuluçka programları da yürütülecek. Yeni kuluçka merkezi alanları oluşturulmak üzere yatırımlar gerçekleştirilecek. Ayrıca yoğun talebe yanıt vermek üzere yeni bir AR-GE binası yatırımına yönelik çalışmalar da yürütülüyor.”


KULUÇKA MERKEZİ KURACAK

Gazi Üniversitesi Gölbaşı Yerleşkesi’ndeki yaklaşık 20 bin metrekare kapalı alanda yüzde 100 doluluk oranında faaliyet gösteren Gazi Tek-nopark’ta ise 130 şirket ve bine yakın personel ile 200’den yakın AR-GE projesi yürütülüyor.


2020 yılında, Gazi Teknopark şirketlerinin toplam cirosu bir önceki yıla göre iki kattan fazla artış göstererek toplamda 1 milyar TL’nin üzerine çıktı. Yine geçtiğimiz yıl teknoparktan yaklaşık 20 milyon TL ihracat gerçekleştirildi.


2021 yılında, 25 milyon TL’den fazla ihracat hedeflediklerini söyleyen Gazi Teknopark Genel Müdürü Tuğrul İmer, şöyle devam ediyor: “2021 yılında 4 bin 691 sayılı kanundaki tek-noparkların bölge alanlarının dışında kuluçka merkezi kurabilmesine yönelik değişiklik ile beraber yeni bina yatırımına ilişkin araştırma ve fizibilite çalışması başlatmış durumdayız.”


İNGİLTERE DESTEĞİ

2020 yılında şirketlerin yaptığı 1,2 milyar dolarlık ciroya ulaşan GOSB Tek-nopark’tan 7,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. 2021 yılında 10 milyon dolarlık ihracat hedeflediklerini söyleyen GOSB Teknopark Blink TTO Direktörü Tolga Bildirici, İstanbul’da kuluçka merkezi açacaklarını belirtiyor.


İngiltere’de yapılanmak isteyen şirketlere yönelik de yatırımlar yapacaklarını ifade eden Bildirici, “Verdiğimiz hizmetlerden İngiltere’de açmış olduğumuz ve tüm şirketlerin yararlanacağı yapımız Blink UK’e yatırım yapmaya devam edeceğiz.


Bu noktada sadece teknoloji tabanlı şirketlere değil, tüm sektörlere hitap ediyoruz” diyor. Blink UK aracılığıyla şirket kurulmasından marka tesciline, muhasebeden hukuk sistemine kadar ihtiyaçları olabilecek tüm konularda, yerinde hizmet veriliyor.


AVRUPA EKOSİSTEMİNİ İSTANBUL’A TAŞIYACAK

Yaklaşık 300 bin metrekare alanda 352 şirkete ve 7 bin 118 nitelikli AR-GE mühendisine ev sahipliği yapan Teknopark İstanbul’da yeni devreye alınan 7 bin metrekare büyüklüğünde kuluçka merkezi bulunuyor. Bu merkezde 100’ü aşkın girişimciye ev sahipliği yapılıyor.


Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, devam etmekte olan 110 bin metrekare inşaat ve bu yıl temeli atılacak 70 bin metrekare arazi tahsisi ile birlikte yaklaşık 500 bin metrekare büyüklüğe ulaşacaklarını söylüyor. Topçu, yapacakları yatırımlarla ilgili olarak şu bilgileri veriyor:


“2021 sonunda 380 şirkete ve 8 bine yakın nitelikli AR-GE mühendisine ev sahipliği yapacağımızı düşünüyoruz, devam eden üçüncü etap inşaatlarımız tamamlandığında mevcut rakamlara 100 şirket ve 2 bin AR-GE mühendisi ilave olacak.”


Topçu’nun hedefi, açılışını henüz yaptıkları kuluçka merkeziyle Avrupa girişimcilik ekosis-teminin kalbini İstanbul’a taşımak. Topçu, hem konumlarının hem de odaklandıkları derin teknoloji alanının yurtdışındaki girişimcilerin çokça ilgisini çektiğini belirtiyor.


FARUK İNALTEKİN BİLKENT CYBERPARK GM “2,5 MİLYON EURO YATIRIM YAPACAĞIZ”

“2021 yılında, en büyük yatırımlarımızdan biri olan 12 bin metrekare kapalı alana sahip yeni binamızın yapım çalışmaları başladı. 2020 yılında imzaları atılarak 2,5 milyon Euro ile katılım sağladığımız DCP yatırım fonu ile bu yılda da teknoloji şirketlerine yatırım yapmaya devam edeceğiz.


2021’in ilk yarısında, Ankara girişimcileri ile Türkiye’nin öncü yatırımcılarını bir araya getirdiğimiz DOPING INVEST CAMP programında, 13 fon ile 26 şirket online olarak bir araya gelerek toplam 100 birebir girişimci görüşmesi gerçekleştirdi.


Benzer bir programı ikinci yarıda da düzenlemek istiyoruz. Bizim için 2021’in en büyük başarılarından biri ise MathWorks’un Türkiye Hızlandırıcı Partneri seçilmiş olmamız oldu. Bu partnerlik ile bölgemizde yer alan şirketlere oldukça önemli hizmetler sağlayacağız.”


Kaynak:

https://www.ekonomist.com.tr/haberler/teknoparklardan-yeni-yatirim-atilimi.html


RAKAMLARLA AR-GE MERKEZLERİ

 Aktif AR-GE merkezi sayısı bin 248 Tamamlanan ve devam eden proje sayısı 59 bin 654 Toplam personel sayısı ise (destek personeli dahil) 68 bin 164 En çok AR-GE merkezi olan iller İstanbul 419, Kocaeli 129, Bursa 128, Ankara 128, İzmir 95 ve Tekirdağ 50


LEVENT KIZILTAN TÜBİSAD BAŞKANI “TREND OLAN ÜÇ BAŞLIK VAR”

“Önümüzdeki dönem için özellikle pandemi sonrası tüketici tercihlerini karşılamaya yönelik yazılım satınalma ve davranışlarının da değişeceğini, 2021 ve sonrasında SaaS modeli yazılımlarla kurumsal yazılımın tüketicileştirilme (consumerization) trendinin artacağını öngörüyoruz.


Bunun yanı sıra yine 2021 itibarıyla tüm dünyada trend olan üç temel başlık var: Dijital dönüşümün hızlanması, altyapı ve platformların çeşitlendirilmesi, dijital güvenlik ve gizlilik trendleri. Bu başlıklar altında ise trend olan konular ağırlıklı olarak hiper otomasyon, her yerden operasyon, dijital pazar yerleri, dağıtılmış bulut, sınır bilişim ve IOT olarak sıralanıyor.


Yapay zeka, görüntü işleme, AR ve VR gibi konular da özellikle son kullanıcı odağında kişiselleştirilmiş hizmet, deneyimin iyileştirilmesi kapsamında önemini ve önceliğini korumaya devam ediyor.”


PROF. DR. HASAN MANDAL TÜBİTAK BAŞKANI  ÖNCELİKLİ KONULAR BELİRLENDİ

“TÜBİTAK destekleri kapsamında ülke öncelikleriyle uyumlu projelere destek verilmesine devam edilecek. ‘TÜBİTAK 2020¬2021 yılı Öncelikli AR-GE ve Yenilik Konuları Çalışması’ kapsamında; bilgi ve iletişim teknolojileri, enerji, tarım ve gıda, makina imalat, otomotiv, sağlık, madencilik, ileri malzeme teknolojileri ve kimya ana alanlarında 51 farklı teknoloji alanında olmak üzere 136 başlık, içerikleri ile beraber hazırlandı.


Önümüzdeki dönem için yürütülecek önceliklendirme çalışmalarının ışığında, belirtilen ana alanlarda öne çıkan teknolojilere ilave olarak, başta siber güvenlik, yapay zeka teknolojileri, ileri malzeme teknolojileri, motor teknolojileri, biyoteknolojik ilaç ve AB Yeşil Mutabakatına Uyum politikaları çerçevesinde yeşil büyüme alanlarına yönelik olmak üzere, öne çıkan ulusal ve uluslararası eğilimler ile uyumlu konulara AR-GE ve yenilik destekleri sağlanması süreçlerinde öncelik veriliyor.


Ayrıca acil, öngörülemeyen ve küresel eğilimlerin getirdiği ihtiyaçlara ivedi çözümler getirilmesi amacıyla TÜBİTAK bünyesinde özel çağrılar (örn. COVID-19, deprem, müsilaj) açılıyor.”


Kaynak:

https://www.ekonomist.com.tr/arastirmalar/ar-gede-atilim-donemi.html


18 Eylül 2021 Cumartesi

Bilişim teknolojilerinde yetenek savaşı kızışıyor... Hangi dijital becerilere talep artıyor?

 Dijital dönüşüm, daha iyi olanaklarla dolu bir dünya inşa ediyor. Tek tıkla telesağlık kontrollerini planlamaktan akıllı arabalara, en kısa bekleme süresiyle gideceğimiz yere en kısa rotamızı belirlemeye kadar, hayatımızı daha önce hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde etkiliyor.  

İnsanlar bir dijital dönüşüm yolculuğunun her iki tarafında bulunuyor. Bir yanda yetenekleri ve stratejileriyle dijital bir girişimin kolaylaştırıcıları, diğer yanda ise keyifli deneyimlerin tüketicileri konumunda oluyorlar.


Bu nedenle dijital dönüşümün çarklarını döndürmek için bilişim teknolojileri yeteneklerine daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Birçok endüstri ve farklı alanın BT endüstrisi kadar dijital becerilere sahip yeteneklere ihtiyacı artıyor.


İnsanlar için yeni iş türleri gelişirken hangi dijital beceriler öne çıkıyor? 


Önce BT işlerinin artışını etkileyen faktörlere değinmek istiyorum. Bunlar;   


Rutin iş süreçlerinin otomasyonu,

Dijitalleşme,

Uzaktan çalışma,

İş zekâsı, pazarlama otomasyonu vb. için en son teknolojilerin benimsenmesi.

Önümüzdeki on yıl içinde gelecekteki işlerin önünü açacak dijital beceriler ise şu şekilde: 



Yazılım geliştirme


2020 Gelişen İşler Raporunda LinkedIn, Full-Stack Mühendislerini (tüm yazılım teknolojisine hâkim olan) en hızlı büyüyen işler arasında dördüncü sıraya koyuyor. 2015'ten bu yana, bu kategorideki iş rollerinin miktarı hızla artıyor.



Veri analitiği


Dünya Ekonomik Forumu, 2022 yılına kadar şirketlerin yüzde 85'inin günlük iş akışlarında veri analitiği ve büyük veri teknolojilerini uygulayacağını tahmin ediyor.


Bu eğilim kaçınılmaz olarak veri analistlerine olan talebi etkiliyor. Bu uzmanlar, şirketlerin pazarlama, müşteri yönetimi, iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve daha fazlasıyla ilgili eyleme geçirilebilir iç görülere sahip olmasını sağlıyor.


Özetle, veri analistleri verilerle çalışarak "topla, çalış, yorumla, uygula" döngüsünden geçiyorlar.



Düşük kod geliştirme


Bu yılın düşük kod geliştirme yılı olacağını öngörenler vardı. Bu işletmelerin önemli zaman ve finansman yatırımları olmadan güçlü BT altyapılarını hızla dağıtmalarını sağlayacak platformlara ve çözümlere odaklanması anlamına geliyor.  


Düşük kod geliştirme konusunda uzmanlığa sahip geliştiriciler, şirketlerin iş fikirlerini hızlı bir şekilde test etmelerine, gerekirse pivotlar yapmalarına, zamandan ve maliyetten tasarruf etmelerine olanak tanıdığı için daha popüler hale geliyor.



Siber güvenlik


Veri ihlalleri ve güvenlik açıkları arttıkça siber güvenlik uzmanları işverenler arasında talep görüyor. Yukarıda bahsettiğim LinkedIn raporu, siber güvenlik uzmanları arasında da bir büyüme olduğunu gösteriyor.


Siber güvenlik alanındaki beceri eğilimleri de çeşitleniyor. Bu becerilerin artması, günümüzde şirketlerin güvenli BT altyapılarını sıfırdan inşa etmelerine de neden oluyor.


Ayrıca, siber güvenlik becerileri yalnızca BT uzmanları için değil, hukuk, sağlık, finans vb. dahil olmak üzere diğer alanlar için olmazsa olmaz hale geliyor.



Makine öğrenimi


Makine öğrenimi (ML), BT endüstrisinin ötesinde yaygın olarak benimsenen başka bir beceri. Örneğin, Avrupa'daki ilaç ve kimya endüstrileri, makine öğrenimi ve büyük veri mühendisleri, veri bilimciler ve otomasyon mühendisleri için artan bir taleple karşı karşıya.


Teletıpın yükselişi, teknoloji odaklı refah ve hastalık teşhisine teknoloji destekli yaklaşım gibi faktörler, bu alanda ortaya çıkan işleri teşvik ediyor.


Ancak, kendi alanlarında makine öğrenimini benimseyen tek sektör ilaç ve sağlık sektörü değil. Bugün, makine öğrenimi; şirket maliyetlerini düşürmeyi, müşteri içgörüleri oluşturmayı ve müşteri deneyimini iyileştirmeyi içeriyor.


ML için geleceğin neler getireceğini kim bilebilir?


Emin olduğumuz bir şey var: makine öğrenimi bir süre bizimle kalacak. 



Yapay zeka


Yapay zeka (AI), günümüzde birden fazla sektöre güç veriyor. Müşteri desteği almak için bir sohbet robotu ile iletişim kurduysanız, müşteri davranışı veya buna benzer bir şey hakkında bilgi elde etmek için pazarlama öngörüleri yazılımı kullandıysanız bir dereceye kadar AI ile etkileşim kuruyorsunuz.


2020'de Udemy, gelecekteki beceriler hakkında daha fazla bilgi edinmek için platformlarındaki kursları ve müfredatları inceledi.


Sonuçlar, yapay zeka, veri bilimi, bulut geliştirme ve web geliştirmenin en iyi teknik beceriler olduğunu gösterdi. Ayrıca, her alanda yetenek eksikliği yaşandığı ortaya çıktı.


Örneğin, ankete katılan şirketlerin yüzde 35'i yapay zeka, veri bilimi, sinir ağları vb. alanlarda uzman eksikliğine işaret etti. 



Toparlamak gerekirse, geleceğin en iyi dijital becerileri şu işlerden oluşuyor:


Yazılım geliştirme

Düşük kod geliştirme

Veri analizi

Makine öğrenme

Yapay zeka

Siber güvenlik

Artık gelecekteki dijital becerilerin farkında olduğunuza göre, kuruluşunuzda hangilerini geliştirmektesiniz? Test edin bakalım.



Dijital beceriler soft becerilerle tamamlanıyor  


Bununla birlikte, bahsetmeye değer bazı soft beceriler de bulunuyor. Doğrudan dijital alanla ilgili olmasalar da, çalışanlar arasında en çok önemsenen becerilerden söz ediyorum.


Örneğin; problem çözme, eleştirel düşünme, etkili iş birliği, karar verme, kendi kendine öğrenme, profesyonel yazma ve konuşma, duygusal-sosyal zekâ uyarlanabilirlik, esneklik, merak  becerileri son yıllarda öne çıkıyor. 


İşletmeler artık insanları peşinden sürükleyecek ve sorumluluk alacak proaktif ve kendi kendine yeten iş gücüyle ilgileniyor.


İnsanlara öğretmemiz gereken şey, daha çok insan gibi olmak, makinelerin yapamayacağı şeyleri yapmak. Sıradan becerilere sahip bir çalışan olmak için bundan daha kötü bir zaman olmamıştı.


Çünkü bilgisayarlar, robotlar ve diğer dijital teknolojiler bu becerileri ve yetenekleri olağanüstü bir oranda kazanıyor. Bu nedenle dönüşüme fabrikadan değil insandan başlamamız, verimlilik artış hızında yaşadığımız yavaşlamadan kurtulmamız gerekiyor. 


Ne yazık ki insanlar hangi becerilerini geliştirmeleri gerektiğini bilmiyor. Öğrenmeleri gereken şeylerin bir haritasını oluşturmak için uzmanlardan destek almaları, yönlendirilmeleri gerekiyor.  



Akademi sanayi iş birliği yetersiz kalıyor   


Teknolojinin hızı bugün var olanın yarın değişmesine neden oluyor. Türkiye’de akademi, geleceğin mesleklerini, popüler işlerini teknolojik bir programla hayata geçirmeye hazır olmadığı gibi eğitim verdirecek insan kaynağına erişimde de zorlanıyor.


Bugün aralarında kuvvetli köprü kursalar iyi olur dediğimiz üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliği yetersiz kalıyor. Örneğin; yeni mezunlar istediğimiz gibi yetişmiyor diyen işverenler, üniversitelere rehberlik etmek amacıyla geri bildirimde bulunmuyor.


Bugün dünyanın en değerli start up’ları teknoloji alt yapısına dayanırken üniversitelerimiz teknolojik gelişmelere uygun meslek dallarına yönelik programlar açmada ve bu alanlarda eğitim verdirecek insan kaynağı bulmakta zorlanıyor.


Her ne kadar üniversitelerin çatıları altında teknokentler, kuluçka merkezleri ve AR-GE tesisleri kurulsa da, uygulamada bu merkezlerin üniversite ile bağı, aynı kampüsü paylaşmaktan öteye gidemiyor.


Hâlihazırda böyle bir alan varken, bunun değerlendirilmesi, nitelikli işgücünün gelişimini artırıyor, çalışan kuşaklar arasındaki çatışmayı da azaltıyor.


Çok uzun zamandır akademi ve sanayi, güçlü bir yetenek nehrinin paralel kıyıları gibi, ortak bir hedefte bir araya gelmekte zorlanıyor.


Dijital dönüşüm yeni iş sahaları yaratırken insanları bu işlere hazırlayamadığımız anlaşılıyor. Ekonomik bir sorundan ziyade bir "insan" sorunu karşımıza çıkıyor. 


Güçlü endüstri-akademi iş birliği gereksinimlerini güçlendirmek, gençlerimizi daha istihdam edilebilir kılmak işverenleri cezbetmeleri ve kariyer büyümeleri için fırsat yakalamalarını sağlıyor.  


Kaynak:

https://www.indyturk.com/node/413031/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/bili%C5%9Fim-teknolojilerinde-yetenek-sava%C5%9F%C4%B1-k%C4%B1z%C4%B1%C5%9F%C4%B1yor-hangi-dijital

 


15 Eylül 2021 Çarşamba

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: Dünyanın en değerli arazisi akıllı telefon ekranıdır

 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, dünyanın en değerli arazisinin cep telefonu ekranları olduğunu belirterek, "Önemli olan bu değerli arazide yer kapabilmektir.” ifadesini kullandı.

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından düzenlenen ‘Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) 2021’ etkinliğinde konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üretim, tedarik ve lojistiğin son ayağı olan perakende sektörünün, değer zincirinin müşteri ile buluştuğu çok büyük bir organizasyon olduğunu söyledi.


Eskiden alışverişlerin tek noktadan yapıldığını anlatan Hisarcıklıoğlu, "Artık indirim marketleri, ulusal ve yerel marketler, benzin istasyonlarındaki marketler, tanzim satışlar, Tarım Kredi Kooperatifleri, e-ticaret siteleri ve hızlı teslimat şirketleri var." diye konuştu.


Alternatifin çok olduğunu, yerel marketlerin bu alternatifler içerisinde "nasıl ayrışacakları" sorusuna cevap bulması gerektiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: “Ortak akıl ile ortak çözümler bulmalısınız. Bu noktada bazı önerilerim olacak. Öncelikle size bir soru sormak istiyorum; Dünyanın en değerli arazisi nerede? Bilen var mı? Dünyanın en değerli arazisi akıllı telefonun ekranıdır. Önemli olan bu değerli arazide yer kapabilmektir. Eskiden en işlek caddede mağaza, market sahibi olmak önemliydi. Şimdi cep telefonu ekranında yer alabilmek çok önemli. Peki dünyanın en değerli arazisi olan cep telefonu ekranında nasıl yer alabiliriz? Şirketinin veya ürününün ya mobil uygulaması olacak ya da geliştirilen mobil bir uygulamanın içerisinde yer alacaksın. Mobil uygulamalar tüketicilere, müthiş kolaylık sağlıyor. Mobil uygulamalar üzerinden şirket veya ürününüze ulaşılıp ulaşılamadığı tüketici tercihlerinde çok ama çok önemli. Bu birinci madde."


“Yerel markalarla işbirliği yapın”

İkinci nokta olarak yerel perakendecilere, ortaklık yapmaları ve ortak hareket etme kültürünü öğrenmelerini tavsiye eden Hisarcıklıoğlu, şu önerilerde bulundu: "Üçüncüsü; illerdeki yerel markalarla işbirliği yapın. Yerel üretici markaları ortak paydaşınız olarak kurgulayın. Birlikte büyüyün. Dördüncüsü; şehirlerin markalaşmasına yatırım yapın. Unutmayın, artık ülkeler değil şehirler rekabet ediyor. Şehrin markasının parçası olun. Olun ki, şehrin markasıyla birlikte büyüyün. Beşincisi; akıntıya kürek çekmeyin. Sadece perakende de değil her sektörde her alanda düşünce tembelliğimizi bırakırsak, her şey bambaşka olacak."


“Binlerce işletmemizin gözü ve kulağı Perakende Yasası’nda”


Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün ise, salgınında dünya ekonomisinin yüzde 3,5 küçüldüğünü ve küresel ticaretin yüzde 10'a yakın daraldığını söyledi. Dünya gıda fiyatlarının son 7 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ifade eden Düzgün, birçok Avrupa ülkesinde tedarik zincirinde aksamalar yaşandığını kaydetti.


Gıda perakendesinde yaşanan sorunlara değinen Düzgün, şöyle konuştu: "Sektörümüzün tüm taraflarının ortak bir noktada buluşamaması, geleceğe yönelik ortak kararlar alamaması, ortak söylem geliştirememesi nedeniyle son yıllarda hepimiz zor günler yaşadık. Bundan sonraki süreçte ortak hedef ve inançla hareket edemezsek benzer sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacak. Bu nedenle binlerce işletmemizin son dönemde gözü ve kulağı Perakende Yasası’nda. Hükümetimizin titizlikle üzerinde çalıştığı Perakende Yasası'nın ivedilikle tamamlanmasını bekliyoruz. Perakende ticaretinin yasa ile en kısa sürede garanti altına alınmasıyla, işletmecilerimiz, esnaflarımız derin bir nefes alacak, rekabet avantajı kazanacak.”