19 Nisan 2021 Pazartesi

Girişimciliğin yükselen yıldızı: Mobil oyun sektörü

 Dijitalleşmenin giderek yaygınlaşması ve hem geliştiricilere hem de tüketicilere sağladığı imkânların artmasıyla birlikte mobil oyun piyasası tüm dünyada ve Türkiye’de hızlı bir ivme yakaladı. Özellikle mobil teknolojilerin hayatın neredeyse her noktasında insanlara dokunmaya başlamasını, bu süreçteki en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edebiliriz.


Bugün gelinen noktada oyunların toplumun her kesiminden insanın ilgisini çektiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Nitekim geçtiğimiz yıl Birleşik Krallık’ta yaşayan yetişkinlerin yarısından fazlasının oyun oynadığını ortaya koyan Populus-Ofcom Gaming Survey araştırmasının sonuçları da bu bakış açısını destekliyor.


Mobil oyun sektöründe büyüme beklentisi artıyor


Oyun alanındaki değişiklikler daha pandemi öncesindeki birkaç yıl içerisinde kendini göstermeye başlamıştı. Bununla birlikte, dörtte üçünden fazlası pandeminin gölgesinde geçen 2020 yılında daha da dikkat çekici gelişmelere tanıklık ettik. Örneğin 2020’de YouTube’da yer alan oyun kategorisindeki videoların izlenme süresi 100 milyar saate ulaşırken, bu alana yönelik içerik sunan kanalların abone sayıları da ciddi ölçüde yükseldi.


Geçtiğimiz yıl içerisinde mobil uygulamalar arasında en dikkat çekici başlık oyun kategorisi oldu. Think With Google’daki makaleye göre 2020 yılının ilk çeyreğinde dünyada mobil indirmeler yüzde 15 yükselirken, mobil oyunların indirilme oranı sadece Mart-Temmuz ayları arasında yüzde 30 artış gösterdi. Yine bir başka araştırma raporunun sonuçlarına göre, mobil oyunların önümüzdeki yıldan itibaren küresel oyun sektörünün yüzde 50’sinden fazlasını temsil edeceği öngörülüyor (Newzoo Küresel oyun Pazarı Raporu). Bunu destekleyen en önemli etmenlerden biri de yaygın akıllı telefon sahipliği.


Mobil oyun sektörü uygulama geliştiriciler için uluslararası pazarlara hızla açılma konusunda ciddi avantajlar sağlıyor. Bugün, gerçekten de dijitalleşmenin sağladığı olanaklar sayesinde Türkiye’nin herhangi bir ilindeki bir geliştirici de, oyunlarını dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılara kolayca ulaştırabiliyor. Örneğin Google’ın sunduğu Market Finder for Apps gibi araçlar ile geliştiriciler ayrıntılı pazar analizlerinden yararlanarak küresel iş planlarını oluşturup en uygun potansiyel pazarlarını daha kolay belirleyebiliyor.


Pazardaki yeni dinamikler


OC&C Strategy Consultants ve Google tarafından yapılan çalışma, oyun sektörünün genel durumuyla ilgili bazı tespitleri ortaya koyuyor.


Dijital satış ve dağıtımın giderek daha fazla benimsenmesiyle, fiziksel oyun satışları düşüyor. Bu çerçevede yayıncıların pazarlama stratejilerini belirlerken dijital dağıtıma öncelik vermeleri önem kazanıyor. Benzer şekilde, gelir modellerinin değişmesi oyunların yaşam döngüsünü ve oyun mekaniğini etkiliyor. Mobil oyunların öncülük ettiği ücretsiz oynama benzeri gelir modelleri, tüm platformlarda birden fazla oyun serisinin mikro alışveriş modelini benimsenmesiyle birlikte ilgi görmeye devam ediyor.


Karantina döneminin yarattığı koşullar insanların film ve dizi izleme gibi bireysel davranışlarının yanı sıra oyunların sosyalleşme aracı olarak kullanılması yönündeki eğilimi de geliştirdi. Geniş kullanıcı tabanı bulunan sanal oyun alanları, -tıpkı sanal konserler gibi- oyuncuların sosyalleştiği buluşma alanları olarak da işlev görüyor. Oyun geliştiricilerinin önümüzdeki dönemde bu yeni dinamikleri ve olanakları değerlendirmesini bekleyebiliriz.


Son olarak bu alanda, bir sonraki aşamadaki en büyük değişimi bulut oyun platformları getireceğini söyleyebiliriz. Rekabetten ayrışma ve başarıya giden yolda önemli bir rol oynayacak.


Dikkat çeken “oyuncu” Türkiye


Gerek tüketicilerin oyunlara yönelik ilgisi, gerekse son birkaç yıl içerisinde oyun ekosisteminin kazandığı hızlı ivme ile Türkiye, bu alanda potansiyeli açısından dikkat çekici ülkelerden biri konumuna geldi. Pandemi ile başlayan süreç ise tıpkı dünyada olduğu gibi ülkemiz oyun pazarı açısından da önemli gelişmelerin yaşandığı bir dizi sonucu beraberinde getirdi. Gaming in Turkey tarafından hazırlanan “Türkiye Oyun Sektörü 2020 Raporu”nda yer alan son derece ilginç sonuçlarda bu durumu doğrular nitelikte.


Pandeminin sektörün büyüme hızını artırdığını ortaya koyan rapora göre ABD’li oyun şirketi Zynga’nın Türkiye’deki Peak Games (1,8 milyar dolara) ve Rollic Games’i (168 milyon dolara) satın alması, geçtiğimiz yılın çarpıcı olayları olarak öne çıktı. Yani Türkiye’nin ilk unicorn’u bir


oyun firması oldu. Yılın ilk üççeyreğinde oyun sektöründe gerçekleşen hisse satışı işlemleri yaklaşık 2 milyar dolarlık hacim yaratırken, oyun en fazla yatırım alan sektör oldu.


2020’de oyun oynama süreleri bir önceki yıla göre yüzde 30 artarken, Türkiye’deki oyuncu sayısı 32 milyondan 36 milyona, sektör büyüklüğü ise 830 milyon dolardan 880 milyon dolara ulaştı. Bu hasılatın 450 milyon dolarının mobil oyunlar pazarına ait olduğu tahmin ediliyor.


Rapora göre Türkiye’deki mobil oyuncuların en sevdiği oyun türleri yüzde 49,2 ile aksiyon ve macera, yüzde 46,2 ile puzzle, yüzde 45,7 ile de yarış oyunları olarak sıralanıyor. Ülkemizde 35 milyon mobil oyuncu, 22 milyon bilgisayar oyuncusu, 17 milyon konsol oyuncusu bulunuyor. Erkek oyuncuların toplam içindeki oranı ise yüzde 55, yani oyuncu dünyasında kadınlar da neredeyse erkekler kadar aktif durumda. Türkiye’de, telefonda günde en az bir kere oyun oynayanların sayısı yüzde 65’ e yükselirken, mobil oyun oynayan yetişkinlerin oranı ise yüzde 79. Bir önceki Birleşik Krallık örneğini hatırlayacak olursak (yüzde 50’nin üzerinde), bu sonucun ilginçliği daha da fazla öne çıkıyor.


“Türkiye Oyun Sektörü 2020 Raporu”nda yer alan ve Türkiye’nin potansiyeline işaret eden verilerden biri de Google Play platformundaki oyunların kullanıcı puanları. Yaklaşık 172 bin oyun yayıncısı arasında yer alan 2.689 Türk yayıncıya ait 8 binin üzerindeki oyunun ortalama puanı, 5 üzerinden 3,94. Bu skor, Türk yayıncıların oyunlarının genel ortalamanın (3,76) üzerinde beğenildiğini ve bu açıdan başarılı olduğunu gösteriyor.


Girişimcilere desteğin önemi


Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin oyun sektöründeki potansiyelini net bir şekilde ortaya koyuyor. Google Türkiye olarak bu büyük potansiyelin hayata geçirilmesine destek olmaya yönelik çeşitli işbirlikleri ve programlar yürütüyoruz. Bu çerçevede 2020 yılında Google'ın ilk sanal oyun geliştirme laboratuvarı olan Gaming Growth Lab'ı başlattık. Türkiye’deki potansiyeli yüksek 20 startup’ı hedefleyen bu hızlandırma programı kapsamında katılımcılara oyun geliştirme ve sektörde başarılı olmaya yönelik çeşitli eğitimler ve endüstri profesyonelleri tarafından mentörlük desteği sağlandı.


Hızlı bir gelişim ivmesi yakalayan mobil oyun ekosisteminin büyümesine yönelik yakın zamanlı bir diğer destek ise Google ve Game Factory'nin başlattığı Game Factory Booster programı oldu. Game Factory ile erken aşamadaki mobil oyun girişimlerine destek verilmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede, halihazırda prototip bir oyun yaratabilen, bunu geliştirmek isteyen ve kendine güvenen tüm ekipler Aralık 2020-Haziran 2021 arasında devam edecek bu programa dahil oldu.


Game Factory Booster kapsamında yüksek gelişim potansiyeli taşıyan oyun girişimleri, başlangıçtan mezuniyet ve demo gününe kadar altı ay boyunca kendilerine özel hazırlanan kapsamlı online eğitim ve mentörlük desteklerinden yararlanıyor.


Görüldüğü gibi; her yaştan tüketicinin yoğun ilgisi, sayıları giderek artan başarılı startup’larımız ve taşıdığı ihracat potansiyeli düşünüldüğünde oyun ekosisteminin Türkiye’ye sağlayabileceği katkı net olarak ortada. Bu nedenle, çoktan dev bir ekonomiye dönüşmüş ve büyümeye devam eden bu küresel ligde ülkemizin de söz sahibi olması için bu ekosistemi desteklemeye dört koldan devam edilmesi kritik önem taşıyor.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/girisimciligin-yukselen-yildizi-mobil-oyun-sektoru/618320


18 Nisan 2021 Pazar

Robot, tiyatroda doğdu endüstriye hakim oluyor

 Küresel üretimin yeni gücü robotlar oluyor. İngiltere merkezli analiz şirketi Oxford Economics’in 2019 raporuna göre robotlar önümüzdeki 9 yılda imalat sektöründe çalışan 20 milyon kişiyi işsiz bırakabilir. Oxford Economics’e göre işsiz kalacak bu kişiler, otomasyon nedeniyle hizmet sektöründe de iş bulmakta zorlanacak. Oxford Economics bununla birlikte artan otomasyonun istihdamı ve ekonomik büyümeyi artıracağını vurguluyor. Robotlaşma ile birlikte hala dünyanın en önemli sorunlarından biri olan istihdam konusu ana gündem maddesi olacak, gelir eşitsizliği en sık konulardan biri haline gelecek. Oxford Economisc’e göre sanayi sektöründe robotların çalışmaya başlaması, 1,6 milyon insanın işsiz kalmasına neden olacak. İngiliz araştırma şirketine göre robotların 2000 yılından bu yana 1.7 milyon kişiyi işsiz bıraktığı tahmin ediliyor. Bu kişilerin 400 bini Avrupa’da, 260 bini ABD’de, 550 bini Çin’de. İngiliz kuruluşa göre önümüzdeki yıllarda en fazla otomasyon Çin’de yaşanacak. Ülkede 2030’a kadar 14 milyon kişinin işini robotlar alacak. Bununla birlikte dünya genelinde robotlaşmanın yüzde 30 artması, küresel gayri safi hasılaya 5 trilyon dolarlık ek katkı sağlayacak. Küresel düzeyde yeni istihdam yaratma oranı, lağvedilen işlerin oranına paralel bir seyir izleyecek.


Robotların ekonomiye sağlayacağı faydanın üretime olacağı aşikar. Zira Japonya, Güney Kore gibi ülkelerin hızlı büyümesinin altında robotların yeri yadsınamaz.


20’nci yüzyılda hayatımıza giren, 21’inci yüzyıla damgasını vurmaya hazırlanan robotlaşma, bu kadar yeni bir ifade mi? Aslında değil.


Da Vinci’ye ilham kaynağı oldu

Robotların Efendisi olarak bilinen ilk isim; Anadolu coğrafyasının yakından tanıdığı bir isim: Rezzaz el Cezeri. Türkiye’nin ilk uçan arabası Cezeri’ye ismini veren Rezzaz El Cezeri, dünyanın ilk sistem mühendisi olarak biliniyor. Kaleme aldığı “Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap” adlı eserinde onlarca robota rastlamak mümkün. Su Yükseltme Makinesi, Saatler, Sifonla El Yıkama Makinesi, Segmentik Dişli aklımıza ilk gelenler. Cezeri’yi ilham kaynağı alan isimlerden biri de Avrupa’nın dahi çocuğu Leonardo da Vinci. Robot denilince akla ilk gelen batılı bilim ve sanat adamı, öylesine derin izler bıraktı ki robot yardımlı laparoskopi ameliyatı olarak da bilinen dünyanın ilk ve tek robotik cerrahi sistemine de adını verdi.


Çek dilinde işçi demek

Peki, robotun endüstrileşmesi hangi döneme geliyor?


Robot yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olsa da dünya dillerine günümüz manasıyla girişi 1920’li yıllara varıyor. Günümüz Çekya’sında doğan yazar Karel Capek'in, 1920’de “Rossum’un Evrensel Robotları” adlı tiyatro oyunuyla robot, “işçi” anlamıyla Çek dilinde kullanılmaya başlandı. Hala Doğu Avrupa ve Rusya’da işçi olarak kullanılan bir terim robot. Robotun üretimle buluşması ise 1970’li yıllarda karşımıza çıkıyor. ABD’de pek dikkate alınmayan iki girişimci, ellerindeki robot kolların otomotiv sektöründe yeni bir üretim modeli oluşturacağını söylüyorlar şirketlere. Ancak ne görüşleri dikkate alınıyor ne de robotları. Japonya’dan gelen tekliflerle birlikte Tokyo’ya giden bu icat İkinci Dünya Savaşı sonrasında mucize yaşayan ve yaşatan Japon sanayisinin de başlangıcı oluyor. 1971’de ilk kez Japon firmalarca tanıtılıyor ve üretimde insan ile yan yana konuluyor. X Motor Company adlı firmada işe başlayan robotlar, yan sanayinin ardından ana markalara ulaşıyor. Günümüzde robot denildiğinde akla ilk gelen ülke Japonya. Otomotivde de kısa sürede önemli kazanımlar yaratan Japonya, insansı robotlarla ilgili çalışmasını ise ilk kez 1967 yılında gerçekleştirdi. Japon Waseda Üniversitesi’nin başlattığı projenin ismi ise WABOT. Japonların son yaptığı robot ise Da Vinci’nin birebir aynısı. Yakın zamanda robotlar filmlerdeki gibi savaşlarda yer almasa da, insanoğluna karşı istihdam mücadelesinde karşı karşıya gelecek.

Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/robot-tiyatroda-dogdu-endustriye-hakim-oluyor/617476


16 Nisan 2021 Cuma

Küresel rekabetin yeni aktörü: ÇİP

 Ev aletlerinden araç içi elektronik sistemlere, savunma sanayiinden giyilebilir teknolojilere kadar her alanda büyük önem taşıyan çipler yarı iletken olarak da adlandırılırlar. Kendisi küçük ancak önemi büyük olan çip sektöründe Çin enteresan bir şekilde en büyük üreticiler arasında değil, en büyük tüketici konumunda bulunuyor. Çip üretimi ABD ve Uzak Doğulu firmaların tekelinde bulunuyor. Ancak Çin hem büyük bir tüketici hem de çiplerin hammaddesi olan silisyumun en büyük üreticisi.


Son aylara damgasını vuran çip krizi otomotiv sektörünü etkilemeye ve üretim bantlarını teker teker durdurmaya başlayınca çip ithal eden tüm ülkeler için alarm zilleri çaldı. ABD merkezli çip üreticisi GlobalFoundries artan talebi karşılamak için yeni yatırımlar planlamasına rağmen, üretimin talebe en erken 2022’de yetişebileceğini duyurdu. Pandemi başında çip sektörünün önümüzdeki beş yıl boyunca yüzde 5 büyüyeceği bekleniyordu ancak şu an beklentiler revize edildi ve yüzde 10 büyüme öngörülüyor. Çip krizinin dünyadaki otomobil üretimini 2021 yılının ilk yarısında 2-4 milyon arasında düşürmesi bekleniyor.


KOVİD-19 SÜRECİ SEKTÖRÜ NASIL ETKİLEDİ?


Salgın döneminde insanların evlere kapanması, eğitim, iş ve eğlence faaliyetlerini evden yapması bilgisayarlar, akıllı cihazlar, tablet ve oyun konsollarının kullanımını artırdı. Ayrıca pek çok şirket, çalışanlarının evden çalışması için uzaktan çalışma sistemleri geliştirmeye veya mevcut altyapıyı iyileştirmeye yöneldi. Eğitimde de teknolojinin kullanılması bu cihazlara olan talebi çok daha yukarılara taşıdı ve tüketici elektroniği olarak adlandırdığımız sektöre olan talep arttı. Tüketici elektroniği sektörünün bir girdisi olan çiplere talep de böylece artmış oldu. Bunlara ek olarak telekomünikasyon şirketlerinin geniş bant altyapısı yatırımlarının artması da yarı iletkenlere olan talebi artırdı.


2021 yılı boyunca çiplerde tedarik sorununun devam etmesi öngörülüyor. Üretilen ama kıt miktarda olan çipleri kimin alacağı konusunda tüketici elektroniği devleri ile otomotiv devleri arasında ve hatta ülkeler arasında münakaşalar çıkabilir.

Küresel çip tedarikinde yaşanan kıtlık pek çok otomobil üreticisinin kısa dönemli olarak üretimi durdurmasına neden oldu. Türkiye’de Oyak Renault 15-22 Mart, Tofaş 19 Mart-5 Nisan, Ford Otomotiv de 3-9 Nisan tarihleri arasında üretime ara vereceğini duyurdu. Görünen o ki çip tedarikinde yaşanan sorun devam ederse üretimi durduran sadece otomotiv sektörü olmayacak, çipleri kullanan tüketici elektroniği gibi diğer endüstriler de üretime ara vermek zorunda kalacak.


Avrupa gibi otomotiv sektöründen geçinen ülkeler veya Türkiye gibi otomotiv ile ciddi istihdam sağlayan ve ihracat yapan ülkeler için yaşanan çip krizi bir hayli kritik. Ayrıca çip tedariki bugünden yarına çözüm bulunacak bir sorun da değil. Hem karmaşık üretim yapısı hem de hammaddesinden başlayarak üretiminin zaman alıyor olması çipler konusunda ilerleyen günlerde yeni sorunlar yaşanmasına sebep olabilir. 2021 yılı boyunca çiplerde tedarik sorununun devam etmesi öngörülüyor. Üretilen ama kıt miktarda olan çipleri kimin alacağı konusunda tüketici elektroniği devleri ile otomotiv devleri arasında ve hatta ülkeler arasında münakaşalar çıkabilir.


ÇİP KRİZİNİN ALTINDA YATAN NEDENLER


Çip tedarikinde yaşanan sıkıntı çoğunlukla otomotiv ve tüketici elektroniği sektörlerinde değişen arz ve talep dengesi ile açıklanıyor. Pandemi sırasında üretim bantlarını durduran otomotiv sektörünün bir girdi olarak kullandığı çipler tüketici elektroniği sektörüne kaydı. Ancak beklenenden hızlı bir toparlanma ile üretime geri dönen otomotiv sektörü kısa bir süre sonra çip bulamamaya başladı. Çünkü kendilerinin çip sektöründe açtığı boşluğu tüketici elektroniği doldurmuş ve çipleri en çok bu üreticiler almaya başlamıştı.


Çip üretimindeki en önemli hammadde olan silisyum yarı metal olarak yeryüzünde çok yaygın ve 2020 yılında dünyada üretilen sekiz milyon tonun beş tonu Çin’de üretildi. Danışmanlık şirketi Sinolytics’in yöneticisi Jost Wübbeke’ye göre çip krizinin asıl başladığı yer burası. Son derece yüksek enerji harcayarak eritilmesi gereken bu metal, Çin’de yaşanan kuraklık ve akabinde hidroelektrik santrallerinde yaşanan birtakım sorunlar ve artan elektrik fiyatları nedeniyle eritilemedi. Yani öncelikle çiplerin hammadde üretiminde belirgin bir aksama oldu.


Çipler yükte de pahada da hafif varlıklar olduğu için küçük fabrikalarda ve küçük ölçekte üretilmeleri kârlı değil. Bu nedenle çip üretiminde ölçek ekonomisi geçerlidir; yani çok büyük miktarlarda ürettikçe maliyet düşer ve üretici sürümden kazanır.

Avrupa basınına göre küresel çip piyasasında yaşanan kıtlığın bir diğer nedeni de ABD hükümetinin ticari yaptırımları. Bilindiği gibi Trump yönetimi Huawei’ye yönelik yaptırımlarını sıkılaştırmış, Çinli teknoloji şirketi Huawei de yaptırımlar Eylül ayında yürürlüğe girmeden önce en büyük çip üreticisi Tayvanlı TSMC ve diğer Tayvanlı üreticilerden yeterli sayıda çipi güvence altına almak için büyük siparişler vermişti. Ancak bu arada Tayvanlı çip üreticileri pandemi nedeniyle dizüstü bilgisayarlar, oyun konsolları ve akıllı telefonların artan talebine binaen elektronik sektörünün siparişlerini yetiştirmekle meşguldü. Yani Tayvanlı üreticiler bir anda çok yüksek siparişleri karşılamak zorunda kaldılar. Bir de bunun üzerine salgın önlemlerinden sonra beklenenden hızlı bir şekilde sahalara geri dönen ve üretime başlayan otomotiv sektörü tekrar çip siparişine başlayınca zaten tam kapasite çalışan çip üreticileri bu talebi karşılayamaz oldular. Tüketici elektroniği çip talebinde o kadar ileri gitti ki Apple tek başına tüm otomotiv endüstrisi kadar çok çip istemeye başladı.


Çipler yükte de pahada da hafif varlıklar olduğu için küçük fabrikalarda ve küçük ölçekte üretilmeleri kârlı değil. Bu nedenle çip üretiminde ölçek ekonomisi geçerlidir; yani çok büyük miktarlarda ürettikçe maliyet düşer ve üretici sürümden kazanır. Bu piyasada küçük üreticilerin şansı yoktur çünkü artan siparişleri sadece dev firmalar karşılayabilir.


Çip üreticisi Infineon’un CEO’su Reinhard Ploss’a göre çipler küçük boyutlu olmasına rağmen yığınlanma özellikleri yoktur ve çiplerin bir son kullanma tarihi vardır. Bu nedenle çiplerin müşteriye zamanında teslim edilebilmesi için evvela siparişin doğru zamanda verilmesi gerekir.


KÜRESEL ÇİP PAZARI BÜYÜYOR


Yaşanan çip krizinin ardından büyük çip üreticileri olan Intel, Samsung ve TSMC kapasitelerini artırmak için yeni yatırımlar planladıklarını açıkladılar. Çip konusunda en büyük tüketici olan Çin’in üreticiler arasında görünmemesi ilginç ve Çin bu dışa bağımlılıktan kurtulmak istiyor. 25 Şubat 2021 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden, yüksek kapasiteli batarya, ilaç, kritik mineraller ve yarı iletkenlerin tedarik zincirini güçlendirerek imalatı artırmayı hedefleyen yeni bir kararname imzaladı.


Günümüzün kaba kuvveti ise yumruk değil, yaptırım gücüdür. Almanya’nın otomotiv devleri, Çinli teknoloji firmaları ve ABD’nin Apple’ı arasında çıkabilecek bir çip kavgasının sosyo-ekonomik ve ticari sonuçları tüm dünyayı bir şekilde etkisi altına alacaktır.

Bir yandan ülkeler çip krizini atlatmak için önlemler üzerinde düşünürken diğer yandan Amazon ve Microsoft gibi firmalar da kendi yarı iletkenlerini geliştirme planları yapıyor. Şu an çip endüstrisinin en büyük müşterisi olan Apple, en büyük çip üreticilerinden biri olmaya hazırlanıyor.


Çip piyasasında her ne kadar serbest bir piyasadan bahsediyor olsak da ürün kıtlaşınca karaborsa ve kaba kuvvetin devreye girmesi kaçınılmaz olabilir. Günümüzün kaba kuvveti ise yumruk değil, yaptırım gücüdür. Almanya’nın otomotiv devleri, Çinli teknoloji firmaları ve ABD’nin Apple’ı arasında çıkabilecek bir çip kavgasının sosyo-ekonomik ve ticari sonuçları tüm dünyayı bir şekilde etkisi altına alacaktır.


Pandemi başında Avrupa ülkeleri girdiler ve üretim süreçleri açısından çok basit sayılabilecek maske tedarikinde bile çok sıkıntı çektiler. Süveyş kanalının tıkanması ile küresel tedarik konusunun ne kadar kırılgan olduğunu tüm dünya tekrar gördü. Otomotiv ve elektronik sektörlerinde üretimin aksamadan devam edebilmesi ve tedarik zincirinde yaşanan kırılmaların olmaması için en doğrusu, yükte de pahada da hafif olan ama üretimde başat rol oynayan bu küçük maddeyi kendi kendine üretmek ya da en azından kolayca temin edilebilecek bir tedarik zincirini yakın coğrafyada güvence altına almaktır. Dijital dönüşüm, elektrikli otomobiller ve otonom cihazlarla şekillenecek olan yeni dönemde yerli yazılım, pil üretimi ve çip gibi stratejik öneme sahip bileşenler yerli ve milli teknoloji için olmazsa olmaz unsurlar. Bu konu hem yatırım hem de üretim süreci olarak uzun vadeli bir vizyon gerektiriyor. Sanayide dijital dönüşüm konusunda çok ileride olan Avrupa bile şu an çip üretemiyor olmanın sıkıntısını yaşıyor.


Görünen o ki küresel rekabete bir aktör daha eklendi: Küçücük çipler.

(AA için makaleyi hazırlayan: Prof. Dr. Elif Nuroğlu - Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü Başkanı)


Rekabet Kurulu'ndan Google'a para cezası!

 Arama ve turizm sorgularında kendini öne çıkarmakla suçlanan Google hakkında başlatılan Rekabet Kurumu soruşturmasında karar açıklandı. İşte soruşturmanın ayrıntıları ve Rekabet Kurumu'nun 2020'de Google hakkında verdiği kararlar...



Rekabet Kurumu'nun Google'a yönelik başlattığı son soruşturmasında karar açıklandı. Arama motoru devi Google, sonuçlarda rakiplerini dışlamakla suçluyordu.


Arama ve konaklama fiyatı sorgularında Google'ın kendi hizmetlerini bu alanlarda hizmet veren diğer şirketlerin önüne koyduğu temel tartışma konusu.

Google avukatları, Mart ayının sonunda söz konusu iddialara karşı sözlü savunma yapmıştı. Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd Şti, Google International LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc. avukatları şirketin rekabeti bozmadığını iddia etmişti. Şikayetçi taraf da Google'nın yerel arama hizmetleri pazarındaki rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığını öne sürmüştü.


Buna göre Google'a 296 milyon 84 bin 899 lira 49 kuruş idari para cezası verildi.


Rekabet Kurulu’ndan yapılan açıklama şu şekilde:


"Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti., Google International  LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc. hakkında yürütülen soruşturma sonuçlandı. (14.4.2021)


Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti., Google International  LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc.’ten oluşan  ekonomik bütünlüğün (Google) genel arama hizmetleri pazarındaki hâkim  durumunu kötüye kullanarak kendi yerel arama ve konaklama fiyatı  karşılaştırma hizmetlerini rakiplerini dışlayacak şekilde öne  çıkardığı iddiasına yönelik olarak yürütülen soruşturma tamamlandı.

08.04.2021 tarihinde Rekabet Kurulunca dosyanın müzakeresi sonucunda Google’ın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine, dolayısıyla adı geçen ekonomik bütünlüğe idari para cezası verilmesine karar verildi.


Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere gerekçesi daha sonra tebliğ edilecek olan 08.04.2021 tarih, 21-20/248-105 sayılı kararın açıklama metnine ulaşmak için tıklayınız."


2020'DE 2 CEZA


Rekabet Kurumu, Google'a ve bağlı olduğu şirketlere 2020 yılında iki büyük ceza kesmişti.


İlk ceza Google'ın arama hakimiyetini kullanarak çevrimiçi pazardaki faaliyetleri zorlaştırdığı gerekçesiyle kesilmişti. Google'a 98 milyon liralık ceza verilmişti.

Rekabet Kurumu Google'a bir cezayı da Adwords reklamları nedeniyle kesmişti. Açıklanan kararda 'genel arama sonuçlarının en üstüne, reklam niteliği belirsiz olarak ve yoğun bir şekilde metin reklamlarına yer vererek kendisine reklam geliri getirmeyen organik sonuçların içerik hizmetleri pazarındaki faaliyetlerini zorlaştırmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiği' ifadelerine yer verilmişti. Rekabet Kurumu bu soruşturma nedeniyle Google'a 197 milyon lira ceza kesmişti.


Rekabet Kurumu'nun bu cezası Global Competition Review'ın Küresel Ölçekte Yılın En İyi Rekabet Kararı adayları arasında gösterilmişti.

--

Google'dan Rekabet Kurulu'nun verdiği cezaya cevap

Google, Rekabet Kurulu'nun verdiği cezaya ilişkin açıklamada bulundu



Google, Rekabet Kurulu'nun genel arama hizmetleri pazarındaki 'hakim durumunu kötüye kullandığı' gerekçesiyle verdiği 296 milyon liralık cezaya ilişkin açıklama yaptı.


Rekabet Kurulu, Google Reklamcılık ve Pazarlama Limited Şirketi, Google International LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc şirketlerinden oluşan ekonomik bütünlüğe (Google) genel arama hizmetleri pazarındaki "hakim durumunu kötüye kullandığı" gerekçesiyle 296 milyon 84 bin 899,49 lira idari para cezası verilmesini kararlaştırdı.

Google'dan ise ceza hakkında açıklama geldi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Seyahat veya yerel hizmetler özelinde aramalar söz konusu olduğunda, kullanıcıların başka bir web sayfasına verilen sadece bir linkten ziyade kendilerine yardımcı olacak bilgileri almak istediği, yapılan testlerde de tutarlı şekilde ortaya konuyor. Biz de, bu nedenle bilgi gösteriminin rezervasyon seçenekleri, haritalar, fiyatlar veya fotoğrafları içeren yeni yollarını geliştirdik. Bu gibi ilgili sonuçların sunulması, daha fazla seçenek ve rekabet yaratırken, bir yandan da WEB’deki sitelere ve işletmelere her gün milyarlarca ücretsiz ziyaretin gerçekleşmesini mümkün kılıyor. Kararı inceleyip her zamanki yapıcı yaklaşımımızı sürdürerek Rekabet Kurulu ile çalışmaya devam edeceğiz."


10 Nisan 2021 Cumartesi

Yüksek teknolojili ihracat 6 milyar dolara ulaştı

 Türkiye'de 200'den fazla üniversitenin teknoloji girişimlerine yönelik hızlandırma programının ve 80'den fazla teknoparkın bulunduğunu, teknoparklarda 6 binden fazla şirketin ve sturtup'ın yer aldığını dile getiren Kacır, bugüne kadar 40 bine yakın Ar-Ge projesinin tamamlandığını, 10 bin projenin devam ettiğini, yüksek teknolojili ihracatın 6 milyar dolara ulaştığını anlattı.


Kacır, 2000'in başlarında 400 olan yıllık patent başvuru sayısının 8 binlere yaklaştığını kaydederek, 2005'te 49 bin olan toplam Ar-Ge personel sayısının 2019'ta 183 bine çıktığını bildirdi.


Ar-Ge'ye ayrılan payın artışıyla ilgili bilgiler veren Kacır, "Dolayısıyla artık Türkiye özel sektörün öncülüğünde Ar-Ge faaliyetlerinin sürdürüldüğü bir ülke haline geldi. Değişim çok hızlandı." diye konuştu.


- "Türkiye, savunma sanayisinde adeta destan yazdı"


Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin başlattığı Milli Teknoloji Hamlesi'nden değinerek, bu hareketin bir yönüyle tam bağımsızlık için geliştirilmesi gereken ürünlerin mutlaka yerli ve milli olarak geliştirilmesini ve dünyaya ihraç edilmesini kapsadığını söyledi.


Tam bağımsızlık denilince akla savunma sanayinin geldiğini, Türkiye'nin orada adeta desten yazdığını dile getiren Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Savunma sanayisinde dünyada herkesin büyük bir ilgiyle, dikkatle takip ettiği küresel başarı hikayeleri yazabilen bir ülke haline geldik. Bu çok uzun vadeli planlamalarla, kamu-özel iş birliklerinin vakitlice planlanması ve hayata geçmesiyle mümkün oldu. Tam bağımsızlığın savunma sanayisindeki başarılarla tek başına elde edilmesi güç. Tam bağımsızlıktan bahsettiğimizde bugün tarım, gıda, sağlık, finans, enerji ve ulaştırma teknolojilerinde geliştirmemiz gereken ürünleri mutlaka yerli ve milli geliştirmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bakanlık olarak öncelikli hedefimiz; savunma sanayisindeki başarılarımızı bu sıraladığımız alanlarda da hayata geçirmek."


- 2023 hedefi; Türkiye'den en az 10 unicorn çıkması


Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Kacır, küresel Ar-Ge liderliği sıralamasında ilk 2 bin 500 firma arasında Türkiye'den sadece 6 firma bulunduğunu, 2023 hedeflerinin ise 23 Türk firmasının bu sıralamaya girmesini sağlamak olduğunu söyledi.


Kacır, 2023'te en az 500 bin yazılımcı bulunmasını, teknoloji tabanlı girişimlere yapılan yatırımların en az 500 milyon dolarlık büyüklüğe erişmesini, Türkiye'nin en az 10 teknoloji giriminin unicorn olmasını hedeflediklerini anlattı.


Elektrikli araçlarda yaşanan dönüşümden bahseden ve Türkiye'nin elektrikli otomobilinin 2022'de banttan inmeye başlayacağını dile getiren Kacır, "Dünyaya ihraç edebildiğimiz ve yepyeni başarı hikayeleri yazdığımız bir proje olacak." ifadesini kullandı.


Kacır, otomobil sektöründe yaşanan elektrikli araç devriminden bahseden ve 10 yıl sonra dünyada satılan otomobillerin en az yarısının elektrikli olacağının öngörüldüğünü kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:


"Dolayısıyla TOGG, doğuştan elektrikli araç teknolojilerine yönelerek pek çok rakibini geride bırakma iddiası taşıyor. Dünyada bu amaç doğrultusunda geliştirilen projeler ve ortaya çıkan markalar kendilerinden çok daha büyük ve kıdemli rakiplerini geride bırakmıştır. Biz TOGG'un da benzer bir başarı hikayesi yazma hedefi taşıdığına yürekten inanıyoruz. Sadece biz inanmıyoruz. Biraz uluslararası medyayı taramanızı öneriyorum."


- "5G'ye çok sıkı hazırlanıyoruz"


Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin 4.5G'de yakaladığı başarılara değinerek, çok kritik bir alan olarak gördükleri 5G'ye çok daha sıkı hazırlandıklarını söyledi.


Kacır, 5G teknolojilerine yönelik çalışmalarla ilgili şu bilgileri verdi:


"Haberleşme teknolojileri kümesinde 16 yerli firmamız, ULAK, 3 operatörümüz, regülatör kurumumuz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak çok büyük bir hazırlık içerisindeyiz. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi de bu sürece çok önemli katkılar sunuyor. Türkiye, 5G teknolojilerine yerli ve milli teknolojilerini önemli ölçüde sürece dahil ediyor olarak geçiyor olacak."


Kaynak:

https://www.platinonline.com/otomotiv/togg-pek-cok-rakibini-geride-birakacak-1076999


Mobil uygulamalara 553 milyon dolar harcadık

 Araştırma şirketi Sensortower'ın araştırmasında, son bir yılda en çok uygulama indiren ve marketlerde en çok para harcayan ülkeler açıklandı. Türkiye'de 3,9 milyar mobil uygulama indirildi ve bu uygulamalara 553 milyon dolar para harcandı.

Akıllı telefonların giderek daha erişilebilir hale geliyor olması, pandemi alışkanlıkları, nüfus artışı gibi birçok farklı sebebe bağlı olarak mobil uygulamalar giderek popülerleşiyor. Mobil uygulama kullanım alışkanlığı, uygulamalara harcanan paranın miktarını da artırdı.


Sensortower'ın araştırmasına göre ise son bir yılda, Türkiye'de 3,9 milyar mobil uygulama indirilirken, bu uygulamalara harcanan para 553 milyar dolara ulaştı.

Webtekno'dan Bade İnanç Sönmez'in haberine göre, 2025’te mobil uygulamalara yapılan küresel harcama 270 milyar doları bulacak.


Yüzde 20,7 yıllık büyüme ile App Store bu payın 185 milyar dolarına sahip. Yüzde 16.9 yıllık büyüme ile Google Play Store bu payın 85 milyar dolarına sahip.

Önümüzdeki beş yıl içinde 42 milyar dolar değere ulaşacağı tahmin edilen Avrupa, mobil piyasada kilit rol oynayacak. Kategorisi oyun olmayan uygulamalara yapılan harcamalar, hem App Store’da hem de Google Play Store’da oyunları geçecek.


9 Nisan 2021 Cuma

Apple: Artık eski sürüme dönüş yok

 Teknoloji devi Apple‘ın, güncelleme konusunda hassas olduğu biliniyor. Yayınladığı her güncellemede kullanıcı güvenliğini öne çıkaran şirket, işletim sistemi iOS‘u daha iyi hale getirmek için sürekli yeni geliştirmeler yayınlıyor.



Apple şimdi de iOS 14.4.2 altındaki sürümlerin imzasını kapatarak geri dönüşleri iptal etti.Apple’ın eski sürümlere dönüşe izin vermemesine yıllardır aşinayız. Bunun nedeni ise kullanıcıların hem güncel sürümde kalmasını sağlamak, hem de olası risklere karşı daha güvende tutmak.


iOS 14.4.2 altındaki sürümlere artık geri dönüş yok

Apple, geçtiğimiz ay iOS 14.4.2 sürümünü yayınlamıştı. Çeşitli hataları ele alan bu güncelleme, aynı zamanda güvenlik konusunda da hassas sorunları ortadan kaldırıyordu. Ancak bu sürümü cihazlarınıza yüklediyseniz, artık geriye dönüşün olmadığını belirtelim. Zira Apple, iOS 14.4.1‘in imzasını kapatarak eski sürüme dönmeyi tamamen engelledi.

Normal şartlarda iPhone kullanıcıları eski sürümlere dönmeyi çok tercih etmezler. Ancak ‘Jailbreak’ gibi işlerle uğraşan kişiler, bu gelişmelerden pek de hoşlanmaz. Çünkü telefonlarını özgürleştirmek isteyen kullanıcılar, genelde son sürümden bir önceki yazılıma dönerek çeşitli denemeler yapar. Ancak iOS 14.4.1’e dönüşler iptal olduğu için, Jailbreak yapmak isteyen kişilerin bir sonraki sürümü beklemesi gerekecektir.


iOS 14.5 Beta 6 Çıktı

Geçtiğimiz günlerde Apple, testlerini gerçekleştirdiği iOS 14.5’in Beta 6 sürümünü yayınlamıştı. Siri için yeni özelleştirmeler sunan şirket, aynı zamanda bazı telefonları için de pil kalibrasyonu özelliğini geliştirdi. Artık yeni güncellemesinde finale yaklaşan Apple, önümüzdeki haftalarda merakla beklenen iOS 14.5 sürümünü kararlı olarak piyasaya sürecek.


8 Nisan 2021 Perşembe

Katma değerli büyümenin anahtarı teknoparklar

 Teknoparklar, küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde, bilim ve teknolojiye sahip olup, inovasyon yapmak isteyen ülkeler için önemli bir ekosistem sağlayan merkezler olarak karşımıza çıkıyor. Gelişmiş ülkeler üniversite sanayi işbirliğini geliştirerek, teknoloji üreterek, inovasyon yaparak, katma değeri yüksek ürünlerle bilim ve teknolojiyi toplumsal ve ekonomik katkıya dönüştürmekte ve bunun sağlanmasında teknoparkları önemli bir araç olarak kullanmakta.


Ülkemizde, 2001 yılında 4691 sayılı yasayla kurulan teknoloji geliştirme bölgelerinde teknolojik bilginin üretilmesi, üretilen bilginin ticarileştirilmesi, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi, verimliliği artıracak ve üretim maliyetlerini düşürecek yeniliklerin geliştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni teknolojilere uyumunun sağlanması, katma değerli ihracatın artması ve endüstrinin rekabet gücünün artırılması amacıyla teknoparklar kurulmaya başlandı.


Türkiye’de teknoparklarda faaliyette bulunan firmaların yüzde 55’i yazılım ve bilişim, yüzde 9’u elektronik sanayi, yüzde 6’sı savunma sanayi, yüzde 4’ü tasarım ve bioteknoloji, telekomünikasyon, otomotiv, kimya, enerji sektörleri olarak sıralanmakta.


MARMARA’NIN EN BÜYÜĞÜ İHRACAT GELİRLERİNİ YÜZDE 125 ARTTIRDI


Savunma Sanayi ve İTO ortaklığı ile kurulan Marmara Bölgesi’nin en büyük teknoparkı, Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, pandemi yılında ihracat gelirlerini katladıklarını söyledi.


Topçu ‘’ Pandemide kampüste birçok farklı tedbiri alarak başladık ve ARGE çalışmalarımızı kesintisiz devam ettirdik. 2019 yılında 301 olan firma sayısı yüzde 11 büyüme ile 333’e ulaştı. Kuluçka firma sayısı ise 99’a çıktı. Toplam 6.500 kişilik bir AR-GE ekibimiz var. Toplam projelerde yüzde 23 lük büyüme oldu. AR-GE gelirlerimiz yüzde 65 artışla 4,5 milyar TL.’e ulaştı. İhracat rakamımız yüzde 125 artış ile 240 milyon doları aştı. Özellikle yazılım, sağlık, biomalzemeler noktasında firmalarımızın yaptığı projeler yüzümüzü güldürdü’’ dedi. Bu yıl hedeflerini ise ’’Teknolojinin dünya siyasetini şekillendirdiğini gördük. Yerli ve milli yazılımlar öne çıktı. Kuluçka Merkezimizi 5 bin metrekare alana taşıyoruz. Daha çok startup’lara ev sahipliği yapacağız. Kuluçka ekibimiz, yılı 2 yeni TÜBİTAK projesiyle tamamladı. İkinci çeyrekte açmayı planladığımız Kuluçka Merkezimiz yerli ve dünyanın farklı ülkelerinden gelmek isteyen girişimcilerin çekim merkezi olacak.’’ dedi.


Yüzde 100 kapasite ile çalıştıklarını söyleyen Teknopark İstanbul GM Bilal Topçu teknoparkın fiziki alanını genişleterek 35 bin metrekarelik yeni binanın faaliyete başladıklarını ve 65 bin metrekarelik AR-GE merkezinin inşaatı için ihaleye çıktıklarını sözlerine ekledi. Büyük şirketlere arazi tahsisleri yaptıklarını ve şirketlerin kendi arazilerinde AR-GE faaliyetlerini yapabildiklerini de belirtti.


‘’ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME BÜTÇEMİZ ARTMALI’’


AR-GE harcamalarının Gayri Safi Milli Hasılaya oranının 2019’da yüzde yüzde 1,06 olduğunu ancak OECD ülkelerinde bu oranın yüzde 2,3 olduğunu dolayısıyla bu oranı yukarı çekilmesi gerekliliğini belirtti.


Topçu ‘’Devletin teknoparklarda desteği büyük, SGK primleri, kurumlar vergisi, KDV istisnaları gibi.


Teknoparkların, AR-GE projelerinde çalıştırdıkları mühendislerin SGK primlerinden, şirketlerin vergilerine değin yani firmalara ekonomik sağlayan teşvikleri var. En önemlisi burada büyük bir ekosistem oluşuyor. Dünyanın heryerinde böylesine devlet teşvikleri yok. Üniversite, sanayi arasında işbirlikleri, gençlerimize mentörlük, mühendislerimize işbirlikleri sağlıyoruz’.’ açıklamasını yaptı.


Türkiye genelinde faaliyet gösteren 80 teknopark, üretimin, ihracatın ve teknolojik dönüşümün önemli kilidi olarak katma değerli büyümeyi sağlayacaktır.


Hande Berktan

BloombergHT
https://www.bloomberght.com/yorum/hande-berktan/2272709-katma-degerli-buyumenin-anahtari-teknoparklar