31 Ocak 2021 Pazar

Oyun Sektörü ve Geleceğin Oyun Trendleri

 Oyunlar artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Teknolojinin gelişimi ile birlikte yeniden tanımlanan deneyim algısı sanat ile birleşiyor ve hayatlarımıza farklı noktalardan girebiliyor. Çoğu zaman stres atmak, başarı duygusu hissetmek ya da sosyal ihtiyaçlarımızı çevrim içi ortamlardan sağlamamıza olanak sağlayan oyunlar, değişen oyuncu trendlerini incelememiz için güzel bir fırsat.


Her tatil sezonunda bireyler kendilerine, evlerine ve yakın çevrelerine daha fazla odaklanmakta. Bu odağın sonucundan biri de kullanıcıların oyunlar ile normalden daha fazla vakit geçirmeleri. Çalışan kesim için tatil sezonu, yapmayı sevdikleri aktiviteler için bulunmaz bir fırsat. İşte bu noktada özellikle oyuncular, günlük hayatlarında ayırmış oldukları oyun sürelerini daha da artırıyor. Kısaca tatil, rahatlama anlamına geliyor.


ABD, Almanya ve Japonya’da oyunlar için Google Uygulama reklamı gösterimleri %41 artmış durumda. Özellikle ABD’de ödüllü videolar için bin gösterim başına efektif maliyet, yılın dördüncü çeyreğinde maksimum düzeye ulaşıyor ve gece geç saatlerde oyun oynama süreleri daha da artıyor. Statista’nın raporuna göre 2019 yeni yıl sezonunda saat 22:00 ila 00:00 arasında Minecraft oynayan kullanıcı oranı %25 arttı. Google’ın kendi verilerine göre ise mobil oyun aramaları, aynı dönemde 2019 yılının ilk çeyreğine kıyasla %41 artış gösterdi. Bu veri, her ne kadar yeni yıla özel olsa da her tatil dönemindeki oyuncu davranışları için çok değerli bir içgörüyü bizlere sunuyor.


Özellikle pandemi döneminde kullanıcıların evde oluşu, dışarıda gerçekleştirilen aktivitelerin muadilini arama yönünde aksiyon almalarına sebep oluyor. Kullanıcılar tatil dönemlerini de evlerde geçirdikleri için bu oran 2020 yılı içerisinde daha da artış gösterdi. Oyunlarla ilgili Google uygulama reklamlarına ait gösterimler 2020 yılı içerisinde ABD’nin Paskalya döneminde %43, Suudi Arabistan’ın Ramazan Bayramı döneminde ise %92 artışa ulaştı.


COVID-19 pandemisinin hemen hemen her sektörü olumlu ya da olumsuz olarak etkilemiş olduğu tartışılmaz bir gerçek. Oyun sektörü de pandeminin olumlu olarak etkilediği bazı sektörler arasında dikkat çekmekte. BCG’nin raporuna göre ev içi eğlenceye ilk defa para harcayan kullanıcıların oranı %25 olarak gözlendi. Aynı raporda pandemiden sonra ev içi eğlence içeriklerine daha fazla yöneleceğini söyleyen Z ve Y kuşağı kullanıcıların oranı ise %22. Oyunlara daha fazla para harcaması beklenen 18 – 29 yaş arası oyuncuların oranı, Statista’nın raporuna göre %37 olarak görülmekte.


Oyun ekosistemi ve oyuncu davranışlarını doğru değerlendirebilmek adına video ve yayın mecralarını da değerlendirmek gerekir. YouTube gibi video platformlarında COVID-19 pandemisinde daha fazla video izleyen kullanıcı sayısı 910 milyona ulaştı. Bunların 419 milyonu ise pandemi sonrasında video tüketimine devam edeceğini söylüyor.


Google’ın yayınladığı bu infografikte son olarak oyunlarla ilgili fırsatları değerlendirmenin üç farklı yolu da ele alınmış. Oyun geliştiricilerine yönelik bu öneriler kısaca;


Tasarımları yenileyin, yeni oyunlar ve özellikler sunun. Yeni yıl ya da tatil sezonlarına yönelik yapılacak geliştirmeler, kullanıcılara ilgi çekici deneyimler sunabilirsiniz.

Kullanıcılara ulaşın, onları elinizde tutun. Oyun demografiklerine yönelik olarak en çok çevrimiçi olunan saatlerde kullanıcılara özel fırsatlar sunabilirsiniz.

Reklam gelirinizi optimize edin, genç ve oyunlar için para ödemeye başlayan kullanıcılar ile bağlantı kurun.

Bu yazı alıntıdır.

https://blog.itucekirdek.com/oyun-sektoru-ve-gelecegin-kuresel-oyun-trendleri/

https://baslangicnoktasi.org/oyun-sektoru-ve-gelecegin-oyun-trendleri/





Dijital Dönüşümde 2021 Trendleri

 2020 yılı, hafızalarımızda COVID 19 ile yer alacak. Senenin sonunu görmekten memnun olmak ve 2021’i dört gözle beklemek için çok geçerli nedenlerimiz oldu şüphesiz. Bir anda her şey değişmese de yeni yıl hepimize yeni umutlar ve beklentiler getiriyor. Dijital dönüşüm dünyasında da gelecek parlak görünüyor. Tüm dünya için, salgının yarattığı yeni düzenle başa çıkmanın en önemli araçlarından biri olmaya devam edecek dijital. Dünyanın dört bir yanındaki işletmeler, rekabetçi kalabilmek için, dijital dönüşüme giderek daha fazla yatırım yapacak.


 


 

Dijitalleşmenin, iş dünyasını kökten değiştirdiği zamanları, tüm süreçlerimizi teknolojiyle tekrar yorumlamak ve zenginleştirmek zorunda kaldığımız bir dönemi yaşıyoruz.


 

Dünya çapındaki dijital dönüşüm pazarının, müşteri deneyimi, pazara yeni ürün sunma süresi, ürün kalitesi ve operasyonda önemli faydalar sağlaması beklentisiyle, 1,2 trilyon dolar olan mevcut büyüklüğünden, 2022 yılına kadar yıllık %20 büyüyerek 2 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor.


 

Pandemi, tüm otomasyon ve dijital dönüşüm programlarını birkaç yıl hızlandırdı. Ancak bu hızlanma bazı zorlukları da beraberinde getirdi. Yaşadığımız krizlerle her geçen gün dijitale daha bağımlı hale gelen dünyada, rekabeti sürdürmek için, artan müşteri taleplerini karşılamak, yeni gelir kanalları oluşturmak amacıyla hizmetlerimizi hızlı bir şekilde ölçeklendirmek ve müşterilerimize “bağlantılı” deneyimler sağlamak konusunda gittikçe daha fazla baskı altındayız.


 


 

Dijital dönüşüm girişimlerinin başarısızlık oranları ise %60 ile %85 arasında değişiyor. Bu oldukça yüksek bir oran. Dijital dönüşüm çabalarının önündeki en büyük zorluklardan biri entegrasyon. Hepimiz bu süreçte, dijital dönüşümün IT projeleri ile sınırlı olmadığını, şirketler olarak, IT’nin ötesinde tüm birimlerde inovasyonu etkinleştirmemiz gerektiğini ve dijital dönüşümün aslında “iş projeleri” olduğunu gördük.


 

Dijitalleşme konularındaki deneyimlerden yola çıktığımızda, dijitale hazır kültür, inovasyonun demokratikleşmesi, proaktif çevik yaklaşımlar ve “iletişim, liderlik, ekip kurulumu, eğitim gibi klasik değişim yönetimi araçlarını” yeni ihtiyaçlara uyarlamanın başarılı dijital dönüşüm projeleri için gerekli olduğunu söylemek mümkün.


 

2020’de rekabet için önem kazanan başlıklar; 2021’de de karşımıza çıkmaya devam edecekler.

 

Dijital platformlar, üretimde ve süreçlerde robotik otomasyon, 3D yazıcılar ile hızlı ve esnek üretim, entegre tedarik zinciri yönetimi, e-ticaret kanallarının zenginliği, uzaktan ve esnek çalışma modelleri, arttırılmış gerçeklik teknolojileri ile uzaktan testler, servis ve bakım faaliyetleri, uzaktan eğitim ve seminerler, esnek ödeme sistemleri, hızlı ve sorunsuz sipariş servisleri ve alışveriş yolculuğu, arttırılmış gerçeklik destekli alışveriş deneyimi, e-ticarette sosyal medyanın gücü, dijital pazarlama ve değişen iletişim stratejileri, dijital içerik ve yayın platformları, sanal asistanlar ve sesli yanıt sistemleri…


 


Bu başlıklarla yeni iş fikirleri ve iş modellerini, farklı ve yeni iş birliklerini ve benzersiz müşteri deneyimini ortaya çıkaranlar ise pandeminin kazananları olmaya devam edecekler şüphesiz.


Tüm bunlarla birlikte; şirketler, değişen müşteri beklentilerine ayak uydurmak için, verileri açığa çıkarmanın ve iç görüler elde etmenin daha hızlı yollarını arıyor.


2021, verilerin şirketleri rakiplerinden ayırdığı yıl olacak- müşteri verilerinin kilidini açma, analiz etme ve bunlara göre hareket etme yeteneği büyümenin temelini oluşturacak. Bu amaçla bir araya gelen teknolojilerin, birlikte yaratacağı katlanarak artan değer ve etkileri göreceğimiz bir yıl bizi bekliyor.


İlk güçlü çiftimiz: AIoT. Yapay Zeka Nesneleri (AIoT), birbirlerinin yeteneklerini hızlandıran iki bağımsız güçlü teknoloji olan IoT ile yapay zekayı birleştiriyor. IoT fiziksel dünyayı dijitalleştirip verileri bir araya getirirken, AI bu verileri büyük miktardaki bilgiden bir anlam çıkarmak ve genel sistemi kontrol etmek için kullanıyor ve Makine Öğrenimi (ML) ile güçlendirildiğinde, genel veri analizi sürecini ve veri yönetimini destekliyor. Bu teknolojilerin güç birliğinin gerçek ticari faydayı arttıracağı ortada. Ve trend yükseliyor. Gartner’a göre, IoT projelerinin %80’i 2022’ye kadar bir AI bileşenine sahip olacak.


 

Özetle: IoT iyidir, AIoT daha da iyidir diyebiliriz.



 

Pandemi ile önemi daha da artan sağlık sektörü, bu teknolojik girişimler için en önemli yatırım fırsatlarından birine sahip. Yine tükenen kaynakları korumak ve verimliliği artırmak konusunda yapay zekâ ve IoT kullanımının, sürdürülebilirlik amacına hizmet etmenin anahtarı olacağına inanılıyor. Akıllı şehircilik ve tarım da bu kapsamda önemli yatırım fırsatları sunuyor.


 


2021’de konuşacağımız bir diğer güç birliği ise robotik teknolojisini, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi diğer teknolojilerle birleştiren bir yaklaşım, Gartner terimi ile Hiperotomasyon (Hyperautomation).


Motto şöyle: Otomatikleştirilebilen her şey otomatikleştirilmelidir.


İdeal durum, her şeyi kapsayan, akıllı bir entegrasyon ile; tüm süreçlerin ve dolayısıyla görselleştirilmiş süreçler, ölçümler ve veri analizi ile kendi organizasyonunun “dijital ikizini” yaratmak. Hiperotomasyon, bir şirketin rekabet gücünü artıran ve özellikle kriz zamanlarında onu daha dayanıklı ve sağlam olarak konumlandıran bir kavram olarak 2021 ve sonrasında giderek daha önemli hale gelecek olan muazzam bir potansiyeli ortaya çıkarıyor.


 


Yine bir diğer birliktelik de artan güvenlik ve veri güvenilirliği endişeleriyle Blockchain teknolojileri ve IoT birlikteliği. Bu güçlü çift, 2021 boyunca sayısız uçtan uca çözüm fırsatını kolaylaştıracak gibi gözüküyor, bu yüzden kesinlikle izlemeye değer.


Teknolojik trendlerden sonra, son olarak 2021’in tüketici trendlerine hızlıca göz atalım.

Değişen satın alma alışkanlıkları, ekonomik krizlerin getirdiği tasarruf gerekliliği, sürdürülebilirlik ve çevresel duyarlılıkla birlikte ikinci el ticaretin yükselişe geçeceği konuşulan trendler arasında. Thredup’ın 2020 yeniden satış raporuna göre, ikinci el pazarın değeri 2024 yılına kadar 64 milyar dolara ulaşacak. Özellikle genç nesiller, iklim değişikliği ve aşırı tüketimden kaynaklanan atık ve kirlilik sorunlarını önemsiyor ve “döngüyü kapatmanın” yollarını bulan markaları arıyorlar – geri dönüştürerek ve yeniden kullanarak dünyanın kaynaklarını daha sorumlu, daha az savurgan şekilde kullanabilen markalar öne çıkıyor. Bunu bilen ve benimseyen markalar arasında, müşterilere kupon karşılığında ürünlerini yeniden satılmak üzere mağazaya geri getirme olanağı sağlayan bir “geri alma” hizmetini başlatan mobilya devi IKEA da yer alıyor. Önümüzdeki yıl daha fazla markanın benzer planlar yapacağı düşünülüyor.


 


 

Artan politik hassasiyet ve duyarlılıkla, toplumsal değerleri yaşayan markaların -tabii burada samimiyetin altını çizmekte fayda var- öne çıkacağı bir dönemi göreceğiz. Şeffaflık, dürüstlük ve özgünlük, başarının sırları diyebiliriz. Ve tıpkı insanların değerlerini yeniden düşünmeye ve onlar için gerçekten neyin önemli olduğunu hatırlamaya başladıkları gibi, sosyal değerler ve sürdürülebilirlik de bu yıl dijital gündemde üst sıralarda yer alacak. 2021 ve sonrasında başarılı olmak için markaların sosyal değerlerinin ne olduğunu düşünmeleri ve bunları özgün bir şekilde nasıl ifade edeceklerini bulmaları gerekecek.


Kişiselleştirilmiş çevrimiçi eğitim bir diğer trend olarak karşımıza çıkıyor. E-öğrenmenin geleceği, bulunduğunuz yer, cihaz ve saat diliminiz, kendi öğrenme stilinize ve tercihlerinize göre uyarlanmış verilere dayalı bir eğitim planı ile her zamankinden daha kişiselleştirilirmiş olacak.


Ses teknolojisinin, daha gelişmiş, kabul görmüş ve güvenilir hale geldikçe, önümüzdeki yıl içinde tercih edilen arama yöntemi olarak dokunmanın yerini almaya başlayacağı söylenenler arasında. Siri, Google Assistant ve Alexa gibi sesli asistanların ileriye doğru yürüyüşü yavaşlayacak gibi gözükmüyor. Önümüzdeki yıllarda çoğumuz, her sözümüze bağlı kalacak ve her emri uygulayacak yeni bir aile üyesine sahip olacak.


Oyun içi pazarlama, yani markaların oyun dünyasını müşterileri ile bağlantı kurmak için kullanması da öne çıkan trendler arasında yer alıyor. Günümüzde oyun oynamak çok daha geniş bir demografiye hitap ediyor ve yalnızlık diyarı olmaktan çok uzak, neredeyse yeni sosyal ağ haline geldi. Oyunlar bu şekliyle, markalar için karşı konulmaz bir pazarlama fırsatı sunuyor. Oyuncular, “skinning” olarak bilinen özellik sayesinde avatarlarını bir tür ürün yerleştirme ile ünlü birçok moda markasında giydirebilirler. Bu tür oyun içi pazarlamanın, önümüzdeki yıl daha fazla marka oyuna girdikçe artacağını göreceğiz.


Salgınla gündeme gelen bütünsel sağlıklı yaşam ve yeniden tanımlanan iş yaşam dengesi konseptlerinin ise 2021’de güvenlik takıntısı ile, temassız yaşam, sağlık pasaportu ve sosyal mesafe teknolojileri gibi kavramlarla çeşitleneceği düşünülüyor.


Bu yazı alıntıdır.

https://www.deryairen.com/post/dijitaldonusum2021trendleri

https://baslangicnoktasi.org/dijital-donusumde-2021-trendleri/


30 Ocak 2021 Cumartesi

Apple ürünlerinin satışında büyük artış

 Apple'dan yapılan açıklamada şirketin geliri ilk kez 100 milyar doları aşarken akıllı telefon, tablet ve laptop satışları arttı



Apple'dan yapılan açıklamaya göre, geçen yılın ekim-aralık dönemini bilançosunda 2021 mali yılının ilk çeyreği olarak kabul eden şirketin geliri ilk kez 100 milyar doları aştı.


Firmanın geçen yılın ekim-aralık döneminde elde ettiği gelir, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 21 artarak 111,4 milyar dolara ulaştı. Şirket, 2019'un ekim-aralık döneminde 91,8 milyar dolar gelir elde etmişti.

Apple'ın net karı da aynı dönemde yıllık yüzde 29,3 artarak 28,8 milyar dolara yükseldi. Şirketin hisse başına karı da bu dönemde 1,25 dolardan 1,68 dolara çıktı.


Söz konusu dönemde Apple'ın akıllı telefon, tablet ve bilgisayar satışları artış gösterdi. iPhone satışlarından elde edilen gelir, geçen yılın ekim-aralık döneminde yıllık yüzde 17,2 artarak 65,6 milyar dolara yükseldi.


Aynı dönemde iPad satışları yüzde 41,1 artışla 8,4 milyar dolara, Mac satışlarının tutarı ise yüzde 21,2 artışla 8,7 milyar dolara ulaştı.


Facebook'un günlük kullanıcı sayısı 1.84 milyara ulaştı

 Facebook'un günlük aktif kullanıcı sayısı, geçen yıl aralık itibarıyla yıllık bazda yüzde 11 artarak 1,84 milyara ulaştı



Dünyanın en büyük sosyal paylaşım sitelerinden Facebook da geçen yılın son çeyreğinde gelirini ve karını artırdı.


Facebook'tan yapılan açıklamaya göre, şirketin 2020'nin dördüncü çeyreğinde elde ettiği gelir, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33 artışla 28,1 milyar dolara yükseldi. Facebook, 2019'un aynı döneminde 21,1 milyar dolar gelir elde etmişti.

Şirketin 2020 genelinde elde ettiği gelir ise yıllık yüzde 22 artarak 85,9 milyar dolara ulaştı. Firmanın 2019'daki geliri 70,7 milyar dolar olarak kaydedilmişti.


Facebook'un net karı da bu çeyrekte yüzde 53 artışla 11,2 milyar dolara yükseldi. Şirket, 2019'un ekim-aralık döneminde 7,4 milyar dolar net kar elde etmişti.


Şirketin net karı 2020 yılı genelinde ise yıllık yüzde 58 artışla 29,2 milyar dolara çıktı.


Facebook'un 2019'un dördüncü çeyreğinde 2,56 dolar olan hisse başına karı da 2020'nin aynı döneminde 3,88 dolara yükseldi.


Facebook'un günlük ve aylık aktif kullanıcı sayısında da bu dönemde artış görüldü. Günlük aktif kullanıcı sayısı, geçen yıl aralık itibarıyla yıllık bazda yüzde 11 artarak 1,84 milyara ulaştı. Sosyal paylaşım sitesinin aylık aktif kullanıcı sayısı da aynı dönemde yüzde 12 artışla 2,80 milyar oldu.


Teknoloji geliştirme bölgeleri teklifi TBMM'de yasalaştı

 29.01.2021

Teknoloji konusunda faaliyet gösteren kurum ve kuruluş sayısı artırılacak. Başvuruları, bakanlık, cumhurbaşkanlığı ve özel sektör kuruluşlarından oluşan Değerlendirme Kurulu değerlendirecek



Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.


Yasaya göre, Değerlendirme Kurulunda, teknoloji konusunda faaliyet gösteren kurum, kuruluş sayısı artırılacak. Başvuruları değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcisi başkanlığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, YÖK Başkanlığı, TÜBİTAK, TOBB, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenecek teknoloji konusunda faaliyet gösteren, en az biri özel kuruluş olmak şartıyla iki kurum veya kuruluştan birer temsilcinin katılımıyla Değerlendirme Kurulu oluşturulacak. Değerlendirme Kurulu toplantılarına, genel müdür dışında yöneticiler de başkanlık edebilecek.

Bakanlık izni şartı getiriliyor


Bölge ilanından sonra kurulacak yönetici şirketin, belirtilen yükümlülüklerine uygun faaliyet göstermesini temin için esas sözleşmesi ile bu sözleşmede yapacağı değişikliklerin izlenebilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı izni şartı getirilecek.


Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketi tarafından, bölge alanları dışında Değerlendirme Kurulunun kararı üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca izin verilmesi halinde kuluçka merkezi açılabilecek.


Teknoloji Geliştirme Bölgesi alanında mücbir sebep halleri dışında faaliyetlerin bir yıl durması halinde Cumhurbaşkanının söz konusu alanın ilanına ilişkin kararı, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkacak.


Bölgede faaliyet gösteren girişimcilerin, projelerinin tamamlanma tarihinden itibaren yönetmelikle belirlenen şartlar dahilinde yeni bir proje sunmamaları ve yönetici şirkete iletmekle yükümlü oldukları bilgi ve belgeleri süresinde vermemeleri halinde sözleşme feshedilecek. Fesih ise tahliye nedeni sayılacak.

Teknoparklara AR-GE binası, makine, ekipman ve yazılımlara yönelik destek


Yasayla teknoparklara yapılaşma için verilen desteğin yanı sıra AR-GE binası, atölye ve buralarda yer alacak makine, ekipman ve yazılımlara yönelik desteklerin verilebilmesi amaçlanıyor. Bölgelerde altyapı, idare binası, AR-GE binası, atölye ve kuluçka merkezi inşasıyla atölyelerde kullanılacak makine, ekipman ve yazılımlarla AR-GE ve yenilik faaliyetleriyle tasarım faaliyetlerini desteklemeye yönelik yönetici şirketçe yürütülen veya yürütülecek kuluçka programları, teknoloji transfer ofisi hizmetleri ve teknoloji iş birliği programlarıyla ilgili giderler, yardım amacıyla bakanlık bütçesine konulan ödenekle sınırlı olmak üzere karşılanabilecek.


Yasa, desteklenecek program alanlarından mezunların AR-GE personeli statüsünde olmadan da yönetici şirketlerde istihdam edilebilmeleri ve böylece bu programlardan mezunların istihdamının artırılmasını amaçlıyor. Bu kapsamda, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri yönetici şirketlerinde kuluçka merkezi ve teknoloji transfer ofisi hizmetlerinde istihdam edilen desteklenecek programlar mezunu personele de destek aynen uygulanacak. Bölgelerde yer alan firmalara, istihdam ettikleri doktora öğrencisi AR-GE personeli için 2 yıl süreyle ve stajyer istihdam edenlere, bakanlık bütçesine konulacak ödenekle sınırlı olmak üzere destek sağlanacak.


Girişimcilere şart


1 Ocak 2022 tarihinden itibaren yıllık beyanname üzerinden istisna edilen kazançları tutarı 1 milyon lira ve üzerinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, bu tutarın yüzde 2'si pasifte geçici bir hesaba aktarılacak. Aktarılması gereken tutar yükümlülüğü, yıllık bazda 20 milyon lirayla sınırlı olacak. Bu tutarın, geçici hesabın oluştuğu yılın sonuna kadar Türkiye'de yerleşik girişimcilere yatırım yapmak üzere kurulmuş girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması veya girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ya da bu kanun kapsamındaki kuluçka merkezlerinde faaliyette bulunan diğer girişimcilere sermaye olarak konulması şart olacak.

Söz konusu tutarın ilgili yılın sonuna kadar aktarılmaması durumunda, yıllık beyanname üzerinden istisna edilen kazançlar tutarının yüzde 20'si, ilgili yılda yararlanılan gelir ve kurumlar vergisi istisnasına konu edilemeyecek. Bu tutar nedeniyle zamanında alınmayan vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilecek.


Cumhurbaşkanı, bu tutar ve oranları, birlikte ya da ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye, beş katına kadar artırmaya yetkili olacak.


Teşviklerin süresi uzatılıyor


Yönetici şirketlerin elde ettikleri kazançlar ile bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin münhasıran bu bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, 31 Aralık 2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olacak.


Yasayla Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde yer alan girişimcilerin üzerindeki istihdam yükünün azaltılması hedefleniyor. 31 Aralık 2028 tarihine kadar bölgede çalışan AR-GE tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisi; verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilecek.


Gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personeli sayısı, AR-GE ve tasarım personeli sayısının yüzde 10'unu aşamazken, toplam personel sayısı 15'e kadar olan bölge firmaları için bu oran yüzde 20 olarak uygulanacak.


Bölgede yer alan işletmelerde, gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde 20'sini aşmamak kaydıyla ilgili personelin, bölge dışında geçirdikleri süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında olacak. Bu oran Cumhurbaşkanı tarafından yüzde 50'ye kadar artırılabilecek.

31 Aralık 2028 tarihine kadar uygulanmak üzere, bölgede faaliyette bulunanlara Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uygun görülen alanlarda gerçekleştirecekleri projelerin finansmanında kullanılmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından sağlanan sermaye destekleri, beyan edilen gelirin veya kurum kazancının yüzde 10'unu ve öz sermayenin yüzde 20'sini aşmamak üzere, ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılacak. İndirim konusu yapılacak tutar, yıllık olarak 1 milyon lirayı aşamayacak.


Projelerin finansmanında kullanılmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından sağlanan sermaye desteklerinin aktarımından itibaren en az 4 yıl boyunca ilgili şirketlerde kalmaması, payların satılması ya da yatırılan sermayenin kısmen ya da tamamen geri alınması halinde indirim dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, gecikme faiziyle tahsil edilecek.


Yasayla şikayet ve itirazen şikayet başvurularının elektronik ortamda yapılabilmesi ve başvurularda işlem kolaylığı sağlamak üzere usul ve esaslar belirlenmesi konusunda Kamu İhale Kurumuna yetki veriliyor.


Kanun, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'da da değişiklik yapıyor. Bankalarca, süresi içinde ilgili vergi dairesi başkanlıklarına/defterdarlıklara veya vergi dairesi müdürlüklerine ihbar edilmeyen açık ihracat hesaplarının, yürürlük tarihinden itibaren 60 gün içinde ihbar edilmesi durumunda, bu işlemler için bankalar hakkında idari para cezası uygulanmayacak.


Bu hüküm, süresi geçtikten sonra ihbar edilen ancak düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla cumhuriyet savcılıklarına bildirim yapılmamış olan ihlaller için de uygulanacak. Ancak söz konusu tarihte cumhuriyet savcılıklarına intikal eden ama haklarında idari para cezasına karar verilmemiş işlemler için idari yaptırım kararı verilmeyecek. Karar verilmekle birlikte henüz kesinleşmemiş veya kesinleşip henüz ödenmemiş olan idari para cezası kararları ortadan kalkacak, ödenmiş olanlar ise ret ve iade edilmeyecek.


İmza sirküleri talep edilmeyecek


TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında Elektronik İmza Kanunu'nda bazı değişikliklere gidiliyor. Buna göre, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, nitelikli sertifika verdiği kişilerin kimlik bilgilerini Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı vasıtasıyla uzaktan güvenilir bir biçimde tespit etmişse, nitelikli sertifikayı kimlik kartına uzaktan güvenilir bir biçimde yükleyebilecek.


Elektronik mühür oluşturma amacı ile ilgili mühür sahibinin rızası veya talebi dışında; mühür oluşturma verisi veya mühür oluşturma aracını elde eden, veren, kopyalayan ve bu araçları yeniden oluşturanlar ile izinsiz elde edilen mühür oluşturma araçlarını kullanarak izinsiz elektronik mühür oluşturanlar 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 50 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılacak. Suçun elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı çalışanları tarafından işlenmesi halinde, bu cezalar yarısına kadar artırılacak.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının kanunlarda yer alan elektronik imza ile ilgili hak, yetki ve yükümlülükleri, elektronik mühür hakkında da geçerli olacak.


Elektronik imzaya ilişkin hükümler, kıyasen internet sitesi kimlik doğrulama sertifikası ve benzer altyapıyı kullanan diğer elektronik sertifikalar hakkında da uygulanacak.


Bu yükümlülüklere aykırı hareket eden elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarına idari para cezaları kesilecek.


Entegre Devre Topoğrafyaların Korunması Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle tüzel kişi tescil başvurularında imza sirküleri talep edilmesi uygulaması kaldırılıyor.


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nda yapılan değişiklikle, tüzel kişi taciri temsile yetkili olanlardan ayrıca imza sirküsü alınmaksızın, ellerinde mevcut bulunan ve tüzel kişi taciri temsile yetkili kişilere gösterir sicil tasdiknamesi ile oda, borsa, birlik ile şubelerinin seçimlerine katılabilme imkanı getiriliyor.


Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemeyle temel bilimler tanımı revize ediliyor.


Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde doktora mezunu personelin üniversitelerde Ar-Ge ve yenilik alanında ders vermesi veya Ar-Ge ve tasarım personelinin teknoloji geliştirme bölgelerinde bulunan girişimcilere mentorluk yapması durumunda haftalık 8 saati aşmamak şartıyla, bu çalışmaları gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilecek.


Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde gelir vergisi stopajı teşvikine konu edilen toplam çalışma sürelerinin yüzde 20'sini aşmamak kaydıyla ilgili personelin bu merkezler dışında geçirdikleri süreler de gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında olacak. Bu oran Cumhurbaşkanı tarafından yüzde 50'ye kadar artırılabilecek.


Bakanlık, girişim sermayesi fonlarına destek bütçesi aktarılabilecek


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinden teknoloji, teknolojik üretim ve yenilik faaliyetlerini desteklemek amacıyla girişim sermayesi fonlarına destek bütçesi aktarılabilecek.


Girişim sermayesi desteği kapsamında kaynakların aktarıldığı girişim sermayesi fonlarından ya da bu fonların yatırım yaptığı fonların yatırımlarından yararlanan şirketlere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından sağlanan sermaye desteklerinin beyan edilen gelirin veya kurum kazancının yüzde 10'unu ve öz sermayenin yüzde 20'sini aşmayan kısmı, ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılacak. Bu kapsamda yapılacak indirim tutarı yıllık 1 milyon lirayı aşamayacak. Bu oranları ve parasal sınırı yarısına kadar indirmeye veya dört katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkili olacak.

Destek ve teşvik unsurlarından yararlananların öngörülen şartları taşıdıklarına ilişkin tespitler en geç 3 yıllık süreler itibarıyla yapılacak.


Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan teşviklerin süresi, 31 Aralık 2023'ten 31 Aralık 2028'e kadar uzatılacak.


Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikle, gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza verilerinden elektronik ortamda temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına kaydedilecek.


Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınacak. Şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemeyecek.


Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nda yapılan değişiklikle, işletmenin tamamı üzerinde rehin kurulmadan işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bütünü üzerinde rehin kurulmasına imkan tanınacak.


Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması halinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş her türlü varlık, bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi halinde ise bu gruba dahil varlıkların tamamı rehnedilmiş sayılacak.



26 Ocak 2021 Salı

Salgında dizüstü bilgisayar ve tablet satışları katlandı

 Huawei Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Ülke Müdürü Wang, en fazla büyümeyi, evden çalışma ve evden eğitimin başlaması ile dizüstü bilgisayar ve tablet ürünlerinde gördüklerini bildirdi.

Huawei Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Ülke Müdürü Seth Wang, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2020 yılının kimsenin beklemediği ve hayatı büyük ölçüde değiştiren olaylara sahne olduğunu söyledi.

Bu durumun teknoloji dünyasına yansımalarını çok net bir şekilde gördüklerine işaret eden Wang, şunları kaydetti:

"Dijitalleşmenin vites yükselterek hızlanması, evden çalışmayı belki de hayatlarında ilk defa deneyimleyen kişileri, bambaşka bir paradigmanın içerisine itti. Bu değişimi, özellikle dizüstü bilgisayar ve tablet satışlarının tüm ülke genelinde artmasıyla da sayısal olarak gözlemleme şansını elde ettik.

Huawei olarak, 2020 yılında piyasanın talepleri doğrultusunda farklı kategorilerde yer alan birçok yeni ürünü de tüketicilerimizle buluşturduk. MateBook ve MatePad serilerimizin hemen hemen her kullanıcıya hitap eden farklı modelleri, evde çalışmanın olmazsa olmazı kişisel güvenlik ve mahremiyete yönelik inovasyonlarıyla tüketiciler tarafından çok beğenildi."

Wang, mart ayının ortalarında, pandemi sürecine karşı korunma amaçlı alınan önlemlerin tüm tüketicilerin hayatlarında büyük değişiklik yarattığını söyledi.

"Eski cihazları yenilemek de tüketicilerin bir diğer tercihi oldu"
Seth Wang, çalışma, eğitim, öğretim ve eğlence süreçlerinin tamamının ev ortamına taşınmasının, tüketicileri bu ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri teknolojileri ve cihazları araştırmaya ittiğini, ellerindeki eski cihazları yenilemenin de tüketicilerin bir diğer tercihi olduğunu aktardı.

Pandeminin ilk başladığı sıralarda internet üzerinden alışveriş imkanı sağlayan Huawei Online Mağazası'nı açıp tüketicilerin kullanımına sunduklarını anımsatan Wang, "Tüm ürünlerimizin birçok kampanyayla yer aldığı bu mağazada tüketiciler, aynı zamanda cihazların detaylı teknik özelliklerini, destek dosyalarını da bulabildikleri gibi, yorumlarıyla kendi bilgi ve deneyimlerini de paylaşabiliyorlar." dedi.

Süreç içinde aldıkları aksiyonlar hakkında bilgi veren Wang, Huawei Mağaza mobil uygulamayı yayınlayarak mobil cihaz kullanan tüketicilerin merak ettikleri ürünleri incelemelerini ve satın alabilmelerini sağladıklarını kaydetti.

Wang, mağazalarda ve teknik servis merkezlerinde Sağlık Bakanlığı yönergelerine uygun olarak gerekli tüm tedbirleri aldıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

"Sosyal mesafeye uyarak müşterilerimizi içeri aldık ve alanları sürekli dezenfekte ettik. Teknik servislerimiz, pandemi sürecinde gelen tüm ürünleri özel koşullarda dezenfekte ederek müşterilerimize ulaştırdı. Ayrıca, teknik servislerimizden yararlanmak isteyen müşterilerimizin teknik servislerimize gelmelerine gerek kalmadan, ücretsiz olarak kargo ile ürünlerini iletip tamir sonrası dezenfekte edilmiş olarak istedikleri adrese göndermeye devam ettik. Pandemi sürecinde servislerimize gelemeyen müşterilerimizin garanti sürelerini 3 ay uzattık ve bu döneme özel bazı indirimler de gerçekleştirdik."

"Kişilere büyük kolaylıklar sağlayan teknolojileri geliştirmeye devam edeceğiz"
Huawei Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Ülke Müdürü Wang, en fazla büyümeyi, evden çalışma ve evden eğitimin başlaması ile dizüstü bilgisayar ve tablet ürünlerinde gördüklerini belirterek, pandeminin başlaması ile tüketicilerin daha önce neredeyse hiç deneyimlemedikleri bir alanda, kendi düzen, iş yapış ve eğitim şekillerine hem işlev hem finansal açıdan uygun cihaz satın almak istediklerini söyledi.

Bu ani talebi karşılayabilecek, hem stok hem de birçok farklı ihtiyaca yönelik olarak tasarlanmış MateBook ve MatePad modelleri olduğu için bu kategorilerde çok hızlı ve sağlıklı büyüme elde ettiklerini aktaran Wang, şunları kaydetti:

"Huawei'nin geliştirdiği ve PC ile cep telefonu arasındaki ayrımı ortadan kaldıran Çoklu Ekran İş Birliği gibi teknolojiler, tam da bu dönemde şirketin teknoloji vizyonunun ne kadar doğru bir yolda olduğunu gösterdi. Artık hangi cihazda hangi işin yapıldığının bir öneminin kalmadığı akıllı teknoloji çağında, özellikle evden çalışan ve evden eğitim gören kişilere büyük kolaylıklar sağlayan bu teknolojileri geliştirmeye devam edeceğiz."

"Bu yönelimlerin 2021 yılında da süreceğini düşünüyoruz"
Seth Wang, esas büyümeyi online satış kanallarında gördüklerini, hem Huawei Online Mağaza internet sitesinin hem de Huawei Mağaza mobil uygulamasının bu büyümenin esas kaynağı olduğunu vurguladı.

Tüketicilerin olası ihtiyaçlarını önceden çok iyi öngörüp hemen aksiyona geçmelerinin, büyüme üzerinde çok olumlu etkiler yaptığına işaret eden Wang, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu yönelimlerin 2021 yılında da süreceğini ancak tüketicilerin ilk satın alma paniği dalgasını atlattıktan sonra çok daha bilinçli ve seçici kararlar vereceğini düşünüyoruz. 2021 yılında yine bu dinamiklere göre pazarda yepyeni ürünlerimiz ile yer alacağız. Yeni amiral gemisi telefonumuz, öncekilere ek olarak daha farklı ve inovatif dizüstü bilgisayar çözümlerimiz, tabletlerimiz ve sürpriz bazı ürünlerimiz ile kullanıcıları fazlasıyla memnun edeceğimizi düşünüyoruz."

25 Ocak 2021 Pazartesi

Getir, 128 milyon dolarlık yeni yatırım aldı

 Türkiye'nin teknolojik girişimi Getir, geçen yıl aldığı 38 milyon dolarlık yatırımın ardından ikinci yatırım turunu yabancı ve yerli fonlardan aldığı 128 milyon dolarla tamamladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Silikon Vadisi'nin önde gelen yatırımcılarından Michael Moritz, Crankstart aracılığıyla 2020'de gerçekleşen birinci turda Getir'e yaptığı yatırımı ikinci turda da devam ettirerek Brezilya merkezli Base Partners ile birlikte turun liderliğini yaptı. Mevcut yerli yatırımcılardan Revo da bu turda yer aldı. Bunun yanı sıra yurt dışından, New York merkezli Tiger Global ve Silikon Vadisi'nden Goodwater Capital, Türkiye'den Fiba ile Esas Holding de Getir'in yeni yatırımcıları arasında yer aldı.

Ulusal ve uluslararası arenada yatırımcıların dikkatini çeken Getir, yeni yatırımlarla birlikte değerini 5,5 senede yaklaşık 850 milyon dolara çıkardı. Getir'in ikinci yatırım turu, beklenti üzerinde talep gördü.

"5,5 yılda yaklaşık 850 milyon dolar değerlemeye ulaştık"
Açıklamada görüşlerine yer verilen Getir Kurucusu Nazım Salur, Getir'i 2015 yılında dünyada bir ilki gerçekleştirerek kurduklarını ve yeni bir pazar oluşturduklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye'nin 18 şehrinde 1.500 ürünü ortalama 10 dakikada kullanıcılara ulaştırıyoruz. Bunun yanı sıra GetirYemek, GetirBüyük ve GetirSu ile hizmet çeşitliliğimizi artırdık. 128 milyon dolar yatırım aldığımız bu turda, mevcut yatırımcılarımız Getir'in potansiyeline inanarak ek yatırım yaptı ve yeni yatırımcılar aramıza katıldı. Sadece 5,5 yılda yaklaşık 850 milyon dolar değerlemeye ulaştık. Getir'in kurulduğunda dünyada bir ilk olması ve bu fikri geliştirerek bugünlere taşımamız, bu değerlemeye ulaşmamızda en önemli etken oldu."

Getir çalışanlarının talepleri üzerine bu yatırım turunda çalışanlara yatırımcı olma imkanı sunuldu. 250'den fazla Getir çalışanı da kendi birikimleriyle Getir'e ortak oldu.

Market ürünlerini gece gündüz dakikalar içerisinde kullanıcılarına teslim etme amacıyla kurulan Getir uygulaması, 4 farklı iş kolunda faaliyetlerini sürdürerek hızla büyüyor. Getir'in ardından GetirBüyük yaklaşık 4 bin ürünü market fiyatına sunarken, GetirSu ise kullanıcılarına hızlıca damacana su ulaştırıyor. GetirYemek ise sektöre getirdiği yenilikler ile bünyesinde 15 binden fazla restoranla büyümeye devam ediyor.

Getir, yeni yatırımlarla yurt içinde ve dışında operasyonel ağını hızla genişletmeye devam etmeyi hedefliyor.



https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/getir-128-milyon-dolarlik-yeni-yatirim-aldi/2115302

Fintech’lerin yükselme çağı

 KPMG’nin Fintech100 listesi, küresel ölçekte yükselen Fintech dünyasını inceliyor, geçen yıllara göre gelişimi karşılaştırma imkanı tanıyor. Araştırma finansal hizmetler ile teknoloji arasında köprü oluşturan ürün veya servis yaratan 100 yenilikçi şirketi kapsıyor. Oluşturulan liste, ‘Lider 50’ ve ‘Gelişen 50' şeklinde iki bölümden oluşuyor. Liste sıralamasında şirketlerin faaliyet gösterdikleri sektör, sermaye büyüklükleri, aldıkları yatırım seviyeleri, coğrafi konumları, sektör çeşitlilikleri, istihdam durumu ve ürün, hizmet, iş modeli konusundaki yenilikçi kimliği derecelendiren ‘x’ faktörü göz önünde bulunduruluyor. 


Bu yıl altıncısı hazırlanan 2019 Fintech100 listesi, küresel Fintech pazarının gittikçe artan çeşitliliğini ve ölçeğini yansıtıyor. Fintech’lerin çalışma alanlarına bakıldığında toplamda 27 şirket ile ödeme şirketleri ağırlığını koyuyor. Ödeme şirketlerini 19 şirket ile varlık yönetim kuruluşları, 17 şirket ile sigorta kuruluşları, 15 şirket ile kredi kuruluşları ve 13 şirket ile çok amaçlı Fintech’ler takip ediyor. Çok amaçlı hizmetler sunan Ant Financial, bu sene de listenin zirvesinde yerini aldı. 


29 farklı ülkeden şirketin yer aldığı listedeki 42 Fintech, Asya Pasifik bölgesinden. Son üç yılda Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan pazarlarda her 11 şirketten 8’i 1 milyar üzeri yatırım çekmeyi başardı. Diğer coğrafyalardan Birleşik Krallık ve Avrupa-Ortadoğu-Afrika’dan 36, Amerika’dan 22 şirket listede yer aldı. 


Çin hakimiyeti sürüyor

Çinli Fintech şirketlerinin listedeki hakimiyetini bu yıl da sürdürdüğünü görebiliriz. Listenin ‘Lider 50’ bölümünde ilk beşte, 3 Çinli şirket yer almasına rağmen listeye 8 adet Fintech’i giren Hindistan da dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. ‘Lider 50’ bölümünde Çinli Ant Financial liderliğini bu yıl da korurken, listeye geçen yıl üçüncü sıradan giren Singapur şirketi Grab, bu yıl ikinciliğe yükseldi. Çinli JD Digits üçüncü, Endonezya merkezli GoJek dördüncü, Hindistan’dan Paytm ise beşinci sırada yer aldı. ABD ve Birleşik Krallık da ilk 10’a ikişer şirketle girdi. 


70 milyar dolar topladılar

Girişimler, risk sermayesinden 2019 yılında 18 milyar doların, toplamda ise 70 milyar doların üzerinde fon topladı. Bu rakam geçen yıla göre yüzde 36’lık bir artışa denk geldi. Ayrıca Fintech 100’deki 32 şirket, son 12 ayda en az 100’er milyon dolarlık yatırım aldı. İlk 10 girişimin son 12 ayda aldıkları ortalama yatırım ise 1.25 milyar doların üzerinde oldu. Fintech şirketlerine risk sermayesi yatırımı yapan kurumlardan bazıları Sequoia Capital, SoftBank, Alphabet, BBVA ve Tencent Holdings oldu. 


2019 Fintech100 Listesi, inovasyonu ve inovatif yaklaşımı ödüllendirmeyi hedefliyor. Beş yıldır listeden çıkmayan Ant Financial’dan bu sene listede ilk kez yerini alan Sempo’ya kadar inovasyona önem veren çok sayıda fintech dikkat çekiyor. İnovasyon tek başına ekonomiyi ve toplumu değiştirmiyor, ancak bunu sağlayan güç listedeki şirketlerin global olarak 2,5 milyar müşteriye ulaşan kapsamı. Geleneksel bankalar ve küresel teknoloji devlerinin bu Fintechlerin mucitleri olduğunu belirtmekte fayda var. Toplumu baştan aşağı değiştirmeye devam eden Fintech’leri destekleyen kuruluşlardan bazıları Charles Schwab, Goldman Sachs, Apple ve Facebook. 


Bu yılki analizde çok sayıda Fintech’in küresel pazarlara açıldığı görülüyor. Grab, Ola, OakNorth, Revolut, Monzo, N26 ve Klarna örneklerden birkaçı. Yerli pazarlarda hedefledikleri ölçüde büyüme sağlayabilen bu şirketler yeni fırsatlar için Amerika ve Asya gibi daha geniş pazarlara açılmayı hedefliyorlar. Globalleşmeye odaklanan Fintech’lerin tek bir alanda ilerlemektense sunduğu hizmetlerin portföyünü de genişletmeye çalıştığına yönelik bir trend göze çarpıyor. Bunu gerçekleştirmeyi sağlayan faktör ise rekabet ve müşteri seçimlerinin artışını teşvik eden bankacılık lisanslarının regülasyonundaki olumlu değişiklikler oldu. 


Fintech’lerin çoğu, önemi giderek artan açık bankacılık politikalarından faydalanmaya devam ediyor. Açık bankacılık süreçlerini hızlandıran küresel mevzuat değişiklikleri; kuruluşların müşteri verilerine ulaşmalarını, bu sayede de daha kişisel ve müşteri odaklı hizmetler sunmalarını sağlıyor. Avrupa’da PSD2, Birleşik Krallık ve Avustralya’daki açık bankacılık yasaları çok sayıda Fintech’in faaliyetlerini daha kolay bir hale getirdi. 


İlk 100’de iki Türk şirketi

2019 Fintech100 listesinde Türk girişimlerinin yeniden yer alması çok sevindirici bir gelişme. 2016 yılında kurulan Papara ve ödeme sistemlerini büyük ölçüde değiştirmeyi hedefleyen MenaPay olmak üzere listede iki adet Türk girişimi bulunuyor. 2017 yılında iyzico, Fintech 100’e giren ilk Türk şirketi olmuştu. 


Listede gelecekte Türkiye den daha fazla şirketi görmek herkesin dileği. Türkiyedeki Fintech ekosisteminin gelişimi için öncelikli olarak düzenleyici kuruluşların inovasyon dostu bakış açısı kazanması, inovasyonda ve büyüme stratejilerinde küresel düşünen finansal kuruluşlara sahip olması gerekiyor. Sağlıklı bir finansal inovasyon ekosistemi yaratılmasında rekabet yadsınamaz ölçüde rol oynuyor. Finansal kuruluşlar inovasyon yolunda diğer oyuncuları öncelikli olarak rakipleri değil aynı ekosistemde birlikte var olan ve birlikte dönüşen çözüm ortakları olarak değerlendirmeliler. 


Kaynak:

https://home.kpmg/tr/tr/home/gorusler/2020/04/fintechlerin-yukselme-cagi.html



Dijital dönüşüme 5 milyar dolar harcayacağız

 KPMG Teknoloji Lideri Christian Rast, teknolojinin ve dijitalleşmenin iş dünyasında muazzam bir dönüşüm yarattığını söyledi. KPMG’nin müşterilerinin dijital dönüşümüne yoğun yatırım yaptığını belirten Rast, gelecek beş yılda teknolojiye 5 milyar dolar ayırdıklarını açıkladı. Rast, KPMG’nin teknoloji yolculuğunu ve müşterileri için yarattığı değeri KPMG Gündem’e anlattı.


 


Teknoloji dünyada tüm sektörleri yeniden şekillendiriyor. Bize dijital dönüşümü nasıl tarif edersiniz? 


Forrester’ın ünlü bir analistinin sözleriyle ifade etmek gerekirse; “Dijital dönüşüm sadece teknolojiyle ilgili bir konu değildir. Dijital dönüşüm, hızla değişmek, yalın operasyonlar yaratmak için teknolojiden faydalanmak ve insanları karmaşık görevler konusunda özgür bırakmak amacıyla hızlı ve çevik yollarla dijital alana öncelik veren faaliyet şekline doğru yapılan gerekli ve zorlu yolculuktur.’ 


Dijital dönüşüm tabii ki kendi içinde bir amaç değil; sağlam iş ilişkileri çerçevesinde niceliği ve niteliği pekiştiren bir olgudur. Bunun yanı sıra tümüyle yeni iş fırsatları yaratarak sektörleri dönüştürebilir. 


Örneğin medya sektörü… Artık ücretsiz ve gerçek zamanlı internetten ulaşılabilir olmasıyla son 20 yılda matbu baskıda yüzde 50’lik düşüş yaşandı. Bu gelişmeye ayak uyduran yayıncılar da artık içeriklerini e-gazeteler üzerinden sunmaya başladılar ki bu yayınlar günümüzde toplam tirajların yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. 


Ancak bu tür bir iş modeli hem teknolojiye hem çalışan gelişimine ekstra yatırım yapılmasını gerektiriyor. Diğer yandan, bu durum kazancın azalmasına neden oluyor zira birçok tüketici e-gazetelere ücretli üye olmak istemiyor. Sürdürülebilir dijitalleşme stratejisi daha bütünsel bir yaklaşım gerektiriyor. Yorucu ve manuel araştırma süreçlerinin yerini kısmen, değerli içerik ve arka plan bilgileri sağlayan web crawler’lar alabilir.  Çeviriler algoritmalar tarafından yapılıyor ve hatta yazarlar makine desteği alıyor ya da yerlerini tümüyle makinelere bırakıyorlar. 


Öte yandan mobil uygulamalar veya web portalları da müşterilerle doğrudan etkileşime geçme fırsatı sunan yeni satış kanallarını mümkün kılıyor. 


Tekrarlayan ve kurallara dayalı işlerin dijitalleştirilmesi insan emeğini atıl hale getirmez. Aksine kapasiteleri serbest bırakarak bunların insan etkileşimleri, yaratıcılık ve inovatif düşünme gibi alanlarda daha iyi kullanılabilmesine olanak tanır. Görüyorsunuz ki bu konu insan emeğinin yerini makinelere bırakmasından fazlasını içeriyor. İş modeline bütün olarak bir meydan okumaya, yani bireysel süreçlerin dijitalleştirilmesinin yanı sıra iş gücünün dijital olanaklara kavuşturulması ile sonuçlanan bir değer zinciri incelemesine de uzanıyor. Dijital dönüşüm aynı zamanda belli bazı ürün ve tekliflerin son bulmasını ve tamamen yeni iş modellerinin oluşmasını da beraberinde getirebilir. 


Dijital denetim deneyimi 

Teknoloji hayatımızın her alanında. Peki biz henüz teknolojinin neresindeyiz? 


Şu ana kadar mesleki hizmetler sektörü diğer sektörlere kıyasla dijitalleşmeden daha az etkilendi. Biz de odağında insan olan bir şirket olarak ciddi ölçüde çalışanlarımızın becerilerine güveniyorduk. 


Artık bu durum büyük ölçüde değişiyor. Denetim, vergi ve danışmanlık alanlarında yürüttüğümüz tüm faaliyetler giderek artan oranlarda teknoloji sayesinde gerçekleşiyor. Aynı zamanda müşterilerimiz, işletmelerinin dijital dönüşümü konusunda bize her zamankinden daha fazla danışıyor. 


Size birkaç örnek vereyim; 2017 yılında akıllı denetim platformumuz KPMG Clara’yı uygulamaya aldık. Bu platform sayesinde dünya genelindeki 87 bin denetçimiz ve paydaşlarımızın denetim deneyimini yeniden şekillendirdik. Yeni, sezgisel, teknoloji destekli bir arayüz ile gelişmiş iş birliği kabiliyetlerine sahip bu platform, denetim devam ederken paydaşların internet üzerinden gerçek zamanlı olarak etkileşime geçmesine imkân veriyor. 


Mevzuat Odaklı Dönüşüm çözümlerimiz sayesinde müşterilerimizin operasyonel gelişim kanalıyla risklerini optimize etmesine ve mevzuat uyum süreçlerinde otomasyona geçmesine yardımcı oluyoruz. Başta veri yönetimi ve raporlama gibi alanlarda olmak üzere çözümlerimiz, mevzuat uyum programlarından daha yüksek değer ve verim sağlıyor. 


Ayrıca vergisel ve yasal fonksiyonların dönüşümü için bilişsel yetiler, yapay zekâ ve makine öğrenimi becerileri gibi vergi teknolojilerine yoğun şekilde yatırım yapıyoruz ve bu teknolojiler de vergi ve hukuk alanındaki yöneticilerin ve departmanlarının mevzuat değişikliklerinin üstesinden gelmelerine, süreçleri ve veri yönetimini düzenlemelerine, gelişmiş raporlama işlemlerini deneyimlemelerine ve departmanlar arası etkin iş birliği oluşturmalarına yardımcı oluyor. 


Yapay zekâ ve analitikte lider 

Burada özellikle yapay zekâ, ileri analitik, akıllı otomasyon dahil gelişmiş ve gelişmekte olan teknolojiler ile 5G ve kuantum bilişim gibi gelişen teknolojilere ilişkin mükemmeliyet merkezimiz olan küresel KPMG Lighthouse ağına dikkat çekmek istiyorum. Dünya genelindeki 14 bini aşkın uzmanımız sayesinde müşterilerimize 600’ün üzerinde önceden hazırlanmış çözüm ile kişiye özel veri ve analitik ürün ve hizmetleri sunuyoruz. Forrester, HFS ve diğer küresel sektör analiz şirketleri son birkaç yıldır sürekli KPMG Lighthouse ağını şirketlere yönelik yapay zekâ hizmetleri, içgörü hizmetleri ve akıllı analitik yöntemleri gibi kilit kategorilerde lider olarak gösteriyor. 


KPMG olarak dijital dönüşümün mesleki hizmetler sektörüne yönelik muazzam etkilerinin bilincindeyiz. Bununla birlikte önümüzdeki fırsatların da farkındayız. KPMG bu yüzden kendisinin ve müşterilerinin dijital dönüşümüne yoğun yatırım yapıyor. Önümüzdeki beş yıl içinde mesleki hizmetlerin dijital dönüşümündeki lider pozisyonumuzu güçlendirmeye 5 milyar ABD doları ayırmayı planlıyoruz. 


Bir milyon saatlik eğitim 

Tüm şirketler yapay zekâ, veri analitiği, makine öğrenimi konuşuyor. Dijital dönüşüm teknoloji, ürünü yeni bir uygulamanın iş süreçlerine entegre edilmesi demek mi? Yoksa bir zihniyet ve kültür değişiminden mi söz etmeliyiz önce? 


Her ikisi de birbiriyle yakından ilişkili. Süreçlerin dijitalleşmesi ve manuel işlerin yerini makinelerin alması, bu makineleri kullanacak insanların devreye alınmasıyla aynı anda gerçekleşmelidir. Teknolojinin sunduğu tüm potansiyelden yararlanmak isteyen kişilerin teknolojiyi en iyi şekilde nasıl kullanabileceklerini bilmeleri gerekiyor. Bu yüzden KPMG’nin 5 milyar ABD doları değerindeki teknoloji yatırımının çok önemli bir kısmı çalışanlarımızın mesleki gelişimine ayrılmıştır. Florida, Orlando’da dünya standartlarında bir öğrenme ve inovasyon merkezi kuruyoruz. Ocak 2020 itibarıyla her hafta 800 şirket ortağı ve uzmanını KPMG Lakehouse’ta ağırlayarak bir milyon saati aşan bir kişisel öğrenme deneyimine öncülük etmeyi planlıyoruz. 


Kasım 2019’da da KPMG Bulut eğitimi programı dahilindeki ilk dersin açılışını yapmıştık. Bu programla çalışma arkadaşlarımızın bulut teknolojisini tümüyle anlamalarına yardımcı olmayı ve gerek şirket içi gerekse müşteri odaklı iş çözümleri geliştirme sürecinde bu araçlardan yararlanmayı amaçlıyoruz. Bulut teknolojisinden tümüyle yararlanmak için mevcut yerleşik araçların bulut sunuculara taşınmasından daha fazlasını yapmamız gerekiyor, doğrudan bulutun içinde çözümler geliştirmeye başlamalıyız. KPMG Bulut eğitimi programı, çalışanlarımızı teknoloji ortaklarımız tarafından sunulan kapsamlı bulut fonksiyonlarını kullanmaya teşvik ediyor. 


Şirket içinde veya müşterilerimizle birlikte yönettiğim tüm başarılı dönüşümlerin önemli bir ortak noktası vardı; teknolojinin uygulamaya alınması ve insanların bu anlamda yetkilendirilmesi eş zamanlı olarak ve iyi bir uyum içerisinde gerçekleşti. İşte başarıya giden yol bu! 


Teknoloji+altyapı+talep= Başarı 

Teknoloji ve dönüşümün olduğu her yerde yıkımdan da söz ediyoruz. Yıkıcı teknolojiyi fırsata çevirmek için ipuçları var mı? 


Bir örnek olarak otomotiv endüstrisini ele alalım; 2017 yılında dünya genelinde 79 milyonun üzerinde olan yeni araç kaydı sayısı 2019’da yaklaşık 75 milyona geriledi. Küresel pazar artık doygunluk seviyesinde ve hız veya yakıt tüketimi konusunda minimal iyileştirmeler eşliğinde piyasaya sunulan yeni modeller de yükselen bir satış trendi sağlamıyor. 


Aynı zamanda, elektrikli araç satışları 2016 ile 2018 arasında neredeyse üç katına çıktı. Bununla birlikte araç paylaşım piyasasının da büyüme kaydederek 2020 yılında dünya çapında 12 milyondan fazla kullanıcıya hizmet etmesini bekliyoruz. 


Peki o halde önde gelen Orijinal Ekipman Üreticileri bu dönüştürücü trendleri nasıl görüyor ve iş fırsatlarına çeviriyor? 


Büyük şirketler, start-up’lara göre daha düşük seviyede çevikliğe ve daha fazla risk bilincine sahip. Bu şirketler örneğin az gelişmiş e-altyapıları ve pazarlamaya uygun olmayan araç fiyatlarını beraberinde getiren yüksek üretim maliyetlerini dikkate alıyorlar. Ayrıca mevcut portföyleri yüksek getiri sağladığında özellikle isteksiz davranıyorlar. Henüz test edilmemiş teknolojilere yatırım yapıp dönüştürücü trendler yaratan ilk uygulayıcı kitlenin aksine bu şirketler önce dikkatle piyasa takibi yapıyorlar. Yani, uzun ömürlü ve uygun fiyatlı aküler olmadan akülü bir arabayı piyasaya sürmüyorlar. İşte bu yüzden Toyota elektrikli aracını küresel kitle pazarına sunmak için 2019’a kadar bekledi. 


Büyük şirketler sadece finansman değil aynı zamanda alanında uzman ve eşine az rastlanır yetenekler de gerektiren şirket içi Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapmak yerine gerekli teknolojik kapasiteyi başarıyla geliştiren start-up’ları satın almayı tercih ediyorlar. Örneğin Ford, sürücüsüz araçlarına yardımcı olabilecek algoritmalara ve robotik çözümlere ulaşabilmek için kısa süre önce savunma girişimcisi Quantum Signal’ı satın aldı. 


Yeni teknolojilere yatırım yapmak hem riskli hem de pahalı. Bu yüzden ben mutlaka bir iş ortağı bulunmasını öneriyorum. Almanya’nın rakip şirketleri BMW ve Daimler güçlerini birleştirerek araç paylaşımı alanına ve ortak mobilite çözümlerine 1 milyar euronun üzerinde yatırım yaptılar. Toyota ise yakıt hücresi sistemi geliştirmek üzere BMW ile iş birliğine gitti. 


Bana göre başarıya götürecek temel faktörler; etkinliği kanıtlanmış bir teknoloji, oturmuş bir altyapı ve kayda değer bir müşteri talebidir. Bu dış faktörler sürdürülebilir bir değer teklifini beraberinde getirir. 


Mesleki hizmetler sektöründe bu dış faktörler arasında fonksiyonel ve güvenli bir bulut altyapısının varlığı, etkin bulut tabanlı uygulamalar, yüksek nitelikli çalışanlar ve müşterilerin verilerini buluta taşıma yönündeki istekliliği yer alıyor. 


Bu çağda şirketlerin teknoloji stratejisi nasıl olmalı? Dönüşüm için ne öneriyorsunuz? 


Teknolojik değişim ve dönüşüm dönemlerinde güçlü iş ortaklıkları kurulması kilit bir başarı faktörüdür. KPMG, müşterilerinin iş süreçlerini derinden anlayan bir mesleki hizmetler şirketidir. Bahsettiğimiz süreçler dijitalleşmeden ciddi şekilde etkileniyor. Bu yüzden, bu konuda müşterilerimiz tavsiye için bize başvuruyor. 


Onları dijital yolculuklarında desteklemek için en son teknolojiye erişebiliyor olmamız gerek. Bunun için piyasanın önde gelen küresel teknoloji ve veri sağlayıcılarıyla çalışıyoruz. Şirketimiz yapay zekâ ve inovatif robotik çözümlerine, bulut altyapısına ve kuantum bilişime ulaşmamızı sağlayan güçlü bir iş birliği ekosistemine yatırım yapmaktadır. 


Bir Nikkei forumunda iş dünyasına, dijital dönüşümde kilit sözcüğün ‘eğer’ değil ‘ne zaman’ olduğunu söylemişsiniz. Bunu biraz açıklar mısınız bize? 

Dijital dönüşüm tüm sektörleri aynı anda etkilemiyor. Sohbetin başlarında örnek verdiğim medya sektörü, YouTube’un 2005’te ücretsiz video içeriği sunmaya başlaması ve ardından 2007’de Netflix’in online yayıncılığa başlamasıyla birlikte dijital dönüşümden erken dönemlerde etkilendi. 


Buna karşılık insan odaklı da denilen mesleki hizmetler sektörü ise henüz tam anlamıyla bu durumdan etkilenmiş değil. Ancak otomasyonla birlikte hizmetlerimizi sunuş şeklimiz değişip ürünlerimiz bir üst seviyeye taşınacak; yani böylece mesleki hizmetler sektörü ciddi bir dönüşüm yaşayacak. 


Çok nadir nitelikteki bazı niş pazarlar hariç ben tüm sektörlerin teknolojik ilerlemelerden yararlanacağından ve bunun sonucunda da yakın zamanda bir noktada köklü dijital dönüşümle karşı karşıya geleceğinden eminim. 


Güçlü iş birliği ekosistemi 

Teknolojiyle değişen, dönüşen, iş modellerini yıkıp yeniden kuran bir dünyada KPMG’nin görevi ne? 


Yaklaşık 130 yıldır KPMG olarak müşterilerimize büyüme, değişim veya yeniden yapılanma dönemlerinde çıktıkları yolculuklarda eşlik ediyor, değer zincirleriyle her açıdan ilgileniyoruz. Denetçileri olarak şirketlerinin yapısını ve iş süreçlerini derinden anlıyoruz. Vergi ve yönetim danışmanları olarak da onlar için güvenilir bir iş ortağıyız. 


Ayrıca 147 ülkede tüm sektörlere destek veren bir şirket olarak küresel anlamda ulaşılabilir bir konuma sahibiz. Öğrenme sürecini erken harekete geçen kitleyle birlikte geçirdik ve bugün geldiğimiz noktada dönüşüm yolculuklarının başında olan müşterilerimize bu deneyimi aktarma gücüne sahibiz. 


Güçlü iş birliği ekosistemimiz sayesinde müşterilerimize önde gelen teknolojilere ve 600’ün üzerinde önceden hazırlanmış veri ve analitik, yapay zekâ ve robotik çözümüne ulaşma fırsatı sunuyoruz. 


Bu arada 29 KPMG Ignition Center’dan birini mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Bu merkezler KPMG uzmanlarının ve müşterilerinin inovasyon kabiliyetimizi tüm boyutlarıyla tek bir yerde deneyimlemesine olanak sağlıyor. Ignition Center’lar müşterilerimizin sektörlerinde köklü dönüşüm yaratan unsurları daha iyi anlamalarına, yeni bakış açılarını benimsemelerine ve Tasarım Odaklı Düşünme gibi yöntemleri ve çığır açan veri, analitik ve yapay zekâ platform ve çözümlerini kullanma sanatından haberdar olmalarına yardımcı oluyor. 


Teknoloji şirketleriyle yaptığınız iş birliklerinden söz eder misiniz? 


Yapay zekâ, blok zinciri, bulut bilişim, bilişsel ve dijital iş gücü, veri ve analitik, siber güvenlik ve kuantum bilişim gibi teknolojik trendler müşterilerimizin sektörlerinde büyük değişiklikler yaratıyor ve dolayısıyla da dönüşüm projelerimizin önemli unsurlarını oluşturuyor. 


KPMG iş süreçleri konusunda derin bir bilgi birikimine sahiptir. Sürdürülebilir kurumsal stratejiler geliştirip bunların uygulanma aşamasına destek oluyoruz. Süreç uzmanlığımızın önde gelen küresel teknoloji şirketlerinin teknoloji portföyüyle birleştirilmesi anlaşma programımızın en ileri aşamasını temsil ediyor. 


Tüm önde gelen küresel teknoloji şirketleriyle iş birliğinde bulunuyor ve sürekli olarak iş ortağı portföyümüzü yeniden gözden geçirip gerektiğinde yeni anlaşmalar yapıyoruz. Anlaşmalı ortaklıklarımız aynı zamanda şirket içi çalışma ortamımızı modernize etmemizde de bize yardımcı oluyor. 2019’da güvenilir iş ortağımız Microsoft ile olan şirket anlaşmamızı yenilediğimizi duyurduk. Bu anlaşma Microsoft Teams dahil olmak üzere Microsoft 365 bulut tabanlı iş birliği ve verimlilik araçları setine erişmemizi sağlıyor. Aynı zamanda küresel bulut tabanlı platformumuzun temel direği olarak Microsoft Azure ve Azure AI yapay zekâ hizmetlerini de kullanıyoruz. Bu platform bulut tabanlı denetim kabiliyeti, vergi çözümleri ve risk yönetimi konularındaki en son yenilikler sayesinde KPMG’nin dijital ürün yelpazesini güçlendirecektir. 


Microsoft CEO’su Satya Nadella, Microsoft ile olan güvenilir ortaklığımızı şu sözlerle özetlemişti: “KPMG ile birlikte bulut, yapay zekâ ve güvenlik alanındaki en son gelişmeleri fazlaca düzenlemenin söz konusu olduğu yoğun vergi, denetim ve danışmanlık alanına taşıyarak sektörler genelinde dijital dönüşümü hızlandırıyoruz. Azure, Dynamics 365 ve Microsoft 365 ürünlerini kapsayan güvenilir bulut teknolojimizin gücüyle birleşen KPMG’nin derin sektör ve süreç uzmanlığı her iki şirketin üstün yönlerini ortaya çıkararak dünyanın dört bir yanındaki müşterilerin giderek daha karmaşık hale gelen bir iş ortamında daha çevik olmalarına yardımcı olacaktır.” 


Stratejimizin temelinde ‘güven’ var 

2020’li yıllarda KPMG ile çalışmak şirketlere ne kazandıracak? 


Önümüzdeki 10 yıllık dönemde, yeni coğrafi bölgelere açılan, yeni ürünler geliştiren ve inovatif teknolojilerden yararlanan şirketler giderek daha karmaşık bir hal alan süreçlerle karşı karşıya kalacaktır. Değişen veri koruma yasaları, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gerilimler gibi piyasa güçleri bu karmaşıklığı artırarak sistemler ve araçlar açısından daha yüksek düzeyde bir cevap verebilirlik gerektiriyor. 


Dünya genelinde 219 bin uzmanıyla KPMG, bu zorlukları ele almaya ve müşterilerine çıktıkları bu yolculukta eşlik etmeye hazır. 


Bu arada akıllı denetim platformumuz KPMG Clara nın online olduğunu ve dünya genelindeki denetim işlerimizin hizmetine sunulduğunu duyurmaktan bilhassa gurur duyuyorum. 2017’de başlatılan bu platformla Big Four içerisinde denetim iş akışını buluta taşıyan ilk denetim şirketi olduk. Microsoft Azure teknolojisine dayanan ve otomatik, çevik, akıllı ve ölçeklenebilir bir platform olan KPMG Clara bir yandan müşterilerin denetim sürecine gerçek zamanlı olarak katılmalarına imkân tanırken diğer yandan da KPMG uzmanlarının daha akıllıca çalışmalarını, güçlü veri ve analitik kabiliyetlerini tek bir arayüze taşımalarını sağlıyor. 


KPMG Clara denetim kalitesini daha da artırıyor ve uygulamaya alınan yeni dijital gelişmeler eşliğinde denetim süreçlerinin teknoloji sayesinde sürekli olarak güçlendiği bir gelecek inşa edilmesine yardımcı oluyor. 


Müşterilerimize dijital yolculuklarında danışmanlık verirken müşteri odaklı ve tüm şirket genelini kapsayan bir yaklaşım izliyoruz. KPMG Connected Enterprise çerçevesiyle müşterilerimizin şirket genelindeki fonksiyonlarını birbiriyle bağlantılı hale getirmelerine yardımcı olarak kendi müşterilerine sundukları deneyimi iyileştirmelerini, iş hedeflerine ulaşmalarını ve yatırım getirilerine hız kazandırmalarını sağlıyoruz. Fonksiyonel dönüşüm çözümümüz olan KPMG Powered Enterprise ise derin fonksiyonel bilgi birikimimiz ile kanıtlanmış aktarım kabiliyetimizi bulut tabanlı teknolojilerle birleştirerek müşterilerimiz için sürdürülebilir bir değişim, yükselen bir performans ve uzun soluklu bir değer yaratmamıza imkân sunuyor. 


KPMG, vergisel ve yasal fonksiyonların mevzuat değişikliklerinin üstesinden gelmelerine, süreçleri ve veri yönetimini düzenlemelerine, gelişmiş raporlama işlemlerini deneyimlemelerine ve departmanlar arası etkin bir iş birliği oluşturmalarına yardımcı olmak adına bu fonksiyonların dönüşümü için bilişsel yetilere, yapay zekâ ve makine öğrenimi becerilerine daha fazla yatırım yapacaktır. 


Güven, KPMG nin kurumsal stratejisinin en önemli unsurudur. Müşterilerimizin güveni her bir projede kazanılması gereken değerli bir niteliktir. İşte bu yüzden güvenilirlik, güvenlik ve mevzuata uyum konularına büyük önem veriyoruz. Üstlendiğimiz tüm projelerde sektör uzmanlığımız ile iş süreçlerine ve mevzuat çerçevelerine dair derin bilgi birikimimizi anlaşmalı iş ortaklarımızın teknolojik kabiliyetleriyle birleştirerek müşterilerimize en iyi sonuçları sağlamak için çalışıyoruz.


Kaynak:

https://home.kpmg/tr/tr/home/gorusler/2020/04/dijital-donusume-5-milyar-dolar-harcayacagiz.html


20 Ocak 2021 Çarşamba

Twitter, Periscope ve Pinterest’e reklam yasağı devrede

 Türkiye, Twitter, Periscope ve Pinterest’e cezada üçüncü aşamaya geçti. Buna göre Türk şirketler, bu üç sosyal ağ sağlayıcıya reklam veremeyecek.



Türkiye’den günlük erişimi 1 milyonun üzerinde olan sosyal ağ sağlayıcı Twitter, Periscope ve Pinterest’e 10 milyonluk birinci, 30 milyonluk ikinci idari para cezasına rağmen temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmedikleri için üçüncü cezai yaptırım başladı.


Bu üç şirkete Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu imzasıyla reklam verme cezası kesildi. Söz konusu ceza kararı dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Üç şirket için ayrı ayrı yayımlanan ceza kararlarında, üçüncü aşamaya geliş süreci özetlendi.

Ardından bu aşamada Türkiye’de vergi mükellefi olan şirketlerce yeni reklam verilmesinin yasaklandığı, yeni sözleşme kurulamayacağı, para transferi yapılamayacağı duyuruldu. Söz konusu yasağa uyulması için Türk Borçlar Kanunu’ndan başlayarak aralarında Suç Gelirlerinin Önlenmesi, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi gibi 15 kanun ile ilgili diğer mevzuata aykırılığın ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca takip edileceği kararı alındı.


"TWITTER DA GELİR"


Uzmanlar, özellikle Facebook’un reklam pastasındaki payını Rus rakibi VK’ye kaptırmak istemediği için temsilci atama bildiriminde bulunduğunu belirttiler. Yetkililer ise üçüncü aşamaya geçilmiş olmasına karşın Twitter ve Pinterest’in de temsilci atayacaklarına inandıklarını belirtirken, Periscope’un mart ayında kapanacağını anımsattılar.


Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Fatih Sayan başkanlığında bir ekibin sosyal ağ sağlayıcıları temsilci atama konusunda ikna trafiği yürüttüğünü anlatan yetkililer, yasal düzenlemenin bu şirketlerin Türkiye’den gitmesi için yapıldığı iddialarının doğru olmadığını belirttiler. Yetkililer, Batılı ülke vatandaşlarına sağlanan hakların Türk vatandaşlarına da sağlanması için temsilcilik zorunluluğu getirildiğini vurguladılar.


HIZLARI YAVAŞLAYACAK


Twitter, Periscope ve Pinterest reklam yasağının ardından 90 günün sonunda hala temsilci atamamış olursa yine BTK başkanı, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50 daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Hakim, bant genişliğinin yüzde 90’a kadar daraltılması kararı verebilecek. Hakim kararı bildirimden itibaren derhal ve en geç 4 saat içinde yerine getirilecek.


5 MİLYON CEZA


Bu süreçte kişiler tarafından yapılan başvuruların cevaplandırılması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde BTK Başkanı tarafından sosyal ağ sağlayıcı şirkete her bir kişi için 5 milyon lira para cezası verilecek. Ayrıca raporlama yükümlülüğünü yerine getirmedikleri için de Başkan tarafından 10 milyon lira ceza kesilecek. Suçların tekrarı halinde cezalar katlanacak.


KİMLER TEMSİLCİ ATADI


Rusya’nın Facebook’u olarak bilinen VK, Türkiye’ye temsilci atayan ilk sosyal ağ sağlayıcı şirket olurken, YouTube, TikTok, Google, Spotify, Netflix, Linkedin ile son olarak Facebook-Instagram temsilci atayacağını bildirerek hazırlıklara başladı.


Geçmişin ‘oyun değiştiren’ madeni petrolün yerini bugün ‘veri madenciliği’ (data mining) aldı

 Geçmişin ‘oyun değiştiren’ madeni petrolün yerini bugün ‘veri madenciliği’ (data mining) aldı. Dijitalleşmenin her alana yayılması ile de elde edilen veri her gün çarpıcı seviyede artıyor.


Verilerini güvenli bir şekilde saklayan, yedekleyen ve tabii işleyen şirketler rakiplerinin bir adım önüne geçiyor. Veri kaybı yaşayan şirketler hem maddi hem de itibar olarak ciddi zarar görüyor. Bu sebeple veri merkezleri daha da önem kazanacak, verinin korunması da profesyonelce yönetilmesi de hayati önem taşıyor.


Biz hem Türkiye’nin hem bölgenin verisini ülkemizde saklamak ve de katma değerli hizmetler sunmak için yola çıktık. “Türkiye’nin datasını koruyan kale” olarak adlandırdığımız Star of Bosphorus Veri Merkezi yatırımımızı hayata geçirmeye karar verdik. Büyük bir yatırımla ülkemize kazandırarak, Tuzla’da Türkiye’nin en gelişmiş veri merkezlerinden biri olan Star of Bosphorus Veri Merkezini hayata geçirdik. Yurt dışında tutulan verilerimizi, hatta kişisel verilerimizi ülkemizde tutarak hem istihdam, hem ekonomik değer, hem de yerli mühendislerimizin gelişimine katkı sağlıyoruz.


Ancak Türkiye’nin verisinin yüzde 90’ı maalesef hâlâ dışarıda tutuluyor. Veri mahremiyeti için bu rakamı aşağıya çekmemiz şart. Kişisel verileri korumak durumundayız, bununla ilgili yürürlükteki kanunumuz da herkesin bilgisinde.


İnanıyorum ki ülkemize bu alanda daha çok yatırım yapılarak hem ekonomik hem de gelişim ve rekabet alanlarında sonuçlar elde edebiliriz.


DİJİTALLEŞME VAROLUŞ ŞEKLİ


● Pandemi, tüm dünyada teknolojik ve dijital dönüşümü hızlandırdı. Bazı sektör ve şirketlerin 3-5 yılda beklenen dönüşümü birkaç ayda gerçekleştirdiği söyleniyor. Bu dönüşüm şirketleri, iş dünyasını nasıl etkileyecek?


Artık şirketlerin dijitalleşmesi sonu olan bir yolculuk değil, sürekli devam eden kalıcı bir varoluş şekli. TING Dijital Düşünme Raporu’nda da belirtildiği gibi şirketlerin yüzde 70.3’ü şirketlerinin dijitalleşmeye ilişkin bir stratejisi olduğunu belirtirken bunların sadece yüzde 68.9’u bunu ana iş stratejisi olarak belirlemiş. Şirketinin dijital stratejisi hakkında fikri olmadığını belirtenlerin oranı ise halen yüzde 11.


Dijital dönüşüme güzel örneklerden biri de, pandemi sürecinde önemi artan kargo teslimatında yaşandı. Bir pizza şirketi, dünyanın ilk otonom pizza kuryesi olan drone’u geliştirdi. Ağustos ayında Yeni Zelanda’da ilk denemesi yapıldı. Verilen konuma doğru şekilde teslimat yapan drone, başka bir denemede de kredi kartı ile camdan ödeme bile gerçekleştirdi. Drone ile taşımacılığı diğer alanlarda da yaygın hale getirmek için çalışmalara başlandı. Örneğin, aciliyet ve hassasiyeti dikkate alınarak teslimatta en önemli alanlarından biri olan tıbbi malzeme taşımacılığı, drone’un en ihtiyaç duyulduğu alanlardan biri. Bu dönemde drone ile tıbbi malzeme taşıma denemeleri yapılmaya başladı bile.


Bu dönemde e-ticaret hacmi müthiş büyüdü, e-fatura kullanımları arttı, uzaktan çalışma dönemi başladı. Eğitim, sağlık dahil artık birçok alanda online süreçler ağırlık kazandı.


Bizim de önemli müşterilerimizin bulunduğu video konferans ve uzaktan eğitim sektörleri yaklaşık 15 katlık bir büyüme gösterdi.


Bulut tabanlı uygulamalar sayesinde birçok sektör hizmetlerine kesintisiz devam edebildi, hayatta kalabildi. “Bulut Bilişim”, deyimi yerindeyse pandemide şirketlerin ilacı oldu!


Bulut teknolojisi, veri analitiği, IoT-nesnelerin interneti gibi öne çıkan teknolojilerle, hibrit çalışma modelleri öne çıktı. Uzaktan çalışma dönemi aslında dijitalleşmenin hızlı bir pratiği oldu ve hepimiz bu süreçten çok şey öğrendik. Dijital altyapı ve yetkinliklerin ne kadar stratejik öneme sahip olduğunu bir kere daha fark ettik.


Sektörleri ve ölçekleri farklı olsa da dijital dönüşümü benimseyen; teknolojik altyapısını ve donanımını güçlendirmiş şirketler değişime daha hızla uyum sağlayabilecek.


YATIRIMIN KARŞILIĞI ALINIYOR


● Türkiye, yani kamu tarafı ve ülkemizdeki şirketler teknolojik ve dijital dönüşümü bundan sonrası için de genelde hızlandırabilecek mi? Hızlandırmak için neler yapılması gerekiyor?


Son kullanıcı eskiden kendine sunulanı kabul ederken dijitalleşme ile kendi alternatifini yaratma ve seçme şansına sahip oldu. Dijitalleşme alanında erken yatırım yapmış, yetkin insan kaynağı ve özgün deneyimi olan sektörlerin ve firmaların yaptıkları yatırımların karşılığını aldığını gözlemliyoruz. Ülkemiz son dönemde bu konularda hızlı çalışmalar yapıyor, en başarılı örneklerden bir tanesi e-sağlık alanındaki e-nabız uygulaması.


Devlet ve özel bankalarımızda e-bankacılık uygulamaları. Tarımda Nesnelerin İnterneti (IoT) çözümleri ile uygulanan başarılı verimlilik çalışmaları. Bunlar günlük hayatımıza da yansıyan başarılı ve hızlı projeler ancak bu örneklerin çoğaltılmaya ihtiyacı var.


Bunu globalde bir talep ve global rekabet içinde olmazsa olmazlar olarak görüyoruz.


Bu sebeple de bugün pek çok işletme, operasyonlarını uyarlamak ve dönüştürmek için hızla hareket ediyor. Okullar çevrimiçi eğitim veriyor, Nike çevrimiçi fitness dersleri sunuyor. Netflix ve Amazon Prime’a abone sayılarını hep beraber görüyoruz. Online market perakendecileri talep artışına ayak uydurmaya çalışıyor. Altyapısı bu sürece hazır şirketler 24 saat gibi kısa bir süre içerisinde evden çalışmaya geçerek hiçbir aksaklık yaşamadan artan yoğunluğu dengeleyebildiler.


Kısacası özel sektörün de kamu kurumlarının da bu değişime kayıtsız kalması mümkün değil.


10 YILDA 100 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİ YARATIR


● “Veriyi yöneten, dünyayı yönetiyor” deniyor. Bu tez ne kadar doğru? Verileri böylesine iddialı değere taşıyan etkenler nelerdir?


Teknolojik gelişmelerle birlikte artan dijitalleşme ve hemen hemen her şeyin bir veri ürettiği mevcut düzlemde, dünyamız hız, çeşit ve miktar bakımından artık daha farklı bir dijital veriyi barındırıyor. Söz konusu veriler, büyük veri teknolojileri ile aynı hızla analiz edilebiliyor.


Şöyle bir örnek vermek isterim. Dünyanın en büyük 10 ekonomisine dijital teknolojilerin getireceği katkı artışı 1.4 trilyon dolar. Dijital ekonominin de önümüzdeki 10 yılda tüm alt bileşenleri ile 100 trilyon dolar civarında bir ekonomi yaratması bekleniyor.


Veri yönetimi ve dijitalin önemine bir de şu açıdan bakalım. 1 milyar dolar düzeyinde bir değere ulaşmak için senelerce çalışan şirketlerin yanında bu değere sadece 2-3 sene içinde ulaşan ve hepimizin isimlerini çok iyi bildiği şirketler malum. Bu çarpıcı büyüme, rakamların aynı şekilde büyümesi ile devam edecek. Sadece Nesnelerin İnterneti çözümleri sonucunda birbirine bağlanacak cihaz sayısı önümüzdeki 2 sene içinde 30 milyar adet olarak öngörülüyor. Halen sosyal medya ve e-ticaret şirketleri gibi çok iyi örnekleri görmemize rağmen bugün tüm dünyada toplanan verinin yüzde 95’i analiz edilmiyor. Analiz edilemeyen veri yığınları düşünüldüğünde ne kadar önemli fırsatları bünyesinde barındırdığı açıkça görülüyor. Veriyi yöneten çok önemli ekonomik sonuçlara ulaşıyor.


YÜZDE 100 GÜVENLİK YOK RİSKİ YÖNETMEK GEREKİYOR


● Hayati alanlarda verilerin siber saldırı ve benzeri istismara açık olmaması için kamuya, kullanıcıya ve sizin gibi veri şirketlerine düşen sorumluluklar nelerdir?


Öncelikle belirtmek isterim, dijital güvenlikte yüzde 100 koruma maalesef söz konusu değildir. Ancak buna yaklaşmak ve bu konuyu süreç olarak yönetmek mümkündür. Riskinizi muhakkak yönetmeniz gerekir. Biz siber saldırılara karşı koruma için verinin yazıldığı depolama çözümündeki şifrelemeden, en dıştaki güvenlik duvarı katmanına kadar en son teknoloji ürünleri, en güncel versiyonlarını, en az açık verecek konfigürasyonları yapmaya çalışıyoruz. Bazen bu kurallar çok katı olabiliyor ama veri güvenliği çok önemli, anlık göz kırpmak bile datanın geri döndürülemez sonuçlarda sızıntısına, kaybına neden olabilir.


Önerimiz; datalarına yetkili erişimlerini kısıtlamaları ve kullanıcılarına mutlaka güvenlik eğitimi vermeleri.


‘Bulut’ pazarı 208 milyar doları aşacak


● “Yerli Bulut” ya da “Türkiye’nin Bulutu” ne demek? Neden var olmalı? Kendi “bulut”umuz olmasa neyi riske atıyoruz?


Regülatif ihtiyaçları yüzde 100 karşılayan, yabancı sanallaştırma yazılımlarına bağımlılığı olmayan, entegre güvenlik modülü sayesinde daha güvenli olan, yedekli ve kesintisiz mimari sunan “Yerli Bulut” NGN Cloud’u geliştirdik. Pandemi döneminde yabancı bir bulut video çözümü ile toplantılarımızı yapmaya çalıştık, eğer stratejik bir kurumsak ve verimiz yurtdışına gitmemeli ise yerli bir video çözümü ve onu çalıştıracak olan yerli bir bulut çözümü gerekir. “Yerli Bulut”un, yerli teknolojilerin bu tip önemi ve katkıları bulunuyor. Gartner’a göre 2020 yılında dünya genelinde bulut hizmetleri pazarının yüzde 17.2 büyüyerek 208 milyar doları aşması bekleniyor ve bu artışta pandeminin etkisi oldukça büyük.


Türkiye’de de hızlıca artan bir veri söz konusu, bu veri kendi ülkesinde kalmalı ve güvenli limanda olmalı. Yaratacağı ekonomik değer, işgücü yurt dışına kaçmamalı, Türkiye’de tutulmalı. Bu sebeple “Yerli Bulut” ve yerli çözümlere ihtiyaç bulunuyor.


Türkiye, dünyanın veri merkezi olabilir


● Veri depolama hizmeti ihracat kalemi olabilir mi? Türkiye’nin bu konuda rekabet etme şansı var mı? Dünyanın farklı ülkelerindeki şirketlerin verilerini Türkiye’de depolamaya nasıl çekebiliriz? Bu alanda ayrı bir güven ortamı sağlamak mümkün müdür?


Yakın geçmişe kadar dünya devler liginin en tepesinde petrol ve enerji şirketleri yer alırdı. Şimdi bunların yerinde teknoloji ve internet şirketleri oturuyor. Bunun en önemli sebebi “verinin” günümüzün en önemli değerlerinden biri haline gelmesi.


TÜBİSAD raporuna göre de Türkiye teknolojiyi yoğun olarak kullanan gelişmiş ülkeler arasında yer almayı hedefliyor. 340 bin km fiber hattına sahip ülkemiz, Star of Bosphorus Veri Merkezi gibi doğru yatırımlarla dünyanın veri merkezi olmaya açık bir yer, neden olmasın?


Türkiye çok genç bir nüfusa sahip ve araştırmalara göre internet ve sosyal medya kullanımında dünyada ilk üçte! Yani, veri hayatımızın tam merkezinde.


Dijitalleşme 11 trilyon dolar ek gelir yaratacak


● Teknolojik ve dijital dönüşüm ülkelerin ekonomilerinde, şirketlerin verimlilik ve kârlılıklarında nasıl bir etki yaratıyor? Bu etkiyi örnek ve verilerle ortaya koyabilir misiniz? Teknolojik ve dijital dönüşümde önemli yol alan ülkeler, şirketler büyümede çok mu öne geçiyor?


Ülkelerin büyüme ve gelişiminde “bilişim teknolojileri”nin ağırlığı gitgide artıyor. Bugün değişimin hızı baş döndürücü; dünya dönüşüyor ve biz bu yeni döneme tanık oluyoruz. İnternet kullanımının ve erişilebilirliğin hızlı yükselişi, teknolojik ilerlemeler ve daha karmaşık tüketici talebi sonucu dijitalleşme çağı oldu. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayınlanan bir rapora göre, küresel dijital ekonomi tahminleri dünya GSYİH’sinin yüzde 4.5 ila yüzde 15.5’i arasında değişiyor ve dijital olarak teslim edilebilir hizmet ihracatı ise 2.9 trilyon dolar düzeyinde. Ulaşımdan lojistiğe, trafik sistemlerinden akıllı şebekelere, güvenlik bağlantılı binalardan iklimlendirme sistemlerine, uzaktan sağlık, eğitim gibi pek çok alanda bilişim teknolojileri çözüm sunuyor. Dijitalleşmenin 2025 yılına kadar sanayide 3.7, akıllı şehir uygulamalarında 1.7, sağlık uygulamalarında 1.6 ve toplamda 11 trilyon dolar miktarında ek gelir yaratması bekleniyor. Günümüzde ABD, Singapur, Danimarka, İsviçre, Hong Kong, Japonya dijital dönüşümde hızlı gelişim gösteren ülkeler arasında. Dünyanın ilk akıllı şehri Japonya tarafından kurulmaya başlandı ve sürdürülebilir olması hedef alındı. Önümüzdeki yıllarda insan çalışmasına makine çalışması da eklenecek ve artık ‘metal yakalar’ kavramı hayatımıza girecek. Bir örnek de kendi müşterilerimizden vermek istiyorum. Müşterimiz ile beraber yaptığımız bir çalışma sonucunda, üretim hatlarında Internet of Things ve yapay zeka çözümlerimiz ile üretim sayım süreci 30 sn içinde yüzde 99.7 doğruluğa ulaştı. Akıllı telefonlarda çalışan ve mobiliteye de imkan sağlayan bir uygulamayı 4 ay gibi kısa bir sürede hayata geçirdik. Şu an bu uygulama müşterimizin dünya çapındaki 11 fabrikasında uygulamaya geçti.


Siber saldırılar yüzde 140 arttı


● Sokaktaki insandan şirket yöneticisine, patronlardan bürokratlara, bakanlara kadar herkes veri güvenliği konusunda tedirgin. Bu tedirginlikten hareketle veri güvenliğine neden önem vermemiz gerektiğini anlatır mısınız?


Veri, bireysel düşünme yönteminden tutun, birçok sektöre kadar derinden etkileme ve dönüştürme gücüne sahip. Veri algoritması sayesinde gelir ve kâr modelleri üretebilirsiniz, kişilerin ihtiyaç ve beklentilerini anlayabilir, son kullanıcıya yön verebilirsiniz ya da daha hızlı ve doğru kararlar alabilirsiniz, maliyeti düşürerek yeni ürün ve hizmetler sunabilirsiniz. Araştırmalar Amerikalı kullanıcıların veri güvenliğini sağlamak için yıllık ortalama 85 dolarlık bir ücreti ödemeyi makul bulduklarını gösteriyor.


Verinin adeta sel olup aktığı bir zamanda yaşıyoruz. Bugün devletler veri mahremiyeti, güvenlik, erişim konularına ağırlık vermiş durumda. Özellikle COVID-19’la yaşanan dijital dönüşümde artık 7’den 70’e herkes online işlemler gerçekleştiriyor. Bir siber güvenlik kuruluşuna göre 2020’nin son çeyreğinde siber saldırılar yüzde 140 artmış durumda.


Böyle bir ortamda, internet aracılığıyla hizmet sunan özel ve kamu kurumlarında da siber güvenlik sorunları daha da belirginleşti.


Bu sebeple kaygıların olması çok doğal çünkü yaşanan veri kayıpları, geleceği etkileyebilecek güce sahip olabilir.


Diğer yandan ülkemiz bu alanda çok aktif ve önemli kaynaklarımız ve yatırımlarımız var. Bu noktadaki önemli konu ise sürekli bir değişim olduğu için bu konulara süratli cevap verebilmek çok önem kazanıyor. Bunun için sürekli yatırım yapılması gerekiyor. Çok kıymetli kaynaklarımız var, daha çok çözüm ve şirket çıkarmaya ihtiyacımız var.


‘Paylaşım ekonomisi’ benimsenmeli


● Dijitalleşme sürecinde KOBİ’lerin verilerini üretmek ve yönetmek konusunda atması gereken adımlar nelerdir? KOBİ’ler bu konuda yol almaya ne kadar hazır?


KOBİ’ler ekonomik büyümede ve refahın dağıtılmasında hayati bir rol oynuyor; güçlü ekonomilere sahip ülkeler KOBİ’ler üzerine inşa ediliyor. Türkiye’de 2020 itibariyle 1 milyon 881 bin KOBİ bulunuyor ve toplam işgücünün yüzde 21’inden fazlası KOBİ’lerde çalışıyor.


Bugün KOBİ’lerin değişime ayak uydurmak için teknolojiyi iş modellerine entegre etmeleri çok önemli. Dijitalleşme finansal planlamadan envantere ve müşteri ilişkilerine kadar işletme yönetiminde her geçen gün daha büyük rol oynamaya devam ediyor.


Biz KOBİ’leri paylaşım ekonomisini benimsemeye davet ediyoruz. Yeni dünyada iş yapmak için çok paradan ziyade işbirliği modelleri gerekiyor; işletmeler büyümelerine yardımcı olabilecek dijital platformlar aracılığıyla birçok fırsattan faydalanabilir. KOBİ’ler kendi büyüme alanlarına odaklanırken biz dijitalleşmeyi onları rekabette öne çıkmak ve verimlilik sağlamak için kullanmalarına yardımcı olmak için çalışıyoruz.


Türkiye’deki müşteriler ‘Yerli Bulut’u 12 ülkeye taşıdı


● NGN Cloud sadece Türkiye’de değil, 12 farklı ülkeden şirketlere “bulut” hizmeti veriyor. Bunu nasıl sağladınız?


Bugün hemen her şeyi dijital olarak bulut sunucu üzerinden görüntüleyebilmek mümkün. Yepyeni işler, uygulamalar, hizmetler ve platformlar bulut teknolojisi sayesinde her yerden ulaşılabilir durumda. Modifiye edilebilen kurumsal cloud hizmetleri, ölçeklenebilir ve esnek yapısıyla veri merkezi üzerinden güvenlik ve kontrolü mümkün kılıyor.


NGN, bulut, sunucu barındırma ve daha pek çok ihtiyaca yönelik uygun maliyetli ve güvenilir çözümler, tam yedekli güçlü altyapı, mühendis kadro, rekabetçi cloud modeli, anlık ve kesintisiz erişilebilirlik sunan esnek cloud yönetim paneli, uzman kadrodan 7/24 Türkçe destek alabilme imkanı ile rakiplerinden ayrışarak 12 farklı ülkeden müşterilerine hizmet sunuyor. Kullanım oranı salgın öncesine göre yaklaşık 5 kat arttı. NGN Cloud’a hızlı biçimde yatırım yaptık. Türkiye’deki müşterilerimiz hizmetlerimizden memnun kaldıktan sonra bölgedeki şirketlerine, iş ortaklarını bizleri tavsiye etti. Bölgede referanslar elde ettikten sonra bölgede NGN Cloud’u daha aktif tanıttık ve çok başarılı sonuçlar aldık.


‘Yerli Bulut’uz ama uluslararası oyuncuyuz


● Bir taraftan “Yerli Bulut” diyoruz, diğer taraftan başka ülkelere ve şirketlerine “Bulut” hizmeti vermek için çalışıyoruz. Biz “yerli”ye fazla vurgu yaparsak, NGN Cloud’dan hizmet almayı düşünen yabancı şirketler tereddüt etmez mi?


Türkiye’de ve Ortadoğu’da faaliyet gösteren bölgesel bir teknoloji grubuyuz. Veri ekseninde bulut, veri merkezi, yeni teknolojiler, sistem entegrasyonu alanlarında kurumlara dijital dönüşümlerinde birçok teknoloji çözümü sunabiliyoruz. Bu doğrultuda yaklaşık 150 milyon dolarlık bir yatırımla Star of Bosphorus Veri Merkezi’mizi hayata geçirmiştik. Evet, NGN Cloud yerli bir bulut, Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutan bir bulut ama bugün dünya çapında hizmet sunabilen bir yapıya sahip. Yedekleme ve iş sürekliliği için de bu yapılar şart.


NGN Cloud, uluslararası bulut bilişim firmalarının değerlendirdiği CloudHarmony platformuna Türkiye’den giren ilk bulut şirketi oldu. Gartner’ın yaptığı performans ve uygunluk testlerini geçerek Cloudharmony Bulut Platformu’nda uluslararası bulut servis sağlayıcıları ile beraber yer aldı. Bu demek oluyor ki biz uluslararası bir oyuncuyuz, bugün dünyanın her yanında gelecek talebi karşılaya bilecek yapıya sahibiz. Bu yıl artan talep nedeniyle bulut yatırımlarımızı öne çektik. İş sürekliliği olduğu için global oyuncularla da hem rekabet hem de işbirliği içindeyiz. Özellikle hybrid (karma) modeller bu sebeple tasarlanıyor ve birçok noktadan kurumlar hizmet almaya devam ediyor.


Kaynak:

https://www.dunya.com/ekonomi/inanc-erol-ile-gundem-ozel-turkiyenin-verisinin-yuzde-90i-disarida-haberi-606402


Türk Telekom ile akıllı şehirlerde tasarruf

 Türk Telekom, Enerji Verimliliği Haftası'nda yaptığı açıklamada, 5G ve yapay zeka yatırımlarını sürdürürken, "Yeni Nesil Şehirler İnisiyatifi" ile bu teknolojilerin ilk adımını 9 kentte hayata geçirdiğini duyurdu.


Türk Telekom'dan yapılan açıklamaya göre, şirket, ürün ve hizmetleriyle trafikten kamu güvenliğine, sulamadan aydınlatmaya kadar akıllı yaşama dair tüm alanlarda enerji tasarrufu sağlıyor.


"Yeni Nesil Şehir Platformu" adı altında, yeni nesil ulaşım, enerji, çevre, sağlık, yaşam ve güvenlik alanlarında 50'den fazla hizmet sunuluyor.


Çalışmalar kapsamında Karaman, Kars, Antalya, Kırşehir, Mersin ve Edirne'den sonra Elektronik Denetleme Sistemi ile Denizli Büyükşehir Belediyesi, Yeni Nesil Kavşak ile Elazığ Belediyesi, Halka Açık Wi-Fi, Yeni Nesil Şehir Mobilyaları ve Mobil Uygulama ile Kütahya Belediyesi yeni nesil şehir çözümlerine kavuşturuldu. Ayrıca, toplam 21 belediyede Sosyal Medya Yönetim Yazılımı hizmeti sunularak "Dijital ve İnteraktif Belediyecilik" vizyonu desteklendi.


"Kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlıyoruz"


Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Kurumsal Satış Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Eser, Türk Telekom olarak yaşam kalitesi yüksek, sürdürülebilir ve güvenli şehirler inşa ederek yeni konseptler geliştirdiklerini bildirdi.


Eser, "Türk Telekom olarak Yeni Nesil Şehirler'de sensörler ve taşıtlar gibi farklı kanallardan toplanan verileri Türk Telekom IoT platformunda işleyip anlamlandırarak ileriye dönük kararlar alınmasını ve kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını sağlıyoruz." ifadesini kullandı.


Kamu hizmetleri de dahil şehirlerin tüm ihtiyaçları için akıllı çözümleri devreye soktuklarını belirten Eser, Yeni Nesil Enerji uygulamaları sayesinde elektrikte yüzde 40, sulamada yüzde 30'a varan tasarruf sağlandığını bildirdi.


Eser, trafikte geçirilen sürenin yüzde 35 azaltılmasıyla yakıtta yaklaşık yüzde 30 tasarruf sağlandığını, karbon salınımının da yüzde 25 azaldığını bildirdi.


Kronik hastalar ile görme engellilere özel uygulama


Türk Telekom'un Yeni Nesil Sağlık uygulamaları ile 9 kentte 400'ün üzerinde kronik hastanın sağlık durumları takip edilerek periyodik kontrolleri yapılmaya başlanırken, Panik Butonu uygulaması hayata geçirildi. Ayrıca, Sesli Adımlar uygulaması sayesinde görme engellilerin cadde ve sokaklarda güvenle dolaşmaları sağlandı.


Sıcaklık, nem, gürültü, duman, su baskını, hava/su kalitesi takibi, basınç, gaz ve atık madde ölçümleri yapılarak elde edilen değerlerin raporlanabilmesi ve kontrol edilmesiyle çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hedeflendi.


Yeni nesil şehirlerde en öncelikli ihtiyaç olan WiFi hizmeti ise açık alanlarda 1,2 milyon kullanıcıya sunuldu.


Sanayide kariyer hedefleyenler robotlu otomasyon eğitimlerine ağırlık verdi

 Sanayide kariyer hedefleyenler 2020’de robotlu otomasyon eğitimlerine ağırlık verdi. Talaşlı imalat sanayine nitelikli insan gücü yetiştiren Tezmaksan Akademi, mart - aralık döneminde 67 farklı başlıkta eğitim düzenledi ve toplamda 2 bin 809 kişi bu eğitimlere katılım sağladı.

Tezmaksan tarafından kurulan ve talaşlı imalat sanayine yönelik ücretsiz eğitimleriyle öne çıkan Tezmaksan Akademi, 2020 yılında da sürdürülebilir bir şekilde çalışmalarına devam etti. Kuruluşunun beşinci yılını kutlayan akademi, pandeminin gölgesinde geçen 2020 yılında 67 farklı konuda webinar düzenledi, eğitimlerine toplam 2 bin 809 kişi katıldı.

CNC işleme merkezi, torna merkezi, robot ve robot programlama, makine, modern kesici takım teknolojisi, alarm kodu kodlama, kontrol ünitesi kullanımı ve kodlama ana ve alt başlıklarında verilen eğitimlere katılım gösterenlerin yüzde 66’sı lisans mezunu olduğu belirlendi. Eğitimlere katılanlar arasında düzenlenen ankete göre, üniversite mezunlarının yaklaşık yüzde 25'i gelecekteki kariyer planlarına uygun altyapı oluşturmak için bu eğitimleri aldıklarını açıklarken, yüzde 41,5'i ise mesleki becerilerini çeşitlendirmek için eğitimlerden yararlandığını söyledi. Eğitimlere katılanların yüzde 69’u pandemi ile birlikte robot teknolojisinin imalat sanayinde kullanımının artacağına inanıyor ve imalat sanayinde aranan mesleki becerilerin değişeceğini düşünüyor.

Eğitime daha çok mühendisler ve öğrenciler başvuruyor

Tezmaksan Akademi tarafından yapılan araştırma, robotlu otomasyon eğitimlerine daha çok mühendisler ile üniversite öğrencilerinin katıldığını da ortaya çıkardı. Kariyer planlarını yaparken geleceği öngörmeye çalışan üniversite öğrencileri becerilerine robotlu otomasyon eğitimini de eklemek isterken, mühendis olanlar da kariyerlerinde kendilerini daha ileriye taşıyacağını düşünmeleri sebebiyle robotlu otomasyon eğitimlerini fırsat olarak görüyor. Tezmaksan Akademi robotlu otomasyon eğitimlerine başvuru yapanların yüzde 44’ünü mühendisler oluştururken, yüzde 32’sini öğrenciler oluşturdu.

Aynı zamanda eğitim almak isteyenlerin yüzde 7’sini oluşturan firma sahipleri de işlerini genişletmek ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek adına Tezmaksan’ın bu eğitimlerini yakından takip ediyor. Robot ve otomasyon eğitimlerine katılım sağlayanların sadece yüzde 3’ünü Ar-Ge sorumluları oluştururken, halihazırda CAM sorumlusu, bakım sorumlusu, üretim şefi, makine alan şefi, Kalıphane şefi ve operatör görevlerinde bulunanlar da yeni beceriler edinmek için webinarları takip etti.

Yüzde 40’ı maaşlarının artacağını düşünüyor

Akademi yaptığı araştırmada, katılımcılara iş süreçlerinde önlerine en çok çıkan mesleki becerileri de sordu. Buna göre, eğitimlere katılanların yüzde 40'ı çalıştıkları alanlarda öne çıkan mesleki becerinin robot yazılımı ve dil bilgisi olduğunu kaydetti ve katılımcıların yüzde 60’ı bu konuda kendini eksik gördüğünü söyledi. Aldıkları eğitimlerin aldıkları ya da alacakları ücrete pozitif katkı yapacağını inananların oranı ise araştırmaya göre yüzde 75. Araştırma sırasında çalışanlara aldıkları maaş da soruldu. Yüzde 30'u 2500-3500 TL bandında maaş aldığını söylerken, yüzde 36'sı ise 4.500-5.500 TL bandında maaş aldığını ifade etti.

Sürdürülebilir eğitim ve kalifiye insan gücü

Bir sosyal sorumluluk projesi olarak beş yıldır ücretsiz eğitim programları ile sektöre istihdam desteği sağlayan Tezmaksan Akademi’nin pandemi ile geçen son bir yılını değerlendiren Tezmaksan Genel Müdürü Hakan Aydoğdu, “İstanbul, Ankara ve İzmir’deki şubelerimizde verdiğimiz eğitimi, üniversite ve liselerle iş birliklerimiz kapsamında uyguladığımız müfredatı pandemi ile birlikte dijitale taşıdık. Mart ayından bu yana 67 webinar düzenledik. Pandemi, eğitim alma gerekçelerini değiştirirken, robot, otomasyon, kodlama tabanlı eğitimlere ilgiyi artırdı. Çünkü sanayide robotlu otomasyon kullanımı pandemi ile birlikte arttı ve bu durum da aranan mesleki becerileri değiştirdi. Sürdürülebilir insan kaynağı için çalışmalarımıza her koşulda devam etmeyi sürdüreceğiz. Buradaki amacımız ülkemize ve insanımıza karşı sosyal fayda sağlamak.” dedi.

İşletme verimliliğinin olmazsa olmazlarını sermaye, teknolojik gelişmeler ve kalifiye insan kaynağı olarak açıklayan Tezmaksan Akademi Genel Müdürü Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü; “Tezmaksan Akademi olarak ana amacımız sektörel olarak kalifiye personel yetiştirilmesine yardımcı olmak. ‘Kariyer bizimle başlar’ mottosuyla çıktığımız bu yolda tüm teknolojik gelişmeleri arkamıza alarak akademi çatısı altındaki tüm bireylere farklı disiplinler altında eğitimler veriyoruz. Meslek lisesi öğrencilerine, meslek yüksekokulunda ilgili bölümlerde okuyanlara, mühendislik fakültesinde eğitim gören gençlere ücretsiz CNC eğitimleri düzenleyerek eğitimli insan kaynağı oluşturacağımıza ve ülkemizi sanayide bir üst kulvara taşıyacağımıza inanmaktayız. Yanı sıra firmamızın düzenlediği eğitim faaliyetleri ile iş birliği içinde bulunduğu firmalar adına sanayide köprü oluşturmak da diğer bir görevimiz. Bu nedenle eğitim programlarımızı 2021 yılında da aralıksız sürdüreceğiz.”

19 Ocak 2021 Salı

Turkcell’den techfin alanında bir ilk

 Paycell’in Android işletim sistemine sahip POS cihazının, Vergi Usul Kanunu tebliğine uygun ilk Android POS olduğu açıklandı.

Techfin alanında 11 binden fazla üye iş yerine geniş yelpazede servis sunduğu bildirilen dijital ödeme platformu Paycell’in Android POS cihazının, Vergi Usul Kanunu 507 numaralı tebliğine uygun ilk Android POS olduğu duyuruldu.

Aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığınca tescillenen Paycell Android POS'un tahsilat, stok takibi ve e-fatura süreçlerini tek bir platform üzerinden sunarak üye iş yerlerine maliyet avantajı ve verimlilik sağladığı ifade ediliyor.

“Şirketlerimize tek platformdan maliyet avantajı sağlıyoruz”

Turkcell Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Osman Yılmaz, “Şirketlerimizin hayatını kolaylaştıran aynı zamanda da maliyetlerini azaltan çözümlerimizi hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu anlamda Paycell Android POS cihazımızı sadece ödeme alan bir cihaz olmanın ötesinde farklı ihtiyaçlara uygun çözümleri tek elden sunabilen bir platform haline getirdik. Büyük şirketler Paycell Android POS üzerinde kendi ihtiyaçlarına yönelik uygulamaları kolay bir şekilde geliştirebilirken, küçük ölçekli iş yerleri de Paycell Android market üzerinden ihtiyaçlarına uygun stok yönetimi, raporlama, kampanya ve iletişim yönetimi gibi uygulamaları indirerek kullanabiliyor. KOBİ’lerimizin ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu platform üzerinden karşılayarak maliyetlerini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyoruz. Maliyetlerin yanı sıra pandemi döneminde önemi artan temassız ödeme konusunda ise Paycell Android POS’ta QR tabanlı ödeme deneyimi sunuyoruz. Güçlü altyapımız üzerinden sunduğumuz Paycell Android POS cihazımızın Vergi Usul Kanunu 507 numaralı tebliğine uygun ilk POS cihazı olarak tescillenmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Yenilikçi çözümlerimizle üye iş yerlerimizin ve müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

"İhtiyaç duyulan uygulamalar anında yüklenebiliyor"

Şirketten yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi: "Üye iş yerleri nakit, banka kartı, kredi kartı, yemek kartı ve QR kod ile ödemeleri destekleyen Paycell Android POS ile e-fatura keserek anında müşterilerine iletebilecek. İş yerlerini banka anlaşmalarının getirdiği mali yükten de kurtaran Paycell Android POS için herhangi bir kullanım taahhüdü zorunluluğu bulunmuyor. İletişim altyapısı olmayan üye iş yerleri, diledikleri uygulamayı Android POS’a entegre edebiliyor, Paycell’in kendi iletişim ve kampanya çözümlerini kullanabiliyor ya da Paycell’in sadakat programı altyapısını müşterilerine özel bir Sadakat Programı oluşturarak müşteri kazanımı ve ciro artışı sağlama fırsatına kavuşuyor. Cihazın Android işletim sisteminin getirdiği esneklik sayesinde üye iş yerlerinin ileride oluşabilecek ihtiyaçları için de teknolojik altyapı şimdiden hazırlanmış oluyor."