30 Aralık 2020 Çarşamba

Peş peşe yaşanan oyun dehşetleri sonrası uzmanlardan ailelere uyarı

 Üç gün arayla çocuklar arasında yaşanan bilgisayar oyunu kavgaları acı sonla bitti. Ardı ardına yaşanan korkunç olaylar sonrası uzmanlardan uyarı geldi

Çocukları ölüme sürüklediği iddia edilen bilgisayar oyunlarına ilişkin son günlerde ardı ardına yaşanan olaylar endişe verici. Geçen pazar günü Ankara'da oyun tartışması sonucu çıkan kavgada 13 yaşındaki ikizlerden biri çekiçle vahşice öldürüldü. Bu korkunç olaydan iki gün sonra bir korkunç olayda Malatya'da yaşandı. Semih G. (15) cep telefonundan oynadıkları oyun nedeniyle tartıştığı aynı yaştaki kuzeni Mehmet Emin G.'yi bıçaklayarak yaraladı.


UZMANDAN AİLELERE UYARI

İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Doktor Mehmet Sağlam, oyunların çocuklarda sınırlı olan davranış yönetimini ortadan kaldırdığını belirterek, "Oyunun içerisinde sürekli birbirini öldüren insanlar var. Oyunların içerisinde sürekli problemler vardır, o problemi çözmek için, bir sonraki aşamaya geçmek için sürekli şiddet uyguluyorsunuz. Bunu oyun içerisinde bunu gören çocuk dolayısıyla kendi gerçek yaşamına döndüğünde bu problemle karşılaştığında, problemi çözmek için de doğal olarak oyunda gördüğü şeyi uyguluyor. Bu çocuklar açısından aslında çok korkunç bir şey. Bu olayda iki çocuğumuzu da kaybettik, iki ailemizi kaybettik. Çok büyük travmalar yaşanacak. Malatya'da ve Türkiye'de çeşitli yerlerde yaşanan bu oyunlardan dolayı yaşanan olaylarda ailelere önerimiz; çocuklarıyla diyalog ve iletişimlerini güçlendirmeleridir" dedi.


'LÜTFEN BU OYUNLAR KALDIRILSIN'

Malatya'daki olayın yaşandığı mahalleden vatandaşlar ise çocuklarıyla baş edemediklerini dile getirdi. Bir vatandaş, "Çocuklarımız bu oyunlardan kurtarılsın, biz veliler baş edemiyoruz. Bu oyunlar yüzünden çocuklarımız şiddete yöneldi, aralarında küfrediyorlar, kavga ediyorlar. Bu mahallede de iki çocuk arasında bu oyunlar yüzünden bıçaklama olayı yaşandı. Lütfen bu oyunlar kaldırılsın" diye konuştu.


Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, çocukların bilgisayar oyunlarına bağımlılığının şiddet ve cinayetleri beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, ailelere uyarıda bulundu. Prof. Dr. Türk, "Kilo kaybı varsa, sürekli ağrılardan şikayet ediyorsa, gözlerinde kızarma varsa, aile içinde yalnızlığı seçmesi, karanlıkta kalmayı tercih etmesi çocuğun dijital oyun bağımlılığını gösterir" dedi.


Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, bilgisayar oyunlarından kaynaklı şiddet olaylarına sık sık rastlandığını belirtti. Ankara'daki çekiçli cinayet olayının bu konudaki sıkıntıları gün yüzüne çıkardığını belirten Prof. Dr. Türk, "Şiddet unsuru içeren bilgisayar oyunları, çocukları etkileme potansiyeline sahiptir. Çocuklar önce gözlemler, sonra model oluşturur, modellere göre hareket etmek ister. Arkasından da bu modeller çerçevesinde harekete geçerek, gerçekleştirirler. Dijital oyunlarda en çok tehdit olarak gördüğümüz şeylerden bir tanesi 'sempatik şiddet'tir. Sempatik şiddetin ne olduğunu çocuklar bilmedikleri için, şiddetin sadece bilgisayar oyunlarında gördükleri gibi öldürmek veya vurmak ile sonuçlanıp, sonrasında hayatına tekrar devam edeceği düşüncesi hakim. Bu tür vakaların, ilgililer gerekli düzenlemeyi yapmazlarsa devam edeceğini düşünüyorum" dedi.


'SALDIRGANLIĞI PEKİŞTİRECEK ÖZELLİĞE SAHİP'

Dijital oyunlar ile ilgili birkaç önemli özelliğin olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Türk, "Dijital oyunlar, saldırganlığı pekiştirecek özelliğe sahiptir. Her yaptığınız öldürme ya da şiddet olayında size ödül vererek, sizi bir şekilde kutlar. Bu devam ettiğinde bütün araştırmaların söylediği şey; savaş oyunları ile saldırganlığın doğru anlamda bir ilişkisi söz konusu. Çocuklar durumun ciddiyetinin farkında değiller yaş itibariyle. Karşısındaki insanı öldürmenin karşılığında ne olacağının ya da yaptığı suçun ne kadar büyük olduğunun farkında bile değiller" diye konuştu.


'KARANLIKTA KALMAYI TERCİH EDİYORSA DİKKAT'

Prof. Dr. Türk, ailelerin çocuklarındaki sanal oyun bağımlılıklarını nasıl anlayacaklarına ilişkin şunları söyledi: "Anlamak zor değil. Çocuklarda bizim gördüğümüz fiziksel, duygusal ve sosyal davranışlardan çocuğun dijital oyunlara bağımlılığı ile ilgili birçok emareyi görmekteyiz. Bunların başında fiziksel anlamda çocuklarınızda eğer kilo kaybı söz konusu ise, eğer sürekli olarak ağrılardan şikayet ediyorlarsa, gözlerinde kuruluk ve kızarma varsa çocuğun fiziksel anlamda bir bağımlılık içinde olduğunu söyleyebiliriz. Duygusal bağımlılık açısından baktığımızda, çocukların ev içinde huzursuz davranmaları, aile içinde yalnızlığı seçmesi, karanlıkta kalmayı tercih etmesi gibi birçok sebep çocuğun dijital oyun bağımlılığını gösterir. Sosyal olarak baktığınızda biz farkında değiliz; ama oyun içinde yazışma yaparlar. Bu dijital oyunlar sadece eğlence aracı değildir. Dijital oyunlar çocuğun hem bilinçsel hem duygusal, sosyal ve dil konusunda gelişmesini sağlayan araçlardır. Çocuğunuzun normal yaşamdaki konuşma dilinin farklılaştığını fark edeceksiniz. Daha argo kelimeler kullandığını görebilirsiniz. Antisosyal hareketlerin, evde kavga çıkarma, arkadaşları ile sürekli çatışma halinde olduğunu fark edebilirsiniz."


'YATTIKLARINDA TELEFON YANLARINDA OLMASIN'

Ailelerin iş hayatları nedeniyle evlerine geç geldiklerini, çocukların bu süre içinde evde yalnız kaldıklarını kaydeden Prof. Dr. Türk, "Yorgun olmamız onlarla ilgilenmememize neden oluyor. Aile içindeki iletişimsizlikler buna sebebiyet veriyor. Artık eskisi gibi çocuklar bilgisayarla oynamıyorlar, oyunları cep telefonlarına indiriyorlar. Bu yüzden cep telefonları ile ilgili bir denetleme ve kısıtlandırma olması söz konusu. Çocuklar yattıklarında cep telefonlarının yanlarında olmaması gerek. Belli saatlerde izin verilmesi gerek. Yasaklama yolu ile değil de çocuklara kendilerini geliştirmeye yönelik oyunlar teşvik edilebilir ve onlara katılabilirsiniz. Cep telefonlarını kullandığı saatlerde değişiklik yapabilirsiniz. Cep telefonlarını bir ödül gibi vermemeniz lazım" dedi.


Prof. Dr. Türk, dijital ve çevrimiçi oyunlar ile ilgili bir düzenlemenin olmadığını belirterek, bir düzenleme ile hem yaş aralığı hem de içerik kontrolünün yapılması gerektiğine vurgu yaptı.


25 Aralık 2020 Cuma

E-dönüşüm daha da hızlanacak

 Salgın sürecinde talebin hızla yükseldiği e-dönüşüm, tasarruf sunduğu uygulamaları ile öne çıkıyor. Bu alanda alanda uzman şirketlerin sayısı hızla yükseliyor. TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) satışlarında yüzde 50 büyüme yaşandığını söyledi.

Mobilleşen ve dijitalleşen hayatta bireylerin ya da şirketlerin kamusal ya da ticari faaliyetlerini online ortamda yürütmesinin gerekliliği yıllardır ifade ediliyordu.

Tüm ihtiyaçları online ortamda çözebilen hizmetleri içine alan e-dönüşüm pazarının önemi, COVID-19 pandemisiyle bir kez daha ortaya çıktı. Belki de hiç gitmeyecek şekilde yaşamımızın bir parçası oldu. E-dönüşüm ihtiyacı bu alana hizmet eden uzman şirketlerin de öne çıkmasına yol açtı. Bunlardan biri de TÜRKKEP.

E-dönüşüm pazarının en önemli hizmet sağlayıcılarından TÜRKKEP’in Genel Müdürü Olcay Yıldız, pandemi sürecinde şirketlerin, KOBİ’lerin ve bireylerin e-dönüşüm hizmetlerinden yararlanma oranlarının önemli oranda arttığını, Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) satışlarında yüzde 50 büyüme yaşandığını ifade etti.

Kurumlararası evrak akışını disipline ediyor E-dönüşüm pazarında yetkilendirildiği 2013 yılından bu yana hizmet veren TÜRKKEP, e-dönüşüm hizmetlerine yönelik hizmet kalitesi, güvenilirliği, çözüm odaklı yaklaşımı ve ihtiyaç temelinde geliştirdiği hizmetler ile şirketlerin tüm resmi yapılanmasına yönelik işlerini kolaylaştırıyor.

Kurumlar arası evrak akışını disipline ederek, iş akışını resmileştiren TÜRKKEP, Kayıtlı Elektronik Posta (KEP), e-yazışma, e-fatura, e-arşiv fatura, e-defter, e-saklama, e-imza, KEP kurumsal çözümler gibi ürün ve hizmetler sunuyor. Bu hizmetler ile iş gücü, kağıt ve arşiv maliyetlerinde tasarruf sağlarken kayıt dışının engellenmesi ve verilerin güvenli ortamlarda uzun süre saklanmasına olanak sağlıyor.

Şirketlerin iş sistemleri ile entegrasyon, süreç yönetimi, bu teknolojilerin iş senaryolarında kullanılması ve sunduğu satış sonrası hizmet yaklaşımı ile de sektörde öncü olma özelliğini sürdürüyor. Türkiye’de büyük ve küçük ölçekli birçok şirketin çözüm ortağı olan TÜRKKEP, gerçek ve tüzel kişi müşteri sayıları ve sektörel yaygınlığı açısından pazar lideri konumunda. TÜRKKEP, Boyner, Eroğlu Holding, Hugo Boss, Şişecam, Anadolu Holding, Enka, Bilfen Okulları, TGS Yer Hizmetleri, Vodafone, Türk Telekom gibi birçok şirketin çözüm ortağı.

Pandemide geleneksel iş süreçlerinden elektronik iş akışlarına hızlı bir geçiş oldu

Pandemi döneminde evden çalışma sistemi ile birlikte e-dönüşüm hizmetlerini kullanmayan şirketlerin süreçten negatif etkilendiğini belirten TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, “Kağıt ortamında yapılan sözleşmelerin, banka talimatlarının yerine temassız ve kağıtsız ortamda online yapılmasını önemi ortaya çıktı. İK yönetiminin ve mali süreçlerin dijital yürütülmesi gerektiğini tüm şirketler bu dönemde kavradı. Geleneksel iş süreçlerinden elektronik iş akışlarına doğru hızlı bir geçiş oldu. Bu geçiş güven katmanını zorunlu hale getirdi. Kısa ve orta vadede yapılması planlanan birçok çözüm öne alındı. Bu dönemde özellikle KEP ve e-İmza çözümlerimize oldukça yoğun talep aldık. E-dönüşüm artık yeni dünyanın vazgeçilmez bir parçası. e-Kimlik geçişinin tamamlanması ile birlikte önümüzdeki dönemde bireysel KEP adresi kullanımında ciddi bir artış öngörüyoruz.” dedi.



24 Aralık 2020 Perşembe

Su ve kanalizasyon hizmetleri elektronik ortama taşındı

 Belediyeler ve bağlı kuruluşlar, su ve kanalizasyon hizmetlerinde ilk abonelik başvurusu, devretme, kapatma ve ödeme işlemlerini elektronik ortama taşıyacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, Belediye Su ve Kanalizasyon Hizmetlerinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, vatandaşlar belediye ve bağlı kuruluşlara ilk abonelik başvurusu, devretme, kapatma ve ödeme işlemlerini e-Devlet üzerinden yapabilecek ve sonuç ilgili kişiye elektronik ortamda iletilecek.

Bu şekilde yapılan ilk abonelik başvurusu ve devretme işlemleri için belediye ve bağlı kuruluşlarınca aboneler ile mesafeli sözleşmeler yapılacak.

Mesafeli sözleşme hükümlerinin yürürlüğe konulabilmesi için ilk abonelik tesisi işlemleri için belirlenen bedellerin ödenmiş veya taksitlendirilmiş olması, devretme işlemleri için ise belirlenen bedellerin ödenmiş olması gerekiyor.

Elektronik ortamda yapılan abonelik kapatma işlemleri için belediye ve bağlı kuruluşları tarafından abone sayacındaki kontroller yapılacak, varsa kapama endeksi girilecek.

Abonelik kapatma işlemlerinin gerçekleşmesi için tüm borcun ve kapatma işlemleri için belirlenen ücretlerin ödenmesi şart olacak.

Belediyeler ve bağlı kuruluşları başvuru yapanlar ile ön bilgilendirme formunu ve KVKK aydınlatma metnini elektronik ortamda paylaşacaklar.

Yönetmelikle mesafeli sözleşme için öngörülen hususlara ilişkin belediyeler veya bağlı kuruluşlarca gerekli her türlü idari, teknik ve hukuki düzenlemeler 31 Aralık 2021'e kadar bitirilmiş olacak.

Turkcell'in veri merkezi yatırımları Çorlu tesisi ile 2 milyar TL’yi aşacak

 Çorlu Veri Merkezi’nin hizmete alınmasıyla Turkcell'in yeni nesil veri merkezlerine yaptığı yatırımların tutarı da 2 milyar TL’yi geçecek.


Turkcell'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin en büyük veri işletmecisi konumundaki Turkcell’in toplam beyaz alan kapasitesi, yakında açılması planlanan Çorlu Veri Merkezi’nin devreye girmesiyle 39 bin 500 metrekareye çıkacak.


Açıklamada görüşlerine yer verilen Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, Türkiye’nin verisini korumak için hız kesmeden çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Biz yıllardır ‘Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın’ prensibiyle hareket ediyor ve yatırımlarımızı bu yönde geliştiriyoruz. Ülkemizin verisini yerli ve milli tesislerimizde en yüksek güvenlik standartlarını sağlayarak koruyoruz. Son olarak Ankara’da açtığımız Türkiye’nin en büyük veri merkezini, dünyanın önde gelen patent kurumlarından Türk Patent Kurumu’nun da tercih etmesi veri merkezimizin kalitesini tescilledi." ifadelerini kullandı.


Turkcell, veri merkezlerinde hayata geçirdiği yeni nesil teknolojilerin yanı sıra kesintisiz hizmet deneyimi için coğrafi yedeklilik de sağlıyor. Bu sayede şirketlerin iş sürekliliğine katkı sunan Turkcell veri merkezleri, her türlü felaket kurtarma ihtiyaçlarını da karşılıyor.​​​​​​​


19 Aralık 2020 Cumartesi

KAHRAMANMARAŞ - "Kodlama Okulu" açıldı

 Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KTMSO), İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kahramanmaraş Genç Girişimciler Kurulu iş birliğiyle Kodlama Okulu açıldı.

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KTMSO), İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kahramanmaraş Genç Girişimciler Kurulu iş birliğiyle Kodlama Okulu açıldı.KMTSO toplantı salonunda düzenlenen ve katılımcıların video konferans yöntemiyle katıldığı "Kahramanmaraş TOBB Fen Lisesi Kodlama Okulu Açılışı ve Protokolü İmza Töreni"nde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin geleceğinin genç ve kadınlarla olacağını söyledi.

Kahramanmaraş'ta hayırlı bir işe imza atıldığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Esasen zamanın ruhuna göre de hareket ediyoruz. Zira dijital çağdayız ve makinelerin makinelerle konuşmaya başladığı bir dönemdeyiz. Yapay zekanın insan zekasıyla yarıştığını görüyoruz. Hatta makinelerin doğrudan insanlarla konuşmaya başladığı günleri yaşıyoruz." dedi."Gençlerde kodlama bilenler öne çıkıyor"Hisarcıklıoğlu, makinelerle konuşmak için de kodlamanın muhakkak bilinmesi ve akıldakinin makine diline çevrimesi gerektiğini dile getirdi.Dijitalleşme ve kodlamanın önemine işaret eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:"Eskiden İngilizceyi bilmek nasıl bir avantaj sağlıyorsa bugünün dünyasında artık gençlerde kodlama bilenler öne çıkıyor. Genç girişimciler kurulumuz, onun için çok hayırlı bir işe öncülük ediyor ve ülkeleri için, gelecek için hayırlı iş yapıyor. Çocuklarımızı iyi eğitirsek, birlik ve beraberliğimizi muhafaza edersek, Allah'ın izniyle önümüzde kimse duramaz. Bu çalışmayla gençlerimiz en iyi şekilde eğitim alacak, yarının dünyasına hazır yetişecek ve Kahramanmaraş ile Türkiye'mizin daha da gelişmesini sağlayacak."Vali Ömer Faruk Coşkun da okulun açılmasında katkısı olan ve emeği geçenlere teşekkür ederek, "Öğrencilerimiz temel kodlama ve yazılım metotlarını öğrenerek geleceğe ve yeni nesil teknolojiye daha hazır hale geleceklerdir. Bu projenin eğitim camiamız ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Cihat Sezal da iyi eğitilen yeni neslin gelecekte hem kentin şekillenmesinde hem de Türkiye'nin hak ettiği yerde olmasına katkı sağlayacağını söyledi.Konuşmaların ardından KMTSO Başkanı Şahin Balcıoğlu ile İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Yılmaz, okulun açılışına ilişkine hazırlanan protokolü imzaladı. Programa AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç ve oda yöneticileri ile temsilcileri katıldı.Kentteki TOBB Fen Lisesi bünyesinde açılan ve hafta sonları temel kodlama eğitiminin verileceği Kodlama Okulu'nda öğrencilerin eğitimlerle animasyon ve bilgisayar oyunlarını tasarlayabilecek seviyeye gelmesi hedefleniyor.


17 Aralık 2020 Perşembe

Turkcell: 200 Mbps limitsiz interneti kullanıcılarımızın hizmetine sunuyoruz

 02.10.2020

Turkcell, 200 Mbps hızında limitsiz interneti kullanıcılarının

hizmetine sunuyor. Şirketin Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür

Yardımcısı Alper Ergenekon “Kullanıcılarımız 200 Mbps limitsiz

internet ile büyük boyutlu dosyaları kısa sürede indirebilirken,

görüntülü toplantılardan, online eğitime kadar birçok süreci farklı

cihazlardan aynı anda daha kolay yapabilecek” dedi.

Son dönemde gerçekleştirdiği yatırımlarla fiber altyapısını

genişleten Turkcell, evlerdeki internet hızını yepyeni bir noktaya

taşıyor. Bugüne kadar güçlü altyapısı sayesinde evlerin kapısına kadar

ulaştırdığı fiber internetle kullanıcılarına kesintisiz ve yüksek

hızlı bağlantı imkanı sunan Turkcell, 200 Mbps hızında limitsiz

interneti kullanıcılarının hizmetine sunuyor.


Alper Ergenekon: Türkiye’yi fiber ile tanıştıran ilk operatörüz


Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper

Ergenekon pandemi sürecinde insanların evlerinde daha fazla vakit

geçirdiklerini ve bu süre zarfında daha hızlı internet hizmetine

ihtiyaç duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de evleri

fiberle tanıştıran ilk operatörüz. Sadece binaya değil evlerin içine

kadar götürdüğümüz fiber ile müşterilerimize en iyi hizmeti vermek

için çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Gün içerisinde

internet talebinin artık belirli saatlere değil tüm güne yayıldığını

görüyoruz. Evde aynı anda internet kullanan kişi sayısının artmasıyla

birlikte müşterilerimiz de çoklu kullanımı karşılamak için daha yüksek

hızlarda internete ihtiyaç duyar hale geldi. Şimdi de üstün fiber

altyapımız ile hayata geçirdiğimiz 200 Mbps limitsiz interneti

kullanıcılarımızın hizmetine sunuyoruz. Kullanıcılarımız 200 Mbps

limitsiz internet ile büyük boyutlu dosyaları kısa sürede

indirebilirken, görüntülü toplantılardan, online eğitime kadar birçok

süreci farklı cihazlardan aynı anda daha kolay yapabilecek” diye

konuştu.


Turkcell evde dijital imza dönemini başlattı

 07.10.2020


Turkcell, pandemi döneminde artan ev interneti ihtiyacına teması

azaltan yeni bir dijital çözüm geliştirdi. Türkiye'de bir ilk olacak

çözüm sayesinde Turkcell müşterileri fiber, DSL, Superbox ve TV+

ürünlerinin aboneliklerini dijital imza ile yapabilecek. Müşterilerin

hayatını kolaylaştıracak çözümle kurulum ekiplerinin de ev içerisinde

geçirdiği süre yüzde 30 azalarak kurulum süreci de hızlıca

tamamlanacak. Aynı zamanda çevre dostu olan çözümle yılda 11 milyon

sayfa evrak dijitalleşecek.

Dünyanın ilk dijital operatörü Turkcell, Türkiye'de bir ilk olarak

evde dijital imza dönemini başlattı. Yeni çözüm sayesinde fiber, DSL,

Superbox ve TV+ ürünlerini kullanmak isteyen Turkcell müşterileri

abonelik işlemlerinde dijital imza kullanabilecek. Müşterilerin

abonelik işlemlerini hızlı bir şekilde yapmayı hedefleyen çözüm

sayesinde kurulum ekipleri de işlerini yüzde 30 daha hızlı bir şekilde

yapabilecek. Yılda 11 milyon sayfalık evrağın dijitalleşeceği çözümle

çevrenin korunmasına da katkı sağlanmış olacak. Tüm Türkiye'yi

kapsayan uygulama ile yılda 1 milyon 500 bin hanede dijital imza

atılması bekleniyor.

Turkcell Kurumsal ve Ev Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Ceyhun Özata konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Turkcell olarak mağazalarımızda dijital imza ile abonelik

sözleşmesinden tarife değişikliğine, yeni SIM kart alımından fatura

ödemesine değin tüm işlemleri tablet üzerinden dijital imza ile

saniyeler içerisinde gerçekleştiriyoruz. Bu uygulamamızı artık evlere

de taşıdık. Pandemi döneminde müşterilerimizin evinde en az süreyi

geçirerek onları internete kavuşturmak en önemli çıkış noktamız oldu.

Artık müşterilerimizin evine kurulum yapmamızı gerektiren fiber, DSL,

Superbox ve TV+ için de dijital imza ile abonelik mümkün olacak. İşlem

sürelerini yüzde 30 azaltacağını öngördüğümüz projemiz sayesinde

müşterilerimizin abonelik sürecini hızlandıracağız. Yılda 11 milyon

sayfa evrağın dijital ortama taşınacağı güvenli dijital imza

uygulamamızı aynı zamanda tüm sektörlerin de kullanımına sunuyoruz."

Turkcell'in güvenli dijital imza çözümü şirketlerin de hizmetinde

Turkcell güvenli dijital imza çözümüyle sektörlerin dönüşümü ivme

kazanıyor. İlk olarak Turkcell ekosisteminde uygulanan dijital imza

çözümü, şirketlere de sunularak uçtan uca dijitalleşmeye katkı

sağlanıyor. Turkcell'in dijital imza çözümü özellikle pandemi

döneminde önemi anlaşılan sözleşme süreçlerinin dijitalleşmesine imkan

tanıyor. Dijital imza ile şirketler, ıslak imzalı kağıt sözleşme

süreçlerini dijitalleştirerek zaman ve maliyetten tasarruf sağlıyor.

Evrakların arşivlenmesi ve erişilmesi süreçlerini kolaylaştırarak

operasyonel verimlilik sağlayan dijital imza, elektronik imza ve elle

atılan imzayı kombine ediyor. Dijital imza, evraklı işlemlerin

güvenli, hızlı ve kolay bir şekilde dijital olarak tamamlanması için

gelişmiş güvenlik protokolleri ile korunuyor.


Turkcell/Tansuğ: Türkiye’nin dijital ihracatında lider pozisyonumuzu sürdürüyoruz

 23.10.2020

Dijital ihracatın öncüsü Turkcell, geliştirdiği yerli dijital

servislerini dünyanın dört bir yanına ihraç etmeye devam ediyor. BiP,

TV+, lifebox ve Hızlı Giriş servisleri Digicel iş birliğiyle 32 ülkede

13 milyon kullanıcının hizmetine sunuluyor.

Karayipler, Orta Amerika ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren

Digicel, Turkcell'in iştiraki Lifecell Ventures ortaklığıyla, yaşam ve

iletişim platformu BiP, TV platformu TV+, lifebox ve Hızlı Giriş’i

faaliyet gösterdiği 32 ülkede müşterilerinin kullanımına sundu.

Kullanıcı sayısını global olarak artırmaya devam eden BiP,

Karayipler’de gerçekleştirilen tanıtımından ardından yaklaşık 1 milyon

indirilmeye ulaştı.

Turkcell’in dijital servisleri BiP, TV+ ve lifebox yapılan anlaşma

ile birlikte 13 milyonu aşkın Digicel müşterisine ulaşma fırsatı

yakalamış oldu. Karayipler'de de aynı isimle kullanıma sunulan BiP,

kullanıcılara hızlı ve güvenli mesajlaşma, yüksek kaliteli sesli ve

görüntülü görüşme, gizli mesajlaşma, 'Keşfet' özelliği, gerçek zamanlı

çeviri ve web üzerinden kullanım imkanı sunuyor. Platformun ‘Keşfet’

bölümü, Digicel tarafından oluşturulan hizmet kanallarını içeriyor.

Digicel, Turkcell'in bulut depolama uygulaması lifebox'ı Billo adıyla,

TV platformu TV+'ı ise PlayGO adıyla piyasaya sürdü. lifebox, telefon

rehberi yedekleme, yüz ve görüntü tanıma, kişi yedekleme ve yapay zeka

teknolojisini kullanarak resimleri depolayan PhotoPick özelliklerini

sunacak. Kullanıcılara 70 canlı TV kanalı ve 3200 video içeriği sunan

PlayGO’ya Digicel müşterileri Turkcell’in hızlı ve güvenilir kimlik

doğrulama hizmeti Fast Login üzerinden platforma giriş yapacak.


Ataç Tansuğ: Türkiye’nin dijital ihracatında lider pozisyonumuzu

sürdürüyoruz


Turkcell Dijital Servisler ve Çözümlerden Sorumlu Genel Müdür

Yardımcısı Ataç Tansuğ, dünyadaki diğer telekom operatörlerine

sundukları dijital servislerle dijital ihracatın lideri olduklarını

belirterek, “Digicel ile ortaklığımız sayesinde, dijital

servislerimizin başarı öyküsü Karayipler, Orta Amerika ve Pasifik ile

birlikte toplam 32 ülkede devam ediyor. Turkcell’in iştiraki Lifecell

Ventures, şu anda 39 ülkede 320 milyon potansiyel müşteriye hizmet

veriyor. BiP, TV+, lifebox, fizy, Dergilik, YaaniMail ve Paycell gibi

yerel dijital servislerimizin erişimini tüm dünyada genişletmeye ve

Türkiye'deki dijital ihracatın öncülüğünü yapmaya devam edeceğiz”

ifadelerini kullandı.

Turkcell'in dijital ihracatın itici gücü olduğuna ve bu yıl

şirketin gündemindeki önemine vurgu yapan Tansuğ, “COVID-19 sürecinde

iletişimin ne kadar hayati bir önemi olduğunu hep beraber

deneyimledik. Dijital servisler tüm dünyada en önemli iletişim aracı

haline geldi. Bu noktada, müşterilerimize Türkiye'de kesintisiz yüksek

hızlı iletişim hizmetleri sunmaya devam ederken, dünya çapında

ortaklık kurduğumuz operatörlerin de yanında yer alıyoruz" dedi.

Turkcell'in 2018'de başlattığı dijital ihracat hamlesinin ardından

Digicel, Ocak 2019'da imzaladığı anlaşma ile BiP, lifebox ve TV+'ı

dijital servisler portföyüne eklemişti. Digicel Karayipler, Orta

Amerika ve Pasifik'te 32 pazarda faaliyet gösteriyor.


Turkcell: Superbox’ın abone sayısı 3’üncü çeyrek itibari ile 551 bine ulaştı

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, “Geçtiğimiz bu zorlu süreçte,

fiber altyapı olmayan yerlere de Superbox ile fiber hızında internet

ulaştırmayı başardık. Superbox o kadar çok sevildi ki geçen yılın aynı

dönemine göre abone sayımız 2,5 kat arttı ve 551 bine ulaştı” dedi.

Pandemi ile birlikte artan hızlı ve kaliteli internet bağlantısı

ihtiyacı, yeni mobil internet çözümlerine olan talebi her geçen gün

artırıyor. Özellikle fiber altyapı bulunmayan yerlerde iş ve eğitim

için yüksek hızda internet gereksinimi duyan kullanıcılar yeni

çözümlere büyük ilgi gösteriyor. Turkcell’in bu soruna çözüm için

geliştirdiği Superbox’ın abone sayısı 3’üncü çeyrek itibari ile 551

bine ulaştı.

Artan dijital tüketimi ve değişen müşteri alışkanlıklarını

yakından takip ettiklerini belirten Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan,

“Geçtiğimiz bu zorlu süreçte, fiber altyapı olmayan yerlere de

Superbox ile fiber hızında internet ulaştırmayı başardık. Superbox o

kadar çok sevildi ki geçen yılın aynı dönemine göre abone sayımız 2,5

kat arttı ve 551 bine ulaştı. Bu sayı artmaya da devam ediyor.

Müşterilerimize ihtiyaç duydukları her noktada fiber hızda internet

bağlantısı sunabilmek için çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

 

16 Aralık 2020 Çarşamba

Mahkemeden dijital hesapların miras sayılması yönünde karar

 İstinaf Mahkemesi, ölen eşinin iCloud hesabına erişim izni isteyen kadının talebini yerinde buldu ve 'dijital hesapların miras kabul edilmesi' yönünde karar verdi.



Sabah gazetesinden Mustafa Sait Özkan'ın haberine göre, eşini trafik kazasında kaybeden bir kadın, Denizli 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dilekçede, eşine ait Apple marka cep telefonunun iCloud hesabındaki fotoğraf, video, ses kayıtları, medya dosyaları ile maillere ulaşmak için eşinin terekesinin tespitini, iCloud kimliğinin miras kabul edilerek, hesaba ulaşması için karar verilmesini talep etti.


Mahkeme ise bu talebi 'özel hayatın gizliliğini ihlal' diyerek reddetti.

Kararı İstinaf Mahkemesi'ne taşıyan kadın, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'ne verdiği dilekçede "Eşim, 13 Temmuz 2019'da vefat etti. Geride mirasçı olarak ben ve çocuğumuz kaldı. Eşimin ölümü sonrası GSM hattı kapatıldı. Telefonundaki fotoğraf, video, ses kayıtları, dokümanlar, notlar, mailler iCloud hesabındaydı. Eşimin iCloud hesabına erişebilmek için şifresini bilmem gerekiyor. Bu hesap vasıtası ile kontrol edilen e-ticaret sitesi hesabı, e-hediye çekleri ve kuponları vardı. Apple firması mahkeme kararıyla erişim izni verileceğini bildirdi" dedi.


Mahkeme kadının talebini yerinde buldu


Mahkeme kadının talebini yerinde bularak dosyayı yerel mahkemeye kararın yenilenmesi yönünde gönderdi. Düne kadar mülkiyet kavramının menkul ve gayrimenkul mülkiyeti ile bir kısım sınırlı ayni haklar etrafında şekillendiğinin belirtildiği kararda "Dijital mal varlığı inkar edilemez bir gerçeklik. Kripto paraların uluslararası ödemelerde kullanıldığı dijital sistemler var. Yine reklam gelirleri sağlayan sosyal medya hesaplarının gün geçtikçe arttığı, YouTube ve benzeri dijital platformlarda reklam geliri ve ücretli üyelik sistemi ile hizmet veren kanallar oluşturulduğu bir ortamda, dijital mal varlığı ve dijital miras ile ilgili yasal bir düzenleme bulunmamakta" denilerek dijital hesapların miras kalması yönünde emsal bir karar verdi.


14 Aralık 2020 Pazartesi

HAVELSAN İleri Teknolojiler Merkezi açıldı

 14.12.2020

HAVELSAN İleri Teknolojiler Merkezi, Bilişim Vadisi’nde yeni nesil teknolojiler geliştirmek için bugün açıldı

HAVELSAN’ın bünyesinde kurulan İleri Teknolojiler Merkezi, Bilişim Vadisi’nde bugün itibariyle açıldı.

HAVELSAN resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesi için en önemli adımlardan biri Bilişim Vadisi’nde atılıyor. HAVELSAN İleri Teknolojiler Merkezi, yeni nesil teknolojiler geliştirmek için bugün açılıyor. Yeni teknoloji evimiz hayırlı olsun.” ifadelerine yer verildi.

HAVELSAN tarafından yapılan açıklamada:

“Türkiye’nin lider teknoloji şirketi HAVELSAN’ın birikimi ve gücü, Bilişim Vadisi’nin dinamizmiyle birleşiyor. Milli teknoloji hamlesinin en güzel örneklerinden biri HAVELSAN İleri Teknolojiler Merkezi’nde kök salıyor. Türkiye’nin mühendisleri artırılmış gerçeklik ve yapay zekadan gerçek zamanlı işletim sistemine, açık kaynak sistemlerinden siber güvenliğe kadar birçok alanda yeni nesil teknolojileri ülkemize kazandırıyor.

İş ekosistemiyle büyüyen ve iş ekosistemindeki bütün paydaşlarını büyüten HAVELSAN, Bilişim Vadisi’nde de aynı ortak çalışma kararlılığına devam ediyor. Türk sanayiinin kalbine taze bir kan olan Bilişim Vadisi, savunma sanayiimizin lokomotif gücü HAVELSAN’la gücüne güç katıyor. Teknoloji, inovasyon, girişimcilik ve AR-GE adına her şey HAVELSAN İleri Teknolojiler Merkezi’nde hayat buluyor.” ifadeleri kullanıldı.

12 Aralık 2020 Cumartesi

Ticaret Bakanlığı, İleti Yönetim Sistemi'ne son kayıt tarihini erteledi

 30.11.2020

150 bin adedin üstünde ticari elektronik ileti onayı olan hizmet sağlayıcılar için onay yükleme son tarihi 31 Aralık 2021, 150 bin adet ve altında ileti onayı olan hizmet sağlayıcılar için ise 31 Mayıs 2021.

Geçtğimiz aylarda şirketlerin SMS ve e-posta gönderimi için İleti Yönetim Sistemi'ne kayıt olma zorunluluğunu sizlere aktarmıştık. 15.7.2015 tarihinde 29417 sayılı resmi gazete yayınlanan yönetmeliğe eklenen değişik ile;  şirketlerin SMS ve E-posta gönderiminin İYS'de toplanması kararlaştırılmıştı. 

Başta 1 Eylül 2020 tarihine kadar yüklenmesi gereken mevut izinler, 1 Aralık 2020 tarihine kadar uzatılmıştı. Ticaret Bakanlığı bugün yaptığı bir basın açıklamasıyla, pandemi şartlarında şirketlerin mağdur olmaması adına, son kayıt tarihini bir kez daha ertelediğini açıkladı. 

Son tarihler 31 Aralık 2021 ve 31 Mayıs 2021

Açıklamaya göre, 150 bin adedin üstünde ticari elektronik ileti onayı olan hizmet sağlayıcılar için onay yükleme son tarihi 31 Aralık 2020 olarak değiştirildi. Bu onayların vatandaş tarafından kontrol edilme son tarihi ise 15 Şubat 2021 olarak belirlendi. 

150 bin adet ve altında ticari elektronik ileti onayı olan hizmet sağlayıcılar için onay yükleme son tarihi 31 Mayıs 2021'e ertelenirken, bu onayların vatandaş tarafından kontrol edilme son tarihi ise 15 Temmuz 2021'e çekildi. Bakanlık tarafından yayınlanan resmi açıklamanın tamamı şöyle: 

Hizmet sağlayıcıların Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemine (İYS) kaydolma ve mevcut onaylarını yükleme tarihi ertelenmiştir.
 
Bilindiği üzere, Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik kapsamında hizmet sağlayıcıların İYS’ye kaydolmaları ve ticari elektronik ileti onaylarını aktarmaları gereken son tarih 1 Aralık 2020 olarak belirlenmişti. Ancak tüm dünyayı etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) salgınının günlük hayattaki olumsuz etkileri devam etmekte ve iş süreçlerinde bazı aksamalar yaşanmasına neden olmaktadır.
 
Bu kapsamda, hizmet sağlayıcısı farklı sektörlerde bulunan işletmelerden ve sivil toplum kuruluşlarından İYS’ye ilişkin tarihlerin ertelenmesi talepleri Bakanlığımıza iletilmiştir. Bakanlığımızca bu talepler dikkate alınarak işletmelerimizi mağdur etmemek amacıyla hizmet sağlayıcıların İYS’ye kaydolma ve onay yükleme tarihi ertelenmiştir.

Buna göre;

150 bin adedin üstünde ticari elektronik ileti onayı olan hizmet sağlayıcılar için onay yükleme son tarihi 31 Aralık 2020 tarihine; bu onayların vatandaş tarafından kontrol edilme son tarihi ise 15 Şubat 2021 tarihine,

-150 bin adet ve altında ticari elektronik ileti onayı olan hizmet sağlayıcılar için onay yükleme son tarihi 31 Mayıs 2021 tarihine; bu onayların vatandaş tarafından kontrol edilme son tarihi ise 15 Temmuz 2021 tarihine ertelenmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

https://webrazzi.com/2020/11/30/ticaret-bakanligi-ileti-yonetim-sistemi-ne-son-kayit-tarihini-erteledi/


Ünlü Türk şirketi online satıldı

 12.12.2020

Zynga’ya 168 milyon dolara satılan yerli oyun firması Rollic Games’in kurucusu Burak Vardal, “Amerika’daki ekiple hiç yüzyüze tanışmadık. Pandemi olması nedeniyle hep online görüştük. Mütevazı oluşları bizi çok etkiledi” diye anlattı



Geçtiğimiz ağustos ayında 168 milyon dolara ABD’li dev Zynga’ya satılan yerli oyun firması Rollic Games’in satış sırasında firmayla hiç yüzyüze görüşme yapmadığı ortaya çıktı. Faaliyetlerini Zynga şemsiyesi altında sürdüren Rollic Games’in kurucusu ve CEO’su Burak Vardal, Zynga gibi bir devle masaya oturmanın zor bir süreç olduğunu anlatarak, “Amerika’daki ekiple hiç yüz yüze tanışmadık. Pandemi nedeniyle görüşmelerimiz hep online oldu. Satın almanın üzerinden bir hayli zaman geçti hala da yüz yüze konuşamadık. Tabii ki Zynga Türkiye ofisini tanıyoruz, onlarla konuştuk ama ABD’deki ekiple hiç fiziksel olarak bir araya gelmedik” dedi.


Amerika’da bir çeyrekte en çok oynanan iki oyunu üretmelerinin ve Zynga’nın ilgisini çekmelerini sağladığını aktaran Vardal, yaşanılan süreci şöyle anlattı: “Oyunların kalitesi ve başarısı yanında finansal kazançları da ilgilerini çekmemizi sağladı. Bunlar olunca masaya bir adım önde oturuyorsunuz. Değerimizin farkındaydılar. Beni en çok etkileyen şey bu kadar büyük bir şirketin karşımıza çok mütevazı insanlarla gelmesi. Her detayı konuştuk. Bu süreçte ellerinden geleni yaptılar. Sorun olursa beraber çözelim dediler. Mütevazı oluşları inanılmazdı. Görüşmeler uzun sürdü. O sırada Peak’le de konuşuyorlardı, çok yoğunlardı. Önce onu sonuçlandırdılar. Bizimki daha sonraya kaldı. Ama sonucu çok güzel oldu.”


Mobil oyun büyüyor


Vardal, Zynga’nın kendilerini satın alarak en büyük mobil oyun segmenti olan hyper casual’e (oynanması kolay, ücretsiz mobil oyunlar) giriş yaptığını belirterek, Türkiye’nin oyunda üretim isteği ve kalitesiyle Zynga’nın öncelikli ülkesi olacağını kaydetti. Vardal, şöyle devam etti:


“Zynga’nın hyper casual oyun portföyü yoktu. Şirkete katılınca kendi türümüzde tek örnekleri olacaktık. Bu, karar vermemizde etkili oldu. Bu trend biter mi diye bakıldı. Ancak hyper casual oyunlar giderek büyüyor. Dünyada indirilen oyunların yüzde 85’i hyper casual. Yeni neslin isteklerini düşünen keyifli içerikler üretmeye devam edeceğiz. Her zaman ana işimiz bu olacak.”


Türkiye’de Onnect’i satın aldı


Rollic Games, satıştan sonra Zynga bünyesine geçse de faaliyetlerini Türkiye’de yürütüyor. Firma burada da yeni hamlelerini sürdürüyor. En son Chef Game Studio’nun geliştirdiği Onnect oyununun tüm haklarını 6 milyon dolar karşılığında satın aldı. Taraflar arasındaki anlaşma şartlarına bağlı olarak, ileride 1 milyon dolar tutarında ek bir ödeme yapılması da söz konusu olabilecek.


1 milyarlık indirme rakamını hedefliyor


Rollic Games’in oyunları dünyada 400 milyondan fazla indirildi. Sekiz tanesi ABD App Store’da ilk iki sıraya yükseldi. Rollic Games, Tangle Master 3D, Gun Gang, Fast Driver, Go Knots 3D gibi oyunların yaratıcısı.


ABD’de uzun süre en çok oynanan oyunlar arasında yer aldı. Burak Vardal, yeni oyunlar geliştirmeye devam edeceklerini ve 1 milyar adetlik indirme rakamlarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.


Sosyal medya şirketlerine 30 milyon lira ceza

 Türkiye'ye günlük erişimi 1 milyondan fazla olmasına ve yasal zorunluluğa rağmen temsilci atamayan sosyal medya şirketlerine 30'ar milyon TL daha ceza kesildi

Türkiye'den günlük erişimi 1 milyondan fazla olmasına ve yasal zorunluluğa rağmen ülkeye temsilci atamayan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarına, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 30'ar milyon lira daha ceza kesildi.


1 Ekim'de yürürlüğe giren ve "Sosyal Medya Yasası" olarak da ifade edilen 7253 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" kapsamında yurt dışı kaynaklı sosyal medya şirketlerinin 2 Kasım'a kadar ülkeye temsilci atamaları gerekiyordu. Türkiye'den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan ve yasanın gereğini yerine getirmeyenlere 10'ar milyon lira ceza verilmişti.


Bu süreçte, dünyanın önde gelen sosyal ağ sağlayıcılarından VK, Türkiye temsilcisinin bilgilerini BTK'ye bildirerek, internet sitesinde yayımladı.


BTK, yasal sürenin sona ermesinin ardından temsilci bildiriminde bulunmayan Facebook, Instagram, Twitter, Periscope, YouTube, TikTok, Pinterest, LinkedIn ve Dailymotion şirketlerine 10'ar milyon lira ceza verdi. Bu şirketlere yasa gereği, kararın tebliğinden itibaren başlamak üzere 30 gün daha süre tanındı.


Bu süre, tebliğ tarihine göre bu hafta doldu. Yasanın gereğini yerine getirmeyen ilgili sosyal medya şirketlerine bu defa 30'ar milyon lira idari para cezası kesildi.


İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde de bu yükümlülük uygulanmazsa Türkiye'de mukim vergi mükellefi gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal medya şirketine reklam vermesi yasaklanacak ve bu kapsamda para transferi de yapılamayacak. Verilen reklam yasağı kararı, Resmi Gazete'de yayımlanacak.


TİKTOK'UN FARKLI ÜLKELERDE 126 ŞEHİRDE OFİSİ BULUNUYOR

Dünyanın çeşitli ülkelerinde temsilcisi bulunan ve ofisler açan sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye'de gerekli adımı atmamaları da tepki çekti.


Ülkede milyonlarca kullanıcısı bulunan sosyal ağ sağlayıcılardan TikTok'un internet sitesindeki verilere göre, uygulamanın ait olduğu ByteDance şirketinin Pekin, Londra, New York, Paris, Dubai, Cakarta ve Tokyo başta olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde 126 ofisi bulunuyor.


BANT GENİŞLİKLERİ DARALTILABİLECEK

Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren 3 ay içinde gerekli yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde BTK Başkanı, ilgili sosyal ağın internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50 daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek.


Başvurunun kabulüne ilişkin hakim kararının uygulanmasından itibaren 30 gün içinde söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda BTK Başkanı, ilgili sosyal ağın internet trafiği bant genişliğinin yüzde 90'a kadar daraltılması için sulh ceza hakimliğine müracaat edebilecek.


Sosyal medya şirketleri, bu süreçlerin sonunda da olsa Türkiye'de temsilcilik açmayı kabul ederlerse kendilerine o güne kadar kesilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilecek, reklam yasağı kaldırılacak ve internet trafiği bant genişliğine yapılan müdahale de sonlandırılacak.


Yasa kapsamında, sosyal medya şirketleri Türkçe yapılan başvuruları Türkçe cevaplayacak, kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlalinde başvurulara sosyal ağ sağlayıcı tarafından 48 saat içinde cevap verilecek. Sosyal medya şirketleri kişi başvurularına ilişkin 6 ayda bir rapor yayınlayacak.


Mahkeme kararına rağmen 24 saat içinde hukuka aykırı içerikleri çıkarmayan sosyal ağlar, doğacak zarardan sorumlu olacak.


Ayrıca sosyal medya şirketleri, Türkiye'deki kullanıcıların verilerini Türkiye'de bulundurma yönünde gerekli tedbirleri alacak.


5 Aralık 2020 Cumartesi

Türkiye'de bilgisayar fiyatları 1 yılda yüzde 92 arttı

 Bilgisayar fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 91’i de geçti. TÜİK verilerine göre geçen yılın kasım ayında 4 bin 247 TL seviyesinde olan ortalama bilgisayar fiyatı, bu yılın kasım ayında 8 bin 141 TL’ye ulaştı



Türkiye’de aylık enflasyonun (TÜFE) yüzde 2.3, yıllık enflasyonun yüzde 14 olarak açıklandığı kasım ayında, teknoloji pazarında ise ortalama fiyatlar telefonda düşerken, bilgisayarlarda ise artmaya devam etti. Aylık bazda ortalama telefon fiyatları yüzde 12.2 düşerken, bilgisayar fiyatlarındaki artış, yüzde 7.2 ile hız kesmeden devam etti.


Habertürk'ten Necdet Çalışkan'ın haberine göre korona virüs salgını ile birlikte gittikçe zorunlu hale gelen evden çalışma ve uzaktan eğitimin bilgisayara olan talebi de doğal olarak artırması, fiyatlar üzerinde baskı yaratıyor.

Pandemi nedeniyle global ölçekte üretim ve tedarik alanında yaşanan sıkıntılar da eklenince, bilgisayar fiyatlarındaki artış iyice hızlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK) verilerine göre yıllık bazda Eylül 2020’de yüzde 74.3, Ekim 2020’de ise yüzde 80.7 olan bilgisayar fiyatlarındaki artış, Kasım 2020 itibariyle yüzde 91.7 oldu.


GEÇEN YIL 4247 TL, ŞİMDİ 8141 TL!

Türkiye’de 2019 yılının Kasım ayında ortalama 4 bin 247 TL olan bilgisayar fiyatları, Kasım 2020’de 8 bin 141 TL’ye kadar ulaştı. Diğer bir ifadeyle geçen yıl iki bilgisayar alınabilen bir tutara, şu anda bir bilgisayar ancak alınabiliyor.


Korona virüsün küresel salgın ilan edilmesinden hemen önce Şubat 2020’de 6 bin TL’yi geçen Türkiye’deki ortalama bilgisayar fiyatları, Ağustos 2020’de 7 bin TL’yi aşmıştı. TÜİK’in bugün açıkladığı verilerin ardından bu rakam Kasım 2020 itibariyle 8 bin TL’yi de geride bırakmış oldu.


İŞTE TEKNOLOJİ PAZARINDAKİ ENFLASYON RAKAMLARI


Kasım 2019 Ekim 2020 Kasım 2020 Aylık Değişim Yıllık Değişim

Bilgisayar 4247 7596 8141 7.2% 91.7%

Televizyon 2386 3434 3638 5.9% 52.5%

Telefon 2218 3809 3346 -12.2% 50.9%

Tablet 1066 1535 1601 4.3% 50.2%

Oyun Konsolu 3113 3998 4097 2.5% 31.6%


Teknoloji alanındaki diğer öne çıkan ürünlere bakıldığında ise yıllık bazda fiyat artışları televizyonda yüzde 52.5, telefonda yüzde 50.9, tablet bilgisayarda yüzde 50.2 ve oyun konsolunda ise yüzde 31.6 olarak kayıtlara geçti.


Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Türk Startup Web Summit 2020’de

 04.12.2020

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, dünyanın en önemli teknoloji konferansları arasında yer alan Web Summit 2020’de Türk yatırımcılar ve startuplarla dünya sahnesine çıktı.



Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre, Web Summit 2020 programı kapsamında Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye: Gelişmekte Olan Piyasalarda Girişim Sermayesinin Yeniden Şekillendirilmesi” başlıklı canlı masterclass webinar’da ise Türkiye’deki girişim ekosisteminin başarılı örneklerini temsilen, 500 Startups Istanbul Ortağı Enis Hulli, Earlybird Digital East Fund Ortağı Cem Sertoğlu, Insider Kurucu Ortak ve CEO’suHande Çilingir ve Firefly Systems Inc. Kurucusu Kaan Günay konuşmacı olarak yer aldı.


Açıklamada görüşlerine yer verilen Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, dünyanın önemli girişimcilik zirvelerine katılarak Türkiye’nin bu alandaki ekosisteminin canlılığını anlatmayı amaçladıklarını belirterek, "“Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak girişim sermayesi ve teknoloji girişimleri öncelikli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. Bu alan ülke olarak öncelikli gündemimiz olmak zorunda. İstanbul’un bir girişimcilik merkezi olarak tüm dünyada hak ettiği yere gelmesi gerekiyor. Bu nedenle dünyanın en önemli etkinliklerinden biri olan Web Summit’te, ülkemizin girişim ekosisteminin başarılı temsilcileri ile yerimizi aldık." ifadelerini kullandı.

Dağlıoğlu, yakın dönemde yeni bir yatırım sürecinin başladığını vurgulayarak şunları kaydetti:

“Türkiye, son derece gelişmiş ve destekleyici bir girişimcilik ekosistemine sahip. Türkiye’deki girişimciliğin tüm dünya ile rekabet edebilir seviyede olduğunu, ülkemizdeki teknoloji girişimlerinin yetkin insan kaynağına sahip olduğunu, bu girişimlerin ortaya koyduğu ürün ve hizmetlerin teknolojik yetkinliğini ve dünyaya ihracat yapabildiğini son 10 yılda ispat ettik. Daha da önemlisi, uluslararası fonlar Türkiye’deki girişimlere yatırım yaptılar ve çok başarılı çıkışlar yaparak yüksek getiri oranları sağladılar. Ülkemizde yatırım yapmak üzere birçok fonun kurulduğu bir dönemden geçiyoruz ve önümüzdeki 5 yılda Türkiye’de daha büyük hacimli bir yatırım dönemi gözlemleyeceğiz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak ülkemizin girişimcilik ekosistemindeki tüm paydaşlarla yakın çalışarak kamu adına tüm gücümüzle destek oluyoruz.”


Web Summit 2020 programı kapsamında Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye: Gelişmekte Olan Piyasalarda Girişim Sermayesinin Yeniden Şekillendirilmesi” başlıklı canlı masterclass webinar’da moderatör olarak yer alan yer alan 500 Startups Istanbul Ortağı Enis Hulli de şu değerlendirmelerde bulundu:


“Türkiye, yıllık yüzde 16.5'lik bir büyüme ile, EMEA'da en hızla büyüyen mühendislik havuzuna sahip. Girişimlere yatırılan toplam rakam yıllık 100 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşirken, Türkiye 2018 yılından bu yana toplamda 3.5 milyar dolarlık çıkış hacmi ile bu alanda en önde gelen ülkelerden oldu. Ülkemizdeki mühendis potansiyeli, buna karşılık kısıtlı yerel yatırımcılar, yabancı yatırımcıların artan ilgisi ve satın almalar da göz önüne alındığında, Türkiye'nin erken aşama yatırımcılar için dünyada en karlı pazarlardan biri olduğuna inanıyorum.”



Kişisel verilere kural getirildi, işte yeni düzenleme

 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilerin elde ettikleri kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğin korunması için uyacakları usul ve esasları belirledi



Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunmasına İlişkin Yönetmelik, 6 ay sonra yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlandı.


Buna göre, kişisel verilerin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun, belirli, açık ve meşru amaçlar için olarak işlenmesi gerekecek.

Söz konusu verilerin işlenmesinde doğru ve gerektiğinde güncel olması, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi, milli güvenlik gerekçesiyle trafik ve konum verilerinin yurt dışına çıkarılmaması gibi esaslar aranacak.


İşletmeciler abonelerine veya kullanıcılarına ait kişisel verilerin ve sundukları hizmetlerin güvenliğini sağlamak amacıyla Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na, ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri alacak. Bu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkanlar göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun düzeyde olacak.


İşletmecilerden, kişisel verilere sadece yetkili kişiler tarafından erişilebilmesi, işlem kayıtlarının 2 yıl saklanması gibi yükümlülükleri yerine getirmesi de istenecek.

Açık rıza beyanı işlem öncesinde alınacak

İşletmeciler, şebekelerinin ve sundukları hizmetlerin güvenliğini tehdit eden belirli bir risk olması durumunda söz konusu riskin kapsamı ve giderilme yöntemleri hakkında ilgili abone/kullanıcıları en kısa sürede bilgilendirecek.


İşletmeciler, abone/kullanıcıdan açık rıza beyanını belirli bir konuya ilişkin olarak ilgili işlem öncesinde alacak. Belirli bir konu ile sınırlandırılmayan ve ilgili işlemle sınırlı olmayan genel nitelikteki rızalar geçersiz kabul edilecek.


Abonelik tesis edilmesi ve temel elektronik haberleşme hizmetleri veya cihazların sunulması, verilerinin işlenmesine yönelik açık rıza verme ön şartına bağlanamayacak. Hediye dakika, SMS ve veri gibi ek fayda sağlanması karşılığında açık rıza talep edilebilecek.


İşletmecilerin yönetmelikle belirlenen yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği hükümleri uygulanacak.


Uzay seyahatinde ne giyilecek?

 Ticari uzay yolculuğu şirketi Virgin Galactic müşterileri için ilk uzay uçuşunu 2021'in ilk çeyreğinde yapacağını duyurmasının ardından uzay mekiğini kullanacak mürettebatın ''uzay üniformalarını'' tanıttı.

Ticari uzay yolculuğu şirketi Virgin Galactic, ilk uzay uçuşunu 2021'in ilk çeyreğinde yapacağını duyurdu. Şirket, uzaya ilk deneme "uçuş aralığının” 11 Aralık'ta ABD’nin New Mexico kentinden gerçekleşeceğini kaydetti. Ticari uzay yolculuğu şirketi Virgin Galactic, 8 kişiden oluşan uçuş ekibinin uzay üniformalarını tanıttı.

Uzaya görev harici astronot taşıyacak olan Virgin Galactic yaptığı açıklamada “Bu ay 11 Aralık'taaçılacak olan 'uçuş aralığı' ile New Mexico'dan ilk insan uzay uçuşu dahil olmak üzere gelecekteki uçuşlarda ekip, bu uzay giysisi ve ayakkabısını giyecek” dedi.
Ağırlığı 1 kiloya yakın
Pilotların giyeceği uzay üniformalarında sıcaklık kontrolünün çok önemli olduğunu vurgulayan Virgin Galactic, üniformaların yaklaşık 1 kilo ağırlığında olduğunu ifade etti.

Uzay yolculuğu için 600 bilet satıldı
Öte yandan Virgin Galactic uzay seyahatleri için 600 bilet sattığını açıklamıştı. DHA'nın haberine göre, bunun için her yolcunun, 90 dakika sürece yolculuk için 250 bin dolar bilet ücreti ödemesi gerektiği ifade edilmişti.

Virgin Galactic müşterileri için ilk resmi uzay uçuşunun 2021'in ilk çeyreğinde yapacağını duyurmuş, Virgin'in Britanyalı sahibi Richard Branson ilk uçuşta yer alacağı açıklanmıştı.

3 Aralık 2020 Perşembe

365 milyon nüfus belgesi dijital ortama taşındı!

 İçişleri Bakanlığı, dijital dönüşüm adımı kapsamında Nüfus Dijital Arşiv Projesi’ni hayata geçirdi. Toplam 365 milyon nüfus belgesinin dijital ortama taşındığı projede 767 bin sayfa aile kütüğü belgesi de restore edildi.



Nüfus hizmetlerinin temeli olan, kişilerin aile bağlarını gösteren ve başka hiçbir nüshası bulunmayan 110 bin civarında nüfus kütüğü ve yaklaşık 380 milyon dayanak belgesi Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü arşivinde muhafaza ediliyor.


İçişleri Bakanlığı ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, bu arşivin daha iyi korunarak gelecek nesillere aktarılabilmesi ve belgelere ihtiyacı olan kamu kurum kuruluşları ile anlık olarak paylaşılabilmesi adına Nüfus Dijital Arşiv Projesi (Nüfus DAP) hayata geçirdi.

Nüfus DAP, vatandaşların resmi makamlar önündeki hukuki işlemlerinde haklarının korunması ve belgelendirilmesi açısından büyük öneme sahip olan arşiv belgelerinin dijital ortama taranması ve yıpranmış durumdaki belgeler ve aile kütüklerinin restore edilmesini de kapsıyor. 2017 yılında çalışmalarına başlanan proje ile 365 milyon sayfa belge dijital ortama aktarılmış; ayrıca aile kütüklerinde bulunan 767 bin sayfa restore edilmiş.


Proje ile vatandaşa sunulan hizmetlerin hızını artırıldığı gibi özellikle mahkemeler tarafından talep edilen belgelerin elektronik ortamda anlık ve doğru bir şekilde paylaşılması da sağlanmış olacak. Ayrıca belgelerin arşivlerden çıkarılması, yerinin değiştirilmesi gibi yoğun kullanımından kaynaklı ortaya çıkabilecek fiziki yıpranmaların da önüne geçilecek; iş gücü, kaynak ve zaman tasarrufu sağlanacak.


Sosyal medya şirketlerine 30'ar milyon TL ceza kesildi

 Sosyal medya düzenlemesi sonrası tanınan süre doldu. Verilen ikinci süre de doldu, 30'ar milyon TL daha ceza kesildi. Şirketler hala temsilcilik açmaz ise bant daraltma uygulamasına gidilecek ve erişim kısıtlanacak



Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçen sosyal medya düzenlemesi sonrasında Twitter, Facebook, TikTok vb. 1 milyondan fazla kullanıcıya sahip sosyal medya şirketlerine Türkiye'de temsilcilik bulundurma zorunluluğu getirildi.


Şirketlere verilen süre dolarken, henüz bir başvuru ve iletişim gerçekleşmedi. Bunun üzerine yasada yer alan madde uyarınca ilk olarak 10'ar milyon TL ceza kesildi. Şirketlere 1 ay daha süre verildi. Şirketler 1 aylık yasal süre içinde de adım atmayınca yasada yer alan madde uyarınca bu kez 30 milyon TL ceza kesildi.


Şirketler 30 milyon TL cezayı ödeyip, Türkiye'de temsilcilik açmazlarsa yasa gereği sosyal ağ sağlayıcısının Türkiye'de bulunan vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerden reklam alması üç aylığına yasaklanacak. Mevcut sözleşmeler devam edecek, sağlayıcı yeni bir reklam sözleşmesi yapamayacak. Sağlayıcının hâlâ temsilci tayin etmemesi durumunda Bilgi Teknolojileri Kurum Başkanlığı (BTK), Sulh Ceza Hakimliğine başvuracak. Mahkeme ilk aşamada yüzde 50 bant daralma cezası verebilecek. Hakim kararlarının, otuz günlük süre içinde talebin karşılanmaması durumunda yüzde 90 bant daraltma cezası gelebilecek.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ NEDİR?

Yeni düzenlemeye göre, Türkiye'den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan dış kaynaklı her sosyal ağ sağlayıcı Türkiye'de temsilci bulundurmak zorunda. WhatsApp, Facebook, Instagram, Twitter gibi sosyal medya araçları yasadaki sosyal ağ sağlayıcı tanımına dahil. Birinci aşamada Türkiye'de temsilci bulundurmayan sosyal ağ sağlayıcısına 10 milyon lira idari para cezası kesilecek. 30 günlük bekleme süresi içinde temsilci atanmazsa 30 milyon lira para cezası verilecek. Sonraki aşamada, sosyal ağ sağlayıcısının Türkiye'de bulunan vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerden reklam alması üç aylığına yasaklanacak. Mevcut sözleşmeler devam edecek, sağlayıcı yeni bir reklam sözleşmesi yapamayacak. Sağlayıcının hâlâ temsilci tayin etmemesi durumunda Bilgi Teknolojileri Kurum Başkanlığı (BTK), Sulh Ceza Hakimliğine başvuracak. Mahkeme ilk aşamada yüzde 50 bant daralma cezası verebilecek. Hakim kararlarının, otuz günlük süre içinde talebin karşılanmaması durumunda yüzde 90 bant daraltma cezası gelebilecek.

Söz konusu hakim kararları, erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere BTK'ya gönderilecek. Mahkemenin bant daraltma kararı vermesi durumunda erişim sağlayıcılar 4 saat içinde bu kararı yerine getirmekle mükellef olacaklar. Yeni düzenleme ile sosyal medya kullanıcıları unutulma hakkına da sahip olabilecek. Kişi, kişilik haklarıyla ya da özel hayatın gizliliğiyle ilgili mağduriyet ve ihlal bulunduğunu düşünüyorsa mahkemeye gitmeksizin sosyal ağ sağlayıcısının temsilciliğine başvurabilecek. Temsilcinin 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz yanıt vermesi, olumsuz yanıtın gerekçelendirilmesi gerekecek. Kullanıcının kişilik hakkı ihlalinde temsilciye yazılı başvuru yapıp 48 saat içinde cevap alamaması durumunda sosyal ağ sağlayıcısına 5 milyon TL ceza uygulanacak. Ayrıca, temsilcilik şikayetlerle ilgili 6 aylık sürelerle raporlama yapmak zorunda olacak. Altı aylık raporlamanın yapılmaması durumunda 10 milyon liralık idari para cezası uygulanacak.


Yazılım sektöründe 22,7 milyar dolarlık satış

 Şirket içi iletişim platformu Slack'in, 27,7 milyar dolar karşılığında Amerikan yazılım şirketi Salesforce'a satılacağı açıklandı



2010 yılında Stewart Butterfield tarafından kurulan Slack, Salesforce tarafından satın alınıyor. Salesforce’un kurucu ortağı ve CEO’su Marc Benioff satışa ilişkin yaptığı açıklamada, “Salesforce ve Slack birlikte, kurumsal yazılımın geleceğini şekillendirecek ve çalışma şekillerini tamamen değiştirecek. Dünyanın herhangi bir yerinden iş yapılabilecek” dedi.


BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Slack CEO’su Stewart Butterfield ise satış hakkında, “Kişisel olarak, bunun yazılım tarihindeki en stratejik bir araya gelişi olduğuna inanıyorum. İşe koyulmak için sabırsızlanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Konuya göre düzenlenmiş kalıcı sohbet odaları, özel gruplar ve doğrudan mesajlaşma dahil olmak üzere pek çok özelliğe sahip Slack, koronavirüs salgınında pek çok sektörün evden çalışmasının ardından popülerliğini artırmıştı. Geçen hafta satışa ilişkin çıkan söylentiler Slack’in değerlemesinin 25 milyar dolara yükselmesine sebep olmuştu.


Yazılım devi Adobe da geçen ay iş gücü yönetimi yazılımı Workfront’u 1,5 milyar dolara satın almayı planladığını duyurmuştu. Airtable, Asana, Box, DocuSign, Dropbox ve Smartsheet dahil olmak üzere bazı yazılımların da bazı şirketler için potansiyel hedefler olabileceği düşünülüyor.


Finansal danışmanlık firması Edward Jones’un kıdemli analistlerinden Logan Purk, Slack-Salesforce anlaşması için, “Yazılım pazarının ne kadar rekabetçi hale geldiğini gösterdi” dedi.


Slack, zaman içerisinde hızla büyüdü ve Google, Microsoft ve Amazon gibi şirketlerin satın alma tekliflerini aldı. Ancak şirket bugüne kadar tüm bu teklifleri reddetti. Geçen yıl halka açıldığında değerlemesi yaklaşık 19,5 milyar dolar olan şirketin hisseleri daha sonra kısmet düştü. Ancak salgınla birlikte insanlar evden çalıştıkça, şirket içi iletişim araçlarına karşı ilgi de arttı. Böylelikle Slack, 2020’nin üçüncü çeyreğinde gelirini yüzde 49 artırarak 216 milyon dolara yükseltti. Öte yandan bu artışın devam etmesinin beklenmediği açıklandı. Şirket, müşterilerindeki işten çıkarmaların işine zarar verdiğini belirtti.

‘Fırsatçı olmaya devam edeceğiz’

Bulut tabanlı Amerikan yazılım şirketi Salesforce ise 27’si son beş yılda olmak üzere en az 60 şirket satın alarak büyüme yolunda adımlar attı. Salesforce’un isse senetleri bu yıl yaklaşık yüzde 40 artarak 220 milyar dolar değerine ulaştı.


Salesforce, Şubat ayında bir mobil yazılım sağlayıcısı olan Vlocity için 1,3 milyar dolar ödedi. Geçen yıl da bir veri analitiği sağlayıcısı olan Tableau’yu 15,3 milyar dolara satın aldı. Şirket, halihazırda 2010 yılından beri Chatter adı altında Slack benzeri bir yazılıma da sahip. Slack dedikodularının ardından da Goldman Sachs raporu, Chatter’ın borsada sınırlı ilgi gördüğünü duyurdu.


Şirketin finans müdürü Mark Hawkins, Eylül ayında analistlere yaptığı açıklamada, şirketin anlaşmalar açısından “fırsatçı” olmaya devam edeceğini söyledi.


Hangi ülke siber güvenlikte daha güçlü

  Uluslararası sistemde birçok devlet kendi siber savunma ve saldırı yeteneklerini artırmak amacıyla siber güvenlik stratejileri ortaya koymaya başladılar ve bu süreçleri sürdürmek amacıyla da kurumsal yapılar tesis etti.






1980’lerin başlarından itibaren ABD’de ilk kişisel bilgisayarların üretilmesiyle başlayan internet teknolojileri merkezli ticari ivme, Soğuk Savaş sonrası dönemde, internetin sivil kullanıma açılmasıyla birlikte küresel ölçekte büyük bir gelişimin ilk habercisi olmuştu. İnternetin sivilleşmesi ve ticarileşmesinin akabinde, 2000’li yıllarda cep telefonu teknolojisindeki gelişmelerle birlikte giderek yaygınlaşan akıllı telefon kullanımı günümüzde hayatın her alanını etkiliyor. Bu gelişime paralel olarak devletler de “kritik altyapılar” şeklinde tanımlanan kamu hizmetlerini gerçekleştirdikleri sistemleri, ağ teknolojileri temelli yeniliklerle kontrol etmeye başladılar. Bu gelişmenin bir sonucu olarak da kritik altyapıların siber güvenliklerinin sağlanması devletlerin en önemli önceliklerinden biri haline geldi.




Söz konusu fikri devrimle birlikte, 1990’lardan itibaren devletler siber uzayın sağladığı imkânları askerî kapasitelerini geliştirmede yeni bir fırsat olarak okumaya başladılar. Bu doğrultuda uluslararası sistemde küresel ve bölgesel güç konumunda olan birçok devlet, hatta uluslararası örgüt, kendi siber savunma ve saldırı yeteneklerini artırmak amacıyla siber güvenlik stratejileri ortaya koymaya başladılar ve bu süreçleri sürdürmek amacıyla da kurumsal yapılar tesis ettiler. Bu çerçevede ABD, Rusya, Çin, İran, İsrail ve İngiltere’nin etkili siber güvenlik kapasitelerine sahip oldukları iddia edilebilir.


ABD’nin siber güvenlik stratejileri




Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından, 1990 itibarıyla ABD, internetin sivilleşmesine ve ticarileşmesine ve küresel düzeyde yaygınlaşmasına, kendi hegemonyasının devamı anlamında özel önem vermiştir. Bu kapsamda ABD siber güvenlik stratejisini 2000’li yılların başına kadar bu amaç doğrultusunda geliştirmiştir. 2000 yılından sonraki dönemde ise siber uzayın sağladığı imkanları askerî kapasitesini geliştirmede bir fırsat olarak gören Rusya’nın da bu doğrultudaki planlarından dolayı, ayrıca gelişen siber espiyonaj kapasitesi kapsamında Çin kaynaklı tehditlerin artmasına istinaden, ABD de siber güvenlik stratejisinde askerî ve istihbarî hedeflerinin genişletilmesine yönelik bir eğilim içinde olmuştur.


Bu noktada ABD’nin siber güvenlik stratejisini belirleyen temel belgelerin, sadece ilgili ABD kurumları tarafından yayımlanmış olan strateji dokümanları ile askerî ve güvenlik doktrinlerinden ibaret olmadığı da ifade edilmelidir. Zira federal sisteminin bir sonucu olarak, ABD’nin siber güvenlik stratejisinin şekillenmesinde ABD başkanlık direktifleri, ilgili kurumların kendi güvenlik alanlarına yönelik olarak ortaya koydukları stratejiler ve eyalet bazında yapılan siber stratejik planlamalar da ciddi öneme sahiptir. Bu kapsamda ilgili belgeler incelendiğinde, ABD’nin siber güvenlik stratejisi kapsamında temel olarak aşağıda özetle listelenen hedeflere odaklandığı ifade edilebilir.




1. Kritik altyapıların korunması için ABD kamu ve özel sektörünün birlikte hareket etmesi,


2. Siber uzay alanından gelebilecek saldırılara karşı kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesinin yanı sıra bu ortak hareket kabiliyetinin geliştirilmesi konusunda taktik ve planların ortaya konulması, özel sektörün siber uzay alanındaki görevlerini yerine getirme konusunda teşvik edilerek desteklenmesi ve tüm bu amaçlar kapsamında federal bir sistemin geliştirilmesi,




3. ABD iş ve işveren kesimi ile tüm toplumun siber saldırılar karşısındaki farkındalığının artırılması, bu konudaki eğitim ve oryantasyon faaliyetlerine federal düzeyde önem verilmesi,




4. Rusya’nın artan siber gücünün ve siber meydan okumalarının ABD’nin güvenliği için ciddi tehdit oluşturması nedeniyle, bu tehditlerin ortadan kaldırılması doğrultusunda planlar geliştirilmesi,




5. Çin’in özellikle siber casusluk faaliyetleri alanında ABD için tehdit oluşturması nedeniyle, ABD’nin teknolojik yeniliklerini ve özel sektörünün ticari çıkarlarını korumak için gerekli tedbirleri alması,


6. Tarım ve gıda sektörlerindeki, içme suyu ve kamu sağlığı ve acil müdahale sistemlerindeki, sosyal güvenlik, bilgi ve telekomünikasyon altyapılarındaki, enerji, ulaşım, bankacılık ve finans ve kimya sektörlerindeki, posta ve gemicilik sistemlerindeki tüm resmi bilgisayar, yazılım ve ağ teknolojilerinin ulusal kritik altyapılar olarak tanımlanarak bu alanların siber saldırılara karşı korunması,




7. Siber uzayın küresel düzeyde ortak kullanım alanları olduğu, bu alanların mal ve hizmetlerin, fikirlerin, girişimcilerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanması için güvenli ve özgür olması gerektiği, bu kapsamda da ABD’nin söz konusu serbestlik imkânlarını sağlamak için her türlü tedbiri alması, bu kapsamda internetin parçalanmasına (fragmentation of internet) yönelik Rusya ve Çin kaynaklı teknik ve idari tedbirlerle küresel düzeyde mücadele edilmesi,




8. ABD’nin müttefik ülkelerin istikrarını bozmayı hedefleyen siber saldırılara karşı, ilgili ülkelere tam destek vermesi.




Rusya’nın siber güvenlik stratejileri




Sovyetler Birliği’nin Soğuk Savaş döneminde ABD ile tecrübe ettiği askerî rekabetin bir sonucu olarak sahip olduğu teknoloji altyapısı ve nitelikli mühendis işgücü, Soğuk Savaş sonrası dönemde büyük ölçüde Rusya’ya aktarılmıştır. Rusya bu potansiyelden özellikle 2000’li yıllar sonrasında askerî gücünü geliştirme hedefiyle ciddi şekilde istifade etmiştir. Bu kapsamda Rusya’nın, günümüzde siber savunma ve saldırı kapasitesine yaptığı teknolojik yatırımlarla birlikte, istihbarat servisleri, bu servislerle bağlantılı olarak faaliyet gösteren siber kriminal suç örgütleri, silahlı kuvvetlerinin ağ teknolojileri temelli askerî imkânları, tüm bu faaliyetleri küresel ölçekte destekleyen uluslararası medya kuruluşları ve sosyal medya imkânlarından da istifade edebilen diğer enformasyon savaş enstrümanlarını birlikte kullanabilen küresel bir siber güç haline geldiği değerlendirilebilir.




Ayrıca Rusya günümüzde siber espiyonaj, siber kontrespiyonaj, dezenformasyon, elektronik savaş, psikolojik savaş ve propaganda, siber saldırı gibi faaliyet ve planları kapsayan geniş bir enformasyon savaşı kabiliyetine sahip olma yolunda ciddi bir gayret içinde. Rusya böyle etkin bir siber güce ulaşarak, siber uzaydaki yeniliklerin sağladığı imkân ve fırsatları, dış politika hedeflerine ulaşmak amacıyla kullanmayı planlamakta. Bu çerçevede Rusya’nın dış politika alanında sorun yaşadığı Estonya’ya 2007 yılında, 2008 yılında Gürcistan’a ve Litvanya’ya, 2009 yılında Kırgızistan’a ve 2014 yıllında Ukrayna’ya yönelik DDoS atakları şeklinde siber saldırılar gerçekleştirdiği de iddia edilmekte.


Vladimir Putin’in devlet başkanı olmasıyla birlikte Rusya askerî ve ekonomik kapasitesini artırarak yeniden küresel düzeyde etkin olmak amacıyla stratejiler geliştirmekte. Bu noktada Rusya’nın siber güvenlik stratejisinin ana hedeflerini anlamak için, Rusya’nın gayrı resmî savaş doktrini olarak kabul edilen ve kimi analistlerce “hibrit savaş” veya “bulanık savaş” (non-linear) gibi kavramlarla açıklanan Gerasimov doktrininden bahsetmek gerekecektir.


Gerasimov doktriniyle ortaya konulan prensipler dahilinde Rusya, askerî niteliğe sahip olmayan yöntemleri, askerî kapasitesine dahil ederek, daha az konvansiyonel güçle, dolayısıyla da daha az insan kaybı ve maliyetle sıcak çatışma süreçlerini yönlendirmeyi ve yönetmeyi amaçlamıştır. Bu bağlamda, askerî bir müdahale öncesinde hedef bölge, ülke, topluluk ya da devlete yönelik siber saldırılarla avantaj sağlanması, hedefin yıpratılması, psikolojik savaş yöntemleriyle baskı altına alınması, moralinin bozulması, savunma direncinin kırılması, kritik altyapılarına zarar verilerek, ekonomisinin zarara uğratılması varılmak istenen hedefler arasındadır.




Rusya’nın siber güvenlik stratejisi kapsamında son yıllarda ön plana çıkan diğer bir hedef ise internetin denetimi ve yönetimi alanında ABD’nin sahip olduğu küresel hegemonyanın kırılması. Bu amaç doğrultusunda Rusya kendi ulusal yazılım ve donanımlarını geliştirmekte, Rus gençliğinin yerli sosyal medya uygulamaları kullanmalarını teşvik etmekte, ulusal siber uzay alanını küresel siber uzaydan ayıracak şekilde internet denetimlerini artırmakta, kamusal alanda wi-fi kullanımını denetlemekte, VPN uygulamalarını sınırlandırmakta ve yerli anti-virüs programlarını geliştirmektedir. Tüm bu gelişmeler literatürde, internetin hükümet destekli olarak parçalanması (governmental fragmentation) kavramı altında analiz ediliyor. Rusya’nın söz konusu adımları ise ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından “internetin sansür edilmesi” olarak görüldüğünden şiddetle eleştiriliyor.




Çin’in siber güvenlik stratejileri




Çin geniş yüzölçümü, büyük nüfusu ve hızla geliştirdiği ekonomik ve askerî altyapısı sayesinde son yıllarda önemli bir küresel güç haline gelmiştir. Bu nedenle Çin yönetimlerinin gerek askerî ve siyasi gerek ekonomik ve teknolojik alanlarındaki düşünce, niyet ve planları diğer devletlerce yakından takip edilmektedir. Ayrıca dünya genelindeki 3,4 milyar internet kullanıcısının 721 milyonunun Çin’de olduğu düşünüldüğünde, küresel ölçekli siber güvenlik stratejilerinin belirlenmesi konusunda Çin’in önemi ve etkisi tartışılmaz.




Öte yandan Çin’in söz konusu kullanıcı oranıyla uyumlu şekilde, dünyanın en geniş siber güvenlik uzman topluluğunu elinde bulundurduğu da hatırda tutulmalı ve böyle büyük bir internet topluluğunun denetim, kontrol ve yönetiminin etkili bir kurumsal altyapının ve stratejinin oluşturulmasına ihtiyaç duyduğu bilinmeli. Çin günümüzde ABD ve Rusya’yla birlikte siber uzay alanını domine etme yeteneğine sahip bir küresel siber güç konumuna ulaşmış durumda. Çin sahip olduğu siber kapasitesini, iç güvenliğinin ve istikrarının korunması doğrultusunda, öncelikle savunma ve ardından özellikle siber espiyonaj operasyonları dahilinde saldırı amacıyla dizayn etmeye çalışıyor. Bu kapsamda Çin’in siber güvenlik stratejisinin temelde ekonomik, politik ve askerî hedeflerinin olduğu iddia edilebilir.


Söz konusu hedefler ise temel olarak aşağıda belirtildiği şekilde sıralanabilir:




1. Ekonomik büyüme ve istikrarın sağlanabilmesi için önemli etkiye sahip yeni nesil teknolojilerin siber espiyonaj operasyonları kapsamında temin edilmesi,


2. Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) ülke yönetimindeki etkinliğinin sürdürülmesi için internetin denetlenmesi ve böylelikle yerel muhalif hareketlerin, ayrılıkçı odakların ve olası toplumsal kalkışmaların kontrol edilmesi,




3. Ağ teknolojileri merkezli hasım enformasyon savaşı planlarına karşı tedbirler geliştirilmesi, ülkenin iç işlerine müdahaleye yönelik faaliyetlere karşı konulması,




4. Yabancı istihbarat servislerinin Çin aleyhine planladığı siber espiyonaj faaliyetlerine karşı etkili bir kontrespiyonaj yapısının tesis edilmesi,




5. Siber uzay alanı kaynaklı yeni nesil teknolojilerin verdiği imkanlar dahilinde askerî kapasitenin desteklenmesi, aynı zamanda potansiyel hasım askerî güçlerin kritik altyapılarına karşı planların hazırlanması,




6. Hedef bölge ve yönetimlere karşı ağ teknolojileri merkezli enformasyon savaşı stratejileri ve siber saldırı faaliyetlerinin organize edilebilmesi.




Çin de Rusya gibi internetin denetimi ve yönetimi konusunda ABD’nin sahip olduğu küresel hegemonyanın kırılmasını istiyor. Bu amaç doğrultusunda, Rusya’ya benzer şekilde millî yazılım, donanım ve akıllı telefonlarını geliştirmekte, Çin gençliğinin ABD kökenli sosyal medya uygulamaları kullanmalarını denetlemekte, internet denetimlerini artırmakta, kamusal alanda wi-fi kullanımını ve VPN uygulamalarını yasaklamaktadır. Çin tüm bu gelişmeler ışığında, tıpkı Rusya gibi, ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından internetin sansür edilmesi başlığı altında şiddetle eleştirilmekte.




İngiltere’nin siber güvenlik stratejileri




İngiltere’nin güncel siber güvenlik politikasının temel hedeflerini “Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi 2016-2021” başlıklı belgenin tetkiki kapsamında ortaya koyabiliriz. Söz konusu belgede siber uzay kaynaklı riskler, İngiltere’nin ekonomik çıkarları ve ulusal güvenliği için en büyük tehdit kaynağı olarak gösteriliyor. Bahse konu strateji belgesi, siber tehditlere karşı güvenli, dayanıklı ve kendine güvenen bir İngiltere yaratmak için yeni bir vizyon ortaya koyuyor. Söz konusu belgede, İngiltere’nin her zaman siber güvenlik faaliyetlerinin ön saflarında yer almaya gayret edeceği ve bu yeni stratejiyle siber güvenliğin sağlanmasına yönelik küresel çabalara da katkı sağlayan bir modelin geliştirilmesinin hedeflendiği de vurgulanıyor. Bu kapsamda İngiltere’nin Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi 2016-2021 isimli belgede üç önemli hedefe yönelen bir eylemler dizisi ortaya koyduğu ifade edilebilir.




1. Savunma: İngiliz hükümetleri, ulusal bilişim altyapısının savunmasını güçlendirmeyi ve İngiltere’nin kritik verilerini ve sistemlerini hedef alan siber tehditlere karşı korunmayı sağlamalıdır. Bu hedefin başarılması konusunda ise kamu ve özel sektör birlikte hareket etmelidir.


2. Caydırıcılık: İngiltere siber tehditlere karşı mevcut aktif ve pasif mukavemet unsurlarını güçlendirmeli ve etkin bir caydırıcılık algısı oluşturmalıdır.




3. Kalkınma: İngiliz hükümetleri siber tehditlere karşı İngiltere’nin siber kapasitesini geliştirmelidir. Bu kapsamda İngiltere’nin büyüyen siber güvenlik endüstrisinin kalkınmasına destek verilmelidir.




Belirtildiği üzere, İngiliz siber güvenlik stratejisi ağırlıklı olarak ticarî çıkarların korunması hedefine odaklanmaktadır. Bu kapsamda finans kurumları, bankalar, sigorta şirketleri, telekomünikasyon şirketleri, turizm acenteleri siber tehditlere en çok maruz kalan sektörler olarak belirlenmiş ve bu sektörlerin kritik altyapılarının korunması amacına daha çok odaklanılmıştır. İngiltere’nin siber güvenlik stratejiyle ilgili olarak öne çıkan bir başka husus ise uluslararası işbirliğine yapılan vurgu. Bu noktada İngiltere başta NATO ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere, G-7 ve G-20 çatısı altında siber güvenliğin sağlanmasına yönelik tüm işbirliği süreçlerine katkı sağlamayı önemli bir hedef olarak görmektedir.




İsrail’in siber güvenlik stratejileri




Orta Doğu bölgesinin de içinde bulunduğu güvenlik şartları ve güvenlik algıları, 1950’lerden bu yana İsrail’i etkili savunma stratejileri geliştirmeye itmiştir. Bu kapsamda, 1953 yılında dönemin Başbakanı David Ben-Gurion tarafından kabul edilen savunma strateji belgesinde yer alan “Güvenlik Üçgeni” konseptinin İsrail’in güncel siber güvenlik stratejisin arka planında yer alan tarihi akıl olduğu ileri sürülebilir. Söz konusu stratejik akıldan hareketle, İsrail savunma sisteminde caydırıcılık tesis etmek istemekte, erken uyarı sistemlerine sahip olmayı hedeflemekte ve kesin operasyonel zafer hedefine odaklanmış bir silahlı kuvvetler oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu noktada, etkili siber savunma ve saldırı kapasitesi geliştirmenin, İsrail’e söz konusu üç hedefe ulaşma noktasında büyük oranda katkı sağlayacağı ortadadır.




Bu hedeflerle birlikte, özellikle 2010 yılı sonrasında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun kişisel inisiyatifiyle, İsrail etkili siber savunma ve saldırı kapasitesini geliştirmek adına ciddi bir atılım içinde olmuştur. Söz konusu planlar dahilindeki ulusal güvenlik stratejileri kapsamında yönlendirilen kamu-özel sektör ortaklığı ve akademik çevrelerin işbirliğiyle birlikte, İsrail kısa sürede ABD, Rusya ve Çin’den sonra siber uzayda etkili bir güç haline gelmiştir. Dahası, İsrail söz konusu stratejik planlarıyla küresel siber güvenlik ekonomisinde örnek bir model olarak karşımıza çıkmıştır. Söz konusu kamu-özel sektör ortaklığı ve akademik çevrelerle işbirliği modeliyle kastedilen, İsrail’deki kamu otoritesinin, siber güvenlik alanında, özel sektörü ülkenin güvenliği ve ticari menfaatleri doğrultusunda somut ekonomik programlarla teşvik etmesi, bu teşvikle uyumlu bir şekilde İsrail’in çeşitli üniversitelerinin ve araştırma merkezlerinin siber güvenlik alanında Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vererek bu alanda sürekli yeni ürünler ortaya koymasıdır.


Bu kapsamda İsrail, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre, bilimsel Ar-Ge harcamalarına GSMH’sinin yüzde 4’ü civarında (10 milyar avro) bir pay ayırarak bu konuda dünyanın önde gelen devletlerinden biri konumuna ulaşmıştır. Dahası, İsrail’in bilgi, komünikasyon ve teknoloji sektörü hızla büyümektedir. 2014 yılında İsrail’in global siber güvenlik sektöründeki payı ise yüzde 8 büyüyerek 6 milyar Amerikan dolarına ulaşmıştır. Öte yandan 2016 yılı için, İsrail’de siber güvenlik endüstrisinde 350’den fazla irili ufaklı firmanın ticari faaliyet sürdürdüğü bilinmektedir. Bahse konu sayı 2017 yılında hızla aratarak 420 aktif firmaya ulaşmıştır. Söz konusu siber güvenlik firmalarının 26’sı 2017 yılı için dünyanın en aktif ve hızla büyüyen ilk 500 siber güvenlik şirketi arasında yer almaktaydı.




Kidma Programı, İsrail Ulusal Siber Bürosu (INCB), Sanayi Bakanlığı ve İsrail Ticaret ve İşçi Birliği’nin desteğiyle 2013 yılında başlatılmıştır. Projenin amacı, İsrail’in siber güvenlik sektörünü kalkındırmak amacıyla bu sektöre yönelik Ar-Ge harcamalarına kamu desteği sağlamaktır. Kidma Programı İsrail’in kamu-özel sektör ve akademi çevreleri işbirliğine dayanan siber güvenlik ekonomi modelinde çok önemli bir rol oynamaktadır.




Görüldüğü üzere, bahse konu tarihsel dinamikler, bu dinamiklerin ortaya çıkardığı kurumsal yapılar ve resmî belgeler ve bunların belirlediği istikamette gelişen kamu-özel sektör ve akademi çevreleri işbirliğine dayanan İsrail siber güvenlik modeli, küresel düzeyde ekonomik açıdan İsrail’i siber uzayı domine etme imkan ve kabiliyetine sahip bir siber güç haline getirmiş durumdadır.




İran’ın siber güvenlik stratejileri




İran’ın siber saldırı stratejisini geliştirmeye yönelik planları, 2010 yılında ABD ve İsrail tarafından planlandığı iddia edilen ve nükleer tesislerini hedef alan Stuxnet [1] saldırısı sonrasında bir misilleme refleksiyle hız kazanmıştır. Ancak ilk etapta bir misilleme motivasyonuyla hızlanan İran’ın siber saldırı kapasitesini geliştirmeye yönelik gayretleri, ilerleyen dönemlerde alınan tedbirlerle, İran’ı siber uzayda etkili bir aktör haline getirme hedefine dönüşmüştür. Bu kapsamda İran güçlü bir siber saldırı kapasitesine sahip olmayı ulusal amaç edinmiştir. Söz konusu hedefin arka planında ise temelde, küresel güç olmayan İran’ın Orta Doğu’da ABD, Suudi Arabistan ve İsrail’e karşı verdiği güç mücadelesinde siber uzayın sağladığı asimetrik avantajlardan yararlanmak istemesi yatmaktadır.




İran’ın siber saldırı kapasitesini artırmak istemesinin bir diğer nedeni ise Stuxnet saldırısı örneğinde olduğu gibi ABD, İsrail veya bir başka hasım devlet tarafından düzenlenecek olan siber saldırılara karşı caydırıcılık tesis etmek istemesidir. Ayrıca etkili bir siber saldırı kapasitesine sahip olmanın İran’a, gelecek dönemde gerçekleşme ihtimali olan herhangi bir konvansiyonel saldırıya karşı askerî caydırıcılık sağlayacağı da açıktır.




İran’ın siber saldırı kapasitesinde ise siber politikalarının belirlenmesinde çatı organizasyon olan Siber Güvenlik Yüksek Konseyi, Devrim Muhafızları, İran İstihbarat Bakanlığı, Siber Komutanlık ile bu kurumlarla irtibatlı vekil (proxy) bir yapılanma olan İran Siber Ordusu’nun önemli rolü bulunuyor. İran siber uzayın anonim doğasının sağladığı avantajlardan maksimum düzeyde istifade ederek sadece kendi ülkesinde değil, ülkesi dışında da vekil yapılanmalar şeklinde organize olan gruplara destek vermekte. Bu itibarla İran devleti ile irtibatlı olduğu iddia edilen Hizbullah’ın, Yemen Siber Ordusu’nun ve Suriye Elektronik Ordusu’nun İran’ın siber saldırı kapasitesinde önemli etkinliği mevcut.




Öte yandan İran’ın iç ve dış savunma öncelikleri temel olarak rejimin ve heterojen bir toplumsal yapıya sahip olan ülkenin bütünlüğünün ve siyasi bağımsızlığının korunması, İran toplumunun ve Ortadoğu’da Şii mirasının ve varlığının korunması ve geliştirilmesi, bölgesel güç rolünün sağlanması, bölgesel tehdit olarak algılanan devlet ve gruplara karşı avantaj sağlanması, bölgesel liderlik mücadelesinde etkinliğinin artırılması, ülkesinin bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlığını hedef alan dış müdahalelerle mücadele etmek istenmesi şeklinde özetlenebilir. Bu kapsamda İran’ın siber saldırı hedeflerinin, İran’ın geleneksel iç ve dış savunma öncelikleriyle uyumlu bir şekilde belirlendiği görülüyor.




Sonuç olarak, İran’ın siber kapasitesinin, savunma ve saldırı yönünden, 2010 yılından sonra yapılan plan ve yatırımlarla hızla gelişmeye başladığı ifade edilebilir. Ancak İran’a uygulanan ambargo ve ülkenin uluslararası sistemden izole edilmesi, İran’ın teknolojik olarak daha sofistike imkanlara sahip bir siber saldırı kapasitesi geliştirmesini engelliyor. Ayrıca siber kapasitesi dış yardımlara muhtaç vaziyette olan İran, etkinliğini daha profesyonel bir aşamaya çıkaramamaktadır. (AA için makaleyi hazırlayan: Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı Bursa Teknik Üniversitesi)




[1] Stuxnet ABD ve İsrail’in, İran'ın nükleer çalışmalarını sekteye uğratmak için kullandığı iddia edilen solucan yazılımdır. Haziran 2010’da varlığı açığa çıkan virüs, İran’ın Buşehr ve Natanz’daki nükleer tesislerini etkilemiştir. Stuxnet endüstriyel kontrol sistemlerinin ve dış dünyaya kapalı sistemlerin hedef olabileceğini, ayrıca bilgisayar yazılımları ile fiziksel bir hasarın oluşturulabileceğini de göstermesi açısından siber güvenlik alanında önemli bir yere sahiptir