27 Ağustos 2020 Perşembe

"Türkiye’de bu teknoloji yok, önyargısını kırıyoruz"

TÜSİAD SD², ülkede üretilmediği düşünülen teknolojileri, yazılımları gün yüzüne çıkarmak için harekete geçti. TÜSİAD SD2 Görev Gücü Başkanı Perihan İnci, "Türkiye’de bu teknoloji yok, önyargısını kırıyoruz” dedi.

TÜSİAD Sanayide Dijital Dönüşüm Programı (TÜSİAD SD²) sanayici ile Türkiye’de teknoloji tedariki yapan start-up’ları, KOBİ’leri buluşturmak için üçüncü kez çağrıya çıktı. 18 Eylül’de başvuruları sona erecek programla ilgili TÜSİAD SD2 Görev Gücü Başkanı Perihan İnci, “Türkiye’de bu teknoloji yok önyargısını kırıyoruz” dedi.


TÜSİAD’ın 2015’ten bu yana Türkiye’nin rekabet gücünü artırabilmesi için “dijitalleşme”ye yönelik önemli çalışmalar yaptığını anımsatan İnci, şunları söyledi: “Pandemi bu çalışmalarımızın önemini bir kez daha ortaya koydu. İster istemez dijitalleştik. Türkiye’de teknoloji tedarikçisiyle, sanayici arasında kopukluk var. Birisi teknolojiyi üretiyor ama bunu uygulamaya geçirmekte zorlanıyor, diğeri de neye ihtiyacı olduğunu biliyor ama teknolojiyi bulamıyor ya da yurtdışından ediniyor. Biz bu sorunu ortadan kaldırmak için iki yıldır çalışıyoruz. Bu yıl da üçüncüsünü düzenleyeceğiz. İlk yıl ticari sır kaygısı çok fazlaydı. O yüzden ‘tak-tak’ kapılarını çaldım. 40 kadar firma ile ben şahsen görüştüm. Toplamda 100 firma ile yüz yüze bir araya geldik. Bu firmalar Türkiye’nin sanayisine yön veren isimlerdi. Onları küçüklerle bir araya getirmek için çaba sarf ettik. Çabalarımız da sonuç verdi.”


Katma değer üretiyor


Perihan İnci, ilk iki programda aralarında Kordsa, Arkas Holding, Ford, Enerjisa, Borusan, Tofaş, Eczacıbaşı, Umur Basım, Kastamonu Entegre, TFI Tab Gıda gibi farklı sektörlerden şirketlerin açtığı çağrılarla 31 ihtiyaç alanında 31 teknoloji tedarikçisi KOBİ’yi buluşturduklarını söyledi.


İnci, “Eşleşmelerden doğan ortak projelerin ölçümlenebiliyor olması da ortaya konulan somut faydaların tanımlanması açısından ayrıca önem taşıyor. Projelerin yarattığı katma değere bakarsak, enerji gibi önemli maliyet kalemlerinde yüzde 30’a varan azalma, ilgili pazar payında yüzde 17’ye varan artış görebiliyoruz. Programda pek çok somut fayda ve katma değer üreten örneğe tanıklık ettik” şeklinde konuştu.


8 kullanıcıdan 9 çağrı


“İlk yılımızda web platformumuza kayıt olan 535 teknoloji tedarikçisi, ikinci yılımızda bin 161’e ulaştı ve tedarikçi ağı bu yıl daha da büyüyecek” diyen İnci, şunları söyledi: “Programda, ilk iki yılda web platformundaki 2 bin 182 takipçi ve tedarikçiden oluşan ekosistem oluştu. Önümüzdeki dönemde gerek tedarikçi gerekse kullanıcı firma sayısında artış bekliyoruz. Bu yıl 8 kullanıcıdan 9 çağrı açıldı. Aralarında Brisa, Dalgakıran Kompresör, DHL, Enka İnşaat, Erkurt Holding, Esan Madencilik, Kordsa ve Siemens var. 2020 çağrıları teknoloji tedarikçilerinin başvurularına halihazırda açık.”


Uyguladıkları programın Türkiye’nin ‘yerli ve milli’ üretim ile cari açık kapatma stratejisine uygun olduğunu söyleyen İnci, “Biz bir sonraki aşamada kamunun da bu eşleşmelere destek vereceği bir mekanizma kurulmasını hedefliyoruz” şeklinde konuştu.


Programda süreç nasıl işliyor?


■ Teknoloji kullanıcıları dijital dönüşüm ihtiyacı tanımlıyor ve çağrı hazırlıyor.


■ Kullanıcının arayışına uygun nitelikte ürün veya hizmet için teknoloji tedarikçilerine yönelik çağrılar www.tusiadsd2.org’ta yayınlanıyor.


■ Bu çağrılara cevap verecek teknoloji tedarikçilerinin başvuruları aynı web platformu üzerinden alıyor.


■ Teknoloji kullanıcılarının ön değerlendirmesini geçen teknoloji tedarikçileri, “Sanayi-Teknoloji Entegrasyon Programı" (STEP) kapsamında farklı uzmanlar, kullanıcılar ve önemli ekosistem aktörleriyle bir araya geliyor.


■ Çağrı ve çözüm eşleştirilerek, bir ‘Çözüm Dosyası' oluşturuluyor.


■ Oluşturulan çözüm dosyaları TÜSİAD'ın, oluşturduğu jüriye sunuluyor. Yapılan sunumlar sonrası projelerin başarı sağladığı alanlar belirleniyor.


■ Bu sürecin sonunda oluşacak başarı hikayeleri “Sanayide Dijital Dönüşüm Başarı Hikayeleri Töreni"nde kamuoyuyla paylaşılıyor.


Bu yıl hangi teknolojiler için çağrıya çıkılıyor?


Akıllı ısıtma kontrol sistemi, fabrikada ve üretimde dijitalleşme/MES, Nakliye departmanı operasyonel ve finansal yönetimi, inşaat makine ekipman yönetimi, akıllı proje fiyatlandırma sistemi kurulması, maden arama süreçlerinde yapay zeka uygulanması, enerjinin dijital ortamda izlenmesi /takip edilmesi ve optimizasyonu, iş sağlığı ve güvenliği için sınırlandırılmış alan ve kişisel koruyucu ekipman kontrolü, üretim süreci ve materyal planlaması için simülasyon...


Kaynak:

https://www.dunya.com/ekonomi/perihan-inci-tusiad-sd2-programini-dunyaya-anlatti-haberi-479399



Mynet, oyun şirketi Rare Forge’un yüzde 50 hissesini satın aldı

Türkiye’de bir oyun stüdyosu ekosistemi oluşturmayı planlayan Mynet, mobil oyun şirketi Rare Forge’un yüzde 50 hissesini satın aldı.

Türkiye’de oyun stüdyolarına finansal ve pazarlama ihtiyaçlarının yanı sıra mentorluk, koçluk, oyun tasarımı gibi alanlarda verdiği destekle bir ekosistem kurmayı hedefleyen Mynet, son olarak yeni nesil oyun mobil şirketi Rare Forge’un yüzde 50 hissesini satın aldığını bildirdi.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Mynet Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Aksoy, amaçlarının Türkiye’deki oyun ekosistemini desteklemek olduğunu söyledi. Türkiye'de sektörde birçok yetenekli oyun stüdyosu ve bu işe gönül vermiş gençle karşılaşıldığına dikkati çeken Aksoy, "Bunların büyük çoğunluğu oyun stüdyosu olarak ekonomik kar ve büyümenin sınırlı kalacağını bilmelerine rağmen, finansal sıkıntılar nedeniyle hypercasual dediğimiz kısa soluklu oyunlar yapmak zorunda kalıyor. Mynet olarak bu stüdyoların hayallerini gerçekleştirerek uzun dönemli marka oyunlar yaratması gerektiğine ve bu sayede Türk oyun sektörünün bir üst seviyeye çıkabileceğine inanıyoruz. Mynet vizyonumuz hem içimizde bulunan hem de ortak olduğumuz kardeş oyun stüdyolarıyla birlikte casual ve midcore oyun kategorilerinde uzun ömürlü, katma değeri yüksek ve orijinal global mobil oyunlar üretmek. 2021 yılında 5 yeni oyunun global lansmanını planladık ve bunların bazıları üzerinde iki yıldır çalışıyoruz.” ifadelerini kulladı. 

Mynet’in finansal gücünün yanı sıra mentorluk, koçluk, oyun dizaynı, pazarlama ve kod yazımı gibi teknik alanlarda Funpac markasıyla sağladığı destekle oyun stüdyolarının arkasında durduğunu belirten Aksoy, Mynet'in burada tüm gücünü bu stüdyolar için kullandığını, oyunun yapım aşaması ve sonrasında ihtiyaç duyulan tüm destekleri, dünya çapında yayınlanması dahil Funpac aracılığıyla verdiğini söyledi.

“Bu tipte başka ortaklıklara da açığız”

Beş kişilik çekirdek bir ekiple yola çıkan ve ileride ekibi hızlı bir şekilde büyütmeyi planlayan Rare Forge’un çok dinamik bir şirket olduğunu söyleyen Gökhan Aksoy, “Bize fikirlerini anlattıklarında vizyon ve ekibi çok beğendik. Birlikte çalışmak için ortaklığın en doğru yol olduğuna karar verdik. Bu tipte başka ortaklıklara da açığız.” dedi.

"Rare Forge, oyun dünyasında marka olmak istiyor"

Rare Forge’u arkadaşları Batuhan Işık ve Erim Ergin ile kuran Buğra Yahya Arasıl da amaçlarının oyun dünyasında kalıcı bir marka haline gelmek olduğunu kaydetti. Mynet’in sahip olduğu vizyonunun hayalleriyle eşleştiğini ifade eden Arasıl, şunları söyledi:

"Konuştuğumuz dilin aynı olduğunu gördüğümüz noktada da her şey pozitif ilerledi. Rare Forge’ta hepimiz oyun yazılımı üzerine diploması ve tecrübesi olan kişileriz. Kendimizin de eğleneceği oyunları yapmak, bunların arkasında durmak istiyoruz. Bu alanda fabrikasyona dönüşmeden gerçekten oyuncular için oyun tasarlayan, yaptığı işten zevk alan, sektörde bilinirliği olan iddialı işlere imza atan bir yöne doğru gitmeyi hedefliyoruz. Bu sektörde iddialı şirketler yeni bir oyun çıkaracağı zaman bütün oyun dünyası merakla bekliyor. Bizim de amacımız, bu alanda bir marka haline gelmek. Hem sektöre yön vermek hem de ürettiğimiz oyunların sektörde bilinir olmasını sağlamak.”


15 Ağustos 2020 Cumartesi

İş Bankası’ndan yerli depolama uygulaması: Dijital Kasa

 Kullanıcıların Dijital Kasa’ya yükledikleri dosyalar şifrelenerek İş Bankası’nın Tier-IV sertifikasına sahip Türkiye’deki ilk veri merkezi konumundaki Atlas Veri Merkezi'nde yüksek güvenlikle saklanıyor.

Türkiye İş Bankası, güvenli depolama uygulaması Dijital Kasa’yı hayata geçirdi. Teknolojinin gelişmesiyle önemli bir ihtiyaç haline gelen fotoğraf, video, şifre gibi dijital varlıkların güvenle depolanmasına olanak sağlayan Dijital Kasa, NetDataSoft işbirliği ve İşNet altyapısı ile tamamen yerli bir uygulama olarak hayata geçirildi. Dijital Kasa uygulamasıyla, veri depolama hizmetinin yanı sıra, diğer uygulamalarda kullanılan şifrelerin saklanması, cihaz rehberinin yedeklenmesi ve uygulama içerisinden anlık fotoğraf ve video çekimi gibi çeşitli özellikler de bir arada sunuluyor.


Kullanıcıların Dijital Kasa’ya yükledikleri dosyalar şifrelenerek İş Bankası’nın Tier-IV sertifikasına sahip Türkiye’deki ilk veri merkezi konumundaki Atlas Veri Merkezi'nde yüksek güvenlikle saklanıyor. Dijital Kasa’da depolanan içeriklere sadece kullanıcı tarafından erişim sağlanabiliyor.

25 GB, 100 GB ve 500 GB kapasiteli depolama seçenekleri bulunan Dijital Kasa’da kullanıcılara kayıt oldukları tarihten itibaren 3 aylık ücretsiz deneme imkânı sunuluyor.Ücretsiz deneme süresi sonunda kullanıcılar uygulama içerisinde belirtilen tarifeler üzerinden tercih edecekleri pakete göre ödeme yapıyor. İş Bankası müşterisi olan ya da olmayan herkes Dijital Kasa uygulamasını indirip, hizmetten yararlanabiliyor. Dijital Kasa uygulamasına www.dijitalkasa.com.tr adresinden ya da Android ve IOS işletim sistemli cihazlar için uygulama marketten mobil uygulama indirilerek ulaşılabiliyor.



13 Ağustos 2020 Perşembe

350 Milyar Dolarlık Dijital Reklam Pazarında Dengeler nasıl değişiyor?

 13.08.2020

Dünya dijital reklam pazarının 2020 sonunda 350 milyar Doları aşması bekleniyor. Bu hacim Dünya’da ki toplam reklam pazarının %50’sinden fazlasına karşılık geliyor. Artık işletmeler, markalar ağırlıklı olarak müşterilerine dijital kanallardan ulaşmayı tercih ediyorlar. Covid-19 dijital ticaret ve reklam pazarını hareketlendirdi ve bu hareket devam edecek.


Dijital reklam pastası nasıl paylaşılıyor?


Dünya genelinde dijital reklam pazarının %65’ini Google ve Facebook ellerinde tutuyor. Amazon da bu şirketleri takip ediyor. Üç küresel oyuncu pazarın %70’inden fazlasına sahipler. 4.5 milyar internet ve 3.8 milyar sosyal medya kullanıcısı bulunduğu Dünya’da, bu şirketler teknolojileri sayesinde, markaları ve işletmeleri hedef kitleler ile buluşturuyorlar. Bu nedenle de hemen hemen tüm işletmeler online pazarda etkili olmak için bu platformlardan hizmet alıyorlar.


Şirket ve devlet yönetimleri, dijital pazarda söz sahibi ve yönlendirici olmak için çeşitli hamleler yapıyorlar. Son günlerde yeni ürün hizmet lansmanı, satın alma haberleri, ABD Kongresi’nin küresel oyuncular ile ilgili başlattığı soruşturma süreci, yoğun olarak gündemizde.


Datanın, çağımızın petrolü olduğu, küresel dev oyuncuların, seçim kampanya ve sonuçlarını nasıl etkilediğinin tartışıldığı günümüzde, şirket ve devlet yönetimlerinin dijital pazarı şekillendirecek stratejik hamleler yapıyor olmaları şaşırtıcı değil. Tüm bunlara değineceğiz…


Dijital Pazar nasıl şekilleniyor? ABD Kongresi Google, Facebook, Amazon ve Apple’ın ensesinde…


Amerikan Kongresi’nde başlatılan süreçte, son dönemde, çok fazla büyüyen ve birçok alanda hakim durumda olan teknoloji şirketlerinin iş modelleri sorgulanıyor. Bu oyuncuların sahip oldukları datayı ticari olarak kendi lehlerine kullandıkları, platformlarında yer alan tedarikçilere ve girişimcilere hakkaniyetli davranmadıkları, rekabetin önünü kesmek için bir takım tehditler dahi savurarak, rakiplerini satın aldıkları veya ürünlerini kopyaladıkları gibi iddialar yöneltiliyor.


Örneğin, Facebook kurucusu Zuckerberg’ün rakiplerini satın alarak veya kopyalayarak engellediği iddiaları Kongre gündeminde ciddi olarak ele alındı. Facebook’un satın aldığı İnstagram ve Whatsapp, bu tür uygulamalara örnek gösteriliyor. Google’un, Pentagon’un yapay zeka içerikli savunma programı JEDİ’ye teklif vermemesi Kongre’nin çok tepkisini çekmiş durumda. Buna karşılık Google’un Çin’de kurduğu Yapay Zeka Merkezi ve oraya sağladığı destek, Kongre tarafından sorgulanıyor. İş modeli ile ilgili olarak, Google’un arama motoru sonuçlarını değiştirip değiştirmediği ise inceleme altında... Amazon kanadında da tedarikçilerine karşı haksızlık yaptıkları ve kendi ürünlerini öne plana çıkarttıkları suçlamaları yaygın bir şekilde konuşuluyor. Apple’ın, Apple mağazasındaki girişimcilere yönelik, yine ürünlerini kopyalayarak veya bazı girişimcilerin uygulamalarını engelleyerek, kendileri kendilerini ön plana çıkarttıkları ile ilgili iddialar gündemde. Bu ağır ithamların araştırılmasını ve sonuçlarını, Trump’ın başkanlık seçimlerini tekrar kazanması halinde daha hızlı göreceğiz.


Trump, Huawei’den sonra Tik Tok ve WeChat’i de engelliyor


ABD Başkanı Trump Tik Tok'un sahibi ByteDance ve mesajlaşma uygulaması WeChat'in sahibi Tencent'in ABD'de işlem yapmasını yasaklama kararı aldı. Böylece, ABD-Çin ticaret savaşlarının teknoloji boyutunda Huawei ile devam eden savaş, sosyal medya ve mesajlaşma hizmetlerine doğru da genişledi. Endişelerin arkasında güvenlik ve ticari kaynaklı kaygılar var. Tik Tok sahip olduğu en büyük pazarlardan Hindistan’da da kapatıldı. Aslında, Trump’ın Tik Tok uygulamasına karşı aldığı bu tavır çok da şaşırtıcı değil. Ancak genel olarak, oyunun kurallarının belirgin olmaması buradaki en büyük eksiklik. Trump yönetimi bilgi güvenliği, kişisel verilerin korunması ile ilgili uluslararası kuralları net olarak ortaya daha önce koymuş olsaydı, TikTok dalgası ve etkilerini daha iyi yönetebilirdi. Bu nedenle eğer ABD’de Tik Tok’un kapatılması gerçekleşirse genç kitlelere bu durumu anlatmakta Trump, özellikle de seçim döneminde zorlanacaktır. Bu nedenle, en iyi seçenek, Amerikalı bir şirketin Tik Tok’un Amerika kısmını satın alması…


Bu arada TikTok’un yüklenme sayıları sıralamasında Türkiye’nin Dünya’da ilk 5’te olduğunu biliyor muydunuz? Belki bu konuda ayrı bir değerlendirmeyi ileride yaparız.


Microsoft sosyal medya pazarına mı giriyor?


Microsoft, Trump’ın da bir nebze katkısıyla,Tik Tok’un ABD, Kanada, Yeni Zelanda ve Avusturalya operasyonlarını satın almak için görüşmelere başladı. Biliyoruz ki, Microsoft, Office ve Bulut Bilişim ürünleriyle kurumsal pazarlara hitap eden bir şirket. Bireysel kullanıcılara yönelik girmeyi değerlendirdiği sosyal medya pazarının, avantajları var, ancak, zorlukları da var. İyi yönetilmezse Microsoft için kötü bir deneyime de dönüşebilir… Hatırlamayanlar için, bireysel pazara yönelik bir zamanların populer iletişim aracı Skype, Microsoft’un elinde gücünü yitirdi ve zamana ayak uyduramadı. Yine bireysel pazara yönelik 2016 yılında satın alıp, daha sonra kapattığı ve kullancılarını Facebook’a yönlendirdiği Mixer video oyunu akış hizmeti, Microsoft için bir diğer kötü örnek. Bu bakımdan Microsoft’un Tik Tok satın alımına çok temkinli yaklaşacağını düşünüyorum. Eğer arkasında ciddi siyasi bir baskı yoksa, bu fikrinden cayması daha yüksek bir olasılık.


Bu arada Facebook boş durmayıp sahip olduğu Instagram kapsamında Reels’in lansmanını yaptı. Reels’in TikTok benzerliğini görünce şaşırırmısınız artık bilmem. Kullanıcılar, 15 sn’lik kısa video oluşturulmasını ve kişiselleştirilebilen bu video’ların mevcut hesaplarından paylaşımını sağlıyorlar. Tik Tok Amerika’da kapanırsa, yeni uygulama Reels için daha hızlı büyüme fırsatı oluşacaktır.


Tüm bu gelişmelerin arkasında ticarette 350 milyar Dolara yaklaşan o büyük pasta var. Bu pastadan pay almak için çok güçlü teknoloji şirketlerine sahip olmak gerekli. Bu yarışın içinde şu an Türkiye yer almıyor. Ama çok iyi odaklanma, teknoloji yatırımları ve yazılım ile atak yapmak ülkemiz için hala mümkün. Bu ortamı hazırlamak için çok çalışmaya devam etmek lazım..


BloombergHT

https://www.bloomberght.com/yorum/koray-ozturkler/2262103-350-milyar-dolarlik-dijital-reklam-pazarinda-dengeler-nasil-degisiyor


10 Ağustos 2020 Pazartesi

BİLGEM ve HAVELSAN arasında Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi İşbirliği Anlaşması

10.08.2020 

TÜBİTAK BİLGEM ve HAVELSAN arasında Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi (GİS) İş Birliği Projesi Çerçeve sözleşmesinin imza töreni, TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımlarıyla imzalandı.


Yerli ve Milli Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi, kritik alanlarda yerli teknolojinin ve yerli yazılımın beyni niteliğinde olacak. Bu işletim sistemi;


Emniyet kritik sistemlerdeki dışa bağımlılığın asgari seviyeye indirilmesine

Sızmalara ve müdahalelere karşı kendimizi tam olarak güvende hissetmemize

Sistemler üzerinde tam hâkimiyet kurulmasına, bilinmeyen arka kapılar ile sistem bilgilerinin izinsiz kullanımının engellenmesine imkân veriyor.

Sözleşmeyle; GİS ‘in yurt içi ve yurt dışındaki tanıtımı, yaygınlaştırılması, pazarlanması, satışı, eğitimleri, kart destek paketlerinin geliştirilmesi, saha desteği, bakım ve idame faaliyetleri ile ilgili hakları da HAVELSAN’a lisanslandı. HAVELSAN ayrıca ara katman seviyesine eklenecek yeni yeteneklerin ve özeliklerin geliştirilmesine de katkı verecek.


TÜBİTAK BİLGEM Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi üzerindeki ARGE çalışmalarına devam edecek.


TÜBİTAK BİLGEM  ile HAVELSAN’ınyapmış olduğu bu iş birliği, başta savunma ve havacılık olmak üzere pek çok kritik teknoloji alanının yerli ve milli yazılım temelli gelişmesine hizmet edecek.


GERÇEK ZAMANLI İŞLETİM SİSTEMİ (GİS) NEDİR?


Bilgisayar donanımları üzerinde birden fazla karmaşık fonksiyonun icra edilebilmesi için işletim sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. İşletim sistemleri, bilgisayar donanımının fonksiyonlar arasında paylaşımlı olarak kullanılmasına imkân sağlar.


Donanım üzerinde çalışacak fonksiyonların çalışma zamanı açısından kritikliği söz konusu olduğunda gerçek zamanlı işletim sistemlerinde çalışılması gerekmektedir.  Bu anlamda gerçek zamanlı işletim sistemleri klasik işletim sistemlerine kıyasla, fonksiyonların, tanımlanmış zaman ve sırada belirleyici olarak güvenilir şekilde çalışmasına olanak sağlar.


GİS'İN KULLANILABİLECEĞİ SEKTÖRLER


Fonksiyonları tanımlanmış zaman ve sırada olması nedeniyle gerçek zamanlı işletim sistemleri; Savunma, Havacılık, Uzay, Otomotiv, Raylı Ulaşım, Nükleer Enerji Santralleri, Tıp Elektroniği ve daha birçok emniyet kritik sektörde hizmet veriyor ve gömülü bilgisayarlarda işletim sistemi olarak kullanılıyor.


Hâlihazırda TÜBİTAK BİLGEM, TÜBİTAK SAGE, İLTAREN, ASELSAN, TUSAŞ ve TEI ile birçok yerli ve milli projede çalışmalar devam etmekte.


SİBER GÜVENLİK VE GİS


GİS’in yerli ve milli bir sistem olması, kullanıldığı tüm sistemlerdeki siber güvenlik tedbirleri bakımından da kritik öneme işaret etmekte.


https://bilgem.tubitak.gov.tr/tr/haber/bilgem-ve-havelsan-arasinda-gercek-zamanli-isletim-sistemi-isbirligi-anlasmasi


9 Ağustos 2020 Pazar

Rekabet Kurulu'ndan e-pazarlara inceleme

 İncelemede e-pazaryerlerinin yanı sıra bu platformlar üzerinden alışveriş yapan tüketiciler ve satış yapan tedarikçilerle bunları temsil eden teşebbüs birliklerinin bilgilerine başvurulması hedefleniyor

Rekabet Kurulu, e-ticaretin Türkiye'deki hızlı yükselişinde itici güç olan çevrimiçi perakende kanalının önemli aktörleri arasında yer alan e-pazaryeri platformlarına yönelik sektör incelemesi başlattı.


Rekabet Kurumunun internet sitesinde yer alan duyuruda, e-pazaryerlerinin, sahip oldukları platform ekonomisinin işleyişi ve etkileri nedeniyle geleneksel piyasalardan ayrıştığı, benimsedikleri iş modelleri ve pazar davranışlarıyla yeni ekonominin rekabetçi düzenini belirleyen öncü piyasa aktörleri arasında yer aldığı ifade edildi.


Rekabet hukuku perspektifinden bakıldığında, veri sahipliği ve ağ etkilerine bağlı pazar güçlerinin, pazarda hem platform sahibi hem satıcı olarak yer almalarına dayanan eş anlı rollerinin de etkisiyle "kötüye kullanma" endişelerini beslediği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:


"Bu bağlamda, e-pazaryerlerinin fiyatlama, platform hizmetleri ve tedarik davranışları yoluyla dışlayıcı veya sömürücü uygulamalarda bulunabilecekleri tüm dünyada gerek rekabet hukuku incelemelerinde gerekse literatürde artan sıklıkla gündeme gelmektedir. Rekabet Kurulu önüne gelen dosyalarda da sektörün farklı rekabet dinamiklerine sahip olduğu ve bu yönüyle geleneksel yasal çerçevenin öngördüğünden farklı ve karmaşık bir yapı ve işleyiş içerdiği tespiti göze çarpmaktadır. Bu çerçeve dahilinde, e-pazaryerlerinin yol açtığı (muhtemel) rekabetçi ve rekabet karşıtı etkilerinin anlaşılması ve bunlara dayanan etkin politikaların kurgulanması, yeni ekonominin sağlıklı bir rekabetçi düzene sahip olmasında önemli bir adım teşkil etmektedir. E-Pazaryeri Platformları Sektör İncelemesi Rekabet Kurulu tarafından bu adıma öncülük etmek amacıyla başlatılmıştır."


Açıklamada, azami katılım ve veri derinliğinin sağlanması bakımından sektör incelemesinde e-pazaryerlerinin yanı sıra bu platformlar üzerinden alışveriş yapan tüketiciler ve satış yapan tedarikçilerle bunları temsil eden teşebbüs birliklerinin bilgilerine başvurulmasının hedeflendiği bildirildi.


Söz konusu verilerle sektörün rekabetçilik odağında kapsamlı bir fotoğrafının ortaya konulması ve bu fotoğraf temelinde etkin ve rekabetçi işleyişi teminen rekabet hukuku ve düzenleme ayaklarında atılması gereken adımların belirlenmesi de incelemenin açıklamada altı çizilen amaçları arasında yer aldı. 


Getir diye patent aldı, 5 milyona satışa çıkarttı

 Son ayların en popüler sipariş uygulaması ‘Getir’ isimli E-ticaret uygulaması ‘Getir de getirelim’ sloganıyla piyasada tanıtımları yapılırken bir genç Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak sloganı adına tescil ettirdi.

İş insanı Nazım Salur tarafından kurulan "Getir" markasının Türk Patent ve Marka Kurumu'nda tescilli ettirerek bu marka altında mobil ve internet bağlantısı olan cihazlarla e-ticaret yapıyordu. Son ayların en popüler sipariş uygulaması 'Getir', 'Getir de getirelim' sloganıyla satış yapmaya başladı. Uygulamanın ilk günlerde Veysel A. isimli şahıs, uygulama popüler olmadan hemen önce Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak sloganı adına tescil ettirdi. Getir uygulaması kısa süre sonra Türkiye tarafından tanınındı. Bu sırada internet üzerindeki bir satış platformunda Getir firmasına ait logo kullanılarak slogan 5 milyona satışa sunuldu. Uygulama sahibi, satış sahibinin kötü niyetli ve haksız rekabet ettiğini ve marka hakkına tecavüz edildiğini ileri sürerek şikayetçi oldu.

5 MİLYONA SATTIM

Bu sıralarda Veysi A., şirketin reklam görüntülerini kullanarak "getirdegetirelim" markasını satışa sundu. Savcılıkça ifadesi alınan Veysi A., "Getirdegetirelim" ismine ait patenti 2014 yılında GETİR markası tanınmadan önce müracaat ederek Türk Patent Enstitüsünden kendi adıma tescil ettirdim. Ardından 'getirdegetirelim' isimli şirket kurdum. İnternet üzerinden 5 milyona satışa çıkardım. Ben bu işlemler esnasında ve sonrasında şirketin satışı esnasında hakkımda şikayette bulunan Getir Perakende Lojistik Anonim Şirketine ait herhangi bir isim hakkı yada logoyu kullanmadım' ifadelerimi kullandı.

PATENTİNİ ALDIĞI SLOGANI SATMAK İSTEDİ

Soruşturma dosyası kapsamında yapılan inceleme de Getir isimli şirket adına tescilli ibareninsarı renkli ve mor zemine yazılı olduğu ve bunun markayı ayırt edici kıldığı, bu şekilde tanıtımlarının bulunduğu, gencin internet sayfasında vermiş olduğu ilanda iki logonun bire bir aynı olduğu ve iyi niyetli algılanamayacağı, şüphelinin bu kullanımının müşteki firmanın tanınırlığını kendi lehine kullandığı ve fayda sağladığı ileri sürüldü.

MARKA HAKKINA TECAVÜZ DAVASI

Savcılıkça Veysi A. hakkında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Muhalefet suçundan iddianame düzenlendi. İddianamede, tüketici algısında müşteki firmaymış gibi etki bırakacak yazışmaların olduğu, yine dilekçe ekinde yer alan fotoğrafta şüphelinin ilanında kullandığı moto kurye fotoğrafında müştekiye ait "getir" ibareli markanın kullanıldığı, bu sebeple haksız rekabet şartlarının ayrıca oluştuğu anatıldı. Veysi A. hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

(Dilek Yaman /Sabah)


Çıldırtan ticari mesajlar sona eriyor

 İstenmeyen ticari mesajlarda şikayet sayısının 500 bini aşması üzerine Ticaret Bakanlığı tarafından çalışmalarına başlanan ve alt yapısı tamamlanan Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi'nin uygulanmasına sayılı günler kaldı



Vatandaşı bir dönem canından bezdiren, yapılan düzenlemeler ile kısmen de olsa sona eren ancak bir türlü önüne geçilemeyen ticari mesaj ve e-postalara yönelik yeni bir döneme giriliyor.


Ticaret Bakanlığı, şikayet sayısı 500 bini aşınca ticari mesajlarda aracı bir sistem üzerinden mesaj ve e-posta yollanmasını sağlayacak bir düzenlemenin startını yılbaşında verdi.


Ocak ayında yayımlanan yönetmelik ile 1 Eylül'de hayata geçirilecek uygulamanın alt yapısı tamamlandı.

Düzenleme kapsamında vatandaşa artık ticari ileti göndermek isteyenler Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (İYS) kaydolacak. Sistem üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ise ticari elektronik ileti gönderilemeyecek.


Vatandaş ise sistem üzerinden hangi firmalara onay verdiğini görebilecek ve istediğinde bu onayları iptal edebilecek.


1 EYLÜL'E KADAR SÜRE TANINDI

Uygulama kapsamında vatandaşa ticari elektronik ileti göndermek isteyen gerçek ve tüzel kişilerin aldıkları onayları yüklemeleri için 1 Eylül'e kadar süre tanındı.


Bu sürenin sonunda İYS tarafından alıcılara onayların yüklendiği ve 1/12/2020 tarihine kadar kontrol edilmediği takdirde bu onayların geçerli sayılacağı ile reddetme imkanının kullanılabileceği bilgisini içeren iletiler gönderilmeye başlanacak.


Alıcılar, Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi'ne kaydedilen onayları 1/12/2020 tarihine kadar kontrol edebilecekken, bu sürenin bitiminden sonra gönderilen ticari elektronik iletiler ise onaylı kabul edilecek.


3 GÜNDE YÜKLENMESİ ZORUNLU OLACAK

İleti Yönetim Sistemi üzerinden alınmayan onaylarda, onayın alındığına dair ispat yükümlülüğü, hizmet sağlayıcıya ait olacakken, alınan onayların ise üç gün içerisinde sisteme yüklenmesi zorunlu olacak.


İleti Yönetim Sistemi'ne kaydedilmeyen onaylar geçersiz sayılacak.


Mevzuat gereğince sadece onaylı elektronik iletişim adreslerinin sisteme yüklenmesi gerekirken, 1 Eylül öncesinde alınan onayları belgeleyen imzalı formların sisteme yüklenmesine ise gerek olmayacak. Hizmet Sağlayıcılar, bu onayları sisteme “beyan” usulünde de yükleyebilecek.


İYS’ye kayıt olmayan hizmet sağlayıcılara ait ticari elektronik iletilerinin gönderimi ise mümkün olmayacak.


AD VE SOYAD YER ALABİLECEK

Sesli aramada; tacirler, ticaret unvanına, esnaf, adı ve soyadına yer verebilecek. Hizmet Sağlayıcı, ilaveten firma veya marka ismi gibi bilgilere de yer verebilecek ayrıca ret bildirimlerini 3 gün içinde İYS’ye bildirmekle yükümlü olacak. Alıcı, reddetme hakkını İleti Yönetim Sistemi üzerinden de kullanabilecek. Şikayet başvuruları, İYS üzerinden ön incelemeyle değerlendirilecek.


ŞİKAYETLERE 15 GÜNDE YANIT!

Hizmet sağlayıcının talimatı doğrultusunda ileti gönderimini başlatan aracı hizmet sağlayıcı, şikâyet başvurularına konu iletilere ilişkin bilgi ve belge taleplerini İYS üzerinden on beş gün içinde yanıtlayacakken, gerçek ve tüzel kişiler tarafından gönderilen içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla ise yükümlü olmayacak.


TİCARİ ELEKTRONİK İLETİ YÖNETİM SİTEMİ (İYS) NEDİR?

İleti Yönetim Sistemi, hizmet sağlayıcıların arama, sms, e-posta aracılığıyla ticari elektronik ileti göndermek için alıcılardan aldıkları izinleri saklayıp yönetebilecekleri, alıcıların da verdikleri izinleri görüntüleyip, reddedebilecekleri, şikayet edebilecekleri ve yönetebilecekleri, kamunun ise ileti şikayetlerini ve şikayete konu izni görüntüleyebileceği, web sitesi, kısa mesaj numarası ve çağrı merkezi üzerinden hizmet verecek, güvenlik standartlarına sahip ulusal bir veri tabanı sistemi olarak tanımlanıyor.


Kısaca, Ticari Elektronik İleti onayı alınmasına, reddetme hakkının kullanılmasına ve şikayet süreçlerinin yönetilmesine imkan tanıyan sistemdir.

(Kenan Biter /Yenişafak)


Türkiye’nin ilk ‘siber güvenlik’ lisesi

 Türkiye’nin siber güvenlik alanında uzman yetiştirecek ilk okulu Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, İstanbul Pendik’te açılıyor.

Edinilen bilgiye göre, 2017’den itibaren İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarına başlanan lise, 2020-2021 eğitim öğretim yılı için ilk öğrencilerini alacak. Lise, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Teknopark İstanbul arasında 30 Nisan’da imzalanan işbirliği protokolü kapsamında, bakanlığın onayıyla Bilişim Teknolojileri Ağ İşletmenliği ve Siber Güvenlik dalında eğitim vermek üzere kuruldu.

30 ÖĞRENCİ ALACAK

Sanayi ve Teknoloji, Milli Eğitim ve İçişleri bakanlıklarının ortak çalışması olan okul, merkezi sınav puanına göre 30 öğrenci kabul edecek. Beş yıllık eğitim verecek lisenin ilk yılı İngilizce hazırlık olacak. Okulda kültür ve siber güvenlik dersleri ağırlıklı olacak. Lise, Teknopark’ın içerisinde yer alacak. Öğrenciler 11 ve 12’nci sınıfa geçtikleri yaz döneminde staj imkanına sahip olacak. 20’şer iş günü olmak üzere 40 iş günü staj yapacaklar. Okulda, Sızma Testi, Adli Bilişim, Yapay Zeka ve Siber Tatbikat laboratuvarlarında uygulamalar yapılabilecek.


Zynga bir Türk şirketini daha satın alıyor

 1 Haziran’da İstanbul merkezli yerli oyun şirketi Peak Games’in tamamını 1,8 milyar dolarlık rekor bir bedel karşılığında satın alan ABD merkezli Zynga, bir başka Türk mobil şirketi Rollic Games’i 168 milyon dolar karşılığında satın alacağını açıkladı

"Hypercusual" ya da Türkçe karşılığı ile “hiperbasit” mobil oyun sektörünün en gözde firmalarından bazıları, bildiğiniz üzere Türkiye’den çıkıyor. 2018’de önce Gram Games, ardından Peak Games’in bölümünü ve 2020 Haziran’da 1,8 milyar dolar ile tamamını satın alan Zynga’dan yeni bir hamle daha geldi. Yerli mobil oyun şirketi Rollic Games, 168 milyon dolar nakit karşılığında Zynga tarafından satın alınacak.

Satış anlaşmasının detaylarına göre "G Knots 3D" ve "Tangle Master 3D" gibi “hypercusual” türündeki mobil oyunlarıyla bilinen Rollic; ilk etapta %80 oranında Zynga’ya devredilecek. Anlaşma gereği, şirketin kalan %20’lik bölümü ise önümüzdeki 3 yıl içerisinde aşama aşama Zynga bünyesine geçirilecek ve böylece satış tamamlanmış olacak.

Zynga’nın Türk mobil oyun şirketlerine olan yakınlığı Rollic Games ile devam ediyor:

Elindeki oyun portföyünü şirketleri satın alarak genişletmeye devam eden Zynga, Rollic satın alımı ile ilgili bir açıklamada bulundu. Zynga İcra Kurulu Başkanı Frank Gibeau; hypercusual türü oyunların, mobil cihazlarda en hızlı büyüyen oyunlar olduğunu belirtti. Gibeau, ayrıca şirket satın almanın yeni kullanıcılar kazanmak adına harika bir yol olduğunu vurguladı.

ABD’li firmanın bir diğer Türkiye satın alımı da böylece gerçekleşecek. Aslında Zynga sadece Türk şirketlerini değil, dünya çapında kullanıcı kitlesi edinmeyi başaran diğer gözde mobil oyun şirketlerini de bünyesine katmaya devam ediyor. Şirket, daha önce Small Giant Games’i 560 milyon dolar, NaturalMotion’u da 527 milyon dolara satın almıştı.

Türk mobil oyun şirketlerinin peş peşe gelen başarıları, dünya ekonomi gündemine giriyor:

Türk mobil oyun sektörünün son yıllarda Masomo, Gram Games ve Peak Games gibi şirketlere yakaladığı yükseliş ise geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük ekonomi gazetelerinden Nikkei’ye manşet olmuştu. Açıklanan verilere göre Türk mobil oyun şirketlerinin elde ettiği gelirlerin %90’ı yabancı ülkelerden geliyor. Nikkei’ye göre Türkiye’de kurulan ve kurulacak olan oyun şirketleri, rekor satışlar sebebiyle, yabancı şirketlerin daha çok ilgisini çekmeye başlıyor. Böylece Türkiye’ye yapılan yatırımların da ciddi oranda artması bekleniyor.


Oyun sektörü altın çağını yaşıyor

 Yeni tip koronavirüs salgını sonrasında birçok sektörde küçülme görülürken zaten halihazırda önemli bir ivme yakalamış olan oyun geliştirme sektörü "altın çağını" yaşıyor.

Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Erkin, AA muhabirine, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrasında kısıtlanan sosyal faaliyetler dolayısıyla oyun sektörünün ortaya koyduğu ürünlere ilginin ciddi biçimde arttığını söyledi.

Bu ilginin oyun geliştiren bütün firmaları olumlu etkilediğini vurgulayan Erkin, sektördeki firmaların kısa sürede evde çalışmaya da adapte olduğunu ve bu anlamda da bir sorun yaşamadıklarını ifade etti.

Erkin, şöyle konuştu:

"Firmalar evden çalışmaya geçince çok daha verimli iş yapmaya başladı. Bazı firmalar her yıl en az 1 ay evden çalışmayı gündemine aldı. Oyun geliştiriciler herhangi bir sermaye yatırımına ihtiyaç duymuyor, bir fabrika gibi ham madde ithal etmiyor, gümrükleme gibi olgularla karşı karşıya değil. Geliştirilen bir ürün internete koyulduğunda dünyanın her yerine hızlı ve kolay şekilde ulaşıyor. En önemli kaynağımız olan insan kaynağını evlerinden, yenilikçi uygulamalar üzerinden koordine ederek çalıştırdığımızda, hızlı ve verimli şekilde yeni düzene ayak uydurabildiğimizi gördük. Geleneksel firmalar yeni düzene geçmekte zorlanırken, üretim için işçilerin bir arada olmasına ihtiyaç duyarken biz yeni düzene kolayca ayak uydurduk ve öne çıktık."

"Verilen desteklerin meyveleri toplanıyor"

Bu süreçte devlet desteklerinin artarak devam ettiğini belirten Erkin, "2020 yılı için küresel olarak oyun sektörü büyük bir ivmeyle büyürken Türk oyun sektörü de aynı ivmeyle büyüyor. Pek çok sektör küçülürken büyüyen bir sektör olarak hizmet ihracatına katkı veriyoruz. Devletin doğru bir stratejiyle sektörü desteklemesinin meyveleri de böyle bir dönemde toplanmış oluyor." dedi.

Salgına karşı kısıtlamaların uygulandığı süreçte pek çok yerli geliştiricinin evlerinden şirket kurduğunu anlatan Erkin, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu anlamda Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen elektronik şirketleşme çalışmalarının da sektör ve ülke için ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Öğrenciler ve yeni mezunlar evden çıkmadan ürün üretip satmaya başladılar. Yakalanan olağanüstü başarıların etkisiyle oyun sektöründe çok sayıda yeni ürün ve şirket çıktığını görüyoruz."

"2023 hedefine emin adımlarla ilerliyoruz"

Erkin, ortaya konulan performansa bakıldığında oyun geliştirme sektörünün bu yıl için ihracat hedeflerini aşmasını beklediklerini dile getirerek, "Sektör olarak 2023 hedefimizi 2,5 milyar doları aşmak olarak belirledik. Bu hedef doğrultusunda başlatmış olduğumuz ihracat seferberliğimiz ile 5 yıl önce 400 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştık, sonraki yıllarda ise ihracat miktarımızı yıllık olarak yüzde 30’un üzerinde artırmayı başardık. Bu gelişim dikkate alınırsa hedeflerimize emin adımlarla ilerlediğimizi söyleyebiliriz." diye konuştu.

Uluslararası alanda Türk oyunlarının beğeni gördüğünü, Türk şirketlerinin yakından izlendiğini vurgulayan Erkin, şunları kaydetti:

"Uluslararası firmaların Türk oyun teknolojilerine yönelik yeni ortaklık ya da satın almalarını önümüzdeki dönemde de beklemeliyiz. Türkiye kıyaslandığı ülkelerden maliyet anlamında çok daha ucuz. Yazılımın diğer alanlarında da dünyanın en büyük firmaları Türkiye'de şirket satın alma ya da yerleşke kurma arayışında. Artık uluslararası arenada saygı duyulan markalarımız var ve ülke olarak bu değerlerimizle öne çıkıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın destekleri ile katıldığımız uluslararası organizasyonlarda, markalarımızı yurt dışındaki yatırımcılarla buluşturup, büyümelerine destek olduk. Yakaladığımız bu ivmenin artarak sürmesi için TOGED olarak Türk oyun geliştirme sektörüne destek olmayı sürdüreceğiz.”

"İnanılmaz insan kaynağı ihtiyacı var"

Ali Erkin, sektörün insan kaynağı ihtiyacına dikkati çekerek, üniversitelerin buna cevap vermekte yetersiz kaldığını söyledi.

"Oyun teknolojileri ve yazılım geliştirme şirketlerimizin inanılmaz bir insan kaynağı ihtiyacı var." diyen Erkin, "İnsan kaynağı anlamında sektörde ciddi bir rekabet var. Bu anlamda üniversitelerden beklentimiz büyük. Nitelikli insan kaynağına oyun teknolojileri ve yazılım sektöründe büyük fırsatlar bulunuyor. Ayrıca yeni mezunlar kuracakları şirketlerle ülke ihracatına katkıda bulunma imkanına da sahip." değerlendirmesinde bulundu.


Samsung'u geçen Huawei dünyada en fazla akıllı telefon satan şirket oldu

 Çinli akıllı telefon üreticisi Huawei 2020'nin ikinci çeyreğinde Güney Koreli Samsung'u geride bırakarak dünyada en fazla akıllı telefon satan şirket oldu.

Kovid-19 nedeniyle dünya genelinde satışlarında düşüş yaşayan Çinli teknoloji devi, Çin'de ise satışlarını artırmayı başardı.

Araştırma şirketi Canalys'e göre Huawei, nisan-temmuz döneminde 55,8 milyon ürününe alıcı bulurk Samsung'da bu sayı 53,7 milyonda kaldı.

Çin pazarında cep telefonlarının üçte ikisini satmayı başaran Huawei, Covid-19 salgınından ilk etkilenen şirket oldu. Fakat ülkede pandemi ile savaşın kısa sürede sonuç vermesi ile satışlarını yeniden artırmayı başardı. ABD'nin 5G konusundaki yaptırımları şirketi sarssa da Çin piyasasındaki artış satış rakamlarının rakiplerindeki kadar gerilemesini engelledi.


Güney Kore,5G indirme hız ortalamasını açıkladı

 Güney Kore’nin başkenti Seul’da ölçülen 5G indirme hız ortalaması açıklandı. Ülkenin en kalabalık yerlerinde bile stabil olarak 650 Mbps indirme hızı verilebiliyor. Ayrıca yükleme hızının da 64 Mbps olduğu açıklandı.

Dünyanın en hızlı internet hizmetlerinden birine sahip Güney Kore, 5G ağına da en önden giren ülkelerden biri oldu. Ülkenin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre başkent Seul ve diğer altı büyük şehirde 5G indirme hızının ortalama olarak 656,6 Mbps olduğu belirtildi.

Bakanlık, bu yeni hızların geçen yıl 4G LTE ağları için ölçülen ortalama 158,53 Mbps’lik internet hızından dört kat daha fazla olduğu açıklandı. Ölçümlerin bu yılın Ocak ve Haziran ayları arasında yapıldığını da belirtelim.

Güney Kore’nin en büyük 3 operatörü olan SK Telecom, KT ve LG Uplus, başkent Seul’da sırasıyla ortalama 789 Mbps, 652 Mbps ve 528,6 Mbps hızlara ulaşabiliyor. Şu anda 3,5 GHz spektrumunda çalışan NSA ağlar kullanan Güney Kore, bu yılın sonunda bağımsız mmWave spektrum ağlarını piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Kalabalık alanlarda da yüksek hızlı internet

İnternet kullanımı bakımından dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan Güney Kore, hız bakımından da dünyadaki pek çok ülkeye fark atmayı başarıyor. Ülkenin ölçülen 5G internet hızları kalabalık ortamlarda bile 654 Mbps gibi bir indirme hızı sunarken, yükleme hızına baktığımızda 63 Mbps gibi ülkemizde indirme hızlarında bile görmediğimiz bir değer bizleri karşılıyor.

Bakanlık, bu internet hızlarını homojen bir şekilde ölçmek için, mağazalar, kütüphaneler, üniversiteler, eğlence alanları, hastaneler, sergi merkezleri, metrolar ve terminaller gibi 11.000’den fazla kalabalık alanda ölçüm yaptığını belirtti.

Seul’da yüksek hızlı internetin sunulması için üç büyük operatörün toplam 5G hacmi, temmuz sonunda 425,5 kilometrekareye ulaştı. Şehrin tamamının 605,2 kilometrekarelik bir alana sahip olduğunu belirtelim.


Varank: Milli gelirde imalat sanayinin payını yüzde 21’e taşıyacağız

 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "2023’e giden bu süreçte somut hedefler belirledik. Milli gelirde imalat sanayinin payını yüzde 21’e, Ar-Ge harcamalarının payını yüzde 1,8’e, bu alanlarda araştırmacı sayımızı da 200 bin kişiye çıkaracağız." dedi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, katma değerli üretimin, inovasyon ve girişimcilik alanındaki her bir adımın pandemi öncesi döneme göre çok daha fazla etkiye sahip olduğunu belirterek, "Dolayısıyla bu günlerin, ülkemizin sürdürülebilir ekonomik kalkınması ve toplumsal refah artışı için tarihi fırsatlar sunduğunu görebiliyoruz. Yol haritamızı, 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejimiz belirliyor. Hedefimiz çok net; Ülkemizi dünyanın sayılı üretim ve teknoloji üslerinden biri yapmak." dedi.


Gebze'de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla düzenlenen TÜBİTAK mükemmeliyet merkezlerinin açılış töreninde konuşan Varank, bilim ve teknoloji öncülüğünde kalkınmayı hedefleyen TÜBİTAK'ın, Gebze ve Ankara'daki yeni altyapılarının resmi açılışları için bir araya geldiklerini, bu tarihi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayelerinde gerçekleştirmekten büyük onur duyduklarını söyledi.


Küresel ekonomide eşi benzeri yaşanmamış bir dönemden geçildiğine işaret eden Bakan Varank, yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınıyla dünya düzeninin sarsılmaya başladığını kaydetti.


"Yeni normal" olarak adlandırılan bu sürecin, kurulu güç dengelerini temelden değiştirme potansiyeline sahip olduğuna dikkati çeken Varank, şöyle devam etti:


"Katma değerli üretim, inovasyon ve girişimcilik alanındaki her bir adım, pandemi öncesi döneme göre çok daha fazla etkiye sahip. Dolayısıyla bu günlerin, ülkemizin sürdürülebilir ekonomik kalkınması ve toplumsal refah artışı için tarihi fırsatlar sunduğunu görebiliyoruz. Yol haritamızı, 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejimiz belirliyor. Hedefimiz çok net; Ülkemizi dünyanın sayılı üretim ve teknoloji üslerinden biri yapmak. Herkeste heyecan uyandıran yeni teknolojiler ve ürünler, bu topraklarda doğup tüm dünyaya yine bu topraklardan yayılabilir. İşte milli teknoloji hamlesiyle küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, katma değerli üretimi geliştirecek ve çığır açıcı kritik teknolojilerde atılım sağlayacağız."


"Türkiye teknoloji tabanlı girişimlerde çok büyük bir potansiyele sahip"


Mustafa Varank, 2023'e giden bu süreçte somut hedefler belirlediklerini aktararak, milli gelirde imalat sanayinin payını yüzde 21'e, Ar-Ge harcamalarının payını yüzde 1,8'e, bu alanlarda çalışan araştırmacı sayısını da 200 bin kişiye çıkaracaklarını bildirdi.


Türkiye'nin teknoloji tabanlı girişimlerde çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Varank, küresel ekonomide de bu alanda kıyasıya bir yarış olduğunu belirtti.


Bakan Varank, kurulduktan belli bir süre sonra 1 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşan şirketlere "unicorn" denildiğini kaydederek, "Dünyada 486 unicorn var. Türkiye yakın zamanda ilk unicornunu, biz bunu biraz Türkçeleştirdik 'Turcorn'unu çıkardı. Amacımız 2023'e kadar en az 10 Turcorn'un ülkemizden çıkması. Stratejimiz 5 ana başlıktan oluşuyor." ifadesini kullandı.


Varank, yüksek teknoloji ve inovasyon politikalarıyla dünyada rekabet avantajı kazanacaklarını ve küresel ligde üst sıralara tırmanacaklarını dile getirdi.


"Bilimin ve teknolojinin topluma hizmet etmesini sağlıyoruz"


Teknoloji ve verimlilik odaklı bir sanayileşme için dijital dönüşüme hız vereceklerinin altını çizen Mustafa Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Girişimciliği teşvik edecek, ekosistemi daha da güçlendireceğiz. Elbette tüm bu adımların başarısı beşeri sermayemize bağlı. Petrol zengini, ham madde zengini bir ülke değiliz. Ancak bizi pek çok gelişmiş ülkeden farklılaştıran muazzam bir insan kaynağımız, genç nüfusumuz var. Dolayısıyla beşeri sermayenin dönüşümü ve altyapı alanında uygulayacağımız politikalar tamamlayıcı bir rol oynayacak. İşte bu noktada TÜBİTAK önemli bir fonksiyona sahip. TÜBİTAK aracılığıyla sanayiye, akademiye ve bilim insanlarına destekler veriyor, bilimin ve teknolojinin topluma hizmet etmesini sağlıyoruz. Sadece son 2 senede özel sektörün Ar-Ge çalışmalarına 1,5 milyar lira, araştırma ve destek programlarına da 1,8 milyar lira kaynak sağladık. Sanayi-Doktora programıyla yetişmiş insan gücümüzü sanayiye entegre ederken, Uluslararası Lider Araştırmacılar programıyla tersine beyin göçünde tarihi bir adım attık. Gençler teknoloji geliştirsin, icat çıkarsın ve hepimizi şaşırtsın istiyoruz."


Bakan Varank, bugüne kadar yapılmamış projeleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde büyük bir motivasyonla hayata geçirdiklerini vurgulayarak, "İşte TEKNOFEST bunlardan bir tanesi. Dünyanın en büyük teknoloji festivali olan bu etkinlik, toplumda muazzam bir karşılık buldu. Dene-yap teknoloji atölyeleriyle de geleceğin teknoloji yıldızlarına bugünden yön çiziyor, potansiyellerini keşfetmelerini sağlıyoruz." diye konuştu.


Varank, TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi'nin, ülkenin Ar-Ge ve inovasyon üssü olma görevini üstlendiğini ancak enstitülerde yürüttükleri yenilikçi işlerle özel sektöre rakip olmadıklarını vurgulayarak, özel sektörün, kamunun ve üniversitelerin katma değer üretmesine katkı sağladıklarını söyledi.


Bakan Varank, Gebze'deki enstitülerin çalışmalarına son sürat devam ettiğini aktararak, "Bugün bizleri misafir eden Marmara Araştırma Merkezi, bu yerleşkenin ilk enstitüsü. Burada çevre, enerji, biyoteknoloji, gıda, kimya ve malzeme alanlarında yenilikçi çözümler geliştiriliyor. Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE), kamu ve özel sektöre danışmanlık hizmeti veriyor. TÜSSİDE'nin bugüne kadar sunduğu kaliteli işler ortadayken, elimizin altında böylesine bir kaynak varken, yabancı danışmanlık şirketleriyle çalışmak bize göre sadece para israfı. Ulusal Metroloji Enstitüsü, ülkemizdeki tüm ölçümlerin uluslararası sisteme entegrasyonunu sağlıyor." şeklinde konuştu.


Varank, TÜBİTAK-BİLGEM'in, askeri ve sivil bilginin, güvenli iletimi ve saklanmasında kritik bir fonksiyona sahip olduğuna dikkati çekerek, Temel Bilimler Araştırma Enstitüsünün de temel bilimlerde ülkenin güçlenmesi için çalıştığını kaydetti.


Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsünü, milli demir yolu teknolojilerini tasarlamak için geçen yıl TCDD ile beraber kurduklarını anımsatan Varank, "Raylı sistemlerde sadece kullanıcı olmaktan öte kendi ihtiyacını karşılayan, bunun yanında geliştirdiği teknolojiyi ihraç eden bir ülke olmak istiyoruz. Bu merkezlere ek olarak, Yapay Zeka ve Kutup Araştırmaları Enstitülerini de yakın zamanda kurarak, çığır açıcı işlerde iddiamızı ortaya koyduk." ifadelerini kullandı.


"Ülkenin her alanda bağımsızlığını pekiştirecek adımları büyük bir gayretle atıyoruz"


Bakan Varank, TÜBİTAK sayesinde bugüne kadar çok çarpıcı başarı hikayelerine imza attıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:


"Elimde gördüğünüz ve MAM'da üretilen bu ürün, turboşaft motorlarında kullanılan türbin kanatçığı. Bu kanatçık, milli genel maksat helikopterimiz Gökbey'in motorunda kullanılan en yüksek katma değerli parça. Bu parça olmaksızın, uçaklar ya da helikopterler havalanamaz. Dolayısıyla kimse size bunu kolay kolay satmıyor. Dünyada bu kabiliyete sahip 5 ülkeden birisiyiz. Halihazırda TEİ'ye 160 adet teslim ettik. Gökbey'in motorunda kullanıyorlar. Gördüğünüz bu küçücük kare, SİHA'ların kullandığı akıllı bombaların lazer arayıcı başlık dedektörü. Bu arayıcı başlık sayesinde bombalar, nokta atış yapabiliyor. BİLGEM'de geliştirdiğimiz bu dedektör, savunma sanayimizin kritik bileşenlerinden birisi. Binlerce dolar verip yurt dışından almak isteseniz dahi alamıyorsunuz. Biz bu dedektörü yurt dışı muadillerine göre çok daha kaliteli ve ucuza üretebiliyoruz.


Salmonella Hızlı Tanı Kitini dünyada ilk kez biz geliştirdik, patentini aldık. Kirli su ve yiyeceklerden bulaşan bu bakteri, toplum sağlığı açısından son derece zararlı. Geliştirdiğimiz bu kit, piyasadaki mevcut tanı kitlerine göre çok daha hızlı sonuç veriyor. Çin bize başvurdu, ülkemizden teknoloji transferiyle bu ürünü satın almak istiyor."


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çizdiği Milli Teknoloji Güçlü Sanayi vizyonuyla ülkenin her alanda bağımsızlığını pekiştirecek adımları büyük bir gayretle attıklarını vurgulayan Varank, "18 yılın tüm kazanımlarını, katma değer ve teknoloji üretimiyle daha da zenginleştireceğiz. Bugün açacağımız altyapılar, üretim seferberliğimize önemli katkılar sunacak. Bu altyapılarla sizin de söylediğiniz gibi bugün dünden daha güçlüyüz, yarın daha da güçlü olacağız. Bu vesileyle merkezlerin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.