26 Haziran 2020 Cuma

30 bin şirket kaydolmadı süre 3. kez uzatıldı

Siber suçlar pandemi ile hızla artarken Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına üçüncü kez erteleme geldi. Kanuna göre Türkiye’deki 55 bin şirketin VERBİS’e kayıt olması zorunlu. Ancak halen 30 bin şirket kayıt olmamış durumda.
Tüm dünyada korona virüsü nedeniyle ticaret ve iletişim online'a kayarken, siber suçlarda çok büyük bir artış gözleniyor. Bunun nedeni verinin değerinin giderek artması. Türkiye'de veri güvenliği için 7 Nisan 2016'da yürürlüğe giren ‘6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun' korona virüsü pandemisi nedeniyle çok daha önemli hale geldi.

Kanuna uyum için işletmelere 2 yıl süre tanınmıştı. 50 ve üzeri çalışanı olan veya son yıllık bilançosu 25 milyon TL ve üzeri olan şirketlerin Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi'ne (VERBİS) kaydı zorunlu hale getirildi. VERBİS'e kayıt için son gün 30 Haziran iken dün bu tarih 30 Eylül 2020'ye uzatıldı.

HAPİS DAHİ VAR
Şirketlerin pandemi süreci nedeniyle enerjilerini ayakta kalabilmeye harcadığını belirten Jurcom GRC Services CEO'su Ali Osman Özdilek, birçok firmanın kişisel verilerin korunması hakkında bilgisi dahi olmadığını söyledi. Özdilek, şöyle devam etti:

"Mevcut durumda 55 bin firmanın VERBİS'e kayıt yaptırması gerekiyor ama sadece 25 bini kayıtlı. Kayıtlı olmayan şirketlerin bu zorunluluktan haberi dahi yok."

"Ancak bunun cezası da büyük. Para cezası 100 bin liradan başlayıp 1.5 milyon liranın üzerine çıkıyor. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun Türk Ceza Kanunu'na yaptığı atıf nedeniyle ayrıca hapis cezası da doğabiliyor."

Kanuna uyum sürecini gerçek anlamda sağlayabilmenin ve devam ettirebilmenin ciddi sayılabilecek bir maliyeti olduğunu belirten Ali Osman Özdilek şu bilgileri verdi:

"Türkiye'deki şirketlerin çoğunluğunun KOBİ niteliğinde olması ve bu şirketlerin  korona virüsü nedeniyle ciddi şekilde sıkıntıya girmeleri nedeniyle şu an bu tür uyum çalışmalarına ayırabilecekleri bütçeleri bulunmuyor."

"Ancak maddi sıkıntısı olmayan daha büyük şirketlerde bile halen konunun tam anlaşılamadığı görülüyor. Birkaç doküman düzenlenerek bu işin yapılacağı yönünde algı devam ediyor."

ONLİNE PANELLERDEN, CANLI YAYIN İZLERKEN TEHLİKEDEYİZ
Pandemi ile e-ticaretten, canlı yayın izlemeye ve online toplantılara katılmaya kadar pek çok alanda kişisel verilerin tehlikeye girdiği süreçlere daha fazla dahil oluyoruz. Bu noktada KVKK'nın önemi de artıyor. Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi (VERBİS) kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin, kişisel veri işlemeye başlamadan önce kaydolmak zorunda oldukları ve veri işleme faaliyetleri ile ilgili bilgileri beyan ettikleri bir kayıt sistemi. Bu sistemle, veri sorumlularının kimler olduğunun açıklanması ve kişisel verilerin korunması hakkının daha etkin şekilde kullanılması hedefleniyor. VERBİS kayıt süreci daha önce iki kez uzatıldı. “Normalde artık bir uzatma beklenmiyordu ancak korona virüsü nedeniyle böyle bir zorunlu uzatma gündeme geldi” diyen Özdilek, “Kanun dört yıldır yürürlükte. Kişisel veri bilinci arttıkça şirketlerde de Kanun'a uyum yönünde farkındalık ve uyum çalışmaları artacak” diye konuştu.

23 Haziran 2020 Salı

Diyanet'te yerli ve milli yazılım dönemi başlıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank yaptığı açıklamada, 'İmzalayacağımız protokolle PARDUS, Diyanet'in merkez ve taşra teşkilatlarında kullanılan 10 bin bilgisayara yaygınlaştırılacak.' ifadelerine yer verdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Bakanlık arasında imzalanacak protokolün ayrıntılarını açıkladı.

Bakan Varank Diyanet merkezlerinde yerli ve milli olan PARDUS'un yaygınlaştırılacağını işaret ederek "İmzalayacağımız protokolle PARDUS, Diyanet'in merkez ve taşra teşkilatlarında kullanılan 10 bin bilgisayara yaygınlaştırılacak." ifadelerine yer verdi.

YENİ SÜRÜMLER GELİYOR

Bakan Varank yalnızca bununla sınırlı kalınmayacağını, "Yeni teknolojiler için Pardus sürümleri hazırlıyoruz. Pardus, masaüstü çözümleri yanında akıllı cihazlar arasında da yerini alacak." sözleriyle açıkladı.

YAZILIM ALANINDA DEVRİM

Konuşmasında yazılım gibi önemli altyapı alanlarının geliştirileceğini vurgulayan Bakan Varank, Türkiye Açık Kaynak Platformu'nu kurduklarını açıkladı.


Natro Avrupalı bir şirkete satıldı

Türk web hosting şirketi Natro hisselerinin tamamının team.blue'ya satışı için anlaşma imzalandı

Türkiye'de yerleşik web hosting şirketi Natro hisselerinin tamamının Avrupa'da faaliyet gösteren hosting şirketlerinden team.blue'ya satışı için anlaşma imzalandı.
Natro'nun finansal danışmanlığını üstlenen Ventura Partners yönetici ortaklarından Kerim Kotan işlem sonrası yaptığı yazılı açıklamada, Natro'nun %100 hisselerinin team.blue tarafından alındığını belirtti.
İşlemin büyüklüğü ile ilgili bir bilgi ise açıklamada yer almadı.
Kotan, "Salgın sonrasında da yabancı yatırımcının ilgisi sürüyor, Natro'nun blue.team'e satışı ve yine aynı dönemde bitirme aşamasına getirdiğimiz 5 farklı proje de bunun en büyük kanıtı" dedi.
Genel merkezi Belçika'da yer alan team.blue Avrupa'da toplam 10 farklı ülkede faaliyet gösterirken, Türkiye web hosting sektörü şirketlerinden Natro'nun ise 120,000'den fazla aktif müşterisi bulunuyor.


Apple iOS 14'ü tanıttı: Yeni işletim sisteminin özellikleri neler?

Teknoloji devi Apple, uzun süredir birlikte çalıştığı Intel işlemcilerini bırakarak kendi işlemcisi Apple Silicon’u tanıttı.

Apple iOS 14’ün önizlemesini sundu. Ana Ekran sayfalarında bugüne kadarki en büyük güncellemeye yer veren sürümde, göz alıcı bir şekilde yeniden tasarlanan araç takımları ve Uygulama Arşivi, App Clips ile App Store’dan yararlanmanın yeni bir yolu, Mesajlar uygulamasında güçlü güncellemeler ve daha fazlası yer alıyor.

Yeni araç takımları bir bakışta anlık bilgiler sunuyor ve herhangi bir Ana Ekran sayfasına farklı boyutlarda tutturulabiliyor. Kullanıcılar araç takımlarını bir araya getirerek zamana, konuma ve aktiviteye uygun araç takımlarını ön plana çıkarmak için aygıt içi akıllı teknolojilerden yararlanan bir Smart Stack oluşturabiliyorlar.

Ana Ekran sayfaları, araç takımları, iş, seyahat, spor, eğlence ve diğer ilgi alanlarına göre özelleştirilmiş bir şekilde görüntüleyebiliyor. Ana Ekran sayfalarının sonunda yer alan Uygulama Arşivi, kullanıcının tüm uygulamalarını, gezinmesi kolay tek bir görünümde otomatik olarak düzenleyerek herhangi bir anda yararlı olabilecek uygulamaları akıllı bir şekilde ön plana çıkarıyor.

Kullanıcılar kaç tane Ana Ekran sayfasının gösterileceğini seçebiliyor ve Uygulama Arşivi’ne hızlı erişim için sayfaları kolayca gizleyebiliyor.

Gelen FaceTime ve telefon aramaları ve Siri etkileşimleri, kullanıcıların yaptıkları işin bağlamından kopmamalarını sağlayan yeni, kompakt bir tasarımla sunuluyor. Resim İçinde Resim desteği sayesinde, iPhone kullanıcıları şimdi başka bir uygulamayı kullanırken video izleyebiliyor veya FaceTime aramalarını yanıtlayabiliyor.

Apple’ın Yazılım Mühendisliğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Craig Federighi, “iOS 14, Ana Ekran’a yaptığımız en büyük güncellemeyle başlayarak iPhone deneyiminin en ikonik öğelerine yepyeni birer biçim kazandırıyor.” dedi ve şöyle ekledi: “Ana Ekran’da muhteşem bir şekilde yeniden tasarlanmış araç takımları, tüm uygulamalarınızı otomatik olarak düzenleyen Uygulama Arşivi ve hızla ve kolayca keşfedebileceğiniz App Clips ile iPhone daha da güçlü hale geliyor ve daha da fazla kullanım kolaylığı sunuyor.”

Bir App Clip, uygulama deneyiminin ihtiyaç duyulan bir anda keşfedilmesini sağlamak için tasarlanmış küçük bir parçasını oluşturuyor. Belirli bir ürün veya işletmeyle ilişkilendirilen App Clips, scooter kiralamak, kahve siparişi vermek veya parkmetre ödemesi yapmak gibi belirli bir görevi tamamlamak için saniyeler içinde yükleniyor.

Bu uygulamalara, Apple tasarımı yeni bir App Clip kodu veya NFC etiketi ve QR kodlarını taratarak ya da Mesajlar veya Safari’de paylaşarak normal uygulamalardan beklenen tüm güvenlik ve gizlilik özellikleriyle birlikte erişmek mümkün oluyor.

Mesajlar’daki Sohbetler için Güçlü Güncellemeler

Arkadaşlar ve aile ile kurulan iletişimin merkezinde yer alan Mesajlar uygulamasında şimdi bağlantıda kalmak ve önemli mesajlara hızla erişmek daha da kolay. Kullanıcılar sohbetleri mesajlar listesinin üst kısmına tutturabiliyor, bahsetme ve satır içi yanıt özellikleri sayesinde canlı grup sohbetlerini kolayca takip edebiliyor ve bir görsel ya da emoji kullanıp grup fotoğrafı belirleyerek sohbetleri daha da özelleştirebiliyorlar.

Mesajlar’daki yeni Memoji seçenekleri ise ek saç stilleri, baş aksesuarları, yüz örtüleri ve diğer özellikler sayesinde daha fazla kapsayıcılık ve çeşitlilik sunuyor.

Harita’da Yeni Yerler Keşfetmenin Daha Çevre Dostu Yolları ve Yeni Rehberler

Harita uygulaması, bisiklet için yeni yol tarifleri, elektrikli araç rotaları ve özel olarak derlenmiş şehir rehberleriyle gezinmeyi ve keşfetmeyi her zamankinden daha kolay hale getiriyor. Bisiklet için yol tariflerinde yükseklik (yokuş), sokağın trafik yoğunluğu ve rotada merdiven olup olmaması gibi detaylar dikkate alınıyor.

Elektrikli araç rotaları, aracın mevcut şarj düzeyine ve şarj türlerine göre planlanan rotaya şarj durakları ekliyor. Rehberler ise bir şehirdeki ziyaret edilmeye değer ilginç yerlerin güvenilir kaynaklar tarafından derlenmiş bir listesini içeriyor.

Rehberler yeni popüler olan restoranları keşfetmek, popüler turistik yerleri bulmak ve AllTrails, Complex, The Infatuation, Time Out Group ve The Washington Post gibi saygı duyulan markaların yeni önerilerine göz atmak için harika bir yol sunuyor.

Daha Fazla Şeffaflık ve Kontrol için Gelişmiş Gizlilik Özellikleri

Artık tüm uygulamaların takip işlemlerinden önce kullanıcılardan izin almaları zorunlu tutuluyor. Bu yılın ilerleyen günlerinde, App Store ürün sayfaları geliştiricilerin kendi raporladıkları gizlilik uygulamalarına ilişkin özetleri sade ve kolay anlaşılan bir formatta yer verecek. Ayrıca, kullanıcılar mevcut hesaplarını Apple ile Giriş Yap özelliğine yükseltebilecek, bir uygulamaya konuma erişim izni verirken uygulama geliştiricileriyle tam konumları yerine yaklaşık konumlarını paylaşmayı seçebilecek ve bir uygulamanın mikrofon ve kamera kullanımıyla ilgili daha fazla şeffaflık elde edecekler.

Diğer iOS 14 Özellikleri

Çevir, sohbetleri çeviren en iyi ve en kolay uygulama olacak şekilde tasarlandı. Uygulama, ses ve metinler için 11 farklı dilde hızlı ve doğal çeviriler sunuyor. Aygıt içi modu, kullanıcıların gizli ses ve metin çevirileri için uygulamadaki tüm özellikleri çevrimdışı olarak da kullanabilmelerini sağlıyor.

Bilgi dağarcığını artıran Siri, internetten sorularınıza yanıt bulmanıza yardımcı oluyor ve artık sesli mesaj da gönderebiliyor. Klavye dikte özelliği mesaj, not, mail ve diğer içerikleri dikte ederken aygıt içinde çalışıyor.

Ev uygulaması, yeni otomatik önerilerle akıllı ev kontrolünü daha da kolay hale getiriyor ve Denetim Merkezi’ndeki daha kapsamlı öneriler sayesinde aksesuarlara ve ortamlara daha hızlı erişim sağlıyor. Uyarlanabilir Işık özelliği, uyumlu HomeKit özellikli ışıkların renk sıcaklığını gün boyunca otomatik olarak ayarlıyor. Aygıt içi Yüz Tanıma özelliği ise uyumlu görüntülü kapı zilleri ve kameraların arkadaşları ve aileyi tanıyabilmesini sağlıyor. Gizli ve güvenli olacak şekilde geliştirilen Ev uygulaması ve HomeKit, kullanıcının ev aksesuarlarıyla ilgili tüm bilgilerin uçtan uca şifrelenmesini sağlıyor.

AirPods, otomatik aygıt geçişi özelliği ile Apple aygıtları arasında kesintisiz geçiş yapabiliyor. Uzamsal ses çalma ve dinamik kafa takibi özellikleri AirPods Pro’da sinematik bir deneyim sunuyor. Üç boyutlu bir dinleme deneyimi sunmak için yönlendirmeli ses filtreleri uygulanarak ve her bir kulağa gönderilen frekanslar incelikle ayarlanarak sesler istenen her yere konumlandırılabiliyor.

Dijital araba anahtarları kullanıcılara iPhone veya Apple Watch’larını kullanarak arabalarını kilitleyip açmanın ve çalıştırmanın güvenli bir yolunu sunuyor. Dijital araba anahtarları Mesajlar aracılığıyla kolayca paylaşılabiliyor ve bir aygıt kaybolduğunda iCloud üzerinden devre dışı bırakılabiliyor. Özellik bu yıl NFC aracılığıyla kullanıma sunulacak. Apple ayrıca Ultra Geniş Bant teknolojisine dayanan yeni nesil araba anahtarlarını da duyurdu. U1 çip aracılığıyla uzamsal farkındalık sağlayan teknoloji, kullanıcıların iPhone’larını ceplerinden veya çantalarından çıkarmak zorunda kalmadan yeni çıkacak araba modellerinin kilidini açabilmelerini sağlayacak. Yeni nesil anahtarlar gelecek yıl kullanıma sunulacak.

Bul uygulaması, yeni Bul ağı aksesuar programıyla üçüncü taraf ürünleri ve aksesuarları da destekleyecek. Böylece kullanıcılar Apple aygıtlarına ek olarak kaybolan diğer önemli eşyalarını da Bul uygulamasını kullanarak bulabilecekler. Kullanıcı gizliliği, yerleşik uçtan uca şifreleme ile Bul ağı için en önemli özelliklerden biri olmaya devam ediyor. Aksesuar ve aygıt üreticileri için bir spesifikasyon taslağı bugünden itibaren kullanıma sunulacak.

Safari, Gizlilik Raporu özelliğiyle kullanıcıların hangi siteler arası izleyicilerin engellendiğini kolayca görmelerini sağlıyor, veri ihlaline karışmış olabilecek kayıtlı parolaları belirlemelerine yardımcı olmak için güvenli parola takibi sağlıyor ve web sayfalarının tamamı için yerleşik çeviri hizmeti sunuyor.

Sağlık uygulaması uykuyu daha iyi yönetmek ve kulak sağlığını etkileyebilecek ses düzeylerini daha iyi anlamak için yepyeni deneyimler sunuyor ve Acil SOS, Tıbbi Kimlik, EKG ve Düşme Algılama gibi birçok sağlık ve güvenlik özelliğini yönetmek için merkezi bir alan sunan yeni bir Sağlık Kontrol Listesi içeriyor. Sağlık uygulaması ayrıca mobilite, Sağlık Kayıtları, semptomlar ve EKG için yeni veri türlerini de destekliyor.

Hava Durumu uygulaması ve araç takımı, kullanıcılara sert hava olaylarıyla ilgili güncel bilgiler sunuyor ve yeni eklenen bir saat sonraki yağış ihtimali şeması ile yağış tahminlerini dakika dakika gösteriyor.

Erişilebilirlik özellikleri arasında müzikler, filmler, telefon aramaları ve podcast’lere ait seslerin daha net ve keskin olmasına yardımcı olmak için belirli frekansları yükselten veya azaltan Headphone Accommodations ve Grup FaceTime ile görüntülü görüşmelerde işaret diliyle konuşan kişiyi öne çıkaran işaret dili algılama gibi özellikler yer alıyor. Sektörün görme engelliler topluluğuna yönelik önde gelen ekran okuyucusu VoiceOver, şimdi ekranda görüntülenenleri otomatik olarak algılayarak daha fazla uygulama ve web deneyimini daha fazla kişi için erişilebilir kılıyor.

Apple Geliştirici Programı üyeleri iOS 14 geliştirici önizlemesine developer.apple.com adresinden ulaşabilir. Açık beta programı ise bu ay içinde beta.apple.com adresinde iOS kullanıcılarına sunulacak. Yeni yazılım özellikleri bu sonbaharda iPhone 6s ve daha yeni iPhone modelleri için ücretsiz yazılım güncellemesi olarak sunulacak.


19 Haziran 2020 Cuma

Genç girişimciler, Peak Games'in satışıyla gözünü zirveye dikti

Türk oyun şirketi Peak Games'in küresel bir şirket tarafından satın alınması, genç girişimcileri yerli oyun üretimi ve dünyaya pazarlanması konusunda cesaretlendirdi


Oyun üretmeyi düşünen girişimciler, kendisinden daha tecrübeli uzmanların hazırladığı, çoğu zaman ücretsiz eğitim videolarıyla bazı kaynaklardan faydalanarak, sektöre adım atabiliyor.

Yazılım konusunda Türkçe kaynakların artması ve usta-çırak ilişkisindeki gönüllü eğitmenler ve topluluklar aracılığıyla kendilerini geliştirmede sıkıntı çekmeyen girişimcilerin yeni oyunları, çeşitli desteklerle dünya ve Türkiye'de geniş kitlelere ulaşabiliyor.

Oyun geliştirici ve yazılım eğitmeni Numan Kaan Karataş, yaptığı açıklamada, internete uyum sağladıkça oyun sektörünün de o hızla büyüdüğünü, her yaştan insanın içinde oyun oynama hevesinin olduğunu söyledi.

"Bir gün ben de oyun yapabilir miyim?" sorusunun artık tarih olduğunu belirten 26 yaşındaki Karataş, "Oyun yapmak eskiden hayalken artık mümkün. Artık 14 yaşındaki bir genç oyun sektörüne merak saldığı andan itibaren kısa zamanda bunu yapmayı öğrenip, kendi oyununu geliştirilebilir hale geldi. Sektörün içine girdiğimizde yüzlerce gencin oyun yaptığını görebiliyoruz. Eskiden atarilerde oynadığımız oyunları çok kolay bir şekilde kendimiz geliştirebiliyoruz. Bunun yanı sıra çok büyük oyun projelerini dahi geliştirebilir ve piyasaya sürebilir durumdayız." değerlendirmesini yaptı.

"Oyun bir sanat değildir. Birçok sanatın bir araya gelmiş halidir" sözünün birçok gence ilham olduğunu ifade eden Karataş, şöyle devam etti:

"İnternet üzerinden ekipler kurup kendi devasa oyunlarını yapma olanağı olan gençlerimiz sektöre birçok oyun kazandırdı. Oyun üretmek için artık çok büyük bütçelere ihtiyacımız yok. Üretim yapmamızı sağlayan en büyük faktör kendimiz olduğumuz için tek ihtiyacımız çalışma ortamı ve geçimimizi sağlayacak kadar para desteği sağlandığında çok güzel oyunlar üretebiliyoruz. Gençlerimizin hayal gücü çok yüksek, bu da bize avantaj sağlıyor. Bir oyun tamamen hayal dünyamıza bağlı. İstediğimiz her şeyi yapmakta özgürüz. Ucu, sınırı yok. Ülkemizde oyun sektörü için yeterli üniversite bölümlerinin bulunmamasına rağmen bu işe merak salmış kişiler internet ve YouTube gibi platformlardan eğitim alıp kendini geliştirebiliyorlar. Eskiden yeterli Türkçe kaynak yoktu ama artık gönüllü eğitmenler ve topluluklar sayesinde bilgi yayıldı."

Oyun sektörünün Türkiye için dünya çapında çok büyük gelir kapısı açtığını, Türk oyun şirketi Peak Games'in, 1,8 milyar dolar karşılığında Zynga tarafından satın alınmasının bunun en yakın örneğini olduğunu kaydeden Karataş, Udemy ile YouTube'da yazılım ve oyun geliştirme eğitimi verdiğini, sektörün gelişmesini ve desteklenmesinin kendisini memnun edeceğini belirtti.

Karataş, Türk gençlerinin hayal gücünün çok yüksek olduğunu, dünya piyasasına adlarını yazdırabilecek bir potansiyele ulaştıklarını ifade ederek, "Bazı olanaksızlıklara rağmen çok iyi işler başardığımızı görüyorum. Eğitim serilerimi izleyen öğrencileri gördükçe bu sektörde ne kadar hızlı gelişebileceğimizi öngörüyorum. Örneğin, 'Mount and Blade II: Bannerlord' gibi Türk tarihini anlatan oyunu tüm dünyaya satmaya başardık. Çok daha başarılı işleri yapabiliriz." diye konuştu.


Amazon: Tarihin en büyük siber saldırısını püskürttük

Şirket siber saldırıda, Amazon'un bulut hizmetlerini kullanan bir internet sitesinin hizmet veremez hale getirilmesinin hedeflendiğini, saldırıyı hasarsız atlattığını duyurdu

Amazon, tarihin en büyük DDoS (dağıtılmış hizmet reddi) saldırısına maruz kaldığını ve saldırıyı "püskürttüğünü" açıkladı.

Şirket siber saldırıda, Amazon'un bulut hizmetlerini kullanan bir internet sitesinin hizmet veremez hale getirilmesinin hedeflendiğini, saldırıyı hasarsız atlattığını duyurdu.

DDoS saldırıları, bir internet sitesine binlerce veya milyonlarca ayrı kaynaktan aynı anda istek göndererek sitenin sunucularının kapasitesinin yetersiz kalmasını ve kimseye hizmet verememesini hedefliyor.

Amazon, saldırıda saniyede 2,3 terabit veri aktarıldığını duyurdu. Bu, ortalama bir iş gününde Birleşik Krallık'ın tüm internet altyapısında aktarılan verinin yarısına yakın.

Daha önceki en büyük DDoS saldırısı 2018'de saniyede 1,7 terabit ile tarihe geçmişti.

Red Goat adlı siber güvenlik şirketinden Lisa Forte, "Bu endüstrideki herkes için çok büyük bir olay" diyor ve ekliyor:

"Önceki saldırılarla bunu kıyaslamak, bir mobilet ile yarış arabasını karşılaştırmaya benzer.

"Bunlar sıradışı saldırılar. Ama siber saldırganlar ile bir silahlanma yarışı içindeyiz.

"Bu saldırı, göz ardı edilmemesi gereken bir uyarı niteliği taşıyor."

Amazon'un DDoS saldırılarından korunma hizmeti AWS Shield, saldırının zirve noktasının, bugüne kadarki en büyük saldırıdan yüzde 44 daha yüksek olduğunu tespit etti.

Hangi siteyi hedef aldığı açıklanmadı

Hedef alınan internet sitesinin hangisi olduğu açıklanmadı.

DDoS teknik olarak basit saldırılar ve etkilerini büyüklüklerinden alıyor.

Genellikle zararlı yazılımlar tarafından ele geçirilmiş bilgisayarlar üzerinden siber saldırı düzenleniyor.

Hacker grubu Anonymous'un şirketlere ve hükümetlere yönelik saldırılarında da sıklıkla bu yöntem kullanılıyor.

Öte yandan AWS Shield, Cloudflare, Akamai gibi şirketler, DDoS saldırılarının etkisini azaltma hizmeti veriyor. Bunların bir kısmı, kullanıcılardan robot olmadıklarını ispatlamalarını talep ediyor. 

(BBC Türkçe)


Siber suçlarla mücadele için yeni birim kuruldu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar bünyesinde 'Siberay' isimli yeni bir birimin kurulduğunu açıkladı


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kanal D'de yayınlanan 'Neler Oluyor Hayatta' programına konuk oldu.Programda yaptığı açıklamalarda Soylu, siber suçlara ve alınan önlemlere ilişkin yeni adımların atıldığını söyledi.

Emniyet içerisinde 'Siberay' isimli yeni bir birimin kurulduğunu açıklayan Soylu, "Siber devriyelerle, çocuklarımıza ve gençlerimize musallat olanlara gerekli cevapları verecekler" ifadelerini kullandı.

Soylu, Siberay'la ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:

"Şu anda dünyaya örnek ve birçok ülkeye ders verdiğimiz bir merkezimiz var. Ve burada bu konularla ilgili çok profesyonel yüzlerce arkadaşımız var. Ve inanın siber devriyelerle sanal alemde müthiş bir performans sergiliyorlar ve bunu hukuk, savcılarımız, hakimlerimizle eş güdüm içerisinde takip ediyorlar.

Size şimdi bir yenilikten daha bahsedeceğim. Hani bizim Kızılay'ımız var, Yeşilay'ımız var, onların her birinin çok önemli etkinlikleri var, şimdi Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Siber Suçlar dairemizin içerisinde Siberay diye, özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi siber suçlardan korumak için yeni bir program başlatıyor. Siber devriyelerle, çocuklarımıza ve gençlerimize musallat olanlara gerekli cevapları verecekler. Milletimiz rahat olsun, hakaretle karşı karşıya kaldıklarında, sanal alemde iftiralarla karşı karşıya kaldıklarında, dolandırıldıklarında 112 155 156'yı aradıklarında, emin olmalarını isteriz, ne olursa olsun eğer yurt içindeyse bulmama ihtimalimiz söz konusu değildir. Yurt dışında ise dahi, bunu takip edip suçluyu cezalandırmak için elimizden gelen her şeyi yaparız. Bizzatihi bu konularla ben ilgileniyorum. Şunu da ifade edeyim, son günlerde dünyanın öteki tarafında bir organize suç üyesini yakalayabilmek için, Gürcistan'dan Ukrayna'ya kadar Kolombiya'ya kadar, Arjantin'e kadar takip ettik ve en son Arjantin'de yakalattık."


18 Haziran 2020 Perşembe

e-Duruşma uygulaması mahkeme salonunda test edildi

Avukatların hukuk mahkemelerinde taraf oldukları duruşmalara video konferansla katılmasını sağlayan e-Duruşma sisteminin ilk testi Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun da katılımıyla yapıldı.

Ankara Batı Adliyesi’ndeki testte e-Duruşma ile Afyon, Edirne ve Çorum baro başkanlarına video konferansla bağlanıldı. Bakan Gül, “Avukat arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, duruşmaya bulundukları yerden bağlanabilecekler. Birkaç dakikalık duruşma için 500-600 kilometre öteden gelip, duruşmaya girip, tekrar dönen uygulamalar artık sona erecek. Çok büyük bir usul ekonomisi anlamında önemli bir devrim, reform gerçekleşmiş olacak” dedi.

e-Duruşmanın, geleneksel duruşmaya bir alternatif olduğunu, avukatların talep etmeleri halinde yararlanacaklarını kaydeden Gül, “Avukat, UYAP Portalı’na girdiğinde, hangi duruşmaya e-Duruşma ile katılmak istiyorsa oradan talepte bulanacak” diye konuştu.

15 Haziran 2020 Pazartesi

Çip teknolojisinde ABD-Çin kapışması

Yarı iletken ekipmanlar, küresel ticaretin "yeni petrolü" olarak değerlendirilirken, Çin ve ABD arasındaki ticaret ihtilaflarının da merkezinde yer alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Çin'e karşı ülkesinin çip teknolojisindeki güçlü konumunu kullanırken, Çin'in stratejik açıdan önemli bu alanda ABD’ye bağımlı olduğunu çok iyi biliyor.

Çip teknolojisinde konumunu daha da güçlendirmeye çalışan ABD, çip endüstrisine 22,8 milyar dolar yardım yapmaya hazırlanıyor. ABD'de iki partinin üyelerinin de üzerinde anlaştığı söz konusu yardıma ilişkin yasa tasarısı, 11 Haziran'da Kongre'ye sunuldu.

Çip fabrikası kurmanın maliyeti 10 milyar doların üzerinde

Çin ile teknoloji alanında stratejik mücadelenin yaşandığı bir zamanda, ABD'deki çip fabrikalarının sayısını artırmayı amaçlayan tasarı dikkati çekti.

Bir çip fabrikası kurmanın maliyeti 10 milyar doları aşarken, maliyetin büyük bir kısmını ise pahalı ve son teknoloji olan üretim ekipmanları oluşturuyor.

ABD Kongresi'ne sunulan yasa teklifi yarı iletken ekipmanlar üreten fabrikalar için gelir vergisinin yüzde 40'ının iadesini, devlet teşvikleriyle uyumluluğunu sağlamak için 10 milyar dolar federal fon yardımını ve 12 milyar dolar değerinde araştırma-geliştirme fonlamasını kapsıyor.

Çipler ülkeler arası rekabet unsuruna dönüştü 

Bugün dünyada neredeyse hiçbir son teknoloji ürünü bu küçük bileşenler olmadan çalışmıyor. Bu nedenle sağlık için giyilebilir elektronikten, uçaklarda, ev ürünlerinde, araç içi elektronik sistemlere kadar teknolojinin her alanında büyük öneme sahip olan çipler, ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından biri haline dönüşüyor.

ABD ve Çin arasındaki ilişkiler yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını çerçevesinde yeniden şekillenirken, Trump'ın, Çinli şirketlerin son teknoloji çiplere erişmesini önlemek için her türlü çabayı göstermesi dikkati çekiyor.

Bu kapsamda, Trump'ın son hamlesi Çin'in en büyük teknoloji şirketleri arasında yer alan Huawei'nin Amerikalı firmaların teknolojilerini kullanmasını yasaklamak oldu. Trump'ın bu kararları almasında ana neden "ulusal güvenlik riski" olarak belirtildi.

Çipler olmadan Çin'in Teknoloji ihracatına devam etmesinin zor olduğunu bilen ABD Başkanı Trump, bu konuda Çin'e baskı yapmaya devam ediyor.

Çin teknolojisinde ABD hakimiyeti 

Bugün çip teknolojisinde ABD'de üretilen makineler olmadan neredeyse üretim yapmanın çok zor olduğu belirtiliyor. Çin ise ABD hükümetinin amacının teknoloji şirketlerinin büyümesini yavaşlatmak olduğundan şüpheleniyor.

Çin dünyanın en büyük yarı iletken piyasasını elinde bulundurmasına rağmen, ülkedeki yarı iletken fabrikalar küresel gelirlerin 5'te 1'inden daha azını oluşturuyor.

Çin talebi karşılamak için bileşenleri büyük ölçekte ithal etmek zorunda kalıyor. Yabancı çip alımı olmaması halinde Çin'deki fabrikaların üretim bantlarının boş kalacağı belirtiliyor.

Ülkede üretilen çipler, çoğunlukla yabancıların sahibi olduğu fabrikalardan geliyor. Çinli çip şirketleri, tüm küresel çip gelirlerinin sadece yüzde 4'ünü elde ediyor. Bu gelirin yüzde 5'ini Tayvanlı şirketler, yüzde 24'ünü Güney Koreli şirketler kazanıyor. ABD'li üreticiler ise dünya pazarının yarısına hakim bulunuyor.

Çin çip endüstrisini güçlendiriyor

Çin çip tasarımında ilerlemesine rağmen, Çinli şirketler üretim açısından özellikle ABD ve Güney Koreli şirketlerle rekabette zorlanıyor. Huawei'nin bir yan kuruluşu olan HiSilicon, çip tasarımında ilk on şirket arasında yer alıyor.

ABD'li politikacılar, dünya çapında çip üreticilerinin Çinli teknoloji devi Huawei ve bağlı ortaklıklarına çip tedarik etmesini zorlaştırırken, Çin de yabancı ülkelere, özellikle ABD'ye, bağımlı kalmamak için kendi çip endüstrisini güçlendiriyor.

Pekin yönetiminden şirketlere 50 milyar euroluk destek 

Bu kapsamda Pekin yönetimi, ABD'nin tehdit olarak gördüğü "Made In China 2025" (MIC 2025) planını 2015'te açıklamıştı. Çin, teknoloji ve üretimde dönüşüm fırsatı olarak gördüğü "MIC2025" ile yaklaşık 10 teknoloji ağırlıklı stratejik sektörde öncü rol oynamayı planlıyor.

Çip teknolojisinde dışa bağımlılığı azaltmak isteyen Çin'de ise iki ulusal varlık fonu, en son olarak ülkenin lider çip üreticisi SMIC'a, Şanghay'daki fabrikasında üretimi artırmak amacıyla toplam 2,25 milyar dolar finansman sağladı. Fabrikanın gelecekte üretimini 3'e katlaması bekleniyor.

Planın açıklamasından bugüne kadar, Çinli şirketlerin en az 50 milyar euroluk devlet yardımı aldığı, ancak bu yüksek yardıma rağmen şirketlerin başarısının mütevazi kaldığı ifade ediliyor.

Çoğu uzman, Çin'in yakın gelecekte çip endüstrisinde ABD'li şirketlere yetişmesinin zor olduğunu belirtiyor. Bu noktada, ABD’nin yasağının çip üretmek için gelişmiş makineleri edinmeyi zorlaştıracağına işaret ediliyor.

Makine üretiminde ABD’li Applied Materials en önemli oyuncu olurken, Hollanda, Japonya ve Almanya'dan şirketlerde bulunuyor.

Çip üretiminin son derece karmaşık olduğu belirtilirken ve üreticilerin önceliği bilgilerini korumak oluyor. Katma değeri en yüksek fabrikaların tamamını şirketler Çin dışında kurmayı seçiyor. Ayrıca, endüstrideki birçok üretim süreci patentli kalıyor ve bu da Çin için yüksek bir engel teşkil ediyor.

Uzmanlar, ABD'nin Çinli şirketlerin Amerikan şirketlerinden çip satın almasını engelleyerek kendi baskın konumunu tehlikeye attığı konusunda uyarıyor.
Örneğin, Huawei, dünya çapında yarı iletken pazarında üçüncü büyük alıcısı konumunda bulunuyor. 

Ticaret savaşının bir diğer boyutu da nadir madenler 

Çin ile ABD ticaretinde bir diğer stratejik öneme sahip kalem olarak nadir madenler öne çıkıyor. Dünyadaki önemli teknolojilerde kullanılan ve yenilenemeyen kaynaklar olarak tanımlanan nadir madenlerin yüzde 80'ini üreten Çin, ABD'nin nadir madenler ithalatının da yüzde 80'inin karşılıyor.

Söz konusu madenler, sivil sanayiden askeri sanayiye cep telefonları, elektrikli araç motorları, uydular ve savaş uçağı motorlarında kullanılmasıyla “endüstriyel katalizör" olarak ifade ediliyor. Bu yönüyle nadir madenler küçük ama stratejik unsurlar olarak görülüyor.

12 Haziran 2020 Cuma

Sony PlayStation 5'i resmen tanıttı

Japon devi Sony, bu akşam gerçekleştirilen lansman ile yeni PlayStation 5’i resmen tanıttı. Oyun meraklılarının heyecanla takip ettiği tanıtım YouTube üzerinden yayınlanırken 2 milyonun üzerinde izleyici tanıtımı takip etti. Yeni PlayStation 5 tanıtımı, gelecek oyunlarla başlarken, finalde PS5’in görselleri paylaşıldı. Dikkat çeken ise PS5’in iki versiyon olarak geleceği oldu. PlayStation 5 ve PlayStation 5 Digital Edition olarak gösterilen cihazın tasarımı dikkat çekti.

PLAYSTATİON 5 GÖZ ALDI

Yeni PlayStation 5 lansmanında heyecan ilk dakikalardan itibaren kendini gösterirken, tanıtılan oyunlar gelen ilk yorumlara göre pek olumlu olmadı. Ancak tanıtım sonunda PS5’in görselleri paylaşıldığında siyah ve beyaz renklerdeki tasarım büyük beğeni kazandı. PlayStation 5’in iki farklı versiyon olarak karşımıza çıkması çıkması ise büyük sürpriz oldu. PS5 ve PS5 Digital Edition olarak tanıtılan cihazların görsellerinde ise sadece Cd giriş kısmının olmadığı görüldü. Tanıtımda ayrıca PS5’in yeni HD kamerası, DualSense şarj standı, medya kontrol kumandası ve yeni kulaklığı (Pulse 3D) da tanıtıldı. İşte yeni PlayStation 5…

YENİ OYUNLAR DA TANITILDI

PlayStation 5 ile birlikte yeni oyunların tanıtımı da gerçekleştirildi. Lansmanda 20’den fazla oyun tanıtımı yapılırken, dikkat çeken oyunların başında NBA 2K21, Hitman, Horizon Zero Down 2, Gran Turismo 7, Spiderman Miles Morale gibi oyunlar oldu.

PS5 ile birlikte tanıtımı yapılan oyunlar şunlar;

Spiderman Miles Morales
Gran Turismo 7
HİTMAN III
NBA2K21
Ratched
Project Atia
Stray
Returnal
Destruction AllStars
Kena
Goodbye Volcano High
OddWorld
GostWire Tokyo
Jett
Godfall
Solar Ash
LittleDevil Inside
Demon Souls
Deadloop
Resident Evil Village

PLAYSTATION 5 NE ZAMAN ÇIKACAK?

Playstation 5'in yaz aylarında lansmanının yapılarak ilerleyen aylarda da satışa sunulması bekleniyor.


8 Haziran 2020 Pazartesi

Zynga'nın Peak'i satın alması nasıl gerçekleşti?

"Peak'i satın almamızın arkasında çok fazla sebep var. En önemli şey, iki şirketin ekipleri arasında çok hızlı bir kültür uyumunun oluşması oldu. Aynı zamanda Toon Blast ve Toy Blast adında iki adet enfes oyuna sahipler."


Bu sözler merkezi ABD'de bulunan Zynga oyun şirketinin Yayın Müdürü Bernard Kim'e ait.

Zynga'nın 2010 yılında İstanbul'da kurulan Peak oyun şirketini 1,8 milyar dolara satın alması, bu hafta Türkiye'nin en çok konuştuğu haberlerden biri oldu. BBC Türkçe'den Özge Özdemir de bu satışın nasıl gerçekleştiğini yazdı. İşte o yazı:  

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bu haberi "Girişim ekosistemimiz güzel bir haberle parlıyor. Peak'in satışı Türk ekonomi tarihinin en büyük şirket satışlarından biri oldu" diyerek memnuniyetle karşıladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise "İlk Türk unicorn yani Turcorn hayırlı olsun" paylaşımında bulundu.

Girişim dünyasında değeri 1 milyar dolara ulaşan şirketlere 'unicorn' adı veriliyor.

Türkiye'deki girişim dünyası açısından bu satın almanın olumlu taraflarından biri ise Sidar Şahin'in kurucusu olduğu 100 çalışanlık şirketin Zynga çatısı altında otonom bir şekilde kalmaya devam edecek olması.

Biz de Zynga şirketinin Yayın Müdürü Bernard Kim ile bu satın almanın arka planını ve hikayesini konuştuk.

Şirketin genel merkezi San Francisco'da; ancak Kim, Zoom üzerinden gerçekleştirdiğimiz röportaja evinin bulunduğu Los Angeles'tan bağlandı.

'Sidar Şahin büyük bir vizyoner'

Aslında Zynga ne Peak oyun şirketine ne de Türkiye oyun sektörüne yabancı.

Zynga, 2017 yılında Peak'in kart ve okey oyunları stüdyosunu 100 milyon dolar'a satın almıştı.

Bu stüdyonun geliştirdiği oyunlar arasında Spades Plus, Gin Rummy Plus ve o dönem Türkiye'nin en büyük oyunu olan 101 Okey Plus yer alıyordu.

Zynga Yayın Müdürü Bernard Kim, bundan üç yıl önce Peak'in kart ve okey oyunları stüdyosunun satın alınmasıyla iki şirketin ekipleri arasında güçlü bir bağın kurulduğunu söylüyor.

Peak'in kurucusu olan Sidar Şahin'i 'büyük bir vizyoner' olarak tanımlayan Kim, üç yıl önce gerçekleşen ilk satın almanın ardından iki şirket arasındaki ilişkinin keyifli ve verimli bir ortaklığa dönüştüğünü anlatıyor:

"Biz aslında büyük bir şemsiye şirket olmayı ve bünyemize aldığımız şirketlerin kendi otonomilerini ve özgürlüklerini korumalarını istiyoruz. Peak ekibi ile de aynen bu şekilde oldu. Sidar da kart oyunları stüdyosu ile ilişkili sürecin sorunsuz gittiğini gördü, ilişkimizi zaman içinde geliştirdik. Bu Zynga için çok önemli bir şey çünkü biz genel olarak çok sıkı bir şekilde ilişkilere yatırım yapıyoruz."

Koronavirüs krizi patlak vermeden önce İstanbul'a altı defa geldiğini, Sidar Şahin ve ekibinin de San Francisco'ya ziyaretlerde bulunduğunu söyleyen Kim, "Beraber çok hızlı büyüyebileceğimizi düşünüyoruz. Oyun sektöründeki bu devasa ortaklık bizim için çok heyecan verici bir şey" diyor.

Kim, Peak'in de şirket olarak Zynga'ı seçmiş olmasından dolayı onur duyduklarını ekliyor sözlerine.

Herkesin oynayabileceği oyunlar: Toon Blast ve Toy Blast

Bernard Kim, Peak'e duydukları ilginin temelinde Toon Blast ve Toy Blast adındaki iki mobil oyunun da yer aldığını vurguluyor.

"Ben de Toon Blast oynuyorum; piyasadaki tasarlanmış en iyi puzzle oyunlarından biri. Bu oyunu geliştiren yetenekli ekipten çok etkilenmiş durumdayız" diyen Kim'e göre özellikle mobil oyunların çok sayıda kişiye hitap edebilmesi çok önemli.

Piyasadaki çoğu oyunun herkesin oynayabileceği türde olmadığını vurgulayan Kim, Toon Blast ve Toy Blast'un ise bunu başarabildiğini söylüyor:

"Bu oyunları telefonunu eline alan herkes oynayabilir; çok kolay. Yürürken bile oynayabilirsiniz. Ancak uzmanlaşmak için strateji geliştirmelisiniz. Aynı zamanda aileniz ve arkadaşlarınızla iletişim kurmanızı sağlayan oyunlar. Bir yandan rekabetçi tarafınızı da körükleyen eğlenceli oyunlar. Oyun sektörünün geleceği için çok iyi bir karışım: Mobil, erişilebilir ve sosyal."

Toon Blast ve Toy Blast adlı oyunlar, mobil telefonlarda oynanan oyunlar arasında sırasıyla ilk 10 ve ilk 20'de yer alıyor.

İki oyunun toplamda günlük ortalama 12 milyon aktif kullanıcısı var.

Bu rakamın Zynga'nın günlük aktif kullanıcı sayısını yüzde 60 artırması bekleniyor.

Japonya pazarı da satışta rol oynadı

Kim'e göre Peak'i satın almalarında rol oynayan etmenlerden bir diğeri ise Japonya pazarında güçlü olmaları:

"Toon Blast Japonya'da en çok yüklenen oyunlar listesinde sürekli olarak ilk 30'da. Batılı bir şirket için Japonya gibi kendi ürettikleri ürünlere ilgi gösteren bir pazarda bu kadar popüler olmak çok rastlanır bir şey değil."

"Türkiye'nin yeteneklerine aşinayız"
Peak, Zynga'nın Türkiye'de gerçekleştirdiği üçüncü satın alma.

Şirket, 2018 yılında 250 milyon dolara kurucusu Mehmet Ecevit'in olduğu İstanbul merkezli Gram Games'i satın aldı.

Gram Games'in geliştirdiği popüler oyunlar arasında Merge Dragons! ve Merge Magic! yer alıyor.

"Türkiye oyun pazarına ve oyun sektöründeki yeteneklere çok aşinayız" diyen Kim, satın almanın ardından Gram Games'te hiçbir şeyin değişmediğini, şirketin marka kimliklerini, kendi yaratıcı yeteneklerini ve otonomilerini korumaya devam ettiklerini söylüyor.

Peak için de aynısı olacak.

Bu yüzden de 1,8 milyar dolarlık satın almanın yarısı 900 milyon dolar nakit, yarısı 900 milyon dolar değerinde Zynga hissesiyle gerçekleşti.

'Türkiye, gelirimizin yüksek olduğu pazarlardan'

Zynga Poker gibi oyunlarla Türkiye'deki oyun piyasasının üst sıralarında yer aldıklarını söyleyen Kim, yeni kullanıcılara ulaşmak için pazarlamaya yatırım yaptıklarını anlatıyor:

"Türkiye'deki oyuncularda büyük bir güç ve tutku görüyoruz. Bu yüzden devamlı güçlü yatırımlar yapıyoruz bu pazara. Türkiye, şirket gelirini yüksek oranda sağladığımız ülkelerin başında. Hem pazarı hem de kullanıcıların yazılımlarımızla etkileşim içinde olma halini seviyoruz."

Zynga'nın 'en kötüden bile kötü olduğu' dönem
Peak, Zynga'nın son dönemde gerçekleştirdiği tek satın alma değil.

Çok sayıda farklı oyun şirketini bünyesine katan Zynga, son birkaç yıldır çok hızlı bir şekilde büyüyor.

Aslında şirket için 2016 yılına kadar tablo çok da parlak değildi.

Zynga, 2011 yılında halka arz edilmiş; FarmVille ile beraber hızlı bir büyüme trendi yakalamıştı.

Ancak 2013 yılında işler değişti ve şirket düşüş sürecine girdi.

Bunun üzerine şirketin CEO'su ve kurucusu olan Mark Pincus, liderlik görevini oyun devi Electronic Arts'da müdürlük görevinde yer almış, o sıralarda ise emekliliğinin tadını çıkaran Frank Gibeau'ya verdi.

Şirketin halen CEO'su olan Frank Gibeau'nun 2016 yılında bu görevi üstlenmesiyle işin rengi değişmeye başladı.

Gibeau, şirkete ilk geldiği zaman gerçekleştirdiği bir toplantıyla ilgili olarak Bloomberg'e şu anısını anlatıyor: "En kötüden bile daha kötü olduğumuzu anlatmam gerekti. Sektördeki hemen hemen herkesten daha az gelir elde ediyorduk."

Gibeau, göreve geldikten sonra ise şirketin hisseleri üç kat değerlendi; gelirleri 2019 yılında yüzde 56 yükseldi.

Zynga'yı 2007 yılında kuran Mark Pincus ise şirketin tekrar yükselişe geçmesi üzerine yönetim kurulu başkanlığından ve karar mekanizmasındaki kimi haklarından vazgeçerek arka plana çekildi.

'Küllerinden doğdu'

Bloomberg dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu Zynga'nın son yıllardaki başarısını 'bir geri dönüş hikayesi' olarak haberleştirdi.

"Bu gerçekten de küllerinden yeniden doğan bir şirketin başarı hikayesi mi?" diye sorduğumda Bernard Kim gülüyor.

Medyanın bunu bir 'dipten geri dönme' hikayesi olarak yansıtmasının altında Hollywood'dan kaynaklanan bu tarz konuların sevilmesinin yattığını düşünüyor.

Ancak Kim bu görüşte değil; şirketin odağını daha çok büyümeye çevirmesiyle değişimin yaşandığı görüşünde.

Zynga'nın bu değişimden önce de çok sağlam oyunlara sahip olduğunu söyleyen Kim, yeni yönetimin daha çok yüksek etkileşim oranı, gelir elde etme gibi meselelere odaklandığını söylüyor.

Şirketin gelirinin yüzde 96'sı mobilden

Kim'e göre oyun sektörünün en yüksek büyüme potansiyeli mobilde.

Zynga da daha çok mobil oyunlara odaklanmış durumda.

Şirketin gelirinin yüzde 96'sı mobil oyunlardan geliyor.

Kim, 5G ve yeni teknolojilerle bu mobil oyun sektörünün daha da gelişeceği fikriyatında.

Kim'e ufukta yeni satın almaların olup olmadığını soruyoruz, ve bize şu yanıtı veriyor:

"Mobil oyun sektöründe daha çok konsolidasyonun olacağına inanıyoruz. Gün geçtikçe sektörde daha çok satın almalara dair haber okuyorsunuz. Biz de Zynga olarak yavaşlamayacağız."


Peak’in satışıyla gözler yerli oyunlara çevrildi

Yıllardır oynadığımız ama Türk olduğunu bilmediğimiz popüler pek çok oyun var. Toy Blast, Zula, Mount&Blade, Kafa Topu, 1010! bunlar arasında


Peak’in 1.8 milyar dolarlık rekor fiyata Toy Blast ve Toon Blast’ı satması gözleri yerli oyunlara çevirdi. Milliyet'ten Hanife Baş'ın haberine göre, bilgisayar, oyun konsolu ve mobil platformlarda yıllardır oynanan onlarca popüler yerli oyun bulunuyor. Adları genelde yabancı seçildiği için oynarken yerli olduklarını anlamayabiliyoruz. Özellikle mobil oyun alanında kurulan Türk oyun firması sayısı da artıyor. En popüler yerli oyunlara göz attık.

Rekor kırıyorlar

Toy Blast ve Toon Blast: Peak’in rekor fiyata satılan oyunları. Toy Blast, aynı renkteki küpleri eşleştirip patlatılarak oynanan bir bulmaca oyunu. 3.500 versiyonu var. Toon Blast ise yine bir küp patlatma oyunu. Kedi Cooper, Kurt Wally, Ayı Bruno karakterleri var. Pek çok seviyesi bulunan oyun, bulmaca oyunlarına farklı bir bakış getirdi. Dünyanın dört bir yanındaki insanlarla yarışmanız için puan tablosu yer alıyor. Her iki oyunu 300 milyondan fazla insan indirmiş durumda.

Mount&Blade: Armağan ve İpek Yavuz tarafından kurulan Tale Worlds’ün Orta Çağ temalı, aksiyon ve rol yapma video oyunu. 2008 yılında piyasaya sürüldü. 2009’da Warband genişleme paketi duyuruldu. Mount&Blade II: Bannerlord ise devam oyunu olarak geliştirildi ve Mart 2020’de erken erişime açıldı. Oyun 200 yıl öncesini konu alıyor. Dünyanın dört yanından yüzlerce oyuncunun bulunduğu, devasa ve destansı kuşatmalara kadar uzanan çeşitli çok oyunculu oyun modlarında, taktiksel becerinizi ve savaş yeteneğinizi test edebiliyorsunuz.

Tüm dünya oynuyor

Zula: Türk yapımı MMOFPS (Devasa Çok Oyunculu Birinci Şahıs Nişancı) oyunu. InGame Group çatısındaki Madbyte Games tarafından geliştirildi. 100’den fazla ülkede 11 dilde 26 milyon e-spor sever tarafından oynanıyor. Karakterler ve haritaları Türkiye’den seçmesiyle ilgi görüyor. Haritalarda Üsküdar, Trabzon Uzungöl, Safranbolu, Çanakkale, Kız Kulesi gibi tarihi ve turistik yerler bulunuyor. Sürekli yenilenen içeriğin yanı sıra oyunda, ortalama her ay büyük bir güncelleme yapılıyor. PC ve mobilde oynanabiliyor.

Kafa Topu: Kafa Topu, Masomo tarafından geliştirildi. Geçen yıl Tencent’in sahip olduğu Miniclip’e satıldı. Gözde futbol oyunları arasında. Gerçek oyunculara karşı oynuyorsunuz. 2014’te, Kafa Topu oyunu geliştirildi ve büyük başarı yakaladı. Masomo, oyunun ikinci versiyonu olarak Kafa Topu 2’yi çıkardı. Mobil oyunda hayalindeki futbolcuyu oluşturmak için onlarca farklı karakter ve aksesuar seçeneği sunuyor. Kafa Topu 2’de yer alan her karakter farklı özelliklerde.

Her alanda var

Words of Wonders: Fugo Games’in yarattığı kelime bulmaca oyunu. Adeta bir dünya seyahatine çıkarak dünyanın yedi harikası içinde gizli kalmış sırları ve muhteşem şehirleri keşfedeceğiniz bu çapraz bulmaca oyununda kelime hazineniz gelişiyor. Harflerin arasında bağlantı kurarak gizlenmiş kelimeleri buluyorsunuz. Kelimeleri buldukça bölümler değişiyor, farklı mekanlara ve şehirlere gidiyorsunuz. En beğenilen kelime oyunları arasında. Mobil platformda oynanan oyunu 50 milyondan fazla kişi indirdi.

1010!: Yine Zynga’ya başarılı bir satışa imza atan Türk oyun firması Gram Games’in oyunu. 2014 yılında geliştirildi. Tetris tarzında mobil bir bilmece oyunu. Oyunda 10 satır ve 10 sütun olmak üzere toplamda 100 kutucuktan oluşan kare içerisine, sırasıyla gelen çeşitli geometrik şekiller ile satır ve sütunlar tamamlanmaya çalışılıyor. Amaç, en yüksek skoru alabilmek. 60’dan fazla ülkede en çok oynanan oyunlar arasında yer alıyor.



Albayrak: “E” seçeneği eklemenizi rica edeceğim

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçtiğimiz günlerde 1 Milyon Yazılımcı Projesi'sini açıklamıştı. Projenin Twitter hesabından yapılan paylaşımda gençlere yöneltilen soruya Bakan Albayrak yanıt verdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçtiğimiz günlerde 1 Milyon Yazılımcı Projesi'sini açıklamıştı. Milyonlarca genci ilgilendiren bu projeye kısa sürede on binlerce kişi başvuruda bulundu.

Projenin Twitter hesabından yapılan paylaşımda gençlere şu soru yöneltildi, "Her zaman görüşleriniz bizler için çok kıymetli arkadaşlar. 1 Milyon İstihdam Projemizde birçok eğitim var ama acaba hangi yeni eğitimi @BTKAkademi de görmek istersiniz?" ve şu şıklara yer verildi, A-Java, B- Makine Öğrenmesi, C-Pentester, D-BlokZincir.

Bakan Albayrak'ta bu tweet'i alıntılayarak, "Oraya bir "E - Hepsi" seçeneği eklemenizi rica edeceğim." yanıtını verdi.


3 Haziran 2020 Çarşamba

Fujifilm fotoğraf makinelerini Webcam'e çeviren uygulamasını yayınladı

Fujifilm, profesyonel fotoğraf makinelerini bilgisayarlar için video konferans uygulamalarında kullanılabilen birer webcam'e dönüştüren Fujifilm X Webcam adlı uygulamasını yayınladı.


Koronavirüs salgını nedeniyle birçok şirket evden çalışma modeline geçiş yaptı ve bu süreçte video konferans uygulamalarının kullanımı arttı. Fujifilm, bilgisayar veya telefonların kameralarından memnun olmayanlar için GFX ve X serisi kameraları dünyanın en pahalı webcam'lerine dönüştüren yeni bir uygulama yayınladı.

Salgının hala etkisini sürdürmesi nedeniyle insanlar artık evde kalmaya alıştı ve webcam satışları büyük oranda arttı. Ancak birçok fotoğrafçı, webcam satın almak yerine kendi ekipmanlarına yönelmeyi tercih etti. Fujifilm, bu nedenle profesyonel fotoğraf makinelerini webcam'e dönüştürmenizi sağlayan Fujifilm X Webcam adlı uygulamayı duyurdu.

Fujifilm'den ücretsiz webcam uygulaması: Fujifilm X Webcam
Fujifilm'e göre kullanıcılar, yazılımı bilgisayarlarına kurup kameralarını USB kablosu ile bilgisayara bağlayarak bir webcam olarak kullanabilecek. Şirket, "Dijital kameralarımızın yerleşik web kameralarına göre gelişmiş kalitesi, Fujifilm'in benzersiz renk profilleri sunan Film Simülasyon modları gibi gelişmiş işlevlerinin yardımıyla web konferansınızı iyileştirecek." diyor.

Yazılım ne yazık ki şimdilik sadece Windows 10 bilgisayarlarda kullanılabiliyor ve Mac için destek sunmuyor.

Fujifilm X Webcam'in desteklediği fotoğraf makinesi modelleri:
-GFX100

-GFX 50S

-GFX 50R

-X-H1

-X-Pro3

-X-Pro2

-X-T4

-X-T3

-X-T2


İnsan 7/24 veri üreten bir canlıya dönüşüyor

İnsan derisinin altına çip takılması projesi ve göze takılabilen kontak lensler ile birlikte insan biyolojisi sürekli veri üreten bir yapıya dönüşmeye başlıyor.


İTÜ Bilgi İşler Daire Başkanlığı'nda yer alan bilgiye göre, Amerikan Federal Hükümeti Savunma Bakanlığı'nın araştırma ve geliştirme kolu olan "Savunma İleri Düzey Araştırma Projeleri Kurumu"na (DARPA - Defense Advanced Research Project Agency) geliştirdiği proje olan ARPANET'le başladığı kabul edilen internet, ilk zamanlarda askeri araştırma projeleri için tasarlandı. 

Kişisel bilgisayarların ortaya çıkması ile sadece kurumlar arasında kullanılan ARPANET artık, vatandaşların da kullanabildiği bir hale geldi. İlk zamanlar oldukça kısıtlı bir kullanım alanına sahip olan internet, bugün özel kullanımdan ticarete, günlük haberleşmeden eğitime kadar pek çok alanda en çok kullanılan iletişim aracı haline geldi.

Akıllı telefonların da sahneye çıkması ile artık günün her anında internete bağlanabilen kullanıcılar aynı zamanda 7/24 veri üretir hale geldiler. Yapay zeka sistemlerinin de gelişmesi kişilerin internette yaptığı aramalar, alışveriş geçmişleri, sağlık durumları gibi pek çok bilgi akıllı sistemler aracılığıyla internetten toplanarak işlenebilir hale dönüştü.

Veri analiz kuruluşu Statista’nın verilerine göre, dünyadaki tüm kullanıcıların ürettiği senelik veri miktarı 2010 yılında 2 zettabyte (2,000,000,000,000 GB) iken, 2018 yılında 33 zettabyte veri üretildi. Nesnelerin interneti gibi teknolojilerin etkisiyle, yakın gelecekte hayatımızdaki çoğu cihazın internete bağlı olacağı ve buna bağlı olarak üretilen veri miktarının 2025 yılında 175 zettabyte'a ulaşması tahmin ediliyor. Daha çarpıcı bir ifadeyle son 2 senede üretilen veri miktarı, insanlığın başlangıcından itibaren toplanmış veriden daha fazla.

Verinin öneminin her geçen gün artması ile birlikte teknoloji şirketlerinin de değerleri doğru orantılı olarak artmaya devam ediyor. "2019'da Piyasa Değerine Göre En Büyük 100 Şirket" raporuna göre en değerli 10 şirketten 7'sini dijital teknoloji üzerine yoğunlaşan şirketler oluşturuyor.

Teknoloji şirketleri daha fazla veri elde etmek ve etkilerini artırmak için ise yeni teknolojik cihazlara yatırım yapmaya devam ediyor. Son yıllarda kullanılırlığı giderek artan akıllı saatler, kişilerin uyku düzenlerinden kalp atış ritimlerine kadar pek çok biyolojik durumu veriye dönüştürebiliyor.

Gelecekte insan beynine yerleştirilecek çipler ve göze takılabilen ve video kaydı ve fotoğraf çekip kaydedebileceği iddia edilen kontak lensler ve ile insanın her hareketinin veriye dönüştürüleceği bir geleceğin de kapısı açılıyor. 

"Kişisel bilgilerimizi büyük şirketlere kiralamayı kabul etmiş durumdayız"
İstanbul Medipol Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berrin Kalsın, yaptığı açıklamada, verilerin geçtiğimiz yıllarda sıklıkla tartışılan konulardan bir tanesi olduğunu söyledi. Sosyal medyada ve dijital medya ortamlarında bıraktığımız ayak izlerinin büyük teknoloji şirketlerine ciddi miktarda veri sağladığına dikkati çeken Kalsın şunları söyledi:

"Gittiğimiz mekanlardan aldığımız uçak biletine kadar her türlü bilgiye erişen ve bunu depolayan bir sistemle karşı karşıyayız. Bu durum özellikle ürün/hizmet satışlarında yani dijital pazarlamada başvurulan bir yöntem. Firmalar bu sayede istenilen hedef kitleye rahatlıkla ulaşabiliyor. Anlık mesajlaşmalarımızı, kişiselleştirilmiş haber kaynaklarımızı ve tek tıklamayla alışveriş yapmamızı sağlamak adına farkında olmadan, şimdiye kadar kendimize sakladığımız kişisel bilgilerimizi hiç tanımadığımız büyük şirketlere kiralamayı kabul etmiş durumdayız ve bugün dünya genelinde birçok internet kullanıcısı bilgisi dahilinde veya bilmeden bu ortamların karanlık yüzüne maruz kalıyor.

Özellikle sosyal medya platformları çok sayıda kullanıcının eş zamanlı etkileşime girerek veri oluşturmasıyla gündeme geliyor. Fakat diğer taraftan bu verilerin kişisel ve mahrem bir nitelik taşımasıyla birlikte büyük bir soru işareti beliriyor. Sonuç olarak büyük veri kaynağı olan sosyal medya platformlarının bu amaçla kullanılmasından dolayı birçok etik problemlerle karşı karşıya kalınıyor."

"Geliştirilen çiple birlikte insan beyniyle bilgisayar arasında doğrudan arayüz oluşturulması hedefleniyor"
Günümüz dünyasında her geçen gün yeni bir teknolojik gelişmeyle karşı karşıya kaldığımıza vurgu yapan Kalsın, sözlerine şöyle devam etti:

"Her seferinde şaşırıp ‘Bundan daha fazla ne olabilir ki?’ dediğimiz birçok gelişme çok kısa bir zamanda 'eski' olarak nitelendirilebiliyor. Geçtiğimiz günlerde Elon Musk’ın, nöroteknoloji şirketi Neuralink'in önümüzdeki yıl insan beynine yapay zeka çipi yerleştirebileceğini açıklaması üzerine konuyla ilgili tartışmalar gündeme geldi. Geliştirilen çiple birlikte insan beyniyle bilgisayar arasında doğrudan arayüz oluşturulması hedefleniyor. Bu çalışmaların her ne kadar insanların sağlığına yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması için geliştirildiği söylense de aslında birçok yönüyle düşündürücü gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.

Böylesi bir durumda dijital gözetim olgusunun veya diğer bir tanımlamayla 'dikizleme kapitalizminin' tüm gücüyle devreye gireceğini tahmin etmek hiçte zor değil. İnsanlığın yararına olarak lanse edilen birçok gelişmenin ortaya çıkmasıyla meydana gelen sıkıntıların neler olabileceğini az çok deneyimledik. Bugün en masumane niyetle geliştiren sosyal medya platformlarının bile nasıl bir dünya yarattığını gördük. İlk başlarda sevdikleriyle iletişim haline olma, sosyalleşme amacıyla geliştiren bu ortamlara bugün baktığımızda bambaşka bir dünya doğurduğunu görüyoruz. Dolayısıyla insanı robotik bir varlık haline getirme çabalarının insanlığın hayrına mı yoksa zararına mı olacağı tartışması tüm boyutlarıyla ele alınması gereken bir konudur."


Türk robotları teknolojide rakiplerini solladı

Türkiye, son yıllarda birçok alanda gerçekleştirdiği teknoloji atılımını robotlar ile de başardı.

Konya'da kurulan Akın Robotics'in geliştirdiği robotlar Türkiye'yi bu alanda ilk 3 ülke arasına sokmayı hedefliyor

Mini Ada robotları hayatı kolaylaştırmak üzerine tasarlanmış durumda.

Dakikada 50 metre hıza ulaşan bu robotların boyu 123 cm kilosu ise 45 kilo

Bu robotlar; havaalanı, hoteller gibi alanlarda hizmet ederken garsonların da işini yapabiliyor.

Ada robotu ise mini Ada'nın büyüğü konumunda. Uzunluğu 163 cm ağırlığı 70 kg

Diğer ülkelerde üretilenlerden farklı olarak Ada; vücut, kol, kafa, yürüme ve yön hareketlerini hassas bir şekilde kontrol etmek için tasarlanmış 25 motora sahip.

Bu robotlar hastanelerde de hizmet verebiliyor. Koronavirüs gibi salgınlara karşı teması sıfırlayarak insanların hayatını kurtarıyor.

Dünya'da birçok sağlık çalışanı koronavirüse yakalanmıştı. Bu tarz robotlar ise etkileşimi sıfıra düşürüyor.

Arat ise ABD'de üretilen Atlas'a karşı dünyada üretilmiş en ciddi rakip

Çok daha düşük maliyetlerle Atlas'ın yaptığı işi yapabilmesi ihracat açısından Arat'ın tercih edilmesini sağlıyor

Boyu 150 cm, ağırlığı 39 kilogram olan robot tek sarj ile 10 saat kullanılabiliyor.

Arat'ta Amerikan robotlarında olmayan bir şey de güneş panelleri

Bu güneş panelleri sayesinde kullanım süresi uzuyor.

Arat; arama-kurtarma faaliyetlerine katılabiliyor. Yük taşıma özelliklerine de sahip.


Oyun sektörü desteklerle başarıdan başarıya koşuyor

Oyun geliştirme sektörünün "bir devlet politikası" yaklaşımıyla desteklenmesi, milyar dolarlık ihracat rakamlarının yakalanmasını sağladı.


Türk oyun geliştirme sektörü, çeşitli mekanizmalarla sunulan desteklerden aldığı güçle dünyada ilgi gören oyunlara ve önemli ekonomik başarılara imza atıyor.

Türkiye'de ilk "unicorn"un oyun sektöründen çıkması gözleri oyun geliştirme sektörüne çevirdi.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Türk oyun geliştirme sektörü, son yıllarda uluslararası listelerde zirveye çıkan oyunlarla dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca oyun severe ulaşmayı başardı. Bu durum beraberinde ekonomik başarıyı da getirdi.

Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED) verilerine göre, sektörün 2015'te 400 milyon dolar olan ihracat rakamı 2016'da 500 milyon dolara, 2017'de 700 milyon dolara, 2018'de 1 milyar 50 milyon dolara ulaştı.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, sektörün ihracat rakamının 1,5 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini ifade etti.

Son olarak Türk oyun firması Peak Games'in, şirket hisselerini 1,8 milyar dolara dünyaca ünlü oyun geliştiricisi Zynga'ya devretmesi dikkati çekmişti.

Yenilikçi fikirlerin kolayca uygulanabildiği, lojistik maliyetinin neredeyse hiç olmadığı ve yüksek katma değere sahip bu sektör, "bir devlet politikası" yaklaşımıyla destekleniyor. Bu desteklerle art arda ihracat rekorlarına koşan sektörün küresel oyun pazarından daha fazla pay alabilmesi ve ihracat rakamının 10 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.

Çok katmanlı destekler

Türk oyun geliştirme sektörünün cirosunun yüzde 90'ından fazlasının ihracattan elde edilmesi nedeniyle en çok temas kurulan bakanlıklardan birini Ticaret Bakanlığı oluşturuyor. Ticaret Bakanlığı, tüm dünyada oyun geliştirme sektörüne en önemli desteği veren kurumlar arasında yer alırken, bu desteklerden yararlanan yerli oyun geliştiriciler de performanslarıyla çalışmaların amacına ulaşmasını sağlıyor. Özellikle Döviz Kazandırıcı Hizmet İhracatını Destekleme Tebliği, reklam, dijital pazarlara giriş, yazılım, istihdam başlıklarında sunulan destekler, oyun geliştiricilerinin güçlenmesine katkı veriyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da uzun süredir oyun geliştirme sektörüne destek sağlıyor. TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı ile KOSGEB destekleri, sektörün gelişiminde kullanılıyor.

Bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluşlarla oyun sektöründeki start-up'lara yönelik son 10 yılda 426,7 milyon lira destekte bulundu. Bu kapsamda, Ar-Ge desteği olarak 92 start-up'a 292 milyon lira vergi ve SGK desteği sağlanırken, TÜBİTAK kanalıyla 77 start-up'a 76 milyon lira, 8 üniversiteye 3,5 milyon lira katkı verildi.

Kalkınma ajansları 5 proje için 17 milyon lira, KOSGEB de 67 KOBİ'ye 1,2 milyon lira destekte bulundu. Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında ise bir projeye 37 milyon lira katkı sağlandı.

Sektöre ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi, Hizmet İhracatçıları Birliği, Ankara Kalkınma Ajansı, teknoparklar gibi kurum ve kuruluşlar tarafından çeşitli yöntemlerle destek veriliyor. 


Türkiye teknoloji sektörünün büyüklüğü 150 milyar lirayı aştı

Bilişim Sanayicileri Derneği'nin (TÜBİSAD) verilerine göre, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü, TL bazında bir önceki yıla oranla yüzde 14 büyüme ile 152,7 milyar TL hacme ulaştı.

TÜBİSAD, 2019 yılı "Bilgi ve İletişim Teknoloji Sektörü Pazar Verileri"ni online olarak düzenlenen toplantıyla açıkladı.

Açılış konuşmasını TÜBİSAD Başkanı Kübra Erman Karaca'nın yaptığı toplantıda, TÜBİSAD Bilgi Merkezi Komisyonu Başkanı Levent Kızıltan ve Deloitte Türkiye Ortağı Hakan Göl, rapor hakkında açıklamalarda bulundu.

Etkinlikte "Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2020 Değerlendirmesi" başlıklı bir panel de düzenlendi.

TÜBİSAD Bilgi Merkezi Komisyonu Başkanı Levent Kızıltan'ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, CONTEXT Türkiye Ülke Müdürü Erol Kuseyri ile TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyeleri Atilla Kayalıoğlu, Mehmet Ali Akarca, Burak Aydın ve Aslı Derbent, sektörün 2019 performansı ve geleceği hakkında görüşlerini paylaştı.

Sektöre yönelik yatırımlar sürdürülebilir ekonomiye katkı sunacak

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Erman Karaca, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'de bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün TL bazında 2019 yılında da büyümesini sürdürdüğünü belirterek, "Kovid-19 salgınının bir sonucu olarak, 2019 yılı verilerini de hem dünyanın hem de sektörün karşı karşıya olduğu 'yeniden başlangıç' koşullarına göre değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır." ifadelerini kullandı.

Sektöre yönelik yatırımların hızlı ve verimli bir şekilde artmasının, ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi ve kalkınmasına her zamankinden daha yüksek bir katkı sunacağını öngördüklerini aktaran Karaca, şunları kaydetti:

"Sektörümüzün mevcut potansiyelini göz önünde bulundurduğumuzda çok daha yüksek büyüme oranlarına ulaşmamız gerektiğini de ifade etmeliyiz. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün ekonomik büyümenin lokomotifi olduğu gerçeği, rakamlar göz önünde bulundurulduğunda bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu lokomotifi akılcı yatırımlarla ve girişimciliğin önünü açan politikalarla desteklediğimizde ülkemizin büyüme hızına ve küresel rekabet gücüne sağlanacak katkının da artacağı aşikardır.

Günümüzün getirdiği olağanüstü çalışma koşulları açısından baktığımızda telekomünikasyon sektörü uzaktan bağlanma ve bireysel kesime olan hakimiyeti ile gelişme potansiyeline sahipken, bilgi teknolojileri sektörü ise yatırımların azalması ve hizmet ihtiyacının da yavaşlaması nedeni ile süreçten olumsuz etkilenebilir. Olumsuz etkilerin yaşanmaması adına tüm sektörlerde yükselen dijital dönüşüm farkındalığının yaygınlaştırılması gerekiyor. Ayrıca, yazılım ve bilişim sektörünün de ülkemizin olumsuz etkilenen diğer sektörlere uygulayacağı tüm desteklerden yararlandırılması yaşamsal önem taşıyor."

"Teknokentlerin kaydettiği büyüme oldukça sevindirici"

TÜBİSAD Bilgi Merkezi Komisyonu Başkanı Levent Kızıltan da teknokentlerin kaydettiği büyümenin oldukça sevindirici olduğunu belirterek, "Gerek şirket sayısı gerekse çalışan sayıları açısından sektörümüzün yüksek potansiyelini sergiliyorlar. Finans sektörü yazılımlarının en fazla ilgi çeken bileşenler olduğunu görüyoruz. Burada banka teknoloji birimlerinin şirketleşerek Ar-Ge Merkezi değerlendirmeleri içinde yer almaları farkı yaratan unsur oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Deloitte Türkiye Ortağı Hakan Göl ise 5 trilyon dolara yaklaşan küresel bilgi ve iletişim pazarında Türkiye için büyük fırsatlar olduğunu aktararak, "Özellikle istihdam ve katma değerin yüksek olduğu yazılım ve hizmet alanlarında insan kaynağımızı rekabetçi hale getirip, özellikle ABD gibi büyük pazarlarda varlık gösterebiliriz. Uluslararası pazarlara yönelirken unutulmaması gereken bir konu da sürdürülebilir bir ihracat başarısı için dinamik bir iç pazar olması gerektiğidir." ifadelerini kullandı.

TÜBİSAD raporuna göre, Türkiye'de Bilgi ve İletişim Teknolojileri toplam sektör büyüklüğü TL bazında yüzde 14 büyüme ile 2019 yılında 152,7 milyar TL'lik hacme ulaştı.

Dolar bazında değerlendirildiğinde ise sektör büyüklüğü bir önceki yıla kıyasla yüzde 3 oranında daralarak 26,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Toplam sektör büyüklüğünü oluşturan iki ana unsurdan birisi olan bilgi teknolojileri TL bazında yüzde 22 büyüme ile 2019 yılında 56,1 milyar TL'ye; iletişim teknolojileri ise yüzde 11'lik büyüme ile 96,6 milyar TL'ye ulaştı.

Bilgi teknolojileri sektörününde donanım 20,4 milyar TL, yazılım 23,4 milyar TL, hizmet 12,2 milyar TL büyüklüğe ulaşırken; iletişim teknolojilerinde donanım 29,9 milyar TL, elektronik haberleşme 66,6 milyar TL büyüklüğe ulaştı.

Bilgi teknolojilerinde üretilen yazılımların yüzde 69'u yerli

Bilgi teknolojileri sektöründe üretilen hizmetlerin yüzde 81'i ile üretilen yazılımların yüzde 69'u yerli menşeli olurken, bilgi teknolojileri donanımlarının yüzde 83'ü ile iletişim teknoloji donanımlarının yüzde 84'ü ithal menşeli oldu.

İstihdam tarafında ise 2019 yılında sektörün toplam istihdamı 143 bin kişiye çıktı. Toplam istihdamda yüzde 4'lük bir artış kaydedildi.

Öte yandan, 2019 yılında teknokentlerde oluşturulan ciro bir önceki yıla göre yüzde 43 artarak 22,9 milyar TL'ye ulaştı. 2019 yılında toplam sektör hacminin yüzde 14'ü teknokentlerde oluşturuldu.

Sektörün ihracat performansı ise TL bazında yüzde 27 büyüme ile 6,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, 2019 yılında dolar bazında bir önceki yıla kıyasla yüzde 8 artışla toplam 1,1 milyar dolar seviyesinde ihracat gerçekleşti.

Toplam ihracatın yüzde 75'i Avrupa Birliği ülkelerine yapıldı.

TÜBİSAD'ın raporunda sektördeki şirketlerinin beklenti ve öngörülerine de yer verildi.

Rapora göre şirket temsilcileri, gelecek 5 yılda sektörün üzerinde etkili olacak teknolojik alanlarının, bulut teknolojisi, yapay zeka, dijital dönüşüm, analitik/büyük veri, siber güvenlik, eski sistemlerin modernizasyonu, blockchain ve 3D yazıcılar, sanal gerçeklik gibi gelişen teknolojiler olduğunu belirtti.



1 Haziran 2020 Pazartesi

Pekcan: Zynga'nın Peak'i alması gurur verici

Ticaret Bakanı Pekcan, Zynga'nın Peak'i almasına ilişkin, "Bu, dijital oyun ihracatında büyük başarılar elde eden firmalarımız için gurur verici. Sektörümüzün arkasındayız" değerlendirmesinde bulundu
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türk oyun şirketi Peak Games'in, Zynga tarafından satın alınmasının dijital oyun ihracatında büyük başarılar elde eden firmalar için gurur verici bir gelişme olduğunu bildirdi.

Bakan Pekcan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Bakanlığın desteklerinden de faydalanan ve sektörün en önemli oyuncularından biri haline gelen Peak Games'in Zynga tarafından satın alındığını belirtti.

Pekcan paylaşımında, "Bu, dijital oyun ihracatında büyük başarılar elde eden firmalarımız için gurur verici bir gelişme. Desteklerimizle sektörümüzün arkasındayız." değerlendirmesinde bulundu.


Albayrak: Türk ekonomi tarihinin en büyük şirket satışlarından biri

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'tan yerli oyun şirketi Peak'in 1.8 milyar dolara dünyanın en büyük oyun firmalarından ABD merkezli Zynga’ya satışıyla ilgili açıklama geldi.


Bakan Albayrak sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Girişim ekosistemimiz güzel bir haberle parlıyor. Türk oyun şirketimiz Peak, 1.8 milyar dolar değerlemeyle Zynga tarafından satın alınarak Türk ekonomi tarihinin en büyük şirket satışlarından biri oldu. Tebrikler arkadaşlar!


Türk oyun şirketi 1,8 milyar dolara satıldı

Dünyaca ünlü mobil oyun şirketi Zynga, Türk oyun şirketi Peak’i 1,8 milyar dolara satın aldığını açıkladı

2010 yılında İstanbul’da Sidar Şahin tarafından kurulan Peak Games, 1,8 milyar dolara dünyanın en büyük oyun firmalarından ABD merkezli Zynga’ya satıldı. Zynga 900 milyon dolar nakit, 900 milyon dolar hisse verecek. Peak, bu satış işlemi ile Türkiye’nin ilk milyar dolarlık girişimi (unicorn) olmayı başardı.

Zynga, daha önce 2017 yılında Peak'in sahip olduğu bazı oyunları 100 milyon dolara satın almıştı. Söz konusu satın alma internet alanında en büyük satın alma oldu. Bir önceki rekor Alibaba'nın Trendyol'a yaptığı 728 milyon dolarlık yatırım idi. 

Peak'in ortaklık yapısında Earlybird Verwaltungs GmbH yüzde 43,32 ile çoğunluğu elinde bulunduruyor. Kurucu Sidar Şahin yüzde 21,34 ortaklığıyla bireysel olarak çoğunluğu elinde bulunduruyor. İkinci bireysel çoğunluk ise yüzde 7,74 ile Evren Üçok'ta. 

Peak ve Zynga anlaşmasını değerlendiren Peak Strateji Direktörü Ömer İnönü şunları söyledi:

“10 yıl içinde global mobil oyun sektörünün devlerinden birini Türkiye'den ortaya çıkardık. Bu hem Peak hem de ülkemiz adına gerçekten gurur verici. Büyümemizi, ilerlememizi ve yarattığımız etkiyi daha da artırmak adına, stratejik bir ortak ile güç birliği yapmak için en doğru zamanı bekledik. Bize olan yaklaşımları ve güvenleri ile gerçekten upuzun bir yolculuğa çıkabileceğimize inandığımız Zynga'nın bu stratejik birliktelik için en doğru şirket olduğuna inanıyoruz. Yaptığımız anlaşma en temelinde Peak'in bütün ekibine, yaptıklarına ve yapacaklarına olan güvenin ve Peak'in potansiyelinin bir göstergesi. Mutluyuz, gururluyuz ama en çok da bundan sonra başaracaklarımız için heyecanlıyız.”


SpaceX'in insanlı uzay aracı yolculuğunu tamamladı

Tarihte ilk defa bir özel şirket uzaya astronot taşıdı. SpaceX'le NASA ortaklığıyla UUİ'ye astronot taşıyan Dragon Crew uzay aracıyla ABD her astronot için Rusya'ya 85 milyon dolar ödemekten kurtuldu

Crew Dragon dün Falcon-9 roketiyle Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatılmıştı. Crew Dragon otomatik olarak Uluslararası Uzay İstasyonu'yla (UUİ) kenetlendi. Basıncın eşitlenmesiyle birlikte UUİ'ye giriş yapan astronotlar Doug Hurley ve Bob Behnken'i UUİ mürettebatı karşıladı. Astronotlar bir özel sektör iştirakıyla UUİ'ye ulaşan ilk ekip olarak ABD'ye her astronot için 85 milyon dolar para ödeme külfetinden kurtardı.





NASA'ın tarihinde bir ilk

NASA, uzay araçlarını emekli ettiği 2011'den bu yana Uluslararası Uzay İstasyonu'na astronot göndermiyordu. Daha önce hiç uzay yolculukları için özel bir şirketle anlaşmamıştı. ABD bu anlaşmayla birlikte Rusya'ya her astronot için 85 milyon dolar ödemekten kurtulmuş oldu.

Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX şirketi ile NASA 2,6 milyar dolarlık sözleşme yaptı. Sözleşme kapsamında şirket uzay istasyonuna altı astronot seferi düzenleyecek.

Hurley ve Behnken'in misyonları başarılı olursa bir sonraki uzay yolculuğu Ağustos ayı sonunda gerçekleşecek. Boeing şirketi de NASA ile bir sözleşme yaptı ama zamanlama olarak SpaceX'in bir yıl gerisinden geliyor.Fırlatmadan kısa bir süre önce SpaceX ekibi astronotlara teşekkür ederek, "Bu güzel gezegenin manzarasının tadını çıkarın" demişti.

Astronotlardan Hurley de, "ABD'yi yeniden uzaya araç gönderme işinin bir parçası yapan bu devasa çabaların bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Yörüngeye ulaşınca haberleşiriz" yanıtını verdi.