27 Mayıs 2020 Çarşamba

Bilişim dünyası istihdam için 150 bin kişi arayacak

Türkiye, düşük yatırımla yüksek katma değer oluşturan bilişim alanındaki yol haritasını çıkartıyor. Bu kapsamdaki son rapora göre, çoğunun adını ilk kez duyacağımız alanlarda 150 bin kişilik yeni istihdam sağlanacak.

Türkiye istihdamda rotayı dijital enstrümanlara kırmış durumda. 1 milyon yazılımcı projesi ile daha da öne çıkan bu alanda ciddi bir potansiyel var ve uzmanlara göre dijital istihdam ordusu güçlü olan ülkeler küresel rekabette de öne çıkacak. Türkiye'nin önde gelen insan kaynakları danışmanlık şirketlerinden DataExpert'in Genel Müdürü Hasan Altunkaya'ya göre, dijital dönüşüm önümüzdeki yıllarda tüm firmalar için kilit rol oynayacak.

Sabah'tan Metin Can'ın haberine göre bu bakımdan dijitalleşme süreci, sektördeki firmaların gerek piyasadaki rekabet koşullarına ayak uydurmasında, gerek bu tip krizlerle baş etmesinde çok önemli rol oynuyor. Altunkaya, aynı zamanda, bu beklenmedik ortamın ön plana çıkarttığı sektörleri ve meslekleri de değerlendirdi, kısa vadede sağlık, bilim ve teknolojinin yoğun ilgi göreceğini vurguladı. Firmalar bir yandan salgın ortamıyla baş etmeye çalışırken, bir yandan da iş süreçlerini bu tip darbelere karşı nasıl daha dayanıklı hale getirebileceklerini inceliyor.

BİLİŞİMDE ELEMAN AÇIĞI
2021 yılında veri tabanı uzmanı, iş analisti, bilgi teknolojileri güvenliği, yazılım mühendisi/uzmanı, e-ticaret uzmanı, veri ve bilgi yönetimi, iş zekası uzmanı, IT işe alım uzmanı, Linux system administrator ve dijital pazarlama gibi alanlarda 150 bin yeni istihdam sağlanacak. İçinde bulunduğumuz kriz dönemi kısa vadedeki işgücü ihtiyacını da hızla değiştirdi. Kısa vadede sağlık bilişimi, güvenlik bilişimi, e-ticaret, e-devlet uygulamaları geliştirmeleri için acil 35 bin kişilik bir istihdam sağlanması bekleniyor.

DÜŞÜK YATIRIMLA YÜKSEK DEĞER
Bilişimin en düşük yatırımla en kısa sürede istihdam yaratan bir sektör olduğunu vurgulayan Altunkaya; "TUBİSAD'ın yaptığı karşılaştırmaya göre özellikle bilişim sektöründeki en büyük sıkıntı nitelikli işgücü açığı, yetersiz girişim sermayesi ve Ar-Ge teşvik uygulamaları. Öte yandan bir çalışan istihdam edebilmek için; sanayide 60 bin ile 80 bin dolar arasında, turizmde ise yaklaşık 50 bin dolar yatırım gerekiyor. Bilişim sektöründe ise 5 bin dolarlık bir yatırım yetiyor.


2023'te her yerden herkese genişbant internet

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, "2023'te 'her yerden herkese genişbant' ilkesiyle hareket ederek, tüm hanelere en az 100 Mbit/saniye hızda genişbant erişimi sağlamayı amaçlıyoruz" dedi.


Karaismailoğlu, Kamu Bilişim Derneğince dijital ortamda düzenlenen Kamu Bilişim Dijital Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, bu dönemde artan internet erişim ihtiyacını karşılamaya çalışan devletlerin kamu dijital dönüşüm, imkan ve kabiliyetlerinin de test edildiğini söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede bilgi ve iletişim altyapılarının kullanımının arttığına işaret eden Karaismailoğlu, bankacılık ve iletişim başta olmak üzere birçok sektörün evden çalıştığını, eğitim kurumlarının uzaktan eğitim platformlarıyla öğrencilerle buluştuğunu kaydetti.

Karaismailoğlu, e-ticaret sitelerine ilginin arttığını vurgulayarak, "İş dünyasında toplantılar görüntülü veya sesli telekonferans uygulamalarıyla gerçekleşiyor. Bu durum, bilgi ve iletişim teknolojilerine ihtiyacı artırırken güvenlik sorunlarını da beraberinde getirmektedir." ifadesini kullandı.

"Mobil abone sayısı 83 milyona ulaştı"

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün büyüklüğünün 2003'te 20 milyar lirayken, bugün 132 milyar liraya ulaştığını bilgisini paylaşan Karaismailoğlu, şöyle devam etti:

"2019’da sektörün büyüme oranı yüzde 13'tür. Fiber hat uzunluğumuz 371 bin kilometreyi aştı. Sabit genişbant abone sayısı 14 milyonu geçti. Sabit altyapılarda fiber abone sayısı 3,1 milyona yaklaştı. 83 milyona ulaşan mobil abone sayısının yüzde 85'inden fazlası son üç yılda 4,5G hizmetini kullanmaya başladı. Genişbantta abone sayısı 77 milyonu aştı. Makineler arası iletişim abone sayımız 5,7 milyona ulaştı. Yaklaşık 10 yıl önce mobil operatörlerimizin dakikası 11,7 kuruş olan ortalama tarife ücreti, bugün 1,5 kuruşa geriledi."

Karaismailoğlu, yüksek hız ve kapasite genişbant altyapılarının ülke geneline yaygınlaştırılması amacıyla Ulusal Genişbant Stratejisi ve Eylem Planı'nın iki yıl önce yayımlandığını anımsatarak, "2023'te her yerden herkese genişbant ilkesiyle hareket ederek, tüm hanelere en az 100 Mbit/saniye hızda genişbant erişimi sağlamayı amaçlıyoruz." dedi.

Abone yoğunluğunu yüzde 100'e çıkararak 10 milyon fiber aboneye ulaşmak istediklerini bildiren Karaismailoğlu, elektronik haberleşme sektöründeki düzenlemelerle altyapı kurulum süreçlerinin kısaltılması ve saha kurulumlarının kolaylaştırılmasına yönelik adımlar attıklarını kaydetti.

"Yerli ve milli üretim imkanları sayesinde salgınla daha etkin mücadele ediliyor"

Karaismailoğlu, dış tedarik sürecinin zorlaştığı salgın döneminde, birçok konuda yerli ve milli üretim imkanları sayesinde salgınla daha etkin mücadele edildiğini vurgulayarak, bu kapsamda çalışmalarına başlanan Uçtan Uca Yerli ve Milli Haberleşme Şebekesi'nin öneminin daha da arttığını söyledi.

Proje sayesinde, yerli üretime katkı sağlayacak ve KOBİ'lerin katılımıyla çok paydaşlı projeye başlayacaklarına dikkati çeken Karaismailoğlu, "Savunmadan iletişime, sağlıktan enerjiye, finanstan eğitime kadar tüm sektörlerdeki kritik kurum ve kuruluşlarımızda siber olaylara müdahale ekipleri oluşturduk. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde, Türkiye'yi bilgi ve iletişim teknolojilerinde dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında göreceğiz." değerlendirmesi yaptı.

Karaismailoğlu, bilgi ve iletişimin, hayatın her alanında yer aldığını ve gün geçtikçe varlığını artırdığına işaret ederek, gelecek dönemde, dünyada yaşanacak gerilim ve savaşlarda bilgi ve bilginin paylaşımının etkili olacağı uyarısında bulundu.


23 Mayıs 2020 Cumartesi

DOSYA - Veri Ne Verir Ne Vermez?

Büyük veri, veri madenciliği, veri analizi... İçinde bulunduğumuz dönemin en şık, en gösterişli kelimeleri haline geldiler. Aralarında önemli farklar olsa da ortak özellikleri “veriden bilgi üretmek” olan bu kavramlar gerçekten de gördükleri ilgiyi fazlasıyla hakediyorlar. Ancak veri her zaman beklentileri karşılayacak ölçüde konuşur mu? Bazen “ser verip sır vermeyen” veri kümeleri ile karşılaşabilir miyiz? Depolayanından korkması, kalıbından utanması gereken büyük veri kümeleri var mıdır? Yanıtlar sırası ile Hayır-Evet ve Evet.

Büyük Veri Nedir?

Veri analizine veya veri madenciliğine dayalı her proje büyük olasılıkla bir soruya yanıt aramak, bir probleme çözüm bulmak veya bir fırsat yaratmak üzere başlatılır. Bazıları bilimsel merak ürünü olan bu projelerin büyük bölümü de iş zekâsına hizmet etmek üzere planlanmıştır. Bilimin merak ettiği soruların yanıtlarını bulmak, iş dünyasının ihtiyacı olan alışkanlıkları, yönelimleri ortaya çıkarmak üzere çoğu kez ekip ya da ekipler projelerde iş birlikleri içinde çalışırlar.

Bir proje de eğer veri, miktar olarak çok büyük, yapısal olmayan ve zamana bağlı değişen bir yapıdaysa bu proje “büyük veri” projesi adını alır ve bu özelliklerinden dolayı farklı araçlar ve donanımlara ihtiyaç duyar. Yapısal veriyle uğraşıyorsak ve veri tabanlarından bilgi çıkarmaya yönelik bir veri bilimi projesi ise, “veri madenciliği” adını alır. Benzer şekilde yine verinin büyüklüğüne bağlı olarak gelişmiş donanım ihtiyaçları ve yazılım araçları olacaktır. Herhangi bir gizli bilgi peşinde değilsek ve elimizde bulunan veride salt alışkanlıkları, profilleri, eğitimleri görünür kılmaya çalışıyorsak bu kez “veri analizi” projesinde çalışıyoruz diyebiliriz. Adlar değişebilir ancak değişmeyen şey bir “proje konusu” veya “sorusu”, bir “ekip” ve “yazılım-donanım” ikilisinden oluşan araçlara ihtiyaç duyulmasıdır. Masada bu üçlü olmadan projeye başlanmaz, bütün oyuncular masadaki yerini almadan da oyun başlamaz.

Projelerde kullanılan araçlar ve yöntemler başka bir yazının konusu. Bu yazıda “veri”nin bir şey vermesi için gerekti insan gücünü, bazen ekibin bütün çeşitlilik ve yeterliliğine rağmen ağzından laf alınamayan veri kümelerini konuşacağız.

Bir veri madencisi her projesinde farklı alanlardan verilerle çalışabileceği gerçeğini baştan idrak ve kabul etmiş olmalıdır. Buluttaki veya lokaldeki veriler bazen finans sektöründen gelebilir, bazen meteoroloji, bazen perakende mağaza zincirleri bazen de tıpla ilgili veriler olabilir. Veri analizi için gerekti algoritmaları, ön hazırlık, veri ön işleme aşamalarını, verinin dönüştürme ihtiyaç ve yöntemlerini çok iyi bilseniz bile ekibinizde alan uzmanı bir müttefikinizin olması cephenizi müthiş kuvvetlendirecektir. Finans projesinde masada bir finansçı, tıbbi veri ile uğraşırken ortamda bir hekim olması paha biçilmez bir değer, her şeyden önce bir ihtiyaçtır. Her projenizde ister istemez projenin ilgili olduğu alana dair fikir sahibi olsanız bile bu bir sonraki projeyi tek başınıza yürütmenize yeter koşul yaratmaz. Sadece alan uzmanı ile daha rahat iletişim kurmanızı sağlar. Elbette bu aşamada alana dair, özellikle proje konusu ile ilgili birkaç okumanın yaratacağı fayda da tartışılamaz.

Veri Kendinden Bekleneni Bazen Neden Vermez?

Çünkü bazen sorulan soru ile eldeki veri alakasızdır. Örneğin elinizde hatırı saydır bir miktar öğrenciye ait kayıtlar var ve bu kayıtlar öğrencilerin sadece ad, soyad, adres, telefon ve kaçıncı sınıf olduğu bilgilerini içeriyor olsun. Siz de bu dönem sonunda kayıtlarda yer alan öğrencilerin ne kadarının 1.8 GNO’nun altına düşüp başarısız olarak etiketleneceğini tespit etmek ve belki buna göre birtakım önlemler almak istiyorsunuz. E ama verilerin içinde öğrencilerin başarı durumlarıyla ilgili hiçbir şey yok!? Sorduğunuz sorunun yanıtını bu veri seti içinde bulmak imkânsız! Ne yapmak lazım? Muhtemelen bir başka veri tabanında aynı öğrencilerin bu zamana kadarki not ortalamalarım ve başarı durumlarını tutan bir küme vardır; bu kümeye erişim izni çıkartıp, bu izni alabilmek için gerekirse projeye bu erişim izni olan tüzel veya özel kişiyi de katıp iki kümenin kesişim ve fark kümelerinden harekede çalışmaya yön vermek lazım. “Ama bu çok bariz, ortada başarıya dair bir veri yokken nasıl bu soru sorulur ki?” deyip gülmeyin, gerçekten başıma geldi, sorulan soru ile alakasız bir veri seti, karşımda projenin sahibi, “bilgisayarınız yok mu yapın işte!” diyor. Yapamam! Yapmayı çok istiyorum inanın ama bunu yapabilmem demek bildiğiniz hayal gücüme dayalı çıkarımdan sonuca gitmem demek. Şu ana kadarki bilgi ve tecrübelerim bana hayal gücünün çok gerekli bir şey olduğunu, her şeyin hayal etmekle başladığını öğretmiş olmakla beraber henüz hiçbir projemin sonucunu da hayal gücüme dayanarak ilan etmedim!

Çok sevdiğim bir Temel fıkrası vardır. Ormanda kaybolan bir fille ilgili. Nice ajanlar girip ormanda fili arıyor ancak bulamıyorlar, bizim Temel üç gün sonra ormandan yanında bir zürafa olduğu halde çıkageliyor, zürafa karşısında gördüğü yetkililere ağlayarak koşarken “abi yemin ediyorum ben filim, Allah aşkına kurtarın beni bunun elinden” diyor. Sonuç olarak ikna kabiliyeti yüksek bir araştırmacı dahi olsanız bazen veri zürafadan daha inatçı çıkabiliyor!

Ya Sadece On Kişi Varsa?

Bazen de son derece alakalı bir veri kümesi ile kutsanmışsınızdır ancak miktar yetersizdir. Böyle taşıma suyla değirmen döndürmeye çalıştığımız projeler de oldu, ancak sonucun güvenilirliği hepimiz tarafından şüpheyle karşılanırken üst yönetimlerin buna dayanarak aksiyon almasını sağlamak artık bizim değil risk yöneticilerinin sorunu haline geldi.

Bu duruma örnek teşkil edecek bir olayı ise bir Tıp Bilişimi Kongresi’nde yaşadım. O vakitler bir tıbbi veri seti üzerinde ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hekimleri ile birlikte çalışıyorduk, güzel bir çalışmamız olmuştu, yayınlamaya değer bulduk ve uluslararası bir tıp bilişimi kongresine gönderdik. Sunum günü geldiğinde kendi oturumumuzda başka yayınları da dinliyorken bir sunumda yapılan çalışmada toplam kayıt sayısının 10 olduğunu gördük. Basımda hata yok, doğru okudunuz, toplam 10 hasta üzerinde çalışma yapılmış gerçekten. Elbette salondaki hemen herkesten benzer sesler yükseldi, bu kadar az kayıtla nasıl? Bu olur, şu olur, çalışmaya katılanların yüzde şu kadarı kadın, şu kadarında iyileşme görüldü... Hepi topu tamamı 10 kişi zaten. Nasıl bu kadar kati rakamlar verilebilir? Yanıt şöyle oldu: Çalışmanın konusu meğer çok spesifik bir kanser türü imiş, boğazın burunla birleşen bölümü yani nazofarenks kanseri ile alakalı bir çalışma, bu o kadar ender görülen bir şeymiş ki yıllar içerisinde kendilerine gelen vakalardan biriktirebildikleri sadece toplam 10 kişi olmuş. Yani günün sonunda çalışmanın sahipleri “100 kişi vardı da biz mi sormadık?” diyecek oldular, içimizden geçen, keşke o 10 kişi de olmasaydı, kimse kanser olmasaydı duygusu elbette.. Neticede insan kurtarmak için araştırma yapmak zorundalar, ancak araştırma için de ellerinde yeterince örnek yok. Zor bir problem.

Veriden Bilgiye Giden Yolda Bazı Engeller!

Bir sonraki probleme geçelim. Veri toplama yöntemleri arasında anket, müşteri kayıtları, işlemleri (alış-veriş) ve ölçümler (sensörler, ses kayıtlan, uydu verileri vb.) yer alır. Anket ile veri toplayarak bilgiye ulaşmaya çalışan meslektaşlarının sayısı azımsanamayacak kadar fazla çünkü ne yazık ki ülkemizde halen veri paylaşımı ile ilgili bir politikamız yok, bu konuda atılmış bir adım da yok. “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu"na ters düşmeden de pekâlâ anonimleştirme algoritmaları kullanılarak ciddi ve gerçek kayıtlar araştırmacılar ile paylaşılabilir ve bu şekilde her sektörde ilgili veri çalışmaları daha yüksek doğrulukla yapılmaya başlanabilir. O gün gelene kadar anket, yine kurtarıcı veri toplama yöntemlerinden biri olacak gibi görünüyor. Buna karşın insanların yalan söyleme alışkanlık ve yetenekleriyle baş edecek bir algoritmamız var mı? Yok. Herhangi bir istihbarat kurumu da değiliz ki ankete katılan kişiyi çapraz sorguya alalım. Elbette anketlerdeki yanıtların doğruluk ve kendi içerisinde tutarlılığını sağlamak için özel soru hazırlama teknikleri kullanıyoruz ancak insan faktörü her zaman ezici üstünlükle ağırlığını hissettiriyor. Kilosunu ve günlük tükettiği şeker miktarım yanlış rakamlarla bildiren kişilerden yola çıkarak diyabetle ilgili güvenilir bir çalışma yapamazsınız. Sanırım bunun tek çözümü farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalar ile kişisel bilgilerinin güvende olacağına ilişkin ikna kabiliyeti ve hassasiyet.

Veri kendisine sorulan sorulara yanıtlarını vermemekte direniyorsa bazen bunun nedeni gerçekten de tekniğin yanlış olmasından kaynaklanabilir. Veriler konuyla son derece alakalıdır, üzerinde çalışmaya elverişli bir veri kümesi elde edilmiştir ve doğru olduğuna da inanç tamdır ancak yine sorunlarımız bitmedi. Verinin ilk hazırlanma aşamalarında gözden kaçan bir detay veya yapılan bir hata, veriden bilgi çıkarımı yolculuğunun ileri aşamalarında da omuzlarda gittikçe ağırlaşan bir yük gibi taşınır. En kötüsü de ya sorunun yanıtına ulaşmanıza engel olur ya da yanlış sonuçlar elde etmenize neden olur, ister acemilik ister ehil olmama isterseniz dikkatsizlik deyin, bir veri madenciliği projesinde sarf edilecek eforun neredeyse %70’ine mal olacak veri hazırlığı (aykırı değer analizi, eksik-kayıp değerler, veri dönüşümü) evresinde şu veya bu nedenle hata yapmak projenin direkt başarısızlık sebebi olabilir. Bu aşamada dikkatli olmayı ve bazen teyit için birden fazla kontrol yapmayı önerebilirim. Proje körlüğü denilen durumdan sakınmak için de bazen ekranınıza ekipten bir başkasının bakmasını rica etmelisiniz. Sizin göremediğinizi o iki dakikada görüp dikkatleri oraya çekebilir.

Veriden bilgi üretmeye giden heyecan verici yolculukta aşılması gereken engellerden sadece birkaç tanesini özetlemeye çalıştım. Engeller bazen gerçekten zorlayıcı olsalar da bilgi keşfinin verdiği heyecan ve haz harcanan bütün eforu katlanılır kılıyor.

Işıl Yenidoğan



19 Mayıs 2020 Salı

Samsung LCD üretimini sonlandırıyor

Güney Kore merkezli teknoloji şirketi Samsung LCD üretimini sonlandırma kararı aldı.

Samsung, Çin ve Güney Kore’deki LCD üretimini sonlandırma kararı aldı. Reuters’ın haberine göre, Güney Kore merkezli şirket 2020’nin sonunda bu ülkelerdeki LCD üretimini sonlandırmış olacak. Şirketten yapılan açıklamada daha önce alınan LCD siparişlerinde bir aksama yaşanmayacağı ve yılın sonuna kadar bu siparişlerin teslim edileceği belirtildi. Samsung'un Asan’da yer alan LCD üretim hattını ilerleyen zamanda QD-OLED hattına dönüştürmesi bekleniyor.


Dünya genelinde kişisel bilgisayar satışları arttı

Gartner'in verilerine göre dünya genelinde kişisel bilgisayar satışları 2019 yılında 261 milyon adet ile 2018'e göre yüzde 0,6 artış gösterdi. Satışlar 2011 yılından bu yana ilk kez arttı.


2019 yılının son çeyreğinde ise satışlar 2018'in aynı dönemine göre yüzde 2,3 artarak 70,6 milyon adet oldu.

2019 yılında pazar lideri yine Lenovo oldu. Lenovo satışlarını yüzde 8,14 atırarak 58,26 milyon adetten 62,97 milyona çıkarırken pazar payı da yüzde 22,4'ten yüzde 24,1'e yükseldi.

HP yüzde 22,2 pazar payı ve 57,92 milyon adet satış ile ikinci sıradaki yerini korurken, Dell, 43,96 milyon adetlik satış ve yüzde 16,8 pazar payı ile üçüncü oldu.

2019'da Apple'ın pazar payı yüzde 7,1'den 7,0'a, Acer'ın pazar payı yüzde 6,1'den 5,7'ye ve ASUS'un pazar payı yüzde 5,9'dan 5,56'e geriledi.


Dijital yayınlara olan ilgi virüs salgınıyla arttı

Korona virüsün herkesi evinden oturmaya yönelttiği son günlerde insanlar dijital platformlara ilgi göstermeye başladı. Netflix, BluTV gibi dijital platformların trafiğinde yüzde 50'ye yakın artışlar gözlendi.

Korona virüsün etkilediği sosyal hayat sebebiyle önlem amaçlı evden çıkmayanlar dijital platformlara daha fazla ilgi göstermeye başladı. Sosyal medyada herkes evde kalıp izlenmesi gereken filmleri listeliyor ya da eskilerde yayınlanmış virüs salgını filmlerini birbirine öneriyor. Hal böyle olunca Netflix, BluTV gibi yayın akışlı video platformlarının üye sayıları, izlenme oranları, trafikleri de artıyor. Günlük koşuşturma içinde diziler dahil birçok içeriği hafta sonu ya da akşam saatlerinde takip edenler, günü dijital platformlarda geçirmeye başladı.

İçerik dağıtım şirketi Medianova, korona virüs tehdidi karşısında evlerine kapanan tüketicilerin dijital dünyadaki ayak izlerini takibe aldı. Açıklanan verilere göre internet ortamındaki video ve müzik gibi içerik servislerine de tüketiciler yoğun ilgi gösteriyor. Tüm dünyada TV’lerden seyredilen video servislerinde ciddi yükseliş oldu. Bu alanda son bir haftada yüzde 45 ila 50 artış yaşandı. Türkiye’deki yükseliş trendinin global OTT (doğrudan internetten yayınlanan içerik) servisleriyle paralel seyrediyor. İnternetteki video içeriklerine olan ilginin artarak devam etmesi bekleniyor.

Günlük üye kazanımında %100, izlenme sürelerinde ise %40 artış

Yerli dijital platform BluTV İçerik Direktörü Deniz Şaşmaz Oflaz, “12 Mart’tan itibaren günlük yeni üye sayılarının yüzde 100, izlenme sürelerinin ise önceki haftalara göre yüzde 40 oranında arttığını açıkladı. Ayrıca yine 12 Mart 2020 tarihinden bu yana haber kanallarına büyük ilgi vardı. BluTV’nin canlı yayın özelliği üzerinden haber kanallarının izleme süreleri neredeyse yüzde 50 arttı. En çok izlenen 10 içerik ise Sokağın Çocukları, Aynen Aynen, Canlı Yayın Haber Kanalları, Pavyon, Ankara Havası, The Handmaid's Tale, Ganyan, The New Pope, The Pier ve The Walking Dead oldu. Saat 09.00-18.00 yapılan izlemelerde yüzde 21 artış olduğunu ifade eden Oflaz, “Bu da bize insanların, Sağlık Bakanlığı ve pek çok yetkilinin sürekli olarak tekrarladığı önlemlere uyduğu ve evde daha çok vakit geçirdiği bilgisini veriyor. Bu gibi sosyal izolasyon zamanlarında, kendimizi daha meşgul tutmak ve panikten de uzaklaşmak için evde yapılabilecek faaliyetlere daha fazla ihtiyacımız olacak gibi görünüyor. BluTV’de yaşanan izlenme artışlarını da buna bağlayabiliriz” dedi.

Operatörlerden evde kalanlara destek

Öte yandan operatörlerde kendi TV platformlarında evde kalanlar için yeni duyurular yaptı. Mesela Turkcell’in televizyon platformu TV+, uzaktan eğitim döneminde çocukların öğrenmesi ve keşfetmesi için 10’dan fazla çocuk ve eğitim kanalını erişime açıyor. Çocuklar, açık olan kanalları 22 Mart’a kadar izleyebilecek. Vodafone TV de korona virüs salgını nedeniyle evden çalışma ve uzaktan eğitim gibi tedbirlerin arttığı mevcut dönemde, 4 binden fazla film, çocuk ve tematik video içeriği ile 80’den fazla TV kanalını 30 Nisan’a kadar tüm müşterilerine sunacak.


Evde kalan gençler 'webmaster'lığa yöneldi

Kimi site yapmak, kimi logo tasarlamak, kimi de kod yazmak için bu alana giren gençler, para kazanmayı ve aile ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor.


Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 pandemisi nedeniyle milyarlarca insan evlerinde karantinada.

Bu dönemde özellikle gençler, "web sitesi geliştiren kişi" anlamında kullanılan webmaster platformlarına yöneldi. Kimi site yapmak, kimi logo tasarlamak, kimi de kod yazmak için bu alana giren gençler, para kazanmayı ve aile ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Türkiye'nin en büyük webmaster platformlarından biri olan r10.net'in Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Çetin, platformlarında bugüne kadar binlerce kişinin bilişim ve webmaster konusunda uzmanlaştığını söyledi.

Bu kişilerin kendi uygulamalarını, web sitelerini ve projelerini oluşturduğunu anlatan Çetin, şöyle konuştu:

"Bilişim anlamında hizmet vermek ve bilişim sektöründe nasıl iş yapıldığını öğrenmek isteyenler 15 yıldır bu platformda buluşuyor. Burada çok büyük uygulamalar yapıp dünyaya pazarlayanlar da oldu. Öğrenciler de burada kodlamaya yönelik, bilişime yönelik çalışmalar yapıyor. Salgın nedeniyle webmasterlığa yönelme daha da fazlalaştı. Normalde bizim platformumuza günde 500-550 bin kişi girerken şu anda 700 binin üzerine çıktık. Yani yaklaşık olarak yüzde 40'lık bir artış oldu. Bu süreçte en çok gençler üye olmak istiyor. En çok talep yaşı 16-22."

Daha önce davetiye prensibiyle üye alımı yaptıklarını dile getiren Çetin, bu süreçte kampanya başlattıklarını ifade etti.

Normalde bir üyenin yılda sadece bir kişiyi platforma davet etme hakkının bulunduğunu belirten Çetin, "Hiçbir üyemizden ücret talep etmiyoruz. Bu anlamda üye olunması en zor sitelerinden biriydik diyebilirim. Bu süreçte bizler de ne yapabiliriz diye düşündük ve devletimizin 'evde kal' çağrısı üzerine 1 haftalığına bu davetiye sistemini kaldırdık. 4 adımlı güvenlik doğrulaması sonrasında davetiyesiz olarak üye alınmasına sağladık." diye konuştu.


Karantinada gelir kapısı: Sosyal medya canlı yayınları

Yeni tip korona virüs salgını nedeniyle evde kalma sürecinde gittikçe popüler olan sosyal medya platformları aracılığıyla yapılan canlı yayınlar, farklı iş modelleriyle kazanç kapısı haline geldi.


Yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını nedeniyle evde kalma sürecinde sosyal medya platformları aracılığıyla yapılan canlı yayınlar kazanç kapısı haline geldi.

Ünlülerin yanı sıra yeni isimlere de fırsatlar sunan canlı yayınlar, internet, yazılım, kamera, mikrofon, tripod, ışık gibi aksesuar ve dekor harcamalarıyla yeni bir sektörün oluşmasını sağladı. Telif haklarına uygun özgün içeriklerden oluşan, binlerce kişi tarafından izlenebilen programlardan, sponsor ve reklam gelirlerinin yanı sıra popüler video sitelerinde tıklama başına ücret ödenmesi sayesinde gelir elde ediliyor.


Bilişim Grubu Başkanı ve siber güvenlik uzmanı Şenol Vatansever, korona virüs ile ilgili tedbirler kapsamında kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışanların büyük bir kısmının evden çalışmaya devam ettiğini söyledi.

İşçilerin evden çalışabilme taleplerinin artık "yeni normal" haline geldiğini ifade eden Vatansever, kurumların ve şirketlerin video konferans çözümlerini aktif olarak kullanmaya başlamasıyla çalışanların yayıncılık alanındaki yetkinliklerinin de arttığını belirtti.

Canlı yayınların hızla benimsendiğini ifade eden Vatansever, "Canlı yayınlarla daha çok YouTuberlar ile özdeşleşmişken, artık kurumsal ve bireysel amaçlı birçok kişi farklı sosyal medya platformlarından canlı yayın yapıyor. Canlı yayınlar mevcut müşterilerle etkileşimleri artırırken, ürünlerini tanıtma fırsatı bulduğu müşteri adaylarına da satış yapma fırsatlarını getiriyor." diye konuştu.

"Müşteriler de dahil oluyor"

Vatansever, artık Kişisel Verilerin Korunması Kanununu (KVKK) kapsamına video konferansa müşterilerin de dahil edildiğini kaydetti.

Salgın sürecinde yaşananların ülkelerin her alanda kendi kendine yetebilmesi gerektiğini gösterdiğine dikkati çeken Vatansever, "KVKK'nın teknoloji alanında işaret ettiği en önemli kriterlerden biri hizmet alınan bulut firmasının merkezinin hangi ülke sınırları içerisinde bulunduğu olduğundan, yaptırımlarla karşılaşılmaması için Türkiye'deki kişilerin verilerinin Türkiye'de işlenmesi gerekiyor. Ayrıca Milli Teknoloji Hamlesi ışığında ve cari açığa da olumlu katkı olarak büyük kurumların yerli yazılım ve bulut şirketlerine daha fazla iş verme sorumlulukları var. Son 5 yılda kurulup Türkiye'de ve uluslararası platformlarda başarılara imza atan bulut şirketlerinden hizmet alınmasını öneriyorum." değerlendirmesini yaptı.

Vatansever, YouTube, Instagram, Twitter/Periscope, Facebook, Twitch ve LinkedIn gibi sosyal medya platformlarından aynı anda yayın için OBS (Open Broadcaster Software) yazılımının ücretsiz kullanılabileceğini söyledi.

Vatansever, yedi kişiye kadar konuk alarak canlı yayını zenginleştirebilen daha profesyonel yayınlar yapabilmek için "Wirecast" programının kullanılabileceğini, bazı operatörlerin evden çalışanlara destek olmak için yükleme hızlarını artırdığını kaydetti.

Bunun geçici olduğu ifade eden Vatansever, "Gerekli olan yüksek yükleme hızları için internet servis sağlayıcılarında uygun paket bulunamaması durumunda alternatif olarak yerli bulut şirketlerinden uygun sanal sunucu alınarak, yayınlar kesintisiz ve kaliteli olarak yapılabilir." dedi.

YouTube, canlı yayın için en az bin abone istiyor

Prdio Video Ajansı Genel Yayın Koordinatörü Said Gayberi ise verimli bir canlı yayın için internet bağlantısındaki "upload" hızının çok önemli olduğunu, kullanıcıların bunu hız testiyle ölçebileceklerini belirtti.

YouTube, Facebook ve Twitch uygulamalarının en tercih edilen platformlar olduğunu, burada hesabı olan kişilerin canlı yayın yapma özelliğini hemen aktifleştirmeleri gerektiğini dile getiren Gayberi, canlı yayınların özellikle sosyal medyada binlerce takipçisi bulunan popüler isimler için gelir getirici modellere uygun olduğunu ifade etti.

Gayberi, "Influencer Marketing" yönteminin canlı program içeriklerinde önemli hale geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Yüksek sayıda takipçisi olan kullanıcıların bir ürün ya da marka hakkında deneyimlerini aktarması modeli canlı yayınlarda da geçerli ve yoğun ilgi görüyor. Bunun yanında bazı sektörel programlarda görsel unsurlu reklam alınabiliyor. Ayrıca sosyal medya fenomenleri veya ünlülerin yayınlarına, uzman olarak katılan isimler, talep edildiği takdirde bunun için bir bedel ödeyebiliyor. YouTube gibi platformlar üzerinden canlı yayınlarda, kriterlere uygun kanal sahipleri görüntüleme başına para kazanıyor. Canlı yayınlar sayesinde kanalın aboneleri arttığında, bu kişilerin videolarda çıkan reklamları izlemesiyle belirli bir ücret kanal sahibine ödeniyor. Ancak YouTube, sadece bin ya da üstü abonesi olan hesaplar için mobilden canlı yayın özelliğinin aktivasyonunu gerçekleştiriyor."

Canlı yayınlarda kalitelinin arttırılması için aksesuar kullanımın önemli olduğunu dile getiren Gayberi, uzun süren yayınlarda titremeyi önlemek için basit masa üstü telefon tripodu kullanılabileceğini söyledi.

Ekranın bölündüğü çoklu katılımcılı yayınlar için "meeting" yazılımlarının kullanılması gerektiğini kaydeden Gayberi, yayınlarda olabildiğinde özgün içeriklerin üretilmesi gerektiğini, hazır video ve sesleri telif ödemeden kullananların uyarı alacağını ve kanalların kapanmasına neden olabileceğini sözlerine ekledi.

Ön kamerası iyi telefonlara rağbet

Sosyal Medya Uzmanı Sedat Coşkun da salgın nedeniyle mevcut şartların insanların ihtiyaç sıralamasını değiştirdiğini anlattı.

Vatandaşların bir mekanda buluşma yerine toplu katılımlı canlı yayın düzenlediğini ifade eden Coşkun, iyi bir yayın için cep telefonu, mikrofon, ışık ve internet hızı gibi imkanların etkili olduğunu belirtti.

Coşkun, canlı yayın kalitesi için ön kamerası iyi telefonlara rağbet gösterildiğini dile getirerek, "Kamera ile ses çıkış ve giriş kalitesinin de bu anlamda satın alma süreçlerini etkilediğini görüyoruz. Son 2 aylık satış verilerine bakıldığında orta segment ve akıllı telefonların satışlarının arttığını söyleyebiliriz. Bu telefonların bütçeleri 4-13 bin lira aralığında değişiyor. Instagram gibi platformlar canlı yayın konusunda çok etkili olduğu için bu uygulama kullanılırken görüntü kalitesini düşürmeyen marka akıllı cihazların daha çok tercih edildiğini söyleyebiliriz." dedi.

İnternet hızının yayını etkilediğine dikkati çeken Coşkun, kullanıcıların mevcut internet sağlayıcılarından aldıkları hizmet paketini yükselttiklerini ya da firmaları değiştirdiklerini ifade etti.

Coşkun, yüksek hızlı paketlerin aylık 150-300 lira aralığında olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Kullanıcılar evlerindeki ışık yetersizliği nedeniyle canlı yayın veya görüntülü görüşmeler için taşınabilir spot ışık satın alabiliyor. Bu ışıklarla yayınlarını daha kaliteli hale getirebiliyorlar. Işıkların daha çok çalışma masanın üstüne konumlandırılabilecek küçüklükte olanların 90-170 lira aralığında olduğu görülüyor. Yayıncıların, seslerinin karşı tarafa daha iyi ulaşmasını sağlamak ve onlardan gelen sesleri daha kaliteli şekilde almak amacıyla kablolu ve mikrofonlu kulaklıklar kullandıklarını görebiliyoruz. Fiyat-performans olarak bu tür ürünlerin en çok tercih edilenleri 200-500 lira gibi fiyatlardan satılıyor."

Türkiye'nin "yerli uygulama" atağı

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, "Türkiye'nin video konferans uygulamasını yapma planımız var. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak buna önderlik edeceğiz" dedi.


Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Türkiye'ye gelecek dönemde dijital alanda yeni uygulamalar, teknolojiler ve altyapılar kazandırılmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Dijital Gündem tarafından düzenlenen Salgınla Mücadele ve Dijital Dönüşüm konulu üçüncü video konferansta Ali Taha Koç, Bilişim Medyası Derneği, Türkiye Bilişim Derneği, Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği, Bilişim Sanayicileri Derneği, Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği, Mobil Telekomünikasyon Operatörleri Derneği, Yazılım Sanayicileri Derneği, Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği, Teknolojide Kadın Derneği temsilcileriyle bir araya geldi.


Dernek temsilcileri konferansta, bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan sorunlar, bunlara ilişkin görüş ve önerilerini dile getirdiler.

Konferansta yaptığı konuşmada, salgın dolayısıyla tüm insanlığın yaşamı ve çalışma şeklinin değiştiğine işaret eden Koç, "Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sadece bir sağlık riski olmaktan çıkıp siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan benzersiz bir küresel imtihana dönüştü. Bütün ülkeler bu imtihandan başarıyla çıkamayacaklar. İnşallah Türkiye olarak bu imtihanı hızlı bir çıkışla atlatacağız." dedi.

Bu süreçte dijital teknolojilerin kullanımının ciddi biçimde arttığını, bunun yanında kullanılan dijital uygulamaların güvenliği konusunun gündeme geldiğini dile getiren Koç, "Türkiye'nin dijital dönüşümü için milli ürünlerin kullanılması konusundaki kırmızı çizgimizin ne kadar doğru bir strateji olduğu kanıtlanmış oldu." diye konuştu.

"Türkiye, e-devlet uygulamasında AB'de 4'üncü sıraya çıktı"

Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) tarafından gerçekleştirilen ve birkaç hafta içinde yayımlanacak "AB 2020 Yılı e-devlet Endeks Çalışması'nda, kullanıcı odaklılık konusunda 34 ülke arasında 4'üncü sıraya yükseldiğini belirten Koç, bir önceki değerlendirmede Türkiye'nin 24'üncü sırada yer aldığını, vatandaşa ulaşan bir e-devlet anlayışı varlığının AB tarafından da onaylanacağını vurguladı.

Koç, e-Devlet Kapısının salgınla mücadelede sosyal izolasyonun sağlanmasında çok önemli rol oynadığını, birçok önlemin bu şekilde hayata geçirildiğini söyledi. Ali Taha Koç, "Operatörlerin elektronik abonelik konusunu da çalışıyoruz. Bir yasa tasarımız var. O da yakında gelecek, bu yıl içinde güzel haberlerimiz olacak inşallah." dedi.

"Araçlarım" uygulaması geliyor

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Koç, gelecek hafta başına kadar konu bazlı bütünleşik hizmetlere de geçeceklerini bildirdi. Koç, şöyle konuştu:

"Birçok kurumun beraber verdiği hizmeti tek bir araçtan vereceğiz. İlk olarak "araçlarım" uygulaması geliyor. Aracınız varsa aracınızla ilgili her şeye bir noktadan erişebileceksiniz. HGS, OGS, emisyon, vergi, trafik cezası farklı kurumlar tarafından verilen hizmetlerdi. Artık vatandaşımıza konu odaklı ve bütünleşik hizmetler vererek. Endekslerdeki sıramızı daha da yükseltmek istiyoruz."

"Siber saldırı kaynakları 2,5 kat arttı"

e-Devlet kullanıcı sayısının yaklaşık 47 milyona ulaştığı bilgisini veren Koç, son süreçte sosyoekonomik destek başvurularının yaklaşık 62, eğitim bilişim ağına (EBA) girişlerin yaklaşık 15, sosyal güvenlik kayıt belgesi gibi sorgulamaların yaklaşık 6 kat arttığını söyledi.

Yılın ilk 4 ayında yapılan işlem sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 arttığına işaret eden Koç, mart ve nisan aylarında birçok işlemin e-Devlet Kapısı üzerinden yapıldığını bildirdi.

Koç, dijital hizmetlerdeki bu artışla birlikte siber saldırıların da arttığını ve son 2 ayda siber saldırı kaynaklarında 2,5 katlık yükselme tespit edildiğini aktardı.

Türkiye'nin video konferans uygulaması planı

Ali Taha Koç, aşı çalışmalarına yönelik olarak bütün araştırmacılarla yakın çalışma halinde olduklarını, ortaya çıkan maske, yüz siperliği gibi ihtiyaçlara yönelik de birlikte iş yapabilme süreçleri oluşturduklarını ifade etti. 

Yerli solunum cihazı örneğinde olduğu gibi farklı paydaşları bir araya getirerek Türkiye'nin bir video konferans uygulamasını oluşturmayı hedeflediklerini belirten Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Video konferans, uzaktan eğitim, iletişim konusu artık hayatımızın olmazsa olmazı. Türkiye'de bunu yapabilen birçok kurumun beraber aynı masada oturup Türkiye'nin video konferans uygulamasını yapma planımız var. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak buna önderlik edeceğiz. Bütün kurumları toplayıp ihtiyaçlarımızı gidereceğiz. 

Milli İletişim Platformu dediğimiz bir platformla beraber e-mail, chat, bulut yazılımlarını birleştiren bir platform üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Kovid-19 süreci dolayısıyla her şeyi biraz ileriye attık. Önceliğimizi bu sürece verdik."

Yapay zekayla hastalık tahmini 

Büyük veri ve yapay zeka uygulamalarının da gündemlerinde olduğunu anlatan Koç, ofis olarak akciğer grafisi üzerinden hastalığa yakalanıp yakalanılmadığını tahmin eden bir algoritma geliştirdiklerini söyledi.

Koç, MR görüntülerinden beyin tümörü teşhisi konusunda bir algoritma geliştirip kullanmaya başladıklarını, bu tür uygulamaları karar süreçlerini desteklemek amacıyla gündeme aldıklarını belirtti.

Ayrıca, hız ve uçtan uca gecikme konusundaki ihtiyaçları fiber altyapı yatırımlarıyla karşılamayı amaçladıklarını kaydeden Koç, "Salgın süreci sonrasında Türkiye'de fiber altyapı yaygınlaştırma kampanyası yapmayı planlıyoruz, bu konuda çalışmalarımız sürüyor." dedi. 


Kişisel verileri korumanın 10 yolu!

Veri odaklı dünyada kişisel veriler, siber saldırılar için değerli bir hedeftir. Yanlış ellerde tam bir kaos yaratmak ve maddi hasara yol açmak için kullanılabilecek bu kişisel verileri korumak için 10 adım...


En temel ifadeyle bir kişiyi belirlemek için kullanılabilen herhangi bir veri, kişisel veri kapsamına giriyor. Hacker tarafından elde edildiği takdirde birçok maddi ve manevi hasara yol açabilecek olan kişisel veriler konusunda bireylerin dijital dünyada gerekli koruma adımlarını uygulamadığına dikkat çeken Siberasist Genel Müdürü Serap Günal’a göre, kişisel verilerin korunması adına bireylerin günlük yaşantılarında ve sosyal medyada uygulaması gereken önemli noktalar bulunuyor

1. Parolalarınızı düzenli olarak değiştirin
Çok basit bir güvenlik önerisi olsa da değeri paha biçilemez olan kişisel verilerin korunması adına en önemli adımlardan birini oluşturuyor. Özellikle de online bankacılık hizmetlerinde ve sosyal medya hesaplarında kişilerin en çok zarar gördüğü noktayı da sürekli kullandıkları basit şifreler oluşturuyor. Buna karşı alınabilecek en önemli ve basit yöntem şifrelerinizi düzenli olarak değiştirmek görünüyor.

2. Sosyal medya hesap ayarlarınızı kontrol edin
Sosyal medya hesaplarınızı gizli tutmanız önem arz ediyor. Özellikle neyi ve kiminle paylaştığınızı netleştirmek için gizlilik ayarlarınızı gözden geçirdiğinizden emin olun. Hackerler, sizinle ilgili gizli verilere kolayca erişebilir ve bunları, sahte online hesaplar oluşturmak veya kimlik avı saldırısı gerçekleştirmek için kullanabilir. Özel verilerinizi paylaşmayın, iki faktörlü kimlik doğrulamayı kullanın ve sosyal medya profil sayfanızda erişime sağladığınız bilgileri en aza indirin.

3. Herkese açık Wi-Fi hizmetlerini dikkatli kullanın
Siber suçlular için verilerinizi çalmak adına sahte, ücretsiz Wi-Fi ağları kurmak çok kolaydır. Kablosuz ağ ayrıntılarını her zaman hizmeti aldığınız yerden doğrulayın. Böyle durumlarda VPN kullanarak kendinizi daha da koruma altına alabileceğinizi unutmayın.

4. Basit güvenlik soruları kullanmayın
Özellikle şifrelerin unutulması durumunda kullanıcıya bilgi verilmesi veya şifresini yeniden sıfırlaması için kullanılan bu yöntem için basit sorular ve cevaplar kullanmayın.

5. IP adresinizi gizleyin
IP adresiniz kişisel olarak tanımlanabilir bilgilerdir. Bu nedenle, online trafiğinizi hedefe ulaşmadan önce güvenli sunucular üzerinden yeniden yönlendirmek adına bir VPN üzerinden gerçekleştirebileceğinizi unutmayın.

6. Cihazınızı dikkatlice seçin
Herhangi bir tür özel hesaba giriş yaparken, kendi cihazınızı kullandığınızdan emin olun. Banka hesaplarına veya sosyal medyaya erişmek için genel erişimli bilgisayarları kullanmayın. Giriş bilgilerinizi veya kişisel verilerinizi çalabilecek kötü amaçlı yazılım bulaşmış olabilen genel kullanıma açık cihazlara dikkat edin.

7. Adresinde yalnızca HTTPS bulunan web sitelerini kullanın
Online alışveriş, genellikle kişisel verilerin web siteleriyle paylaşılmasıyla gerçekleşiyor. HTTP bağlantılar üzerinden gönderilen verilerin şifrelenmediğini ve bu yüzden online alışveriş yaptığınız sitede HTTPS yoksa hackerlerin verilerinizi çalabileceğini unutmayın.

8. Oturumu kapatın
Web'deki herhangi bir hesaba eriştiğinizde, işinizi bitirdiğinizde oturumu kapatmayı unutmayın. Kendi ağınıza sahip olmayan bir kablosuz ağ kullanıyorsanız, yaptığınız işi bitirdikten sonra cihazınızda "Bu ağı unut" seçeneğini seçin.

9. Kimlik avı dolandırıcılıklarına dikkat edin
Bu günlerde kimlik avı girişimleri genellikle güvenilir bir markadan ya da bankadan gelmiş gibi görünüyor. Yazım hatalarına, gereksiz eklere, garip selamlara, bulanık logolara, size aşina olmayan ve fark edilir derecede belirsiz içeriklere dikkat edin. En önemlisi, herhangi bir bağlantıyı veya düğmeyi tıklamadan önce URL'leri ön izleyin.

10. Güvenlik çözümüne sahip olun ve kullanın
Virüsten koruma yazılımınızın en son sürümüne sahip olduğunuzdan emin olun. Bu, casus yazılım, truva atı, virüs ve diğer kötü amaçlı programların cihazınıza başarıyla saldırmasını önlemenize yardımcı olurken sizin de kişisel verilerinizi koruma altında tutar.


Özel bilgileri internetten sildirme telaşı

Türkiye’de internet kullanıcılarının yüzde 69’u web sitelerindeki veya sosyal medyadaki özel bilgilerini sildirmeye çalıştı.


Dünya genelinde internet kullanıcılarının kişisel bilgilerini korumak ve kontrol etmek için daha fazla çaba harcamaya başladığı ortaya çıktı. Kaspersky’nin yaptığı son araştırma sonucu hazırlanan "Dijital gizliliği korumak: Kişisel güvenliği bir üst düzeye çıkarmak" başlıklı raporda, kullanıcıların kendi kişisel verilerinin internette nerede bulunabileceğine daha fazla dikkat ettiği belirlendi. Türkiye’de kullanıcıların %69’u, web sitelerindeki veya sosyal medyadaki özel bilgilerini sildirmeye çalıştığını dile getirdi. Ancak, %44’lük bir kesim bunun nasıl yapılacağını bilmiyor.

Araştırmada elde edilen bulgular internet ortamında yer alan kişisel verilerimizin ve girdiğimiz etkileşimlerin gizliliğini korumanın teknolojiden yararlanmaya devam etmek için ne kadar önemli olduğunu gösterdi. 23 ülkede tüketiciler arasında yapılan anketin sonuçlarının yer aldığı raporda, çevrim içi gizlilik konusunda bakış açıları ve insanların özel bilgilerini başkalarına kaptırmamak için aldığı önlemler incelendi.

Alınan sonuçlarda, tüketicilerin yalnızca kendi özel bilgileri değil sevdiklerinin bilgileri için de endişelendiği belirlendi. Örneğin, Türkiye’de tüketicilerin %12’si ailelerine ait kişisel verilerin veya bilgilerin izinsiz bir şekilde herkese açık hale geldiğini iddia etti.

Bu tür durumlar tüketicileri, kişisel verilerinin nasıl ve nerede saklandığı konusunda daha bilinçli davranmaya yöneltiyor. Böylece başkalarının izinsiz bir şekilde bu verilere erişmesini engellemek istiyorlar. Türkiye’de kullanıcıların önemli bir kısmı internette dolaşırken bilgilerini siber suçlulardan (%45), ziyaret ettikleri web sitelerinden (%42) ve aynı cihazı kullanan diğer kişilerden (%40) gizlemek için ek önlemler alıyor. Ayrıca, bazı kullanıcılar kişisel bilgilerini cihazlarında saklama konusuna da temkinli yaklaşıyor. Örneğin, Türkiye’de kullanıcıların %14’ü mobil cihazlarındaki uygulamalar tarafından toplanan kişisel verilerin durumundan endişe duyuyor.

Kişisel bilgileri paylaşmanın getirdiği risklerin bilincinde olan bu kişiler verilerinin nerede olduğunu kontrol edemediklerini hissediyor. Bu nedenle bu verilerin başkaları tarafından izinsiz kullanılmasını istemiyorlar.

Kaspersky Tüketici Ürünleri Pazarlama Müdürü Marina Titova, “Dijital izinizi kontrol altında tutmanın birçok yolu var. Bunlardan biri, kişisel verilerinizi kimle paylaştığınıza dikkat etmek ve bu verilerin nasıl kullanıldığını anlamak. İnternete aktarılan her şey, siz onu korumak için özel bir önlem almadığınız takdirde çok sayıda kişinin uzun süre erişebileceği bir şekilde kalıyor. Kişisel verileri internet ortamında güvenle tutmanın yollarını öğrenmek ve verilerinizin nerede saklanacağını kontrol etmek, daha olumlu bir kullanıcı deneyimi yaşamanız ve kişisel itibarınızı artırarak fırsatlara açık olmanız için önemli bir adım” dedi.


Sosyal medyadan canlı yayınlar gelir kapısı oldu

Yeni tip korona virüs salgını nedeniyle evde kalma sürecinde gittikçe popüler olan sosyal medya platformları aracılığıyla yapılan canlı yayınlar, farklı iş modelleriyle kazanç kapısı haline geldi


Yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını nedeniyle evde kalma sürecinde sosyal medya platformları aracılığıyla yapılan canlı yayınlar kazanç kapısı haline geldi.

Ünlülerin yanı sıra yeni isimlere de fırsatlar sunan canlı yayınlar, internet, yazılım, kamera, mikrofon, tripod, ışık gibi aksesuar ve dekor harcamalarıyla yeni bir sektörün oluşmasını sağladı. Telif haklarına uygun özgün içeriklerden oluşan, binlerce kişi tarafından izlenebilen programlardan, sponsor ve reklam gelirlerinin yanı sıra popüler video sitelerinde tıklama başına ücret ödenmesi sayesinde gelir elde ediliyor.

Bilişim Grubu Başkanı ve siber güvenlik uzmanı Şenol Vatansever, korona virüs ile ilgili tedbirler kapsamında kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışanların büyük bir kısmının evden çalışmaya devam ettiğini söyledi.

İşçilerin evden çalışabilme taleplerinin artık "yeni normal" haline geldiğini ifade eden Vatansever, kurumların ve şirketlerin video konferans çözümlerini aktif olarak kullanmaya başlamasıyla çalışanların yayıncılık alanındaki yetkinliklerinin de arttığını belirtti.

Canlı yayınların hızla benimsendiğini ifade eden Vatansever, "Canlı yayınlarla daha çok YouTuberlar ile özdeşleşmişken, artık kurumsal ve bireysel amaçlı birçok kişi farklı sosyal medya platformlarından canlı yayın yapıyor. Canlı yayınlar mevcut müşterilerle etkileşimleri artırırken, ürünlerini tanıtma fırsatı bulduğu müşteri adaylarına da satış yapma fırsatlarını getiriyor." diye konuştu.

"Müşteriler de dahil oluyor"

Vatansever, artık Kişisel Verilerin Korunması Kanununu (KVKK) kapsamına video konferansa müşterilerin de dahil edildiğini kaydetti.

Salgın sürecinde yaşananların ülkelerin her alanda kendi kendine yetebilmesi gerektiğini gösterdiğine dikkati çeken Vatansever, "KVKK'nın teknoloji alanında işaret ettiği en önemli kriterlerden biri hizmet alınan bulut firmasının merkezinin hangi ülke sınırları içerisinde bulunduğu olduğundan, yaptırımlarla karşılaşılmaması için Türkiye'deki kişilerin verilerinin Türkiye'de işlenmesi gerekiyor. Ayrıca Milli Teknoloji Hamlesi ışığında ve cari açığa da olumlu katkı olarak büyük kurumların yerli yazılım ve bulut şirketlerine daha fazla iş verme sorumlulukları var. Son 5 yılda kurulup Türkiye'de ve uluslararası platformlarda başarılara imza atan bulut şirketlerinden hizmet alınmasını öneriyorum." değerlendirmesini yaptı.

Vatansever, YouTube, Instagram, Twitter/Periscope, Facebook, Twitch ve LinkedIn gibi sosyal medya platformlarından aynı anda yayın için OBS (Open Broadcaster Software) yazılımının ücretsiz kullanılabileceğini söyledi.

Vatansever, yedi kişiye kadar konuk alarak canlı yayını zenginleştirebilen daha profesyonel yayınlar yapabilmek için "Wirecast" programının kullanılabileceğini, bazı operatörlerin evden çalışanlara destek olmak için yükleme hızlarını artırdığını kaydetti.

Bunun geçici olduğu ifade eden Vatansever, "Gerekli olan yüksek yükleme hızları için internet servis sağlayıcılarında uygun paket bulunamaması durumunda alternatif olarak yerli bulut şirketlerinden uygun sanal sunucu alınarak, yayınlar kesintisiz ve kaliteli olarak yapılabilir." dedi.

YouTube, canlı yayın için en az bin abone istiyor

Prdio Video Ajansı Genel Yayın Koordinatörü Said Gayberi ise verimli bir canlı yayın için internet bağlantısındaki "upload" hızının çok önemli olduğunu, kullanıcıların bunu hız testiyle ölçebileceklerini belirtti.

YouTube, Facebook ve Twitch uygulamalarının en tercih edilen platformlar olduğunu, burada hesabı olan kişilerin canlı yayın yapma özelliğini hemen aktifleştirmeleri gerektiğini dile getiren Gayberi, canlı yayınların özellikle sosyal medyada binlerce takipçisi bulunan popüler isimler için gelir getirici modellere uygun olduğunu ifade etti.

Gayberi, "Influencer Marketing" yönteminin canlı program içeriklerinde önemli hale geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Yüksek sayıda takipçisi olan kullanıcıların bir ürün ya da marka hakkında deneyimlerini aktarması modeli canlı yayınlarda da geçerli ve yoğun ilgi görüyor. Bunun yanında bazı sektörel programlarda görsel unsurlu reklam alınabiliyor. Ayrıca sosyal medya fenomenleri veya ünlülerin yayınlarına, uzman olarak katılan isimler, talep edildiği takdirde bunun için bir bedel ödeyebiliyor. YouTube gibi platformlar üzerinden canlı yayınlarda, kriterlere uygun kanal sahipleri görüntüleme başına para kazanıyor. Canlı yayınlar sayesinde kanalın aboneleri arttığında, bu kişilerin videolarda çıkan reklamları izlemesiyle belirli bir ücret kanal sahibine ödeniyor. Ancak YouTube, sadece bin ya da üstü abonesi olan hesaplar için mobilden canlı yayın özelliğinin aktivasyonunu gerçekleştiriyor."

Canlı yayınlarda kalitelinin arttırılması için aksesuar kullanımın önemli olduğunu dile getiren Gayberi, uzun süren yayınlarda titremeyi önlemek için basit masa üstü telefon tripodu kullanılabileceğini söyledi.

Ekranın bölündüğü çoklu katılımcılı yayınlar için "meeting" yazılımlarının kullanılması gerektiğini kaydeden Gayberi, yayınlarda olabildiğinde özgün içeriklerin üretilmesi gerektiğini, hazır video ve sesleri telif ödemeden kullananların uyarı alacağını ve kanalların kapanmasına neden olabileceğini sözlerine ekledi.

Ön kamerası iyi telefonlara rağbet

Sosyal Medya Uzmanı Sedat Coşkun da salgın nedeniyle mevcut şartların insanların ihtiyaç sıralamasını değiştirdiğini anlattı.

Vatandaşların bir mekanda buluşma yerine toplu katılımlı canlı yayın düzenlediğini ifade eden Coşkun, iyi bir yayın için cep telefonu, mikrofon, ışık ve internet hızı gibi imkanların etkili olduğunu belirtti.

Coşkun, canlı yayın kalitesi için ön kamerası iyi telefonlara rağbet gösterildiğini dile getirerek, "Kamera ile ses çıkış ve giriş kalitesinin de bu anlamda satın alma süreçlerini etkilediğini görüyoruz. Son 2 aylık satış verilerine bakıldığında orta segment ve akıllı telefonların satışlarının arttığını söyleyebiliriz. Bu telefonların bütçeleri 4-13 bin lira aralığında değişiyor. Instagram gibi platformlar canlı yayın konusunda çok etkili olduğu için bu uygulama kullanılırken görüntü kalitesini düşürmeyen marka akıllı cihazların daha çok tercih edildiğini söyleyebiliriz." dedi.

İnternet hızının yayını etkilediğine dikkati çeken Coşkun, kullanıcıların mevcut internet sağlayıcılarından aldıkları hizmet paketini yükselttiklerini ya da firmaları değiştirdiklerini ifade etti.

Coşkun, yüksek hızlı paketlerin aylık 150-300 lira aralığında olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Kullanıcılar evlerindeki ışık yetersizliği nedeniyle canlı yayın veya görüntülü görüşmeler için taşınabilir spot ışık satın alabiliyor. Bu ışıklarla yayınlarını daha kaliteli hale getirebiliyorlar. Işıkların daha çok çalışma masanın üstüne konumlandırılabilecek küçüklükte olanların 90-170 lira aralığında olduğu görülüyor. Yayıncıların, seslerinin karşı tarafa daha iyi ulaşmasını sağlamak ve onlardan gelen sesleri daha kaliteli şekilde almak amacıyla kablolu ve mikrofonlu kulaklıklar kullandıklarını görebiliyoruz. Fiyat-performans olarak bu tür ürünlerin en çok tercih edilenleri 200-500 lira gibi fiyatlardan satılıyor."


Her 4 aboneden biri internette '"6-24 Mbps' arası hızı tercih etti

Türkiye'de geçen yılın sonu itibarıyla 14,2 milyonu sabit, 62,4 milyonu mobil olmak üzere 76,6 milyon genişbant internet abone sayısına ulaşıldı


Türkiye'de geçen yılın sonu itibarıyla 14,2 milyon sabit genişbant internet abonesinin yüzde 24,3'ünün 16-24 Mbps arası hızda bağlantı sunan paketleri tercih ettiği görüldü.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan pazar verilerinden derlenen bilgiye göre, bu dönemde sabit telefon abone sayısı yaklaşık 11,5 milyon, mobil abone sayısı ise yaklaşık 80,8 milyona ulaştı.

Geniş bant internet verilerine bakıldığında ise 14,2 milyonu sabit, 62,4 milyonu mobil olmak üzere toplam 76,6 milyon abone sayısına ulaşıldı. İnternet abone sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,9 arttı.

Geçen yılın dördüncü çeyreğinde, Türkiye'deki sabit genişbant abonelerinin yaklaşık yüzde 33,1'i 10-16 Mbps, yüzde 24,3'ü ise 16-24 Mbps arası hızda bağlantı sunan paketleri tercih etti. 2 Mbps hızdan düşük hız tercih eden abonelerin oranı yüzde 0,1 olurken, 4-10 Mbps arası hızlardaki bağlantıları tercih eden abonelerin oranı ise yüzde 18,4 olarak gerçekleşti.

Abonelerin teknoloji bazlı dağılımı

Türkiye'deki sabit genişbant abonelerinin teknoloji bazında dağılımı incelendiğinde ise xDSL ile hizmet sunan alternatif işletmecilerin pazar içindeki payı 2019 dördüncü çeyrek itibarıyla yüzde 17,5 olarak gerçekleşti.

Bu dönemde TTNet'in xDSL pazar payı gerilemeye devam ederek yüzde 50,3 seviyesine indi.

Kablo internet hizmeti sunan işletmecinin pazar payı yüzde 7,6 olurken, fiber internet sunanların toplam sabit genişbant pazarı içindeki payı yüzde 22,6 oldu. Öte yandan, 9,7 milyona ulaşan xDSL hizmetlerinde alternatif işletmecilerin payının yüzde 25,8 seviyesinde bulunduğu görüldü.


Zoom, dünyanın en büyük 7 havayolu şirketinden daha değerli

Korona virüs salgınından kârlı çıkan şirketlerden bir tanesi olan Zoom, hisse değerlerinde dünyanın en büyük 7 havayolu şirketini geride bırakmayı başardı. Şirketin hisse değerleri 50 milyar dolara kadar yükseldi.

Dünya genelinde 4,7 milyondan fazla kişiye bulaşan ve 313 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olan korona virüs, milyonlarca insanın günlük yaşantısında değişiklikler yarattı. Salgın ile birlikte birçok kişi evinden çalışmaya başladı. Dünya genelinde yaşanan bu ani değişiklik, birçok firmanın olumsuz etkilenmesine sebep olurken bazı firmaların ise yükselişe geçmesini sağladı.

Video konferans şirketi olan Zoom Communications, salgın sonrası yaşanan değişimden oldukça olumlu etkilenenlerden bir tanesi. Lufthansa Innovation Hub’dan Lennart Dobravsky’nin hazırladığı grafik, Zoom uygulamasının bu kısa süre içerisinde ne kadar büyüdüğünü gözler önüne seriyor.

Yaşanan Zoom patlaması

Zoom, geçtiğimiz sene 623 milyon dolarlık bir gelir elde ettiğini söylese de şirketin hisselerinin toplam piyasa değeri 15 Mayıs 2020 tarihinde 48,8 milyar dolara kadar yükseldi. Peki, Zoom’u bu rekabetten sıyıran şey ne? Uygulamanın ana akım iş kültüründe devasa bir yükseliş yaşamasının sebebi ne?

Endüstri analisti, iş dünyasının çoğunlukla Zoom’u kullanmasının sebebinin kullanımı kolay arayüzü, kullanıcı deneyimi ve tek seferde 100 kişiye kadar katılımcıyı desteklemesi olduğunu ifade etti.

Uygulama sadece iş dünyasında değil eğitimciler arasında da bir hayli popüler olmayı başarınca şirketin CEO’su Eric Yuan, K-12 okullarının platformu ücretsiz olarak kullanabilmesi için ekstra adımlar attı. Zoom’un kullanıcı sayısı oldukça devasa bir yükseliş yaşadı. Aralık 2019’da uygulamanın katılımcıları 10 milyonken Nisan 2020’de bu sayı 300 milyona kadar çıktı.

Zoom yükselirken havayolları düşüyor

Bu salgından bazı sektörler kârlı çıkarken bazı sektörler çok büyük darbe aldı. Darbenin belki de en büyüğünü alan sektör ise havayolları oldu. Birçok ülkenin sınırlarını ve hava limanlarını kapatmasıyla birlikte havacılık sektörü oldukça sert bir düşüş yaşadı.

Dünyanın en değerli havayolu şirketlerinin değerleri, ocak ayının sonundan bu yana %62’lik bir düşüş yaşadı. Ülkeler, virüsün sebep olduğu Kovid-19 ile mücadele etmeye devam ederken birçok havayolu şirketi seyahat kapasitesini düşürdü, birçok işçinin işine son verdi ve yöneticilerin ücretinde kısıntıya gitti. Havacılığın ne zaman normale döneceği konusu ise tamamen soru işareti olarak kalmış durumda. Warren Buffet gibi oldukça sabırlı yatırımcılar bile havayolu hisselerinden çekildi.


Dijital Hizmet Vergisi’nde ilk ay hasılatı belli oldu

1 Mart 2020'den itibaren uygulamaya giren Dijital Hizmet Vergisi'nde ilk ay hasılatı 67,6 milyon TL oldu.


7 Aralık 2019’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1 Mart 2020’den itibaren uygulanmaya başlanan Dijital Hizmet Vergisi’nde ilk hasılat belli oldu.

Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Nisan ayı bütçe dengesi verilerine göre, Nisan’da 67,6 milyon TL’lik Dijital Hizmet Vergisi elde edildi.

Söz konusu verginin uygulanmasına dair esaslar 20 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

7 ARALIK 2019’DA RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

7 Aralık 2019’da Resmi Gazete’de yayımlanarak hayatımıza giren 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi düzenlemesine göre, Türkiye’de dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri, içerik satışları (oyun, müzik, video, uygulama içi satışlar vb.) sosyal medya sitelerinde verilen ücretli hizmetler, mal ve hizmet satışında aracılık yapan “web” sitelerinde sunulan aracılık hizmetlerinden elde edilen hasılat üzerinden yüzde 7,5 oranında Dijital Hizmet Vergisi alınıyor.

Bu verginin mükellefi dijital hizmet sağlayıcıları. Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon TL’den veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon Euro’dan veya muadili yabancı para karşılığı TL’den az olanlar Dijital Hizmet Vergisi’nden muaf tutuldu. Mükellef olabilmek için hem 750 milyon Euro hem de 20 milyon TL kıstasının ikisinin de karşılanması gerekiyor.

CUMHURBAŞKANI’NA ORANI İNDİRME VE ARTIRMA YETKİSİ

Cumhurbaşkanı bu oranı, hizmet türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte yüzde 1'e kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya yetkili.

Tebliğe göre, dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri, sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin dijital ortamda satışı ile dinlenmesi, izlenmesine, oynanması veya elektronik cihazlara kaydedilmesi veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler, kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetlerinden elde edilen hasılat dijital hizmet vergisine tabi olacak.

1 MART'TAN İTİBAREN YÜZDE 7.5

Dijital hizmet sağlayıcısının Türkiye'de gelir veya kurumlar vergisi yönünden mükellef olup olmamasının, dijital hizmet vergisi mükellefiyetine etkisi bulunmuyor.

Bankacılık kanunun faaliyet konularını belirleyen 4. maddesi kapsamında banka ve finans kuruluşlarının faaliyetlerinde elde edilen hasılat, bu kuruluşların dijital ortamda sunulan; finansal araçların alım satımına aracılık işlemleri, sigorta acenteliği ve bireysel emeklilik aracılık hizmetleri dolayısıyla elde edilen hasılat istisna kapsamında sayıldı.


6 Mayıs 2020 Çarşamba

Tübider’den “1 Milyon Yazılımcı Projesine” 126.000 dakikalık online eğitim desteği

Dijital dönüşümlerini büyük bir hızla gerçekleştiren toplumlar diğerlerinin önüne geçerek avantaj sağlamaktadırlar. Ülkemizin de bu yarışta ön sıralarda yer alması ön en büyük hedefimizdir. Bu yarışta ön sıralarda yer alabilmek için dijital dönüşüm süreçlerinde yer alabilecek nitelikteki kalifiye insan potansiyeline sahip olmak ise bir zorunluluktur.

Dünyanın karmaşıklığı ve eğitimde çoklu disiplin yaklaşımı, artık gençlerin başarılı olabilmek için daha fazlasını bilmeye ve daha fazlasını yapabilmeye olan ihtiyacını gösteriyor. Dijital Dönüşüm ve Endüstri 4.0 tabanlı otomasyon geliştikçe mevcut düzendeki öğelerle çalışan iş gücü talebinde düşüş olmakta, karmaşık olmayan bilgileri kullanarak bilgisayarlar ve robotlar, bazı işleri insanlardan daha iyi bile yapabilmektedir.

Bilişim ve yazılım yetkinlikleri bulunan gençlere, bugün tüm sektörlerin ihtiyacı olduğunun herkes tarafından kabulü olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede Hazine ve Maliye Bakanlığı 1 milyon yazılımcı projesini yararlı buluyor ve destekliyoruz.

Uzaktan eğitim ve başarılı öğrencilere verilecek mentorluk desteği ile projenin gençlerimize mutlak bir katkı sağlayacağı görüşündeyiz. Sadece uzaktan eğitim ile yetinmeyip, üniversitelerimizdeki 2 ve 4 yıllık eğitimler gibi bazı derslerin yüz yüze sınıf içi eğitim ile verilebilmesinin de, projeye katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Öncelikli olarak Bilişim sektöründe faaliyet gösteren yaygın bilgisayar firmalarının (Yazılım, Donanım ve Hizmet) desteklenmesi ve küçük KOBİ’lere sağlanacak özel yatırım imkânları ile toplam pazarın büyütülmesinin sağlanması, bu projenin başarılı olma şansını artıracaktır. Halen, ülkemiz Bilgi ve iletişim sektörlerinde, yazılım ve hizmet alanında çalışan sayısı toplam 160.000 – 200.000 kişi civarındadır. Bilgi Teknolojilerinde kişi başı yıllık harcamamız 120 $ civarındadır. Oysa doğru bir planlama ile birkaç yıl içinde kişi başı 300 – 400 $ bandına çıkabiliriz.

Günümüzde tüm sektörlerin ekonomik verimliliğinin artırılması, kullandığı bilişim alt yapısı ile orantılıdır. Bu nedenle, Bilişim sektörünün ekonomik destekler süreci gündeme geldiğinde her zaman öncelikli sektör olarak belirlenmesi (Gelir vergisi muafiyeti, KDV oranı indirimi, Personel desteği, TGB’ de Kira desteği, Özel kredi oranları vb.) önem arz etmektedir.

Dolayısıyla Bilişim Sektörünün tüm diğer sektörlere sağlayacağı Kelebek Etkisi ile birlikte 1 Milyon yazılımcı girişimi, tüm ülke ekonomisinin kalkınmasına çok önemli katkı sağlayacaktır.

Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde Tübider Bilişim Sektörü Derneği olarak;

Üyelerimizin katkılarıyla envanterimizde bulunan Bilişim Sektörü için hazırlanmış 126.000 Dakikalık uzaktan eğitim kaynaklarını karşılıksız olarak proje yönetimi ile paylaşmaya,
Gençlerimize uzaktan eğitim süreçlerinde Mentorluk hizmetleri verilmesi konusunda yardımcı olmaya,
Eğitimlerin pratiğe aktarılmasında çok önemli yer alacak staj imkânları sağlanması konusunda bu projeye destek olmaya hazırız.
Saygılarımızla.

TÜBİDER Yönetim Kurulu