30 Kasım 2019 Cumartesi

Dijital nesnelerle uzun süre geçiren çocuklarda obezite tehlikesi

Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Dilci, dijital nesnelerle uzun süre vakit geçiren çocuklarda obeziteye rastladıklarını söyledi.


Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı ve Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, gazetecilere yaptığı açıklamada, dijital yaşam kültürünün günlük hayatta önemli sonuçlar ortaya çıkardığını belirtti.

Kullanım süresi arttıkça kiloluluk oranında da artma olduğunu gözlemlediklerini anlatan Dilci, "Dijitalaniz tekniği yöntemiyle elde ettiğimiz verilere göre, 1800 aile içerisinden random yöntemiyle 67 aileyi inceleme altına aldık. 67 aileden 30 çocukta kiloluluk oranına rastlandığını gördük." dedi.

Hareketsiz yaşam vücutta biriken enerji akışını bozuyor
Dijital nesnelerle 4 saat ve üzeri zaman geçiren çocuklarda kiloluk oranının arttığını gözlemlediklerini vurgulayan Dilci, şunları kaydetti:

"Çocuklarımız dijital nesneler karşısında algısal hafızayı doğru ve sağlıklı kullanamıyor. Her şeyden evvel fiziksel zaman akışıyla ilgili bir farkındalığın eksik olması, ne kadar zaman o işlemin içinde kaldıkları konusunda bir algısal sorun yaşadıkları için kan akışında ve beyne giden oksijen miktarında yavaşlama olmaktadır. Bu çocuklarımızda bilinç bulanıklığına bağlı olarak zaman geçirme konusunda dopaminin de etkisiyle fiziksel ihtiyaçlarını, gereksinimlerini erteleme yoluna gittiklerini, hareket etmeden kaldıkları için birtakım kan basıncına bağlı hastalıklara davetiye çıkartmaktadır. Hareketsiz yaşam vücutta biriken enerji akışını da bozduğu için bu, dengesizlik beslenme alışkanlığına bağlı olarak ve fiziksel genetik bir yatkınlıkla da birleştiği an ciddi anlamda kiloluluk ve artan seviyede obezite şeklinde kendini gösterebilmektedir."

Çocuklarda zaman algısının kaybolmasıyla birlikte akademik başarıda ve sosyal ilişkilerde düşüş yaşandığını, dijital bağımlılık noktasında üst seviyeye çıkıldığını vurgulayan Dilci, okullarda yaptıkları araştırmalarda yüzde 13,5 ile yüzde 25 arasında değişen bir bağımlılığa rastladıklarını söyledi.

Dilci, Ankara, Kayseri, Sivas ve Nevşehir'de yaptıkları araştırma sonuçlarının bunları doğruladığını ifade etti.

Çocukların, dijital ortamlarda uzun süre bırakılmamasını öneren Dilci, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Daha önceki yapılan araştırmalarda toplumun beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimine bağlı olarak obezite ve kiloluluk oranında bir artış var. Bu konuda da Avrupa'da birinci, dünyada üçüncü sıradayız ama bu oran ilerleyen zaman içerisinde giderek artacak. Yeni nesil çocuklarda yüzde 30'lara doğru varan kiloluluk ve obezite oranı ilerleyen zamanlarda daha da artış gösterebilecektir. Bu nedenle ailelerimiz çocuklarımızın dijital nesneler karşısında uzun süre kalmalarına müsaade etmemelidirler. Uzun süre uğraşı olduğu zaman bazı metabolik sorunlara bağlı olarak hem dışkı gecikmesi ve beraberinde düşünsel bozuklukla zaman algısına ilişkin yanlış ve eksik yönelimden dolayı ciddi kilo artışlarına sebebiyet verecektir."

17 Kasım 2019 Pazar

e-Devlet'te son rakam açıklandı

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, e-Devlet kullanıcı sayısının 44 milyon 585 bin 564 kişiye ulaştığını belirterek, "2008 yılında 5 bin 747 olan giriş sayısı da bu yıl 1 milyar 9 milyon 512 bine ulaştı." dedi.
Koç, Kamu Bilişimcileri Derneğince Antalya'da düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortağı olduğu "4. Kamu Bilişim Zirvesi"nde AA muhabirine, 2008'de başlatılan e-Devlet sisteminin gelişmiş verimlilik, maliyet azaltma ve tasarruf sağladığını söyledi.

e-Devletin avantajlarından birinin kağıt temelli sistemlere göre verimliliğin artmasını sağlamak olduğuna vurgulayan Koç, kağıt temelli işlerin e-Devlet kanalıyla elektronik ortamdan sunulmasının insan gücüne olan ihtiyacı azalttığını kaydetti.

Böylece, sürecin daha az çalışanla yürütülmesi ve dolayısıyla işletme maliyetlerinin azalmasını sağladığına değinen Koç, vatandaşların, e-Devlet kapısından günün her saati fiziki olarak hiçbir kamu kurumuna gitmeden anlık olarak hizmet alabildiğini bildirdi.

Bu durumun ciddi zaman tasarrufu sağladığını anlatan Koç, e-Devletin işletmeler ve vatandaşlar ile devlet arasında daha iyi, kolay iletişim sağladığını ifade etti.

"E-DEVLET KAPISINDA 5 BİN 75 FARKLI HİZMET SUNULMAKTA"

e-Devletin kamu kurumları ve vatandaşlar için süreçleri basitleştirmeye yardımcı olduğunu, devlet bilgi programlarına ve hizmetlerine erişimi kolaylaştırdığını aktaran Koç, vatandaşların, istedikleri zaman ve istedikleri yerden devlet dairelerine ve acentelerine fiziksel seyahat gerekmeksizin etkileşim kurabileceklerini söyledi.

Koç, sistem sayesinde kişilerin kendilerine ait verileri anlık olarak gördüğünü, süreçleri online olarak takip edebildiğini dile getirdi.

Koç, e-Devlet kullanıcı sayısının 2008'de 6 bin 990 kişi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"e-Devlet kullanıcı sayısı 44 milyon 585 bin 564 kişiye ulaştı. 2008 yılında 5 bin 747 olan giriş sayısı da bu yıl 1 milyar 9 milyon 512 bine ulaştı. Her yıl bu sayılar artıyor. e-Devlet kapısından 5 bin 75 farklı hizmet sunulmakta. Bunların 2 bin 535'i devlet kurumu hizmetleri, 2 bin 88'i belediye hizmetleri, 396'sı özel kurum hizmetleri, 54'ü su ve kanalizasyon hizmetlerinden oluşuyor. Bu yıl 944 yeni hizmet e-Devlet kapısına entegre edildi. Kamu hizmetlerinin e-Devlet kapısına entegre edilmesi çalışmaları devam etmektedir."

"EN FAZLA KULLANILAN KURUM SOSYAL GÜVENLİK KURUMU"

e-Devlet üzerinden en fazla kullanılan kurumun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) olduğuna dikkati çeken Koç, "Kullanıcılarımız e-Devlet üzerinden 234 milyon 641 bin kere 4A hizmet dökümü, 143 milyon 847 bin kere dava dosyası sorgulaması, 121 milyon 542 kez vergi borcu sorgulaması, 70 milyon 535 bin kez mobil hat sorgulaması yaptı ayrıca SGK tescil ve hizmet dökümü, araç plakasına yazılan ceza sorgulaması, e-bordro hizmeti, icra dosyası sorgulaması, tapu bilgileri sorgulaması, yükseköğretim mezun belgesi sorgulaması da en fazla tercih edilen hizmetlerden oldu." diye konuştu.


12 Kasım 2019 Salı

Balkır: SD2 Programı Türkiye sanayisinin dijital dönüşüm anahtarı

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkan Yardımcısı Bahadır Balkır, TÜSİAD SD2 Programı Türkiye sanayisinin dijital dönüşüm anahtarı olduğunu belirtti.
TÜSİAD, sanayide dijital dönüşüm programı olan TÜSİAD SD2 Programı’nda üçüncü dönem başlattı.
TÜSİAD'dan yapılan açıklamaya göre, SD2, dijital dönüşümde arayışı olan teknoloji kullanıcısı şirketlere doğru çözüm ortağını bulma imkânı sunuyor ve teknolojik ürün ve hizmet geliştiren tedarikçi KOBİ’leri program aracılığı ile çözümlerini sunarak, müşteri doğrulaması yapabilecekleri bir platforma ulaştırıyor.

TÜSİAD SD2 Programı 2020 süreci ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda 2020 döneminde teknoloji kullanıcısı olmak isteyen kurumsal şirketlerle bir araya gelindi. Program süreci ve şirketler için getirdiği kazanımlar paylaşıldı.

TÜSİAD SD2 Programının 2020 bilgilendirme toplantısında konuşan Balkır, TÜSİAD SD2 Programı’nın, makro perspektiften Türkiye sanayisinde katma değeri yüksek üretime katkı sağladığını vurgulayarak teknoloji kullanıcılarının sorunlarına çözüm üreten teknoloji tedarikçileri ile bir araya gelmesini kolaylaştırıcı bir eşleşme programı olmasının ötesinde teknoloji kullanıcısı şirketler için iyi bir prestij kaynağı olduğunu belirtti.

Program’ın işleyişi ve çıktıları hakkında bilgi veren TÜSİAD SD2 Görev Gücü Başkanı Perihan İnci, TÜSİAD SD2 Programı ile teknoloji kullanıcılarının, dijital dönüşüm ihtiyaçlarını, Türkiye’de yerleşik tedarikçi ağından kendilerine özel çözümlerle karşılama imkanına sahip olduklarının altını çizerek; “Web platformumuzda kayıtlı tedarikçiler ve takipçilerimizle 2.870 kuruluş ağına ulaştık. Bu programla birlikte şirketlerin dijital dönüşümüne destek sağlamayı ve özellikle kurumsal şirketlerle KOBİ’lerin ticari ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyoruz” dedi.

2 Kasım 2019 Cumartesi

Kacır: Teknoloji tekellerine karşı tedbirlerimizi sıklaştıracağız

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Kacır, "Teknoloji tekellerine karşı tedbirlerimizi sıklaştıracağız. Savunma sanayisinde yüzde 20’lerden yüzde 68’lere ulaşmış bir yerlilik oranımız var." dedi.


Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, SAHA İstanbul'un Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı hakkında gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, "Teknoloji tekellerine karşı tedbirlerimizi sıklaştıracağız" ifadelerini kullandı.

SAHA İstanbul açıklamasına göre, SAHA İstanbul, üye firmalarına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı hakkında bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıya sanayicilerin ilgisi yoğun oldu.

Programın açılış konuşmasını yapan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, SAHA İstanbul’un 25 farklı ilden 413 üyesi ile yerlileştirme faaliyetlerine devam ettiklerini belirtti.

SAHA İstanbul’un görevlerinin başında özel sektör ve kamu kurumları arasındaki doğal süreçleri işletmek olduğunu aktaran Haluk Bayraktar, "Üyelerimiz ile tedarik kurumları arasında ara yüz görevi görüyoruz.Yaşadıkları problemlerin çözümlerinde adeta bir katalizör gibi çalışıyoruz. Hiçbir zaman onların tepesinde bir karar alıcı durumunda değiliz. Tüm süreçlerin doğal haliyle etkin ve verimli ilerlemesine odaklanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Savunma sanayisinde çok büyük atılımlar ve yatırımlar yapıldığına dikkati çeken Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:

"Önemli olan bu başarıların sürdürülebilir kılınması. Savunma ekosistemine baktığımızda ana platformlar bazında çok önemli gelişmeler var. Milli gemilerden milli İHA’lara, SIHA’lara, milli eğitim uçaklarına kadar şu anda hepsini sayamadığımız ana platformlarda pek çok başarı örnekleri var. Ancak alt sistemlere indiğimizde, bileşen ve malzeme bazında hala ciddi ihtiyaçlarımız mevcut. Ürün ağacının tüm katmanlarını kapsayan hatta üretim makinaları, test cihazları vb. imalat altyapısına ilişkin çözümleri bağımlılık oluşturmadan geliştirip üreteceğimiz yol haritalarını belirleyip uygulamamız lazım."

Bayraktar, savunma ekosisteminde sektörel derinliğin oluşturulmasında özel firmaların sisteme dahil edilmesinde SAHA İstanbul gibi STK’ların kilit rol oynadığını dile getirdi. Konuşmasının sonunda SAHA İstanbul tarafından organize edilen SAHA EXPO Savunma Havacılık Uzay Sanayi Fuarı’nın 25-28 Mart 2020 tarihleri arasında gerçekleştirileceğini anımsatan Bayraktar, savunma ve havacılık sektöründe yerli ve yabancı çok önemli platform üreticileri ile alt sistem, komponent ve parça üreticilerinin bir araya geleceği sanayi ihtisas fuarı konseptindeki sistemin içinde olan ve olmak isteyen girişimcileri ve KOBİ’leri SAHA EXPO’ya katılmaya davet etti.

"Savunma sanayisinde yüzde 20’lerden yüzde 68’lere ulaşmış bir yerlilik oranımız var"
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır da Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nın detaylarını anlattı.

Milli teknoloji hamlesi ile Türkiye’de çok büyük bir teknoloji ekosisteminin hayat geçirildiğine dikkati çeken Kacır, "1500’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi, 150 binin üzerinde Ar-Ge çalışanı, 84 Teknopark’ı, 5 bin 400’den fazla teknoloji şirketi, 30 binden fazla tamamlanan 9 binin üzerinde devam eden Ar-Ge projesi ve yıllık 5 milyar dolarlık yüksek teknoloji ihracatı ile Türkiye, çok güçlü teknoloji ekosistemine sahip." ifadelerini kullandı.

Bu programla ilk kez Ar-Ge ve yatırım teşviklerim tek pencereden yöneteceklerini bildiren Kacır, odak sektörlerde yayınladıkları öncelikli ürün listelerine yönelik projelerde, girişimcilerin Ar-Ge’den yatırıma ve üretime tüm süreçleri öngörebilecekleri bir model ile destek mekanizmalarının çalışacağını belirtti.

Kacır, firmaların bu program kapsamında stratejik yatırım teşviklerinden yararlanabileceklerini dile getirerek, 50 milyon TL’nin üstündeki projelerin ise bu program kapsamında kamuoyunda "Süper Teşvik" olarak bilinen proje bazlı yatırım teşviklerinden yararlanabileceğini vurguladı. Milli teknoloji hamlesi hazırlanırken Türkiye’nin avantajlarının, sahip olduğu potansiyelin fırsatların ve risklerin detaylı bir şekilde analiz edildiğinin altını çizen Fatih Kacır, başkalarının planlarını taklit etmek yerine kendi yol haritalarını hazırladıklarını kaydetti.

Türkiye’nin milli teknoloji hamlesinde öncelikli hedefinin ülkemizin tam bağımsızlığı için stratejik önem taşıyan ürünlerin, yerli ve milli olarak geliştirilmesi ve üretilmesi olduğunu belirten Kacır, sözlerine şöyle sürdürdü:

"Tam bağımsızlıktan bahsettiğimizde savunma sanayi ilk sırada geliyor. Savunma sanayi deyince de SAHA İstanbul ve SAHA İstanbul üyelerinin başarısı aklımıza geliyor. Savunma sanayisinde yüzde 20’lerden yüzde 68’lere ulaşmış bir yerlilik oranımız var. Bugünkü dünyada sadece savunma sanayi ile tam bağımsızlıktan söz etmek mümkün değil. Sağlık teknolojilerinden enerji, gıda, finans teknolojilerine kadar teknolojinin bütün alanlarında kritik bileşenleri, yerli ve milli olarak üretmeden, ekonomide tam bağımsızlıktan bahsetmek mümkün değil."

Kacır, SAHA İstanbul üyelerinin de içinde bulunduğu firmaların firmalardaki mühendislerin, teknisyenlerin bütün çalışanların ve binlerce insanın ortak katkısıyla milli teknoloji hamlesinde bugüne kadar çok büyük başarılar elde ettiklerini aktardı. Bu başarılar sayesinde Türkiye adına önemli sonuçlar elde ettiklerini dile getiren Kacır, "Barış Pınarı Harekatı’nı bütün dünyayı şaşırtacak bir başarı hikayesiyle gerçekleştirmiş olduk. Hem sahada kazandık hem de sahadaki başarı sayesinde masada kazandık." ifadelerini kullandı.

Tam bağımsız Türkiye için teknoloji tekellerine karşı tedbirlerini sıklaştıracaklarını vurgulayan Kacır, "Küresel teknoloji tekellerinin bize ve bizim gibi ülkelere yönelik ne düzeyde tehditler oluşturabildiğinin farkındayız. İnşaallah bunlara yönelik tedbirlerimizi sıklaştıracak mümkün olanlarına yerli alternatifler getireceğiz. Yerli ürün alternatiflerini kısa dönemde ortaya çıkaramayacak olduklarımıza da alternatif yöntemler, yollar uyguluyor olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

İHA’lar en güzel örnek
Türkiye’nin başlattığı tersine beyin göçü programına da değinen Kacır, lider araştırmacılar için Türkiye'yi cazibe merkezi haline getireceklerini kaydetti. Stratejik alanlardaki yerlileştirme çalışmalarında dünyadaki paradigma kırılmalarının doğru analiz edilmesinin başarıdaki önemine de değinen Kacır, şu ifadeleri kulllandı:

"En iyi örneklerden bir tanesi İHA’lar. Dünyada yaygınlaşırken eş zamanlı olarak İHA’ların Türkiye’de de yerli kaynaklarımızla geliştirilmesi bir başarı hikayesi. Paradigmanın kırıldığı noktada doğru zamanda doğru adımı attığımızda nasıl bir başarı yakaladığımızı görmüş olduk. Bu aslında sivil sektörlerde de çok farklı değil. Çok hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümün bizatihi kendisi bizim gibi bir kaç adım geriden gelen ülkeler için fırsatlar yaratıyor"

Kacır, Otomobil dünyasında da hızlı bir değişim yaşandığına dikkati çekti. Bu dönemin Türkiye’nin yerli otomobil markasını yaratmasında fırsatlar sunduğunu belirten Kacır, yerli otomobilin üretiminde son aşamaya gelindiğini anlattı. Kacır, "Önümüzdeki ay içerisinde Cumhurbaşkanımız yerli otomobilin ön prototipini kullanmış olacak." ifadelerini kullandı.


1 Kasım 2019 Cuma

Rusya tüm ülkenin internet bağlantısını kesecek

Rusya bu hafta içerisinde, dijital olarak dünyanın geri kalanıyla bağlantısının kopması durumunda altyapısının nasıl çalışacağını test etmek için kısa bir süreliğine küresel internet ağından çıkmaya hazırlanıyor.


Olası bir saldırı durumunda ulusal internet bağlantısını kaybetmemek ve ulusal verileri yurt dışına göndermek istemeyen Rusya, ülkenin küresel internet ağı ile bağlantısını kesip dünyanın geri kalanından izole edilmiş bir iç ağ sistemi olan RuNet'i test edecek.

Ülkenin federal iletişim ajansı Roskomnadzor, genel iletişimlerin izlenmesi ve kontrol edilmesi için bir merkez kurdu ve 1 Kasım'dan başlayarak projenin başlaması için gerekli teçhizatı kurmaya başladı.

Roskomnadzor'dan yapılan açıklamada, "28 Ekim Pazartesi günü, hükümet, İnternet ve kamu iletişim ağlarının istikrarlı, güvenli ve bütünsel bir şekilde çalışmasını sağlamak için alıştırmalar yapılması konusundaki hükümleri onayladı. Tatbikatlar federal ve bölgesel seviyelerde yapılacak." ifadelerine yer verildi.

İÇERİĞİN RUSYA DIŞINA ÇIKMASI ENGELLENECEK

Yasa tasarısının ilk haline göre Rusya'nın yabancı bir saldırı sonucu dünyanın geri kalanıyla internet bağlantısının kesilmesi takdirinde Rus internet sağlayıcılarının Runet'in bağımsızlığını sağlaması öngörülüyor.

Ayrıca Rus telekom şirketlerinin, bütün Rus internet trafiğini Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişimi Denetleme Kurumu (Roskomnadzor) tarafından onay verilen ya da yönetilen noktalara yöneltecek teknik uygulamaları devreye sokması gerekecek.

RUS İNTERNET TRAFİĞİNE ZARAR VEREBİLİR

İnternet sağlayıcıları yasanın amaçlarına katılsa da teknik açıdan deneyin gerçekleştirilmesinin Rusya'nın internet trafiğine ciddi zarar verebileceği görüşünde.