Kuantum üstünlüğünün öncüsü Sycamore bilgisayarı nasıl çalışıyor? İşte yanıtı
Bilim insanları en sonunda kuantum üstünlüğüne ulaştıklarını ilan etti. Bu, endüstri için dünyayı değiştirebilecek bir dönüm noktası.
Ancak bu ilan bir yandan da kafa karışıklıklarını ve tartışmaları beraberinde getirdi. Kuantum bilgisayarlar dünyaya derin ve yeni bir bilgi işleme gücü sunsa da, bunu nasıl yaptığını hem anlamak hem de değerlendirmek son derece karmaşık bir iş.
Bu önemli başarı, uzun süredir devam eden söylentilere konu olan ve en sonunda saygın hakemli bilim dergisi Nature'de yayımlanan makaleyle aydınlığa kavuştu. Böylece tüm dünya nihayet Google’ın "kuantum üstünlüğü"yle ne kastettiğini tüm boyutlarıyla inceleme imkanına kavuştu: İddia ne kadar sağlam ve bundan sonra neler olacak?
İşte söz konusu buluşla ilgili bilmeniz gereken her şey...
Kuantum üstünlüğü nedir?
İlk olarak 2012'de ortaya atılan bu ifade çok spesifik ama tanımlamak için biraz karmaşık olan bir konuya referans veriyor. Kuantum üstünlüğü, bir kuantum bilgisayarın klasik bilgisayarların yapmasının mümkün olmadığı bir işlemi başardığı ana deniyor.
Bu noktaya ulaşmak, bilim insanlarının onlarca yıldır dile getirdiği bir iddiayı kanıtlayacağı için önemliydi: Verileri işlemenin tamamen yeni ve çok gelişkin bir yöntemine imkan sağlayacak, yepyeni bir bilgisayar türü üretilebilir. Bu da zamanı geldiğinde dünyayı değiştirebilir.
Ancak bunun sadece bir kilometre taşı olduğunu unutmamak önemli: Gerçek yolculuk daha yeni başlıyor ve daha yapılması gereken muazzam miktarda çok şey var. Kuantum üstünlüğüne ulaşma ihtimali, nihai hedef olduğu için değil, gerçekten kullanılabilir kuantum bilgisayarlar üretme süreci için ifade ettikleriyle bilim insanlarını heyecanlandırıyor.
Bu söz öbeği, aynı zamanda pek çok sebeple eleştiriliyor. Eleştiren araştırmacıların arasında ifadeyi ilk kullanan John Preskill de yer alıyor. Preskill bu kavramın, kuantum bilgisayarları kavrayışımıza gereksiz bir heyecan katabileceğini ve "beyaz üstünlüğünün" talihsiz bir yankısı olabileceğini belirtiyor.
Dahası, bu denemenin önemi de tartışma konusu. Bu kısmen, kuantum üstünlüğüne tam olarak ne zaman ulaşıldığını söylemenin zorluğundan kaynaklanıyor. Zira araştırmacılar, yapılması gereken herhangi bir işlemin, aslında başından beri klasik bir bilgisayarda da tamamlanabileceğini keşfedebilir.
Kuantum bilgi işlemi nasıl çalışır?
Bir kuantum bilgisayarın nasıl çalıştığını anlamak için öncelikle mevcut bilgisayarların nasıl çalıştığını anlamak gerekiyor. Cebinizdeki akıllı telefondan masanızdaki bilgisayara (bilgisayarların kullanıldığı diğer tüm yerlerde de) klasik bilgi işleme yaklaşımı kullanılıyor. Bu yaklaşım yıllardır işini sağlam yapıyor ancak kuantum bilgisayarlar, bunların yerini almazsa bile boy ölçüşebilir.
Klasik bir bilgisayarın hafızasındaki her şey bir dizi "bit"le ifade ediliyor ve bu da ikili sayı sistemiyle çalışıyor. Bitler 1 ya da 0, yani ya açık ya da kapalı olabiliyor. Her gün kullandığımız bilgisayarlarda bu "bit"ler, engin ve karmaşık bilgi işleme sistemlerinde birleşiyor, diziliyor ve bu dizinin temsil ettiği veriler analiz ediliyor.
Bir kuantum bilgisayarsa "bit"ler yerine "kubit"lerle çalışıyor. Kubit sadece açık ya da kapalı olan ikili bir sistemi değil, bir dizi farklı ara durumu da kapsayan farklı değerler taşıyabiliyor. Bilim insanları, kuantum mekaniğinde tanımlanan, alışılmışın dışındaki fiziksel davranışları kullanarak daha karmaşık ve böylece daha güçlü seviyede çalışan kuantum bilgisayarları üretebilir.
Tıpkı klasik bir bilgisayardaki gibi kubitler de bir sistemde toplanabiliyor ve işlemleri gerçekleştirmek için kullanılabiliyor. Kuantum bilgisayarlar; bir araya geldiklerinde kuantum devrelerini ortaya çıkaran bir dizi kuantum mantık kapısından oluşuyor.
Anlaşılması neredeyse imkansız ve çok daha uzun bir açıklaması da bulunan bir dizi süreç sonucunda, bu çeşitli garip fiziksel olaylardan yararlanan ve bunları işlemleri yürütmek için kullanan kuantum bilgisayarlara ulaşıyoruz.
Teorik çerçevede kuantum bilgisayarların ve onların getirdiği yepyeni yaklaşımın, bilim insanlarına bu işlemleri yeni yöntemlerle ve çok daha hızlı yapmasına imkan tanıması gerekiyor. Bu da bizi kuantum üstünlüğüne ve onun ardından gelecek başka birçok olanağa götürüyor.
Google'ın kuantum bilgisayarı "Sycamore" nedir?
Google bunun üzerine çalışan tek şirket değil. Ancak büyük başarısı, bu karmaşıklığı, işleyen bir kuantum bilgisayara dönüştürmesinde yatıyor. Başarıya ulaşan yonga (çip), Google’ın ilk denemesi değildi; yapılması çok muhtemeldi ve belki de zaten kullanılıyordu. Ancak kuantum bilgi işleminde muhtemelen ilk büyük dönüm noktası olduğu için, tarihe de geçecek.
Sycamore yongası, 54-kubitlik bir işlemci. Görece sınırlı olması, bu başarının pratikte kullanışlı olmamasının pek çok nedeninden biri. Araştırmacılar, onu gerçek bir teste tabi tutup kuantum bilgi işlemine dair hayallerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görmeden önce 100 ve hatta 200 kubitlik sistemler geliştirmek istiyor.
Buluşu önemli kılansa bilgisayarları oluşturan mantık kapılarının yüksek güvenilirliğe ve hıza sahip olması. Bilim insanları bu sistemin çalıştığı hassasiyeti ön plana çıkarıyor; Google'ın böyle bir duyuru yapabilmesine imkan tanıyan da bu.
Kuantum üstünlüğü kanıtlamak için gerçekleştirilen işlemin gerçek çıktısı görece basit: Sadece rastgele sayılar oluşturuyor. Aslında böyle bir başarıyı sağlayan, arka plandaki işleyiş oldu. Kullanılan algoritmanın klasik bilgisayarda benzer bir çıktıya ulaşması binlerce yıl alabilecekken, Google'ın Sycamore bilgisayarında sadece 200 saniye sürdü.
(Andrew Griffin / Independent, çeviri: Umut Can Yıldız / Independent Türkçe)
Yazılım, Bilişim ve Teknoloji Sektörü
Software Development Team
Computer Science / Computer Engineering
Coding is like plugging puzzle pieces together
Anyone Can Build Apps That Impact the World
Düşün, tasarla, kodla...
STEM+A - Science(Fen), Technology(Teknoloji), Engineering(Mühendislik), Mathematics(Matematik), Art(Sanat)
27 Ekim 2019 Pazar
19 Ekim 2019 Cumartesi
OYUN SEKTÖRÜ NEREYE GİDİYOR?
Oyun her zamankinden daha da fazla eğlence sektörünün kalbinde. Tüketicilerin oyunlarla etkileşimi gün geçtikçe değişiyor. Bu durum sadece daha fazla etkileşim yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda tamamen yeni bir oyun meraklıları segmenti oluşmasını da sağlıyor. Dünya genelinde artık 2,5 milyardan fazla oyuncu var. Hepsinin bu yıl içerisinde yaptıkları ve yapacakları harcamaları topladığımızda, geçen seneye oranla %9,6’lık bir artışla toplamda 152,1 milyar Amerikan dolarına ulaşıyor.
2019’da konsol, %13,4’lük bir artışla 47,9 milyar Amerikan dolarına yükselerek senenin en hızlı büyüyen segmenti oldu. Bu, konsol oyunlarındaki büyümenin mobil oyunlardaki büyümeyi geride bırakacağını gösteren ikinci sene olacak. Geçen sene Çin’deki yasal değişikliklerin etkisi ve küresel gişe rekorları kıran yeni bir oyunun olmaması, mobil oyunlar için büyümenin yavaşladığı sinyallerini verdi. Bunun yanı sıra, yeni nesil konsollara yönelik artan antipatinin de yılın ikinci yarısında da piyasayı iyice yavaşlatabileceği öngörülüyor.
Bu esnada, mobil oyunlar (akıllı telefon ve tablet), 2019’daki en büyük segment olmaya devam ederken, yıllık %10.2’lik bir artışla küresel oyun pazarının %45’ini 68.5 milyar dolara çıkardı. Bunun 54.9 milyar dolarlık kısmını ise akıllı telefonlarda oynanan oyunlar oluşturuyor. Bilgisayar (PC) oyunları ise hem en küçük hem de en yavaş büyüyen segment olarak yıllık %4’lük bir artışla 35.7 milyar Amerikan doları seviyesine çıktı. Segmentin boyutunun küçük olmasına rağmen, PC’nin bugün bile oyun pazarındaki ana inovasyon unsuru olduğu su götürmez bir gerçek. Öyle ki, Battle Royale ve MoBA (Multiplayer Online Battle Arena) gibi şu an trend olan çoğu oyun türünün kökeni, PC oyunlarında oyuncuların yarattığı mod’lara dayanmaktadır.
2019’da Oyun Sektöründeki 1 Numaralı Pazar: Amerika
2019’da Amerika, oyun pazarından elde ettiği gelirlerle Çin’i tahtından ederek oyun sektörünün 1 numaralı pazarı haline geldi. Amerika oyun pazarının, konsol oyunlarından elde ettiği gelirdeki +%13.9’luk artışla bu seneyi 36.9 milyar dolarla kapatacağı öngörülüyor. 18 milyar dolarlık bir gelirle konsol, Amerika pazarın %50’sini oluşturuyor. Bu esnada, Çin’de 9 ay devam eden lisanslama süreci boyunca çocukların mobil ekran başında geçirdikleri süre azaldı ve bu da 2019’da Çin’in pazarda geri düşmesine yol açtı. Yayıncılar bu yeni lisanslamadan dolayı pazara yeni oyunlar sokarken beklemek durumunda kalıyorlar fakat daha önceden yayınlanmış olan oyunlardan da para kazanmaya devam ediyorlar, bu da Çin oyun pazarındaki büyümeyi fazlaca etkiliyor. Japonya, Güney Kore ve Almanya da 2019’da elde ettikleri oyun gelirleriyle ilk beş market arasına girdi.
Global Oyun Pazarı Büyümeye Devam Ediyor
Oyun pazarının 2022 yılına kadar tüm dünyada 196 milyar Amerikan dolarına yükselmesi beklenirken, 2018 ike 2022 yılları arasında sektör hacminin %9.0 oranında artacağı tahmin ediliyor. Bu artışın en büyük kahramanı 2022 yılına kadar 79.7 milyar Amerikan doları gelir elde edeceği düşünülen akıllı telefonlar. Cep telefonu hala dünyanın en hızlı büyüyen oyun pazar segmenti olmasına rağmen, Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya gibi olgun pazarlarda bu büyüme yavaşlıyor. Güneydoğu Asya, Hindistan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi gelişmekte olan pazarlar ise bu sene segmentin büyümesine en çok katkı sağlayacak olan ülkeler. Bunlarla birlikte, birden fazla platformda yer alan popüler oyunlar, daha fazla akıllı telefon kullanıcısı ve 5G ağlarının piyasaya sürülmesi hem mobil donanım hem de mobil internet altyapısındaki iyileştirmeler gibi birçok faktör bu büyümeye katkıda bulunuyor.
Konsol segmentinde ise elde edilen gelirle 2022 yılına kadar 61.1 milyar Amerikan dolarına ulaşacağı düşünülürken, yeni nesil Xbox ve PlayStation konsollarının yakın zamanda piyasaya sürülmesiyle tüketici harcamalarının donanıma kayması ve oyunlardan elde edilen gelirlerin 2019’un ikinci yarısından 2021’e kadar bir miktar düşebileceği öngörülüyor. Bunun yanı sıra, pazarda büyük bir payı olan Switch kullanıcılarının yeni Switch’lerin piyasaya sürülmesi ile yapacakları alımlar da pazara büyük katkı sağlayabilir.
Mobil oyun gelirlerindeki büyümenin önümüzdeki yıllarda PC’deki büyümeyi geride bırakarak, 2022 yılına doğru daralan bir PC pazar payına neden olması beklenirken, konsolun pazar payının nispeten durağan kalmasıyla mobil, konsolun gelir artışını da geride bırakabilir.
https://blog.itucekirdek.com/oyun-sektoru-nereye-gidiyor/
2019’da konsol, %13,4’lük bir artışla 47,9 milyar Amerikan dolarına yükselerek senenin en hızlı büyüyen segmenti oldu. Bu, konsol oyunlarındaki büyümenin mobil oyunlardaki büyümeyi geride bırakacağını gösteren ikinci sene olacak. Geçen sene Çin’deki yasal değişikliklerin etkisi ve küresel gişe rekorları kıran yeni bir oyunun olmaması, mobil oyunlar için büyümenin yavaşladığı sinyallerini verdi. Bunun yanı sıra, yeni nesil konsollara yönelik artan antipatinin de yılın ikinci yarısında da piyasayı iyice yavaşlatabileceği öngörülüyor.
Bu esnada, mobil oyunlar (akıllı telefon ve tablet), 2019’daki en büyük segment olmaya devam ederken, yıllık %10.2’lik bir artışla küresel oyun pazarının %45’ini 68.5 milyar dolara çıkardı. Bunun 54.9 milyar dolarlık kısmını ise akıllı telefonlarda oynanan oyunlar oluşturuyor. Bilgisayar (PC) oyunları ise hem en küçük hem de en yavaş büyüyen segment olarak yıllık %4’lük bir artışla 35.7 milyar Amerikan doları seviyesine çıktı. Segmentin boyutunun küçük olmasına rağmen, PC’nin bugün bile oyun pazarındaki ana inovasyon unsuru olduğu su götürmez bir gerçek. Öyle ki, Battle Royale ve MoBA (Multiplayer Online Battle Arena) gibi şu an trend olan çoğu oyun türünün kökeni, PC oyunlarında oyuncuların yarattığı mod’lara dayanmaktadır.
2019’da Oyun Sektöründeki 1 Numaralı Pazar: Amerika
2019’da Amerika, oyun pazarından elde ettiği gelirlerle Çin’i tahtından ederek oyun sektörünün 1 numaralı pazarı haline geldi. Amerika oyun pazarının, konsol oyunlarından elde ettiği gelirdeki +%13.9’luk artışla bu seneyi 36.9 milyar dolarla kapatacağı öngörülüyor. 18 milyar dolarlık bir gelirle konsol, Amerika pazarın %50’sini oluşturuyor. Bu esnada, Çin’de 9 ay devam eden lisanslama süreci boyunca çocukların mobil ekran başında geçirdikleri süre azaldı ve bu da 2019’da Çin’in pazarda geri düşmesine yol açtı. Yayıncılar bu yeni lisanslamadan dolayı pazara yeni oyunlar sokarken beklemek durumunda kalıyorlar fakat daha önceden yayınlanmış olan oyunlardan da para kazanmaya devam ediyorlar, bu da Çin oyun pazarındaki büyümeyi fazlaca etkiliyor. Japonya, Güney Kore ve Almanya da 2019’da elde ettikleri oyun gelirleriyle ilk beş market arasına girdi.
Global Oyun Pazarı Büyümeye Devam Ediyor
Oyun pazarının 2022 yılına kadar tüm dünyada 196 milyar Amerikan dolarına yükselmesi beklenirken, 2018 ike 2022 yılları arasında sektör hacminin %9.0 oranında artacağı tahmin ediliyor. Bu artışın en büyük kahramanı 2022 yılına kadar 79.7 milyar Amerikan doları gelir elde edeceği düşünülen akıllı telefonlar. Cep telefonu hala dünyanın en hızlı büyüyen oyun pazar segmenti olmasına rağmen, Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya gibi olgun pazarlarda bu büyüme yavaşlıyor. Güneydoğu Asya, Hindistan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi gelişmekte olan pazarlar ise bu sene segmentin büyümesine en çok katkı sağlayacak olan ülkeler. Bunlarla birlikte, birden fazla platformda yer alan popüler oyunlar, daha fazla akıllı telefon kullanıcısı ve 5G ağlarının piyasaya sürülmesi hem mobil donanım hem de mobil internet altyapısındaki iyileştirmeler gibi birçok faktör bu büyümeye katkıda bulunuyor.
Konsol segmentinde ise elde edilen gelirle 2022 yılına kadar 61.1 milyar Amerikan dolarına ulaşacağı düşünülürken, yeni nesil Xbox ve PlayStation konsollarının yakın zamanda piyasaya sürülmesiyle tüketici harcamalarının donanıma kayması ve oyunlardan elde edilen gelirlerin 2019’un ikinci yarısından 2021’e kadar bir miktar düşebileceği öngörülüyor. Bunun yanı sıra, pazarda büyük bir payı olan Switch kullanıcılarının yeni Switch’lerin piyasaya sürülmesi ile yapacakları alımlar da pazara büyük katkı sağlayabilir.
Mobil oyun gelirlerindeki büyümenin önümüzdeki yıllarda PC’deki büyümeyi geride bırakarak, 2022 yılına doğru daralan bir PC pazar payına neden olması beklenirken, konsolun pazar payının nispeten durağan kalmasıyla mobil, konsolun gelir artışını da geride bırakabilir.
https://blog.itucekirdek.com/oyun-sektoru-nereye-gidiyor/
Türkiye'de kaç kişi Whatsapp kullanıyor? İşte şaşırtan sonuç
Türkiye'de kaç kişinin Whatsapp kullandığı vatandaşlar tarafından merak ediliyordu. İşte ülkemizde Whatsapp kullanan kişi sayısı...
Popüler mesajlaşma uygulaması Whatsapp'ı Türkiye'de 43 milyon 464 bin mobil kullanıcının kullandığı belirlendi.
En yüksek kullanıcı sayısına sahip mobil uygulamaların başında gelen popüler mesajlaşma uygulaması Whatsapp, Türkiye'de 43 milyon 464 bin mobil kullanıcı tarafından kullanılıyor.
İnternet ölçüm ve araştırmalarını yapan Gemius, Eylül 2019 verilerine göre Türkiye'de en yüksek mobil kullanıcı sayısına sahip uygulamaların listesini çıkardı. Yapılan araştırmaya göre 43 milyon 464 bin tekil gerçek kullanıcısı bulunan Whatsapp, en çok kullanıcıya sahip uygulama oldu. Whatsapp’ı telefonunda aktif olarak kullananların, 49 milyon 900 bin olan toplam mobil kullanıcı sayısına oranı ise yüzde 87,1
Popüler mesajlaşma uygulaması Whatsapp'ı Türkiye'de 43 milyon 464 bin mobil kullanıcının kullandığı belirlendi.
En yüksek kullanıcı sayısına sahip mobil uygulamaların başında gelen popüler mesajlaşma uygulaması Whatsapp, Türkiye'de 43 milyon 464 bin mobil kullanıcı tarafından kullanılıyor.
İnternet ölçüm ve araştırmalarını yapan Gemius, Eylül 2019 verilerine göre Türkiye'de en yüksek mobil kullanıcı sayısına sahip uygulamaların listesini çıkardı. Yapılan araştırmaya göre 43 milyon 464 bin tekil gerçek kullanıcısı bulunan Whatsapp, en çok kullanıcıya sahip uygulama oldu. Whatsapp’ı telefonunda aktif olarak kullananların, 49 milyon 900 bin olan toplam mobil kullanıcı sayısına oranı ise yüzde 87,1
14 Ekim 2019 Pazartesi
Endüstri 4.0 yolunda; ERP köprüsü
İşletmelerin insan kaynaklarını, fiziksel kaynaklarını ve finansal kaynaklarını bir araya getirerek uçtan uca etkin biçimde yönetilmesini sağlayan sistem ve yazılımlar bütünü ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) kullanımı Türkiye’de ciddi bir ivme kazandı. Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Dönüşümü ile birlikte ERP pazarı da hızla büyüyor. Biz de Türkiye ERP pazarını,ERP Komitesi Koordinatörü M. Göker Sarp ile konuştuk.
ERP (Enterprise Resource Planning- Kurumsal Kaynak Planlama), işletmelerin kaynaklarını (insan kaynakları, fiziksel kaynaklar, finansal kaynaklar) bir araya getirir; uçtan uca yönetilmesini ve verimli olarak kullanılmasını sağlar. Bu amaçla geliştirilmiş sistem ve yazılımların genel adıdır. Bir ERP yazılımı işlem yapabilmek için bilgisayarın çeşitli yazılım ve donanımlarını kullanır. ERP sistemleri asıl olarak değişik verilerin saklanabildiği bütünleşik bir veritabanını kullanmaktadır. ERP sistemleri müşteri siparişlerinin alındığı, finansın gönderdiği fatura bilgilerinin toplandığı yerdir. Üretimin sürdürülmesi için plan yapılacak, burada ERP’nin açılımı “Enterprise Resource Planning”dir; esasen yapılan işin yöntemidir. Planlamaya veri sağlayan bu altyapı yazılım ile birlikte birçok donanımın da dâhil olduğu çok bileşenli bir yapıdır. Fayda ölçeği: ERP projeleri hızlı ve büyük ölçekli faydalar sağlar. Faydalar maliyet tasarrufundan, verimlilik artışına kadar uzanır. Bu arada işletme yönetimi çok daha etkili ve hızlı bir karar mekanizmasını kazanmış olur. Zaten ERP ile ulaşılmak istenen temel amaç, işletmenin verilerini bir araya getirerek bunları karara dönüştürecek anlamlı sonuçlara ulaşmaktır. Kurumsal Kaynak Planlama: KKP (ERP), işletmenin tüm kaynaklarını birleştirip verimli olarak kullanılması için tasarlanmış sistemlerdir. Sistemleri bir işletmenin tüm veri ve işlemlerini bir araya getirmeye yardımcı olan, kullanımı kolay bir yapı olarak anlamalıyız. KKP (ERP) sistemleri iki veya daha fazla yazılımı bir araya getirerek bir yazılım halinde de kullanılabilir; bunlara KKP yazılım paketleri denir. ERP doku zenginliği: ERP işletmenin farklı iş tiplerini, faaliyetlerini yönetmelerini sağlayan değişik yazılım modüllerini tek bir veritabanı altında toplayan bir yapıdır. Bir ERP yapısı içinde genelde bağımsız olarak çalışan şu uygulamalar bulunmaktadır: • Üretim Yönetimi • Finans Yönetimi • Malzeme Stok Yönetimi • Satış Yönetimi • Müşteri İlişkileri Yönetimi • İnsan Kaynakları Yönetimi • Bütçe Yönetimi • Dış Ticaret Yönetimi • Kalite Yönetimi • Bakım Yönetimi • Satış Sonrası Hizmetler • İş Zekâsı Kurumsallaşma: ERP yazılımına geçiş önce işletmenin kendisini tanımlama böylece tüm iş ve süreçlerini tanımlaması anlamına geldiğinden işletme süreçlerini standardize ederek basitleştirir ve kolaylaştırır. İşletmenin maliyetlerinin azalmasını ve zamanı verimli kullanmasını sağlayan da budur. • İşletmenin tüm departmanları birbirine bağlanır. • Departmanlar ve süreçler arası uyum yakalanır. • İşletmenin sözlü iş şekilleri sayılara, verilere ve raporlara dönüşür. • Yönetim kararları objektif olur. Sonuç yerine: Dünya ve Türkiye “Dijital dönüşüm” yaşıyor. Endüstriyel üretim süreçleri ve tüm ticari süreçler değişiyor. Sanayi 4.0 ve Toplum 5.0 hedefine yürüyüş şekilleniyor. Bilgi en değerli sermaye haline geldi fakat yönetilemeyen bilgi “bilgi” sayılmıyor. Kurumsallaşmamış işletmeler dijital dönüşüm sürecinin dışına düşüp yokolma riski altında bulunmaktadır. ERP kurumsallaşmanın dijital altyapısıdır; özellikle günümüzde KOBİ ölçeği işletmelerin kurumsallaşmasında “can simidi” olarak görülmelidir. ERP Komitesi Koordinatörü M. Göker Sarp ile ERP Sistemeleri ve Uygulamaları üzerine konuştuk.
KobiEfor: ERP Komitesi’ni kısaca anlatır mısınız?
Göker Sarp: ERP Komitesi 13 Şubat 2012 yılında ERP Kullanıcıları, ERP Üreticileri ve Hizmet Sağlayıcıları, Yönetim Danışmanları ve Akademisyenler ile ERP medyasından oluşan ve ERP konusuna odaklanmış marka bağımsız deneyim paylaşımı platformu olarak kuruldu. 2019 yılı itibariyle faaliyet gösterdiği 15 ilde toplam 15.000 üye sayısına ulaştı. ‘Kurumsal Dönüşüm Platformu’nda ERP alanına odaklı bir komite olarak çalışmalarına devam etmektedir. ERP Komitesi kurumsal dönüşüm süreçlerinde başvurulan en donanımlı platform ve saygın bir referans kaynağı olma vizyonuna uygun olarak farkındalık yaratmak ve kurumlara bu süreçlerinde destek verme amacıyla seminerler düzenler, farkındalık aktiviteleri yapar, yayın ve rehber üretir, firmalarda mevcut durum analizi yapar, sektörel raporlar oluşturur, gönüllü danışmanlık ve koçluk yapar, ERP’yi kullanan firmalarda stratejik etki analizi yapar ve firmalara dijital dönüşüme yönelik yol haritalarını oluşturmalarına yardım eder.
KobiEfor: Günümüzde küresel rekabette dijital dönüşüm tüm işletmeler için büyük önem taşıyor. İşletmelerin dijital dönüşüm sürecinde ERP’nin sağladığı faydalar nelerdir?
Göker Sarp: Organizasyonlar ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, kendilerinden daha hızlı değişen rekabetin etkisi karşısında varlıklarını sürdürmek için değişime ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde dijital dönüşüm tüm dünyada en çok yatırımın yapıldığı, hızlı gelişmelerin ve değişimlerin olduğu alan konumundadır. Başarılı bir dönüşüm için doğru zamanda, doğru yatırımların yapılması, aksatılmadan sürdürülebilmesi gerekiyor. Bu yeni dönemin omurgasında Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) sistemleri bulunuyor. Veri paylaşımı, dijital dönüşüm de esnek iletişimin bir parçası olarak, tabletler ve akıllı telefonlar aracılığıyla ERP’deki bilgilere kullanıcı-dostu bir şekilde erişilmesi gittikçe daha fazla önem kazanacaktır. Sezgisel göstergelere sahip olan ve tüm ekran boyutlarına rahatça uyan ERP çözümleri, mobil çalışma dünyasında işletmelerin anahtarı olacaktır. Sosyal işbirliği (müşteriler, tedarikçiler ve iş ortakları ile birlikte çalışma) her geçen gün daha da önem kazanmaktadır ve yeni nesil ERP çözümleri de sosyal işbirliği olanaklarını da sağlayabiliyorlar. Dijital dönüşüm, bir defalık bir proje değil, sizin için uzun bir yolculuktur. Bu yolculuk sırasında işletmelerin birbiriyle bağlantılı olduğu dünya büyüdükçe, yeni süreçlere, iş akışlarına, veri ağlarına gerçek zamanlı olarak entegre olmanız gerekecektir. ERP yazılımınız esnek üretim yönetimi seçenekleriyle yolculuğunuz sırasında size fayda sağlayacaktır. Yeni nesil ERP çözümleri, MES çözümleri ile çok daha etkin bir şekilde çalışabiliyor. Bu üreticiler için oldukça önemli, çünkü büyümekte olan üreticilerin MES sistemleri ile tesisleri ve tesislerdeki birden fazla üretim alanını efektif şekilde ve merkezi olarak yönetebilmeleri gerekiyor; ERP sistemleri imalat uygulama sistemleri (MES) ile tamamen entegre olarak hammaddelerin, ürünlere dönüşümünü anlık olarak izleyebilmektedir. Bu da iş süreçleriyle üretim hatlarını bütünleştirmek için ihtiyaç duyulan esnekliktir.
KobiEfor: Bir işletme neden ERP kullanmalı? ERP çözümlerinin işletmelere kazandırdığı avantajlar nelerdir?
Göker Sarp: ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri bilginin akışını kolaylaştıran, farklı iş birimlerinde gelen verileri merkezi olarak yönetmenizi sağlayan bir bilgi sistemidir. Tüm şirketler kısa veya uzun vadede büyümek isterler, ERP sistemleri daha düzenli ve daha az sancılı olarak büyümenize imkân sağlar. Modern ERP’ler modüller olarak yapılandırılmıştır, ‘Müşteri Kaynakları Yönetimi (CRM), Finansal Muhasebe, İnsan Kaynakları Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi ve Satın Alma’ gibi birçok fonksiyonu içerir. Böylece şirketinizin ihtiyaç duyduğu modülleri her zaman uygulayabilirsiniz ve firmanız büyürken ERP’nize yeni özellikler ekleyebilirsiniz. ERP’ler şirketinize ne sağlar? ERP’ler karar verme sürecinizi geliştirir. ERP sistemleri, şirket yöneticilerinin karar verme sürecini iyileştirmek için raporlanabilen ortak ve merkezi bir veritabanı oluşturur. ERP’ler verimliliğinizi artırır. Henüz bir ERP çözümüne sahip olmayan şirketlerin departmanlarında birbirinden bağımsız olarak kayıtlar ve raporlar yinelenir. ERP'ler bu tekrarlamaları büyük ölçüde azaltmayı sağlar. Eskiden manuel olarak yapılan ve tekrar eden görevleri otomatikleştirerek, hataları azaltacaktır (veri girişi gibi bazı manuel işlemler yine de gerekli olacağından tamamen ortadan kaldırılamamaktadır). Bu sayede çalışanlar daha üretken görevlere odaklanabilirler. ERP’ler izlenebilirlik sağlar. ERP sistemleri, hammadde girişinden bitmiş ürünün müşterilere teslim edilmesine kadar geçen sürecin tamamında izlemeyi sağlar ve kolaylaştırır. ERP’ler maliyetleri düşürmenize yardımcı olur. Elde edilen yüksek verimlilik, hataların ve yinelenen görevlerin azaltılması işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı olur. ERP’ler değer zincirinin diğer üyeleriyle entegrasyon sağlar. Artık ERP’ler değer zincirinin diğer üyeleri olan müşteriler ve tedarikçileri de sisteme ekleyerek şirketin sınırlarını aşmaya başladı. CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) ve SCM (Tedarik Zinciri Yönetimi), ERP sistemlerinin geleneksel sınırları dışındaki müşterilerin ve tedarikçilerin organizasyonunu ve entegrasyonunu sağlar. İşletmeler arasında işbirliği kültürü geliştirir. ERP’ler iletişimi artırır. ERP sistemleri, şirketteki departmanları bütünleştirerek, departmanlar arasındaki bilgi engellerini ortadan kaldırır. ERP’ler uzun vadede performans artışı sağlar. Kurumsal Kaynak Planlaması’nın uygulanmasıyla elde edilen performans artışı ile yatırım geri dönüşü sağlanır. ERP’ler veri güvenliği sağlar. Bir ERP sisteminin en büyük avantajlarından biri de veri güvenliğidir. ERP çözümleri, verilerinizin güvenliğini sağlamak için kontrollere sahiptir. ERP’lere yüksek düzeyde veri güvenliğini sağlaması için yardımcı olan şey, tek bir giriş kanalı sağlamasıdır. Tek bir bilgi havuzuna sahip olmak şirketinizin verisinin doğruluğunu, tutarlılığını ve güvenliğini artırmaya da yardımcı olur. ERP'nin kullandığı veritabanı, bu kritik ve hassas verilerinizin merkezi olarak yedeklenmesini de sağlar. ERP’ler kalite ve müşteri ilişkilerini iyileştirmenize yardımcı olur. Günün sonunda, bir işletmenin endişe etmesi gereken en önemli şey, müşteri kazanımı ve korunmasıdır. Bir ERP’nin doğru bir şekilde uygulanması, müşteriye çok daha kısa sürede yanıt vermenizi sağlar. Müşteri bilgileri merkezileştirildiğinden satış ekibiniz hem ülke içinde hem de dışında müşteri ilişkilerini kurmaya ve sürdürmeye odaklanabilir. ERP’ler bilişim teknolojileri harcamalarını düşürür. Bir ERP sistemine sahip olmak, uygulama lisansı da dahil olmak üzere BT ile ilgili masrafları önemli ölçüde düşürebilir. Tek bir sistem kullanmak, son kullanıcılar için eğitim gereksinimlerini de düşürür, çünkü çok sayıda sistemle etkileşimde bulunmak yerine tek bir sistemi kullanmak yeterli olacaktır. Tek bir veri havuzuna sahip olan bir ERP sistemi ile istediğiniz zaman rapor ve analiz üretebilirsiniz. Bu sistemler, departmanlardaki işlevleri analiz etme ve karşılaştırma olanağı sağlar. Ayrıca kişiselleştirilmiş raporlar IT müdahalesine ihtiyaç duymadan kullanıcılar tarafından hızlıca oluşturulabilir.
KobiEfor: ERP’nin sektörel durumunu rakamlarla anlatır mısınız?
Göker Sarp: Genel olarak Türkiye’de ‘Kurumsal Yazılım’ pazarındaki en büyük payı Kurumsal Kaynak Planlama (ERP), Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve İş Zekası (BI) yazılımları alıyor. Ancak Türkiye’deki genel ‘Bilişim Teknolojileri’ pazarı halen yüksek oranda hardware’den oluşuyor. Önümüzdeki yıllarda bulut tabalı uygulamaların kullanımının artışı ile hardware pazarının yerini yavaş yavaş servis ve kurumsal yazılımlara bırakacağını varsayabiliriz. 80’li yılların başında başlayan bu serüvende öncelikle yazılımevleri yer aldı. Uzun bir süre ticari çözüm paketlerini oluşturarak yollarına devam ettiler. Türkiye entegre kurumsal çözümlerle ilk olarak 90’lı yılların başlarında yabancı MRP ve ERP çözümlerinin girişi ile tanıştı. Türkiye’nin dünya ekonomisi ile entegrasyonunun 2.000’li yılların başına kadar sınırlı kalması, henüz endüstri topluluğu yolculuğumuzun başlarında olmamız, Türkiye’deki mevcut dış kaynaklı sermayenin azlığı, firmaların ‘Kurumsal İş Çözümleri’ne kanalize ettikleri finansal kaynaklarının sınırlı olması, ERP gibi kurumsal sistemlerin Türkiye’de yaygınlaşmasını yavaşlatmış ve geciktirmiştir. Bu koşullara rağmen, yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı kurumsal iş uygulamalarının firmalara sağladığı katkılar ve alınan sonuçların duyulması ile 1994-1995 yıllarında holdingler ve çokuluslu firmalarla başlayan kurumsal yazılım projeleri, son yıllarda hızlanmış: Türkiye’de ERP kullanımının gelişimi özellikle 2010 yılından itibaren çok ciddi bir ivme kazanmıştır. Kurumsal Kaynak Planlama yazılımlarının (ERP) kullanım oranı (TÜİK verilerine göre) yüzde 20, ERP kullanan firmalarda İş Zekası (BI) ve Karar Destek Sistemlerinin kullanım oranı yüzde 6, Üretim Alanı Yönetimi (MES) sistemlerinin kullanım oranı yüzde 5 civarındadır. Bunların sonucu olarak da Türkiye’deki işletmelerin Toplam Ekipman Verimliliği (OEE) yüzde 50’li seviyelerdedir ve geliştirilmeye açıktır. IDC verilerine göre, Türkiye kurumsal uygulama yazılımları (EAS) pazarı 2017 yılında 315.85 milyon dolar seviyesine ulaştı ve halen (On-premise) geleneksel lisanslama yöntemi tercih ediliyor. Kurumsal kaynak yönetimi (ERM) yazılımları pazarı yüzde 54.5’lik bir paya ve Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) yazılımları pazarı, yüzde 20.9’luk paya sahip olarak ikinci en büyük EAS pazarı oldu. Kurumsal uygulama yazılımları (EAS) pazarı harcama büyümesi 2017 yılında Türkiye’de ivme kaybetti.
KobiEfor: ERP sektörünün 2020 ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?
Göker Sarp: ERP sektörünün 2020 yılından beklentisi zaman içinde artış gösterdi. 2018 ve 2019 yıllarında piyasa koşullarından dolayı ertelenen ve rafa kaldırılan projeler ile sıkışan bir ERP pazarı yaşadık. Pazarın büyüme ümitleri 2020 yılına kaldı. 2020 yılında, 2018 ve 2019 yılına göre yüzde 50’den fazla büyüme yakanlanmasını umut ediyoruz. Bununla bağlantılı olarak yeni projelerle birlikte istihdamın da artması beklenebilir. Herşeye rağmen bu yıl büyük umutlarla ERP pazarına giren yeni oyuncular da var, 2019 yılında hazırlıklarını tamamlayarak 2020 yılında pazara girecek olan oyuncular da. Sektörde danışman veya yazılımcı olarak çalışacak yetişmiş insan ERP sektörü için her zaman gerekli olan, kolay kolay da sağlanamayan ve derinden etkileyen bir faktör. Türkiye, kamuda ve özel sektörde e-dönüşüm, yani e-fatura, e-arşiv ve e-defter uygulamalarında iyi durumda. Devlet buna öncülük etti, yasal düzenlemeleri yaptı, bu sene de yeni uygulamaların geleceği ve 5 milyon TL sınırına çekileceği beklentileri hâkim. Bu sayede ERP pazarına da hareket gelebilir beklentisi var. Yazılım sektörü, Türkiye’nin taşıdığı potansiyele göre hâlen yeterince büyük değil. Kurumsal yazılım pazarının geleceğinde en önemli konulardan biri farklı yapılardaki verilerin paylaşımı ve entegrasyonu olacak. Bulut bilişim, SaaS, e-dönüşüm, IOT (Nesnelerin interneti), RPA (Robotik Proses Otomasyonu), Endüstri 4.0 gibi kavramlar gündemde kalmaya devam edecek ve etki alanları daha da genişleyecek ve Endüstri 5.0 konuşulmaya başlanacak. IDC tahminlerine göre, Türkiye kurumsal uygulama yazılımları (EAS) pazarının 2022 yılında 405 milyon dolarlık bir değere ulaşması bekleniyor. İş ortamı daha rekabetçi hale geliyor ve organizasyonlar verimliliklerini arttırmaya çalışıyorlar, bu nedenle, akıllı uygulamaların ön plana çıkmasıyla önümüzdeki yıllarda akıllı ERP’ye daha fazla odaklanılacak.
KobiEfor: ERP sektörünün sorunları ve çözüm önerileri nelerdir, sizin bu konuda Hükümet’ten beklentileriniz nelerdir?
Göker Sarp: ERP sektörünün temel sorunu ülkemizin kurumsal teknolojilere yaklaşımı ve farkındalık seviyesidir. Ondan sonraki sorunumuz ise her sektörün sorunlarından biri olan yetişmiş insan gücüdür. Kamunun e-dönüşüm sürecinde gösterdiği çaba ve sonucunda elde ettiği başarı, KOBİ’lerin de e-dönüşüm sürecine hızlı adapte olmasını sağladı. Kamunun e-dönüşüm sürecinde gösterdiği çabayı ‘Dijital Dönüşüm’ uygulamalarında da göstererek bu konuda KOBİ’lere öncülük etmesinin KOBİ’leri bu konuda adım atmaya motive edeceğini düşünüyorum. Türkiye de ‘Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Türkiye’ diyerek ‘Dijital Ekonomi’deki yerini almak için adımlarını atmaya başladı. Türkiye’de e-devlet uygulamalarını kullanan kişi sayısı 41 milyonu, Ar-Ge merkezlerinin sayısı 1.000 ’i geçti, tasarım merkezlerinin sayısı 300’e yaklaştı ve Teknopark sayısı da 81’i buldu. Türkiye’nin savunma sanayi, sağlık, otomotiv ve turizm stratejik sektörlerde sağladığı desteğin bir benzerini ERP yazılımında da sağlanması bekleniyor.
KobiEfor: ERP Komitesi’nin 2019-2020 yılı ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?
Göker Sarp: ‘Dijital Dönüşüm’ çalışma grubumuz vasıtasıyla dijital dönüşüm için farkındalık etkinlikleri düzenliyoruz. Bu etkinliklerde Dijital Dönüşüm ekibi kurmuş ve küçük uygulamalar da hayata geçirmiş firmalara yer verdiğimiz gibi, bu konudaki motivasyonun artırılmasını sağlayacak konuşmacılara da yer veriyoruz. Yakın zamanda bu etkinliklere ek olarak dijital dönüşüm yolculuğuna çıkmaya niyetlenen firmaların mevcut durumlarını yerinde inceleyip dijital dönüşüm olgunluk seviyelerini belirleyerek, yol haritalarını düzenlenmelerine destek olmaya başlıyoruz. ERP Komitesi olarak farkındalığı ve Türkiye’de ERP kullanım oranını artırma hedefimiz devam ediyor: 2015 yılında yüzde 20 olan, 2020’de yüzde 25 olacağı tahmin edilen ERP kullanımı oranının 2025 yılında yüzde 30 ve üzerine çıkartılmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz.
KobiEfor: Yerli ve milli teknoloji hamlesinde yer alacak yerli ERP yazılımlarının geliştirilmesi için neler yapılmalıdır?
Göker Sarp: Ülkemizin rekabet gücünü artırabilmesi için üretimde teknolojik yatırımlar yapması artık şart hale gelmiştir. Ülkemizde başta otomotiv, beyaz eşya ve savunma sanayi olmak üzere birçok sektörde katmadeğerli üretimler çok başarılı bir şekilde gerçekleşiyor. Ancak bunun doğru teknolojik yatırımlarla çoğalması gerekiyor. Son dönemde özellikle otomotiv başta olmak üzere üretim yapan firmalar 2025 ile 2030 yılları arasında fabrikalarını tamamen dijital akıllı fabrikaya dönüştürecek proje takvimlerini duyurmaya başladılar. Bunlar, ülkemizin yeni dünyada attığı adımları göstermektedir. Atılan ve atılacak bu adımlar sayesinde ERP yazılımlarına da roller düşecektir. Ülkemizde iyi mühendisler yetiştirdiğimiz halde kolayca kaybediyoruz. Kendi ürettiğimiz markalarımıza karşı da önyargılı olduğumuz için ülkemizdeki startupların büyümesinin ve mühendislerimizin ülkemizde kalmasının önünde ciddi bir engel oluşturuyoruz ve girişimler maalesef gerekli olgunluğa erişmeden satılıyor. Her alanda olduğu gibi ülkemizdeki iş uygulamalarının da gelişip, yazılım ihracatı yapabilmesi için öncelikle kendimize ve yaptığımız işlere güven duymalıyız. ERP yazılımlarının gelişmesini istiyor ve bekliyorsak, ‘kamu’dan başlayarak ERP kullanımının yaygınlaştırılması şarttır. Logo, Turquality® destek programına dahil edilen ilk yazılım şirketi oldu Türkiye’nin en değerli bilişim markalarından Logo Yazılım, küresel Türk markaları oluşturma hedefiyle yürütülen Turquality® destek programına dahil edildi. Bugüne kadar yazılım sektöründe pek çok ilke imza atan Logo, Turquality® programının da ilk yazılım şirketi oldu. Logo Yazılım’ın program kapsamına alınmasında vizyoner Ar-Ge yaklaşımı, çevik çalışma metodolojisi, 800’ü aşkın iş ortağı ve 90 bini aşkın aktif müşterisi ile ulaştığı büyük ekosistemin yanı sıra güçlü, esnek kurumsal yapısı ve farklı coğrafyalara adapte edilebilen, farklı dil seçenekleri olan geniş ürün ailesine sahip olması rol oynadı. Şirket bu destekle birlikte bölgesel güç olma yolundaki adımlarını daha da güçlü ve emin bir şekilde atacak. Logo Yazılım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, şu değerlendirmeyi yaptı: “1984 yılında küçük bir girişim olarak yola çıkan Logo Yazılım, bugün Türkiye’nin uluslararası yazılım markası olarak hepsi bilişim teknolojilerine odaklı şirketlerden oluşan bir yüksek teknoloji grubu haline geldi. 2016 yılında Romanya merkezli Total Soft’u satın alarak ve Hindistan’da Logo Infosoft’u kurarak yurtdışındaki varlığımızı güçlendirecek önemli adımlar attık. Türkiye’nin mühendisleri ile hem ülkemiz hem de yurtdışında faaliyette bulunduğumuz pazarlar için çözümler geliştiriyoruz.”
Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2019, 09:27
https://www.kobi-efor.com.tr/ceo/tutkularin-deneyimlerin-ve-kalbin-yol-gostericin-olsun-h9336.html
KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi
ERP (Enterprise Resource Planning- Kurumsal Kaynak Planlama), işletmelerin kaynaklarını (insan kaynakları, fiziksel kaynaklar, finansal kaynaklar) bir araya getirir; uçtan uca yönetilmesini ve verimli olarak kullanılmasını sağlar. Bu amaçla geliştirilmiş sistem ve yazılımların genel adıdır. Bir ERP yazılımı işlem yapabilmek için bilgisayarın çeşitli yazılım ve donanımlarını kullanır. ERP sistemleri asıl olarak değişik verilerin saklanabildiği bütünleşik bir veritabanını kullanmaktadır. ERP sistemleri müşteri siparişlerinin alındığı, finansın gönderdiği fatura bilgilerinin toplandığı yerdir. Üretimin sürdürülmesi için plan yapılacak, burada ERP’nin açılımı “Enterprise Resource Planning”dir; esasen yapılan işin yöntemidir. Planlamaya veri sağlayan bu altyapı yazılım ile birlikte birçok donanımın da dâhil olduğu çok bileşenli bir yapıdır. Fayda ölçeği: ERP projeleri hızlı ve büyük ölçekli faydalar sağlar. Faydalar maliyet tasarrufundan, verimlilik artışına kadar uzanır. Bu arada işletme yönetimi çok daha etkili ve hızlı bir karar mekanizmasını kazanmış olur. Zaten ERP ile ulaşılmak istenen temel amaç, işletmenin verilerini bir araya getirerek bunları karara dönüştürecek anlamlı sonuçlara ulaşmaktır. Kurumsal Kaynak Planlama: KKP (ERP), işletmenin tüm kaynaklarını birleştirip verimli olarak kullanılması için tasarlanmış sistemlerdir. Sistemleri bir işletmenin tüm veri ve işlemlerini bir araya getirmeye yardımcı olan, kullanımı kolay bir yapı olarak anlamalıyız. KKP (ERP) sistemleri iki veya daha fazla yazılımı bir araya getirerek bir yazılım halinde de kullanılabilir; bunlara KKP yazılım paketleri denir. ERP doku zenginliği: ERP işletmenin farklı iş tiplerini, faaliyetlerini yönetmelerini sağlayan değişik yazılım modüllerini tek bir veritabanı altında toplayan bir yapıdır. Bir ERP yapısı içinde genelde bağımsız olarak çalışan şu uygulamalar bulunmaktadır: • Üretim Yönetimi • Finans Yönetimi • Malzeme Stok Yönetimi • Satış Yönetimi • Müşteri İlişkileri Yönetimi • İnsan Kaynakları Yönetimi • Bütçe Yönetimi • Dış Ticaret Yönetimi • Kalite Yönetimi • Bakım Yönetimi • Satış Sonrası Hizmetler • İş Zekâsı Kurumsallaşma: ERP yazılımına geçiş önce işletmenin kendisini tanımlama böylece tüm iş ve süreçlerini tanımlaması anlamına geldiğinden işletme süreçlerini standardize ederek basitleştirir ve kolaylaştırır. İşletmenin maliyetlerinin azalmasını ve zamanı verimli kullanmasını sağlayan da budur. • İşletmenin tüm departmanları birbirine bağlanır. • Departmanlar ve süreçler arası uyum yakalanır. • İşletmenin sözlü iş şekilleri sayılara, verilere ve raporlara dönüşür. • Yönetim kararları objektif olur. Sonuç yerine: Dünya ve Türkiye “Dijital dönüşüm” yaşıyor. Endüstriyel üretim süreçleri ve tüm ticari süreçler değişiyor. Sanayi 4.0 ve Toplum 5.0 hedefine yürüyüş şekilleniyor. Bilgi en değerli sermaye haline geldi fakat yönetilemeyen bilgi “bilgi” sayılmıyor. Kurumsallaşmamış işletmeler dijital dönüşüm sürecinin dışına düşüp yokolma riski altında bulunmaktadır. ERP kurumsallaşmanın dijital altyapısıdır; özellikle günümüzde KOBİ ölçeği işletmelerin kurumsallaşmasında “can simidi” olarak görülmelidir. ERP Komitesi Koordinatörü M. Göker Sarp ile ERP Sistemeleri ve Uygulamaları üzerine konuştuk.
KobiEfor: ERP Komitesi’ni kısaca anlatır mısınız?
Göker Sarp: ERP Komitesi 13 Şubat 2012 yılında ERP Kullanıcıları, ERP Üreticileri ve Hizmet Sağlayıcıları, Yönetim Danışmanları ve Akademisyenler ile ERP medyasından oluşan ve ERP konusuna odaklanmış marka bağımsız deneyim paylaşımı platformu olarak kuruldu. 2019 yılı itibariyle faaliyet gösterdiği 15 ilde toplam 15.000 üye sayısına ulaştı. ‘Kurumsal Dönüşüm Platformu’nda ERP alanına odaklı bir komite olarak çalışmalarına devam etmektedir. ERP Komitesi kurumsal dönüşüm süreçlerinde başvurulan en donanımlı platform ve saygın bir referans kaynağı olma vizyonuna uygun olarak farkındalık yaratmak ve kurumlara bu süreçlerinde destek verme amacıyla seminerler düzenler, farkındalık aktiviteleri yapar, yayın ve rehber üretir, firmalarda mevcut durum analizi yapar, sektörel raporlar oluşturur, gönüllü danışmanlık ve koçluk yapar, ERP’yi kullanan firmalarda stratejik etki analizi yapar ve firmalara dijital dönüşüme yönelik yol haritalarını oluşturmalarına yardım eder.
KobiEfor: Günümüzde küresel rekabette dijital dönüşüm tüm işletmeler için büyük önem taşıyor. İşletmelerin dijital dönüşüm sürecinde ERP’nin sağladığı faydalar nelerdir?
Göker Sarp: Organizasyonlar ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, kendilerinden daha hızlı değişen rekabetin etkisi karşısında varlıklarını sürdürmek için değişime ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde dijital dönüşüm tüm dünyada en çok yatırımın yapıldığı, hızlı gelişmelerin ve değişimlerin olduğu alan konumundadır. Başarılı bir dönüşüm için doğru zamanda, doğru yatırımların yapılması, aksatılmadan sürdürülebilmesi gerekiyor. Bu yeni dönemin omurgasında Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) sistemleri bulunuyor. Veri paylaşımı, dijital dönüşüm de esnek iletişimin bir parçası olarak, tabletler ve akıllı telefonlar aracılığıyla ERP’deki bilgilere kullanıcı-dostu bir şekilde erişilmesi gittikçe daha fazla önem kazanacaktır. Sezgisel göstergelere sahip olan ve tüm ekran boyutlarına rahatça uyan ERP çözümleri, mobil çalışma dünyasında işletmelerin anahtarı olacaktır. Sosyal işbirliği (müşteriler, tedarikçiler ve iş ortakları ile birlikte çalışma) her geçen gün daha da önem kazanmaktadır ve yeni nesil ERP çözümleri de sosyal işbirliği olanaklarını da sağlayabiliyorlar. Dijital dönüşüm, bir defalık bir proje değil, sizin için uzun bir yolculuktur. Bu yolculuk sırasında işletmelerin birbiriyle bağlantılı olduğu dünya büyüdükçe, yeni süreçlere, iş akışlarına, veri ağlarına gerçek zamanlı olarak entegre olmanız gerekecektir. ERP yazılımınız esnek üretim yönetimi seçenekleriyle yolculuğunuz sırasında size fayda sağlayacaktır. Yeni nesil ERP çözümleri, MES çözümleri ile çok daha etkin bir şekilde çalışabiliyor. Bu üreticiler için oldukça önemli, çünkü büyümekte olan üreticilerin MES sistemleri ile tesisleri ve tesislerdeki birden fazla üretim alanını efektif şekilde ve merkezi olarak yönetebilmeleri gerekiyor; ERP sistemleri imalat uygulama sistemleri (MES) ile tamamen entegre olarak hammaddelerin, ürünlere dönüşümünü anlık olarak izleyebilmektedir. Bu da iş süreçleriyle üretim hatlarını bütünleştirmek için ihtiyaç duyulan esnekliktir.
KobiEfor: Bir işletme neden ERP kullanmalı? ERP çözümlerinin işletmelere kazandırdığı avantajlar nelerdir?
Göker Sarp: ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemleri bilginin akışını kolaylaştıran, farklı iş birimlerinde gelen verileri merkezi olarak yönetmenizi sağlayan bir bilgi sistemidir. Tüm şirketler kısa veya uzun vadede büyümek isterler, ERP sistemleri daha düzenli ve daha az sancılı olarak büyümenize imkân sağlar. Modern ERP’ler modüller olarak yapılandırılmıştır, ‘Müşteri Kaynakları Yönetimi (CRM), Finansal Muhasebe, İnsan Kaynakları Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi ve Satın Alma’ gibi birçok fonksiyonu içerir. Böylece şirketinizin ihtiyaç duyduğu modülleri her zaman uygulayabilirsiniz ve firmanız büyürken ERP’nize yeni özellikler ekleyebilirsiniz. ERP’ler şirketinize ne sağlar? ERP’ler karar verme sürecinizi geliştirir. ERP sistemleri, şirket yöneticilerinin karar verme sürecini iyileştirmek için raporlanabilen ortak ve merkezi bir veritabanı oluşturur. ERP’ler verimliliğinizi artırır. Henüz bir ERP çözümüne sahip olmayan şirketlerin departmanlarında birbirinden bağımsız olarak kayıtlar ve raporlar yinelenir. ERP'ler bu tekrarlamaları büyük ölçüde azaltmayı sağlar. Eskiden manuel olarak yapılan ve tekrar eden görevleri otomatikleştirerek, hataları azaltacaktır (veri girişi gibi bazı manuel işlemler yine de gerekli olacağından tamamen ortadan kaldırılamamaktadır). Bu sayede çalışanlar daha üretken görevlere odaklanabilirler. ERP’ler izlenebilirlik sağlar. ERP sistemleri, hammadde girişinden bitmiş ürünün müşterilere teslim edilmesine kadar geçen sürecin tamamında izlemeyi sağlar ve kolaylaştırır. ERP’ler maliyetleri düşürmenize yardımcı olur. Elde edilen yüksek verimlilik, hataların ve yinelenen görevlerin azaltılması işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı olur. ERP’ler değer zincirinin diğer üyeleriyle entegrasyon sağlar. Artık ERP’ler değer zincirinin diğer üyeleri olan müşteriler ve tedarikçileri de sisteme ekleyerek şirketin sınırlarını aşmaya başladı. CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) ve SCM (Tedarik Zinciri Yönetimi), ERP sistemlerinin geleneksel sınırları dışındaki müşterilerin ve tedarikçilerin organizasyonunu ve entegrasyonunu sağlar. İşletmeler arasında işbirliği kültürü geliştirir. ERP’ler iletişimi artırır. ERP sistemleri, şirketteki departmanları bütünleştirerek, departmanlar arasındaki bilgi engellerini ortadan kaldırır. ERP’ler uzun vadede performans artışı sağlar. Kurumsal Kaynak Planlaması’nın uygulanmasıyla elde edilen performans artışı ile yatırım geri dönüşü sağlanır. ERP’ler veri güvenliği sağlar. Bir ERP sisteminin en büyük avantajlarından biri de veri güvenliğidir. ERP çözümleri, verilerinizin güvenliğini sağlamak için kontrollere sahiptir. ERP’lere yüksek düzeyde veri güvenliğini sağlaması için yardımcı olan şey, tek bir giriş kanalı sağlamasıdır. Tek bir bilgi havuzuna sahip olmak şirketinizin verisinin doğruluğunu, tutarlılığını ve güvenliğini artırmaya da yardımcı olur. ERP'nin kullandığı veritabanı, bu kritik ve hassas verilerinizin merkezi olarak yedeklenmesini de sağlar. ERP’ler kalite ve müşteri ilişkilerini iyileştirmenize yardımcı olur. Günün sonunda, bir işletmenin endişe etmesi gereken en önemli şey, müşteri kazanımı ve korunmasıdır. Bir ERP’nin doğru bir şekilde uygulanması, müşteriye çok daha kısa sürede yanıt vermenizi sağlar. Müşteri bilgileri merkezileştirildiğinden satış ekibiniz hem ülke içinde hem de dışında müşteri ilişkilerini kurmaya ve sürdürmeye odaklanabilir. ERP’ler bilişim teknolojileri harcamalarını düşürür. Bir ERP sistemine sahip olmak, uygulama lisansı da dahil olmak üzere BT ile ilgili masrafları önemli ölçüde düşürebilir. Tek bir sistem kullanmak, son kullanıcılar için eğitim gereksinimlerini de düşürür, çünkü çok sayıda sistemle etkileşimde bulunmak yerine tek bir sistemi kullanmak yeterli olacaktır. Tek bir veri havuzuna sahip olan bir ERP sistemi ile istediğiniz zaman rapor ve analiz üretebilirsiniz. Bu sistemler, departmanlardaki işlevleri analiz etme ve karşılaştırma olanağı sağlar. Ayrıca kişiselleştirilmiş raporlar IT müdahalesine ihtiyaç duymadan kullanıcılar tarafından hızlıca oluşturulabilir.
KobiEfor: ERP’nin sektörel durumunu rakamlarla anlatır mısınız?
Göker Sarp: Genel olarak Türkiye’de ‘Kurumsal Yazılım’ pazarındaki en büyük payı Kurumsal Kaynak Planlama (ERP), Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve İş Zekası (BI) yazılımları alıyor. Ancak Türkiye’deki genel ‘Bilişim Teknolojileri’ pazarı halen yüksek oranda hardware’den oluşuyor. Önümüzdeki yıllarda bulut tabalı uygulamaların kullanımının artışı ile hardware pazarının yerini yavaş yavaş servis ve kurumsal yazılımlara bırakacağını varsayabiliriz. 80’li yılların başında başlayan bu serüvende öncelikle yazılımevleri yer aldı. Uzun bir süre ticari çözüm paketlerini oluşturarak yollarına devam ettiler. Türkiye entegre kurumsal çözümlerle ilk olarak 90’lı yılların başlarında yabancı MRP ve ERP çözümlerinin girişi ile tanıştı. Türkiye’nin dünya ekonomisi ile entegrasyonunun 2.000’li yılların başına kadar sınırlı kalması, henüz endüstri topluluğu yolculuğumuzun başlarında olmamız, Türkiye’deki mevcut dış kaynaklı sermayenin azlığı, firmaların ‘Kurumsal İş Çözümleri’ne kanalize ettikleri finansal kaynaklarının sınırlı olması, ERP gibi kurumsal sistemlerin Türkiye’de yaygınlaşmasını yavaşlatmış ve geciktirmiştir. Bu koşullara rağmen, yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı kurumsal iş uygulamalarının firmalara sağladığı katkılar ve alınan sonuçların duyulması ile 1994-1995 yıllarında holdingler ve çokuluslu firmalarla başlayan kurumsal yazılım projeleri, son yıllarda hızlanmış: Türkiye’de ERP kullanımının gelişimi özellikle 2010 yılından itibaren çok ciddi bir ivme kazanmıştır. Kurumsal Kaynak Planlama yazılımlarının (ERP) kullanım oranı (TÜİK verilerine göre) yüzde 20, ERP kullanan firmalarda İş Zekası (BI) ve Karar Destek Sistemlerinin kullanım oranı yüzde 6, Üretim Alanı Yönetimi (MES) sistemlerinin kullanım oranı yüzde 5 civarındadır. Bunların sonucu olarak da Türkiye’deki işletmelerin Toplam Ekipman Verimliliği (OEE) yüzde 50’li seviyelerdedir ve geliştirilmeye açıktır. IDC verilerine göre, Türkiye kurumsal uygulama yazılımları (EAS) pazarı 2017 yılında 315.85 milyon dolar seviyesine ulaştı ve halen (On-premise) geleneksel lisanslama yöntemi tercih ediliyor. Kurumsal kaynak yönetimi (ERM) yazılımları pazarı yüzde 54.5’lik bir paya ve Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) yazılımları pazarı, yüzde 20.9’luk paya sahip olarak ikinci en büyük EAS pazarı oldu. Kurumsal uygulama yazılımları (EAS) pazarı harcama büyümesi 2017 yılında Türkiye’de ivme kaybetti.
KobiEfor: ERP sektörünün 2020 ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?
Göker Sarp: ERP sektörünün 2020 yılından beklentisi zaman içinde artış gösterdi. 2018 ve 2019 yıllarında piyasa koşullarından dolayı ertelenen ve rafa kaldırılan projeler ile sıkışan bir ERP pazarı yaşadık. Pazarın büyüme ümitleri 2020 yılına kaldı. 2020 yılında, 2018 ve 2019 yılına göre yüzde 50’den fazla büyüme yakanlanmasını umut ediyoruz. Bununla bağlantılı olarak yeni projelerle birlikte istihdamın da artması beklenebilir. Herşeye rağmen bu yıl büyük umutlarla ERP pazarına giren yeni oyuncular da var, 2019 yılında hazırlıklarını tamamlayarak 2020 yılında pazara girecek olan oyuncular da. Sektörde danışman veya yazılımcı olarak çalışacak yetişmiş insan ERP sektörü için her zaman gerekli olan, kolay kolay da sağlanamayan ve derinden etkileyen bir faktör. Türkiye, kamuda ve özel sektörde e-dönüşüm, yani e-fatura, e-arşiv ve e-defter uygulamalarında iyi durumda. Devlet buna öncülük etti, yasal düzenlemeleri yaptı, bu sene de yeni uygulamaların geleceği ve 5 milyon TL sınırına çekileceği beklentileri hâkim. Bu sayede ERP pazarına da hareket gelebilir beklentisi var. Yazılım sektörü, Türkiye’nin taşıdığı potansiyele göre hâlen yeterince büyük değil. Kurumsal yazılım pazarının geleceğinde en önemli konulardan biri farklı yapılardaki verilerin paylaşımı ve entegrasyonu olacak. Bulut bilişim, SaaS, e-dönüşüm, IOT (Nesnelerin interneti), RPA (Robotik Proses Otomasyonu), Endüstri 4.0 gibi kavramlar gündemde kalmaya devam edecek ve etki alanları daha da genişleyecek ve Endüstri 5.0 konuşulmaya başlanacak. IDC tahminlerine göre, Türkiye kurumsal uygulama yazılımları (EAS) pazarının 2022 yılında 405 milyon dolarlık bir değere ulaşması bekleniyor. İş ortamı daha rekabetçi hale geliyor ve organizasyonlar verimliliklerini arttırmaya çalışıyorlar, bu nedenle, akıllı uygulamaların ön plana çıkmasıyla önümüzdeki yıllarda akıllı ERP’ye daha fazla odaklanılacak.
KobiEfor: ERP sektörünün sorunları ve çözüm önerileri nelerdir, sizin bu konuda Hükümet’ten beklentileriniz nelerdir?
Göker Sarp: ERP sektörünün temel sorunu ülkemizin kurumsal teknolojilere yaklaşımı ve farkındalık seviyesidir. Ondan sonraki sorunumuz ise her sektörün sorunlarından biri olan yetişmiş insan gücüdür. Kamunun e-dönüşüm sürecinde gösterdiği çaba ve sonucunda elde ettiği başarı, KOBİ’lerin de e-dönüşüm sürecine hızlı adapte olmasını sağladı. Kamunun e-dönüşüm sürecinde gösterdiği çabayı ‘Dijital Dönüşüm’ uygulamalarında da göstererek bu konuda KOBİ’lere öncülük etmesinin KOBİ’leri bu konuda adım atmaya motive edeceğini düşünüyorum. Türkiye de ‘Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Türkiye’ diyerek ‘Dijital Ekonomi’deki yerini almak için adımlarını atmaya başladı. Türkiye’de e-devlet uygulamalarını kullanan kişi sayısı 41 milyonu, Ar-Ge merkezlerinin sayısı 1.000 ’i geçti, tasarım merkezlerinin sayısı 300’e yaklaştı ve Teknopark sayısı da 81’i buldu. Türkiye’nin savunma sanayi, sağlık, otomotiv ve turizm stratejik sektörlerde sağladığı desteğin bir benzerini ERP yazılımında da sağlanması bekleniyor.
KobiEfor: ERP Komitesi’nin 2019-2020 yılı ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?
Göker Sarp: ‘Dijital Dönüşüm’ çalışma grubumuz vasıtasıyla dijital dönüşüm için farkındalık etkinlikleri düzenliyoruz. Bu etkinliklerde Dijital Dönüşüm ekibi kurmuş ve küçük uygulamalar da hayata geçirmiş firmalara yer verdiğimiz gibi, bu konudaki motivasyonun artırılmasını sağlayacak konuşmacılara da yer veriyoruz. Yakın zamanda bu etkinliklere ek olarak dijital dönüşüm yolculuğuna çıkmaya niyetlenen firmaların mevcut durumlarını yerinde inceleyip dijital dönüşüm olgunluk seviyelerini belirleyerek, yol haritalarını düzenlenmelerine destek olmaya başlıyoruz. ERP Komitesi olarak farkındalığı ve Türkiye’de ERP kullanım oranını artırma hedefimiz devam ediyor: 2015 yılında yüzde 20 olan, 2020’de yüzde 25 olacağı tahmin edilen ERP kullanımı oranının 2025 yılında yüzde 30 ve üzerine çıkartılmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz.
KobiEfor: Yerli ve milli teknoloji hamlesinde yer alacak yerli ERP yazılımlarının geliştirilmesi için neler yapılmalıdır?
Göker Sarp: Ülkemizin rekabet gücünü artırabilmesi için üretimde teknolojik yatırımlar yapması artık şart hale gelmiştir. Ülkemizde başta otomotiv, beyaz eşya ve savunma sanayi olmak üzere birçok sektörde katmadeğerli üretimler çok başarılı bir şekilde gerçekleşiyor. Ancak bunun doğru teknolojik yatırımlarla çoğalması gerekiyor. Son dönemde özellikle otomotiv başta olmak üzere üretim yapan firmalar 2025 ile 2030 yılları arasında fabrikalarını tamamen dijital akıllı fabrikaya dönüştürecek proje takvimlerini duyurmaya başladılar. Bunlar, ülkemizin yeni dünyada attığı adımları göstermektedir. Atılan ve atılacak bu adımlar sayesinde ERP yazılımlarına da roller düşecektir. Ülkemizde iyi mühendisler yetiştirdiğimiz halde kolayca kaybediyoruz. Kendi ürettiğimiz markalarımıza karşı da önyargılı olduğumuz için ülkemizdeki startupların büyümesinin ve mühendislerimizin ülkemizde kalmasının önünde ciddi bir engel oluşturuyoruz ve girişimler maalesef gerekli olgunluğa erişmeden satılıyor. Her alanda olduğu gibi ülkemizdeki iş uygulamalarının da gelişip, yazılım ihracatı yapabilmesi için öncelikle kendimize ve yaptığımız işlere güven duymalıyız. ERP yazılımlarının gelişmesini istiyor ve bekliyorsak, ‘kamu’dan başlayarak ERP kullanımının yaygınlaştırılması şarttır. Logo, Turquality® destek programına dahil edilen ilk yazılım şirketi oldu Türkiye’nin en değerli bilişim markalarından Logo Yazılım, küresel Türk markaları oluşturma hedefiyle yürütülen Turquality® destek programına dahil edildi. Bugüne kadar yazılım sektöründe pek çok ilke imza atan Logo, Turquality® programının da ilk yazılım şirketi oldu. Logo Yazılım’ın program kapsamına alınmasında vizyoner Ar-Ge yaklaşımı, çevik çalışma metodolojisi, 800’ü aşkın iş ortağı ve 90 bini aşkın aktif müşterisi ile ulaştığı büyük ekosistemin yanı sıra güçlü, esnek kurumsal yapısı ve farklı coğrafyalara adapte edilebilen, farklı dil seçenekleri olan geniş ürün ailesine sahip olması rol oynadı. Şirket bu destekle birlikte bölgesel güç olma yolundaki adımlarını daha da güçlü ve emin bir şekilde atacak. Logo Yazılım Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, şu değerlendirmeyi yaptı: “1984 yılında küçük bir girişim olarak yola çıkan Logo Yazılım, bugün Türkiye’nin uluslararası yazılım markası olarak hepsi bilişim teknolojilerine odaklı şirketlerden oluşan bir yüksek teknoloji grubu haline geldi. 2016 yılında Romanya merkezli Total Soft’u satın alarak ve Hindistan’da Logo Infosoft’u kurarak yurtdışındaki varlığımızı güçlendirecek önemli adımlar attık. Türkiye’nin mühendisleri ile hem ülkemiz hem de yurtdışında faaliyette bulunduğumuz pazarlar için çözümler geliştiriyoruz.”
Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2019, 09:27
https://www.kobi-efor.com.tr/ceo/tutkularin-deneyimlerin-ve-kalbin-yol-gostericin-olsun-h9336.html
KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)