31 Ağustos 2019 Cumartesi

NATO siber savunmaya odaklanıyor

Devlet ve devlet dışı aktörlerin sıklıkla başvurduğu siber saldırılarla mücadele, NATO için giderek daha önemli bir gündem maddesi haline gelmeye başladı.
NATO, geleneksel sınamaların yanı sıra siber tehditlerin giderek önem kazanmasıyla dikkatini siber alana çevirerek, bu çerçevede kapasitesini geliştirmeye başladı.

Siber alanda, devlet ve devlet dışı aktörlerin giderek artan boyutlarda tehdit teşkil etmesiyle NATO 2016 Zirvesi'nde kara, hava ve denizin yanı sıra siberi yeni harekat alanı olarak belirledi.

Böylelikle NATO, müttefiklerini sadece fiziki dünyada karşılarına çıkabilecek tehditlere karşı değil, aynı zamanda siber ve sanal ortamda oluşabilecek sınamalara karşı da korumayı taahhüt etmiş oldu.

Siber saldırılar ulusal güvenliği tehdit edebiliyor

Teknolojik gelişmelerle kapsamı ve etkisi giderek artan siber tehditler, genel anlamda zararlı kodlarla, planlı bir şekilde dijital sistemleri hedef alan saldırılar olarak nitelendiriliyor.

Virüsler veya benzer kodlarla, dijital yazılımları hedef alan siber saldırılar, gizli ve hassas verilerin çalınması, veriye zarar verilmesi, elektrik ve askeri teçhizat sistemlerinin ve sanal ağların çökertilmesi gibi önemli zararlara yol açabiliyor.

Genellikle saldırganın tespitinin zor olduğu siber saldırılar, günlük hayatı felç etme kapasitesine sahip olmanın yanı sıra ciddi ulusal güvenlik tehdidi haline de dönüşebiliyor.

NATO'da "siber savunma" kavramının oluşumu

İttifak, siber saldırılara karşı kendini güçlendirmesi gerektiğini ilk kez Prag'da düzenlenen 2002 Zirvesi'nde gündeme getirdi. Bu noktadan sonra zirve gündemlerinin önemli maddesi haline gelen siber saldırılara karşı NATO, 2008'de ilk kez ortak "siber savunma politikasını" kabul etti.

NATO müttefikleri, 2014'te siber savunmayı "ortak savunmanın" bir parçası olarak kabul ederek, 5'inci maddenin siber saldırı karşısında işletilebileceğine karar verdi.

2016 Varşova Zirvesi'nde ise kara, hava ve denizin yanı sıra siberi yeni harekat alanı olarak belirleyen NATO müttefikleri, aynı zamanda siber savunma kapasitelerini geliştirmeyi taahhüt etti.

NATO, 2018'de de ittifaka yönelik siber saldırıların arttığına dikkati çekerek, Brüksel'de düzenlenen zirvede, yeni "Siber Operasyon Merkezi" kurma kararı aldı.

"NATO Siber Hızlı Tepki" timi 24 saat göreve hazır

"İttifakın genel caydırıcılık ve savunmasını güçlendirmek için havada, karada ve denizde olduğu gibi siber alanda da etkili şekilde faaliyet gösterebilmeliyiz." ilkesiyle hareket eden NATO, siber alanda uluslararası hukukun geçerli olduğunu savunuyor.

Siber savunma alanında eğitim ve tatbikatlara çok önem veren NATO'ya bu çerçevede, Estonya'nın başkenti Tallinn'de bulunan ve ittifaka akreditasyonu olan Siber Savunma Mükemmeliyet Merkezi katkı sağlıyor.

NATO müttefikleri, ortak siber savunma kapasitelerini geliştirmek, siber saldırıları engellemek ve bu saldırıların etkilerini azaltmak için bilgi paylaşımında bulunuyor. İttifaka, misyon ve operasyonları için ülkelerin ulusal siber savunma kapasitelerini kullanma hakkı da sağlanıyor.

Diğer yandan ittifak, müttefiklere 24 saat yardım sağlayabilmek için "NATO Siber Hızlı Tepki" timini hazırda tutuyor.

Siber savunma alanında daha etkili olmak için NATO, hem konuyla alakalı işletmelerle hem de Avrupa Birliği (AB) ile iş birliği geliştiriyor. Öyle ki birlikte eğitim ve tatbikatlar yürüten, bilgi paylaşımında bulunan NATO ve AB için siber, temel iş birliği alanlarından birini oluşturuyor.

Siber saldırıların giderek daha karmaşık hal almaya başladığı ve gerek devlet gerekse devlet dışı aktörlerce sıklıkla kullanılmaya başladığı dönemde, siber alanının NATO için önemini artarak korumaya devam etmesi bekleniyor.

24 Ağustos 2019 Cumartesi

E-sporda verilen ödüller dudak uçuklatıyor

E-spor turnuvalarında verilen ödüllerin miktarı, duyanların dudaklarını uçuklatıyor... Peki E-spordan milyonlar kazanmanın oyunculara olan bedeli ne? İşte yanıtı...

E-spor dünyasını hakir görenler de yok değil. "Uyuşturucudan daha fazla bağımlılık yaptığını" söyleyen İngiltere Prensi Harry de bu kişilerden biri. Ancak genç ve yetenekli oyuncular için, neredeyse milyar dolarlık endüstride büyük paralar kazanmak için bir şans.

'Bugha' ismiyle tanınan Kyle Giersdorf, ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki küçük bir kasabada yaşayan 16 yaşındaki bir lise öğrencisi. Geçen ay itibarıyla ise bir milyoner!Kyle, Temmuz ayında toplamda 30 milyon dolar ödül dağıtarak rekor kıran Fortnite Dünya Kupası'nı kazandı. Kazandığı birincilik ödülü 3 milyon dolardı. Bu aynı zamanda e-sporda bir kişiye verilen en yüksek miktardaki para ödülü oldu.

Rakamlar büyük görünebilir, ancak bu rekor kırılmak üzere. Şanghay'da bu hafta düzenlenen Dota 2 oyununun The International (TI) isimli turnuvasındaki vadedilen ödül miktarı, Fortnite Dünya Kupası'nı geçti. Vadedilen toplam ödül miktarı 33 milyon doların üzerinde. Ancak bu kolay kazanılan bir para değil.

'Başka bir şeye benzemeyen bir test'

'Jabz' ismiyle bilinen 20 yaşındaki Anucha Jirawong, Tayland'ın başkenti Bangkok'ta yaşayan profesyonel bir oyuncu. Fnatic isimli ekibi, TI'ya katılacak birkaç üst düzey takımdan biri.Jabz BBC'ye yaptığı açıklamada, 13 yaşından beri bilgisayar oyunları oynadığını söylüyor. Sadece bir hobi olduğu zamanlarda bile hafta içi günde 7, hafta sonu günde 13 saat bilgisayar oyunu oynadığını anlatıyor.Profesyonel olarak oynamaya başladığından beri bu saatler daha da arttı.

"Genellikle 10.00 gibi uyanıyoruz, duş alıp kahvaltı ediyoruz ve 10.30'da (takım) toplantısı yapıyoruz. Bunu çevrimiçi olan takımlarla 3 eğitim maçı ve bolca değerlendirme takip ediyor.""Genellikle 18.00 gibi eğitim maçlarının arasında akşam yemeği yiyoruz. Saat 22.00 gibi son değerlendirmeleri yapıyoruz. Daha sonra kendimi daha da geliştirmek için saat 01.00'e kadar tek başıma beğenilen oyunları oynuyorum."

'Kpii' ismiyle bilinen 26 yaşındaki Avustralyalı oyuncu Damien Chok'un benzer bir programı var. BBC'ye, birkaç saat tek başına oynadıktan sonra, 8 saat boyunca Mineski isimli takımıyla birlikte pratik yaptığını anlatıyor.Bu, alışılmadık bir durum değil. TI turnuvasına katılan bir takımı yöneten Jack Chen, çoğu yarışmacının genellikle günde 8 ila 16 saat arasında pratik yaptığını söylüyor.

BBC'ye yaptığı açıklamada, "Oyuncuların kariyerlerini ve bırakacakları mirası belirleyen etkinlik bu. Hayranlar üzerinde sonsuza kadar bir etki bırakıyorsunuz ve dünyanın en iyileriyle test ediliyorsunuz" diyor.

'Her hata toksik bir şekilde eleştiriliyor'

Yarışmayı "hayat değiştiren nitelikte" olarak tanımlayan Chen'e göre, yarışmanın olumsuz yönleri de var. "Yarış sert ve bu bir noktada oyunun işe dönüşmesi anlamına geliyor. Herkesin fedakarlıkta bulunması gerekiyor, yoksa gelişmekte olan bir alanda bir başkasına karşı üstünlük sağlaması mümkün olmayabilir." Buna aniden gelen ünü ve onunla birlikte artan takipçi sayısını da ekleyin.

ABD merkezli spor kanalı ESPN'de gazetecilik yapan Tyler Erzberger, geçen yıl oyuncuların karşı karşıya olduğu yoğun eleştiriyle ilgili kaleme aldığı yazıda oyuncuların sahnede oynadıklarını hatırlatarak, her hatanın toksik bir şekilde Reddit, Twitter ve diğer online forumlarda detaylı şekilde incelendiğini belirtiyor. Erzberger, üst düzey yarışmacı Justin 'Plup' McGrath sahnede panik atak geçirdiğinde, endişelerini dile getirmişti.

"Dünyanın hiçbir yerinde bir spor dalı yok ki, bir gün tek başına oynayan bir genç, ertesi gün birinin hesabını keşfiyle milyonların eleştiri oklarının hedefi haline gelsin" diyor.Profesyonel e-sporcu olmanın akıl sağlığı üzerindeki etkisiyle ilgili yapılmış büyük bir çalışma henüz yok. Ancak pek çok uzman bunu kaygı ve tükenmişlik sendromuyla ilişkilendiriyor. Pek çok profesyonel oyuncu 20'lerinin ortalarına bile gelmeden emekli oluyor.

'Sabah 03.00'te kimse kendini geliştiremez'

Doug Gardner, TI turnuvasına hazırlanan Dota 2 takımlarıyla çalışan bir psikolog. Gardner BBC'ye, gözlemlerine dayanarak bu yoğun eğitim dönemlerinin hem oyunun kalitesi hem de oyuncuların sağlığı açısından yarardan çok zarar getirebildiğini söylüyor."İnsanlar, Dota 2 ya da diğerleri olsun, daha fazlasının daha iyi olacağını düşünüyor" diyor. "Ben ise bir noktadan sonra faydanın azaldığını düşünüyorum. Bilişsel, fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak etkileniyorsunuz."Gardner, bir Dota 2 takımıyla geçen yılki turnuva için ilk kez çalışmaya başladığında, takım üyelerinin birbirleriyle kavga ettiğini, uyuşuk olduklarını, sabahın ilk saatlerine kadar "akılsızca" oyun oynadıklarını söylüyor. Günleri genel olarak şu şekildeydi: Ye, uyu, oyun oyna ve tekrar et.

"Kişisel olarak bir kişinin sabahın 2'sinde, 3'ünde, 4'ünde yaptıkları işte daha iyi hale geleceklerini düşünmüyorum" diyor.Genç oyuncuların zararlı olabilecek alışkanlıklar edindiklerini görünce, Amerikalı futbol ve beyzbol oyuncularıyla yaptığı çalışmaları temel alarak onlar için yeni bir rutin geliştirmiş.Öğleye doğru uyanıp, hemen Dota 2 oynamaya başlamalarındansa, takım üyeleri 09.30'da kalkıyorlar ve 10.00'da spor salonuna gidiyorlar. Ardından 12.00-18.00 arasında, 6 saat boyunca Dota 2 oynuyorlar. Akşamları ise istedikleri gibi vakit geçirebiliyorlar.Bu rutinin oyuncuları sadece daha mutlu, daha sağlıklı ve birbirleriyle daha uyumlu yapmadığını, aynı zamanda oyundaki performanlarının da iyileştiğini anlatıyor.Profesyonel oyun oynama, tartışmaları da beraberinde getiriyor ancak Gardner genç bir spor dalı olduğu düşünüldüğünde, oyuncuların gelecekte "daha fazla pratik yapmaktan çok, daha kaliteli pratik yapmaya" yoğunlaşmalarını umuyor.


Varank: Türkiye'nin ilk ulusal yapay zeka enstitüsü kuruluyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, bilgisayarların insan gibi düşünmelerine dönük teknolojiler için kullanılan “yapay zeka” ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu
Almanya-Türkiye Yapay Zeka Konferansı için Berlin’de bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, bilgisayarların insan gibi düşünmelerine dönük teknolojiler için kullanılan “yapay zeka” ile  ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, TÜBİTAK bünyesinde Yapay Zeka Enstitüsü kurmayı planladıklarını açıkladı.

KONFERANSA YOĞUN İLGİ

Almanya-Türkiye Yapay Zeka Konferansı, Bakan Varank ile Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier'in katılımıyla Berlin'de gerçekleştirildi. Konferansa Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü Bilal Macit, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği  ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Mustafa Erdoğan ve çok sayıda  akademisyen ve sektör temsilcisi katıldı.

16 TRİLYON DOLARLIK KATKI

Varank, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, yapay zeka ve dijital dönüşüm alanında yaşanan gelişmelerin politika yapıcılarını daha aktif, yenilikçi, iş birliğine açık ve çözüm odaklı olmaya  ittiğini kaydederek, "2030 yılına geldiğimizde küresel ekonomiye  yaklaşık 16 trilyon dolarlık ilave katkı yapabilecek bir teknolojiden  bahsediyoruz. Bu durum aynı zamanda yeni büyüme modelleri, yeni meslekler, verimlilik artışları ve zorlu rekabet koşullarını da beraberinde getirecek. Ticaret savaşları küresel gündemi meşgul ederken ekonomik teorilerin bile baştan yazılmasını gerektirebilecek  bir devrimin eşiğindeyiz." dedi.

MERKEZ ÜLKE

Türkiye'nin yeni teknolojilerde merkez ülkelerden biri olmak için tüm imkanlarını seferber ettiğini belirten Varank, "Dijital  teknolojileri geliştiren firmaların, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine  destek olarak bu alandaki yatırımların sayısını artırıyoruz. Bilim İnsanı Destek Programları ile yapay zeka ve ilgili alanlarda burslar veriyoruz. Ulusal araştırma kuruluşumuz TÜBİTAK, yapay zeka alanında teknoloji geliştirme ve uygulama faaliyetleri sürdürüyor." diye  konuştu.

TAMAMLANMAK ÜZERE

Varank, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi koordinasyonunda Türkiye'nin Yapay Zeka Stratejisi'nin tamamlanmak üzere olduğuna dikkati çekerek, "Konuyla ilgili tüm paydaşların katkılarıyla  oluşturulan stratejiyi kısa süre içinde kamuoyuyla paylaşacağız. Sanayiden sağlığa, tarımdan enerjiye kadar birçok alanda eylem planları oluşturacağız." dedi.

LİDER KURUM

Türkiye'de kamu, akademi ve özel sektörün yapay zeka alanında önemli adımlar attığını anımsatan Varank, "Bu adımları yönlendirecek ve destekleyecek lider bir kuruma ihtiyacımız var. TÜBİTAK bünyesinde bir Yapay Zeka Enstitüsü kurmayı planlıyoruz. Bu kurum, yapay zeka alanında çekirdek teknolojiler geliştirecek, akademide üretilen bilimsel çıktıları, kamu ve özel sektörün hizmetine sunarak bir köprü vazifesi görecek." diye konuştu.

İŞ BİRLİĞİ ÖNERİSİ

Varank, enstitünün yapay zeka girişimlerini ve inovasyon kümelerini desteklemenin yanı sıra bu konuda uzmanlaşmış iş gücünü de artırmayı hedefleyeceğini belirterek, Alman Yapay Zeka Araştırmaları

Merkezi, Federal Yapay Zeka Derneği ve Almanya'da bu konuda uzmanlaşmış üniversitelerle iş birliği yapmaktan memnuniyet duyacaklarını dile getirdi.

İKİNCİSİ ANKARA’DA

Varank, "Altmaier ile hemfikir olduğumuz bir konu var. Türk-Alman Yapay Zeka Konferansı'nın ikincisini 2020'de Ankara'da gerçekleştirmeyi planlıyoruz." dedi.


19 Ağustos 2019 Pazartesi

YÜKSEK TEKNOLOJİ İLE GEÇEN 10 YIL “Ülkemize, bilime ve tüm insanlığa gururla…”

1995 yılında kurmuş olduğumuz şirketimiz AKINSOFT bugün 24 yaşında ve ERP yazılımı başta olmak üzere 120’yi aşkın yazılımı, 2000’i aşkın çözüm ortağı ile Türkiye’nin en büyük yazılım şirketleri arasında yerini almış durumda. Kurulduğumuz günlerde belirlemiş olduğumuz 28 yıllık vizyonlarımızdan biri olan, “2010 yılında Robotik Teknolojiler konusunda Ar-Ge çalışmalarını başlatmak” hedefini, 2009 yılında gerçekleştirdik. Bu çalışmalarımıza 8 yıl boyunca AKINSOFT bünyesinde kurduğumuz laboratuvarlarda devam ettik. 1995’te belirlemiş olduğumuz 2015 yılı vizyonumuzu gerçekleştirerek, Türkiye’nin ilk ve hatta birçok özelliği ile de ‘Dünyanın İlk İnsansı Robot Fabrikası’ unvanını AKINROBOTICS olarak aldık.

Ülkemiz adına dünya standartlarına erişmek ve yüksek teknolojiyi kendi topraklarımızda yaşatmak için; 24 yıl öz sermayemizle robot teknolojilerine yatırım yaptık. Amacımız; insanlığa ve bilime hizmet etmek. İnsanların monoton yaptığı, iş sağlığı ve güvenliğini tehdit edecek işleri robotlara yükleyerek, insanların daha nitelikli iş sahalarında çalışmalarını sağlamak. Bu bağlamda tarım, endüstri ve hizmet sektörü gibi farklı alanlara yönelik AKINCI, ADA, ARAT, PNCR ve ROBOT KOL başta olmak üzere 100’ün üzerinde çeşitli robotlar ürettik.

Gelecek nesillere ışık olması adına, eğitime destek kapsamında belirli günlerde fabrikamızda düzenlediğimiz teknik gezilerde, ülkemizin dört köşesinden gelen akademisyen, öğrenci ve teknoloji sever 20 binin üzerinde konuğa ev sahipliği yaptık. Bunun yanı sıra eğitim sektöründe projelerde kullanılacak; motorlar, geliştirme kartları ve robotik bileşenler gibi dünya standartlarına erişen yerli üretimimiz olan ürünleri, piyasanın 5’te 1’i fiyatlarla ve sponsorluklarımızla öğrencilerimize kazandırdık. Tüm üretimlerimizi kendi öz sermayemiz ve tamamen yerli imkânlarımız ile gerçekleştirdiğimiz AKINROBOTICS olarak bugün geldiğimiz nokta yerli ve milli teknolojimizin ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından çok büyük bir öneme sahip. Robot üretimimizdeki mekanik sistem, elektronik sistem ve yazılımlarımızın tasarım ve üretimlerini, yüksek teknolojiye gönül vermiş ekibimizle birlikte gerçekleştirdiğimizi bir kez daha belirtmek isterim. Bu noktada yeni projemiz olan “robot kol” prototip çalışmamamıza değinmek istiyorum.

Robot kolu; programlanabilir özeliğe sahip mekanik parçaların bütünü ya da komplex bir robotun bir parçası olarak ifade etmek mümkündür. Günümüzde endüstrinin ayrılmaz bir parçası haline gelen robot kollar, CNC tezgâhları da dâhil çeşitli endüstriyel alanlarda kullanılabilen geniş çalışma yelpazesine sahip olup; malzeme taşıma, otomasyonlu makina desteği, boyama, mekanik kesme gibi birçok uygulamada kullanılmaktadır. Bu doğrultuda bu teknoloji insan gücünü en aza indirerek ve hata payı oranını azaltıp üretim miktarını üst seviyelere çıkararak, günümüz teknolojisine önemli derecede katkı sağlamaktadır. 10. Yılımızı kutladığımız şu günlerde Türkiye’nin yerli Robotik Markası AKINROBOTICS olarak bizler de geliştirmiş olduğumuz robotik ürünlere bir yenisini daha ekledik:

“AKINROBOTICS Endüstriyel Robot Kol”

Henüz Ar-Ge süreci devam eden robot kol projemizin ilk prototiplerini kamuoyu ile paylaşmış bulunmaktayız. Çok amaçlı esnek hareket kabiliyeti ile nesneleri tutma, bırakma, yerleştirme ve taşıma işlerini yapacak olan robot kol, 6 eklemden oluşan kinematiği sayesinde çalışma uzayı içinde tüm noktalara istenilen doğrultuda erişim sağlayabiliyor. 80 cm uzunluk, 15 kg ağırlık, 3 kg taşıma kapasitesi ve 0.02 mm hassasiyet oranına sahip olan robot kolda kullandığımız aktüatörler de dâhil olmak üzere tüm mekanik ve elektronik tasarım, üretim ve yazılım geliştirmeleri kendi ekimiz tarafından gerçekleştirilmekte. Kullanıcılar robotu programlamak ve verilerini incelemek için de yine AKINROBOTICS tarafından geliştirilen ARGUI programını kullanabilirler. Sisteme bağlı tüm robot kolların belirlenmesi, telemetri verilerinin takip edilmesi, robotların anlık uyarıları kullanıcıya iletmesi gibi birçok işlemi gerçekleştirdikleri ARGUI, kullanıcı dostu fonksiyonlarla da çok kolay bir şekilde programlanabilmekte.

Robot kol; kavrayacağı nesneye göre çenelerin sıkma kuvvetini kullanıcı ara yüzünden ayarlayabilme, çok amaçlı esnek hareket kabiliyeti ile nesneleri tutma, bırakma, yerleştirme ve taşıma işlerini istenilen şekilde yapabilme, adaptive tutucularla nesneyi dışarıdan sararak kavrama, nesneyi içinden tutma, düz ve üst üste istiflenmiş parçalar ile büyük ve şekilsiz nesneleri kavrayabilme gibi farklı kabiliyetlere sahip. İnsanların çalıştığı tüm alanlarda onlarla birlikte çalışmak için üretilen Robot Kol; iş süreçlerinizin verimliliği arttırarak üretim maliyetlerinizi düşürecek ve uygulamalarınızı kolaylaştırarak otomatik hale getirecek. Ayrıca insan sağlığını olumsuz etkileyen yorucu ve güvenliksiz işlerde de bu robotlar devreye girecek. Teknoloji geliştikçe üretimi daha güvenli, daha hızlı, daha kârlı yapmak kaçınılmaz hale geldi.  İşbirlikçi robotlar anlamına gelen kolaboratif robotlar da bu bağlamda günümüzün birçok ihtiyacına karşılık verebilmek için tasarlanıyor. Fabrikalarda çalışan işçilere yardımcı olan kolaboratif robotlar üretim aşamalarında insanlarla etkileşime girerek iş süreçlerinin hızlı ve esnek bir şekilde otomatikleşmesini sağlıyor. Üretim hareketliliğinin artması ve teknolojinin gelişmesi insanları kendisine yardımcı makinaları kullanmaya zorlamıştır. Özellikle elektronik endüstrisinde yapılan işlemler hassas ve karmaşık olduğundan, hata oranını en aza indirgemek için etkili bir çözüm olan kol robotların, kırılgan ve pahalı elektronik ürünlerin üretiminde kullanılması kaçınılmaz bir hal almıştır.

Bugün, günümüz endüstri dünyasına baktığımızda iş birlikçi robotların, otomotiv sektörü başta olmak üzere her geçen gün artan talepler nedeniyle robotik pazarda en büyük payı oluşturduğunu söylememiz mümkün. Geleceğin endüstrisinde taşıma, kaynak, ameliyat, boyama gibi görevlerin yanında daha kreatif alanlarda da şu anki potansiyelin çok üstünde yer alacağını düşündüğümü belirtmek isterim.

Kullanılan aktüatörlerde dâhil olmak üzere tüm mekanik ve elektronik tasarım ve üretimleri, yazılım geliştirmeleri AKINROBOTICS tarafından yapılan Robot Kol ile kullanıcıların talebine göre tek robotlu sistemden tüm otomasyon hatlarınızdaki sistemlerinize çözüm sunabiliyoruz. Tüketicinin kullanım amacına ve şartlarına uygun şekilde tasarım imkânına sahibiz. Geçmişimizden aldığımız güç ve geleceği inşa etmeye olan inancımızla yüksek teknoloji yolunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Özgürlük yolunda başarı, üretimle mümkündür. Üretirsen yıkılmazsın, üretirsen gelişirsin, üretirsen itaat etmez özgür olursun. Ülkemizin vizyonu; yerli ve milli üretim. Çok çalışıp, çok üreterek ülkemizi hedeflerine taşıma iradesini daha fazla göstermek zorundayız. Biz bu anlamda tamamen öz sermayemizle kurduğumuz robot fabrikamızla, dışa bağlı kalmadan, yüksek teknoloji ile yerli insansı robotlarımızı ürettik. 24 yıl yazılım ve 10 yıl robotik teknoloji alanında bu bayrağı zirveye taşımaya çalışan ekip arkadaşlarımı sizlerin huzurunda bir kez daha tebrik ediyorum. Biz üzerimize aldığımız “Türkiye’nin Vizyonu” sloganını, milli bilinçle taşıyarak, çalışmalarımıza tüm gayretimizle devam edeceğiz. Unutmayalım ki; “Yüksek teknolojiye gereken önemi vermeyen milletler, kendi topraklarında özgür olduklarını sanarak köle olmaya mahkûmdur.”

Nice 10. yıllarda görüşmek dileğiyle…

Dr. Özgür AKIN

AKINSOFT ve AKINROBOTICS Yönetim Kurulu Başkanı

8 Ağustos 2019/INOVAX Dergisi

https://www.linkedin.com/pulse/y%25C3%25BCksek-teknoloji-ile-ge%25C3%25A7en-10-yil-%25C3%25BClkemize-bilime-ve-t%25C3%25BCm-akin/?trackingId=tRO%2FIYQ9TUGfr4tQHQSaUg%3D%3D


10 Ağustos 2019 Cumartesi

Noterler dijital sistemle birbirine bağlanıyor

Türkiye'deki tüm noterler dijital olarak birbirine bağlanacak. Herhangi bir noterde yapılan düzenleme aynı anda başka yerdeki noterden alınabilecek.
Adalet Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, noterlere ilişkin yeni uygulamaya yönelik bilgi verildi.

Türkiye'deki tüm noterlerin dijital olarak birbirine bağlanacağı belirtilen açıklamada, "Herhangi bir noterde yapılan düzenleme aynı anda başka yerdeki noterden alınabilecek." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, yeni uygulama sayesinde, belgelerin postada kaybolması, işlemin yapıldığı şehre yeniden gitme gibi sıkıntıların ortadan kalkacağı, böylece zamandan tasarruf edileceği kaydedildi.