29 Nisan 2019 Pazartesi

Yetişkinlere özel Boot Camp yazılım eğitimi başlıyor!

Başta ABD ve Avrupa ülkelerinde olmak üzere tüm dünyada uygulanan BootCamp eğitimi için ülkemizde geri sayıma geçildi.
Dijitalleşen bu dünyada ayakta kalmak istiyorsak çağa ayak uydurup kodlamayı öğrenmemiz gerektiğinden yola çıkan Maker Codes, yetişkinlere yönelik özel eğitimler düzenliyor. 18 yaş üstü tüm katılımcıların yararlanabileceği Boot Camp ile hem onlara bir kariyer fırsatı sunmak, hem de geleceğe hazırlamak hedeflendi.

Bu oluşumda ülkemiz adına ve yeni nesiller için bir şeyler yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Maker Codes kurumunun kurucularından Volkan Keskin, üniversiteye hazırlanan, üniversite mezunu ve iş arayan, yazılım dili bilip kendini daha da geliştirmek isteyen, sıfırdan yazılım dili öğrenip farklı kariyer hedefleyen, kurumsal hayatı bırakıp kendini farklı yönde geliştirmek isteyen herkesin bu programdan faydalanabileceğini aktardı.



3 ayda yazılım alanında iş bulma imkanı

Keskin, “Tüm dünyada şu an bir geçiş sürecinde yaşıyoruz. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor ve teknolojiyi kullanabilen kişilere ihtiyaç çoğalıyor. Bu ihtiyacı Batı dünyası Boot Camp’lerle çözdü. Hiç yazılım bilmeyen bir kişi 3 ay sonra bu tarz bir kampa katılıp, yazılım alanında iş imkanı bulabiliyor. Hatta ABD’de üniversite eğitimine alternatif olarak görülmeye başlandı. Bootcamp programımızda üretimde bulunacak olmanın heyecanını yaşıyoruz” dedi.

Türkiye’de işsizliğin her geçen gün arttığı bu dönemde yetişkinlere bir kapı aralamayı amaçladıklarını söyleyen Keskin, Yapay zeka’nın hayatımızda olduğu, farklı meslek dallarının olacağı bir döneme hazırlık yapılması gerektiğine işaret etti. 

Boot Camp konusunda uzun zamandır araştırma yaptıklarını söyleyen Keskin, son 3 yıldır çocuklara Kodlama eğitimi verdiklerini, 10 yıllık bir yazılım şirketi olduklarını hatırlatarak, bu bilgi birikimini yetişkinlere de aktarmayı hedeflediklerini vurguladı:”Yurtdışında bir kaç Bootcamp ile görüşme sağladık ve görüşlerini aldık. Belki de Türkiye’de İlk kez böyle bir çalışma gerçekleştireceğiz. Boot Camp için planladığımız süre 3 ay. Adaylar 45 günlük eğitim programını çok yoğun geçirecekler. 9 haftalık program sonrasında 3 haftalık ilave proje süresi olacak. Proje sonrasında Eylül ayında İK mülakatlarını gerçekleştirip, projesini tamamlayan adayların, staj sürecine destek vermeyi amaçlıyoruz. Staj garantisi sunmamakla birlikte, İK çalışanları ile bu eğitimi alan kişileri buluşturup, staj imkanları yaratacağız.

Amacımız 18 yaş üstü mezun ama yazılım dili bilmeyen bu konuda kendini geliştirip bir şirkete işe girmek isteyen gençlere ve yetişkinlere yol göstermek. Ülkemizde çok ciddi bir işsizlik var. Kurumlar da yetiştirdikleri çalışanların gitmesinden şikayetçi. Yaptığımız firma görüşmelerinde böyle bir çalışma yaparsanız çok mutlu oluruz diye geri bildirimler aldık” dedi.

Kodlama konusunda bilgisi olmayan katılımcılara, Bootcamp eğitimi verilerek eğitimin sonunda iyi bir  düzeye getirilmesi hedefleniyor. Bu eğitimde katılımcıların başlangıçta Windows kullanabilecek düzeyde olmaları yeterli. Sözel ve sayısal her eğitim branşından katılımcıların katılabileceği bir içerik ve program hazırlandı.

Yetişkinlere yeni bir altın bilezik

Kodlamanın yetişkinlerin teknolojik gelişimlerine katkı yaparak onlara bir kariyer fırsatı sunmak, hem de onları geleceğe hazırlamak için önemli bir başlangıç noktası olduğunun altını çizen Keskin şu bilgileri verdi: “Artık bir banka çalışanının eğer bir robot yazılım mantığını kavrayamazsa işlerini yapma şansı kalmayacak. Firmaların yazılımcı ihtiyacı sadece üniversitede yazılım öğrenmiş kişilerle karşılanabilecek düzeyde gerçekleşmeyecek. Diplomandan çok bildiğin yazılım dillerinin önem kazanacağı bir döneme giriyoruz.”

Keskin, öncelikle Türkiye’de sonrasında ABD’de kuruluşunu gerçekleştirdikleri şirketleriyle, yurtiçi-yurtdışı şubeler açarak büyümeyi ve markalarını en üst seviyede sektöründe başarılı bir firma olma noktasına taşımayı ve Türkiye’den teknoloji ihraç eder hale gelmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.



21 Nisan 2019 Pazar

Yaramaz çocuklardan çok şey öğreneceğiz

Sanayinin hızlanması için her türlü teknolojiyi iyi öğrenmeleri gerektiğini söyleyen Faruk Eczacıbaşı, bu alanda olup bitenlerin kendisini hem etkilediğini hem de heyecanlandırdığını belirtti


Biznet Teknoloji’nin hafta içi İstanbul’da düzenlediği “Ya Hacklenirseniz?” etkinliği, alanında uzman kişiler ile konuyu önemseyen şirket yetkililerini bir araya getirdi. Siber güvenliğin detaylarının konuşulduğu Etkinlik sonrası düzenlenen sohbet toplantısında sorularımızı cevaplandıran Biznet Bilişim’in patronu Faruk Eczacıbaşı, hayatımızı sarmalayan teknolojinin güvenliği konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.

HEYECAN VERİCİ
Endüstrinin hızlanması için bilişimi ve teknolojiyi iyi ve hızlı öğrenmeleri gerektiğini ifade eden Faruk Eczacıbaşı, bu alanda olup bitenlerin kendisini hem etkilediğini hem de heyecanlandırdığını ifade etti. “Yaramaz çocuklardan çok şey öğrenmemiz lazım” diyen Eczacıbaşı, şöyle devam etti: “Bizde bu yaramaz çocuklardan çokça var. Genç kuşaktan, teknoloji tutkunlarından öğreneceğimiz çok şey var. Yanışı banışı almış biri olarak öğreteceklerimizden daha çok öğreneceklerimiz olduğunu görüyorum. Siber güvenlik konusu yalnızca teknoloji alanındaki yetkililerle sınırlı kalmamalı; siber güvenlik ile ilgili oluşabilecek riskler üst yönetim tarafından da dikkate alınmalı.”

BU SAVAŞIN KIRILAN TARAFI MÜŞTERİ
Teknolojiyi “tüpten çıkan macun” olarak nitelendiren Eczacıbaşı geri dönüşü olmayan bu alandaki hızlı değişimin ekonomiyi de değiştirdiğini ifade ette. Bilişim ile endüstrinin yakınlaşmasının hızlandığına dikkat çeken Eczacıbaşı, teknoloji firmalarının oluşturduğu üst yapı hazına devlet kurumlarını geride bıraktığını söyledi. Eczacıbaşı, “Temellerin değişmesi lazım. Bu aşamada tüketici maalesef kurulan denklemi oyuncağı ve kırılan tarafı olabiliyor” dedi.

HACKTİVİZM DEMOKRATİK HAK MI?
İstanbul’daki buluşmanın en enteresan katılımcısı, İsrail asıllı siber güvenlik analisti Keren Elazari’ydi. Tel Aviv Üniversitesi’nin bilgisayar korsanları, endüstri ve hükümetler arasındaki karmaşık ilişkilere odaklanan Balvatnik Disiplinlerarası Siber Araştırma Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak çalışan Keren Elazari, Arap baharı ve Türkiye’deki Gezi kalkışması sarısında hükümetlerin aldığı sosyal medya tedbirlerini kırmak için Hackerlerin önemli roller üstlendiklerini anlattı. Elazari, hacktivizmin eylem ve girişimlerinin demokratik bir olduğunu savundu.

İbrahim Acar / Yeni Şafak

Sıfırdan bir endüstri kurmak, var olanı dönüştürmekten çok daha kolay

Türkiye’nin Otomobili projesi devam ederken konuyla ilgili tartışmalar da sürüyor. En önemli karşı argüman ise bunun geç kalınmış bir proje olarak nitelendirilmesi. Avrupa, Japonya gibi dev otomotiv endüstrileri içinde Türkiye’nin kendine yer bulup bulamayacağı sorgulanırken dünya otomotiv endüstrisinin önde gelen isimlerinden Seval Öz’den ‘yerli oto’ya tam destek geldi. Otomotiv endüstrisinin tarihsel bir dönemeçte olduğunu ve Türkiye’nin bu dönemeçte Avrupa’ya göre 1-0 önde olduğunu söyleyen Öz, "Avrupalı firmaların milyarlarca dolarlık yatırımı, binlerce işçisi var. Ama sektör dönüşüyor. Tüm bu yatırımları ne yapacaklar? Sıfırdan bir endüstri yaratmak, var olan bir yapıyı dönüştürmekten daha kolay. O yüzden aslında Türkiye’nin bir markasının, kurulu bir endüstrisinin olmaması avantaj. Bu açıdan Avrupa’ya göre şanslıyız. Eğer tam bu dönemde hızlı davranır, elektrikli, otonom aracımızı çıkarırsak, dünya piyasasında Türkiye’nin önemli bir yeri olabilir" diyor.

GOOGLE’A SÜRÜCÜSÜZ ARAÇ

Türkiye abisi Mehmet Öz’ü yakından tanısa da Seval Öz iş dünyasında özellikle teknoloji çevrelerinde dünya çapında en az onun kadar tanınmış bir isim. Google’ın sürücüsüz araç projesini yürüten Seval Öz, ardından otomotiv devi Continental’in ITS şirketinin CEO’luğunu üstendi. Sonrasında da Silikon Vadisi’nde kendi şirketini kurdu. Akıllı ulaşım sistemlerinde dünyada ilk akla gelen isimlerden biri olan Öz, geçtiğimiz günlerde Digital Age Summit 2019’da bir konuşma yapmak üzere İstanbul’daydı. Yerli oto projesiyle de yakından ilgilenen Seval Öz’le konuşma fırsatı yakaladık.

Türkiye’nin dünya otomotiv pazarında yer edinebileceğine inanıyor musunuz?

Kesinlikle inanıyorum. Sektör dünya çapında bir dönüm noktasında olduğu için, Türkiye çok şanslı. Başlarken Avrupa’nın 1-0 önüne geçiyoruz. Çünkü kurulu bir otomotiv endüstrimiz yok. Bu yapıları dönüştürmek zordur. Hele ki yapılmış milyarlarca dolarlık yatırım, binlerce çalışan varsa. Avrupa şu anda bunları ne yapacağını düşünüyor. Türkiye burada doğru strateji izler ve agresif bir şekilde kendini benzinden sıyırabilirse şansımız yüksek.

Doğru strateji nasıl olmalı?

Eskiden bir arabanın yüzde 90’ı makine mühendisliğiydi. Artık öyle değil, şimdi yüzde 70’i yazılım. Onun için daha çok o tarafa ağırlık vermek lazım. Mesela bir elbise dikeceksin, elbisenin yüzde 70’i kumaş. Ama sen düğmeciye gidiyorsun, bana bir elbise dik diyorsun... Halbuki kumaşçıya gitmek lazım. Söz konusu otomobil olduğunda da önce yazılım tarafının halledilmesi gerekiyor. Bunun için en doğru adres de üniversiteler. Türkiye’deki üniversiteler bunu başarabilir. Özyeğin Üniversitesi ve İTÜ ile görüştüm. Genç nüfustan faydalanmalıyız. Mesela Çin de otomotiv endüstrisi olmayan bir ülke. Onlar şu anda benzer bir projeyi 3 bakanlık (enerji, ulaşım, iletişim) önderliğinde yürütüyor.

Peki Ankara’da bu konuda görüşmeleriniz oldu mu?

Evet bu konuda iki kere resmi olmayan görüşmeler yaptık.

Türkiye'deki genç girişimcileri Silikon Vadisi’ne götüreceğiz

Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeleri ve Türk girişimcileri takip ediyor musunuz?

Türkiye ekonomisinde kaydedilen ilerleme ve ülkeyi ileri götürmek için atılan adımlar konusunda çok iyimserim. Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı ortadan kaldırmak, elektrikli araç üretmek, uygun fiyatlı konutlar yapmak, küresel bir havaalanı inşa etmek... Bunların hepsi dünyada ayak izimizi büyütmemiz anlamına geliyor. Bence genç Türk girişimciler, çok çok başarılı. Dünya çapında iyinin de iyisi diyebilirim. Ben aynı zamanda American-Turkish Society’nin icra kurulu üyesiyim ve biz genç Türk girişimcileri ABD’ye ve Silikon Vadisi’ndeki küresel yatırımcılara tanıtmak istiyoruz. Bu sonbaharda da iki tarafı bir araya getirmek için ilk etkinliğimizi yapacağız.

30 yıl o benim kardeşimdi, şimdi ben onun...

Abiniz Mehmet Öz sağlıklı yaşam konusunda dünya çapında bir fenomen. Bu kadar ünlü birinin kardeşi olmak nasıl bir duygu?

Hayatımızın ilk 30 yılında, o benim kardeşimdi. Şimdi de ben onun kardeşiyim. Her şey nasıl değişiyor. Ailemiz bize çalışkanlık, kararlılık, işine tutkuyla bağlı olma ve insana saygı gibi değerleri aşıladı. Ve hep dünyaya pozitif bir etki yaratmaya odaklandık. Sağlıklı vücut, sağlıklı zihin ve sağlıklı ruhla olur. Ruhunu beslediğin ve bir çocuk gibi hayal kurmaya devam ettiğin sürece, dünyada fark yaratabileceğine de inanırsın. Umuttan asla vazgeçmemeli. Umut, bedeni bırakan son enerjidir. O yüzden yapabileceklerinize inanın ve tabii dünyaya bunun karşılığını da verin.

Yapay zekadan değil korkudan korkun

Yapay zeka insanları biraz korkutuyor. Nasıl etkilenecek hayatımız bu gelişmelerden?

Büyük buhran sırasında Roosevelt’in söylediği, “Korkunun kendisinden başka korkacak bir şeyiniz yok” sözü bence bir sonraki devrim hakkında nasıl düşünmemiz gerektiğini anlatan harika bir metafor. Değişim sabittir. Daha önce sanayileşme dönüşümleri gördük; güç tezgâhı, buhar makinesi, bessemer süreci vs. Her dönüşüm, işgücünün de yeniden eğitilmesini gerektirir. Tüm üretim süreci değişir. Bu dönüşümü önceden tahmin edemezsek, veri bilimci, nörolojik uzmanlar gibi yeni nesil gereksinimleri nasıl karşılayacağız. Yapay zeka her şeyi değiştirecek. İnsan kaynağımız ise hastalıkları yok etmeye, yaşlı bakımına insan ihtiyaçlarına ve gezegenimizi korumaya odaklanmalı.

Kadın mühendis oranı % 18, daha yolun başındayız

Türkiye’de teknoloji dünyasında kadınların sayısı oldukça az. Silikon Vadisi’nde durum nasıl?

Kadınların ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bilinen bir gerçek. Küresel çalışmalar da kamu şirketlerinde kadın çalışan sayısının artmasıyla GSYH büyümesinde doğrudan bir artış olduğunu gösteriyor. Ancak ne yazık ki Silikon Vadisi’nde toplam mühendislik işgücünü temsil eden kadınlar yaklaşık yüzde 18 seviyesine sıkışmış durumda. Yönetici seviyesinde rakamlar daha da düşüyor. Girişim fonlarının ise yalnızca yüzde 2’sinde kadın kurucu var. Google, Amazon, Microsoft gibi birçok dünya devinde üst düzey kadın yönetici yok denecek kadar az. Yani daha yolun başındayız. Orta yönetim seviyesinde kadınların halka açık şirketlerin yönetim kurullarına girme çabalarını görüyoruz. Burada farkındalık davranış değişikliklerini de beraberinde getiriyor. 

Akşam

14 Nisan 2019 Pazar

MEB'den yeni dijital içerik platformu

Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Anıl Yılmaz, eğitim sisteminde dijital içerikleri ana materyal haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Bursa Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (BUSİAD) ile Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Bursa Şubesince bu yıl 17'ncisi düzenlenen "Kalite ve Başarı Sempozyumu"na "Yenilikçi Yaklaşımlar" konulu panelde konuşan Anıl Yılmaz, eğitimin zor bir alan olduğunu, tecrübeleri göz önüne alarak iyileştirmeler yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Bakanlığın vizyon stratejilerinin temelinin bir ekosistem yaklaşımı olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu sadece kamunun, sadece bakanlığın, sadece öğretmenlerin veya sadece özel sektörün gerçekleştirebileceği bir şey değil, bir ekosistem. Birlikte bunu yapmak ve aynı yaklaşımı dijital içeriklerle hayata geçirmek istiyoruz. Ekosistemin içinde eğitim fakülteleri de var, okullarımız da var, özel sektör de var, kamu da var, uluslararası paydaşlarımız da var. Burada bir ulusal eğitim arşivi oluşturma çabalarını başlattık. Tabii buradaki ana amacımız, şu anda yaşamakta olduğumuz teknolojik dönüşümü bir anlamda yakalamak çünkü artık dijital içerikler ana materyal haline geldi. Dijital olmayan kitaplar, diğer materyaller giderek hayatımızdan çıkıyor. Biz de eğitim sistemimizde dijital içerikleri ana materyal haline getirmeyi hedefledik. Buna yönelik olarak da kendimize bir hedef tarih belirledik, önümüzdeki dönemin başlaması itibarıyla yani eylül ayına hedefliyoruz bunu. Yeni dijital içerik platformumuzu hizmete açacağız. Bunun en önemli özelliği kişiselleştirilmiş bir platform olması. Hem öğrencilerimiz hem öğretmenlerimiz hem de velilerimiz kendilerine hitap eden içeriklerle çok fazla emek sarf etmeden buluşacaklar."

Yılmaz, eğitimle ilgili her türlü dijital içeriğin yeni platformda sunulacağı bilgisini verdi.

Bunu geliştirmek için her türlü kaynaktan yararlandıklarını, uluslararası iş birlikleri üzerinde çalıştıklarını aktaran Yılmaz, "Örneğin BBC ile yabancı dil üzerine yeni içerikleri buraya ekliyoruz. Ana amacımız, bu dijital içerik sunumunun fırsat eşitliğine hizmet etmesi." değerlendirmesinde bulundu.

Dijital içeriklerin yer alacağı platformun erişilebilir olması için her şeyi gözden geçirdiklerine değinen Yılmaz, mobil olarak da ulaşılabilmesi için operatörlerle anlaşma imzaladıklarını belirtti.

Teknolojiyi kullanma yetkinliğinin artırılması konusuna daha fazla odaklandıklarını anlatan Yılmaz, "Bilgisayarsız ortamda algoritmik düşünce öğretimine önem veriyoruz. Bunlara yönelik programlar, öğretmen eğitimleri hızlı bir şekilde devam ediyor. Kodlama yetkinliği önemli. Geleceğimizin okuma yazması aslında kodlama. Bugün okuma yazmayı bilen bir insan ne kadar katma değer üretebiliyorsa, gelecekte de kodlamayı bilenler belki katma değer üretebilecek, avantaja sahip olacaklar." diye konuştu.

7 Nisan 2019 Pazar

Elektromanyetik alan ölçümü yapacaklar için yeni eğitim düzenlemesi

Baz istasyonları başta olmak üzere elektronik haberleşme cihazlarının ortamda oluşturduğu elektromanyetik alan şiddeti ölçümünü yapacaklara verilen eğitimin içeriği düzenlendi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) "Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası Alınmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Düzenlemeyle baz istasyonları başta olmak üzere elektronik haberleşme cihazlarının ortamda oluşturduğu elektromanyetik alan şiddeti ölçüm işini yapmak isteyenlerin alması zorunlu Elektomanyetik Alan Ölçüm Sertifikası eğitiminin içeriği ve sertifika almak isteyen kişilerde aranan mezuniyet şartları detaylı bir şekilde tanımlandı.

Buna göre, ihtiyaç halinde üniversite mezunları da dahil, üniversitelerin mühendislik fakülteleri, meslek yüksekokuluyla liselerin elektrik, elektronik, bilgisayar (yazılım, donanım), kontrol, enstrümantasyon, bilişim, otomasyon, elektronik haberleşme (telekomünikasyon, haberleşme, haberleşme teknolojisi, elektronik haberleşme) ve ilgili teknik bölümlerinden mezun olanlar, elektromanyetik alan ölçüm sertifikası almak için başvuru yapabilecek.

Tebliğle Elektromanyetik Alan Ölçüm Sertifikası için verilecek kursun içeriği de belli oldu. Elektromanyetik alan, dalgalar ve anten, elektromanyetik alan ve insan sağlığına etkileri, dünya standartları ve Türkiye'deki durum, hücresel sistemler, ilgili mevzuat, elektromanyetik alan ölçüm cihazları kullanımı, saha uygulamaları, söz konusu kursun konu başlıkları arasında yer aldı.

Yoğun bir eğitim görecek kursiyerlerin yazılı ve uygulamalı sınavlardan ayrı ayrı başarılı olması gerekecek. Kurumun geliştirdiği yazılım ve sistemlerle mobil iletişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak kurs içeriği güncellenecek.

1 Nisan 2019 Pazartesi

Apple, kablosuz şarj sistemi AirPower'ı iptal etti

eknoloji devi Apple, daha önce pek görülmeyen bir adım atarak, yeterli derecede geliştiremediği gerekçesiyle, kablosuz şarj sistemini rafa kaldırdı.

2017'de kamuoyuna duyurulan AirPower, aynı anda birden çok Apple cihazını kablosuz şarj edebilen bir yüzey olacaktı.

Ancak, şirketin mühendislerinin yüzeyin fazla ısınması sorununu çömeyi başaramadıkları için, bu üründen vazgeçtikleri sanılıyor.

Şirketten yapılan açıklamada "Harcanan büyük çabanın ardından, AirPower'ı yüksek standartlarımıza getirmeyi başaramadık ve projeyi iptal ettik." denildi.

Şirket başka bir ayrıntı vermedi.

Ancak, bu ürünle ilgili dedikodular, Eylül 2017'de kamuoyuna açıklanmasıyla birlikte başllamıştı. O dönem Apple, ürünün 2018'de çıkartılacağını söylemiş ve "dünya klasında bir şarj çözümü" vaat emişti.

Ancak ürün geçen yılki iPhone lansmanında yoktu.

Apple'ın mühendislik bölümünün başkanı Dan Riccio, BBC'ye yaptığı yazılı açılklamada "Bu ürünün çıkmasını sabırsızlıkla bekleyen müşterilerimizden özür dileriz. Geleceğin kablosuz teknolojilerde olduğuna yönelik inancımız devam ediyor." dedi.

Ürünün iptal edilmesi, şirketin kablosuz kulaklığı AirPods'un satışlarını etkileyebilir. Çünkü AirPods, gelecekte AirPower ile şarj edileceği vaatiyle birlikte satılmıştı. AirPod'ların paketlerinde AirPower'ın nasıl çalışacağını gösteren bir diyagram da vardı.

Apple'ın rakipleri Huawei ve Samsung, daha önce cihazlarını kablosuz şarj eden teknolojilerini piyasa çıkartmıştı.