26 Ocak 2019 Cumartesi

Microsoft Türkiye'den yazılım şirketi satın aldı

ABD’li teknoloji devi Microsoft, Türk açık kaynak yazılım şirketi Citus Data’yı bünyesine kattı.


Açık kaynak yazılımlara ilgisi gün geçtikçe artan Microsoft, bu alanda bir satın alma daha yaptı. Rakamı açıklanmayan bu son satın almanın adresi ise Türkiye’den çıktı. Microsoft, 8 yıl önce Türkiye merkezli kurulan yerli yazılım şirketi Citus Data’yı satın aldı.

Habertürk'ten Nejdet çalışkan'ın haberine göre, Microsoft’un resmi blogundan duyurulan satın almayla ilgili olarak rakam açıklanmazken, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, Linkedln ve Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla satın almayı duyurdu.

Türkiye’nin yazılım pazarında bir dünya oyuncusu olması için attığımız adımlara bugün bir yenisini ekledik. Türkiye’ye duyduğumuz inancın bir göstergesi olarak, Türk girişimcilerin kurduğu yazılım şirketi Citus Data’yı bünyemize katmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz.

Murat Kansu, satın almayla ilgili olarak, “Türkiye’nin yazılım pazarında bir dünya oyuncusu olması için attığımız adımlara bugün bir yenisini ekledik. Türkiye’ye duyduğumuz inancın bir göstergesi olarak, Türk girişimcilerin kurduğu yazılım şirketi Citus Data’yı bünyemize katmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz” dedi.

Hem Microsoft’un global blogundan hem de Citus Data’nın resmi blogundan yapılan açıklamaya göre Citus Data, Microsoft bünyesine girmesinin ardından özellikle PostgreSQL adlı veritabanı yönetim sistemi üzerine odaklanacak.



STANFORD’TAN ÇIKTILAR

2002-2004 yılları arasında Stanford Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri üzerine yüksek lisans yapan Umur Çubukcu, Özgün Erdoğan ve Sumedh Pathak’in tarafından 2011 yılında kurulan Citus Data’nın İstanbul’un yanısıra San Francisco’da da ofisi bulunuyor.

Citus Data, veri tabanı yönetimi, açık kaynak kodlu yazılım, gerçek zamanlı veri analitiği ve ölçeklenebilirliği ile hizmet olarak yazılım (SaaS) sistemleri üzerine çalışıyor.

Microsoft’dan yıllarca mesafeli durduğu bir alan olan açık kaynak kodlu yazılım dünyasında son dönemde önemli yatırım hamleleri gelmişti. Bunlardan en dikkat çekeni ise 2018 yılının haziran ayında GitHub’u 7.5 milyar dolara bünyesine katması olmuştu.


Sanal oyunlara sıkı denetim

Mavi Balina gibi ölümcül oyunlara dikkat çeken Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Sayan aileleri uyardı, alınan önlemleri anlattı


Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, çocukları intihara sürükleyen ve sanal ortamda bir virüs gibi yayılan Mariam ve Mavi Balina gibi sözde oyun akımlarına karşı çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Özellikle son dönemde Türkiye'de de gençler arasında şüpheli intiharların artması sebebiyle intihar konulu dijital oyun videoları mercek altına alınırken, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, "BTK ile birlikte bilinçlendirme çalışmalarımıza hız verdik. Bu konuda ilk önce ailelere iş düşüyor, aileler çocuklarını sanal ortamda iyi takip etmeliler. Eskiden çocuklar sokakta şekerle kandırılırdı, şimdi şekerle kandırma işi online ortama taşınmış durumda" dedi. Araştırmalar neticesinde Mavi Balina ve Mariam gibi sözde oyunların tarayıcı tabanlı olmadığı, sabit bir internet sitesinin bulunmadığı, indirilip kurma şeklinde çalışmadığı ve resmi bir satışının olmadığının belirlendiğini anlatan Sayan, "Bu nedenle oyunun kaynağına doğrudan ulaşılamamakta ve böyle bir yapıda çalışan sözde oyunun BTK tarafından engellenmesi mümkün olamamaktadır" dedi.

GOOGLE İLE İŞBİRLİĞİ YAPILDI
Sayan, arama motorlarında bu tür oyunlara yönlendirici nitelikteki reklam içeriklerinin kaldırılmasına ve çocukların bilinçlendirilmesine yönelikte çalışmalar yapıldığını belirterek, bu kapsamda Google Türkiye ile de çalışma yapıldığını anlattı. Ayrıca çocukların interneti ve dijital oyunları daha güvenli kullanmaları için BTK tarafından birçok etkinlik ve çalışma yapıldığını sözlerine ekledi.

(Sabah/Barış Şimşek)

19 Ocak 2019 Cumartesi

Yazılım sektöründe 1.5 milyar dolarlık görüşme

ABD merkezli bulut temelli yazılım şirketi Salesforce.com Inc. İsrail merkezli yazılım şirketi ClickSoftware şirketini 1.5 milyar dolara almak için görüşmeler yürütüyor


İsrail medyasında yayımlanan haberlere göre, İsrailli girişimci Moshe BenBassat tarafından ABD’de 1979 yılında kurulan ClickSoftware, 2015 yılında 438 milyon dolara ABD merkezli yatırım ortaklığı şirketi Francisco Partners tarafından satın alınmıştı.

Salesforce, 2018’de İsrail merkezli yapay zeka şirketi Datorama’yı 850 milyon dolara satın almıştı.

Salesforce’un en son açıkladığı üçüncü çeyrek bilançosuna göre, şirketin gelirleri yüzde 26 artışla 3.39 milyar dolara yükseldi. Şirket, bu dönemde 16 milyar dolarlık ciro ile, yazılım şirketleri tarihinin bu büyüklükteki ciroya en hızlı ulaşan şirketi oldu.


Global oyun pazarı 140 milyar dolara yaklaştı

TİM Başkanı Gülle: Global oyun pazarı 140 milyar dolara yaklaştı


TİM'den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Gülle, gençlerden yeni girişimcilere ve KOBİ'lere kadar ihracatta ilk adım seferberliğini bir İhracat Oyun Yazılımı ile, hem öğretici hem de eğlendirici bir formata dönüştürdüklerini belirtti.

Gülle, "Bugünün ve yarının potansiyel ihracatçılarına sahaya inmeden karşılaşabilecekleri konular hakkında bilgi aktarmayı amaçlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Gülle, şunları kaydetti:
"Bu sayede, bugün ve yarının potansiyel ihracatçılarına, sahaya inmeden karşılaşabilecekleri konular hakkında farklı bir formatta bilgi de aktarmış olacağız. Global oyun pazarı 140 milyar dolara yaklaştı. Oyun satışı, konsolu, filmi, lisansı, hediyelik eşyaları derken, ortaya çıkan ürün sadece bir oyun olmanın çok ötesine geçti, başlı başına ticari bir ekosistem yarattı. Biz oyun satışları ile başlayan yurt dışı pazarlama faaliyetlerimizi, farklı kanallardan zenginleştirmek, en büyük hedeflerimiz arasında olmalı. Bu sayede hizmet ihracatımız, farklı hizmet kategorilerini ve mal ihracatımızı da olumlu etkilemeli.

Hizmet sektörünün dünyada öne çıkan önemli bir ihracat kalemi. Verilere baktığımızda 2017 yılında mal ticareti 17 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam 10 yıl öncesine kıyasla sadece yüzde 10 daha fazla. Bir başka ifadeyle küresel mal ticareti son yıllarda 15-18 trilyon dolar bandını bir türlü aşamadı. Ancak hizmet sektörü, 10 yılda yüzde 40'a yakın bir büyüme kaydederek 2017'de 5 trilyon doları aşmayı başardı. Bu hacimde oyun sektörü çok önemli bir yer tutuyor."

Gençlerden yeni girişimcilere, KOBİ'lere, ihracatta ilk adım seferberliğini bir İhracat Oyun Yazılımı ile buluşturan TİM, ihracatı hem öğretici, hem de eğlendirici bir formata dönüştürmeyi hedefliyor.

Facebook WhatsApp'ın gerisinde kaldı!

WhatsApp, Facebook'u geçerek son günlerin en popüler sosyal medya uygulaması oldu. WhatsApp, 2018 yılının son günlerinde 1.5 milyar aktif kullanıcı sayısına ulaşarak tarihinde ilk kez Facebook'u geçti


App Annie adlı araştırma kuruluşunun yayınladığı "State of Mobile" raporuna göre 2018 yılının son günlerinde 1.5 milyar aktif kullanıcı sayısına ulaşan WhatsApp, Facebook'un geçerek en çok tercih edilen sosyal medya uygulaması oldu.

Facebook, 2017 yılında 2 milyar aktif kullanıcısı sayısına ulaşmıştı. Ancak son günlerde genç popülasyonun Instagram gibi platformlara tercih etmesi, kullanıcı sayısının azalmasına neden oldu. WhatsApp ise kullanıcı sayısını her gün arttırdı.

Yukarıdaki grafiğe bakıldığında Facebook, 2018’de aylık ortalama aktif kullanıcı sayısı bakımında WhatsApp'ı geçse de büyüme hızı açısından gerisinde kalıyor.

(Milliyet)

14 Ocak 2019 Pazartesi

TÜBİTAK teknoloji transfer edecek

TÜBİTAK, geliştirdiği "X.400 Mesajlaşma Sistemi Yazılımı" ile "X-Bant Verici Sistemi" teknolojilerini, bedeli karşılığı isteklilere süreli olarak devredecek


Kurumun, Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre, stratejik ve taktik saha güvenli mesajlaşma altyapısını sağlayabilmek için geliştirilmiş "X.400 Mesajlaşma Sistemi Yazılımı Teknolojisi" basit lisanslama usulüne göre 5 yıllığına TÜBİTAK tarafından aranan şartları sağlayan isteklilere, teknoloji transfer bedeli karşılığında devredilecek.

Söz konusu yazılımın teknoloji transfer bedeli, KDV hariç 1 milyon avro peşinat ve lisans alanın satış bedeli üzerinden yüzde 10 röyalti olarak belirlendi.

VERİCİ SİSTEMİ DE TRANSFER EDİLECEK

Yüksek çözünürlükte görev yüküne sahip yer gözlem uydularında uzay-yer bağında talep edilen yüksek veri hızını sağlayan "X-Bant Verici Sistemi Teknolojisi"nin 10 yıllığına teknoloji transferi de üretim veri paketi için KDV hariç 250 bin dolar peşinatla lisans alanın satış fiyatı üzerinden yüzde 5 röyalti, tasarım ve üretim paketleri için de KDV hariç 250 bin dolar peşinatla lisans alanın satış fiyatı üzerinden yüzde 10 röyalti karşılığında yapılacak.

Teknolojiler hakkında detaylı bilgilere, kurumun internet sitesinden ulaşılabiliyor. Transfer paketlerinin içeriği, başvuru sahipleriyle gizlilik anlaşması imzalandıktan sonra paylaşılacak.

12 Ocak 2019 Cumartesi

Çarpıcı İstatistik: Oyun Başında En Fazla Vakit Geçiren 3. Ülkeyiz

Gaming İstanbul (GIST) Fuarı Direktörü Cevher Eryürek, Türkiye'nin oyun başında en fazla vakit geçiren 3. ülke olduğunu dile getirirken, bu nedenle oyun dünyasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Türkiye’nin en büyük uluslararası ölçekli dijital eğlence ve oyun fuarı Gaming İstanbul, Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde 31 Ocak Perşembe günü kapılarını açacak ve 3 Şubat tarihine kadar oyun severleri ağırlayacak. Gaming İstanbul (GIST) Fuarı Direktörü Cevher Eryürek, Türkiye’nin küresel oyun dünyasındaki yerinden bahsederken, Türkiye’nin neden böyle bir fuara ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

‘’Ülkemiz genç bir nüfusa sahip ve bu, oyun pazarını büyük ölçüde şekillendiriyor. Türkiye'de oyun ihracatı 2017’de %40 büyüyerek 775 milyon dolara ulaştı. Sektör 2018'i muhtemelen 1 milyar doların üzerinde ihracatla tamamlayacak. Henüz rakamlar açıklanmasa da bu öngörüyü yapabiliriz.’’ diyen Eryürek, oyun başında geçirilen süre ile ilgili olarak da, ‘’Türkiye'de 20 milyon mobil, 11 milyon PC/konsol oyuncusu var. Bunların %61’i, yani 11 milyon kişi de oyuna para harcıyor. Dünyada Rusya ve Polonya’dan sonra, oyun başında en çok vakit geçiren üçüncü ülkeyiz.’’ şeklinde konuştu.

Türkiye’nin oyun dünyasında verdiği önemle birlikte Türk oyun firmalarının da dünyaca bilinirliğe kavuştuğunu dile getiren Eryürek, ‘’Bir Türk oyun şirketi olan Peak Games, elindeki oyunların bir kısmını 100 milyon dolara bir dünya devine, Zynga’ya sattı. Bu sayede Zynga gibi bir dev Türkiye’de ofis açmış oldu. Yine Zynga 2018'in Mart ayında 250 milyon dolara Gram Games adlı Türk mobil oyun şirketini de aldı. Son yıllarda Türk oyun şirketleri yüz milyonlarca dolar seviyesinde satışlara konu oldu.

Bu konuda ciddi bir potansiyel var, Ekonomi Bakanlığı'mızın geçen yılki açıklamasına göre oyun ihracatı 2016’ya göre %40 büyümeyle 700 milyon dolara ulaştı. 2020 yılına kadar Türkiye’nin oyun ihracatında yıllık 2 milyar dolar seviyeye ulaşması bekleniyor. Bunun için gençlerin doğru yönlendirilmesi çok önemli.’’ dedi.


Alibaba'dan 90 milyon euroluk satın alma

Berlin merkezli data analiz startupı Data Artisans, Çin’li Alibaba Group Holding’in firmayı yaklaşık 90 milyon euroya satın aldığını duyurdu


Alibaba Almanya’da data analiz firması satın aldı. Satın alma ile ilk kez Çinli bir şirket Almanya’dan bir startupı tamamen satın almış oldu.

Alibaba’nın rakiplerinden Tencent Holding ise Mart ayında çevrimiçi bir banka olan N26’ya 160 milyon dolarlık finansman sağlamıştı.
Habere göre, Data Artisans CEO’Su Kostas Tzoumas, Alibaba’nın aynı zamanda, büyük verileri analiz etmek ve yeni iş kollarına genişlemek için kullanılan açık kaynaklı Apache Flink adlı yazılıma da yatırım yapacağını söyledi.

2014 yılında kurulan Data Artisans firması aynı zamanda Netlflix ve Uber firmalarına da hizmet veriyor.

Alibaba’dan gelen açıklamada, Alibaba’nın Data Artisans birlikte büyük verileri analiz etmek adına bir yazılım üretileceği belirtildi.

Milli yazılımdan ilk mesaj: 'Merhaba tarihi an'

Askeri platformlar ve komuta merkezleri arasındaki taktik bilginin güvenli şekilde aktarılması amacıyla yerli ve milli taktik veri linki yazılımı geliştirildi


Askeri platformlar ve komuta merkezleri arasındaki taktik bilginin güvenli şekilde taşınması amacıyla yürütülen çalışmalarda önemli bir başarıya imza atıldı. MilSOFT tarafından yerli ve milli taktik veri linki yazılımı geliştirildi.

Sistem entegrasyonu ve yazılım geliştirme alanlarında faaliyet göstermek üzere kurulan MilSOFT, 20 yıldır özellikle savunma sanayisine özgün çözümler sunuyor.

Bugüne kadar 231 milyon dolarlık sözleşmeye imza atan şirket, yurt içinde ve dışında yazılım tabanlı çözümleriyle çok sayıda askeri platformda kritik görevler üstleniyor.

MilSOFT'un önemli çalışma alanlarından birini "taktik data linkler ve mesajlaşma" oluşturuyor. Bu kapsamda, askeri platformlar ve komuta merkezleri arasında taktik bilginin güvenli iletişimini sağlayan standart taktik veri linkleri şirket tarafından üretiliyor.



Yurt dışından tedarik edilen NATO standardı taktik veri linki sistemlerini (Link-11, Link-16 ve Link-22) yerlileştiren MilSOFT, ayrıca linkin erişim mesafesini uzatan bir işlemciyi de geliştirmeyi başardı. Şirketin 2009'dan itibaren ortaya koyduğu bu taktik veri linkleri gemi, denizaltı gibi platformlara entegre etmeye başlandı.

Söz konusu taktik veri linkleri ve erişim mesafesini artıran yazılım halen NATO tarafından kullanılıyor. Bunların diğer ülkelerde kullanımı ise izne tabi bulunuyor. Donanım ve yazılımlar her ülkeye verilmiyor, gönderilse de belli sistemlerin üzerinde hazır gidiyor. Bunlara müdahale edilemiyor ya da başka sistemlere bağlanamıyor.

MilSOFT, NATO standardı taktik veri linklerini geliştirme sürecinde elde ettiği birikimler ve Ar-Ge çalışmaları sonunda yerli ve milli yeni bir taktik veri linki ortaya koydu.

İlk mesajla tarihe not düşüldü
Link-M olarak adlandırılan ürün, sahip olduğu özelliklerle muadil ürünlerden üstünlükler barındırıyor. Türkiye'de üretilen milli telsiz, modem ve kripto sistemleriyle görev yapabilecek Link-M, askeri platformlar arasında milli linkle oluşturulan bir ağın kullanılmasına imkan verecek.

Yerli ve milli taktik veri linkinin NATO sistemlerindeki iznine bağlı yazılım/donanım kullanım zorunluğunu ortadan kaldırması ihracat konusunda da önemli bir potansiyel sunuyor. Link-M, bu özelliği sayesinde istenilen dost ve müttefik ülkelere, üçüncü ülkelerin izni olmaksızın satılabilecek.

Değişken atmosferik şartlara rağmen azami teorik menzile yakın değerlere ulaşarak başarıyla test edilen Link-M'nin taşıdığı ilk mesaj ise "Merhaba tarihi an" oldu.

Muharebe sahasındaki başarının anahtarı
Askeri sistemlerde taktik resmin ilgili paydaşlarca görülmesi, anlık karar verilmesi için hayati önem taşıyor.

Süratli iletişim, sadece sesli telsiz muhaberesiyle değil, yazılı emirlerin iletilmesi, taktik bilgilerin paylaşılması, bir geminin, uçağın radarıyla gördüğü temasın diğer dost birlikler tarafından da anında kendisi görür gibi yayımlanmasıyla sağlanıyor.

Komuta kontrol sistemleri, silah sistemleri ve istihbarat sistemleri arasında taktik bilgilerin gerçek zamanlı olarak değişimi, birlikler arasında iş birliği muharebe sahasındaki başarı için çok önemli bir parametre oluşturuyor.

Sınırlı sayıda şirket arasında bir Türk
MilSOFT, aynı zamanda dünyada sınırlı sayıda şirketin yapabildiği, farklı link sistemleri arasında bilginin güvenli ve emniyetli şekilde transfer edilmesi kabiliyetini de milli olarak sağlayabiliyor.

Şirket, milli akıllı mühimmatlar, seyir füzeleri ve hava platformları için geliştirilen ve ağ destekli harekat için önemli bir altyapı sağlayan Kement Projesi'nde de alt yüklenici olarak görev alıyor.

MilSOFT, projeye kattığı yazılım kabiliyetiyle SOM ve Atmaca füzelerinin link komutaları kullanılarak kumanda edilmesini sağlayan önemli paydaşlar arasında yer alıyor.




Apple Watch'un EKG uygulaması başka bir hayat daha kurtardı

Apple Watch'da bulunan ECG uygulaması bir kişinin daha hayatını kurtardı. Apple CEO'su Tim Cook da şirketin dünyaya en büyük katkısının sağlık alanında olacağını söylemişti


Apple CEO’su Tim Cook, katıldığı bir programda iPhone XR satışları ve Apple’ın giyilebilir ürünleri hakkında konuşurken aynı zamanda şirketin gelecekte sunacağı servisler ve sağlık hizmetleri hakkında önemli açıklamalarda bulunmuştu. Cook, 2019’da Apple’ın insanlığa en büyük katkısının sağlıkla ilgili olacağını belirtmişti.

Yaklaşık bir ay önce Apple Watch Serisi 4'teki EKG uygulamasıyla potansiyel olarak tehlikeli kalp rahatsızlıkları konusunda uyarılan insanları içeren bir avuç dolu hikaye gördük.

Apple Watch Series 4 inceleme: Satın alabileceğiniz en iyi akıllı saatlerden biri

En son örnek, New Hampshire’da yaşayan Barry Maden adlı adama ait. Maden, EKG uygulamasının yaptığı "kalp ritminiz düzensiz olabilir" uyarısının üstüne sağlık kuruluşlarına başvurdu. Kalp ritmindeki düzensizlik, ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüme sebep olabiliyor.

Maden derhal daha ileri testlerin yapıldığı yakındaki bir hastaneye gitti. Acil Servis'e vardığında, el arabası üzerinde gerçek EKG yapıldı. Tıp uzmanları daha sonra Maden'a Atriyal Fibrilasyon (AFIB) olduğunu söyledi.  Maden, kendisini uyaran bir sistem olmasaydı hastalığın farkına daha uzun süre varamayacağını ifade etti.

Bazı sağlık uzmanları, yeni EKG uygulamasının birtakım yanlış pozitifler üretebileceği konusunda hem fikir olsa da Apple Watch'un sağlık uyarılarını ciddiye almak gerekiyor.

(Milliyet/Onur Binay)

Yerli antivirüsle yurt dışına açılmayı hedefliyor

Ankara'da bir yazılım firması, kritik önem taşıyan siber güvenlik alanında geliştirdiği yerli antivirüs programıyla yurt dışı pazarlara açılmayı hedefliyor


Siber güvenliğe verilen önem ve duyulan ihtiyaç arttıkça Türkiye'de bu alanda yabancı yazılımlara alternatif yerli çözümler de geliştirilmeye devam ediyor.

Yerli çözümlerin ulusal güvenlik açısından da kritik önem taşıdığı siber güvenlik alanında, Ankara merkezli yazılım firması DevlopSOFT, "Dev Secure" isimli yerli antivirüs programı geliştirdi.

DevlopSOFT Kurucusu Seyfettin Deveci, geliştirdikleri yazılıma ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Dev Secure programının azami sistem gereksinimine ihtiyaç duymadan en iyi verimlilikte çalışabildiğini dile getiren Deveci, programın yaklaşık 10 saniyelik kurulum süresiyle bilinen diğer antivirüs programlarına göre daha hızlı olduğunu ifade etti.

Deveci, programın virüs taramasını arka planda otomatik olarak gerçekleştirdiğini belirterek, "Dev Secure, bir güvenlik tehditi durumunda kullanıcıyı uyararak müdahale imkanı veriyor. Tehdit seviyesine göre ağ trafiğini otomatik kesme özelliğine de sahip. Program, bilgisayar ve akıllı telefonlarda yavaşlatmaya yol açmıyor." dedi.

Kablosuz ağ bağlantılarında, kullanıcıların farkında olmadan zararlı yazılımlar aracılığıyla bilgilerinin çalınabildiğine işaret eden Deveci, programın ayrıca kullanıcı zaafiyeti koruması, bitcoin/sanal para kalkanı, güvenlik damgası, güvenli internet, zarar görmüş dosyaların kurtarımı ve Türkçe raporlama özelliklerinin bulunduğunu anlattı.

"Bu alanda dışa bağımlıyız"
Deveci, antivirüs programı pazarının küresel büyüklüğünün 5 milyar dolar civarında olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de bu pazar 100 milyon doların üzerinde. Bu alanda neredeyse tamamen dışa bağımlıyız. Her geçen gün büyüyen bu pazarda bizim de durmadan ilerleme kat etmemiz gerekiyor. Özellikle kamu kurumlarında, okullarda ve belediyelerde yabancı yazılım kullanmak yerine yerli ürünleri tercih etmelerini istiyoruz."

Deveci, geliştirdikleri antivirüs programının ihracat potansiyeli bulunduğunun altını çizerek, Bilkent CyberPark'ın yurt dışı hızlandırma programına dahil edildiklerini ifade etti. Deveci, "Hedefimiz bu sene içinde Estonya ya da Almanya üzerinden yurt dışı açılımı sağlamak. Ayrıca yatırım ve iş ortaklıklarına da açığız, birlikte yol almak üzere her türlü öneri ve teklifi değerlendiriyoruz." diye konuştu.

Zararlı yazılımlardan korunmak için de kullanıcılara tavsiyelerde bulunan Deveci, şöyle devam etti:

"Çevrimiçi güvenlik için kullanıcılar tüm hesapları iki adımlı doğrulamaya geçirebilir ve güvenlik bildirimlerini açık tutulabilir. Tıklanılan bir bağlantı kulanıcıları şifre ya da bilgi talep eden bir sayfaya yönlendiriyorsa kişisel bilgiler girilmeden önce alan adının doğruluğu kontrol edilebilir."

9 Ocak 2019 Çarşamba

Teknoloji sektörüne finans sağlamada Londra yine lider

Londra, Avrupa'da teknoloji sektörüne finansmanda ilk sırada yer almaya devam etti
İngiltere'nin başkenti Londra, Avrupa'da teknoloji yatırımlarına finas temininde bir numaralı merkez olma özelliğini 2018 yılında da devam ettirdi.

Teknoloji şirketleri için Londra'nın sağladığı sermaye miktarı 2018'de en yakın rakibi Berlin'in iki katı seviyesinde gerçekleşti.

PitchBook'ın Londrna Belediyesi için derlediği verilere göre, Londra'da teknoloji şirketleri 2018 yılında 1,8 milyar sterlin girişim sermayesi çektiler. Teknoloji şirketlerine sağlanan toplam fon da 2,5 milyar sterlin oldu.

2018 yılında teknoloji şirketlerinin Berlin'de temin ettikleri sermaye tutkuraı bir önceki yıla göre neredeyse ikiye katlanardak 937 milyon sterlin olurken, Paris'te ise 737 milyon sterlin teknoloji şirketlerine gitti.

TEB, ilk robot yazılımını çalıştırmaya başladı

Türk Ekonomi Bankası’nın (TEB) ilk robot yazılımı hayata geçti.

TEB robotik süreç otomasyonunu başlattı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TEB Bilgi Teknolojilerine bağlı Süreç Yönetimi Direktörü Fatih Çelikel çalışanların daha nitelikli işlere yoğunlaşabilmesi ve daha verimli çalışabilmesi için devreye alınan robot yazılımının özellikle tekrarlı ve karar gerektirmeyen işlerin otomasyonunda çalışacağını söyledi. Çelikel, “Personelin özellikle mesai saatleri içinde daha nitelikli işlere odaklanmasına ve robot yazılımın 7 gün 24 saat çalışabilmesi sayesinde müşterilerimizin de taleplerinin günün her saati karşılanmasına önem veriyoruz. Bu nedenle bilgi girişi, raporlama, dosya transferi gibi işlerde robot yazılımı çalıştırmaya başladık. Robot yazılım sayesinde mevcut personelimizin daha verimli çalışmaları sağlanacak” dedi.

Robot yazılımlar insan kaynağının daha verimli kullanılmasını sağlayacak

Çelikel, hayata geçirdikleri robotik süreç otomasyonu ile ilgili bilgi verdi. “Robotlar, yazılım sistemleri üzerinde aynı bir insan gibi fare ve klavye hareketlerini ekranlar aracılığıyla yapar. Her robotun bir kullanıcı adı, şifresi, e-posta adresi vardır. Robot kendisine belirtilen sürede bilgisayarını açar, sisteme bağlanır, sistemdeki bir bilgiyi alıp başka bir sisteme girişini yapar” diye konuşan Çelikel, insan kaynağının daha doğru ve verimli kullanılmasının yanı sıra yüksek kalifiye işlere yönlendirilmesi için robot yazılımların önemine değindi. Çelikel, robot yazılımların geliştirilmesi için Bilgi Teknolojileri içinde özel bir ekip oluşturulduğunun da altını çizdi.

Dünya Yazılım Test Trendleri Raporu açıklandı

International Software Testing Qualifications Board tarafından hazırlanan Dünya Yazılım Test Trendleri Raporu’na ilişkin bilgi veren Koray Yitmen açıklamada bulundu


Yazılım testi alanında dünyanın en saygın gönüllü organizasyonu olan International Software Testing Qualifications Board (ISTQB) tarafından hazırlanan Dünya Yazılım Test Trendleri Raporu’nun 2017-18 edisyonu yayınlandı.

92 ülkeden 2 bini aşkın katılımcının yanıtları ile hazırlanan rapor, yazılım testi alanında çalışan ya da bu alana ilgi duyan herkes için organizasyonel ve mali çerçeveden teknik, süreç ve araçlara kadar geniş bir kapsamda yararlı bilgiler içeriyor.

Konu ile ilgili bilgi veren Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen şunları söyledi: “Rapora göre, şirketlerin yaklaşık yüzde 22’si BT bütçelerinin yüzde 26 ile yüzde 40’ını test için ayırıyor. Şirketlerin yüzde 61’i önümüzdeki 12 ay içerisinde test bütçelerinde artış olmasını bekliyor. En çok hayata geçirilen test çeşitleri, fonksiyonel, performans, güvenlik ve kullanılabilirlik testleri olarak sıralanıyor. Test uzmanları alanlarında çalışmayı sürdürüyor ve kariyerlerine en çok test analisti, test yöneticisi veya teknik test analisti olarak devam ediyorlar. Raporda, yazılım testi sektöründe önümüzdeki yıllarda en çok konuşulacak trendler ise şu şekilde sıralanıyor: Test otomasyonu, çevik (agile) test, güvenlik testi, bulut testi, mobil test ve kesintisiz test.”

Sektördeki gözlemlerinin test ekiplerinin moral ve motivasyonunun baskı ve beklentiler nedeniyle çok düştüğüne yönelik olduğunu belirten Yitmen, “Bu nedenle, 16 Nisan’da onuncusunu gerçekleştireceğimiz TestIstanbul Konferansı’nın temasına “Re-Energize Your Testing Teams” mottosunu ekledik. Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da geniş bir katılımla gerçekleşeceğini düşündüğümüz etkinliğimizde, test alanında çalışan profesyonellerin motivasyonlarını her zaman üst seviyede tutmaya yönelik ipuçlarına da yer vereceğiz” dedi.

Amazon nasıl dünyanın en değerli halka açık şirketi oldu?

Amerikan şirketi Amazon, Pazartesi akşamı piyasa kapanışıyla beraber büyük rakipleri Microsoft ve Apple'ı sollayarak dünyanın en değerli halka açık şirketi olarak günü tamamladı.

Halihazırda şirketin kurucusu ve CEO'su Jeff Bezos dünyanın en zengin kişisi olarak zirveye yerleşmiş vaziyette. Peki Amazon rakipleri Microsoft ve Apple'ı geçerek nasıl birinci sıraya oturmayı başardı?

Amazon'un piyasa değeri Pazartesi akşamı piyasaların kapanışıyla 797 milyar dolara ulaştı. Amazon'un ardından gelen Microsoft'un piyasa değeri ise 783 milyar dolar.

Amazon'un piyasa değeri Eylül ayında 1 trilyon dolara ulaşmıştı. Ancak daha sonra özellikle teknoloji şirketlerinde görülen piyasa sarsıntısı Amazon'un da piyasa değerinden süpürdü.

BBC Türkçe'ye göre peki Amazon rakipleri Microsoft ve Apple'ı geçerek nasıl birinci sıraya oturmayı başardı?

Amerikan ekonomi haber sitesi CNBC'ye göre Amazon'u yatırımcılar için cazip kılan 5 neden var.

1. Bulut teknolojisi

Her ne kadar Microsoft'un bulut teknolojisi Amazon'unkinden daha hızlı gelişse de Amazon'un bulut teknolojisi servislerinin yıllık geliri 23 milyar doları geçmiş vaziyette.

Synergy Araştırma Grubu'na göre Amazon şirket olarak halka yönelik bulut piyasasının yüzde 40'ını kontrol ediyor.

Şirketin Amazon Web Servisleri (AWS) olarak geçen bulut teknolojisi, geliştiriciler için 140'dan fazla hizmet sunuyor.

Bahreyn, Hong Kong, İtalya ve Güney Afrika gibi ülkelere açılan AWS'nin Amerikan Savunma Bakanlığı ile 10 milyar dolarlık bir anlaşma yapması bekleniyor.

AWS son zamanlarda büyük şirketleri de uzun süreli sözleşmelerle kendine bağlamayı başardı.


2. E-ticaret hakimiyeti

Amazon son yıllarda çok sayıda farklı hizmete yönelse de asıl temelini halen e-ticaret oluşturuyor.

Geçen yıl ABD'deki e-ticaret satışlarının yarısı Amazon üzerinden gerçekleşti.

Aynı zamanda başka ülkelerdeki perakende şirketlerini de satın alma yoluna gidiyor.


3. Sağlık sektörü, Alexa ve reklamlar gibi hizmetleri

Amazon'un diğer gelir kalemleri arasında yer alan reklam faaliyetleri, geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 122 büyüdü. Böylece 2,5 milyar dolar seviyesine ulaştı.

Reklamcılar gün geçtikçe daha çok Amazon'a yatırım yapıyor.

Sağlık hizmetleri ise Amazon'un odağında yer alan bir başka alan.

Geçen yıl şirket, online eczacılık hizmeti veren PillPack'i 1 milyar dolara satın aldı.

Amazon bankacılık sektöründe de yatırımlar yapıyor.

Amazon Studios ise Prime müşterilerine Amazon'un ürettiği televizyon yapımları sunabilmek için çok sayıda orijinal yapım üzerinde çalışıyor.

Son dönemde Nicole Kidman, Jordan Peele gibi oyuncular ve yapımcı Cheo Hodari Coker ile anlaşmalar yapıldı.

Her ne kadar Amazon akıllı teknoloji ev asistanı Alexa'dan büyük bir gelir elde etmese de kullanıcıların Alexa üzerinden alışveriş yaptığı görülüyor.


4. Sıkı lider takımı

Amazon ve diğer teknoloji şirketleri arasında en büyük fark, Amazon'un diğerlerine göre daha sıkı bir şekilde oluşturduğu lider takımı.

Şirketin CEO'su Jeff Bezos, şirketin tepesinde sadık bir lider ekibi oluşturdu, bu isimler yıllardır Amazon için çalışıyor.

20 yöneticiden oluşan çekirdek kitlenin en büyük özelliği ise istikrarlı bir seyir izlemeleri.


5. Daha az kavga gürültü

Analistler, Amazon'un diğer teknoloji şirketlerine göre daha az meseleyle uğraşmak zorunda kaldığına dikkati çekiyor.

Piyasa yorumcularının analizleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın şirketi hedef alan açıklamalarına rağmen Apple'ın Çin piyasasında yaşadığı sıkıntılar ya da Facebook'un gizlilik skandalı gibi Amazon'un büyük sorunları olmadığını söylüyor.

Analistlere göre Amazon diğer teknoloji şirketlerine göre daha az riskli konuyla boğuşuyor.

Ancak diğer yandan Amazon'un dünyanın en değerli şirketlerinden olup da çalışanlarını çok zor çalışma koşulları ve az maaşa tabi tutması ise başını ağrıtan meselelerin başında.

Bu sebepten ötürü geçtiğimiz yılın sonunda Amazon'un operasyon yürüttüğü birçok farklı ülkede grevler ve protestolar düzenlendi.


6 Ocak 2019 Pazar

''Türkiye'de 10 Yıl Sonra Yalnızlık Bakanlığı Kurulabilir''

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Türkiye'de hızla artan dijital bağımlılığın önüne geçilememesi halinde 10 yıl sonra bir Yalnızlık Bakanlığı kurulmasına ihtiyaç duyulabileceği söylendi.
Pek çok kişiye göre sosyal medya, insanları birbirine daha fazla yaklaştırıyor gibi gözükse de aslında bireylerin sosyal bir yalnızlık yaşamalarına neden oluyor. Manchester Üniversitesi tarafından 55 bin kişinin katılımı ile gerçekleştirilen çalışmada 16-24 arası gençlerde dijital bağımlılığa bağlı yalnızlık tespit edildi. Konuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital bağımlılığın gençlerde sosyal izolasyona, yetişkinlerde ise boşanmaya neden olduğunu belirtti.

’Çağın vebası olarak adlandırılan dijital bağımlılık, günümüzün mental bir sağlık problemidir.’’ diyen Tarhan, ‘’Bu bağımlılık gençleri, sosyal ve psikolojik izolasyona götürüyor. Bu gençlerin ortak özelliği ise sıcak yemek yemezler ve dişleri çürüktür. Hep atıştırma olarak öğünlerini atlatıyor. İnternete daha yakın olmak için stajlarını kafelerde yapan öğrenciler var. Bağımlı gençlerin, akademik başarısı düşüktür. Ve hayatlarını ve zamanlarını internete göre ayarlıyorlar.

Artık özne internet nesne insan olmuş durumda. Olması gereken ise tam tersi. Bunun için İngiltere’de ‘Yalnızlık Bakanlığı’ kuruldu. Sosyal izole bir gençlik yetişiyor. Öyle bir yalnızlık ki bu; kalabalıklar içinde yalnızlık. Herkesin elinde bir cep telefonu var. Ve insanlar yalnızlıklarını, sosyal medya mecralarında gidermeye çalışıyor. Türkiye’de de 10 yıl sonra böyle giderse Yalnızlık Bakanlığı kurulur.’’ şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’nın eylem planı hakkında da konuşan Tarhan, ‘’Geç kalınmış bir çalışma olsa da faydalı olacaktır. Devletin önceliği tedavi değil önleme ve koruma olmalı. Önleyici korumada ise risk grupları belirlenir. Yalnız yaşayanlar, çocukluk travması olanlar, dezavantajlı çocuklar risk gruplarıdır. Bu çocuklar kazanılmaya çalışılır. İkinci koruyucu tedavi de liselerde ve ortaokullarda kişinin bağımlılığa yönelmemesine yönelik yaşam tarzı aşılamak olmalı.

Devletin koruyucu ruh sağlığına ağırlık vermesi gerekiyor. İnternete olan ilgi ve ihtiyacı azaltmak gerekir. Şu an yapılan mücadele arzı azaltmaya yönelik. Kısıtlama, yasaklar getirmek, televizyonlara kısa mesajlar yayınlatmak, sadece piyasadaki arzı kontrol ederek yönetmeye çalışılıyor. Devletin talep azaltıcı faaliyetlere öncelik vermesi gerekiyor. Çağın vebası her geçen gün artıyor. İntihar eve bağımlı genç kuşağın önemli sorunu.’’ sözleriyle açıklamasını tamamladı.


5 Ocak 2019 Cumartesi

Smart Beyoğlu

Dijitalleşen Beyoğlu’nun en somut örneklerinden birisi olan ‘Smart Beyoğlu’ görücüye çıkıyor. Beyoğlu Belediyesi hayata geçirilen proje ile Belediye-İşletme-Vatandaş arasındaki bağı güçlendirecek bir platform oluşturuldu. Dijital bir platform olan Smart Beyoğlu uygulaması ile vatandaşlar; belediye hizmetlerinin yanı sıra otellerden tarihi mekanlara, restaurantlardan ibadethanelere kadar çevresindeki her şeye tek tıkla ulaşabilecek. Bölgedeki yerli ve yabancı turistlerin Beyoğlu’nu keşfetmelerini de kolaylaştıracak proje

http://www.smartbeyoglu.com/

Petkim’den büyük dijital atak

Türkiye'deki cari açığı yaklaşık 1,5 milyar dolar azaltması beklenen Star Rafineri ile maliyetleri azaltıp, verimliliğini artırmayı planlayan Petkim, yatırımlarıyla Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın en ileri dijital şirketi olmayı hedefliyor
Dünya Ekonomik Forumu'nun kurucusu Klaus Schwab, Dördüncü Sanayi Devrimi kitabında, ürün ve hizmetlerin değerlerini artıran dijital yetenekler iyileştikçe yeni teknolojilerin, kuruluşların varlıklarını algılama ve yönetme tarzlarını dönüşüme uğrattığından bahsediyor. Bütün yeni gelişmeler ve teknolojiler tek bir ortak özelliğe sahip, hepsi de dijitalleşmenin ve enformasyon teknolojisinin her yere nüfuz eden gücünü kaldıraç olarak kullanıyor. Petkim’in 2019 yılı gündeminde de dijitalleşme ilk sırada yer alıyor. Petkim, fabrikalarının üretim ve bakım süreçlerinde yapay zeka uygulamalarını yaygınlaştırarak, dijitalleşme çalışmalarını hızla sürdürüyor. 2019 yılında dijital dönüşüm alanındaki yatırımlarını artıracak Petkim, Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın en ileri dijital şirketi olmayı hedefliyor.

Statista verilerine göre, 2014 yılında petro kimyasalların küresel piyasa değeri 514,5 milyar dolardı ve 2025 yılına kadar 958,8 milyar dolara yükseleceği tahmin ediliyor. Öte yandan fabrikalar, yeni süreç teknolojileri ile akıllı hale geliyor. Akıllı fabrikaların temelini oluşturan nesnelerin interneti ile 2020’de internete 50 milyardan fazla cihazın bağlı olması bekleniyor. Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre, 2019’da endüstriyel robotların sayısının 2,6 milyona çıkması öngörülüyor. Günümüzde sanayide oyunun kuralları yeniden yazılırken bir yandan da geleceğe odaklananlar dijital dönüşüme doğru hızlı adımlarla ilerliyor.

Dijitalleşme alanındaki iyileştirme ve optimizasyon projeleri Petkim’in net kârlılığını pozitif yönde etkiliyor. Petkim’in 2018 yılının üçüncü çeyreğinde faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK), yılın ikinci çeyreğine oranla yüzde 75 artarak 767 milyon TL olarak gerçekleşti. 2018’in ilk dokuz ayında 915 milyon TL net kâr elde eden Petkim ile ilgili Petkim Genel Müdürü Anar Mammadov, küresel ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bir dönemde şirketin satış hacmini ve kârlılığını artırarak güçlü bir performans sergilediklerinin altını çiziyor. 2018’in ikinci yarısında dijitalleşme yolculuğuna çıktıklarını ve 2019 yılında tüm Petkim’e dijitalleşme kültürünü yayacaklarını da belirten Mammadov, ayrıca Star Rafineri ile entegrasyonun ve dijital dönüşüm çalışmalarının Petkim’in verimliliğini daha da artıracağını söylüyor.

Türkiye petrokimya sektörünü, dışa bağımlılıktan kurtaracağı öngörülen Star Rafineri, 6,3 milyar ABD dolarlık bir yatırım bedeliyle hayata geçirildi. Star Rafineri’de, 1,6 milyon tonluk nafta ile Türkiye’deki cari açığın önemli bileşenlerinden dizel, jet yakıtı ve LPG gibi petrol ürünlerinin üretimi gerçekleştirilecek. Ana yakıt olarak emisyon salımı açısından daha çevreci olan doğalgazı kullanacak olan Star Rafinerimin öncelikli hedefleri arasında üretim kapasitesini artırmak, istihdam yaratmak, ithalattan sağlanacak döviz tasarrufu ile cari açığı azaltmak ve rekabet gücündeki artışla ülke ve bölge ekonomisine kayda değer katkı sağlamak yer alıyor.

2019 yılında en büyük odak noktalarının Star Rafineri ve Petkim arasındaki sinerjileri bulup, yakalamak olacağım söyleyen Mammadov, “Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri cari açık. Ocak 2019’da satışlara başlayacak Star Rafineri’si bu cari açığı neredeyse 1,5 milyar dolar azaltacak. Star’da üretilen ürünlerin neredeyse yüzde 100’ü Türkiye’de satılacak” diyor. Star Rafineri ile birlikte Petkim için sadece lojistik maliyetleri açısından yaklaşık 50-60 milyon dolar civarında net bir fayda bekleniyor. Star Rafineri ile Petkim’de lojistik maliyetlerinin azalması, hammadde güvenliğinin artması, ürün spesifikasyonlarında sürdürülebilirlik, aromatikler üretiminde verini artışı öngörülüyor.

2019’da ticari satışlara başlayacak olan Star Rafinerisi projesine ilişkin katma değer beklentilerinin devam ettiğine değinen GCM Menkul Kıymetler Araştırma Uzmanı Enver Erkan, söz konusu yatırını ile beraber şirketin hammadde tedariki ve maliyetlerinin olumlu yönde etkileneceğini belirtiyor. Şirketin üçüncü çeyrekte satış gelirleri ve brüt kârının kurlardaki yüksek artışın olumlu etkisiyle iyi bir görüntü sergilediğine dikkat çeken Erkan, “Petkim, Star Rafineri ile yıllık 270 bin ton karışık ksilen ve 1,6 milyon ton nafta alınmasına yönelik anlaşma imzaladı. Petkim aynı zamanda dolaylı olarak Star Rafineride yüzde 18 paya sahip olacak. Petkim hisseleri için yüzde 27 potansiyel ile 6,70 TL hedef fiyat öngörüyoruz” diyor.

Son dönemde petrol fiyatlarındaki artış ise petrokimya sektörü marjlarını daraltıyor. Erkan, Platts Global Petrokimya Fiyat Endeksi ikinci çeyrekte ortalama 1.062 USD seviyesinden, üçüncü çeyrekte 1.105 USD seviyesine yükselirken; etilen-nafta marjının aynı dönemler arasında 569 USD’den 542 USD’ye gerilediğim belirtiyor. Erkan ayrıca şirketin petrol ve döviz kaynaklı maliyet artışlarını fiyatlarına yansıttığını söylüyor. Naftanın çok net olarak petrol fiyatlarına bağlı olduğunu belirten Mammadov ise, “Bizim gibi nafta bazlı üreticiler için petrol fiyatlarındaki artış hammadde fiyatının yükselmesine yol açtı.

Bu da tabii ki marjların daralmasına sebep oldu. Piyasaya bağlı olan koşulları, verimliliği artırarak dengelemeye çalışıyoruz” diyor. Petkim’in enerji tüketimi ise günde 1 milyon dolara yakın. Petkim’de her yıl yüzde 1-2 arasında enerji verimliliği artırılmaya çalışıyor.

Temmuz2016 yılında Petkim Genel Müdürü olan Anar Mammadov, göreve geldiğinden bu yana optimizasyon, kültürel değişim ve dijitalleşme alanına yoğunluk verdiğini belirtiyor. Artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojilerini üretim, bakım ve iş güvenliği birimlerinde kullanmaya başladıklarını söyleyen Mammadov, “Dünya bugün o kadar hızlı değişiyor ki, bizim de bu değişime çok hızlı adapte olmamız gerekiyordu. Bu nedenle 2017 yılından itibaren yeni kültürel değişim ve değer yaratma programımız ‘Petkim Benim’i başlattık” diyor. Petkim benim, yeni nesil yönetim, optimal süreçler, yeni organizasyon kültürü ve yüksek performans kültürü olarak özetlenebilecek çıktılarıyla daha iddialı hedefler doğrultusunda Petkim ve Türkiye için daha fazla değer yaratmaya odaklanıyor.

Mammadov ayrıca, Türkiye’de ve dünyada öncü olmasını hedefledikleri Ar-Ge çalışmaları ve inovasyonları için Massachusetts Institute of Technology (MIT) ile çalışmalarına da devam ettiklerinin altım çiziyor. Petkim, 2 bin 500 kişilik doğrudan istihdamı ve 2017 yılında gerçekleştirdiği 7 milyar lirayı aşan net satışlarıyla, sektördeki konumunu ve deneyimini MIT’nin global Ar-Ge ve mühendislik projelerindeki geniş uygulama ve insan kaynağı altyapısı desteği sayesinde daha da ileriye götürmeyi hedefliyor. Ayrıca dijital dönüşüm kapsamında çalışanların yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri ve analitik araçların kullanımı ile ilgili yetenekler edinebilecekleri Petkim Dijital Akademi’nin de yer aldığı şirketle ilgili Mammadov, “Petkim’de herkes dijital düşünsün, verdiğimiz her önemli kararı tecrübe bazında değil, veri bazında vermek istiyoruz” diyor. Petkim’deki dijital atak süreci, akla Yunan filozof Heraklitos’un, “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünü getiriyor ve yeni dünyada önemi gün geçtikçe artan dijital değişimin, ekonomiye, şirketlere ve bireylere farklı etkilerinin fotoğrafını çekiyor.

(BEGÜM NUR ALKIŞ/FORTUNE TÜRKİYE DERGİSİ)

Teknoloji devleri ABD'de görücüye çıkıyor

Dünyanın en büyük teknoloji fuarı CES 2019, 8 Ocak tarihinde kapılarını ziyaretçilerine açıyor


CES 2019 için geri sayım sürüyor. 8-11 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan dev fuara Samsung, LG, Sony, Qualcomm dahil pek çok teknoloji devi de katılım sağlayacak ve en yeni oyuncaklar sahneye çıkacak. Şirketlerin hangi ürünlerini tanıtacağı henüz netlik kazanmasa da, firmaların hangi tarihlerde CES 2019 kapsamında etkinlik düzenleyeceği belli oldu.

CES 2019 etkinlik takvimi

– LG Electronics – 7 Ocak Pazartesi TSİ 19:00

– Qualcomm – 7 Ocak Pazartesi TSİ 23: 00

– Samsung – 8 Ocak Pazartesi TSİ 01:00

– Verizon – 8 Ocak Salı TSİ : 03 : 00

– Sony – 8 Ocak Pazartesi TSİ 04:00

Hürriyet

2 Ocak 2019 Çarşamba

Kotasız hayat oh ne rahat!

Sabit internette belli bir kullanımdan sonra hızın düşürülmesine neden olan Adil Kullanım Kotası (AKK) ya da diğer adıyla Adil Kullanım Noktası (AKN) dün itibariyle kaldırıldı. Türkiye’de, 13 milyon kullanıcı için internette yeni bir dönem başladı


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan tarafından 1 Ocak itibariyle kalkacağı açıklanan uygulamayla artık internet kullanımında kota olmayacak ve hızlar düşürülmeyecek.

Türk Telekom, Turkcell, Vodafone, D Smart ve alternatif operatörler, dünden itibaren AKK’siz internet paketlerini uygulamaya koydular. Halihazırda kotalı internet kullanan abonelerin kotası kalkacak ve aynı fiyatla interneti kullanmaya devam edecekler.
Ancak en fazla etkilenen kesim ise yeni aboneler olacak. Yeni internet abonesi olacak kişiler daha yüksek fiyatlardan abonelik yapmak zorunda kalacak. Eski aboneler ise hiçbir şey yapmadan kotasız olarak paketlerini kullanmaya devam edecekler.

‘Taahhüdü olanın’ fiyatı değişmiyor

İnternette yeni dönemle ve adil kullanım kotasıyla ilgili merak edilenlere cevaplarda ortak noktalar şöyle sıralanıyor.

- Aboneliği ve taahhüdü devam edenler hiçbir başvuruda bulunmadan doğrudan kotasız paketlere geçecekler.

- Taahhüdü devam edenlerin fatura tutarlarında bir değişiklik olmayacak. Ek hiçbir ücret ödemeden limitsiz paketlere geçirilecekler.

- Taahhütsüz aboneler ise paketlerinin mevcut liste fiyatları üzerinden limitsiz hizmet alabilecekler.

- İnternet kullanımına taahhütsüz olarak devam etmek isteyenler için, mevcut internet paketlerinin liste fiyatı geçerli olmaya devam edecek. Aynı fiyata limitsiz internetten faydalanabilecekler.

- Yeni düzenleme sabit interneti ve fiberi kapsıyor. Mobil kullanıcılar hız ve fiyat olarak bu değişiklikten etkilenmeyecek.

- Kota kalkınca burada suistimal edenler de gündeme geliyor. Tek bir abonelikle bütün apartmanın kullanması gibi. Bu yüzden yeni paketlerin fiyatlarının biraz daha yüksek tutulduğu belirtiliyor.(Milliyet/Hanife Baş)

1 Ocak 2019 Salı

Konyalı robotların küresel mücadelesi!

Akınsoft yazılım firmasınca kurulan Türkiye'nin ilk insansı robot fabrikası "AkınRobotics"te yapılan robotlar, büyük sermayeli dünyaca ünlü şirketlerin robotlarını ekip ruhuyla geçmeyi hedefliyor.


Konya'da, Akınsoft yazılım firmasınca kurulan Türkiye'nin ilk insansı robot fabrikası "AkınRobotics"te tasarlanan robotlar büyük sermayeli dünyaca ünlü şirketlerin yaptığı robotları ekip ruhuyla geçmeyi amaçlıyor.

İnsansı robot üretme çabalarını 1986 yılından beri sürdüren Honda mühendislerinin geliştirdiği "ASIMO" merdiven çıkabiliyor ve kendi etrafında rahatlıkla dönebiliyordu. Hong Kong merkezli Hanson Robotics şirketi tarafından geliştirilen ve Suudi Arabistan'ın vatandaşlık verdiği Sophia, Birleşmiş Milletler tarafından "yasal kişiliğe sahip ilk robot" olarak kabul ediliyor.

ABD'li robot şirketi Boston Dynamics, 2018 yılında "Atlas" robotunun çayırlıkta koşarken ve bir ağaç kütüğünün üzerinden zıplarken görüldüğü bir video yayımladı.

"AkınRobotics" fabrikasında üretilen, adım atarak yürüyebilen "insansı" robot Akıncı-4 ise robot teknolojilerinde Türkiye'nin geldiği noktayı temsil eden örneklerden biri olarak dikkati çekiyor.

Boston Dynamics'in dört ayaklı "spot" ve "spot mini" robotları arazi koşullarına uygun olarak üretilmişken, insansı robotların dezavantajları düşünülerek "AkınRobotics"te dört ayaklı tasarlanan "ARAT"ın 12 eklem noktası bulunuyor.

Türkiye'deki firma, dünyadaki örneklerinden çok daha yeni olmasına ve diğerlerine göre oldukça küçük bütçelerle çalışmalarına rağmen, insan kaynağını iyi kullanarak kısa zamanda büyük aşama katetmeyi başardı.

Firmanın yönetim kurulu başkanı Özgür Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada robotik teknolojilerin çok fazla örneği olmadığı için, var olanlarla sürekli kıyaslandıklarını söyledi.

"Kendimiz tasarlayıp, üretiyoruz"
Tasarladıkları insansı robotlarla ilgili, bazı çevrelerden "Diğer ülkelerin robotları sizinkilerden daha iyi" yönünde değerlendirmeler aldıklarını belirten Akın, şöyle devam etti:

"Bu şirketler dünyanın en büyük ülkelerinin desteğini almıştır. Bir dönem Pentagon'un, Darpa'nın ve Google'ın desteğini almıştır. Boston Dynamics dediğimiz dünyanın en büyük robotik şirketlerinden biridir. Evet ben de biliyorum, biz henüz onlar kadar üstün değiliz ama üstün olduğumuz yönler var. Biz tüm componentleri (bileşen) kendimiz üretiyoruz. Elektronik componentler hariç tüm sistemi kendimiz tasarlayıp, üretiyoruz. Bugün bu noktaya kadar gelebildiysek, maliyet açısından ürünü onlardan çok aşağıya mal edebilmemiz sayesindedir. Bu durum zaman içinde bizim çok daha ileriye gitmemize imkan sağlayacaktır. Biz Boston Dynamics veya Softbank gibi firmalar kadar henüz iyi değiliz ama onlardan çok geri de değiliz. Çok yakın zamanda dünya teknolojilerini yakalayabileceğiz diyebilirim."

"Çok yakın zamanda onları geçeceğiz"
Akın, rakiplerinin kendilerinden çok daha önce robotik alanda çalışmaya başladığını ve çok büyük yatırımlar yaptığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz yatırım anlamında da, süre anlamında da onlardan çok zayıf olmamıza rağmen 'Türkiye'de yüksek teknoloji üretilebilir' inancına sahip çok güçlü bir ekibimiz var. Bu ekibin inancı ve özverisiyle çok iyi bir noktaya geldik. Çok yakın zamanda onları geçeceğiz ama hedefimiz onları geçmek değil. Bizim hedefimiz 2023’te uzay bilimleri Ar-Ge üssü kurmak, Akınsoft Yüksek Teknoloji Üniversitesini kurmak ve inşallah o güne kadarki robotik teknolojilerle uzay bilimleri konusunda araştırma yapmaya başlamaktır."

"160 kişilik bir ekiple çalışıyoruz"
Robot yapma fikrinin çocukluk hayallerine kadar uzandığını anlatan Akın, şunları kaydetti:

"Robot yapabilmek için büyük bir kaynağa ihtiyacımız var. Öncelikle bir yazılım şirketi kurup, belli bir kaynak oluşturduk. Ardından insansı robotları üretebileceğimiz laboratuvara, bir fabrikaya, bir Ar-Ge tesisine geçtik. İnsansı robotlar çok kompleks bir yapı. Bunu geliştirmek için birçok detaya ve multidisipliner bilim insanlarına ihtiyacınız var. Biz bunu bu fabrikada sağladık. 160 kişilik bir ekiple çalışıyoruz ve güçlüyüz."