İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Tunçalp: 2500 tamamlanmış Ar-Ge projemizle kuruluşumuzdan bu yana 272 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirerek ülkemize katkı sunmanın gururunu yaşıyoruz.
İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp, “İki bin 500 tamamlanmış Ar-Ge projemizle kuruluşumuzdan bu yana 272 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirerek ülkemize katkı sunmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.
Tunçalp AA muhabirinin, Türkiye’nin “Silikon Vadisi” kabul edilen İTÜ ARI Teknokent’te yapılan çalışmalara ilişkin sorularını cevapladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açıkladığı 2017 Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi Sonuçları’na göre tüm teknoparklar içerisinde lider konumda olduklarını belirten Tunçalp, İTÜ Çekirdek olarak 2012 yılından beri toplam bin 797 girişime ve 4 bin 233 girişimciye destek verdiklerini söyledi.
Toplamda 74 milyon TL’yi aşkın yatırım alan İTÜ Çekirdek girişimlerinin toplam değerlemesinin 650 milyon TL’yi, toplam cirosunun ise 65 milyon TL’yi aştığını aktaran Tunçalp, “İTÜ Çekirdek, girişimcilere verdiği desteklerle 388 girişimin şirketleşmesini sağladı ve bin 400’den fazla istihdam yarattı.” bilgilerini verdi.
İTÜ Çekirdek olarak 2018’de de on binin üzerinde başvuru aldıklarını anlatan Tunçalp, binlerce başvuru arasından süzülen birbirinden başarılı 600’den fazla girişimi desteklediklerini söyledi.
Scoutium girişimi futbol kulüpleriyle çalışıyor
Tunçalp, küresel ölçekte vites büyüten birçok Türk girişimini desteklediklerini ifade ederek, şu örnekleri verdi:
“E-spor sektörünün önemli oyuncularından biri haline gelmeye hazırlanan Teleporter VR, Wired İngiltere tarafından Avrupa’nın en gözde 100 girişimi arasında gösterilmişti ve daha geçtiğimiz günlerde San Francisco’daki bir yatırımcı grubundan aldığı 3 milyon TL’lik yatırımını açıkladı.
Kullanıcılarının futbolcu önerdikleri ve maç gözlemciliği yapabildiği girişim Scoutium, futbola çok fazla yatırım yapılan ve futbol üzerine büyük bir ekonominin döndüğü İngiltere’de önemli bir kullanıcı sayısına ulaşmış durumda. Big Bang 2017’nin ardından 1 milyon dolar yatırım alan Scoutium Galatasaray, Trabzonspor, Göztepe, Sivasspor, Kasımpaşa gibi Süper Lig takımlarının yanı sıra Queens Park Rangers gibi yabancı kulüplerin de arasında olduğu Türkiye ve İngiltere’den 150 kulüple çalışıyor. Haftalık yüzde 10’luk büyüme ile çalışmalarını yürütüyor.
Mağazalarda müşterilerin kasaya gitmeden alışveriş yapabilmelerini sağlayan Buy Buddy de yönünü İngiltere’ye yönelterek, orada önemli perakende devleriyle çalışmaya başladı.
ABD’de online olarak Amazon, Walmart, E-Bay ile kendi internet sitesi üzerinden müşterileriyle buluşan BEE’O ürünleri New York’ta 120 mağazada satılıyor. Ayrıca Boston ve San Francisco’da da perakende satış noktaları bulunuyor.
Yapay zeka destekli görsel tanıma ve arama yapan Bunsar, Türkiye’de bir alışveriş devinin platformuyla çalışmasının yanı sıra global bir etkinlikte Microsoft tarafından çözüm ortağı olarak iş ortaklarına tanıtıldı."
Proje sayısı 600’ün üzerinde
Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon üssü İTÜ ARI Teknokent olarak bünyelerinde yer alan 270’den fazla teknoloji firması, 7 binden fazla personel ve yılda 600’den fazla proje üreten yapılarıyla Türkiye’nin teknoloji alanındaki rekabet gücünü küresel ölçekte artırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Deniz Tunçalp, şunları kaydetti:
“Firmalarımızın 2017 cirosu 1 milyar doları, Ar-Ge ihracatı ise bir önceki yıla göre artış göstererek 40 milyon doları aşmış durumda. İki bin 500 tamamlanmış Ar-Ge projemizle kuruluşumuzdan bu yana 272 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirerek ülkemize katkı sunmanın gururunu yaşıyoruz. Firmalarımızın gösterdiği performansla T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın önemle takip ettiği 2017 Teknoloji Bölgeleri Performans Endeksi Sonuçları’na göre tüm teknoparklar arasında lider olduk."
“Big Bang Start-up Challenge’da 21 milyon TL’lik kaynağı girişimcilerle buluşturduk"
Tunçalp, İTÜ ARI Teknokent firmalarının gelişimiyle ilgili gerçekleştirdikleri önemli etkinliklerin başında BEETECH’in geldiğini ifade ederek, bu yıl iki bölüme ayırdıkları BEETECH 2018 etkinliğinin ilk bölümünde iki gün süren “En İyi Uygulamalar Konferansı” ile 100’den fazla firmayı bir araya getirdiklerini hatırlattı.
Bu firmaların en güçlü yönlerini ve başarılı uygulamalarını birbirleriyle paylaştığını anımsatan Tunçalp, bu etkileşim ve fikir alışverişinin firmalar açısından yepyeni öğrenmeler ve sinerji ortaya çıkardığını kaydetti.
Diğer yandan BEETECH kapsamında düzenlenen “En İyi Uygulamalar Konferansı” ile firmalar arası iş birliklerinin de kapılarını açtıklarını söyleyen Tunçalp, konferansın ardından etkinliğin ikinci bölümünde ise BEETECH Teknoloji Ödülleri’nde yürüttükleri projeler ve geliştirdikleri teknoloji ürünleriyle fark yaratan İTÜ ARI Teknokent firmalarının başarılarını taçlandırdıklarını kaydetti.
Tunçalp, İTÜ ARI Teknokent’te hali hazırda girişimcilik ekosistemine hizmet eden 10 binanın bulunduğunu hatırlatarak, “İçerisinde 75 firmanın yer alacağı ARI 7 binasının çalışmalarını hızlandırdık. Yeni binamızda bir yandan akıllı hareketlilik, otomotiv ve elektrikli araç teknolojilerine öncelik verirken, mevcut firmalarımızın da büyüme beklentilerini karşılamayı hedefliyoruz.” bilgilerini verdi.
Geçmişte olduğu gibi 2018 yılında da Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine önemli katkı sağladıklarını söyleyen Tunçalp, “Erken aşama kuluçka merkezimiz İTÜ Çekirdek ile bu yıl yine Kasım ayında gerçekleştirdiğimiz ‘Big Bang Start-up Challenge’da 21 milyon TL’lik kaynağı girişimcilerle buluşturduk. Girişimcilere ulaştırılan kaynağa baktığımızda hem ödül hem yatırım miktarı geçen seneye göre önemli oranda arttı.” diye konuştu.
İTÜ Çekirdek Express girişimcilere zaman avantajı sağlıyor
Tunçalp, bu yıl ayrıca Türkiye’de ilk defa hayata geçen hızlandırılmış ön kuluçka süreci “İTÜ Çekirdek Express” ile girişimcilik ekosistemini hareketlendirdiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“İTÜ Çekirdek Express ile kendi çabalarıyla ve çeşitli desteklerle önceden kendini geliştirmiş ve ürününü olgunlaştırmış girişimciler uzun süreli bir ön kuluçka sürecine ihtiyaç olmaksızın, bulundukları aşamaya uygun olacak şekilde ön kuluçka programımıza dahil oluyorlar. Böylece hızlı bir destekleme sürecine alınarak İTÜ Çekirdek imkanlarından faydalanmaya, yatırımcılarla ve kurumsal müşterilerle buluşmaya başlıyorlar. İTÜ Çekirdek Express’in ilk katılımcılarını bu yıl gerçekleştirdiğimiz Big Bang’de sahnede de gördük.”
Prototipini üretmek isteyen tüm girişimciler için profesyonel çözüm
Türkiye’nin ilk dijital fabrikalarından birini, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteği ile İleri Aşama Girişimcilik Merkezi olarak kurguladıkları İTÜ MAGNET’te hayata geçireceklerini anlatan Tunçalp, “Bu merkezle ülkemizde şimdiye kadar bir araya gelmemiş bir makine parkı kuruluyor. Prototipini üretmek isteyen tüm girişimciler aradıkları çözümü burada bulacaklar. Önümüzdeki günlerde bunu açarak, tüm Türkiye’ye hizmet vermesini sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.
İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp, 2014 yılından beri yerli teknoloji şirketlerinin ihracat kabiliyetlerini artırabilmeleri için düzenledikleri Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı’nın gurur verici sonuçlara ulaştığını belirterek, “Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı’na bu yıl daha fazla firmayı dahil ederek hız kazandırdık. Buradaki firmalara globalleşmenin kapılarını açtık. Innogate’e katılan firmalarımızın 4 yılda aldığı toplam yatırım miktarı 15 milyon doları, yurt dışı cirosu ise 10 milyon doları aşmış durumda.“ bilgisini verdi.
“Ülkemizin tüm yaratıcı gücünü davet ediyoruz”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin itici gücü ve desteği ile İTÜ ARI Teknokent olarak, Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik odağında çalışmalarını yürütmeye devam edeceklerini anlatan Tunçalp, gelişmiş sanayi ve teknoloji denince akla Türkiye’nin geldiği ortak hedefe omuz vermeyi sürdüreceklerini kaydetti.
Tunçalp açıklamalarını girişimcilere yaptığı şu davetle tamamladı:
“Katma değeri yüksek teknolojileri hayata geçirmeyi amaçlayan ülkemizin tüm yaratıcı gücünü İTÜ ARI Teknokent’in bir parçası olmaya davet ediyoruz.
Fikir aşamasındaki bir girişimciden küresel rekabette boy gösteren bir firmaya kadar geniş bir yelpazeye sunduğumuz hizmetlerimizle ilgili İTÜ ARI Teknokent’in ve yürüttüğü programlar olan İTÜ Çekirdek, İTÜ MAGNET ve Innogate’nin web sitelerinden bilgi edinebilir, başvuruda bulunabilirler.”
Yazılım, Bilişim ve Teknoloji Sektörü
Software Development Team
Computer Science / Computer Engineering
Coding is like plugging puzzle pieces together
Anyone Can Build Apps That Impact the World
Düşün, tasarla, kodla...
STEM+A - Science(Fen), Technology(Teknoloji), Engineering(Mühendislik), Mathematics(Matematik), Art(Sanat)
30 Aralık 2018 Pazar
booking.com bilirkişi raporu açıklandı
booking.com ile ilgili haksız rekabet davasının bilirkişi raporu açıklandı.
Türkiye'deki faaliyetleri tedbiren durdurulan online otel rezervasyon portalı booking.com ile ilgili "haksız rekabet" davasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, "booking.com'un seyahat acentası değil simsar olduğu, bunun için seyahat acentası ruhsatı almasına gerek olmadığı ve Türkiye'de gelir elde ettiği için vergi vermesi gerektiği" değerlendirmesi yapıldı.
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki duruşmaya, Türkiye'deki faaliyetleri tedbiren durdurulan davalı online otel rezervasyon portalı booking.com ile davacı Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) avukatları katıldı.
Duruşmada daha önce alınan ara karar gereği dosyayı incelemesi istenen bilirkişi heyetinin 63 sayfalık raporunu hazırladığı ve mahkemeye sunduğu bildirildi.
Söz konusu raporun sonuç bölümünde, şu değerlendirme yapıldı:
"Davalılardan booking.com Destek Hizmetleri Limited Şirketi'nin sorumluluğunun bulunmadığı, seyahat acentası olmadığı, otel rezervasyonlarından aracılık etmediği ve haksız rekabetle ilgisinin bulunmadığı, davalılardan booking.com BV'nin yabancı bir şirket olduğu, yaptığı işin simsarlık olduğu, bunun için seyahat acentası ruhsatı almasının gerekli olmadığı (bilirkişilerden biri bu ilişkiyi acenta olarak değenlendirmektedir), booking.com BV'nin Türkiye'deki otellerde aracılık ederek gerçekleşen otel rezervasyonlarından elde ittiği komisyonun Türkiye'de elde edilen gelir olması hasebiyle Türkiye'de vergi vermesi gerektiği, vergi ödemesinin diğer rakiplerle haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği ve Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1. maddesine göre iş şartlarına uymama haline girip girmeyeceği Türk doktrininde tartışmalı olduğu, bu konuda değerlendirmenin ve takdirin sayın mahkemeye ait olduğu sonucuna varılmıştır."
Bilirkişi raporunun sunulmasının ve okunmasının ardından söz alan davacı avukatı, raporda birçok çelişkinin mevcut olduğunu belirterek, ayrıntılı beyan için süre istedi.
Davalı booking.com avukatı ise raporun sonuç kısmında çelişki olmadığını savundu. Yaklaşık ispat şartının ortadan kalktığı aktaran avukat, "Tedbir kararının bilirkişi raporu gözetilerek değişen şartlar nedeniyle kaldırılmasını talep ederiz." dedi.
Taraflara rapora karşı beyanlarını sunmaları için süre veren mahkeme heyeti, duruşmayı 12 Nisan 2019'a erteledi.
Davanın geçmişi
TÜRSAB avukatları, seyahat acentelerine karşı haksız rekabet gerçekleştirdiği iddiasıyla online rezervasyon portalı booking.com aleyhine faaliyetlerinin durdurulması talebiyle dava açmıştı.
Davayı 29 Mart 2017'de kabul eden mahkeme, booking.com şirketinin, internet adresi üzerinden ve oluşturulacak başka bir adres üzerinden, Türkiye'deki otel, konaklama tesislerinin pazarlanması ve pazarlanmasına aracılık edilmesi yönündeki faaliyetinin durdurulmasına, bu konuda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) yazı yazılmasına karar vermişti.
Davalı booking.com'un avukatları, Türkiye'deki faaliyetlerin tedbiren durdurulması kararına itiraz etmiş, itirazı değerlendiren mahkeme, 26 Mayıs 2017'de verdiği kararla, bu itirazları reddetmişti.
Mahkeme ayrıca bir önceki celse, İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin vergi ve ticaret hukuku konularında uzman öğretim üyeleri arasında belirlenecek bilirkişi heyeti tarafından rapor düzenlenmesine karar vermişti.
Türkiye'deki faaliyetleri tedbiren durdurulan online otel rezervasyon portalı booking.com ile ilgili "haksız rekabet" davasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, "booking.com'un seyahat acentası değil simsar olduğu, bunun için seyahat acentası ruhsatı almasına gerek olmadığı ve Türkiye'de gelir elde ettiği için vergi vermesi gerektiği" değerlendirmesi yapıldı.
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki duruşmaya, Türkiye'deki faaliyetleri tedbiren durdurulan davalı online otel rezervasyon portalı booking.com ile davacı Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) avukatları katıldı.
Duruşmada daha önce alınan ara karar gereği dosyayı incelemesi istenen bilirkişi heyetinin 63 sayfalık raporunu hazırladığı ve mahkemeye sunduğu bildirildi.
Söz konusu raporun sonuç bölümünde, şu değerlendirme yapıldı:
"Davalılardan booking.com Destek Hizmetleri Limited Şirketi'nin sorumluluğunun bulunmadığı, seyahat acentası olmadığı, otel rezervasyonlarından aracılık etmediği ve haksız rekabetle ilgisinin bulunmadığı, davalılardan booking.com BV'nin yabancı bir şirket olduğu, yaptığı işin simsarlık olduğu, bunun için seyahat acentası ruhsatı almasının gerekli olmadığı (bilirkişilerden biri bu ilişkiyi acenta olarak değenlendirmektedir), booking.com BV'nin Türkiye'deki otellerde aracılık ederek gerçekleşen otel rezervasyonlarından elde ittiği komisyonun Türkiye'de elde edilen gelir olması hasebiyle Türkiye'de vergi vermesi gerektiği, vergi ödemesinin diğer rakiplerle haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği ve Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1. maddesine göre iş şartlarına uymama haline girip girmeyeceği Türk doktrininde tartışmalı olduğu, bu konuda değerlendirmenin ve takdirin sayın mahkemeye ait olduğu sonucuna varılmıştır."
Bilirkişi raporunun sunulmasının ve okunmasının ardından söz alan davacı avukatı, raporda birçok çelişkinin mevcut olduğunu belirterek, ayrıntılı beyan için süre istedi.
Davalı booking.com avukatı ise raporun sonuç kısmında çelişki olmadığını savundu. Yaklaşık ispat şartının ortadan kalktığı aktaran avukat, "Tedbir kararının bilirkişi raporu gözetilerek değişen şartlar nedeniyle kaldırılmasını talep ederiz." dedi.
Taraflara rapora karşı beyanlarını sunmaları için süre veren mahkeme heyeti, duruşmayı 12 Nisan 2019'a erteledi.
Davanın geçmişi
TÜRSAB avukatları, seyahat acentelerine karşı haksız rekabet gerçekleştirdiği iddiasıyla online rezervasyon portalı booking.com aleyhine faaliyetlerinin durdurulması talebiyle dava açmıştı.
Davayı 29 Mart 2017'de kabul eden mahkeme, booking.com şirketinin, internet adresi üzerinden ve oluşturulacak başka bir adres üzerinden, Türkiye'deki otel, konaklama tesislerinin pazarlanması ve pazarlanmasına aracılık edilmesi yönündeki faaliyetinin durdurulmasına, bu konuda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) yazı yazılmasına karar vermişti.
Davalı booking.com'un avukatları, Türkiye'deki faaliyetlerin tedbiren durdurulması kararına itiraz etmiş, itirazı değerlendiren mahkeme, 26 Mayıs 2017'de verdiği kararla, bu itirazları reddetmişti.
Mahkeme ayrıca bir önceki celse, İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin vergi ve ticaret hukuku konularında uzman öğretim üyeleri arasında belirlenecek bilirkişi heyeti tarafından rapor düzenlenmesine karar vermişti.
Tebligatta elektronik dönem
Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’ne göre, tebligat işlemleri, yeni yıldan itibaren itibaren elektronik yolla yapılacak.
Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) tarafından oluşturulan Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’ne (UETS) göre, tebligat işlemleri, 1 Ocak 2019’dan itibaren elektronik yolla yapılacak.
Değişikliğe göre, tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin, kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketler, avukatlar, noterler, arabulucular ve bilirkişiler gibi kanun kapsamında yer alan tüm gerçek ve tüzel kişilere de tebligatları elektronik yolla yapılması şartı getirildi.
Tebligatın elektronik yolla yapılması zorunluluğu bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler ise isteğe bağlı olarak elektronik tebligat adreslerini 1 Ocak 2019’dan sonra internet üzerinden çevrimiçi başvuruyla ya da PTT merkezlerinden alabilecek. e-Devlet kullanıcısı olan gerçek kişiler, sağlanacak entegrasyon ile UETS hesaplarına da giriş yapabilecek.
Ücretsiz olarak verilecek elektronik tebligat adresleri, PTT, Elektronik Tebligat Yönetmeliği doğrultusunda UETS üzerinden sunacağı ek arşiv alanı, SMS bildirimi gibi ilave hizmetlerden ücret talep edebilecek.
Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’nin devreye alınmasıyla birlikte mevcut Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresinden e-Tebligat hizmeti verilmeyecek. Bu nedenle, UETS üzerinden yeni bir elektronik tebligat adresi alınması gerekecek. UETS ile sadece tebligat iletileri gönderileceğinden, kamu kurum ve kuruluşlarının elektronik ortamda yapacakları yazışmalar, KEP sistemi üzerinden gerçekleştirilmeye devam edecek.
Sistemdeki adrese ulaştırılan tebligat, alıcı tarafından açılmamış olsa dahi beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacak. UETS sayesinde elektronik tebligatlar değiştirilemez ve inkar edilemez yasal kanıt niteliği taşıyacak. Kişisel veriler korunacak ve bilgi güvenliği garanti altına alınacak. Ayrıca, kağıt kullanımının ortadan kalkmasıyla çevrenin korunmasına katkı sağlanacak.
Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) tarafından oluşturulan Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’ne (UETS) göre, tebligat işlemleri, 1 Ocak 2019’dan itibaren elektronik yolla yapılacak.
Değişikliğe göre, tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin, kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketler, avukatlar, noterler, arabulucular ve bilirkişiler gibi kanun kapsamında yer alan tüm gerçek ve tüzel kişilere de tebligatları elektronik yolla yapılması şartı getirildi.
Tebligatın elektronik yolla yapılması zorunluluğu bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler ise isteğe bağlı olarak elektronik tebligat adreslerini 1 Ocak 2019’dan sonra internet üzerinden çevrimiçi başvuruyla ya da PTT merkezlerinden alabilecek. e-Devlet kullanıcısı olan gerçek kişiler, sağlanacak entegrasyon ile UETS hesaplarına da giriş yapabilecek.
Ücretsiz olarak verilecek elektronik tebligat adresleri, PTT, Elektronik Tebligat Yönetmeliği doğrultusunda UETS üzerinden sunacağı ek arşiv alanı, SMS bildirimi gibi ilave hizmetlerden ücret talep edebilecek.
Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’nin devreye alınmasıyla birlikte mevcut Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) adresinden e-Tebligat hizmeti verilmeyecek. Bu nedenle, UETS üzerinden yeni bir elektronik tebligat adresi alınması gerekecek. UETS ile sadece tebligat iletileri gönderileceğinden, kamu kurum ve kuruluşlarının elektronik ortamda yapacakları yazışmalar, KEP sistemi üzerinden gerçekleştirilmeye devam edecek.
Sistemdeki adrese ulaştırılan tebligat, alıcı tarafından açılmamış olsa dahi beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacak. UETS sayesinde elektronik tebligatlar değiştirilemez ve inkar edilemez yasal kanıt niteliği taşıyacak. Kişisel veriler korunacak ve bilgi güvenliği garanti altına alınacak. Ayrıca, kağıt kullanımının ortadan kalkmasıyla çevrenin korunmasına katkı sağlanacak.
29 Aralık 2018 Cumartesi
Huawei, Apple’ı bir kez daha geçti
Huawei ve Apple savaşı devam ediyor
Dünyanın en büyük akıllı telefon üreticisi olma hedefi ile çalışmalarına devam eden Huawei, geçtiğimiz aylarda artan akıllı telefon sevkiyatı ile Apple’ı geride bırakarak ikinci sıraya yerleşmeyi başarmıştı.
Huawei, Apple’ı bir kez daha geride bıraktı!
Global anlamda her geçen gün satış rakamlarını daha da artıran teknoloji devi, bilindiği üzere 200 milyondan fazla akıllı telefon sattığını duyurmuştu.
Söz konusu bu durum ile ilgili Nikkei Asian Review tarafınca paylaşılan verilere göre, Çinli firma Apple’ı bir kez kadar geride bırakarak ilk kez bir yılı ikinci sırada tamamlamayı başardı.
Nikkei Asian Review verilerine bakacak olursak, Huawei’nin 2017 yılında 153 milyon adet akıllı telefon satışı yaparak listenin üçüncü sırasında yer aldığı görülüyor.
2018 yılında ise P20 ve Mate 20 modelleriyle tabiri caizse büyük bir sıçramaya imza atan teknoloji devi, satış rakamlarını yüzde 30’luk bir oranla artırmayı başardı. Böylece 200 milyon adetten fazla akıllı telefon satan Çinli üretici, ilk kez bir yılı ikinci sırada tamamladı.
International Data Corp. (IDC) verilerine göreyse Çinli dev, 2017 yılında küresel akıllı telefon pazarının yüzde 10.4‘üne sahip olduğu belirtiliyor. Bu yıl ise, söz konusu bu oranı daha da artıran şirket, küresel anlamda Apple’ı geride bırakarak liderliğe bir adım daha yaklaştı.
2019’a Huawei ve Samsung rekabeti damga vuracak!
Tüm bunları göz önünde bulunduracak olursak, 2019 Huawei ve Samsung için oldukça çekişmeli bir yıl olacak. 2019 yılında birçok nedenden dolayı karşı karşıya gelecek olan ikilinin arasındaki rekabetin 2019’da daha da kızışacağı görülüyor.
Bahsi geçen bu nedenlerden biri ise katlanabilir telefonlar olarak karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz üzere Samsung, Kasım ayında düzenlemiş olduğu Geliştiriciler Konferansı‘nda katlanabilir telefon modelini ilk defa gözler önüne sermişti.
Akıllı telefon pazarına bambaşka bir devri başlatmayı hedefleyen teknoloji devi, bir aksilik olmazsa 2019 Temmuz’a kadar söz konusu telefonunu resmi olarak piyasaya sunmak istiyor.
unun haricinde ise Huawei’de söz konusu katlanabilir telefon modeli üzerinde yoğun çalışmalar yürütüyor. Samsung her ne kadar sürpriz bir şekilde katlanabilir telefon modelini bir ön izleme yapmış olsa da, MWC 2019 etkinliğinde Huawei’den de benzer bir sürpriz gelmesi tahmin ediliyor.
Kısacası, 2019 yılında iki teknoloji devinin katlanabilir telefon modellerinin rekabetine de şahit olacağız. Akıllı telefon pazarına yepyeni bir heyecan getirecek olan ikilinin sonrasında ise Xiaomi ve LG gibi dev şirketlerinde katlanabilir telefon modellerini piyasaya sunacaklarını da belirtmekte fayda var.(Shiftdelete)
Dünyanın en büyük akıllı telefon üreticisi olma hedefi ile çalışmalarına devam eden Huawei, geçtiğimiz aylarda artan akıllı telefon sevkiyatı ile Apple’ı geride bırakarak ikinci sıraya yerleşmeyi başarmıştı.
Huawei, Apple’ı bir kez daha geride bıraktı!
Global anlamda her geçen gün satış rakamlarını daha da artıran teknoloji devi, bilindiği üzere 200 milyondan fazla akıllı telefon sattığını duyurmuştu.
Söz konusu bu durum ile ilgili Nikkei Asian Review tarafınca paylaşılan verilere göre, Çinli firma Apple’ı bir kez kadar geride bırakarak ilk kez bir yılı ikinci sırada tamamlamayı başardı.
Nikkei Asian Review verilerine bakacak olursak, Huawei’nin 2017 yılında 153 milyon adet akıllı telefon satışı yaparak listenin üçüncü sırasında yer aldığı görülüyor.
2018 yılında ise P20 ve Mate 20 modelleriyle tabiri caizse büyük bir sıçramaya imza atan teknoloji devi, satış rakamlarını yüzde 30’luk bir oranla artırmayı başardı. Böylece 200 milyon adetten fazla akıllı telefon satan Çinli üretici, ilk kez bir yılı ikinci sırada tamamladı.
International Data Corp. (IDC) verilerine göreyse Çinli dev, 2017 yılında küresel akıllı telefon pazarının yüzde 10.4‘üne sahip olduğu belirtiliyor. Bu yıl ise, söz konusu bu oranı daha da artıran şirket, küresel anlamda Apple’ı geride bırakarak liderliğe bir adım daha yaklaştı.
2019’a Huawei ve Samsung rekabeti damga vuracak!
Tüm bunları göz önünde bulunduracak olursak, 2019 Huawei ve Samsung için oldukça çekişmeli bir yıl olacak. 2019 yılında birçok nedenden dolayı karşı karşıya gelecek olan ikilinin arasındaki rekabetin 2019’da daha da kızışacağı görülüyor.
Bahsi geçen bu nedenlerden biri ise katlanabilir telefonlar olarak karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz üzere Samsung, Kasım ayında düzenlemiş olduğu Geliştiriciler Konferansı‘nda katlanabilir telefon modelini ilk defa gözler önüne sermişti.
Akıllı telefon pazarına bambaşka bir devri başlatmayı hedefleyen teknoloji devi, bir aksilik olmazsa 2019 Temmuz’a kadar söz konusu telefonunu resmi olarak piyasaya sunmak istiyor.
unun haricinde ise Huawei’de söz konusu katlanabilir telefon modeli üzerinde yoğun çalışmalar yürütüyor. Samsung her ne kadar sürpriz bir şekilde katlanabilir telefon modelini bir ön izleme yapmış olsa da, MWC 2019 etkinliğinde Huawei’den de benzer bir sürpriz gelmesi tahmin ediliyor.
Kısacası, 2019 yılında iki teknoloji devinin katlanabilir telefon modellerinin rekabetine de şahit olacağız. Akıllı telefon pazarına yepyeni bir heyecan getirecek olan ikilinin sonrasında ise Xiaomi ve LG gibi dev şirketlerinde katlanabilir telefon modellerini piyasaya sunacaklarını da belirtmekte fayda var.(Shiftdelete)
Milli mikro işlemci 'Çakıl' geliyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, “Çakıl” adı verilen milli mikroişlemcinin silah sistemlerinde kullanılan yabancı mikroişlemcilerin yerini alacağını açıkladı
Bakan Varank, BİLGEM’de mikroçip tasarımı konusunda gençlere eğitim vereceklerini ifade ederek, “Burada yetişecek gençler, Milli Teknoloji Hamlesi’nin önemli bir parçası olacak.” dedi.
Merkezde, halen birçok askeri ve kamu IP ağlarında güvenliği sağlayan kripto cihazın 10 Gbit/s veri işleme yeteneğine sahip yeni modelini inceleyen Varank, geliştirilen prototipin performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Varank, Yüksek Güçlü Lazer Projesi ile lazer silahlarının yol haritasını oluşturacaklarına değinerek “Bu projenin çıktısı, top, havan roket ve güdümlü füzelere karşı Hava Savunma Lazer Sistemi Geliştirilmesi olacak. Havadan gelen tehditler, lazerle bertaraf edilecek” dedi.
Varank’ın BİLGEM’e gerçekleştirdiği ziyarette kendisine Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Bayraktar VE Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar eşlik etti. Ziyaret sırasında BİLGEM Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar çalışmaları hakkında Varank’a bilgi verdi.
STRATEJİK BAĞIMSIZLIK
Varank, Milli Teknoloji Hamlesi ile amaçlarının platformdan alt ana sistemlere, çip teknolojisinden gelişmiş yazılım algoritmalarına kadar teknolojik derinlik sağlamak olduğunu belirterek, “BİLGEM’de stratejik bağımsızlığımız açısından kritik öneme sahip teknolojiler geliştiriliyor. Burası geniş bir test alt yapısına sahip. Milli Savaş Uçağı’nın gerçek zamanlı işletim sistemi, SİHA’lar ve savaş uçaklarımızın kullandığı akıllı bombaların lazer arayıcı başlık detektörü, gelişmiş haberleşme istihbarat donanımları, milli kripto sistemleri, hava radar sistemlerinin tamamı Ar-Ge mühendislerimiz tarafından burada geliştirilmekte.” dedi.
KRİPTOLU TELEFONLA GÖRÜŞTÜ
İlk olarak Kripto Cihazları Laboratuvarı’nı ziyaret eden Varank’a Türkiye’nin milli kripto sistemi bulunan 10 ülkeden biri olduğu bilgisi verildi. Bunun üzerine Varank, “Gurur duyduk. Milli güvenliğin en temel ayaklarından biri burası.” diye konuştu. Buradaki bazı sistemlerin ticarileştirilerek, dost ülkelere satılabileceğini ifade eden Varank, teknoloji ihracatının önemine değindi. Varank, BİLGEM’de üretilen kriptolu bir telefonla görüntülü ve sesli görüşme yaptı.
MEMNUNİYET VERİCİ
Varank’a ,askeri ve kamu IP ağlarında güvenliği sağlayan kripto cihazın yeni modeli tanıtıldı. Yeni kripto cihazı inceleyen Varank, “Bu yeni geliştirildi. Dünyada sayılı birkaç ülke bu teknolojiye sahip. 10 Gbit/s veri işleme yeteneği bulunuyor. Geliştirilen prototipinin performansı memnuniyet verici” dedi.
MİLLİ GÜVENLİ VERİ DEPOLAMA
Deniz savunma sistemleri kapsamında yürütülen MÜREN Projeleri hakkında bilgi alan Varank, Bulut Bilişim ve Büyük Veri Laboratuvarı’nı gezdi. Burada Varank ve beraberindekilere, Milli Güvenli Veri Depolama Sistemi ile ilgili sunum yapıldı. Varank, proje kapsamında tasarlanan “Safir Büyük Veri”nin kurulumu ve kullanımının kolay olduğunu kaydederek, “Büyük veri depolamak, mimari ve analitik çözümler sunuyor. Bu çözümler, finans, eğitim, sınır güvenliği, kaçakçılık gibi kritik alanlarda beklenmeyen, milli güvenliğe ve milli politikalara tehdit oluşturabilecek durumların tespiti için analitik uygulamalar içeriyor.” dedi.
YÜKSEK GÜÇLÜ LAZER
Varank, daha sonra Haberleşme İstihbaratı Laboratuvarı’nda sinyal istihbaratıyla ilgili cihazları inceledi. Ardından MOPA Lazer Laboratuvarı’nı ziyaret eden Varank’a Yüksek Güçlü Lazer Projesi hakkında bilgi verildi. Varank, lazer teknolojisinin geleceğin silahlarını üreteceğini kaydederek, Türkiye’deki farklı kurum ve kuruluşların bu konuda çalışma yaptıklarını söyledi.
LAZERİN YOL HARİTASI
BİLGEM’deki proje ile lazer silahlarının yol haritasının oluşturulacağını vurgulayan Varank, “Bu projenin çıktısı, 20 kW (4x5 kW) lazer kaynağı, adaptif odaklayıcı ve hedef takip sisteminin, gemi ve kara platformlarına adaptasyonu ile top, havan roket ve güdümlü füzelere karşı Hava Savunma Lazer Sistemi Geliştirilmesi olacak.” dedi.
ZIRHLI ARACA MONTE
Varank, 20 kW’lık lazer silahının, 1.5 kilometre mesafeden 3 milimetre çeliği delebildiğini bildirerek, hazırlanan 1,25 kW’lık lazer kaynağının zırhlı araca monte edildiğini, 5 kW’lık lazer kaynağın da zırhlı araca monte edileceğini belirtti.
ERDOĞAN İZLEMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Yerleşkesi’ndeki Milli Teknoloji Geliştirme Altyapıları açılış törenine katılmış, burada lazer silahı testini canlı yayında izlemişti.
ÇİP TASARIMI
Varank’ın bir sonraki durağı Yarı İletken Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı oldu. Burada milli kimlik kartları için geliştirilen temaslı ve temassız çipler, milli akıllı bombalarda kullanılan detektör çiplerinin geliştirme ve üretim süreçleri hakkında bilgi alan Varank, çip tasarım merkezinde gençlere eğitim vereceklerini söyledi. Varank, “BİLGEM’de çip tasarımcıları yetiştireceğiz. Burada yetişecek gençler, Milli Teknoloji Hamlesi’nin önemli bir parçası olacak.” dedi.
EYP TESPİT DEDEKTÖRÜ
Türkiye’nin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü terörle mücadele faaliyetlerinde kullanılmak üzere tasarlanan ve mayın ve el yapımı patlayıcıların (EYP) yerini tespit etmeye yarayan detektörleri test eden Varank, Katot ve Mikrodalga Vakum Tüp Araştırma Laboratuvarı’nı ziyaret etti. Varank, laboratuvar bünyesinde üretilen katot prototipini inceledi.
KATOT PROTOTİBİ
Varank, katotun, yüksek frekanslarda çok yüksek güçlerin elde edilmesi için vazgeçilmez bir cihaz olduğunu anlatarak, “Katot, TWT tüplerinin en önemli ve kritik bileşeni. Geliştirme altyapımız yardımıyla kendi teknik bilgimizi kullanarak ilk yerli ve milli katot burada üretildi. Bu katot kullanılarak, ilk yerli ve milli TWT tüpü üretilecek, daha sonra da TWTA adı verilen güç yükselteci elde edilecek” dedi.
MOBİL CİHAZLARDA KULLANILABİLECEK
Tümdevre Tasarım ve Eğitim Laboratuvarı’nda çalışma hayatına yeni başlayan gençlerle yakından ilgilenen
Varank, milli mikroişlemci “Çakıl” hakkında bilgi aldıktan sonra şunları söyledi: “Bu proje ile silah sistemlerimizde kullanılan yabancı menşeli mikroişlemcilerin yerini alabilecek hızda ve düşük güç tüketen, lisans ve satış hakları ülkemize ait milli bir işlemci tasarlanıyor. Savunma Sanayi Başkanlığımız tarafından ‘Çakıl’ onaylandı. Bundan sonra ikinci faza geçeceğiz ve Çakıl’ın mobil cihazlarda kullanılabilecek çok çekirdekli versiyonunun çalışmalarına başlanacak”
Bakan Varank, BİLGEM’de mikroçip tasarımı konusunda gençlere eğitim vereceklerini ifade ederek, “Burada yetişecek gençler, Milli Teknoloji Hamlesi’nin önemli bir parçası olacak.” dedi.
Merkezde, halen birçok askeri ve kamu IP ağlarında güvenliği sağlayan kripto cihazın 10 Gbit/s veri işleme yeteneğine sahip yeni modelini inceleyen Varank, geliştirilen prototipin performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Varank, Yüksek Güçlü Lazer Projesi ile lazer silahlarının yol haritasını oluşturacaklarına değinerek “Bu projenin çıktısı, top, havan roket ve güdümlü füzelere karşı Hava Savunma Lazer Sistemi Geliştirilmesi olacak. Havadan gelen tehditler, lazerle bertaraf edilecek” dedi.
Varank’ın BİLGEM’e gerçekleştirdiği ziyarette kendisine Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Bayraktar VE Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar eşlik etti. Ziyaret sırasında BİLGEM Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar çalışmaları hakkında Varank’a bilgi verdi.
STRATEJİK BAĞIMSIZLIK
Varank, Milli Teknoloji Hamlesi ile amaçlarının platformdan alt ana sistemlere, çip teknolojisinden gelişmiş yazılım algoritmalarına kadar teknolojik derinlik sağlamak olduğunu belirterek, “BİLGEM’de stratejik bağımsızlığımız açısından kritik öneme sahip teknolojiler geliştiriliyor. Burası geniş bir test alt yapısına sahip. Milli Savaş Uçağı’nın gerçek zamanlı işletim sistemi, SİHA’lar ve savaş uçaklarımızın kullandığı akıllı bombaların lazer arayıcı başlık detektörü, gelişmiş haberleşme istihbarat donanımları, milli kripto sistemleri, hava radar sistemlerinin tamamı Ar-Ge mühendislerimiz tarafından burada geliştirilmekte.” dedi.
KRİPTOLU TELEFONLA GÖRÜŞTÜ
İlk olarak Kripto Cihazları Laboratuvarı’nı ziyaret eden Varank’a Türkiye’nin milli kripto sistemi bulunan 10 ülkeden biri olduğu bilgisi verildi. Bunun üzerine Varank, “Gurur duyduk. Milli güvenliğin en temel ayaklarından biri burası.” diye konuştu. Buradaki bazı sistemlerin ticarileştirilerek, dost ülkelere satılabileceğini ifade eden Varank, teknoloji ihracatının önemine değindi. Varank, BİLGEM’de üretilen kriptolu bir telefonla görüntülü ve sesli görüşme yaptı.
MEMNUNİYET VERİCİ
Varank’a ,askeri ve kamu IP ağlarında güvenliği sağlayan kripto cihazın yeni modeli tanıtıldı. Yeni kripto cihazı inceleyen Varank, “Bu yeni geliştirildi. Dünyada sayılı birkaç ülke bu teknolojiye sahip. 10 Gbit/s veri işleme yeteneği bulunuyor. Geliştirilen prototipinin performansı memnuniyet verici” dedi.
MİLLİ GÜVENLİ VERİ DEPOLAMA
Deniz savunma sistemleri kapsamında yürütülen MÜREN Projeleri hakkında bilgi alan Varank, Bulut Bilişim ve Büyük Veri Laboratuvarı’nı gezdi. Burada Varank ve beraberindekilere, Milli Güvenli Veri Depolama Sistemi ile ilgili sunum yapıldı. Varank, proje kapsamında tasarlanan “Safir Büyük Veri”nin kurulumu ve kullanımının kolay olduğunu kaydederek, “Büyük veri depolamak, mimari ve analitik çözümler sunuyor. Bu çözümler, finans, eğitim, sınır güvenliği, kaçakçılık gibi kritik alanlarda beklenmeyen, milli güvenliğe ve milli politikalara tehdit oluşturabilecek durumların tespiti için analitik uygulamalar içeriyor.” dedi.
YÜKSEK GÜÇLÜ LAZER
Varank, daha sonra Haberleşme İstihbaratı Laboratuvarı’nda sinyal istihbaratıyla ilgili cihazları inceledi. Ardından MOPA Lazer Laboratuvarı’nı ziyaret eden Varank’a Yüksek Güçlü Lazer Projesi hakkında bilgi verildi. Varank, lazer teknolojisinin geleceğin silahlarını üreteceğini kaydederek, Türkiye’deki farklı kurum ve kuruluşların bu konuda çalışma yaptıklarını söyledi.
LAZERİN YOL HARİTASI
BİLGEM’deki proje ile lazer silahlarının yol haritasının oluşturulacağını vurgulayan Varank, “Bu projenin çıktısı, 20 kW (4x5 kW) lazer kaynağı, adaptif odaklayıcı ve hedef takip sisteminin, gemi ve kara platformlarına adaptasyonu ile top, havan roket ve güdümlü füzelere karşı Hava Savunma Lazer Sistemi Geliştirilmesi olacak.” dedi.
ZIRHLI ARACA MONTE
Varank, 20 kW’lık lazer silahının, 1.5 kilometre mesafeden 3 milimetre çeliği delebildiğini bildirerek, hazırlanan 1,25 kW’lık lazer kaynağının zırhlı araca monte edildiğini, 5 kW’lık lazer kaynağın da zırhlı araca monte edileceğini belirtti.
ERDOĞAN İZLEMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Yerleşkesi’ndeki Milli Teknoloji Geliştirme Altyapıları açılış törenine katılmış, burada lazer silahı testini canlı yayında izlemişti.
ÇİP TASARIMI
Varank’ın bir sonraki durağı Yarı İletken Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı oldu. Burada milli kimlik kartları için geliştirilen temaslı ve temassız çipler, milli akıllı bombalarda kullanılan detektör çiplerinin geliştirme ve üretim süreçleri hakkında bilgi alan Varank, çip tasarım merkezinde gençlere eğitim vereceklerini söyledi. Varank, “BİLGEM’de çip tasarımcıları yetiştireceğiz. Burada yetişecek gençler, Milli Teknoloji Hamlesi’nin önemli bir parçası olacak.” dedi.
EYP TESPİT DEDEKTÖRÜ
Türkiye’nin yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğü terörle mücadele faaliyetlerinde kullanılmak üzere tasarlanan ve mayın ve el yapımı patlayıcıların (EYP) yerini tespit etmeye yarayan detektörleri test eden Varank, Katot ve Mikrodalga Vakum Tüp Araştırma Laboratuvarı’nı ziyaret etti. Varank, laboratuvar bünyesinde üretilen katot prototipini inceledi.
KATOT PROTOTİBİ
Varank, katotun, yüksek frekanslarda çok yüksek güçlerin elde edilmesi için vazgeçilmez bir cihaz olduğunu anlatarak, “Katot, TWT tüplerinin en önemli ve kritik bileşeni. Geliştirme altyapımız yardımıyla kendi teknik bilgimizi kullanarak ilk yerli ve milli katot burada üretildi. Bu katot kullanılarak, ilk yerli ve milli TWT tüpü üretilecek, daha sonra da TWTA adı verilen güç yükselteci elde edilecek” dedi.
MOBİL CİHAZLARDA KULLANILABİLECEK
Tümdevre Tasarım ve Eğitim Laboratuvarı’nda çalışma hayatına yeni başlayan gençlerle yakından ilgilenen
Varank, milli mikroişlemci “Çakıl” hakkında bilgi aldıktan sonra şunları söyledi: “Bu proje ile silah sistemlerimizde kullanılan yabancı menşeli mikroişlemcilerin yerini alabilecek hızda ve düşük güç tüketen, lisans ve satış hakları ülkemize ait milli bir işlemci tasarlanıyor. Savunma Sanayi Başkanlığımız tarafından ‘Çakıl’ onaylandı. Bundan sonra ikinci faza geçeceğiz ve Çakıl’ın mobil cihazlarda kullanılabilecek çok çekirdekli versiyonunun çalışmalarına başlanacak”
8 Aralık 2018 Cumartesi
TÜSİAD Başkanı Bilecik: Ham maddelerden biri vicdan
YGA Zirvesine katılan 2 bin 500 öğrenci, önde gelen iş insanlarının kendi yolculuklarını dinledi. Zirve çerçevesinde dünyanın ilk yapay zeka bilim setinin lansmanı da yapıldı.
Young Guru Academy (YGA) tarafından bu yıl 17'ncisi düzenlenen "YGA Zirvesi"nde, 30 bin başvuru arasından seçilen 2 bin 500 lise ve üniversite öğrencisi bir araya geldi.
Öğrenciler zirvede, YGA Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Yaman, Harvard'dan Prof. Dr. Mehmet Toner, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, Turkcell Müşteri Deneyimi ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serkan Öztürk, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu gibi isimlerden kendi yolculuklarını dinlediler.
TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, konuşmasında YGA'nın kendisi için öneminden bahsetti. YGA'yı Ali Koç'tan çok dinlediğini aktaran Bilecik, YGA'nın hem sosyal hayata hem de inovasyona bakış açısının muazzam olduğunu söyledi.
YGA'nın yaptığı çalışmalarla yüksek teknolojiyi kullanarak müthiş kaldıraç etkisi yarattığına dikkati çeken Bilecik, şunları kaydetti:
"Dünyanın her zaman daha iyi bir dünyaya gitme ihtiyacı var. Daha iyi bir dünyaya gitmek için hammaddelere baktığımızda, ilk üçte mutlaka vicdan var. Gelişmekte olan ülkelerde bugün en kolay yapılan olumsuz senaryo, kötü senaryo üretmek, oysa hayattaki en önemli değerlerden biri, bir hayli iyimser olmak. Bir yerde yaşam varsa, orada umut da vardır. YGA'yı tanımakla sadece bakış açım değil, umut açım da gelişti."
Sakin, soğukkanlı ve dingin olmanın insan hayatına katkılarından bahseden Bilecik, katılımcılara hayatın akışı içinde yapılması gerekenlere, duruşlara, olaylara tepkilere ilişkin tavsiyelerde bulundu.
Bilecik, "Ne kadar iyi lider olursanız olun, ne kadar şahane, kuvvetli iş planları yaparsanız yapın, emin olun hayatı kontrol etmeniz mümkün değil. O zaman geriye bir tek şey kalıyor, kendinizi kontrol edeceksiniz. Kendinizi kontrol etmenin temel unsurlarından biri bir miktar daha sakin olmak, uyumlu olmak. Rekabet, hırslar çok kuvvetli duygular ama hayatta iyi insan olmak için daha öncelikli olanlar, sakin, uyumlu ve sabırlı insan olmaktır. Hayatınızın yüzde 10'u başınıza gelenler, yüzde 90'ı ise vermiş olduğunuz tepkilerdir" değerlendirmesinde bulundu.
"İnovasyonun, inovasyon olup olmadığına tüketici, halk karar verir"
YGA'nın stratejik ortağı Zorlu Holding ev sahipliğinde gerçekleşen zirvede en çok ilgi gören projelerin başında, Milli Eğitim Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen "Anadolu'ya Bilim Seferberliği" projesi geldi.
TAV Havalimanları ile Yapı Kredi hayal ortaklığında ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın desteği ile hayata geçirilen "Anadolu'ya Bilim Seferberliği", zirvenin dikkati çeken konu başlıklarından biri oldu.
Verilen bilgiye göre, çocuklara bilimi sevdirmeyi ve bilimsel bakış açısı kazandırmayı amaçlayan YGA, Anadolu'ya Bilim Seferberliği projesi kapsamında bugüne kadar 90 bin öğrenciye ulaştı.
Bu kapsamda, bilim seferberliğinin ilk günden beri destekçisi olan TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, katıldığı panelde proje kapsamında en son teknolojinin, Türkiye'nin en ücra köşelerine götürüldüğünü söyledi.
Bilim Setleri ile çocukların bilimin, teknolojinin özünü şimdiden öğrendiğine dikkati çeken Şener, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Teknolojinin her gelişen aşamasını takip etmeliyiz. Özellikle Anadolu'daki gençlere bilimin özünü anlatmamız lazım. Bunu yaptıktan sonra gerisi çok kolay gelecek. Yaşadığımız çağda artık 'Kodlama' yeni alfabemiz. Hayatımızda başarısızlıklar olabilir, önemli olan bunlardan ders alabilmek. Başarı için merak ve sorgulamak çok önemli. İnovasyonun, inovasyon olup olmadığına tüketici, halk karar verir.
Gelişmekte olan bir ülkeyiz. Atatürk ve arkadaşları bir ömrü savaşarak geçirdiler, bizim neslin görevi de çalışmak olsun, çalışmamız gerek. Merak, araştırma, uygulama çok önemli ama bu uygulamada konuşabilmenin payı çok büyük. Konuşabilmek için de çok çalışacak ve çok okuyacaksınız. 200 kelimeyle konuşan biri 2 bin kelimeyle düşünen biriyle konuşamaz."
"Çocukların teknolojiyi sadece kullanan değil aynı zamanda geliştiren nesiller olmalarını amaçlıyoruz"
YGA Zirvesi için Amerika’dan gelen Prof.Dr. Mehmet Toner konuşmasında, "YGA'lı gençler çift kanatlı, bir kanatlarında akıl yani bilim ve teknoloji, diğer kanatlarında kalp yani vicdanlı hayalleri var. Akıl ve kalbi birleştirerek sadece Türkiye’nin değil dünyanın geleceğine de umutla bakmamı sağlıyorlar. Yeni projelerini Amerika, İngiltere, İtalya'dan sonra şimdi de Uzak Doğu'ya götürüyorlar." ifadelerini kullandı.
Zirve çerçevesinde dünyanın ilk yapay zeka bilim setinin de lansmanı yapıldı.
Çocuklara deneyerek öğrenme ve bilimin özünü anlama imkanı sunan YGA Bilim Setlerinin en yenisi Yapay Zeka Bilim Seti katılımcılarla paylaşıldı.
YGA Hayal Ortağı Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Serkan Öztürk, "Dünyanın ilk yapay zeka destekli bilim setlerini YGA'lı mühendislerle birlikte geliştirdik ve ürettik. Çocuklarımıza yapay zeka teknolojisini erken yaşta öğreterek, teknolojiyi sadece kullanan değil aynı zamanda geliştiren nesiller olmalarını amaçlıyoruz." diye konuştu.
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, zirve kapsamında YGA'lı gençlerle bir araya gelerek onlarla iş tecrübelerini ve kendi deneyimlerini paylaştı.
Zirveye Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu gibi isimler de katıldı.
Young Guru Academy (YGA) tarafından bu yıl 17'ncisi düzenlenen "YGA Zirvesi"nde, 30 bin başvuru arasından seçilen 2 bin 500 lise ve üniversite öğrencisi bir araya geldi.
Öğrenciler zirvede, YGA Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Yaman, Harvard'dan Prof. Dr. Mehmet Toner, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, Turkcell Müşteri Deneyimi ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serkan Öztürk, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu gibi isimlerden kendi yolculuklarını dinlediler.
TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, konuşmasında YGA'nın kendisi için öneminden bahsetti. YGA'yı Ali Koç'tan çok dinlediğini aktaran Bilecik, YGA'nın hem sosyal hayata hem de inovasyona bakış açısının muazzam olduğunu söyledi.
YGA'nın yaptığı çalışmalarla yüksek teknolojiyi kullanarak müthiş kaldıraç etkisi yarattığına dikkati çeken Bilecik, şunları kaydetti:
"Dünyanın her zaman daha iyi bir dünyaya gitme ihtiyacı var. Daha iyi bir dünyaya gitmek için hammaddelere baktığımızda, ilk üçte mutlaka vicdan var. Gelişmekte olan ülkelerde bugün en kolay yapılan olumsuz senaryo, kötü senaryo üretmek, oysa hayattaki en önemli değerlerden biri, bir hayli iyimser olmak. Bir yerde yaşam varsa, orada umut da vardır. YGA'yı tanımakla sadece bakış açım değil, umut açım da gelişti."
Sakin, soğukkanlı ve dingin olmanın insan hayatına katkılarından bahseden Bilecik, katılımcılara hayatın akışı içinde yapılması gerekenlere, duruşlara, olaylara tepkilere ilişkin tavsiyelerde bulundu.
Bilecik, "Ne kadar iyi lider olursanız olun, ne kadar şahane, kuvvetli iş planları yaparsanız yapın, emin olun hayatı kontrol etmeniz mümkün değil. O zaman geriye bir tek şey kalıyor, kendinizi kontrol edeceksiniz. Kendinizi kontrol etmenin temel unsurlarından biri bir miktar daha sakin olmak, uyumlu olmak. Rekabet, hırslar çok kuvvetli duygular ama hayatta iyi insan olmak için daha öncelikli olanlar, sakin, uyumlu ve sabırlı insan olmaktır. Hayatınızın yüzde 10'u başınıza gelenler, yüzde 90'ı ise vermiş olduğunuz tepkilerdir" değerlendirmesinde bulundu.
"İnovasyonun, inovasyon olup olmadığına tüketici, halk karar verir"
YGA'nın stratejik ortağı Zorlu Holding ev sahipliğinde gerçekleşen zirvede en çok ilgi gören projelerin başında, Milli Eğitim Bakanlığı desteğiyle hayata geçirilen "Anadolu'ya Bilim Seferberliği" projesi geldi.
TAV Havalimanları ile Yapı Kredi hayal ortaklığında ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın desteği ile hayata geçirilen "Anadolu'ya Bilim Seferberliği", zirvenin dikkati çeken konu başlıklarından biri oldu.
Verilen bilgiye göre, çocuklara bilimi sevdirmeyi ve bilimsel bakış açısı kazandırmayı amaçlayan YGA, Anadolu'ya Bilim Seferberliği projesi kapsamında bugüne kadar 90 bin öğrenciye ulaştı.
Bu kapsamda, bilim seferberliğinin ilk günden beri destekçisi olan TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, katıldığı panelde proje kapsamında en son teknolojinin, Türkiye'nin en ücra köşelerine götürüldüğünü söyledi.
Bilim Setleri ile çocukların bilimin, teknolojinin özünü şimdiden öğrendiğine dikkati çeken Şener, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Teknolojinin her gelişen aşamasını takip etmeliyiz. Özellikle Anadolu'daki gençlere bilimin özünü anlatmamız lazım. Bunu yaptıktan sonra gerisi çok kolay gelecek. Yaşadığımız çağda artık 'Kodlama' yeni alfabemiz. Hayatımızda başarısızlıklar olabilir, önemli olan bunlardan ders alabilmek. Başarı için merak ve sorgulamak çok önemli. İnovasyonun, inovasyon olup olmadığına tüketici, halk karar verir.
Gelişmekte olan bir ülkeyiz. Atatürk ve arkadaşları bir ömrü savaşarak geçirdiler, bizim neslin görevi de çalışmak olsun, çalışmamız gerek. Merak, araştırma, uygulama çok önemli ama bu uygulamada konuşabilmenin payı çok büyük. Konuşabilmek için de çok çalışacak ve çok okuyacaksınız. 200 kelimeyle konuşan biri 2 bin kelimeyle düşünen biriyle konuşamaz."
"Çocukların teknolojiyi sadece kullanan değil aynı zamanda geliştiren nesiller olmalarını amaçlıyoruz"
YGA Zirvesi için Amerika’dan gelen Prof.Dr. Mehmet Toner konuşmasında, "YGA'lı gençler çift kanatlı, bir kanatlarında akıl yani bilim ve teknoloji, diğer kanatlarında kalp yani vicdanlı hayalleri var. Akıl ve kalbi birleştirerek sadece Türkiye’nin değil dünyanın geleceğine de umutla bakmamı sağlıyorlar. Yeni projelerini Amerika, İngiltere, İtalya'dan sonra şimdi de Uzak Doğu'ya götürüyorlar." ifadelerini kullandı.
Zirve çerçevesinde dünyanın ilk yapay zeka bilim setinin de lansmanı yapıldı.
Çocuklara deneyerek öğrenme ve bilimin özünü anlama imkanı sunan YGA Bilim Setlerinin en yenisi Yapay Zeka Bilim Seti katılımcılarla paylaşıldı.
YGA Hayal Ortağı Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Serkan Öztürk, "Dünyanın ilk yapay zeka destekli bilim setlerini YGA'lı mühendislerle birlikte geliştirdik ve ürettik. Çocuklarımıza yapay zeka teknolojisini erken yaşta öğreterek, teknolojiyi sadece kullanan değil aynı zamanda geliştiren nesiller olmalarını amaçlıyoruz." diye konuştu.
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, zirve kapsamında YGA'lı gençlerle bir araya gelerek onlarla iş tecrübelerini ve kendi deneyimlerini paylaştı.
Zirveye Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu gibi isimler de katıldı.
En çok kazanan Youtuber 22 milyon dolarla 8 yaşındaki çocuk
Forbes'in yayımladığı listeye göre, oyuncak deneyimlerini anlatan 8 yaşındaki Ryan, 22 milyon dolarla en çok kazanan Youtuber'lar içinde ilk sırada yer alıyor
Video paylaşım platformu YouTube üzerinden en fazla para kazanan kişinin, yıllık 22 milyon dolarlık gelirle, 8 yaşında bir çocuk olduğu açıklandı.
Forbes tarafından yayımlanan listenin bir numarasında, Ryan ToysReview isimli kanalda oyuncak deneyimlerini paylaşan Ryan isimli çocuk yer alıyor.
Hemen her gün yeni bir video paylaşan Ryan'ın hesabı üzerinden elde edilen gelir, son bir yıl içinde ikiye katlandı.
Amerikan NBC televizyonunun röportaj yaptığı 8 yaşındaki Ryan, neden bu denli çok izlendiği sorusuna "Çünklü eğlenceliyim ve komiğim" yanıtı verdi.
2015 yılında Ryan'ın ailesi tarafından açılan kanalın bugün 17 milyondan fazla abonesi bulunuyor. Paylaşılan videoların toplam izlenme sayısı 26 milyara yaklaştı.
Forbes'daki habere göre, kanalın elde ettiği toplam gelirin 21 milyon doları, videoların öncesinde çıkan reklamlardan elde edildi. Kalan 1 milyon dolarlık bölüm ise sponsorlu içeriklerden kazanıldı.
Kanalda yer bulan bir oyuncağın satış rekorları kıracak kadar talep görebildiği kaydediliyor.
Kanalın marka değeri öylesine büyümüş durumda ki, Amerikan perakende devi Walmart, Ryan's World isimli bir kıyafet ve özel oyuncak serisi çıkarmaya başladı.
8 yaşında yılda 22 milyon dolar kazanan Ryan'ın bu kazancının yüzde 15'i reşit olduğunda serbest bırakılmak üzere bir banka hesabına yatırılıyor.
Ryan'ın kız kardeşleri de eğlencenin dışında değil. "Ryan'ın Ailesi Değerlendiriyor" (Ryan's Family Review) ismiyle kardeş bir kanal da aile tarafından yönetiliyor.
Listede tartışmalı isimler de yer alıyor
Kanalında Minecraft isimli oyunu oynayan ve 2017 yılında bu listede birinci olan Daniel Middleton isimli çocuk ise 16.5 milyon dolar gelirle, bu yıl dördüncülüğe geriledi
Listenin iki numarası olan Jake Paul ve 10'ncu sırasında yer alan Logan Paul isimli Youtuber kardeşler, listeye ayrı ayrı olarak isimlerini sokmayı başardı.
İkilinin toplam elde ettiği gelir ise 36 milyon dolar.
Logan Paul, Ocak ayında bir skandalla gündeme gelmiş, videolarından birinde bir intihar kurbanını gösterdiği için özür dilemişti. (BBC Türkçe)
Video paylaşım platformu YouTube üzerinden en fazla para kazanan kişinin, yıllık 22 milyon dolarlık gelirle, 8 yaşında bir çocuk olduğu açıklandı.
Forbes tarafından yayımlanan listenin bir numarasında, Ryan ToysReview isimli kanalda oyuncak deneyimlerini paylaşan Ryan isimli çocuk yer alıyor.
Hemen her gün yeni bir video paylaşan Ryan'ın hesabı üzerinden elde edilen gelir, son bir yıl içinde ikiye katlandı.
Amerikan NBC televizyonunun röportaj yaptığı 8 yaşındaki Ryan, neden bu denli çok izlendiği sorusuna "Çünklü eğlenceliyim ve komiğim" yanıtı verdi.
2015 yılında Ryan'ın ailesi tarafından açılan kanalın bugün 17 milyondan fazla abonesi bulunuyor. Paylaşılan videoların toplam izlenme sayısı 26 milyara yaklaştı.
Forbes'daki habere göre, kanalın elde ettiği toplam gelirin 21 milyon doları, videoların öncesinde çıkan reklamlardan elde edildi. Kalan 1 milyon dolarlık bölüm ise sponsorlu içeriklerden kazanıldı.
Kanalda yer bulan bir oyuncağın satış rekorları kıracak kadar talep görebildiği kaydediliyor.
Kanalın marka değeri öylesine büyümüş durumda ki, Amerikan perakende devi Walmart, Ryan's World isimli bir kıyafet ve özel oyuncak serisi çıkarmaya başladı.
8 yaşında yılda 22 milyon dolar kazanan Ryan'ın bu kazancının yüzde 15'i reşit olduğunda serbest bırakılmak üzere bir banka hesabına yatırılıyor.
Ryan'ın kız kardeşleri de eğlencenin dışında değil. "Ryan'ın Ailesi Değerlendiriyor" (Ryan's Family Review) ismiyle kardeş bir kanal da aile tarafından yönetiliyor.
Listede tartışmalı isimler de yer alıyor
Kanalında Minecraft isimli oyunu oynayan ve 2017 yılında bu listede birinci olan Daniel Middleton isimli çocuk ise 16.5 milyon dolar gelirle, bu yıl dördüncülüğe geriledi
Listenin iki numarası olan Jake Paul ve 10'ncu sırasında yer alan Logan Paul isimli Youtuber kardeşler, listeye ayrı ayrı olarak isimlerini sokmayı başardı.
İkilinin toplam elde ettiği gelir ise 36 milyon dolar.
Logan Paul, Ocak ayında bir skandalla gündeme gelmiş, videolarından birinde bir intihar kurbanını gösterdiği için özür dilemişti. (BBC Türkçe)
Apple yılın en iyi oyun ve uygulamalarını açıkladı
Apple 2018 yılının 'en'leri listelerini açıkladı. İşte oyunundan, uygulamasına; trendinden, şarkısına; filminden, dizisine 2018 yılının en iyileri...
Apple, 2018 yılının en iyileri listelerini açıkladı. 2018 yılı boyunca Apple platformundaki iPhone, iPad, Mac, Apple TV, iTunes, Apple Music'teki en iyilerin derlendiği listelere göre uygulamasından, oyununa; müziğinden, filmine, App Store’da yılın en iyileri şunlar oldu:
Yılın Uygulama Trendi: Kişisel bakım
Yılın Oyun Trendi: Battle Royale
Yılın iPhone Uygulaması: Procreate Pocket
Yılın iPhone Oyunu: Donut County
Yılın iPad Uygulaması: Froggipedia
Yılın iPad Oyunu: Gorogoa
Yılın Mac Uygulaması:Pixelmator Pro
Yılın Mac Oyunu: The Gardens Between
Yılın Apple TV Uygulaması: Sweat
Yılın Apple TV Oyunu: Alto’s Odyssey
Yılın Sanatçısı: Drake
Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı: Juice WRLD
Yılın Şarkısı: I Like It - Cardi B featuring Bad Bunny & J. Balvin
Yılın Albümü: Golden Hour - Kacey Musgraves
Yılın Kitabı: American Marriage
Apple TV ve iTunes’daki 2018’in En İyi Filmleri:Annihilation, Black Panther, Crazy Rich Asians, Eighth Grade, Green Book, Hereditary, Incredibles 2, Minding the Gap, A Star is Born, Won’t You Be My Neighbor
Apple TV ve iTunes’daki 2018’in En İyi Dizileri: The Americans, Atlanta, Barry, The Expanse, The Good Fight, The Good Place, The Handmaid’s Tale, Killing Eve, The Marvelous Mrs. Maisel, Pose
Yılın En İyi Podcast’leri: In The Dark, Caliphate, The Dream, Everything is Alive, Slow Burn, Dr. Death, Armchair Expert with Dax Shepard, Bubble, Bundyville, A Very Fatal Murder, Wolverine: The Long Night, Serial, The Daily, This American Life, 99% Invisible
(Habertürk)
Apple, 2018 yılının en iyileri listelerini açıkladı. 2018 yılı boyunca Apple platformundaki iPhone, iPad, Mac, Apple TV, iTunes, Apple Music'teki en iyilerin derlendiği listelere göre uygulamasından, oyununa; müziğinden, filmine, App Store’da yılın en iyileri şunlar oldu:
Yılın Uygulama Trendi: Kişisel bakım
Yılın Oyun Trendi: Battle Royale
Yılın iPhone Uygulaması: Procreate Pocket
Yılın iPhone Oyunu: Donut County
Yılın iPad Uygulaması: Froggipedia
Yılın iPad Oyunu: Gorogoa
Yılın Mac Uygulaması:Pixelmator Pro
Yılın Mac Oyunu: The Gardens Between
Yılın Apple TV Uygulaması: Sweat
Yılın Apple TV Oyunu: Alto’s Odyssey
Yılın Sanatçısı: Drake
Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı: Juice WRLD
Yılın Şarkısı: I Like It - Cardi B featuring Bad Bunny & J. Balvin
Yılın Albümü: Golden Hour - Kacey Musgraves
Yılın Kitabı: American Marriage
Apple TV ve iTunes’daki 2018’in En İyi Filmleri:Annihilation, Black Panther, Crazy Rich Asians, Eighth Grade, Green Book, Hereditary, Incredibles 2, Minding the Gap, A Star is Born, Won’t You Be My Neighbor
Apple TV ve iTunes’daki 2018’in En İyi Dizileri: The Americans, Atlanta, Barry, The Expanse, The Good Fight, The Good Place, The Handmaid’s Tale, Killing Eve, The Marvelous Mrs. Maisel, Pose
Yılın En İyi Podcast’leri: In The Dark, Caliphate, The Dream, Everything is Alive, Slow Burn, Dr. Death, Armchair Expert with Dax Shepard, Bubble, Bundyville, A Very Fatal Murder, Wolverine: The Long Night, Serial, The Daily, This American Life, 99% Invisible
(Habertürk)
İnternette limitsiz dönem başlıyor
Türk Telekom 1 Ocak’tan itibaren tüm Türkiye’de limitsiz internete geçeceğini açıkladı. Genel Müdür Yardımcısı Hakan Dursun, “Limitsiz internet uygulamasından müşterilerimiz büyük avantaj sağlayacak” dedi
Türk Telekom, 1 Ocak'tan itibaren Türkiye'nin dört bir yanını limitsiz internetle buluşturmaya hazırlanıyor. Limitsiz internet uygulamasından müşterilerin büyük avantaj sağlayacağını belirten Türk Telekom Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Hakan Dursun, uygulama çerçevesinde hem mevcut hem de yeni müşterilere avantajlı fırsatlar sunacaklarını söyledi. Uygulama sayesinde kullanımı ve internet penetrasyonunu artıracaklarını anlatan Dursun, şöyle devam etti: "1 Ocak'ta uyandığımızda Türk Telekom ile Türkiye'nin dörtbir yanı sınırsız internete geçecek. Yeni müşterilerimize, ayda sadece 59.90 liradan başlayan giriş fiyatlarıyla limitsiz paket seçenekleri sunacağız. Yeni müşterilerimiz farklı hız seçeneklerine sahip limitsiz paketlerimizden dilediklerini seçebilecekler. Mevcut müşterilerimizi de ek hiçbir ücret ödemeden limitsiz paketlere geçirmiş olacağız. Yeni uygulama ile birlikte Türkiye'nin dört bir yanında hizmet verdiğimiz milyonlarca sabit internet abonemizin internet deneyimlerini iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Tüm bu avantajlar sayesinde müşterilerimize daha hızlı ve kapsamlı bir internet erişimi sağlamış olacağız." Dursun, Türk Telekom'la Türkiye'de internet penetrasyonunun yüzde 53'ü aştığını belirtti.
10 YILIN EN YÜKSEĞİ
Faaliyetleri hakkında da bilgi veren Hakan Dursun, Türk Telekom'un 178 yıldır Türkiye'nin hizmetinde olduğunu, 33 binden fazla çalışanıyla entegre bir operatör olarak toplam 44.7 milyon müşteriye sahip büyük bir aile olduğunu belirtti. Türk Telekom'un yılın ilk 9 ayında 15 milyar liranın üzerinde gelir sağlayarak son 10 yılın en yüksek gelir artış oranını elde ettiğini kaydeden Hakan Dursun, 2005'ten bu yana ülke hazinesine sağladığı 85.8 milyar lira katkı ile Türkiye için çok önemli bir değer olduğunu ifade etti.
33.2 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTI
İNTERNETIN yaygınlaşmasının en büyük önceliklerinden olduğunu, bu amaçla 2005'teki özelleştirmeden bu yana 33.2 milyar lira yatırım yaptıklarını kaydeden Hakan Dursun, teknoloji ve altyapı yatırımlarına son hız devam ettiklerini söyledi. Dursun, akıllı şehirlerin oluşmasına büyük katkı verdiklerini belirtti.
Türk Telekom, 1 Ocak'tan itibaren Türkiye'nin dört bir yanını limitsiz internetle buluşturmaya hazırlanıyor. Limitsiz internet uygulamasından müşterilerin büyük avantaj sağlayacağını belirten Türk Telekom Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Hakan Dursun, uygulama çerçevesinde hem mevcut hem de yeni müşterilere avantajlı fırsatlar sunacaklarını söyledi. Uygulama sayesinde kullanımı ve internet penetrasyonunu artıracaklarını anlatan Dursun, şöyle devam etti: "1 Ocak'ta uyandığımızda Türk Telekom ile Türkiye'nin dörtbir yanı sınırsız internete geçecek. Yeni müşterilerimize, ayda sadece 59.90 liradan başlayan giriş fiyatlarıyla limitsiz paket seçenekleri sunacağız. Yeni müşterilerimiz farklı hız seçeneklerine sahip limitsiz paketlerimizden dilediklerini seçebilecekler. Mevcut müşterilerimizi de ek hiçbir ücret ödemeden limitsiz paketlere geçirmiş olacağız. Yeni uygulama ile birlikte Türkiye'nin dört bir yanında hizmet verdiğimiz milyonlarca sabit internet abonemizin internet deneyimlerini iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Tüm bu avantajlar sayesinde müşterilerimize daha hızlı ve kapsamlı bir internet erişimi sağlamış olacağız." Dursun, Türk Telekom'la Türkiye'de internet penetrasyonunun yüzde 53'ü aştığını belirtti.
10 YILIN EN YÜKSEĞİ
Faaliyetleri hakkında da bilgi veren Hakan Dursun, Türk Telekom'un 178 yıldır Türkiye'nin hizmetinde olduğunu, 33 binden fazla çalışanıyla entegre bir operatör olarak toplam 44.7 milyon müşteriye sahip büyük bir aile olduğunu belirtti. Türk Telekom'un yılın ilk 9 ayında 15 milyar liranın üzerinde gelir sağlayarak son 10 yılın en yüksek gelir artış oranını elde ettiğini kaydeden Hakan Dursun, 2005'ten bu yana ülke hazinesine sağladığı 85.8 milyar lira katkı ile Türkiye için çok önemli bir değer olduğunu ifade etti.
33.2 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTI
İNTERNETIN yaygınlaşmasının en büyük önceliklerinden olduğunu, bu amaçla 2005'teki özelleştirmeden bu yana 33.2 milyar lira yatırım yaptıklarını kaydeden Hakan Dursun, teknoloji ve altyapı yatırımlarına son hız devam ettiklerini söyledi. Dursun, akıllı şehirlerin oluşmasına büyük katkı verdiklerini belirtti.
Tebligatta elektronik dönem
Tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin aralarında kamu kurumlarının, noterlerin, avukatların, bilirkişilerin de bulunduğu gerçek ve tüzel kişilere tebligatları elektronik ortamda göndermesi zorunlu hale gelecek
Aralarında mahkemelerin de bulunduğu tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin, tebligatları belirlenen gerçek ve tüzel kişilere elektronik ortamda göndermeleri zorunlu olacak.
"Elektronik Tebligat Yönetmeliği" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Yönetmelik, Tebligat Kanunu uyarınca aralarında mahkemelerin de bulunduğu tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler tarafından PTT vasıtasıyla yapılacak elektronik tebligata ilişkin hususları içeriyor.
Yönetmeliğe göre, tebligatlar aralarında bakanlıkların, mahalli idarelerin de bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmelerine, sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklara elektronik yola yapılacak.
Tebligatların, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarına, Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine, noterlere, baro levhasına yazılı avukatlara, sicile kayıtlı arabuluculara, bilirkişilere, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları, adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birimlere de elektronik ortamda yapılması zorunlu olacak.
Bunların dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri halinde elektronik tebligat adresi verilecek. Elektronik tebligat adresi almak için başvurular PTT'ye yapılacak.
Elektronik tebligat adresleri oluşturulacak
PTT, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturacak ve Ulusal Elektronik Tebligat Sistemine (UETS) kaydedecek.
Oluşturulan elektronik tebligat adresi, adres sahibine teslim edilmek üzere ilgili kurum, kuruluş veya birliğe PTT tarafından gönderilecek. Teslim işleminin gerçekleştiği bilgisinin iletilmesinden sonra bu adres, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına sunulacak.
Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS'ye teslim edecek. UETS, elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştıracak.
Gizliliğin sağlanması amacıyla tebliğ edilecek içerik ve ekli dokümanlar, UETS tarafından şifrelenecek ve bunlar muhatap tarafından görülecek.
Gerek UETS içi ve gerekse sistemler arası entegrasyon yoluyla yapılan tebligata ait delil kayıtları, elektronik tebligat mesajının tamamının ulaştığı anda üretilecek.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen 5. günün sonunda yapılmış sayılacak.
Mesaj veya elektronik postayla bilgilendirme
Elektronik tebligat adresine elektronik tebligat mesajı ulaştığı konusunda bilgilendirilmek isteyen muhatap, elektronik posta adresini veya kısa mesaj alma özelliği olan bir telefon numarasını PTT’ye bildirecek Elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı anda PTT tarafından muhataba bilgilendirme mesajı iletilecek. Bu mesaj kısa mesaj alma özelliği olan telefona ücreti mukabilinde, elektronik posta adresine ise ücretsiz olarak gönderilecek.
PTT, elektronik tebligat adreslerine ilişkin bilgileri içerir güncel bir adres rehberi oluşturacak ve bu rehberi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına sunacak.
Yönetmelik, 1 Ocak 2019'dan itibaren yürürlüğe girecek.
Aralarında mahkemelerin de bulunduğu tebligat çıkarmaya yetkili mercilerin, tebligatları belirlenen gerçek ve tüzel kişilere elektronik ortamda göndermeleri zorunlu olacak.
"Elektronik Tebligat Yönetmeliği" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Yönetmelik, Tebligat Kanunu uyarınca aralarında mahkemelerin de bulunduğu tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merciler tarafından PTT vasıtasıyla yapılacak elektronik tebligata ilişkin hususları içeriyor.
Yönetmeliğe göre, tebligatlar aralarında bakanlıkların, mahalli idarelerin de bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmelerine, sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklara elektronik yola yapılacak.
Tebligatların, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarına, Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine, noterlere, baro levhasına yazılı avukatlara, sicile kayıtlı arabuluculara, bilirkişilere, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları, adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birimlere de elektronik ortamda yapılması zorunlu olacak.
Bunların dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri halinde elektronik tebligat adresi verilecek. Elektronik tebligat adresi almak için başvurular PTT'ye yapılacak.
Elektronik tebligat adresleri oluşturulacak
PTT, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturacak ve Ulusal Elektronik Tebligat Sistemine (UETS) kaydedecek.
Oluşturulan elektronik tebligat adresi, adres sahibine teslim edilmek üzere ilgili kurum, kuruluş veya birliğe PTT tarafından gönderilecek. Teslim işleminin gerçekleştiği bilgisinin iletilmesinden sonra bu adres, tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına sunulacak.
Tebligat çıkarmaya yetkili makam ve merci, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS'ye teslim edecek. UETS, elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştıracak.
Gizliliğin sağlanması amacıyla tebliğ edilecek içerik ve ekli dokümanlar, UETS tarafından şifrelenecek ve bunlar muhatap tarafından görülecek.
Gerek UETS içi ve gerekse sistemler arası entegrasyon yoluyla yapılan tebligata ait delil kayıtları, elektronik tebligat mesajının tamamının ulaştığı anda üretilecek.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen 5. günün sonunda yapılmış sayılacak.
Mesaj veya elektronik postayla bilgilendirme
Elektronik tebligat adresine elektronik tebligat mesajı ulaştığı konusunda bilgilendirilmek isteyen muhatap, elektronik posta adresini veya kısa mesaj alma özelliği olan bir telefon numarasını PTT’ye bildirecek Elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı anda PTT tarafından muhataba bilgilendirme mesajı iletilecek. Bu mesaj kısa mesaj alma özelliği olan telefona ücreti mukabilinde, elektronik posta adresine ise ücretsiz olarak gönderilecek.
PTT, elektronik tebligat adreslerine ilişkin bilgileri içerir güncel bir adres rehberi oluşturacak ve bu rehberi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına sunacak.
Yönetmelik, 1 Ocak 2019'dan itibaren yürürlüğe girecek.
İHA'lar için pilot alınacak
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, sosyal medyadan "BAYRAKTAR TB2 & AKINCI takımı seni bekliyor!" başlığıyla yeni personel alımı yapacaklarını duyurdu
Bayraktar, başta İHA pilotu olmak üzere bir çok alanda personel alımı yapacaklarını duyurdu. İHA pilotu olmak isteyenlerin taşıması gereken şartları şu şekilde sıraladı:
Üniversitelerin/Yüksek Okulların Pilot Eğitimi, Elektronik, Elektrik, Makine, Uçak vb. bölümlerinden mezun veya ilgili alanda görev yapmış tecrübeye sahip,
Tercihen PPL lisansına sahip,
Temel havacılık bilgisine sahip olan,
Temel seviyede elektronik ve mekanik bilgisine sahip,
Tercihen İHA operatörü veya İHA operatörlük kariyeri düşünen,
İleri seviyede İngilizce bilen,
Uzun süreli yurt içi/yurt dışı çalışma engeli olmayan,
İstanbul dışında eğitim, test, kurulum veya uçuş vb. çalışmalarda bulunabilecek,
Yoğun çalışma temposuna uyum sağlayabilecek,
Askerlik hizmetini tamamlamış veya askerlik mükellefiyeti olmayan,
Tercihen benzer görevlerde deneyim sahibi takım arkadaşları aranmaktadır.
Öte yandan Bayraktar açık pozisyonları şu şekilde sıraladı:
Akıllı Sistemler-Gelişmiş Otonomi
Ana Veri Uzmanı
Analiz ve Test Mühendisi
Üretim Planlama Mühendisi
Üretim Planlama Sorumlu Mühendisi
Üst Düzey Yönetici Asistanı
Bilgi Teknolojileri Geliştirme Uzmanı
Bilgi Teknolojileri Teknik Destek Sorumlusu
CAM Mühendisi
Elektro Optik Bakım Mühendisi
Elektro Optik Bakım Teknisyeni
Elektro Optik Sistemler Kalite Sorumlusu
Elektronik Donanım Tasarım Mühendisi
Endüstri Mühendisi
Gömülü Yazılım Mühendisi
Grafiker
Kablaj Mühendisi
Kablaj Teknisyeni
Kalite Mühendisi
Karar Destek Sistemleri/Operasyon Teknolojileri Uzmanı
Kompozit Parça İmalat Teknisyeni
Kompozit İmalat Mühendisi
Kontrol Mühendisi
PCB Tasarım Teknikeri
Saha Personeli (Teknisyen)
Satınalma / Tedarikçi Yönetimi Uzmanı
Tasarım Mühendisi
Teknik Dokümantasyon Uzmanı
Teknik Ressam
Vision Engineer
Yapay Zeka Yazılım Uzmanı
Yazılım Kalite Uzmanı
Yazılım Mühendisi (Nesne Tabanlı)
İha Pilotu
İnsan Kaynakları Yöneticisi
İtki ve Akışkan Sistemler Tasarım Mühendisi
Bayraktar, başta İHA pilotu olmak üzere bir çok alanda personel alımı yapacaklarını duyurdu. İHA pilotu olmak isteyenlerin taşıması gereken şartları şu şekilde sıraladı:
Üniversitelerin/Yüksek Okulların Pilot Eğitimi, Elektronik, Elektrik, Makine, Uçak vb. bölümlerinden mezun veya ilgili alanda görev yapmış tecrübeye sahip,
Tercihen PPL lisansına sahip,
Temel havacılık bilgisine sahip olan,
Temel seviyede elektronik ve mekanik bilgisine sahip,
Tercihen İHA operatörü veya İHA operatörlük kariyeri düşünen,
İleri seviyede İngilizce bilen,
Uzun süreli yurt içi/yurt dışı çalışma engeli olmayan,
İstanbul dışında eğitim, test, kurulum veya uçuş vb. çalışmalarda bulunabilecek,
Yoğun çalışma temposuna uyum sağlayabilecek,
Askerlik hizmetini tamamlamış veya askerlik mükellefiyeti olmayan,
Tercihen benzer görevlerde deneyim sahibi takım arkadaşları aranmaktadır.
Öte yandan Bayraktar açık pozisyonları şu şekilde sıraladı:
Akıllı Sistemler-Gelişmiş Otonomi
Ana Veri Uzmanı
Analiz ve Test Mühendisi
Üretim Planlama Mühendisi
Üretim Planlama Sorumlu Mühendisi
Üst Düzey Yönetici Asistanı
Bilgi Teknolojileri Geliştirme Uzmanı
Bilgi Teknolojileri Teknik Destek Sorumlusu
CAM Mühendisi
Elektro Optik Bakım Mühendisi
Elektro Optik Bakım Teknisyeni
Elektro Optik Sistemler Kalite Sorumlusu
Elektronik Donanım Tasarım Mühendisi
Endüstri Mühendisi
Gömülü Yazılım Mühendisi
Grafiker
Kablaj Mühendisi
Kablaj Teknisyeni
Kalite Mühendisi
Karar Destek Sistemleri/Operasyon Teknolojileri Uzmanı
Kompozit Parça İmalat Teknisyeni
Kompozit İmalat Mühendisi
Kontrol Mühendisi
PCB Tasarım Teknikeri
Saha Personeli (Teknisyen)
Satınalma / Tedarikçi Yönetimi Uzmanı
Tasarım Mühendisi
Teknik Dokümantasyon Uzmanı
Teknik Ressam
Vision Engineer
Yapay Zeka Yazılım Uzmanı
Yazılım Kalite Uzmanı
Yazılım Mühendisi (Nesne Tabanlı)
İha Pilotu
İnsan Kaynakları Yöneticisi
İtki ve Akışkan Sistemler Tasarım Mühendisi
Çinli teknoloji devi Huawei neden hedefte
Huawei teknoloji firmasının ABD'nin hedefi olmasının nedeni Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nun 2012'de hazırladığı rapor
Merkezi Çin’de bulunan Huawei teknoloji firmasının Mali İşler Müdürü Ming Vanzhou, şirketin İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle Amerika’nın talebi üzerine Kanada’da gözaltına alındı. Peki Çinli firma neden ABD’nin hedefinde?
2012 yılında ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’nun raporu Huawei’i ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelemişti. Kongre üyeleri buna gerekçe olarak şirketin teknolojisinin Çin hükümeti tarafından casusluk amacıyla kullanılabileceğini gösterdi.
Amerikalı Senatör Ben Sasse bu görüşü dile getirenlerden biri. Sasse, Huawei’in yöneticisinin Kanada’da gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada, Çin’in Amerika’nın ulusal güvenlik çıkarlarının altını oymak amacıyla faaliyette bulunduğunu ve bunu yaparken çoğu zaman özel sektör unsurlarını kullandığını söyledi.
Bazı batılı ülkeler de Pekin’in beşinci nesil (5G) mobil teknolojiye erişim sağlayarak casusuluk kapasitesini arttırması endişesini taşıyor. Bugüne kadar İngiltere, Yeni Zelanda ve Avustralya’da telekomünikasyon şirketleri 5G altyapılarında Huawei ekipmanlarının kullanımını ulusal güvenlik gerekçesiyle yasakladı.
Geçtiğimiz Ekim ayında Silikon Vadisi’nde yeni kurulan Microsoft ve Dell’in de desteklediği CNEX Labs adlı şirket, Huawei’i kendi teknolojisini çalmakla suçladı.
Huawei ne kadar büyük bir şirket?
Huawei dünya çapında telekomünikasyon ekipmanı üreten en büyük firma. Cihazları birbirine bağlayan baz istasyonları üretiyor. Samsung’dan sonra dünyadaki en büyük ikinci cep telefonu üreticisi. ABD’de neredeyse hiç satış yapmamasına ragmen 2018’de Apple’ın önüne geçti. Huawei, Fortune Global listesinde 500 şirket arasında 72. sırada.
Çin ordusundan emekli olan mühendis Ren Zhengfei tarafından 1987’de kurulan Huawei, Çin’in en önemli başarı hikayesi olarak görülüyor. Şirketin Kanada’da gözaltına alınan Mali İşler Müdürü Meng Wanzhou da onun kızı.
Şirketin 180 bin çalışanı var. Huawei'in geçtiğimiz yıl yıllık geliri 92.5 milyar dolardı. Bu rakam Çin’in e-ticaret devi Alibaba’nın yıllık gelirinin 3 katından fazlası. Şirket, bütçesinin üçte birini ARGE çalışmalarına ayırıyor.
ABD, Huawei’in 5G teknolojisi geliştirmeye yönelik çabalarının Amerikan firmalarını gelecekte Huawei’den ekipman satın almak zorunda bırakacağı konusunda endişeli. Huawei’in telekomünikasyon ekipmanı üretiminde rakipleri İsveç menşeli Ericsson ve Finlandiya’nın Nokia şirketi. Telekomünikasyon ekipmanı üretiminde bu şirketlere rakip olabilecek bir Amerikan firması yok.
Huawei ne diyor?
Huawei ise faaliyet gösterdiği her ülkede yasalara ve kurallara uyduğunu, buna BM, ABD ve AB’nin yaptırım yasaları ve kurallarının dahil olduğunu savundu.
Huawei, kendi üzerinde Çin devletinin bir denetimi olmadığını, ortak tedarik zincirine bağlı oldukları için de ürettiği ekipmanın diğerleri kadar güvenli olduğunu ileri sürdü.
Şirketin Mali İşler Müdürü'nün Amerika'nın talebi üzerine Kanada’da gözaltına alınmasının ardından Çin’in de Amerikalı bazı şirket yöneticilerini hedef alabileceği endişesi dile getiriliyor. (Amerika'nın Sesi)
Merkezi Çin’de bulunan Huawei teknoloji firmasının Mali İşler Müdürü Ming Vanzhou, şirketin İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle Amerika’nın talebi üzerine Kanada’da gözaltına alındı. Peki Çinli firma neden ABD’nin hedefinde?
2012 yılında ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu’nun raporu Huawei’i ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelemişti. Kongre üyeleri buna gerekçe olarak şirketin teknolojisinin Çin hükümeti tarafından casusluk amacıyla kullanılabileceğini gösterdi.
Amerikalı Senatör Ben Sasse bu görüşü dile getirenlerden biri. Sasse, Huawei’in yöneticisinin Kanada’da gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada, Çin’in Amerika’nın ulusal güvenlik çıkarlarının altını oymak amacıyla faaliyette bulunduğunu ve bunu yaparken çoğu zaman özel sektör unsurlarını kullandığını söyledi.
Bazı batılı ülkeler de Pekin’in beşinci nesil (5G) mobil teknolojiye erişim sağlayarak casusuluk kapasitesini arttırması endişesini taşıyor. Bugüne kadar İngiltere, Yeni Zelanda ve Avustralya’da telekomünikasyon şirketleri 5G altyapılarında Huawei ekipmanlarının kullanımını ulusal güvenlik gerekçesiyle yasakladı.
Geçtiğimiz Ekim ayında Silikon Vadisi’nde yeni kurulan Microsoft ve Dell’in de desteklediği CNEX Labs adlı şirket, Huawei’i kendi teknolojisini çalmakla suçladı.
Huawei ne kadar büyük bir şirket?
Huawei dünya çapında telekomünikasyon ekipmanı üreten en büyük firma. Cihazları birbirine bağlayan baz istasyonları üretiyor. Samsung’dan sonra dünyadaki en büyük ikinci cep telefonu üreticisi. ABD’de neredeyse hiç satış yapmamasına ragmen 2018’de Apple’ın önüne geçti. Huawei, Fortune Global listesinde 500 şirket arasında 72. sırada.
Çin ordusundan emekli olan mühendis Ren Zhengfei tarafından 1987’de kurulan Huawei, Çin’in en önemli başarı hikayesi olarak görülüyor. Şirketin Kanada’da gözaltına alınan Mali İşler Müdürü Meng Wanzhou da onun kızı.
Şirketin 180 bin çalışanı var. Huawei'in geçtiğimiz yıl yıllık geliri 92.5 milyar dolardı. Bu rakam Çin’in e-ticaret devi Alibaba’nın yıllık gelirinin 3 katından fazlası. Şirket, bütçesinin üçte birini ARGE çalışmalarına ayırıyor.
ABD, Huawei’in 5G teknolojisi geliştirmeye yönelik çabalarının Amerikan firmalarını gelecekte Huawei’den ekipman satın almak zorunda bırakacağı konusunda endişeli. Huawei’in telekomünikasyon ekipmanı üretiminde rakipleri İsveç menşeli Ericsson ve Finlandiya’nın Nokia şirketi. Telekomünikasyon ekipmanı üretiminde bu şirketlere rakip olabilecek bir Amerikan firması yok.
Huawei ne diyor?
Huawei ise faaliyet gösterdiği her ülkede yasalara ve kurallara uyduğunu, buna BM, ABD ve AB’nin yaptırım yasaları ve kurallarının dahil olduğunu savundu.
Huawei, kendi üzerinde Çin devletinin bir denetimi olmadığını, ortak tedarik zincirine bağlı oldukları için de ürettiği ekipmanın diğerleri kadar güvenli olduğunu ileri sürdü.
Şirketin Mali İşler Müdürü'nün Amerika'nın talebi üzerine Kanada’da gözaltına alınmasının ardından Çin’in de Amerikalı bazı şirket yöneticilerini hedef alabileceği endişesi dile getiriliyor. (Amerika'nın Sesi)
Liseli Türk Apple'ın bir açığını daha yakaladı
Kahramanmaraş'ta, Apple'ın bazı uygulamalarındaki güvenlik açığını tespit ederek firmanın 'onur, teşekkür ve kredilendirme' listelerine giren lise öğrencisi Yiğit Can Yılmaz, 'Safari View Controller' uygulamasında da güvenlik açığı saptadı
Kahramanmaraş'ta, 17 yaşındaki lise öğrencisi Yiğit Can Yılmaz bir kez daha Apple yöneticilerinin gündemine girmeye başardı.
Apple'ın sesli asistanı 'Siri' ve web tarayıcısı 'Safari' ile müzik ve film oynatıcısı 'iTunes'daki güvenlik açıklarını tespit ederek düzeltilmesini sağladığı için firmanın 'onur, teşekkür ve kredilendirme' listelerine alınan liseli Yılmaz, 'Safari View Controller' uygulamasındaki güvenlik açığını da tespit ederek firma yetkililerine bildirdi.
APPLE'IN TEŞEKKÜR LİSTESİNE ALINDI
Yılmaz'a "konuyla ilgili araştırma yapacaklarını" ileten firma yetkilileri, ardından sorunun "iOS 12.1.1" güncellemesiyle çözüldüğünü ve kendisini tekrar "teşekkür" listesine aldıklarını söyledi.
YILMAZ'IN İKİNCİ ÖNEMLİ TESPİTİ
Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, ikinci kez Safari uygulamasıyla ilgili sorun tespit ettiğini dile getirdi.
Twitter ve benzeri programlardaki linkler tıklandığında, Safari üzerinden açılan web sayfasının güvenlik denetiminde açıklar olduğunu belirlediğini ifade eden Yılmaz, "Ben bu sorunu Apple'ın genel merkezine e-mail yoluyla ilettim. Apple'ın güvenlik takımı, yaptığı araştırmanın ardından sorunun düzeltilmesi için çalışmalara başladı ve dün gece bu açığı iOS 12.1.1 güncellemesiyle düzeltti. Bununla ilgili olarak Apple firmasının teşekkür listesine alındım" şeklinde konuştu.
Kahramanmaraş'ta, 17 yaşındaki lise öğrencisi Yiğit Can Yılmaz bir kez daha Apple yöneticilerinin gündemine girmeye başardı.
Apple'ın sesli asistanı 'Siri' ve web tarayıcısı 'Safari' ile müzik ve film oynatıcısı 'iTunes'daki güvenlik açıklarını tespit ederek düzeltilmesini sağladığı için firmanın 'onur, teşekkür ve kredilendirme' listelerine alınan liseli Yılmaz, 'Safari View Controller' uygulamasındaki güvenlik açığını da tespit ederek firma yetkililerine bildirdi.
APPLE'IN TEŞEKKÜR LİSTESİNE ALINDI
Yılmaz'a "konuyla ilgili araştırma yapacaklarını" ileten firma yetkilileri, ardından sorunun "iOS 12.1.1" güncellemesiyle çözüldüğünü ve kendisini tekrar "teşekkür" listesine aldıklarını söyledi.
YILMAZ'IN İKİNCİ ÖNEMLİ TESPİTİ
Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, ikinci kez Safari uygulamasıyla ilgili sorun tespit ettiğini dile getirdi.
Twitter ve benzeri programlardaki linkler tıklandığında, Safari üzerinden açılan web sayfasının güvenlik denetiminde açıklar olduğunu belirlediğini ifade eden Yılmaz, "Ben bu sorunu Apple'ın genel merkezine e-mail yoluyla ilettim. Apple'ın güvenlik takımı, yaptığı araştırmanın ardından sorunun düzeltilmesi için çalışmalara başladı ve dün gece bu açığı iOS 12.1.1 güncellemesiyle düzeltti. Bununla ilgili olarak Apple firmasının teşekkür listesine alındım" şeklinde konuştu.
Küçücük işlemciden trilyon dolarlık ekonomi
5G uyumlu telefonların 2019 yol haritası Qualcomm Snapdragon etkinliğinde açıklandı. Yeni Snapdragon 855 platformu fotoğrafçılıktan güvenliğe, sağlıktan eğlenceye trilyon dolarlık ekosistem yaratıyor
Bir cent'ten bile küçük boyutlarta piyasaya çıkacak olan 5G uyumlu Snapdragon 855 işlemcisi yeni girişimlerin doğması ve yaşaması için trilyon dolarlık eşsiz bir ekosistem oluşturuyor.
Sabah Gazetesi'nden Timur Sırt'ın haberine göre; Yapay zekânın daha etkin olarak kullanıldığı yeni işlemci platformunun, mobil cihaz ve operatörlerdeki kullanımı için yol haritası Qualcomm Snapdragon etkinliğinde açıklandı. Buna göre şirket 2019'un ilk yarısında ABD, Çin, Avrupa, Japonya, Güney Kore ve Avustralya'da 20'nin üstünde operatörde 5G şebekesini ticari olarak kullanıma sunulacak. Yine yılın ilk yarısında 5G uyumlu ve daha çok yapay zekâ teknolojisi kullanan akıllı telefonlar piyasaya sunulacak. 5G şebekesi ve yapay zekâ teknolojisi kullanan girişimler, Snapdragon 855 platformuna büyük bir ekonomi yaratacak çözümler geliştiriyor. Yeni işlemciler 5G'yi girişim ekosistemiyle birlikte kurumsal ve bireysel kullanıcılara ulaştıracak.
TÜRKİYE TEST AŞAMASINDA
Türkiye'yi 5G alanında dönüştürecek yol haritası, geleceğin girişimlerinin atacağı yeni adımlar sayesinde gerçekleşeceği düşünülüyor. Yapay zekâ, bulut teknolojisi ve endüstri 4.0 konusunda küresel yetenekleri yurtdışına kaptırmadan kaynak yaratacak bu adımlar, 5G şebekesi ve regülasyon kararlarını da bekliyor. Operatörler uzun süredir bu alanda farklı testler yapıyor. Türk Telekom iştiraklerinden Argela'nın da içinde yer aldığı ve liderliğini Aselsan'ın yaptığı yerli baz istasyonu canlı şebekede kullanılıyor. Argela uluslararası pek çok dev şirketle 5G'nin altyapısı konusunda çalışmalar yürütüyor. Yine diğer operatörler de 5G testlerini uzun süredir yürütüyor ve canlı saha test çalışmalarını yapıyor. 5G konusunda yerli teknolojilerin kullanımı ise yerli girişimlerin sayısıyla doğru orantılı olarak değişiyor.
GÜÇLÜ VE GÜVENLİ 5G HIZI
Snapdragon Teknoloji Zirvesi'nde açıklanan Qualcomm Snapdragon 855 Mobil Platformu, multi-gigabit 5G uyumlu, yapay zekâ ve artırılmış sanal gerçekliği destekleyen dünyanın ilk ticari mobil platformu oldu. 7 nanometre işlemci teknolojisine dayanan ve yeni çip mimarilerini kullanan Snapdragon 855, kullanıcılara uzun süreli pil ömrü ve görüntüleme, ses, oyun oynama ve XR gibi alanlarda üstün deneyimler sunuyor. 5G şebekesiyle birlikte düşük gecikme hızı pek çok uygulama kullanılabilir hale gelecek. Bulut üzerinden yüksek grafik güç gerektiren oyunlar oynanabilecek. Yine video ve fotoğraflarda yapay zekâ teknolojisi kullanılan uygulamalarla daha hızlı değişiklikler yapılabilecek. Güvenliğin de daha önemli hale geleceği yeni platformda mobil ticarette büyük degişmeler gerçekleşecek.
İSTENILEN NOKTAYA PROFESYONEL ODAK
Akıllı telefonlarda çoklu kamera kullanımı her geçen gün artıyor. Etkinlikte sergilenen ürünlerden biri, fotoğraf çekerken profesyonel efekt kullanmanızı sağlıyor. Yani önde ya da arkada herhangi bir objeyi rahatlıkla flu hale getirip kullanabiliyorsunuz. Alan derinliği kullanımı sayesinde profesyonel fotoğrafçı efekti veriliyor.
GECE KAMERANIN GÖZLERINI AÇACAK
Özellikle gece fotoğraf çekerken Arcsoft tarafından geliştirilen Super Night uygulaması fotoğrafın düzeltilmesini sağlarken, daha güçlü kontras oluşturarak hatayı ortadan kaldırıyor. Gece fotoğraflarındaki değişim insanlarda heyecan yaratırken, iki ayrı fotoğraf yüzeyinde değişim ise dikkat çekiyor.
TARAYICI UYGULAMASINA GEREK KALMAYACAK
Herhangi kitapta okuduğunuz bir detayı sunumda kullanabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken kamerayı açıp çekime başlamak olacak. Gördüğünüz yazıları sanki tarayıcıyla okunmuş gibi telefona yükleyebilirsiniz. Yüklenen yazıları istediğiniz yere yapıştırmanız ise mümkün olabiliyor. Yani ekstra uygulamalara gerek kalmadan istediğiniz yerde kullanabiliyorsunuz.
EVDE GÖR INTERNETTEN AL
5G uyumlu telefonların sayısı arttıkça artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamaları daha rahat kullanılıyor. Snapdragon 855 platfomunun kullanılmasıyla artırılmış gerçeklik desteği olan e-ticaret sitelerinin sayısı artacak. Snapdragon 855 platformu üzerinden beğendiğiniz bir koltuğu evde artırılmış gerçeklik uygulaması üzerinde boyut ve renkleriyle deneyip kullanmak mümkün olacak.
Bir cent'ten bile küçük boyutlarta piyasaya çıkacak olan 5G uyumlu Snapdragon 855 işlemcisi yeni girişimlerin doğması ve yaşaması için trilyon dolarlık eşsiz bir ekosistem oluşturuyor.
Sabah Gazetesi'nden Timur Sırt'ın haberine göre; Yapay zekânın daha etkin olarak kullanıldığı yeni işlemci platformunun, mobil cihaz ve operatörlerdeki kullanımı için yol haritası Qualcomm Snapdragon etkinliğinde açıklandı. Buna göre şirket 2019'un ilk yarısında ABD, Çin, Avrupa, Japonya, Güney Kore ve Avustralya'da 20'nin üstünde operatörde 5G şebekesini ticari olarak kullanıma sunulacak. Yine yılın ilk yarısında 5G uyumlu ve daha çok yapay zekâ teknolojisi kullanan akıllı telefonlar piyasaya sunulacak. 5G şebekesi ve yapay zekâ teknolojisi kullanan girişimler, Snapdragon 855 platformuna büyük bir ekonomi yaratacak çözümler geliştiriyor. Yeni işlemciler 5G'yi girişim ekosistemiyle birlikte kurumsal ve bireysel kullanıcılara ulaştıracak.
TÜRKİYE TEST AŞAMASINDA
Türkiye'yi 5G alanında dönüştürecek yol haritası, geleceğin girişimlerinin atacağı yeni adımlar sayesinde gerçekleşeceği düşünülüyor. Yapay zekâ, bulut teknolojisi ve endüstri 4.0 konusunda küresel yetenekleri yurtdışına kaptırmadan kaynak yaratacak bu adımlar, 5G şebekesi ve regülasyon kararlarını da bekliyor. Operatörler uzun süredir bu alanda farklı testler yapıyor. Türk Telekom iştiraklerinden Argela'nın da içinde yer aldığı ve liderliğini Aselsan'ın yaptığı yerli baz istasyonu canlı şebekede kullanılıyor. Argela uluslararası pek çok dev şirketle 5G'nin altyapısı konusunda çalışmalar yürütüyor. Yine diğer operatörler de 5G testlerini uzun süredir yürütüyor ve canlı saha test çalışmalarını yapıyor. 5G konusunda yerli teknolojilerin kullanımı ise yerli girişimlerin sayısıyla doğru orantılı olarak değişiyor.
GÜÇLÜ VE GÜVENLİ 5G HIZI
Snapdragon Teknoloji Zirvesi'nde açıklanan Qualcomm Snapdragon 855 Mobil Platformu, multi-gigabit 5G uyumlu, yapay zekâ ve artırılmış sanal gerçekliği destekleyen dünyanın ilk ticari mobil platformu oldu. 7 nanometre işlemci teknolojisine dayanan ve yeni çip mimarilerini kullanan Snapdragon 855, kullanıcılara uzun süreli pil ömrü ve görüntüleme, ses, oyun oynama ve XR gibi alanlarda üstün deneyimler sunuyor. 5G şebekesiyle birlikte düşük gecikme hızı pek çok uygulama kullanılabilir hale gelecek. Bulut üzerinden yüksek grafik güç gerektiren oyunlar oynanabilecek. Yine video ve fotoğraflarda yapay zekâ teknolojisi kullanılan uygulamalarla daha hızlı değişiklikler yapılabilecek. Güvenliğin de daha önemli hale geleceği yeni platformda mobil ticarette büyük degişmeler gerçekleşecek.
İSTENILEN NOKTAYA PROFESYONEL ODAK
Akıllı telefonlarda çoklu kamera kullanımı her geçen gün artıyor. Etkinlikte sergilenen ürünlerden biri, fotoğraf çekerken profesyonel efekt kullanmanızı sağlıyor. Yani önde ya da arkada herhangi bir objeyi rahatlıkla flu hale getirip kullanabiliyorsunuz. Alan derinliği kullanımı sayesinde profesyonel fotoğrafçı efekti veriliyor.
GECE KAMERANIN GÖZLERINI AÇACAK
Özellikle gece fotoğraf çekerken Arcsoft tarafından geliştirilen Super Night uygulaması fotoğrafın düzeltilmesini sağlarken, daha güçlü kontras oluşturarak hatayı ortadan kaldırıyor. Gece fotoğraflarındaki değişim insanlarda heyecan yaratırken, iki ayrı fotoğraf yüzeyinde değişim ise dikkat çekiyor.
TARAYICI UYGULAMASINA GEREK KALMAYACAK
Herhangi kitapta okuduğunuz bir detayı sunumda kullanabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken kamerayı açıp çekime başlamak olacak. Gördüğünüz yazıları sanki tarayıcıyla okunmuş gibi telefona yükleyebilirsiniz. Yüklenen yazıları istediğiniz yere yapıştırmanız ise mümkün olabiliyor. Yani ekstra uygulamalara gerek kalmadan istediğiniz yerde kullanabiliyorsunuz.
EVDE GÖR INTERNETTEN AL
5G uyumlu telefonların sayısı arttıkça artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamaları daha rahat kullanılıyor. Snapdragon 855 platfomunun kullanılmasıyla artırılmış gerçeklik desteği olan e-ticaret sitelerinin sayısı artacak. Snapdragon 855 platformu üzerinden beğendiğiniz bir koltuğu evde artırılmış gerçeklik uygulaması üzerinde boyut ve renkleriyle deneyip kullanmak mümkün olacak.
5 Aralık 2018 Çarşamba
Turkcell CEO’sundan dobra açıklamalar!
Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu bulut mimarisinin en başından; bir tek dünya, bir tek ülke varmış gibi inşa edildiğini söyledi ve ekledi: “Ne yazık ki bu teknoloji, ilk çıkış amacından saptırılarak dünyanın en büyük emperyalist aracı haline getirildi. Dünyada dijital emperyalizm, küresel olarak üretilen tüm veriyi sömüren ve yağmalayan iki-üç tane büyük şirketle sonuçlandı. Şimdi, bunlar yaşanırken ve büyürken keşke sesimi daha çok çıkarsaydım diyorum.”
Küresel veri emperyalizmi ile mücadele ediyoruz!
Telekom operatörleri artık geleneksel gelir modelleri ile ayakta kalmakta zorlanıyor. Takip ettiğimiz tüm etkinliklerde ve konferanslarda, yalnızca ses ve data taşıyan operatörler için yolun sonu geldi gibi görünüyor. Yakında 25. yılını kutlayacak olan Turkcell, çeyrek asırlık deneyiminde muhtemelen en büyük dönüşümlerden birini yaşıyor. Kaan Terzioğlu, yönetime geldiği günden bu yana farklı dijital servislerin hayata geçmesine liderlik etti. Dijital operatör ve 1440 stratejisi ile Turkcell’i farklı bir noktaya taşıyor. Bunları yaparken, Türkiye’de CIO’ların hayatına dokunacak altyapı çalışmalarına da ağırlık veriyor. Kaan Terzioğlu’na 1440 stratejisinin çıkış noktasını ve Turkcell’in bundan sonra nereye gideceğini sorduk. Samimi ve dobra cevaplar aldık…
2017 yılında 1440 stratejisinden bahsetmeye başladınız. Nereden çıktı bu ve aradan geçen 1 yıl içerisinde hedeflerin neresindesiniz?
1440 stratejisinin temelinde aslında telekom sektörünün önemli bir zafiyeti ve pazarı ıskalaması var. Geleneksel telekom şirketinin müşterisi ile olan ilişkisi 17 dakikalık telefon araması ve 15 dakikalık telefona cevap verme süresi ile kısıtlı. Son on yıla baktığımızda dijital ekonomi trilyon dolarlara ulaştığını görüyoruz. Bu trilyon dolarlık dijital şirketlerin de aslında insanların belirli bilgi ve eğlence ihtiyaçlarına cevap vererek bu duruma eriştikleri ortada. Bu yüzden bizim halen veriyi ham bir şekilde taşımaya devam edersek müşterimizin yalnızca 32 dakikasına dokunmaya devam etmiş olacağız. Ancak gerçek ve güçlü ilişkiler ancak insanların gerçek ihtiyaçlarına dokunduğunuzda kurulmuş oluyor. Biz bu aşamadan sonra şunu düşünmeye başladık; nasıl olur da bu ham veriyi dijital servisler ile daha zengin hale getirip müşterilerimizle daha güçlü bir bağ kurabiliriz? 1440 dakika fikri ve stratejisi bu anlayışla çıkmış oldu. Siz de biliyorsunuz, insanlar interneti müzik dinlemek, film izlemek, gazete okumak, fotoğraflarını saklamak, sağlık uygulamalarını kullanmak ya da anlık mesajlaşma yapmak için kullanabiliyorlar. Biz de internet kullanıcılarının alışkanlıkları ve beklentileri konusunda bir dizi araştırma yaptık. Bu araştırmaların sonucunda da 1440 dakikanın tamamına hitap edebilecek ürünler ve servisler oluşturduk. Şimdi diyeceksiniz ki gece uyurken 1440 dakika nasıl geçerli olacak. Uyku, insanların rahat ve güvenli bir şekilde birkaç saat dinlemek istedikleri bir süre. Peki, bu süreyi dijital servisler ile güvenli ve rahat hale getiremez miyiz? Mesela uyku kalitenizi ölçen uygulamalar yapabiliriz. Sizin güvenli ve rahat bir şekilde uyuyabilmeniz için evinizin, iş yerinizin ya da kapıda bulunan otomobilinizin güvenliğini sağlayacak uygulamalar yapabiliriz.
Bu servisleri çıkarırken insanların iş ve özel yaşam önceliklerini nasıl konumluyorsunuz?
Aslında 1440 bir sembol; çünkü günün içerisinde insanlar eş zamanlı olarak birden fazla 1440 dakika yaşıyorlar. Örneğin; işinize ait 1440 dakikanız varken aynı zamanda kişisel yaşamınıza ait bir başka 1440 dakikanız var. Tüm ihtiyaç duyulan 1440 dakikaları sayacak olsak, tüm dünyadaki insanların sayısından daha fazla 1440 dakika çarpanına ihtiyaç duyacağız. O yüzden dijital servisler pazarı asla tükenmeyecek ve her zaman yerine yenisi gelecek. Ancak bir gerçek var ki, zaman oldukça kısıtlı bir kaynak. Aynı dakika içerisinde insanlar ya gazete okuyor ya film izliyor ya da cep telefonundan fotoğrafları ile uğraşıp mesajlarına bakıyor. Bunlardan bazılarını bir arada yapabilmek de mümkün ancak bizler için artık zamanı çok daha iyi kullanmanın önemi artıyor. Bu yüzden biz çıkardığımız servisleri seçerken hem insanların zamanını değerli, kaliteli hale getirecek hem de iletişim ihtiyaçlarını cevap vermek istedik. Bu çerçevede geliştirdiğimiz anlık mesajlaşma uygulamamız BiP şu anda Türkiye’de oldukça iyi bir noktaya geldi. Diğer taraftan müzik dinlemek çok önemli. İnsanlar bir günde ortalama 12 adet şarkı dinliyorlar. Bu da yaklaşık 48 dakikaya tekabül ediyor. Gazete okumak yaklaşık 28 ila 30 dakikaya denk geliyor. Yaklaşık 120 dakika televizyon izliyoruz. Tüm bunları topladığımızda şu anda müşterilerimizin yaklaşık 250 dakikalarına dokunabilir hale geldik. Bunlar elbette sadece ölçebildiğimiz şeyler. Elbette ölçemediğimiz ve yeni gelen şeyler de var. Örneğin; Hadi yarışması günde 3 defa yapılıyor ve bu yarışmaların her birine artık 700 bine yakın kişi katılıyor. Toplamda 1 milyonu geçen bir kitleye Hadi yarışması üzerinden dokunabiliyoruz. Bu kişilerin 1 gün içerisinde 30 dakikasına daha bir iş ortağımızın dijital bir servisi üzerinden dokunmuş oluyoruz.
Bu servislerin başarısını nasıl ölçümlüyorsunuz?
Biz adım adım Türkiye’de yeni bir iş modelini ispatlamış olduk. Bu yeni iş modeli bizi dünyada en hızlı büyüyen Telekom operatörü haline getirdi. Son çeyrek rakamlarına göre ciromuz %26 büyüdü. Üstelik 4.5G şebekesini kullanıma sunalı yaklaşık 2,5 yıl oldu. Biz ise son 2 senede neredeyse %59 oranında büyümüş olduk. EBITDA’mız 2 yıllık süreçte %97 büyüdü. Ve bütün bunlar bir taraftan müşterimize olan hizmetlerimizin zenginleşmesi ile derinleşmesi ile gerçekleşmiş oldu. Tüm bunlar klasik Telekom hizmetleri ile gidilebilecek bir mesafe değildir.
1440 stratejisinin sonrasında ne var?
Şu anda stratejimizin ikinci fazına gelmiş durumdayız. Hiçbir Telekom şirketi müşterinin ihtiyacı olan tüm hizmetleri kendisi geliştiremez. Bundan sonra bir kürasyon dönemine gireceğiz. Bu dönemde de bizim sağlayacağımız 3 önemli katma değere odaklanacağız. Bunlar; kimlik yönetimi, mobil ödeme ve veri trafiği oluşturma. Örneğin Hadi yarışması bizim bir iş ortağımızın fikriydi. Biz bu fikri alıp en kısa zamanda endüstriyel bir dijital servis haline getirmek için onlara destek olduk. Hadi yarışmasına katılmak isteyen bir müşteri, Turkcell’in hızlı giriş servisi ile kolayca kayıt oluyor. Ödüller Paycell teknolojimiz ile dağıtılıyor. Tüm Hadi uygulama altyapısı ve yayınlar bizim veri merkezlerimiz üzerinden hizmet alıyor. Ayrıca her türlü siber güvenlik önlemleri Turkcell tarafından sağlanıyor. Yine Yaani gibi uygulamalarımız üzerinden onlara trafik taşıyoruz. Ben bu üç teknolojinin yani kimlik yönetimi, ödeme altyapısı ve trafik yönetiminin, ileride Telekom şirketlerinin en önemli gelir kaynağı olacağına inanıyorum. 1440 stratejimizin ikinci fazında bu yapıya odaklanacağız. Biz istiyoruz ki müşterilerimiz kullandıkları her türlü dijital serviste Turkcell teknolojilerinin güvenini hissetsinler. Bu yalnıza Turkcell servisleri için değil aynı zamanda Turkcell altyapısını ve servislerini kullanan diğer uygulamalar için de geçerli. Müşterilerimiz uygulama içinde Turkcell Hızlı giriş ya da Paycell özelliğini gördüklerini içleri rahat edecektir. Çünkü bir uygulamaya verilerini verirken ya da ödeme yaparken bunu Turkcell üzerinden yapmaları ve aslında bu bilgileri yalnızca Turkcell ile paylaşacak olmaları o servislere olan güveni de artıracaktır. Bu model sonsuza kadar genişleyecek ölçeklenme kabiliyetine sahip.
Bu hizmetlerin sağlıklı işlemesi için ciddi veri merkezi altyapısına ihtiyaç var. Sizin bu konudaki yatırımlarınız ne durumda?
Biz son üç buçuk yıldır bir yandan dijital servisler geliştirirken bir yandan da bu dijital servislerin üzerinde yürütüleceği veri merkezlerini inşa ediyoruz. Bizim tüm Türkiye’de 7 adet veri merkezimiz vardı ancak bunlar dünya standartlarında, Tier 3 seviyelerinde veri merkezleri değildi. Bu yüzden ilk önce Gebze veri merkezimizi inşa ettik. Turkcell Gebze Veri Merkezi gerçekten de teknoloji şaheseri bir ortam oldu. 10 bin metrekarelik veri merkezi yalnızca 17 kişinin bulunduğu bir kontrol odasından yönetilebiliyor. Sonrasında yine dünya standartlarında olan İzmir Veri Merkezi’mizi açtık. Şimdi de Ankara ve Çorlu’da yine dünya standartlarında veri merkezlerimizi tamamlıyoruz. Bu sayede veri merkezlerine yaptığımız toplam yatırım miktarı 2 milyar liranın üzerine çıkacak. Biz bu yatırımları Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutmak ve dijital servislere daha fazla katma değer sağlamak için yapıyoruz. Milli ve yerli teknolojilerin altını ısrarla çizmek istiyorum. Bana göre Türkiye’de istihdam sağlayan, yatırım yapan, Türkiye’de vergi ödeyen, Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutan ve işleyen herkes milli ve yerlidir. Bu kapsam içerisinde de bir çağrıda bulunmak istiyorum, Türkiye’nin verisini Türkiye’den çıkaranlara bir çağrı yapıyorum. Bu veriyi Türkiye’ye getirsinler, Türkiye’de işlesinler, onlara kapılarımız açık. Veri merkezlerimiz dünyanın en iyi teknolojileri ile donatılmıştır ve hiçbir endişe duymalarına gerek yok. Ama Türkiye’den giderlerse ve Türk yasalarına saygısızlık ederlerse bu onların seçimidir.
Peki, Türkiye’nin ne kadar veri merkezine ihtiyacı var?
Şu anda açtığımız veri merkezlerine bölgesel oyuncular gelmeye başladı. Şu anda Gebze ve İzmir veri merkezlerimizde dünyanın büyük teknoloji şirketleri yer alıyor ve bu şirketler yalnızca Türkiye’ye değil aynı zamanda yakın bölgeye de hizmet verecek servisler barındıracak. Elbette daha gideceğimiz çok yol var. Bizim veri merkezlerimizin toplam kapasitesi sayesinde temel ihtiyaçlarımızı giderecek noktaya gelecek. Üç sene öncesinde Türkiye’nin verisinin %96’sı yurtdışında saklanıp işleniyordu. Bu oran yavaş yavaş Türkiye lehine değişiyor. Sadece bizim servislerimizin Türkiye’deki veri tüketim oranı %10’lara geldi. Buralarda hızla %30’lara doğru ilerlememiz lazım. Önümüzdeki 3 sene içerisinde bunun gerçekleşeceğine inanıyorum.
Siz uzun yıllardır teknoloji sektöründesiniz. Siz bu tecrübeleriniz ile geçmişe dönseniz iş yaşantınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Aslında aynı yerde olurdum ve keyif alarak bu noktaya geldiğimi söyleyebilirim. Ancak bir konunun altını çizmekte fayda var. Dünya henüz bulut teknolojilerini yeni konuşmaya başladığında ben Amerikalı bir şirketin bulut stratejilerini tayin ediyordum. O dönemde konunun farkındaydım ve her ülkenin verisinin kendi ülkesinde kalması gerektiğini biliyordum. Ancak ne yazık ki, o zamanlarda bulut mimarisi bir tek dünya, bir tek ülke varmış gibi inşa edildi. Ve ne yazık ki bu teknoloji, ilk çıkış amacından saptırılarak dünyanın en büyük emperyalist aracı haline getirildi. Dünyada dijital emperyalizm, küresel olarak üretilen tüm veriyi sömüren ve yağmalayan iki-üç tane büyük şirketle sonuçlandı. Bunlar yaşanırken ve büyürken keşke sesimi daha çok çıkarsaydım diyorum şimdi.
Peki, bu çerçevede geleceği nasıl görüyorsunuz? Dijital veri emperyalizminin değişimini bekliyor musunuz?
Ben veri egemenliğinin değişeceğine inanıyorum. Bu dijital emperyalizm, net neutrality (ağ tarafsızlığı) denilen ve tamamen hamasi bir politika üzerinden düzenlendi ve uygulandı. Öyle ki bugün dünyanın çok daha öncelikli ve insani sorunları olan “food neutrality”, “health neutrality”, “energy neutrality” gibi kavramlar yokken, yalnızca veriyi daha çok yağmalamak için “net neutrality” üzerinden savaş veriyorlar. Tüm bunların sonucunda dünyadaki birkaç veri emperyalist şirketi tüm veriyi yağmalamalarının önünü açmak istiyor. Geleceğine inanan, ekonomisine önem veren her ülkenin acilen bu konuda bir şeyler yapması gerekiyor. Örneğin Çin, dijital ekonomi içerisinde yer alan trilyon dolarlık şirketler çıkardı. Ancak baktığınızda net neutrality en radikal uygulandığı Hindistan ise yalnızca çağrı merkezleri ve yazılım bakım hizmetleri gerçekleştiriyor. Türkiye’nin acilen bu konuda adım atması gerekiyor. Regülasyonlarımız maalesef halen veri egemenliğini tam olarak ifade etmekten çok uzak ve bu konuda yapacak çok işimiz var.
Türkiye’deki şirketler küreselleşme süreçlerinde biraz yavaş mı kalıyor?
Türkiye çok büyük bir pazar. Türkiye o kadar büyük bir pazar ki zaman zaman bizim şirketlerimizi tembelliğe itiyor. Çocukluktan itibaren biz yetiştirilmemizde üstüne basa basa söylenen bir cümle vardı: “Türkiye kendi kendine yeten 6 ülkeden biridir.” Hâlbuki İsveçli kendi çocuğunu yetiştirirken şöyle diyor; ‘bizim ülkemiz çok küçük, başarı için muhakkak dünyaya açılın’. Biz kendi büyüklüğümüzün kurbanıyız. Eğer kafamızı kaldırıp dışarıya bakacak olursak çok daha büyük bir pazar olduğunu göreceğiz. Kendi kendimize yetsek bile bakmamız lazım. Dünya ile entegre, dünyaya hizmet satan, dijital ihracatı gerçekleştiren bir teknoloji sektörü hayal ediyorum.
http://www.cio.com.tr/roportaj/roportaj-roportaj/turkcell-ceosundan-dobra-aciklamalar/
Küresel veri emperyalizmi ile mücadele ediyoruz!
Telekom operatörleri artık geleneksel gelir modelleri ile ayakta kalmakta zorlanıyor. Takip ettiğimiz tüm etkinliklerde ve konferanslarda, yalnızca ses ve data taşıyan operatörler için yolun sonu geldi gibi görünüyor. Yakında 25. yılını kutlayacak olan Turkcell, çeyrek asırlık deneyiminde muhtemelen en büyük dönüşümlerden birini yaşıyor. Kaan Terzioğlu, yönetime geldiği günden bu yana farklı dijital servislerin hayata geçmesine liderlik etti. Dijital operatör ve 1440 stratejisi ile Turkcell’i farklı bir noktaya taşıyor. Bunları yaparken, Türkiye’de CIO’ların hayatına dokunacak altyapı çalışmalarına da ağırlık veriyor. Kaan Terzioğlu’na 1440 stratejisinin çıkış noktasını ve Turkcell’in bundan sonra nereye gideceğini sorduk. Samimi ve dobra cevaplar aldık…
2017 yılında 1440 stratejisinden bahsetmeye başladınız. Nereden çıktı bu ve aradan geçen 1 yıl içerisinde hedeflerin neresindesiniz?
1440 stratejisinin temelinde aslında telekom sektörünün önemli bir zafiyeti ve pazarı ıskalaması var. Geleneksel telekom şirketinin müşterisi ile olan ilişkisi 17 dakikalık telefon araması ve 15 dakikalık telefona cevap verme süresi ile kısıtlı. Son on yıla baktığımızda dijital ekonomi trilyon dolarlara ulaştığını görüyoruz. Bu trilyon dolarlık dijital şirketlerin de aslında insanların belirli bilgi ve eğlence ihtiyaçlarına cevap vererek bu duruma eriştikleri ortada. Bu yüzden bizim halen veriyi ham bir şekilde taşımaya devam edersek müşterimizin yalnızca 32 dakikasına dokunmaya devam etmiş olacağız. Ancak gerçek ve güçlü ilişkiler ancak insanların gerçek ihtiyaçlarına dokunduğunuzda kurulmuş oluyor. Biz bu aşamadan sonra şunu düşünmeye başladık; nasıl olur da bu ham veriyi dijital servisler ile daha zengin hale getirip müşterilerimizle daha güçlü bir bağ kurabiliriz? 1440 dakika fikri ve stratejisi bu anlayışla çıkmış oldu. Siz de biliyorsunuz, insanlar interneti müzik dinlemek, film izlemek, gazete okumak, fotoğraflarını saklamak, sağlık uygulamalarını kullanmak ya da anlık mesajlaşma yapmak için kullanabiliyorlar. Biz de internet kullanıcılarının alışkanlıkları ve beklentileri konusunda bir dizi araştırma yaptık. Bu araştırmaların sonucunda da 1440 dakikanın tamamına hitap edebilecek ürünler ve servisler oluşturduk. Şimdi diyeceksiniz ki gece uyurken 1440 dakika nasıl geçerli olacak. Uyku, insanların rahat ve güvenli bir şekilde birkaç saat dinlemek istedikleri bir süre. Peki, bu süreyi dijital servisler ile güvenli ve rahat hale getiremez miyiz? Mesela uyku kalitenizi ölçen uygulamalar yapabiliriz. Sizin güvenli ve rahat bir şekilde uyuyabilmeniz için evinizin, iş yerinizin ya da kapıda bulunan otomobilinizin güvenliğini sağlayacak uygulamalar yapabiliriz.
Bu servisleri çıkarırken insanların iş ve özel yaşam önceliklerini nasıl konumluyorsunuz?
Aslında 1440 bir sembol; çünkü günün içerisinde insanlar eş zamanlı olarak birden fazla 1440 dakika yaşıyorlar. Örneğin; işinize ait 1440 dakikanız varken aynı zamanda kişisel yaşamınıza ait bir başka 1440 dakikanız var. Tüm ihtiyaç duyulan 1440 dakikaları sayacak olsak, tüm dünyadaki insanların sayısından daha fazla 1440 dakika çarpanına ihtiyaç duyacağız. O yüzden dijital servisler pazarı asla tükenmeyecek ve her zaman yerine yenisi gelecek. Ancak bir gerçek var ki, zaman oldukça kısıtlı bir kaynak. Aynı dakika içerisinde insanlar ya gazete okuyor ya film izliyor ya da cep telefonundan fotoğrafları ile uğraşıp mesajlarına bakıyor. Bunlardan bazılarını bir arada yapabilmek de mümkün ancak bizler için artık zamanı çok daha iyi kullanmanın önemi artıyor. Bu yüzden biz çıkardığımız servisleri seçerken hem insanların zamanını değerli, kaliteli hale getirecek hem de iletişim ihtiyaçlarını cevap vermek istedik. Bu çerçevede geliştirdiğimiz anlık mesajlaşma uygulamamız BiP şu anda Türkiye’de oldukça iyi bir noktaya geldi. Diğer taraftan müzik dinlemek çok önemli. İnsanlar bir günde ortalama 12 adet şarkı dinliyorlar. Bu da yaklaşık 48 dakikaya tekabül ediyor. Gazete okumak yaklaşık 28 ila 30 dakikaya denk geliyor. Yaklaşık 120 dakika televizyon izliyoruz. Tüm bunları topladığımızda şu anda müşterilerimizin yaklaşık 250 dakikalarına dokunabilir hale geldik. Bunlar elbette sadece ölçebildiğimiz şeyler. Elbette ölçemediğimiz ve yeni gelen şeyler de var. Örneğin; Hadi yarışması günde 3 defa yapılıyor ve bu yarışmaların her birine artık 700 bine yakın kişi katılıyor. Toplamda 1 milyonu geçen bir kitleye Hadi yarışması üzerinden dokunabiliyoruz. Bu kişilerin 1 gün içerisinde 30 dakikasına daha bir iş ortağımızın dijital bir servisi üzerinden dokunmuş oluyoruz.
Bu servislerin başarısını nasıl ölçümlüyorsunuz?
Biz adım adım Türkiye’de yeni bir iş modelini ispatlamış olduk. Bu yeni iş modeli bizi dünyada en hızlı büyüyen Telekom operatörü haline getirdi. Son çeyrek rakamlarına göre ciromuz %26 büyüdü. Üstelik 4.5G şebekesini kullanıma sunalı yaklaşık 2,5 yıl oldu. Biz ise son 2 senede neredeyse %59 oranında büyümüş olduk. EBITDA’mız 2 yıllık süreçte %97 büyüdü. Ve bütün bunlar bir taraftan müşterimize olan hizmetlerimizin zenginleşmesi ile derinleşmesi ile gerçekleşmiş oldu. Tüm bunlar klasik Telekom hizmetleri ile gidilebilecek bir mesafe değildir.
1440 stratejisinin sonrasında ne var?
Şu anda stratejimizin ikinci fazına gelmiş durumdayız. Hiçbir Telekom şirketi müşterinin ihtiyacı olan tüm hizmetleri kendisi geliştiremez. Bundan sonra bir kürasyon dönemine gireceğiz. Bu dönemde de bizim sağlayacağımız 3 önemli katma değere odaklanacağız. Bunlar; kimlik yönetimi, mobil ödeme ve veri trafiği oluşturma. Örneğin Hadi yarışması bizim bir iş ortağımızın fikriydi. Biz bu fikri alıp en kısa zamanda endüstriyel bir dijital servis haline getirmek için onlara destek olduk. Hadi yarışmasına katılmak isteyen bir müşteri, Turkcell’in hızlı giriş servisi ile kolayca kayıt oluyor. Ödüller Paycell teknolojimiz ile dağıtılıyor. Tüm Hadi uygulama altyapısı ve yayınlar bizim veri merkezlerimiz üzerinden hizmet alıyor. Ayrıca her türlü siber güvenlik önlemleri Turkcell tarafından sağlanıyor. Yine Yaani gibi uygulamalarımız üzerinden onlara trafik taşıyoruz. Ben bu üç teknolojinin yani kimlik yönetimi, ödeme altyapısı ve trafik yönetiminin, ileride Telekom şirketlerinin en önemli gelir kaynağı olacağına inanıyorum. 1440 stratejimizin ikinci fazında bu yapıya odaklanacağız. Biz istiyoruz ki müşterilerimiz kullandıkları her türlü dijital serviste Turkcell teknolojilerinin güvenini hissetsinler. Bu yalnıza Turkcell servisleri için değil aynı zamanda Turkcell altyapısını ve servislerini kullanan diğer uygulamalar için de geçerli. Müşterilerimiz uygulama içinde Turkcell Hızlı giriş ya da Paycell özelliğini gördüklerini içleri rahat edecektir. Çünkü bir uygulamaya verilerini verirken ya da ödeme yaparken bunu Turkcell üzerinden yapmaları ve aslında bu bilgileri yalnızca Turkcell ile paylaşacak olmaları o servislere olan güveni de artıracaktır. Bu model sonsuza kadar genişleyecek ölçeklenme kabiliyetine sahip.
Bu hizmetlerin sağlıklı işlemesi için ciddi veri merkezi altyapısına ihtiyaç var. Sizin bu konudaki yatırımlarınız ne durumda?
Biz son üç buçuk yıldır bir yandan dijital servisler geliştirirken bir yandan da bu dijital servislerin üzerinde yürütüleceği veri merkezlerini inşa ediyoruz. Bizim tüm Türkiye’de 7 adet veri merkezimiz vardı ancak bunlar dünya standartlarında, Tier 3 seviyelerinde veri merkezleri değildi. Bu yüzden ilk önce Gebze veri merkezimizi inşa ettik. Turkcell Gebze Veri Merkezi gerçekten de teknoloji şaheseri bir ortam oldu. 10 bin metrekarelik veri merkezi yalnızca 17 kişinin bulunduğu bir kontrol odasından yönetilebiliyor. Sonrasında yine dünya standartlarında olan İzmir Veri Merkezi’mizi açtık. Şimdi de Ankara ve Çorlu’da yine dünya standartlarında veri merkezlerimizi tamamlıyoruz. Bu sayede veri merkezlerine yaptığımız toplam yatırım miktarı 2 milyar liranın üzerine çıkacak. Biz bu yatırımları Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutmak ve dijital servislere daha fazla katma değer sağlamak için yapıyoruz. Milli ve yerli teknolojilerin altını ısrarla çizmek istiyorum. Bana göre Türkiye’de istihdam sağlayan, yatırım yapan, Türkiye’de vergi ödeyen, Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutan ve işleyen herkes milli ve yerlidir. Bu kapsam içerisinde de bir çağrıda bulunmak istiyorum, Türkiye’nin verisini Türkiye’den çıkaranlara bir çağrı yapıyorum. Bu veriyi Türkiye’ye getirsinler, Türkiye’de işlesinler, onlara kapılarımız açık. Veri merkezlerimiz dünyanın en iyi teknolojileri ile donatılmıştır ve hiçbir endişe duymalarına gerek yok. Ama Türkiye’den giderlerse ve Türk yasalarına saygısızlık ederlerse bu onların seçimidir.
Peki, Türkiye’nin ne kadar veri merkezine ihtiyacı var?
Şu anda açtığımız veri merkezlerine bölgesel oyuncular gelmeye başladı. Şu anda Gebze ve İzmir veri merkezlerimizde dünyanın büyük teknoloji şirketleri yer alıyor ve bu şirketler yalnızca Türkiye’ye değil aynı zamanda yakın bölgeye de hizmet verecek servisler barındıracak. Elbette daha gideceğimiz çok yol var. Bizim veri merkezlerimizin toplam kapasitesi sayesinde temel ihtiyaçlarımızı giderecek noktaya gelecek. Üç sene öncesinde Türkiye’nin verisinin %96’sı yurtdışında saklanıp işleniyordu. Bu oran yavaş yavaş Türkiye lehine değişiyor. Sadece bizim servislerimizin Türkiye’deki veri tüketim oranı %10’lara geldi. Buralarda hızla %30’lara doğru ilerlememiz lazım. Önümüzdeki 3 sene içerisinde bunun gerçekleşeceğine inanıyorum.
Siz uzun yıllardır teknoloji sektöründesiniz. Siz bu tecrübeleriniz ile geçmişe dönseniz iş yaşantınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Aslında aynı yerde olurdum ve keyif alarak bu noktaya geldiğimi söyleyebilirim. Ancak bir konunun altını çizmekte fayda var. Dünya henüz bulut teknolojilerini yeni konuşmaya başladığında ben Amerikalı bir şirketin bulut stratejilerini tayin ediyordum. O dönemde konunun farkındaydım ve her ülkenin verisinin kendi ülkesinde kalması gerektiğini biliyordum. Ancak ne yazık ki, o zamanlarda bulut mimarisi bir tek dünya, bir tek ülke varmış gibi inşa edildi. Ve ne yazık ki bu teknoloji, ilk çıkış amacından saptırılarak dünyanın en büyük emperyalist aracı haline getirildi. Dünyada dijital emperyalizm, küresel olarak üretilen tüm veriyi sömüren ve yağmalayan iki-üç tane büyük şirketle sonuçlandı. Bunlar yaşanırken ve büyürken keşke sesimi daha çok çıkarsaydım diyorum şimdi.
Peki, bu çerçevede geleceği nasıl görüyorsunuz? Dijital veri emperyalizminin değişimini bekliyor musunuz?
Ben veri egemenliğinin değişeceğine inanıyorum. Bu dijital emperyalizm, net neutrality (ağ tarafsızlığı) denilen ve tamamen hamasi bir politika üzerinden düzenlendi ve uygulandı. Öyle ki bugün dünyanın çok daha öncelikli ve insani sorunları olan “food neutrality”, “health neutrality”, “energy neutrality” gibi kavramlar yokken, yalnızca veriyi daha çok yağmalamak için “net neutrality” üzerinden savaş veriyorlar. Tüm bunların sonucunda dünyadaki birkaç veri emperyalist şirketi tüm veriyi yağmalamalarının önünü açmak istiyor. Geleceğine inanan, ekonomisine önem veren her ülkenin acilen bu konuda bir şeyler yapması gerekiyor. Örneğin Çin, dijital ekonomi içerisinde yer alan trilyon dolarlık şirketler çıkardı. Ancak baktığınızda net neutrality en radikal uygulandığı Hindistan ise yalnızca çağrı merkezleri ve yazılım bakım hizmetleri gerçekleştiriyor. Türkiye’nin acilen bu konuda adım atması gerekiyor. Regülasyonlarımız maalesef halen veri egemenliğini tam olarak ifade etmekten çok uzak ve bu konuda yapacak çok işimiz var.
Türkiye’deki şirketler küreselleşme süreçlerinde biraz yavaş mı kalıyor?
Türkiye çok büyük bir pazar. Türkiye o kadar büyük bir pazar ki zaman zaman bizim şirketlerimizi tembelliğe itiyor. Çocukluktan itibaren biz yetiştirilmemizde üstüne basa basa söylenen bir cümle vardı: “Türkiye kendi kendine yeten 6 ülkeden biridir.” Hâlbuki İsveçli kendi çocuğunu yetiştirirken şöyle diyor; ‘bizim ülkemiz çok küçük, başarı için muhakkak dünyaya açılın’. Biz kendi büyüklüğümüzün kurbanıyız. Eğer kafamızı kaldırıp dışarıya bakacak olursak çok daha büyük bir pazar olduğunu göreceğiz. Kendi kendimize yetsek bile bakmamız lazım. Dünya ile entegre, dünyaya hizmet satan, dijital ihracatı gerçekleştiren bir teknoloji sektörü hayal ediyorum.
http://www.cio.com.tr/roportaj/roportaj-roportaj/turkcell-ceosundan-dobra-aciklamalar/
Yerli yazılım geliştiren DeFacto’dan Türkiye ekonomisine katkı
DeFacto, bugün kullanmakta olduğu ana yazılımlarını Ar-Ge şirketi olan DeFacto Teknoloji’de geliştiriyor. Omni-channel’ı yaygın olarak uygulayan moda markası olarak dikkat çeken DeFacto’nun CIO’su Cengiz Gürer, “Türkiye’nin uzun süredir devam eden bir cari açık problemi var, bu durum milli ekonomimizi de negatif etkiliyor, bu nedenle DeFacto olarak yabancı yazılımlara harcadığımız kaynakları minimum seviyede tutarak, yerli yazılım geliştirmeye ve milli ekonomimize katkı sağlamaya çalışıyoruz” diyor.
Bir perakende ve tekstil şirketi olarak bakıldığında genç bir şirket olan DeFacto, bundan 15 yıl önce çıktığı yolculuğunda kısa sürede Türkiye’de hazır giyim ve moda sektörünün önemli markaları arasındaki yerini aldı.
Yaratıcı pazarlama stratejisi ve yenilikçi bakış açısı ile Türkiye’deki serüvenini yurt dışına da taşıyan DeFacto, kısa zamanda yurtiçi dâhil toplam 26 ülkede 485 mağazaya ulaşmış durumda. Ülkelere uygun yerel tasarımlarıyla da dikkat çeken ve yurtdışında 150 mağaza sayısına ulaşan şirket, bu rakamı daha da yukarılara çıkarma hedefine emin adımlarla ilerliyor.
Bugün gelinen noktada DeFacto’nun teknolojik altyapısı da yenilikçi ve vizyoner yapısına uygun olarak gelişiyor ve dönüşüyor. DeFacto Teknoloji ile kendi yazılımlarını geliştiren DeFacto, Türkiye’de omni-channel’ı ilk kez en yaygın uygulayan moda markası olarak dikkat çekiyor. DeFacto’nun Dijital Dönüşüm yolculuğunun temelinde de “yerli yazılım” vurgusu yatarken, DeFacto CIO’su Cengiz Gürer, bu güçlü dönüşümü CIO Dergisi okuyucuları için anlatıyor…
“Geliştirdiğimiz yazılımlarla milli ekonomimize pozitif katkı sağlayacağımıza inanıyoruz”
DeFacto’nun kullanmakta olduğu ana yazılımlarını Ar-Ge şirketi Defacto Teknoloji’de geliştirdiklerinin altını çizerek sözlerine başlıyor Cengiz Gürer. Bunlardan en önemlisinin ERP yazılımı olduğunu söyleyen Gürer, “Sektördeki pek çok firma hepimizin bildiği yurtdışı kaynaklı ERP yazılımlarını kullanıyor. Biz hem rekabette esneklik ve hız sağlaması, hem teknoloji alanında Türk mühendislerine istihdam yaratması, hem de toplam sahip olma maliyeti avantajı nedenleri ile ilk olarak ERP uygulaması ile bu dönüşümü başlattık. ERP yazılımımız olan “DFStore” uygulamasını tedarik zinciri, depo yönetimi, mağazacılık, finans, ürün yönetimi, planlama, insan kaynakları gibi şirketimizin ana fonksiyonları kullanıyor. ERP uygulamasına ek olarak, eticaret online satış platformumuzu ve online-offline satış kanallarının tek bir kanal gibi yönetilmesini ve çalışmasını sağlayan çok kanallı perakendecilik uygulamamız olan ROAR’ı da Defacto Teknoloji’de geliştirdik. Proje adını Rapid Omnichannel Agile Retail kelimelerinin baş harflerinden alıyor. Bu yıl Ağustos ayında kullanmakta olduğumuz İngiltere yapımı Çok Kanallı Perakendecilik yazılımını emekliye ayırarak DeFacto Teknoloji’de geliştirdiğimiz ROAR’ı devreye aldık. Bu sayede hem dövizde dalgalanmaların yaşandığı bu dönemde yurtdışına döviz ile ödeme yapmamış olduk, hem de entegrasyonlarımızı 14 kat hızlandırdık” diyor.
“Çok Kanallı Perakendecilik e-ticaret gelirlerini artıracak”
Mağaza, e-ticaret, sanal pazaryerleri, özel alışveriş (private shopping), etkileşimli sesli yanıt sistemi (IVR) ile satış olmak üzere pek çok perakende satış kanalları olduğunu belirten Cengiz Gürer, omni-channel yeteneklerini şu şekilde anlatıyor: “Müşterilerimiz çok kanallı perakendecilik uygulamamız ile diledikleri kanaldan sipariş verebiliyor, diledikleri kanaldan ödeme yapabiliyor ve diledikleri kanaldan ürünlerini teslim alabiliyorlar. Örnek olarak; müşterilerimiz online sitemizden sipariş vererek, ürünlerin adresine gönderilmesini talep edebiliyorlar veya gelip mağazadan alışveriş yaparken istediği ürünün rengini, bedenini, modelini bulamaz ise, gerçek zamanlı olarak depo ve diğer mağaza stokları kontrol ediliyor ve müşterimizin istediği ürün hangi mağazada/depoda var ise, ödemesi alınarak, ürün ilgili depo veya mağazadan direk olarak adresine gönderiliyor. Ya da müşterimiz DeFacto eticaret sitesinden veya mobil uygulamasından almak istediği ürünü seçip, ödemesini yaparak, herhangi bir DeFacto mağazasından ürünlerini kargo ücreti ödemenden teslim alabiliyor. Özetle müşterimiz siparişini dilediği herhangi bir kanaldan verebilir. Ödemesini onlarca ödeme yönetimi arasından dilediği biriyle ister e-ticaret sitemiz üzerinden, ister mağazada isterse de teslimat sırasında öder. ROAR ile müşterilerimizin farklı alışveriş tercihlerine, ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermeye, daha iyi bir müşteri deneyimi sunmaya odaklı çalışıyoruz.”
DeFacto Teknoloji’de geliştirdikleri perakendecilik yazılımlarını ürün haline getirdiklerini söyleyen Gürer, şöyle devam ediyor: Yeni teknolojilerin kullanımı perakende sektöründe her geçen gün daha fazla önem kazanıyor ve teknolojiye yatırım yapan şirketler daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştiriyor. DeFacto Teknoloji olarak, DeFacto’nun 100 ülkede faaliyet gösteren global bir moda markası olma sürecini teknolojiyi kullanarak hızlandırmayı hedefliyoruz.
“Dijital Dönüşüm Projemiz devam ediyor”
Kullandıkları teknolojiler ve iş süreçlerine getirdikleri yenilikçi bakış açısıyla DeFacto’nun ana odaklarından birisi olan “Dijitalleşme” alanında da önemli çalışmalar yaptıklarını anlatan Cengiz Gürer DeFacto’nun “Dijital Dönüşüm Projesini” ise şu sözlerle ifade ediyor: Dijital dönüşümü hem verimlilik hem de hız anlamında hayatımızın bir parçası olarak görüyoruz. 2018 yılı Ekim ayında e-irsaliye sistemine entegre olarak ERP sistemimizdeki tüm irsaliyeleri e-irsaliyeye dönüştüreceğiz, böylelikle hem maliyetlerimizi azaltacak hem de hız kazanacağız.
“CRM, Büyük Veri ve Gelişmiş Analitik uygulamalarımızı 2019 ilk çeyrekte kullanmaya başlıyoruz”
ERP sistemleri ile entegre olacak olan CRM, Büyük Veri ve Gelişmiş Perakende Analitiği uygulamalarının geliştirmelerinin devam ettiğini belirten Cengiz Gürer, bu 3 projeyi de 2019 yılının ilk çeyreğinde tamamlamayı planladıklarını belirtiyor. Gürer bu sırada bize aslında çok alışık olunmayan bir başarı öyküsünü de dip not olarak geçiyor. Zira DeFacto, perakende gibi önemli bir sektörde bugüne kadar yakaladığı başarıların arkasında bir CRM uygulaması ya da Sadakat Programı olmaksızın ilerlemiş. Bu noktadan sonra stratejilerinde bir değişiklik yapmak durumunda olduklarını anlatan Gürer sözlerini şöyle sürdürüyor: “Strateji değişikliğindeki en büyük etken büyük oyuncuların artık Türkiye pazarında olması… Alibaba Türkiye’ye geldi, Amazon da gelme planları yapıyor… Bu dünya devi şirketlerin Türkiye’ye gelmesiyle tüm sektörlerde ve kanallarda perakendenin oyun kuralları değişecek.
Alibaba ve Amazon ‘un en güçlü yanlarından biri müşterisini iyi tanıması ve yaşattığı müşteri deneyimi. CRM Uygulamaları, Big Data ve Analitik yetenekleri ile katma değer yaratma konusunda çok deneyimliler. Bizim de büyük oyuncuların Türkiye pazarına girdiği bu yeni dönemde CRM, Büyük Veri ve Analitik uygulamalara odaklanmamız, müşterimizi tanımamız, ihtiyaç ve beklentilerini anlamamız, ürün yönetimi, planlama, üretim, dağıtım gibi gelişmiş perakende analitiği uygulamalarına yatırım yapmamız gerekiyor. CRM projesi kapsamında ilk etapta müşterilerimizi segmente ederek, alışveriş alışkanlıklarını anlamaya, müşterilerimizi daha iyi tanımaya odaklanacağız, daha sonra da onlara doğru zamanda, doğru kanaldan, ihtiyaçlarını karşılayacak kişiselleştirilmiş ürün, teklif ve kampanyalar sunacağız. Yeni ve yerli uygulamamız olacak olan CRM, Büyük Veri ve Gelişmiş Perakende Analitiği uygulamalarımızı 2019 yılının ilk çeyreği içerisinde devreye almayı planlıyoruz.
“Genç yetenekleri işe alıp yetiştiren bir teknoloji okuluyuz”
DeFacto Teknoloji ‘de her yıl YM (Yeni Mezum) işe alım programı düzenleyerek iş hayatına ilk adımını atan genç yetenekleri istihdam ederek güçlerine güç kattıklarını ve geleceğe yatırım yaptıklarını belirten Cengiz Gürer, Defacto Akademi ile birlikte hazırlanan Oryantasyon, Teknik İç Eğitimler ve İş Başında Öğrenme Eğitimlerinden oluşan, Yeni Mezun Eğitim Programı ile geleceğin başarılı mühendislerini teknoloji dünyasına ve ekonomiye kazandırmaya önem verdiklerini belirtiyor.
http://www.cio.com.tr/roportaj/yerli-yazilim-gelistiren-defactodan-turkiye-ekonomisine-katki/
Bir perakende ve tekstil şirketi olarak bakıldığında genç bir şirket olan DeFacto, bundan 15 yıl önce çıktığı yolculuğunda kısa sürede Türkiye’de hazır giyim ve moda sektörünün önemli markaları arasındaki yerini aldı.
Yaratıcı pazarlama stratejisi ve yenilikçi bakış açısı ile Türkiye’deki serüvenini yurt dışına da taşıyan DeFacto, kısa zamanda yurtiçi dâhil toplam 26 ülkede 485 mağazaya ulaşmış durumda. Ülkelere uygun yerel tasarımlarıyla da dikkat çeken ve yurtdışında 150 mağaza sayısına ulaşan şirket, bu rakamı daha da yukarılara çıkarma hedefine emin adımlarla ilerliyor.
Bugün gelinen noktada DeFacto’nun teknolojik altyapısı da yenilikçi ve vizyoner yapısına uygun olarak gelişiyor ve dönüşüyor. DeFacto Teknoloji ile kendi yazılımlarını geliştiren DeFacto, Türkiye’de omni-channel’ı ilk kez en yaygın uygulayan moda markası olarak dikkat çekiyor. DeFacto’nun Dijital Dönüşüm yolculuğunun temelinde de “yerli yazılım” vurgusu yatarken, DeFacto CIO’su Cengiz Gürer, bu güçlü dönüşümü CIO Dergisi okuyucuları için anlatıyor…
“Geliştirdiğimiz yazılımlarla milli ekonomimize pozitif katkı sağlayacağımıza inanıyoruz”
DeFacto’nun kullanmakta olduğu ana yazılımlarını Ar-Ge şirketi Defacto Teknoloji’de geliştirdiklerinin altını çizerek sözlerine başlıyor Cengiz Gürer. Bunlardan en önemlisinin ERP yazılımı olduğunu söyleyen Gürer, “Sektördeki pek çok firma hepimizin bildiği yurtdışı kaynaklı ERP yazılımlarını kullanıyor. Biz hem rekabette esneklik ve hız sağlaması, hem teknoloji alanında Türk mühendislerine istihdam yaratması, hem de toplam sahip olma maliyeti avantajı nedenleri ile ilk olarak ERP uygulaması ile bu dönüşümü başlattık. ERP yazılımımız olan “DFStore” uygulamasını tedarik zinciri, depo yönetimi, mağazacılık, finans, ürün yönetimi, planlama, insan kaynakları gibi şirketimizin ana fonksiyonları kullanıyor. ERP uygulamasına ek olarak, eticaret online satış platformumuzu ve online-offline satış kanallarının tek bir kanal gibi yönetilmesini ve çalışmasını sağlayan çok kanallı perakendecilik uygulamamız olan ROAR’ı da Defacto Teknoloji’de geliştirdik. Proje adını Rapid Omnichannel Agile Retail kelimelerinin baş harflerinden alıyor. Bu yıl Ağustos ayında kullanmakta olduğumuz İngiltere yapımı Çok Kanallı Perakendecilik yazılımını emekliye ayırarak DeFacto Teknoloji’de geliştirdiğimiz ROAR’ı devreye aldık. Bu sayede hem dövizde dalgalanmaların yaşandığı bu dönemde yurtdışına döviz ile ödeme yapmamış olduk, hem de entegrasyonlarımızı 14 kat hızlandırdık” diyor.
“Çok Kanallı Perakendecilik e-ticaret gelirlerini artıracak”
Mağaza, e-ticaret, sanal pazaryerleri, özel alışveriş (private shopping), etkileşimli sesli yanıt sistemi (IVR) ile satış olmak üzere pek çok perakende satış kanalları olduğunu belirten Cengiz Gürer, omni-channel yeteneklerini şu şekilde anlatıyor: “Müşterilerimiz çok kanallı perakendecilik uygulamamız ile diledikleri kanaldan sipariş verebiliyor, diledikleri kanaldan ödeme yapabiliyor ve diledikleri kanaldan ürünlerini teslim alabiliyorlar. Örnek olarak; müşterilerimiz online sitemizden sipariş vererek, ürünlerin adresine gönderilmesini talep edebiliyorlar veya gelip mağazadan alışveriş yaparken istediği ürünün rengini, bedenini, modelini bulamaz ise, gerçek zamanlı olarak depo ve diğer mağaza stokları kontrol ediliyor ve müşterimizin istediği ürün hangi mağazada/depoda var ise, ödemesi alınarak, ürün ilgili depo veya mağazadan direk olarak adresine gönderiliyor. Ya da müşterimiz DeFacto eticaret sitesinden veya mobil uygulamasından almak istediği ürünü seçip, ödemesini yaparak, herhangi bir DeFacto mağazasından ürünlerini kargo ücreti ödemenden teslim alabiliyor. Özetle müşterimiz siparişini dilediği herhangi bir kanaldan verebilir. Ödemesini onlarca ödeme yönetimi arasından dilediği biriyle ister e-ticaret sitemiz üzerinden, ister mağazada isterse de teslimat sırasında öder. ROAR ile müşterilerimizin farklı alışveriş tercihlerine, ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermeye, daha iyi bir müşteri deneyimi sunmaya odaklı çalışıyoruz.”
DeFacto Teknoloji’de geliştirdikleri perakendecilik yazılımlarını ürün haline getirdiklerini söyleyen Gürer, şöyle devam ediyor: Yeni teknolojilerin kullanımı perakende sektöründe her geçen gün daha fazla önem kazanıyor ve teknolojiye yatırım yapan şirketler daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştiriyor. DeFacto Teknoloji olarak, DeFacto’nun 100 ülkede faaliyet gösteren global bir moda markası olma sürecini teknolojiyi kullanarak hızlandırmayı hedefliyoruz.
“Dijital Dönüşüm Projemiz devam ediyor”
Kullandıkları teknolojiler ve iş süreçlerine getirdikleri yenilikçi bakış açısıyla DeFacto’nun ana odaklarından birisi olan “Dijitalleşme” alanında da önemli çalışmalar yaptıklarını anlatan Cengiz Gürer DeFacto’nun “Dijital Dönüşüm Projesini” ise şu sözlerle ifade ediyor: Dijital dönüşümü hem verimlilik hem de hız anlamında hayatımızın bir parçası olarak görüyoruz. 2018 yılı Ekim ayında e-irsaliye sistemine entegre olarak ERP sistemimizdeki tüm irsaliyeleri e-irsaliyeye dönüştüreceğiz, böylelikle hem maliyetlerimizi azaltacak hem de hız kazanacağız.
“CRM, Büyük Veri ve Gelişmiş Analitik uygulamalarımızı 2019 ilk çeyrekte kullanmaya başlıyoruz”
ERP sistemleri ile entegre olacak olan CRM, Büyük Veri ve Gelişmiş Perakende Analitiği uygulamalarının geliştirmelerinin devam ettiğini belirten Cengiz Gürer, bu 3 projeyi de 2019 yılının ilk çeyreğinde tamamlamayı planladıklarını belirtiyor. Gürer bu sırada bize aslında çok alışık olunmayan bir başarı öyküsünü de dip not olarak geçiyor. Zira DeFacto, perakende gibi önemli bir sektörde bugüne kadar yakaladığı başarıların arkasında bir CRM uygulaması ya da Sadakat Programı olmaksızın ilerlemiş. Bu noktadan sonra stratejilerinde bir değişiklik yapmak durumunda olduklarını anlatan Gürer sözlerini şöyle sürdürüyor: “Strateji değişikliğindeki en büyük etken büyük oyuncuların artık Türkiye pazarında olması… Alibaba Türkiye’ye geldi, Amazon da gelme planları yapıyor… Bu dünya devi şirketlerin Türkiye’ye gelmesiyle tüm sektörlerde ve kanallarda perakendenin oyun kuralları değişecek.
Alibaba ve Amazon ‘un en güçlü yanlarından biri müşterisini iyi tanıması ve yaşattığı müşteri deneyimi. CRM Uygulamaları, Big Data ve Analitik yetenekleri ile katma değer yaratma konusunda çok deneyimliler. Bizim de büyük oyuncuların Türkiye pazarına girdiği bu yeni dönemde CRM, Büyük Veri ve Analitik uygulamalara odaklanmamız, müşterimizi tanımamız, ihtiyaç ve beklentilerini anlamamız, ürün yönetimi, planlama, üretim, dağıtım gibi gelişmiş perakende analitiği uygulamalarına yatırım yapmamız gerekiyor. CRM projesi kapsamında ilk etapta müşterilerimizi segmente ederek, alışveriş alışkanlıklarını anlamaya, müşterilerimizi daha iyi tanımaya odaklanacağız, daha sonra da onlara doğru zamanda, doğru kanaldan, ihtiyaçlarını karşılayacak kişiselleştirilmiş ürün, teklif ve kampanyalar sunacağız. Yeni ve yerli uygulamamız olacak olan CRM, Büyük Veri ve Gelişmiş Perakende Analitiği uygulamalarımızı 2019 yılının ilk çeyreği içerisinde devreye almayı planlıyoruz.
“Genç yetenekleri işe alıp yetiştiren bir teknoloji okuluyuz”
DeFacto Teknoloji ‘de her yıl YM (Yeni Mezum) işe alım programı düzenleyerek iş hayatına ilk adımını atan genç yetenekleri istihdam ederek güçlerine güç kattıklarını ve geleceğe yatırım yaptıklarını belirten Cengiz Gürer, Defacto Akademi ile birlikte hazırlanan Oryantasyon, Teknik İç Eğitimler ve İş Başında Öğrenme Eğitimlerinden oluşan, Yeni Mezun Eğitim Programı ile geleceğin başarılı mühendislerini teknoloji dünyasına ve ekonomiye kazandırmaya önem verdiklerini belirtiyor.
http://www.cio.com.tr/roportaj/yerli-yazilim-gelistiren-defactodan-turkiye-ekonomisine-katki/
1 Aralık 2018 Cumartesi
82 bin TL'ye Konyalı robot
Konya Türkiye'nin ilk yerli robot üretim merkezi oluyor. ASIMO, Boston Dynamics, Pepper, Fedor gibi robotları ‘yerli' olarak geliştirip üretmeye başlayan ise Dr. Özgür Akın isimli bir girişimci
4 farklı kategoride robot üreten ve 82 bin TL'den başlayan fiyatlara satan Özgür Akın'ın ilk müşterilerinden biri İstanbul Havalimanı.
Adını Akınsoft ile duyuran son 9 yıldan beri robot geliştirmek için yola çıkan Dr. Özgür Akın, geçen yıl Konya'da açtığı üretim tesisiyle robot işine eğilmeye başladı. İstanbul Havalimanı'nda yolculara yol göstermesi için geliştirilen modellerden arazi için geliştirilen dört ayaklı robotlara kadar farklı robotlar bu fabrikadan çıkıyor. Robotların hareket motorları ve kontrol kartları gibi üniteleri de yine Konya'da geliştiriliyor.
Hürriyet'ten Ahmet Can'a konuşan ve 4 farklı kategoride robot geliştirdiklerini ifade eden Özgür Akın, şunları kaydetti:
Öncelikli olarak ilk Ar-Ge faaliyetlerimize 2009 yılında ‘Akıncı' adındaki modellerimizle başladık. Akıncı 1, Akıncı 2 ve Akıncı 3 modellerimizle iki ayaklı modeller geliştirdik. Ancak daha sonra hizmet robotlarının öne çıkmaya başladığını gördük. İnsanlara hizmet eden robotlar bir trend haline dönüştü. Biz bu trendi kaçırmamak için rotamızı servis robotlarına doğru çevirdik ve dünyanın ilk kadın yazılımcısı olan ‘Ada'nın adını verdiğimiz seriyi geliştirmeye başladık. Ada modellerimiz, farklı alanlarda hizmet verdi. Fuarlarda ve restoranlarda hizmet verdi. 6 farklı modelle bu alanda yer aldık. Son olarak Mini Ada modelimizi çıkardık. Mini Ada modelimizin önünde bir ekran var. Karşısına geçenlerle sohbet edebiliyor. Çok yakında İstanbul Havalimanı'ndaki yolculara yol göstermeye başlayacak.
'TARIMDA KULLANILIYOR'
En projelerinden biri olan ‘Arat' adını verdikleri 4 ayaklı robot modelinden bahseden Akın, şunları anlattı:
Bu robot, denge açısından stabil olmasından dolayı arazi şartlarında görev alacak şekilde tasarlandı. Sensör yapısından dolayı arazide birçok görevi yerine getirebilecek. Aynı zamanda tarım ülkesiyiz ve maalesef tarımda verimliliğimiz çok düşük. Bu yüzden tarım robotları da geliştiriyoruz. PNCR 1 ve PNCR 2 adında iki model geliştirdik. Pancar ekiminde verimi arttırıyor. Klasik yöntemlerle yüzde 80 civarında tutulan verimlilik, robotik sistemlerle yüzde 95'e kadar çıkarmayı başardık. Ayrıca farklı robot çalışmamızda var. Bunlardan biri insansız hava aracı (İHA) üzerine. Bu araçları hem karada hem havada ilerleyebilecek şekilde geliştireceğiz. Çalışmalarımız 2019 yılında başlayacak.
'İSTEYENE KİRALANIYOR'
Akın Robotics'in robotları hem yazılım hem de donanım açısından farklı sektör ve ihtiyaçlara göre geliştirilebiliyor. Şirketten paylaşılan bilgilere göre Mini Ada serisi robotların satış fiyatı 82 bin TL'den başlıyor. Bu satış fiyatı proje ve ihtiyaca göre farklılık gösterebiliyor. Ayrıca istenildiği takdirde Akın Robotics'in robotlarını kiralayabilmek de mümkün.
MOTORLARIN PATENTİNİ ALDI
Robot motorlarını kendilerinin ürettiklerini anlatan Akın, "İşin yazılım tarafında, görüntü işleme, ses işleme, kontrol ve gömülü yazılımlar alanlarında geliştirmeler yapıyoruz. Biz servo motorlara yatırım gerçekleştirdik ve kendimiz üretmeye başladık. Tasarımı ve üretimi tamamen bize ait. Mekanik güç üreticilerimizin patentini aldık. Dünya teknolojilerinin üzerinde servo motorlar geliştiriyoruz. Bu da bizim farkımız oldu. Tüm robotlarımız kendi yerli servolarımızla inşa ediliyor. Biz belki bir robotu 9 yılda yaptık, ama bugün geldiğimiz noktada çok kısa bir sürede model çıkarabilme kapasitemiz var" dedi.
4 farklı kategoride robot üreten ve 82 bin TL'den başlayan fiyatlara satan Özgür Akın'ın ilk müşterilerinden biri İstanbul Havalimanı.
Adını Akınsoft ile duyuran son 9 yıldan beri robot geliştirmek için yola çıkan Dr. Özgür Akın, geçen yıl Konya'da açtığı üretim tesisiyle robot işine eğilmeye başladı. İstanbul Havalimanı'nda yolculara yol göstermesi için geliştirilen modellerden arazi için geliştirilen dört ayaklı robotlara kadar farklı robotlar bu fabrikadan çıkıyor. Robotların hareket motorları ve kontrol kartları gibi üniteleri de yine Konya'da geliştiriliyor.
Hürriyet'ten Ahmet Can'a konuşan ve 4 farklı kategoride robot geliştirdiklerini ifade eden Özgür Akın, şunları kaydetti:
Öncelikli olarak ilk Ar-Ge faaliyetlerimize 2009 yılında ‘Akıncı' adındaki modellerimizle başladık. Akıncı 1, Akıncı 2 ve Akıncı 3 modellerimizle iki ayaklı modeller geliştirdik. Ancak daha sonra hizmet robotlarının öne çıkmaya başladığını gördük. İnsanlara hizmet eden robotlar bir trend haline dönüştü. Biz bu trendi kaçırmamak için rotamızı servis robotlarına doğru çevirdik ve dünyanın ilk kadın yazılımcısı olan ‘Ada'nın adını verdiğimiz seriyi geliştirmeye başladık. Ada modellerimiz, farklı alanlarda hizmet verdi. Fuarlarda ve restoranlarda hizmet verdi. 6 farklı modelle bu alanda yer aldık. Son olarak Mini Ada modelimizi çıkardık. Mini Ada modelimizin önünde bir ekran var. Karşısına geçenlerle sohbet edebiliyor. Çok yakında İstanbul Havalimanı'ndaki yolculara yol göstermeye başlayacak.
'TARIMDA KULLANILIYOR'
En projelerinden biri olan ‘Arat' adını verdikleri 4 ayaklı robot modelinden bahseden Akın, şunları anlattı:
Bu robot, denge açısından stabil olmasından dolayı arazi şartlarında görev alacak şekilde tasarlandı. Sensör yapısından dolayı arazide birçok görevi yerine getirebilecek. Aynı zamanda tarım ülkesiyiz ve maalesef tarımda verimliliğimiz çok düşük. Bu yüzden tarım robotları da geliştiriyoruz. PNCR 1 ve PNCR 2 adında iki model geliştirdik. Pancar ekiminde verimi arttırıyor. Klasik yöntemlerle yüzde 80 civarında tutulan verimlilik, robotik sistemlerle yüzde 95'e kadar çıkarmayı başardık. Ayrıca farklı robot çalışmamızda var. Bunlardan biri insansız hava aracı (İHA) üzerine. Bu araçları hem karada hem havada ilerleyebilecek şekilde geliştireceğiz. Çalışmalarımız 2019 yılında başlayacak.
'İSTEYENE KİRALANIYOR'
Akın Robotics'in robotları hem yazılım hem de donanım açısından farklı sektör ve ihtiyaçlara göre geliştirilebiliyor. Şirketten paylaşılan bilgilere göre Mini Ada serisi robotların satış fiyatı 82 bin TL'den başlıyor. Bu satış fiyatı proje ve ihtiyaca göre farklılık gösterebiliyor. Ayrıca istenildiği takdirde Akın Robotics'in robotlarını kiralayabilmek de mümkün.
MOTORLARIN PATENTİNİ ALDI
Robot motorlarını kendilerinin ürettiklerini anlatan Akın, "İşin yazılım tarafında, görüntü işleme, ses işleme, kontrol ve gömülü yazılımlar alanlarında geliştirmeler yapıyoruz. Biz servo motorlara yatırım gerçekleştirdik ve kendimiz üretmeye başladık. Tasarımı ve üretimi tamamen bize ait. Mekanik güç üreticilerimizin patentini aldık. Dünya teknolojilerinin üzerinde servo motorlar geliştiriyoruz. Bu da bizim farkımız oldu. Tüm robotlarımız kendi yerli servolarımızla inşa ediliyor. Biz belki bir robotu 9 yılda yaptık, ama bugün geldiğimiz noktada çok kısa bir sürede model çıkarabilme kapasitemiz var" dedi.
iOS 12 kullanım oranı artıyor
Apple’ın uzun süredir beklenen ve yeni iPhone modellerinin lansmanından sonra kullanıma sunulan iOS 12 işletim sistemi hızla yayılmaya devam ediyor
Bugün açıklanan rakamlar doğrultusunda iOS 12 kullanım oranıyla birlikte iOS 11′i geride bıraktığı gözler önüne serildi. İşte güncel iOS 12 kullanım oranı!
Apple’ın iOS işletim sistemi, her yeni sürümünde çok hızlı bir adaptasyon oranına sahip. Özellikle lansmanlarda vurgulanan bu durum, iOS 12 için de aynı hızda devam ediyor. Ortaya çıkan bilgilere göre 12. iOS sürümünün kullanım oranı iOS 11 adaptasyon oranını geride bırakmayı başardı.
Bugün yayımlanan verilere göre Apple’ın son mobil işletim sistemi 3 ay içerisinde yüzde 75’lik bir kullanım oranına ulaşmayı başardı. Geçtiğimiz yıl 19 Eylül 2017‘de yayınlanan iOS 11 ise 6 Kasım 2017’ye kadar yüzde 52′lik bir orana ulaşmıştı.
Apple bu verileri ise son dört yılda piyasaya sürülen cihazlardan elde ettiğini de ayrıca belirtti. Buna göre son dört yılda piyasaya sürülen cihazların yaklaşık olarak yüzde 30‘unda iOS 11 yüzde 7’sinde de daha eski bir iOS sürümünün yüklü yüklü olduğu görülüyor.
Açıklanan verilerde iOS 12 kullanan tüm aktif cihazların oranı ise yüzde 50 olarak açıklandı. Diğer aktif iOS cihazlarının yüzde 29‘u iOS 11 kullanırken, geriye kalan yüzde 11′lik kesim ise daha eski bir iOS sürümü kullandığı gözler önüne serildi.
Her geçen gün kullanıcı sayısını artırmayı başaran yeni iOS sürümü bildiğiniz üzere önceki sürümlere göre daha stabil bir şekilde çalışıyor. Bu yüzden son 4 yıl içerisinde piyasaya sunulan cihazlarda sorunsuz bir şekilde iOS deneyimi sunmayı başaran yeni iOS sürümü kullanıcıların takdirini kazanmış durumda.
Yeni güncellemeyle birlikte sunulan hız iyileştirmelerin ise kullanıcıların yeni iOS sürümünü tercih etmesinde büyük rol oynadığı vurgulanıyor. Ayrıca yayınlanan güncellemenin, iPhone ve iPad cihazları yüzde 50 daha hızla hale getirdiğini de belirtmekte yarar var.
(Shiftdelete)
Bugün açıklanan rakamlar doğrultusunda iOS 12 kullanım oranıyla birlikte iOS 11′i geride bıraktığı gözler önüne serildi. İşte güncel iOS 12 kullanım oranı!
Apple’ın iOS işletim sistemi, her yeni sürümünde çok hızlı bir adaptasyon oranına sahip. Özellikle lansmanlarda vurgulanan bu durum, iOS 12 için de aynı hızda devam ediyor. Ortaya çıkan bilgilere göre 12. iOS sürümünün kullanım oranı iOS 11 adaptasyon oranını geride bırakmayı başardı.
Bugün yayımlanan verilere göre Apple’ın son mobil işletim sistemi 3 ay içerisinde yüzde 75’lik bir kullanım oranına ulaşmayı başardı. Geçtiğimiz yıl 19 Eylül 2017‘de yayınlanan iOS 11 ise 6 Kasım 2017’ye kadar yüzde 52′lik bir orana ulaşmıştı.
Apple bu verileri ise son dört yılda piyasaya sürülen cihazlardan elde ettiğini de ayrıca belirtti. Buna göre son dört yılda piyasaya sürülen cihazların yaklaşık olarak yüzde 30‘unda iOS 11 yüzde 7’sinde de daha eski bir iOS sürümünün yüklü yüklü olduğu görülüyor.
Açıklanan verilerde iOS 12 kullanan tüm aktif cihazların oranı ise yüzde 50 olarak açıklandı. Diğer aktif iOS cihazlarının yüzde 29‘u iOS 11 kullanırken, geriye kalan yüzde 11′lik kesim ise daha eski bir iOS sürümü kullandığı gözler önüne serildi.
Her geçen gün kullanıcı sayısını artırmayı başaran yeni iOS sürümü bildiğiniz üzere önceki sürümlere göre daha stabil bir şekilde çalışıyor. Bu yüzden son 4 yıl içerisinde piyasaya sunulan cihazlarda sorunsuz bir şekilde iOS deneyimi sunmayı başaran yeni iOS sürümü kullanıcıların takdirini kazanmış durumda.
Yeni güncellemeyle birlikte sunulan hız iyileştirmelerin ise kullanıcıların yeni iOS sürümünü tercih etmesinde büyük rol oynadığı vurgulanıyor. Ayrıca yayınlanan güncellemenin, iPhone ve iPad cihazları yüzde 50 daha hızla hale getirdiğini de belirtmekte yarar var.
(Shiftdelete)
Türkiye'de Teknoloji Bankası kurulacak
Türkiye'de Teknoloji Bankası kurulmasına ilişkin teklif kabul edildi.
Türkiye ve Birleşmiş Milletler Arasında En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji BankasıKurulmasına Yönelik Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin yasalaşmasının ardından TBMM Genel Kurulunda Türkiye ve Birleşmiş Milletler Arasında En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası Kurulmasına Yönelik Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
Teklif, yapılan görüşmeler sonucunda kabul edilerek yasalaştı.
Birleşmiş Milletler kararıyla belirtildiği üzere Teknoloji Bankası Gebze'de kurulacak. Teknoloji Bankası'nın ev sahibi ülkede tüzel kişiliğe sahip olacak. Kuruluş; anlaşma yapma, taşınmazları ve taşınabilirleri uygun biçimde elde etme ve elden çıkarma hakkına sahip olacak ve her türlü yasal süreçten muaf tutulacak.
Teknoloji Bankası'nın mülkiyeti ve varlıkları, her türlü kısıtlama, düzenleme, denetim ve moratoryumdan muaf tutulacak.
Hükümet, Teknoloji Bankası'nın resmi kullanımı için ihtiyaç duyduğu motorlu taşıtlara vergisiz yakıt tahsisatı sağlayacak. Teknoloji Bankası varlıkları, malları, geliri, faaliyetleri ve işlemleri doğrudan ve dolaylı vergilerden muaf tutulacak
Teknoloji Bankası Genel Müdürü diplomatik temsilcilere verilen ayrıcalık, bağışıklık ve kolaylıklardan yararlanabilecek.
Türkiye ve Birleşmiş Milletler Arasında En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji BankasıKurulmasına Yönelik Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin yasalaşmasının ardından TBMM Genel Kurulunda Türkiye ve Birleşmiş Milletler Arasında En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası Kurulmasına Yönelik Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
Teklif, yapılan görüşmeler sonucunda kabul edilerek yasalaştı.
Birleşmiş Milletler kararıyla belirtildiği üzere Teknoloji Bankası Gebze'de kurulacak. Teknoloji Bankası'nın ev sahibi ülkede tüzel kişiliğe sahip olacak. Kuruluş; anlaşma yapma, taşınmazları ve taşınabilirleri uygun biçimde elde etme ve elden çıkarma hakkına sahip olacak ve her türlü yasal süreçten muaf tutulacak.
Teknoloji Bankası'nın mülkiyeti ve varlıkları, her türlü kısıtlama, düzenleme, denetim ve moratoryumdan muaf tutulacak.
Hükümet, Teknoloji Bankası'nın resmi kullanımı için ihtiyaç duyduğu motorlu taşıtlara vergisiz yakıt tahsisatı sağlayacak. Teknoloji Bankası varlıkları, malları, geliri, faaliyetleri ve işlemleri doğrudan ve dolaylı vergilerden muaf tutulacak
Teknoloji Bankası Genel Müdürü diplomatik temsilcilere verilen ayrıcalık, bağışıklık ve kolaylıklardan yararlanabilecek.
Facebook, Türkiye projesini başlattı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Ayhan Zeytinoğlu, "Facebook, Türkiye'nin katma değerinde 15 milyar liralık bir artışa neden olmuş. 'Sınırları Aşan Türkiye' projesi ile bu etki, daha da yukarı çıkacaktır." dedi
Facebook'un Türkiye'de başlattığı "Sınırları Aşan Türkiye" projesinin lansmanı TOBB Başkan Yardımcısı Ayhan Zetytinoğlu, Facebook Küresel Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Carolyn Everson, Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır'ın katılımıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.
Küçük ve orta ölçekli işletmeleri ve önemli paydaşları bir araya getirmeyi amaçlayan ve dört ayaktan oluşan "Sınırları Aşan Türkiye" projesinde, işletmeleri ve KOBİ'leri Facebook ve uygulama ailesini kullanarak büyümeleri ve sınırları aşmaları için desteklemek adına bir farkındalık kampanyası başlatılması hedefleniyor.
Proje kapsamında ayrıca Facebook, Türkiye'deki yatırımını genişletmek adına TOBB ve Habitat iş birliğinde 2019 yılında İstanbul'da bir Girişimcilik ve Sosyal Etki Merkezi açacak. Toplantıda projenin ilk ayağı olan ve Deloitte tarafından hazırlanan "Ekonomik ve Sosyal Etki Raporu"nun sonuçları da paylaşıldı.
TOBB Başkan Yardımcısı Ayhan Zeytinoğlu, toplantıdaki konuşmasında TOBB olarak, projeye destek vermekten duydukları memnuniyeti dile getirerek, şunları kaydetti:
"TOBB olarak İstanbul'u tüm bu coğrafyanın girişimcilik merkezi yapmak için çalışıyoruz. Bunun için bugün burada yeni bir adımı atıyoruz. Yeni sanayi devriminin simgesi haline gelen Facebook ile İstanbul'umuza bir inovasyon hub'ı kazandırmak için yola çıktık. Facebook, milyarlarca insanı birbirine bağlayan ve toplumsal fayda sağlamak isteyen toplulukların etkisini artıran, dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinden biri.
Facebook aynı zamanda faaliyet gösterdiği ülkelerdeki işletmelerin, dünyaya açılmasına da katkı sunan bir platform. Facebook Küresel Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Carolyn Everson'a, bu merkezi açmak için İstanbul'u seçmelerinden dolayı teşekkür ediyorum."
Habitat Derneği'nin yürüttüğü çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi veren Zeytinoğlu, bu proje kapsamında söz konusu merkezden işletmelerin yararlanması için TOBB olarak çalışacaklarını söyledi.
Zeytinoğlu, proje kapsamında yapılacak çalışmalara değinerek, dünya ekonomisinin yönünü teknolojik gelişmelerin belirlediğini belirtti.
İçinde bulunulan devrin 'Dijitalleşme Devri' olduğuna dikkati çeken Zeytinoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yapay zeka, sonuçları itibarıyla, dünya ekonomisi üzerinde, önceki buluşlardan çok daha büyük etkiye neden olacak. Araştırmalara göre, 2000'li yıllarda bilgi teknolojilerinin yaygınlaşmasının milli gelir üzerindeki etkisi, yıllık binde 6. Yapay zekanın, 2030 yılına kadar, dünya ekonomisindeki etkisinin büyümesine yüzde 1,2 katkı yapacağı tahmin edilmekte. OECD'nin yaptığı çalışmaya göre, Türkiye'deki işlerin yüzde 60'ı, yapay zeka ve otomasyonun tehdidi altında.
Rüzgar esmeye başlayınca kimileri duvar örer, kimileri yel değirmeni yapar. Biz Türk işdünyası olarak yel değirmeni yapan tarafta olmak için çalışıyoruz. Deloitte'un yaptığı çalışmada, Facebook'un Türkiye ekonomisi üzerindeki olumlu etkisi net şekilde ortaya kondu. Facebook, Türkiye'nin katma değerinde 15 milyar liralık bir artışa neden olmuş. 'Sınırları Aşan Türkiye' projesi ile bu etki, daha da yukarı çıkacaktır."
"TÜRKİYE'DE EKONOMİNİN BÜYÜMESİ VE İSTİHDAMIN YARATILMASI ADINA İNANILMAZ FIRSAT GÖRÜYORUZ"
Facebook Küresel Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Carolyn Everson, Türkiye'nin Facebook'un Türkiye'ye verdiği önemden bahsetti.
Facebook'un, platformları aracılığıyla Türkiye ekonomisine 15,3 milyar lirası katma değer sağladığını, bu katkıları sonucunda ülkede 209 bin istihdam sağlandığını belirten Everson, Türklerin hızlı öğrenen, dayanıklı kişiler olduğunu söyledi.
Everson, Türkiye'de görüşme gerçekleştirdiği şirketlerin yaklaşımlarından ve Facebook ile dünyaya açılan şirketlerden söz ederek, projeye ilişkin, "Türkiye'de ekonominin büyümesi ve istihdamın yaratılması adına inanılmaz fırsat görüyoruz. " ifadelerini kullandı.
"ŞU ANDAN İTİBAREN TÜRKİYE'YE ÇOK DAHA FAZLA KATKIDA BULUNMAYA HAZIRIZ"
Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, Türkiye'nin Facebook için pek çok açıdan çok değerli bir ülke olduğunun altını çizerek, bir Türk olarak, hem Türkiye ekonomisine hem de Türk halkına katkıda bulunmak için çalıştıklarını söyledi.
"Sınırları Aşan Türkiye" projesi hakkında bilgi veren Matraş, genel hatlarıyla proje kapsamında Türkiye'de her boyuttan işletmenin yerel ve global anlamda büyümesine destek vermek, Türk toplumuna katkıda bulunmak için bir dizi çalışmanın ve yatırımların yapılacağını anlattı.
Projenin ilk ayağı olarak Deloitte tarafından hazırlanan "Ekonomik ve Sosyal Etki Raporu"nun hazırlandığını bildiren Matraş, şunları söyledi:
"Facebook, Instagram, WhatsApp ve Messenger gibi platformların KOBİ'lerin büyümesinde ve sınırlarını aşmasında ne kadar büyük etkisi olduğunu gördük. Bu yüzden şu andan itibaren Türkiye'ye çok daha fazla katkıda bulunmaya hazırız. Gelecek dönemde hem işletmelerin büyümesine yönelik hem toplumun dijital beceriler kazanmasına yönelik çalışmalar yapmayı planlıyoruz.
TOBB ve Habitat Derneği ile birlikte, önümüzdeki sene Türkiye'de bir Girişimcilik ve Sosyal Etki Merkezi açmayı planlıyoruz. Bugünden itibaren KOBİ'lerle eğitimlere başlayacağız. Türkiye'nin ekonomik anlamda çok önemli bir dönemden geçtiği bu zamanda bunu yapabiliyor olmak bizi çok mutlu ediyor. Umarım Türkiye'ye olan inancımız diğer yabancı yatırımcılara da pozitif mesajlar verir, özellikle teknoloji alanında yeni bir dönemin Türkiye için başlangıcı olur."
"TÜRKİYE'DEKİ YAKLAŞIK 3 MİLYON KOBİ'NİN 1,7 MİLYONU ŞU AN FACEBOOK ÜZERİNDE AKTİF"
Matraş, hazırlanan rapor sonuçlarına ilişkin de bilgi verdi.
Türkiye'deki yaklaşık 3 milyon KOBİ'nin 1,7 milyonunun şu an Facebook üzerinde aktif olarak bulunduğunu dile getiren Matraş, yapılan anket sonuçlarına göre KOBİ'lerin yüzde 97'sinin müşterilerine ulaşmak için Facebook platformlarını kullandığını bildirdi.
Matraş, bunların yüzde 91'inin de platforma katıldıktan sonra çok daha fazla istihdam yaptığına söylediğine işaret ederek, şu bilgileri verdi:
"Yüzde 89'u, başka şehirlere veya ülkelere satış yapabilmesine destek olduğunu söylüyor. Bunlar büyük rakamlar, biz de önümüzdeki dönemde çok daha fazla yatırım yapmak, ekonomiye olan etkimizi artırmak istiyoruz. 'Ekonomik ve Sosyal Etki Raporu'na göre, yılda 15,3 milyar lira ekonomik etki yaratıyoruz Türkiye ekonomisinde. Bugüne kadar toplamda da 209 bin kişi istihdam katkısı yaptığımızı gördük. Dünya genelinde 135 milyon insan Türkiye'deki işletmelere Facebook üzerinden yurt dışından bağlanıyor, bunu gördük."
Derya Matraş, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın gönderdiği, G20 toplantıları nedeniyle toplantıya katılamadığını içeren tebrik mesajını da katılımcılarla paylaştı.
"GİRİŞİMCİLİK MERKEZİ'Nİ 2019'DA AÇMAK ÇOK MÜHİM"
TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Türkiye'nin teknolojide geldiği noktaya işaret ederek, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın iş dünyasından gelmesi nedeniyle, girişimcilere verdiği destek ve önemden bahsetti.
Projenin Türkiye için önemine dikkati çeken Sabancı, şunları söyledi:
"Bu, iyi bir lansman. Benim tabirimle 'iyi bir gaz.' Ülkemizin buna ihtiyacı var çünkü her şeyimiz var, sadece biraz daha 'Hadi ya, hadi kardeşim, hadi kızım, hadi bacım, canım.' diyebilmemiz gerekiyor. Bunu becermek için de icraat çok önemli.
TOBB, Facebook ve Habitat bir araya geldi projede ama bu bahsedilen Girişimcilik Merkezi'ni 2019'da açmak çok mühim, Nisan-Mart erken belki ama Mayıs gibi bir tarihi netleştirelim, iş soğumasın. Habitat Derneği şimdiye kadar 1,3 milyon gence dokunmuş, teşekkür etmekten başka ne diyebilirim buna."
Facebook'un Türkiye'de başlattığı "Sınırları Aşan Türkiye" projesinin lansmanı TOBB Başkan Yardımcısı Ayhan Zetytinoğlu, Facebook Küresel Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Carolyn Everson, Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır'ın katılımıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.
Küçük ve orta ölçekli işletmeleri ve önemli paydaşları bir araya getirmeyi amaçlayan ve dört ayaktan oluşan "Sınırları Aşan Türkiye" projesinde, işletmeleri ve KOBİ'leri Facebook ve uygulama ailesini kullanarak büyümeleri ve sınırları aşmaları için desteklemek adına bir farkındalık kampanyası başlatılması hedefleniyor.
Proje kapsamında ayrıca Facebook, Türkiye'deki yatırımını genişletmek adına TOBB ve Habitat iş birliğinde 2019 yılında İstanbul'da bir Girişimcilik ve Sosyal Etki Merkezi açacak. Toplantıda projenin ilk ayağı olan ve Deloitte tarafından hazırlanan "Ekonomik ve Sosyal Etki Raporu"nun sonuçları da paylaşıldı.
TOBB Başkan Yardımcısı Ayhan Zeytinoğlu, toplantıdaki konuşmasında TOBB olarak, projeye destek vermekten duydukları memnuniyeti dile getirerek, şunları kaydetti:
"TOBB olarak İstanbul'u tüm bu coğrafyanın girişimcilik merkezi yapmak için çalışıyoruz. Bunun için bugün burada yeni bir adımı atıyoruz. Yeni sanayi devriminin simgesi haline gelen Facebook ile İstanbul'umuza bir inovasyon hub'ı kazandırmak için yola çıktık. Facebook, milyarlarca insanı birbirine bağlayan ve toplumsal fayda sağlamak isteyen toplulukların etkisini artıran, dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinden biri.
Facebook aynı zamanda faaliyet gösterdiği ülkelerdeki işletmelerin, dünyaya açılmasına da katkı sunan bir platform. Facebook Küresel Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Carolyn Everson'a, bu merkezi açmak için İstanbul'u seçmelerinden dolayı teşekkür ediyorum."
Habitat Derneği'nin yürüttüğü çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi veren Zeytinoğlu, bu proje kapsamında söz konusu merkezden işletmelerin yararlanması için TOBB olarak çalışacaklarını söyledi.
Zeytinoğlu, proje kapsamında yapılacak çalışmalara değinerek, dünya ekonomisinin yönünü teknolojik gelişmelerin belirlediğini belirtti.
İçinde bulunulan devrin 'Dijitalleşme Devri' olduğuna dikkati çeken Zeytinoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yapay zeka, sonuçları itibarıyla, dünya ekonomisi üzerinde, önceki buluşlardan çok daha büyük etkiye neden olacak. Araştırmalara göre, 2000'li yıllarda bilgi teknolojilerinin yaygınlaşmasının milli gelir üzerindeki etkisi, yıllık binde 6. Yapay zekanın, 2030 yılına kadar, dünya ekonomisindeki etkisinin büyümesine yüzde 1,2 katkı yapacağı tahmin edilmekte. OECD'nin yaptığı çalışmaya göre, Türkiye'deki işlerin yüzde 60'ı, yapay zeka ve otomasyonun tehdidi altında.
Rüzgar esmeye başlayınca kimileri duvar örer, kimileri yel değirmeni yapar. Biz Türk işdünyası olarak yel değirmeni yapan tarafta olmak için çalışıyoruz. Deloitte'un yaptığı çalışmada, Facebook'un Türkiye ekonomisi üzerindeki olumlu etkisi net şekilde ortaya kondu. Facebook, Türkiye'nin katma değerinde 15 milyar liralık bir artışa neden olmuş. 'Sınırları Aşan Türkiye' projesi ile bu etki, daha da yukarı çıkacaktır."
"TÜRKİYE'DE EKONOMİNİN BÜYÜMESİ VE İSTİHDAMIN YARATILMASI ADINA İNANILMAZ FIRSAT GÖRÜYORUZ"
Facebook Küresel Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Carolyn Everson, Türkiye'nin Facebook'un Türkiye'ye verdiği önemden bahsetti.
Facebook'un, platformları aracılığıyla Türkiye ekonomisine 15,3 milyar lirası katma değer sağladığını, bu katkıları sonucunda ülkede 209 bin istihdam sağlandığını belirten Everson, Türklerin hızlı öğrenen, dayanıklı kişiler olduğunu söyledi.
Everson, Türkiye'de görüşme gerçekleştirdiği şirketlerin yaklaşımlarından ve Facebook ile dünyaya açılan şirketlerden söz ederek, projeye ilişkin, "Türkiye'de ekonominin büyümesi ve istihdamın yaratılması adına inanılmaz fırsat görüyoruz. " ifadelerini kullandı.
"ŞU ANDAN İTİBAREN TÜRKİYE'YE ÇOK DAHA FAZLA KATKIDA BULUNMAYA HAZIRIZ"
Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, Türkiye'nin Facebook için pek çok açıdan çok değerli bir ülke olduğunun altını çizerek, bir Türk olarak, hem Türkiye ekonomisine hem de Türk halkına katkıda bulunmak için çalıştıklarını söyledi.
"Sınırları Aşan Türkiye" projesi hakkında bilgi veren Matraş, genel hatlarıyla proje kapsamında Türkiye'de her boyuttan işletmenin yerel ve global anlamda büyümesine destek vermek, Türk toplumuna katkıda bulunmak için bir dizi çalışmanın ve yatırımların yapılacağını anlattı.
Projenin ilk ayağı olarak Deloitte tarafından hazırlanan "Ekonomik ve Sosyal Etki Raporu"nun hazırlandığını bildiren Matraş, şunları söyledi:
"Facebook, Instagram, WhatsApp ve Messenger gibi platformların KOBİ'lerin büyümesinde ve sınırlarını aşmasında ne kadar büyük etkisi olduğunu gördük. Bu yüzden şu andan itibaren Türkiye'ye çok daha fazla katkıda bulunmaya hazırız. Gelecek dönemde hem işletmelerin büyümesine yönelik hem toplumun dijital beceriler kazanmasına yönelik çalışmalar yapmayı planlıyoruz.
TOBB ve Habitat Derneği ile birlikte, önümüzdeki sene Türkiye'de bir Girişimcilik ve Sosyal Etki Merkezi açmayı planlıyoruz. Bugünden itibaren KOBİ'lerle eğitimlere başlayacağız. Türkiye'nin ekonomik anlamda çok önemli bir dönemden geçtiği bu zamanda bunu yapabiliyor olmak bizi çok mutlu ediyor. Umarım Türkiye'ye olan inancımız diğer yabancı yatırımcılara da pozitif mesajlar verir, özellikle teknoloji alanında yeni bir dönemin Türkiye için başlangıcı olur."
"TÜRKİYE'DEKİ YAKLAŞIK 3 MİLYON KOBİ'NİN 1,7 MİLYONU ŞU AN FACEBOOK ÜZERİNDE AKTİF"
Matraş, hazırlanan rapor sonuçlarına ilişkin de bilgi verdi.
Türkiye'deki yaklaşık 3 milyon KOBİ'nin 1,7 milyonunun şu an Facebook üzerinde aktif olarak bulunduğunu dile getiren Matraş, yapılan anket sonuçlarına göre KOBİ'lerin yüzde 97'sinin müşterilerine ulaşmak için Facebook platformlarını kullandığını bildirdi.
Matraş, bunların yüzde 91'inin de platforma katıldıktan sonra çok daha fazla istihdam yaptığına söylediğine işaret ederek, şu bilgileri verdi:
"Yüzde 89'u, başka şehirlere veya ülkelere satış yapabilmesine destek olduğunu söylüyor. Bunlar büyük rakamlar, biz de önümüzdeki dönemde çok daha fazla yatırım yapmak, ekonomiye olan etkimizi artırmak istiyoruz. 'Ekonomik ve Sosyal Etki Raporu'na göre, yılda 15,3 milyar lira ekonomik etki yaratıyoruz Türkiye ekonomisinde. Bugüne kadar toplamda da 209 bin kişi istihdam katkısı yaptığımızı gördük. Dünya genelinde 135 milyon insan Türkiye'deki işletmelere Facebook üzerinden yurt dışından bağlanıyor, bunu gördük."
Derya Matraş, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın gönderdiği, G20 toplantıları nedeniyle toplantıya katılamadığını içeren tebrik mesajını da katılımcılarla paylaştı.
"GİRİŞİMCİLİK MERKEZİ'Nİ 2019'DA AÇMAK ÇOK MÜHİM"
TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Türkiye'nin teknolojide geldiği noktaya işaret ederek, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın iş dünyasından gelmesi nedeniyle, girişimcilere verdiği destek ve önemden bahsetti.
Projenin Türkiye için önemine dikkati çeken Sabancı, şunları söyledi:
"Bu, iyi bir lansman. Benim tabirimle 'iyi bir gaz.' Ülkemizin buna ihtiyacı var çünkü her şeyimiz var, sadece biraz daha 'Hadi ya, hadi kardeşim, hadi kızım, hadi bacım, canım.' diyebilmemiz gerekiyor. Bunu becermek için de icraat çok önemli.
TOBB, Facebook ve Habitat bir araya geldi projede ama bu bahsedilen Girişimcilik Merkezi'ni 2019'da açmak çok mühim, Nisan-Mart erken belki ama Mayıs gibi bir tarihi netleştirelim, iş soğumasın. Habitat Derneği şimdiye kadar 1,3 milyon gence dokunmuş, teşekkür etmekten başka ne diyebilirim buna."
Dünyanın ilk üç boyutlu görüntüleme cihazı tanıtıldı!
Dünyanın ilk üç boyutlu ve insan vücudunu tam olarak tarayabilen görüntüleme cihazı tanıtıldı. Cihaz, insanın tam vücut taramasını 20 – 30 saniye gibi kısa bir sürede tamamlayabiliyor ve mevcut ticari sistemlerden 40 kat daha verimli çalışıyor
Dünyanın ilk üç boyutlu ve insan vücudunu tam olarak tarayabilen görüntüleme cihazı tanıtıldı. Cihaz, insan vücudunu 20-30 saniye gibi çok kısa bir sürede tarayabiliyor. Aynı zamanda tüm vücudun üç boyutlu görüntülerini kısa sürede oluşturabiliyor.
DHA'nın haberine göre; son teknoloji görüntüleme cihazı, günümüzde kullanılan birleşik pozitron emisyon tomografi (PET) ve X ışını bilgisayarlı tomografi (CT)’nin bir birleşimi olarak geliştirildi.
Cihaz, insanın tam vücut taramasını 20 – 30 saniye gibi kısa bir sürede tamamlayabiliyor ve mevcut ticari sistemlerden 40 kat daha verimli çalışıyor. Bu da vücut taramalarında çok daha az radyasyon kullanılması anlamına geliyor.
KANSER HASTALIKLARINI TARAMADA KULLANILACAK
Tarama cihazının, kanser hastalıklarında, hücre temelli tedavilerde, metabolizma bozuklukları ile ilgili tedavilerde, bağışıklıklarla ilgili sorunların teşhis ve tedavisinde çok daha iyi tarama yapabileceği ifade ediliyor.
Cihazın geliştirilmesinde Kaliforniya Üniversitesi’nden Nükleer Tıp Bölüm Başkanı Ramsay Badawi ve Simon Cherry büyük rol oynadı. Cherry yaptığı açıklamada, bu son teknoloji cihaz sayesinde hastayı daha az radyasyona tabi tutarak daha iyi, daha hızlı sonuçlar alınabileceğini kaydetti.
Badawi ise cihazın yakaladığı detayların çok şaşırtıcı olduğunu, sıradan PET taramalarında görülmeyen detayların yeni cihaz sonuçlarında rahatlıkla görülebildiğini belirterek; günümüzde kullanılan başka hiçbir cihazın bunu yapamadığını ve gelişmenin gerçek bir yenilik olduğunu ifade etti.
Cihaz ilk kez 2019’da Kaliforniya’da bir araştırma projesinde kullanılacak.
Dünyanın ilk üç boyutlu ve insan vücudunu tam olarak tarayabilen görüntüleme cihazı tanıtıldı. Cihaz, insan vücudunu 20-30 saniye gibi çok kısa bir sürede tarayabiliyor. Aynı zamanda tüm vücudun üç boyutlu görüntülerini kısa sürede oluşturabiliyor.
DHA'nın haberine göre; son teknoloji görüntüleme cihazı, günümüzde kullanılan birleşik pozitron emisyon tomografi (PET) ve X ışını bilgisayarlı tomografi (CT)’nin bir birleşimi olarak geliştirildi.
Cihaz, insanın tam vücut taramasını 20 – 30 saniye gibi kısa bir sürede tamamlayabiliyor ve mevcut ticari sistemlerden 40 kat daha verimli çalışıyor. Bu da vücut taramalarında çok daha az radyasyon kullanılması anlamına geliyor.
KANSER HASTALIKLARINI TARAMADA KULLANILACAK
Tarama cihazının, kanser hastalıklarında, hücre temelli tedavilerde, metabolizma bozuklukları ile ilgili tedavilerde, bağışıklıklarla ilgili sorunların teşhis ve tedavisinde çok daha iyi tarama yapabileceği ifade ediliyor.
Cihazın geliştirilmesinde Kaliforniya Üniversitesi’nden Nükleer Tıp Bölüm Başkanı Ramsay Badawi ve Simon Cherry büyük rol oynadı. Cherry yaptığı açıklamada, bu son teknoloji cihaz sayesinde hastayı daha az radyasyona tabi tutarak daha iyi, daha hızlı sonuçlar alınabileceğini kaydetti.
Badawi ise cihazın yakaladığı detayların çok şaşırtıcı olduğunu, sıradan PET taramalarında görülmeyen detayların yeni cihaz sonuçlarında rahatlıkla görülebildiğini belirterek; günümüzde kullanılan başka hiçbir cihazın bunu yapamadığını ve gelişmenin gerçek bir yenilik olduğunu ifade etti.
Cihaz ilk kez 2019’da Kaliforniya’da bir araştırma projesinde kullanılacak.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

