Apple‘ın iOS ve Mac OS cihazlarında sunduğu bulut depolama hizmeti iCloud için bugün önemli bir özellik kullanıma sunuldu
Geçtiğimiz saatlerde kullanıma sunulan özellik ile birlikte Apple, kullanıcıların gizliği için iCloud uygulamasına Takma Ad özelliğinin eklendiğini müjdeledi.
Apple iCloud için Takma Ad özelliğini kullanıma sundu!
Apple zaman zaman, iOS ve Mac OS kullanıcılarına sunmuş olduğu bulut depolama hizmeti için önemli özellikler kullanıma sunuyor. Bugün sunulan yeni özellik ile birlikte Apple, kullanıcıların veri gizliliği adına Takma Ad özelliği ile karşımıza çıkıyor. Bu özelliği istediğiniz zaman etkinleştirebileceğinizi de belirten Apple, yeni özelliği ile kullanıcıların kişisel verilerine bir başkası tarafından ulaşılmasını daha da zor hale getirmeyi planlıyor.
Bu özelliği kullanmak için ilk önce iCloud‘un internet sitesine giriş yapmanız gerekiyor. İnternet sitesi üzerinden bilgilerinizi girdikten sonra, cihazınızda yer alan Mail uygulaması açarak aşağıda bahsetmiş olduğumuz adımları izlemeniz gerekiyor.
Sonraki aşamada ise Mail uygulamasından ayarlar menüsüne giderek Tercihlerkısmına tıklamanız gerekiyor. Daha sonrasında ise karşınıza çıkan pencereden Hesaplar kısmından, ad ekle seçeneğine tıklayarak gerekli bilgileri doldurmaya başlayabilirsiniz.
(Shiftdelete)
Yazılım, Bilişim ve Teknoloji Sektörü
Software Development Team
Computer Science / Computer Engineering
Coding is like plugging puzzle pieces together
Anyone Can Build Apps That Impact the World
Düşün, tasarla, kodla...
STEM+A - Science(Fen), Technology(Teknoloji), Engineering(Mühendislik), Mathematics(Matematik), Art(Sanat)
26 Ekim 2018 Cuma
20 Ekim 2018 Cumartesi
İstanbul birinci sırada!
We Are Social isimli dünyanın önde gelen medya analiz kuruluşu, 2018'e dair raporlarını yayımlamaya devam ediyor
We Are Social, internete dair dikkat çekici veriler açıklamaya devam ediyor. Kuruluş son olarak 2018'in son çeyreğine dair Türkiye'yi de yakından igilendiren veriler şu şekilde sıralandı...
İstanbul, 11 milyonu aşan üye sayısıyla dünya genelinde en fazla Facebook kullanıcısına sahip kent konumunda.
Türkiye, dünya genelinde Facebook'un en çok kullanıldığı 9. ülke oldu.
İnternette ürün araştırması yapma konusunda Türkiye dünyanın bir numarası oldu.
We Are Social, internete dair dikkat çekici veriler açıklamaya devam ediyor. Kuruluş son olarak 2018'in son çeyreğine dair Türkiye'yi de yakından igilendiren veriler şu şekilde sıralandı...
İstanbul, 11 milyonu aşan üye sayısıyla dünya genelinde en fazla Facebook kullanıcısına sahip kent konumunda.
Türkiye, dünya genelinde Facebook'un en çok kullanıldığı 9. ülke oldu.
İnternette ürün araştırması yapma konusunda Türkiye dünyanın bir numarası oldu.
Google Maps için önemli güncelleme
Google Maps çok önemli yeni bir özelliğe daha kavuştu
Google’ın dünya çapında kullanılan navigasyon yazılımı, son güncelleme ile gelen yeni özelliğinde bakalım neler sunuyor?
Google Maps, üçüncü parti uygulamalarla gerçek zamanlı konum paylaşabilecek!
Dünya çapında büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olan Google Maps, her geçen gün yepyeni özelliklerle karşımıza çıkmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde elektrikli araçlar için şarj istasyonlarını gösteren bir güncelleme alan uygulama bu defa ise gerçek zamanlı konum paylaşımınoktasında önemli bir adım attı.
Google Maps üzerinde bir süredir kullanımda olan gerçek zamanlı konum paylaşımı için çok başarılı çalıştığını söyleyemezdik. Ancak yeni gelen güncelleme ile işler değişecek gibi gözüküyor.
iOS tarafında da artık kullanılabilir olan gerçek zamanlı konum ve rota paylaşımı, belirlediğiniz süre kadar veya varmak istediğiniz noktaya ulaştığınızda kendiliğinden sonlandırılıyor. İşin en güzel kısmı ise bu özelliği Facebook Messenger, Line ve WhatsApp gibi üçüncü parti uygulamalarla da paylaşabiliyor olmanız.
Bu özelliği kullanmak için yapmanız gerekenler ise son derece basit. Rota oluşturulduktan sonra “˄” butonuna ve sonrasında “Gezi seyrine paylaş”butonuna tıklamanız. Birden fazla kişi içinde kullanabileceğiniz bu özellikle oluşturduğunuz toplantı veya etkinlik için kimin ne zaman geleceğini kolaylıkla öğrenebileceksiniz.
Sürüş, yürüyüş ve bisiklet modu için kullanıma sunulan özelliğin en kısa sürede ülkemizde de kullanıma açılacağı tahmin ediliyor.
(Shiftdelete)
Google’ın dünya çapında kullanılan navigasyon yazılımı, son güncelleme ile gelen yeni özelliğinde bakalım neler sunuyor?
Google Maps, üçüncü parti uygulamalarla gerçek zamanlı konum paylaşabilecek!
Dünya çapında büyük bir kullanıcı kitlesine sahip olan Google Maps, her geçen gün yepyeni özelliklerle karşımıza çıkmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde elektrikli araçlar için şarj istasyonlarını gösteren bir güncelleme alan uygulama bu defa ise gerçek zamanlı konum paylaşımınoktasında önemli bir adım attı.
Google Maps üzerinde bir süredir kullanımda olan gerçek zamanlı konum paylaşımı için çok başarılı çalıştığını söyleyemezdik. Ancak yeni gelen güncelleme ile işler değişecek gibi gözüküyor.
iOS tarafında da artık kullanılabilir olan gerçek zamanlı konum ve rota paylaşımı, belirlediğiniz süre kadar veya varmak istediğiniz noktaya ulaştığınızda kendiliğinden sonlandırılıyor. İşin en güzel kısmı ise bu özelliği Facebook Messenger, Line ve WhatsApp gibi üçüncü parti uygulamalarla da paylaşabiliyor olmanız.
Bu özelliği kullanmak için yapmanız gerekenler ise son derece basit. Rota oluşturulduktan sonra “˄” butonuna ve sonrasında “Gezi seyrine paylaş”butonuna tıklamanız. Birden fazla kişi içinde kullanabileceğiniz bu özellikle oluşturduğunuz toplantı veya etkinlik için kimin ne zaman geleceğini kolaylıkla öğrenebileceksiniz.
Sürüş, yürüyüş ve bisiklet modu için kullanıma sunulan özelliğin en kısa sürede ülkemizde de kullanıma açılacağı tahmin ediliyor.
(Shiftdelete)
Apple'ın yeni saati Türkiye'ye geldi! Fiyatı ne kadar
Apple’ın yeni iPhone modelleriyle birlikte tanıttığı yeni akıllı saati Türkiye pazarında satışa sunuldu. ABD’de fiyatı 399 dolardan başlayan Apple Watch Series 4 Türkiye’de ise 3499 TL’den satılıyor
Apple'ın 12 Eylül’deki etkinliğinde yeni iPhone’lar ile birlikte tanıtılan yeni akıllı saati Apple Watch Series 4 Türkiye pazarına bugün giriş yaptı. Şirketin, iPhone Xs ve iPhone Xs Max ile birlikte tanıttığı Apple Watch'un 4. nesil saatleri, Türkiye’de de satışa sunuldu.
Orijinal tasarımını korurken, spor, sağlık ve iletişim yönünden donanım ve yazılım iyileştirmeleri yapılan yeni nesil Apple Watch’lar, 40 mm ve 44 mm olmak üzere iki farklı ekran boyutuyla geliyor.
ÖZELLİKLERİ NELER?
Force Touch özellikli LTPO OLED Retina ekrana sahip olan saatler, 16 GB depolama kapasitesi, Bluetooth 5.0, yerleşik GPS, GLONASS, Galileo ve QZSS, 64 bit çift çekirdekli işlemciye sahip S4, W3 Apple wireless bağlantı çipi, barometrik altimetre, optik kalp sensörü, elektriksel kalp sensörü, 32 G’ye kadar ölçüm yapabilen gelişmiş ivmeölçer, gelişmiş jiroskop ve ortam ışığı sensörü gibi özelliklere sahip.
KUTUSUNDA NELER VAR?
watchOS 5 işletim sistemiyle çalışan Apple Watch Series 4’ün şarj edilebilir yerleşik lityum iyon pili, 18 saate kadar pil ömrü sunuyor. Apple’ın yeni akıllı saatinde ayrıca 50 metreye kadar suya dayanıklılık özelliği bulunuyor. Yeni akıllı saatin kutusunda ise şunlar yer alıyor: Alüminyum kasa, spor kordon, 1 metrelik manyetik şarj kablosu, 5 W USB güç adaptörü.
TÜRKİYE FİYATI NE?
ABD’de 399 dolardan başlayan fiyat etiketiyle raflara giren Apple Watch Series 4’ün Türkiye fiyatı ise rakiplerine göre oldukça yüksek.
Açıklanan resmi rakama göre Apple Watch Series 4’ün Türkiye fiyatı 3499 TL’den başlıyor. 40 mm’lik Apple Watch 4, 3499 TL; 44 mm’lik Apple Watch 4 ise 3749 TL’lik satış fiyatıyla Türkiye pazarına girdi.
Apple'ın 12 Eylül’deki etkinliğinde yeni iPhone’lar ile birlikte tanıtılan yeni akıllı saati Apple Watch Series 4 Türkiye pazarına bugün giriş yaptı. Şirketin, iPhone Xs ve iPhone Xs Max ile birlikte tanıttığı Apple Watch'un 4. nesil saatleri, Türkiye’de de satışa sunuldu.
Orijinal tasarımını korurken, spor, sağlık ve iletişim yönünden donanım ve yazılım iyileştirmeleri yapılan yeni nesil Apple Watch’lar, 40 mm ve 44 mm olmak üzere iki farklı ekran boyutuyla geliyor.
ÖZELLİKLERİ NELER?
Force Touch özellikli LTPO OLED Retina ekrana sahip olan saatler, 16 GB depolama kapasitesi, Bluetooth 5.0, yerleşik GPS, GLONASS, Galileo ve QZSS, 64 bit çift çekirdekli işlemciye sahip S4, W3 Apple wireless bağlantı çipi, barometrik altimetre, optik kalp sensörü, elektriksel kalp sensörü, 32 G’ye kadar ölçüm yapabilen gelişmiş ivmeölçer, gelişmiş jiroskop ve ortam ışığı sensörü gibi özelliklere sahip.
KUTUSUNDA NELER VAR?
watchOS 5 işletim sistemiyle çalışan Apple Watch Series 4’ün şarj edilebilir yerleşik lityum iyon pili, 18 saate kadar pil ömrü sunuyor. Apple’ın yeni akıllı saatinde ayrıca 50 metreye kadar suya dayanıklılık özelliği bulunuyor. Yeni akıllı saatin kutusunda ise şunlar yer alıyor: Alüminyum kasa, spor kordon, 1 metrelik manyetik şarj kablosu, 5 W USB güç adaptörü.
TÜRKİYE FİYATI NE?
ABD’de 399 dolardan başlayan fiyat etiketiyle raflara giren Apple Watch Series 4’ün Türkiye fiyatı ise rakiplerine göre oldukça yüksek.
Açıklanan resmi rakama göre Apple Watch Series 4’ün Türkiye fiyatı 3499 TL’den başlıyor. 40 mm’lik Apple Watch 4, 3499 TL; 44 mm’lik Apple Watch 4 ise 3749 TL’lik satış fiyatıyla Türkiye pazarına girdi.
Amazon Birleşik Krallık’ta bin kişiyi işe alacak
Amazon, gelecek yıl Manchester'da merkez ofisi açma planları olduğunu ve aynı zamanda Edinburgh ve Cambridge'deki geliştirme merkezi kapasitelerini artıracağını duyurdu
Manchester'daki yeni ofisin, Northern Quarter, Hanover binasında olacağına ve Amazon’un, yazılım geliştirme, yapay zeka öğrenimi ve Ar-Ge alanlarında 600 yeni pozisyon oluşturacağına işaret edildi.
Yeni yapılan yatırımlar sayesinde Cambridge geliştirme merkezinin ek olarak 180, yeni reklam teknolojisi ve kişiselleştirilmiş alışveriş önerileri üzerinde çalışan genişletilmiş Edinburgh geliştirme merkezinin de 250'den fazla yeni pozisyon oluşturacağı bilgisine yer verildi.
Manchester'daki yeni ofisin, Northern Quarter, Hanover binasında olacağına ve Amazon’un, yazılım geliştirme, yapay zeka öğrenimi ve Ar-Ge alanlarında 600 yeni pozisyon oluşturacağına işaret edildi.
Yeni yapılan yatırımlar sayesinde Cambridge geliştirme merkezinin ek olarak 180, yeni reklam teknolojisi ve kişiselleştirilmiş alışveriş önerileri üzerinde çalışan genişletilmiş Edinburgh geliştirme merkezinin de 250'den fazla yeni pozisyon oluşturacağı bilgisine yer verildi.
19 Ekim 2018 Cuma
Bulut teknolojisi yatırımları 10 milyar dolara ulaşacak
Küresel sağlık sektöründe bulut hizmeti yatırımlarının 2020 yılına kadar yaklaşık 10 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor
Teknoloji, sağlık sektörü için kritik çözümlerin daha uygun maliyetle elde etmesini sağlıyor. Hastaneler, mobil cihazlardan sağlık durumunu takip eden sensörlere kadar birçok farklı kaynaktan gelen verilerin miktarının artışıyla başa çıkmak zorunda kalıyor.
Hastaların verilerinin güvenli tutulması, pek çok konuda anlık veri ihtiyacı her yıl giderek büyüyor. Sağlık sektöründen birçok şirkete altyapı hizmeti sunduklarını belirten Radore Veri Merkezi Genel Müdürü Sadi Abalı, "Hastaneler başta olmak üzere tüm sağlık kuruluşları hastalara daha iyi hizmet verebilmek için dijitalleşme konusunda büyük adımlar atıyor. Fakat saklanan tıbbi verilerin boyutlarının oldukça yüksek olması ve hastaların tıbbi bilgilerinin mahremiyetinin sağlanması bu süreçte karşılaşılan en büyük zorluklar. Tüm bunlar düşünüldüğünde sağlık hizmeti veren işletmelerin, BT altyapılarının hızlı ve kesintisiz şekilde hizmet sunabilmesi ve çok daha güvenli ortamlarda barındırılması için güncel teknolojilere ve veri merkezlerine yatırım yaptıklarını gözlemliyoruz" diye konuştu.
KESİNTİYE TAHAMMÜL YOK
Dünyanın en iyi altyapılarında dahi yedeklilik sağlanmadığı taktirde aksaklık yaşanabiliyor. Bu sebeple ana sisteme yapılan yatırım ne kadar büyük olursa olsun, uygun bir yedekleme altyapısı gerekiyor. Herhangi bir elektrik kesintisi ya da doğal afete karşı hazırlıklı olan veri merkezleri, herhangi bir sağlık kuruluşunda sağlanamayacak yedekleme ve kurtarma altyapısına sahip.
Böylece hem yedekli altyapılar hem de yedeği alınan veriler sayesinde, yaşanan kesintiler kullanıcılara hiç yansımadan ortadan kaldırılabiliyor.
(Sabah)
Teknoloji, sağlık sektörü için kritik çözümlerin daha uygun maliyetle elde etmesini sağlıyor. Hastaneler, mobil cihazlardan sağlık durumunu takip eden sensörlere kadar birçok farklı kaynaktan gelen verilerin miktarının artışıyla başa çıkmak zorunda kalıyor.
Hastaların verilerinin güvenli tutulması, pek çok konuda anlık veri ihtiyacı her yıl giderek büyüyor. Sağlık sektöründen birçok şirkete altyapı hizmeti sunduklarını belirten Radore Veri Merkezi Genel Müdürü Sadi Abalı, "Hastaneler başta olmak üzere tüm sağlık kuruluşları hastalara daha iyi hizmet verebilmek için dijitalleşme konusunda büyük adımlar atıyor. Fakat saklanan tıbbi verilerin boyutlarının oldukça yüksek olması ve hastaların tıbbi bilgilerinin mahremiyetinin sağlanması bu süreçte karşılaşılan en büyük zorluklar. Tüm bunlar düşünüldüğünde sağlık hizmeti veren işletmelerin, BT altyapılarının hızlı ve kesintisiz şekilde hizmet sunabilmesi ve çok daha güvenli ortamlarda barındırılması için güncel teknolojilere ve veri merkezlerine yatırım yaptıklarını gözlemliyoruz" diye konuştu.
KESİNTİYE TAHAMMÜL YOK
Dünyanın en iyi altyapılarında dahi yedeklilik sağlanmadığı taktirde aksaklık yaşanabiliyor. Bu sebeple ana sisteme yapılan yatırım ne kadar büyük olursa olsun, uygun bir yedekleme altyapısı gerekiyor. Herhangi bir elektrik kesintisi ya da doğal afete karşı hazırlıklı olan veri merkezleri, herhangi bir sağlık kuruluşunda sağlanamayacak yedekleme ve kurtarma altyapısına sahip.
Böylece hem yedekli altyapılar hem de yedeği alınan veriler sayesinde, yaşanan kesintiler kullanıcılara hiç yansımadan ortadan kaldırılabiliyor.
(Sabah)
18 Ekim 2018 Perşembe
Milli yazılım Pardus Havelsan'a geçiyor
TÜBİTAK tarafından geliştirilen milli yazılım Pardus, Havelsan'a geçiyor
Milli yazılım Pardus'un, Havelsan’a geçişi gündemde. Bir önceki Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün sözlü olarak onay verdiği sürecin yeni teknoloji bakanı döneminde tamamlanması öngörülüyor. TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi'nce (ULAKBİM) geliştirilen Pardus’un tüm yazılım, altyapı ve dağıtım işlerine Havelsan talip oldu.
ÖNCE MARKAYI İSTEDİ
Bu amaçla, Açık Kaynak Komitesi’ne başvuran Havelsan’ın Pardus markasını istediği ancak kabul görmeyince servis, bakım ve yaygınlaşma tarafına talip olduğu ifade edildi. Türkiye’nin bilişim alanında daha bağımsız hareket edebilmesine imkanı sağlayacak, stratejik önemdeki Pardus aynı zamanda milyarlaca liranın yabancı yazılım şirketlerine gitmesini de önleyecek. Bu anlamda, sistemin daha hızlı ve etkin şekilde hangi kurum tarafından geliştirilebileceği konusu uzun süredir gündemdeydi.
İŞ BAKANIN İMZASINA KALDI
Edinilen bilgiye göre, TÜBİTAK yazılımın geliştirilme işini tümüyle vermek istemede de Havelsan, bu konuda yoğun ve ısrarcı bir çaba gösterdi. İki kurumun rekabetine sebep olan Pardus için “TÜBİTAK geliştirmeye devam etsin, yaygınlaşma işini Havelsan üstlensin” formülünün gelinen son aşamada kabul gördüğü ifade ediliyor. Pardus’un Havelsan’a verilmesine kesin gözüyle bakılırken işin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın imzasına kaldığı belirtiliyor. Bu kararda Havelsan’ın TUBİTAK’a göre esnek kurumsal yapısı, süreci yürütecek bilişim uzmanları istihdamında daha kolay hareket edebilme imkanı öne çıkmış durumda.
MALİ VE KURUMSAL YAPIDA HAVELSAN ÖNDE
Bu projeye kaynak ayırma konusunda da Havelsan’ın bir adım önde olduğu belirtiliyor. Ayrıca, kurumun askeri teknolojiler alanında geliştirdiği yazılım ve ürünlerin de ilgili nihai kararın şekilllenmesinde etkili olduğu ifade ediliyor. Özellikle Havelsan’a geçiş süreciyle birlikte Pardus’un geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının hız kazanacağı da düşünülüyor.
HUKUKİ DURUM NETLEŞECEK
Pardus, şu anda Havelsan’ın dönüşüm ortağı durumunda görülüyor. Yeni kararla hukuki ve teknik zemin netleşmiş olacak. Pardus, alt yapısını Türk mühendislerinin geliştirdiği Debian GNU/Linux temelli açık kaynak kodlu ücretsiz bir işletim sistemi olma özelliği taşıyor. Pardus’un kamu kurumları ve yerel yönetimlerde kullanılmasına öncelik verilmiş durumda. Bu geçişin başarısı için yazılımın uzman ekiplerce sürekli güncellenmesi, geliştirilmesi ve ilgili kurumların eğitimlerinin tamamlanması gerekiyor.
Pardus stratejik önemde
Kamu ve belediyeler başta olmak üzere birçok kurumun Pardus’a geçiş süreci devam ediyor. Kişisel veya kurumsal kullanımların yabancı yazılımlarla rekabet edebilir olması için TÜBİTAK ULAKBİM bünyesinde geliştirme işi devam ettiriliyor.
KAMUYA ÖNCELİK
Milli yazılım stratejik alanlarda güvenliği sağlaması yanında Türkiye’ye bilişim sektöründe de bağımsız hareket edebilme imkanı sağlayacak. Geçtiğimiz eylül ayında Pardus’a geçen belediyelerin şimdiden 39 milyon lira tasarruf sağladığı ifade edilmişti. İthal yazılımla harcanan maliyetleri azaltacak sistemin orta ve uzun vadede, milyarlarca dolar tasarruf sağlaması bekleniyor.
Milli yazılım Pardus'un, Havelsan’a geçişi gündemde. Bir önceki Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün sözlü olarak onay verdiği sürecin yeni teknoloji bakanı döneminde tamamlanması öngörülüyor. TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi'nce (ULAKBİM) geliştirilen Pardus’un tüm yazılım, altyapı ve dağıtım işlerine Havelsan talip oldu.
ÖNCE MARKAYI İSTEDİ
Bu amaçla, Açık Kaynak Komitesi’ne başvuran Havelsan’ın Pardus markasını istediği ancak kabul görmeyince servis, bakım ve yaygınlaşma tarafına talip olduğu ifade edildi. Türkiye’nin bilişim alanında daha bağımsız hareket edebilmesine imkanı sağlayacak, stratejik önemdeki Pardus aynı zamanda milyarlaca liranın yabancı yazılım şirketlerine gitmesini de önleyecek. Bu anlamda, sistemin daha hızlı ve etkin şekilde hangi kurum tarafından geliştirilebileceği konusu uzun süredir gündemdeydi.
İŞ BAKANIN İMZASINA KALDI
Edinilen bilgiye göre, TÜBİTAK yazılımın geliştirilme işini tümüyle vermek istemede de Havelsan, bu konuda yoğun ve ısrarcı bir çaba gösterdi. İki kurumun rekabetine sebep olan Pardus için “TÜBİTAK geliştirmeye devam etsin, yaygınlaşma işini Havelsan üstlensin” formülünün gelinen son aşamada kabul gördüğü ifade ediliyor. Pardus’un Havelsan’a verilmesine kesin gözüyle bakılırken işin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın imzasına kaldığı belirtiliyor. Bu kararda Havelsan’ın TUBİTAK’a göre esnek kurumsal yapısı, süreci yürütecek bilişim uzmanları istihdamında daha kolay hareket edebilme imkanı öne çıkmış durumda.
MALİ VE KURUMSAL YAPIDA HAVELSAN ÖNDE
Bu projeye kaynak ayırma konusunda da Havelsan’ın bir adım önde olduğu belirtiliyor. Ayrıca, kurumun askeri teknolojiler alanında geliştirdiği yazılım ve ürünlerin de ilgili nihai kararın şekilllenmesinde etkili olduğu ifade ediliyor. Özellikle Havelsan’a geçiş süreciyle birlikte Pardus’un geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının hız kazanacağı da düşünülüyor.
HUKUKİ DURUM NETLEŞECEK
Pardus, şu anda Havelsan’ın dönüşüm ortağı durumunda görülüyor. Yeni kararla hukuki ve teknik zemin netleşmiş olacak. Pardus, alt yapısını Türk mühendislerinin geliştirdiği Debian GNU/Linux temelli açık kaynak kodlu ücretsiz bir işletim sistemi olma özelliği taşıyor. Pardus’un kamu kurumları ve yerel yönetimlerde kullanılmasına öncelik verilmiş durumda. Bu geçişin başarısı için yazılımın uzman ekiplerce sürekli güncellenmesi, geliştirilmesi ve ilgili kurumların eğitimlerinin tamamlanması gerekiyor.
Pardus stratejik önemde
Kamu ve belediyeler başta olmak üzere birçok kurumun Pardus’a geçiş süreci devam ediyor. Kişisel veya kurumsal kullanımların yabancı yazılımlarla rekabet edebilir olması için TÜBİTAK ULAKBİM bünyesinde geliştirme işi devam ettiriliyor.
KAMUYA ÖNCELİK
Milli yazılım stratejik alanlarda güvenliği sağlaması yanında Türkiye’ye bilişim sektöründe de bağımsız hareket edebilme imkanı sağlayacak. Geçtiğimiz eylül ayında Pardus’a geçen belediyelerin şimdiden 39 milyon lira tasarruf sağladığı ifade edilmişti. İthal yazılımla harcanan maliyetleri azaltacak sistemin orta ve uzun vadede, milyarlarca dolar tasarruf sağlaması bekleniyor.
Vatandaş satın aldığı ürünü 'cep'ten denetleyebilecek
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ürün künyesi kapsamında geliştirilen "Hal Kayıt Sistemi (HKS) Mobil" uygulamasıyla vatandaşın, satın aldığı üründe her tür bilgiyi cep telefonundan görebileceğini belirtti
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AA muhabirine, "5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna" istinaden sebze ve meyve ticaretinde bildirim modelinin hayata geçtiğini hatırlattı.
Bu modelin uygulanmasını sağlayan Hal Kayıt Sistemi'nin Ticaret Bakanlığının bünyesinde faaliyete alındığını anlatan Pekcan, uygulamayla sebze ve meyve ticaretine ilişkin güncel veri tabanının oluşturulması ve söz konusu ticaretin elektronik ortamda takip edilmesinin amaçlandığını bildirdi.
Pekcan, ürün künyesiyle sebze ve meyve ticaretinde şeffaflığın sağlanmasını amaçladıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Söz konusu künyelerde malın üretim ya da ithal tarihi, üreticinin adı soyadı, ticaret unvanı, malın miktarı, üretim yeri ya da gümrük kapısı, üretim şekli (iyi tarım, organik, geleneksel) malın alış fiyatı ve işletme adı (malın bulunduğu kişi ya da yer) gibi bilgiler yer alıyor. Malların toptan ve perakende satışında bulundurulması gereken bu künyeler, sebze ve meyveler için adeta bir kimlik vazifesi görüyor. Künye numaralarının sorgulanmasıyla sebze ve meyvelere ilişkin perakendecinin alış fiyatı dahil her aşamada oluşan fiyat bilgilerine de ulaşabilmesi mümkün olacak."
MOBİL UYGULAMA İLE TÜKETİCİYE KOLAYLIK
Tüketiciler tarafından sorgulama işleminin "www.hal.gov.tr" web adresi üzerinden ya da "444 0 425" numaralı HKS Çağrı Merkezi aracılığıyla yapılabildiğine işaret eden Pekcan, ayrıca, "HKS Mobil" uygulamasının tüketicilerin kullanımına sunulduğunu kaydetti.
Pekcan, söz konusu mobil uygulamayla ürün künyelerinde yer alan karekodların sorgulanmasına imkan tanındığını anlatarak, böylece tüketicilerin ürüne ilişkin bilgilere daha kolay ve hızlı şekilde erişebilmesinin sağlandığını ifade etti.
Ürün künyesi kapsamında geliştirilen mobil uygulamayla vatandaşların satın aldığı meyve ve sebzenin üreticisi, üretim tarihi ve yeri, üreticiden tüketiciye ulaşana kadar alış, satış birim fiyatları gibi her türlü bilgiyi cep telefonundan görebileceğini belirten Pekcan, "Bu şekilde fahiş fiyat artışı varsa tespit edebilecek, vatandaşlarımız bir anlamda kendi denetimini kendisi yapmış olacak." dedi.
Pekcan, Bakanlığın son dönemde fırsatçılık yapmaya çalışanlara yönelik denetim çalışmalarına etkin bir şekilde devam ettiğine dikkati çekerek, bu uygulamalarla enflasyonla mücadeleye de katkı sağlanacağını kaydetti.
MARKETLERDEN SONRA SIRA PAZAR YERLERİNDE
Ürün künyesi uygulamasının marketlerde kullanılmaya başlandığına işaret eden Pekcan, ürün künyesi ve mobil uygulama sistemini diğer tarım ürünleri ve başta pazar yerleri olmak üzere tüm perakende satış noktalarında yaygınlaştıracaklarını ve kamuoyunda bilinirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapacaklarını bildirdi.
Pekcan ayrıca, tüketici sağlığının korunması açısından özel önem taşıyan, üretim esnasında kullanılan tarımsal ilaç ve gübre bilgilerinin gelecek dönemde künyede yer almasına yönelik çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte sürdürüldüğünü ifade ederek, "Tarım ve Orman Bakanlığından ilgili bilgi paylaşımına müteakip bu bilgilerin de ürün künyesinde yer alması için altyapımız hazırdır." dedi.
Bakan Pekcan, "Tüketicilerimizin ürünlere ilişkin detaylı bilgilere ulaşabilmesi ve tercihlerini bu bilgiler ışığında kullanmasıyla gıda güvenilirliğine yönelik etkin bir takip mekanizmasının oluşması hedeflenmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AA muhabirine, "5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna" istinaden sebze ve meyve ticaretinde bildirim modelinin hayata geçtiğini hatırlattı.
Bu modelin uygulanmasını sağlayan Hal Kayıt Sistemi'nin Ticaret Bakanlığının bünyesinde faaliyete alındığını anlatan Pekcan, uygulamayla sebze ve meyve ticaretine ilişkin güncel veri tabanının oluşturulması ve söz konusu ticaretin elektronik ortamda takip edilmesinin amaçlandığını bildirdi.
Pekcan, ürün künyesiyle sebze ve meyve ticaretinde şeffaflığın sağlanmasını amaçladıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Söz konusu künyelerde malın üretim ya da ithal tarihi, üreticinin adı soyadı, ticaret unvanı, malın miktarı, üretim yeri ya da gümrük kapısı, üretim şekli (iyi tarım, organik, geleneksel) malın alış fiyatı ve işletme adı (malın bulunduğu kişi ya da yer) gibi bilgiler yer alıyor. Malların toptan ve perakende satışında bulundurulması gereken bu künyeler, sebze ve meyveler için adeta bir kimlik vazifesi görüyor. Künye numaralarının sorgulanmasıyla sebze ve meyvelere ilişkin perakendecinin alış fiyatı dahil her aşamada oluşan fiyat bilgilerine de ulaşabilmesi mümkün olacak."
MOBİL UYGULAMA İLE TÜKETİCİYE KOLAYLIK
Tüketiciler tarafından sorgulama işleminin "www.hal.gov.tr" web adresi üzerinden ya da "444 0 425" numaralı HKS Çağrı Merkezi aracılığıyla yapılabildiğine işaret eden Pekcan, ayrıca, "HKS Mobil" uygulamasının tüketicilerin kullanımına sunulduğunu kaydetti.
Pekcan, söz konusu mobil uygulamayla ürün künyelerinde yer alan karekodların sorgulanmasına imkan tanındığını anlatarak, böylece tüketicilerin ürüne ilişkin bilgilere daha kolay ve hızlı şekilde erişebilmesinin sağlandığını ifade etti.
Ürün künyesi kapsamında geliştirilen mobil uygulamayla vatandaşların satın aldığı meyve ve sebzenin üreticisi, üretim tarihi ve yeri, üreticiden tüketiciye ulaşana kadar alış, satış birim fiyatları gibi her türlü bilgiyi cep telefonundan görebileceğini belirten Pekcan, "Bu şekilde fahiş fiyat artışı varsa tespit edebilecek, vatandaşlarımız bir anlamda kendi denetimini kendisi yapmış olacak." dedi.
Pekcan, Bakanlığın son dönemde fırsatçılık yapmaya çalışanlara yönelik denetim çalışmalarına etkin bir şekilde devam ettiğine dikkati çekerek, bu uygulamalarla enflasyonla mücadeleye de katkı sağlanacağını kaydetti.
MARKETLERDEN SONRA SIRA PAZAR YERLERİNDE
Ürün künyesi uygulamasının marketlerde kullanılmaya başlandığına işaret eden Pekcan, ürün künyesi ve mobil uygulama sistemini diğer tarım ürünleri ve başta pazar yerleri olmak üzere tüm perakende satış noktalarında yaygınlaştıracaklarını ve kamuoyunda bilinirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapacaklarını bildirdi.
Pekcan ayrıca, tüketici sağlığının korunması açısından özel önem taşıyan, üretim esnasında kullanılan tarımsal ilaç ve gübre bilgilerinin gelecek dönemde künyede yer almasına yönelik çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte sürdürüldüğünü ifade ederek, "Tarım ve Orman Bakanlığından ilgili bilgi paylaşımına müteakip bu bilgilerin de ürün künyesinde yer alması için altyapımız hazırdır." dedi.
Bakan Pekcan, "Tüketicilerimizin ürünlere ilişkin detaylı bilgilere ulaşabilmesi ve tercihlerini bu bilgiler ışığında kullanmasıyla gıda güvenilirliğine yönelik etkin bir takip mekanizmasının oluşması hedeflenmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
13 Ekim 2018 Cumartesi
ABD yargı sistemine Türk yazılımı
Stanford Üniversitesi’deki Türk yazılımcı ekibi, ABD yargı sisteminin anlaşılabilmesi için geliştirdiği algoritmayla 80 proje içinden birinci oldu
Türk yazılımcıların başarı hikâyeleri dünyada adını duyurmaya devam ediyor. Bunlardan biri de dünyanın en önemli üniversitelerinden Stanford’taki Günhan Pikdöken, Emre Ar, Bahadır Cankardeş, ve Şuayip Ekmekçi’den oluşan Türk ekibinin sunduğu çözüm oldu. ABD’deki karmaşık hukuk sisteminden yola çıkan Türk ekip, hukuktan anlamayan kişilerin bu alanda bilgi sahibi olabilmesi için yola çıktı. ABD Eyalet Mahkemeleri Ulusal Merkezi’nin (NCSC) eyalet yargı ağının tasarlanması ve halka tanıtılması için açtığı proje yarışmasına katılan Türk yazılımcılar, geliştirdikleri algoritmayla 80 farklı ekibi geçerek birinci olmayı başardı.
ABD DIŞINDA TEK EKİP
Hayata geçirdikleri projeyi anlatan Günhan Pikdöken, “Yargıçlar, mahkeme çalışanları, avukatlar, öğrenciler, akademisyenler ve jüri üyeleri gibi hukuk eğitimi almayan kişilerin ABD’nin karmaşık eyalet yapısını anlayabilmesi oldukça güç. Eyaletlerin farklı adli sistemlerini karşılaştırılamıyor. Temyiz süreçleri anlaşılmıyor. Mahkeme istatistiklerinin inceleyebilmesi, görüntüleyebilmesi ve karşılaştırabilmesi oldukça güç. Bu sorunlara çözüm bulmak için NCSC tarafından bir haftalık bir Hackaton formatında düzenlendi. Projenin amaçlarından biri de, görsel interaktif öğeler kullanılması suretiyle, eyaletlerin karmaşık adalet yapısının sıradan vatandaşlarca anlaşılabilmesi ve vatandaş ile mahkemeler arasındaki doğal boşluğun kapatılmasıydı” dedi.
TEK YABANCI EKİP
Yarışmadaki tek yabancı ekibin kendilerinin olduğunu ifade eden Pikdöken, “Yazdığımız algoritmalar, yarattığımız görseller, ve yüksek hızda data işleyebilen platformumuz yarışma şartlarının tamamını karşılayan tek platform olarak jüri üyeleri tarafından birinci seçildi ve 5 bin dolar değerinde para ödülüne hak kazandık. Adalet sisteminin görsel yapısının yaratılması ve interaktif olarak düzenlenmesi açısından böyle bir proje yarışması ilk defa yapıldı. Yarattığımız çözüm platformunun yaklaşık 4 haftalık bir süre içinde son kullanıcılara açılması planlanıyor” diye konuştu. Bir sonraki aşama olarak NCSC ve ABD Eyalet Mahkemeleri İstatistik Merkezi ile çalışmaya devam edeceklerini anlatan Pikdöken, “Tüm eyaletlerde görülen dava adedi, türü, sonucu, süresi gibi dava istatistiklerini içeren büyük veriyi (Big Data), eyaletlerin beşeri ve sosyoekonomik yapısıyla eşleyerek dava istatistikleri üzerinden tahmin yapabilen yapay zekâ bazlı bir algoritma ve arayüz üzerinde odaklanacağız” diye konuştu.
(Hürriyet / Ahmet Can)
Türk yazılımcıların başarı hikâyeleri dünyada adını duyurmaya devam ediyor. Bunlardan biri de dünyanın en önemli üniversitelerinden Stanford’taki Günhan Pikdöken, Emre Ar, Bahadır Cankardeş, ve Şuayip Ekmekçi’den oluşan Türk ekibinin sunduğu çözüm oldu. ABD’deki karmaşık hukuk sisteminden yola çıkan Türk ekip, hukuktan anlamayan kişilerin bu alanda bilgi sahibi olabilmesi için yola çıktı. ABD Eyalet Mahkemeleri Ulusal Merkezi’nin (NCSC) eyalet yargı ağının tasarlanması ve halka tanıtılması için açtığı proje yarışmasına katılan Türk yazılımcılar, geliştirdikleri algoritmayla 80 farklı ekibi geçerek birinci olmayı başardı.
ABD DIŞINDA TEK EKİP
Hayata geçirdikleri projeyi anlatan Günhan Pikdöken, “Yargıçlar, mahkeme çalışanları, avukatlar, öğrenciler, akademisyenler ve jüri üyeleri gibi hukuk eğitimi almayan kişilerin ABD’nin karmaşık eyalet yapısını anlayabilmesi oldukça güç. Eyaletlerin farklı adli sistemlerini karşılaştırılamıyor. Temyiz süreçleri anlaşılmıyor. Mahkeme istatistiklerinin inceleyebilmesi, görüntüleyebilmesi ve karşılaştırabilmesi oldukça güç. Bu sorunlara çözüm bulmak için NCSC tarafından bir haftalık bir Hackaton formatında düzenlendi. Projenin amaçlarından biri de, görsel interaktif öğeler kullanılması suretiyle, eyaletlerin karmaşık adalet yapısının sıradan vatandaşlarca anlaşılabilmesi ve vatandaş ile mahkemeler arasındaki doğal boşluğun kapatılmasıydı” dedi.
TEK YABANCI EKİP
Yarışmadaki tek yabancı ekibin kendilerinin olduğunu ifade eden Pikdöken, “Yazdığımız algoritmalar, yarattığımız görseller, ve yüksek hızda data işleyebilen platformumuz yarışma şartlarının tamamını karşılayan tek platform olarak jüri üyeleri tarafından birinci seçildi ve 5 bin dolar değerinde para ödülüne hak kazandık. Adalet sisteminin görsel yapısının yaratılması ve interaktif olarak düzenlenmesi açısından böyle bir proje yarışması ilk defa yapıldı. Yarattığımız çözüm platformunun yaklaşık 4 haftalık bir süre içinde son kullanıcılara açılması planlanıyor” diye konuştu. Bir sonraki aşama olarak NCSC ve ABD Eyalet Mahkemeleri İstatistik Merkezi ile çalışmaya devam edeceklerini anlatan Pikdöken, “Tüm eyaletlerde görülen dava adedi, türü, sonucu, süresi gibi dava istatistiklerini içeren büyük veriyi (Big Data), eyaletlerin beşeri ve sosyoekonomik yapısıyla eşleyerek dava istatistikleri üzerinden tahmin yapabilen yapay zekâ bazlı bir algoritma ve arayüz üzerinde odaklanacağız” diye konuştu.
(Hürriyet / Ahmet Can)
12 Ekim 2018 Cuma
Dijital reklam yatırımlarında yüzde 14'lük artış
Türkiye'de yılın ilk yarısında dijital reklam yatırımları 2017'nin aynı dönemine göre yüzde 14 artarak bir milyar 213 milyon liraya yükseldi
IAB Türkiye'nin açıklamasına göre, dijital reklam pazarı 2018'in ilk yarısında 1,213 milyar liraya ulaştı.
Söz konusu dönemde, display reklam yatırımlarındaki büyüme oranı da yüzde 14'ü buldu. Bu alandaki yatırımlar 704 milyon lira oldu. Display reklamlar kategorisinde en büyük payı 500 milyon TL ile "gösterim" ya da "tıklama bazlı reklam yatırımları" aldı.
Video reklam yatırımları yüzde 27'lik büyümeyle 156 milyon TL olarak gerçekleşirken, native 48 milyon liraya ulaştı. Ücretli sıralama yatırımlarını içeren "arama motoru reklam yatırımlarının" büyüklüğü 444 milyon TL olurken, "ilan sayfaları reklam yatırımları" 55 milyon TL'ye çıktı. Son dönemlerde küçülme gözlemlenen e-posta, ilk 6 ayda yaklaşık 3 milyon liralık yatırımla bir önceki dönemle aynı kaldı. Oyun İçi reklamlar ise 7 milyon liralık büyüklüğe erişti.
Mobil reklam yatırımları 621 milyon liraya yükseldi
Mobil reklam yatırımları 621 milyon TL olurken, 205 milyon liralık büyüklüğe ulaşan sosyal medya reklamlarının yüzde 77'si mobil cihazlarda yer aldı. Programatik satın alma 2018'nin ilk yarısında da artışını sürdürdü ve büyüklüğü 809 milyon liraya çıktı.
Açıklamada verilere ilişkin değerlendirmeleri yer alan IAB Türkiye Başkanı Mahmut Kurşun, geçen yıl küresel ölçekte dijitalin televizyonu geçerek en büyük mecra konumuna ulaştığını anımsattı.
Bu bağlamda Türkiye'de ilk 6 ayda yine çift haneli büyüme yaşanmasının önemli olduğunu kaydeden Kurşun, şu bilgileri verdi:
"İkinci yarıda yaşanan dalgalanma nedeniyle biraz yavaşlama beklenebilir. Ancak bu tür dönemlerde reklam yatırımını durdurmayan markaların orta-uzun vadede kazançlı olacağı bilinen bir gerçek. Dijitalin bu bilince sahip markalar için ideal reklam mecrası olduğu da bir diğer gerçek. IAB Türkiye olarak tüm markaları veriye dayalı satın alma yapmaya, kampanya değerlendirmelerini veriye dayandırmaya, verimli yatırım yaparak ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz."
IAB Türkiye'nin açıklamasına göre, dijital reklam pazarı 2018'in ilk yarısında 1,213 milyar liraya ulaştı.
Söz konusu dönemde, display reklam yatırımlarındaki büyüme oranı da yüzde 14'ü buldu. Bu alandaki yatırımlar 704 milyon lira oldu. Display reklamlar kategorisinde en büyük payı 500 milyon TL ile "gösterim" ya da "tıklama bazlı reklam yatırımları" aldı.
Video reklam yatırımları yüzde 27'lik büyümeyle 156 milyon TL olarak gerçekleşirken, native 48 milyon liraya ulaştı. Ücretli sıralama yatırımlarını içeren "arama motoru reklam yatırımlarının" büyüklüğü 444 milyon TL olurken, "ilan sayfaları reklam yatırımları" 55 milyon TL'ye çıktı. Son dönemlerde küçülme gözlemlenen e-posta, ilk 6 ayda yaklaşık 3 milyon liralık yatırımla bir önceki dönemle aynı kaldı. Oyun İçi reklamlar ise 7 milyon liralık büyüklüğe erişti.
Mobil reklam yatırımları 621 milyon liraya yükseldi
Mobil reklam yatırımları 621 milyon TL olurken, 205 milyon liralık büyüklüğe ulaşan sosyal medya reklamlarının yüzde 77'si mobil cihazlarda yer aldı. Programatik satın alma 2018'nin ilk yarısında da artışını sürdürdü ve büyüklüğü 809 milyon liraya çıktı.
Açıklamada verilere ilişkin değerlendirmeleri yer alan IAB Türkiye Başkanı Mahmut Kurşun, geçen yıl küresel ölçekte dijitalin televizyonu geçerek en büyük mecra konumuna ulaştığını anımsattı.
Bu bağlamda Türkiye'de ilk 6 ayda yine çift haneli büyüme yaşanmasının önemli olduğunu kaydeden Kurşun, şu bilgileri verdi:
"İkinci yarıda yaşanan dalgalanma nedeniyle biraz yavaşlama beklenebilir. Ancak bu tür dönemlerde reklam yatırımını durdurmayan markaların orta-uzun vadede kazançlı olacağı bilinen bir gerçek. Dijitalin bu bilince sahip markalar için ideal reklam mecrası olduğu da bir diğer gerçek. IAB Türkiye olarak tüm markaları veriye dayalı satın alma yapmaya, kampanya değerlendirmelerini veriye dayandırmaya, verimli yatırım yaparak ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz."
600 milyar euroluk uyarı
Avrupa bilişim politikalarını belirleyen ve Avrupa’nın bilişimde en büyük sivil toplum kuruluşu olan Avrupa Mesleki Bilişim Dernekleri Konseyi (CEPIS) ile işirliği yapan Türkiye Bilişim Derneği’nden Türk firmalara ihracat konusunda uyarı geldi.
TBD Başkanı Rahmi Aktepe, “Avrupa Konseyi 2020 yılında 600 milyar Euro’ya ulaşması beklenen siber güvenlik pazarında Avrupalı şirketlerin daha fazla yer almasını sağlamak amacıyla yeni kriterler belirlemeye hazırlanıyor. Avrupa’ya yazılım ihraç etmek istiyorsanız, onların kriterlerine uymak zorundasınız” dedi.
AVRUPA DAHA ÇOK İSTİYOR
Siber güvenlik pazarında Avrupalı şirketlerin payının 10 milyar Euro’da kalması üzerine Avrupa Konseyi’nin bu payı artırmak için harekete geçtiğini belirten Rahmi Aktepe, şunları söyledi: ”Avrupa Konseyi, ‘Avrupa Siber Güvenlik Endüstrisi, Teknoloji ve Araştırma Yetkinlik Merkezi ve Ulusal Koordinasyon Merkezleri Ağı’nın kurulması’ düzenlemesi ile kriterleri artırarak, Avrupa ülkeleri dışından yazılım ihracatını zorlaştırıyor. CEPIS’in de aktif katkısıyla alınan bu kararlar ile Avrupa siber güvenlik kriterlerini arttırarak yazılım ithalatında büyük kısıtlamalara gidiyor.
HIZLI DAVRANMALI
Bu kararlardan Avrupa bünyesinde yer alan bilişim şirketlerinden daha çok Avrupa dışında yer alan şirketler etkilenecek. Siber güvenlik gerekçesiyle Avrupa ülkeleri dışında kriterlere uymayan firmalarla işbirliğine gitmeyecek, Avrupa’da yazılım satışına izin vermeyecek. Avrupa artık siber güvenliği tek merkezden yönetmek ve Avrupa’da kullanılacak yazılımı bu merkezin belirlediği kriterler ile kullanma kararı alıyor. Yani, Avrupa’ya yazılım ihraç etmek istiyorsanız, onların kriterlerine uymak zorundasınız. Biz TBD olarak, bu oluşumun içindeyiz ve kriterleri belirlemede söz sahibiyiz. Türk şirketlerini de yakından ilgilendiren TBD birlikteliği sayesinde Avrupa’ya ihracat kriterlerine hızlıca ayak uydurma şansına sahibiz.”
TBD Başkanı Rahmi Aktepe, “Avrupa Konseyi 2020 yılında 600 milyar Euro’ya ulaşması beklenen siber güvenlik pazarında Avrupalı şirketlerin daha fazla yer almasını sağlamak amacıyla yeni kriterler belirlemeye hazırlanıyor. Avrupa’ya yazılım ihraç etmek istiyorsanız, onların kriterlerine uymak zorundasınız” dedi.
AVRUPA DAHA ÇOK İSTİYOR
Siber güvenlik pazarında Avrupalı şirketlerin payının 10 milyar Euro’da kalması üzerine Avrupa Konseyi’nin bu payı artırmak için harekete geçtiğini belirten Rahmi Aktepe, şunları söyledi: ”Avrupa Konseyi, ‘Avrupa Siber Güvenlik Endüstrisi, Teknoloji ve Araştırma Yetkinlik Merkezi ve Ulusal Koordinasyon Merkezleri Ağı’nın kurulması’ düzenlemesi ile kriterleri artırarak, Avrupa ülkeleri dışından yazılım ihracatını zorlaştırıyor. CEPIS’in de aktif katkısıyla alınan bu kararlar ile Avrupa siber güvenlik kriterlerini arttırarak yazılım ithalatında büyük kısıtlamalara gidiyor.
HIZLI DAVRANMALI
Bu kararlardan Avrupa bünyesinde yer alan bilişim şirketlerinden daha çok Avrupa dışında yer alan şirketler etkilenecek. Siber güvenlik gerekçesiyle Avrupa ülkeleri dışında kriterlere uymayan firmalarla işbirliğine gitmeyecek, Avrupa’da yazılım satışına izin vermeyecek. Avrupa artık siber güvenliği tek merkezden yönetmek ve Avrupa’da kullanılacak yazılımı bu merkezin belirlediği kriterler ile kullanma kararı alıyor. Yani, Avrupa’ya yazılım ihraç etmek istiyorsanız, onların kriterlerine uymak zorundasınız. Biz TBD olarak, bu oluşumun içindeyiz ve kriterleri belirlemede söz sahibiyiz. Türk şirketlerini de yakından ilgilendiren TBD birlikteliği sayesinde Avrupa’ya ihracat kriterlerine hızlıca ayak uydurma şansına sahibiz.”
11 Ekim 2018 Perşembe
Alibaba CEO'su Jack Ma: Nakitsiz toplum istiyorum
Çin merkezli e-ticaret devi Alibaba’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve yatırımcı Jack Ma, Bitcoin ve blockchain (blok zinciri) teknolojisine odaklandığını ve nakitsiz bir toplumun oluşturulması yollarını araştırdığını söyledi.
Alibaba Yönetim Kurulu Başkanı Jack Ma, henüz Bitcoin ve diğer önemli kripto para birimlerinin piyasaya hangi yönde değer katabileceğini araştırdığını fakat blok zinciri teknolojisinin nakitsiz bir toplum için güçlü bir inovasyon olduğunu belirtti.
“Nakitsiz topluma ve blok zinciri teknolojisiyle ilgileniyorum. Alibaba ve benim işim, dünyayı nakit kullanılmayan bir evreye taşımak çünkü toplumda herkese ihtiyacı olan paranın sağlanması, söz konusu paranın sürdürülebilir ve şeffaf olmasıyla eşitlik oluşturulabileceğine inanıyorum.
Yolsuzluktan nefret ediyorum. Benim imkanlarımın sınırlı olması sorun değil fakat başka birinin benim imkanlarım üzerinden pis işler yapmasını istemem. Bu yüzden de nakitsiz bir toplum istiyoruz.”
(DHA)
Alibaba Yönetim Kurulu Başkanı Jack Ma, henüz Bitcoin ve diğer önemli kripto para birimlerinin piyasaya hangi yönde değer katabileceğini araştırdığını fakat blok zinciri teknolojisinin nakitsiz bir toplum için güçlü bir inovasyon olduğunu belirtti.
“Nakitsiz topluma ve blok zinciri teknolojisiyle ilgileniyorum. Alibaba ve benim işim, dünyayı nakit kullanılmayan bir evreye taşımak çünkü toplumda herkese ihtiyacı olan paranın sağlanması, söz konusu paranın sürdürülebilir ve şeffaf olmasıyla eşitlik oluşturulabileceğine inanıyorum.
Yolsuzluktan nefret ediyorum. Benim imkanlarımın sınırlı olması sorun değil fakat başka birinin benim imkanlarım üzerinden pis işler yapmasını istemem. Bu yüzden de nakitsiz bir toplum istiyoruz.”
(DHA)
10 Ekim 2018 Çarşamba
Facebook Messenger Lite iOS yayınlandı
Facebook Messenger Lite iOS ilk kez Türkiye'ye özel olarak kullanıma sunuluyor.
Facebook'un bir süredir üzerinde çalıştığı bilinen Facebook Lite iOS uygulamasının Türkiye için özel olarak test edildiği ortaya çıkmıştı.
Bu haberden kısa süre sonra, Türkiye'ye özel Facebook Messenger Lite iOS duyuruldu.
Normal iOS sürümü 140 MB olan uygulamanın Lite sürümü yalnız 10 MB yer kaplıyor. Uygulama aynı zamanda sesli ve görüntülü görüşme yapma imkanı da sunuyor.
Facebook konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmasa da sosyal medyanın en yoğun kullanıldığı ülkelerden biri Türkiye olduğu için böyle bir karar aldığı tahmin ediliyor.
Facebook Messenger Lite iOS sürümünün farklı ülkeler için kullanıma sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.
Facebook'un bir süredir üzerinde çalıştığı bilinen Facebook Lite iOS uygulamasının Türkiye için özel olarak test edildiği ortaya çıkmıştı.
Bu haberden kısa süre sonra, Türkiye'ye özel Facebook Messenger Lite iOS duyuruldu.
Normal iOS sürümü 140 MB olan uygulamanın Lite sürümü yalnız 10 MB yer kaplıyor. Uygulama aynı zamanda sesli ve görüntülü görüşme yapma imkanı da sunuyor.
Facebook konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmasa da sosyal medyanın en yoğun kullanıldığı ülkelerden biri Türkiye olduğu için böyle bir karar aldığı tahmin ediliyor.
Facebook Messenger Lite iOS sürümünün farklı ülkeler için kullanıma sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.
7 Ekim 2018 Pazar
Teknoloji ürünlerinde son bir yılda fiyatlar nasıl değişti?
TÜİK'in yıllık enflasyonu yüzde 24.5 olarak açıkladığı Eylül 2018'de, teknoloji ürünlerindeki fiyat değişimleri belli oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK) eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, tüketici fiyatları (TÜFE) Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 6.30, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24.52 arttı. Ana harcama grupları itibariyle yıllık bazda en fazla artış yüzde 37 ile ev eşyalarında gerçekleşirken, teknoloji ürünlerindeki fiyat yıllık artışları ise yüzde 80’leri aştı.
Habertürk’ten Necdet Çalışkan’ın haberine göre, döviz piyasasındaki hareketlerden en çok etkilenen alanların başında gelen akıllı telefonlarda yıllık enflasyon, kura bağlı maliyet artışının da etkisiyle yüzde 47 oldu. TÜİK’in TÜFE Madde Fiyatları veri tabanından yaptığımız incelemeye göre eylül ayında Türkiye genelinde akıllı telefonların ortalama satış fiyatı 2419 TL’ye yükseldi. Geçen yılın eylül ayında akıllı telefonların ortalama fiyatı 1648 TL seviyesindeydi.
BİLGİSAYARDA ARTIŞ YÜZDE 87
TÜİK verilerine göre Ağustos 2018’de ise bu rakam 2255 TL idi. Böylede Türkiye’de satılan telefonların ortalama fiyatı, son bir ayda 164 TL, son bir yıllık dönemde ise 771 TL artmış oldu.
Akıllı telefon özelinde bakıldığında aylık enflasyon yüzde 7.3, yıllık enflasyon oranı ise yüzde 46.8 olarak gerçekleşti. Bu artışla mobil cihaz pazarındaki Apple veSamsung başta olmak üzere üretici markaların kur artışını fiyatlara yansıtması belirleyici oldu.
Teknoloji alanında akıllı telefonlar, tüketicilerin en yakında takip ettiği ürün kategorisi olmasına karşın, hem aylık hem de yıllık bazda fiyat artışlarının en yoğun olduğu ürün grubu bilgisayar oldu.
Dolar kurundaki yükselişten etkilenen bir diğer önemli teknoloji ürünü olan bilgisayarda ortalama fiyatlar geçen ay 4681 TL’ye çıktı. Bu rakam, bir önceki ay olan Ağustos 2018’de 3564 TL, geçen yılın eylül ayında 2506 TL idi. Diğer bir deyişle bilgisayar fiyatları son bir ayda yüzde 31, son bir yılda ise yüzde 87 arttı.
Televizyon kategorisine bakıldığında ise geçen yılın eylül ayında 1966 TL olan ortalama fiyat, Ağustos 2018’de 2305 TL’ye ve Eylül 2018’de ise 2653 TL’ye çıktı. Bu ürünlerdeki fiyat artışı aylık yüzde 15, yıllık yüzde 35 olarak kayıtlara geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK) eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, tüketici fiyatları (TÜFE) Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 6.30, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24.52 arttı. Ana harcama grupları itibariyle yıllık bazda en fazla artış yüzde 37 ile ev eşyalarında gerçekleşirken, teknoloji ürünlerindeki fiyat yıllık artışları ise yüzde 80’leri aştı.
Habertürk’ten Necdet Çalışkan’ın haberine göre, döviz piyasasındaki hareketlerden en çok etkilenen alanların başında gelen akıllı telefonlarda yıllık enflasyon, kura bağlı maliyet artışının da etkisiyle yüzde 47 oldu. TÜİK’in TÜFE Madde Fiyatları veri tabanından yaptığımız incelemeye göre eylül ayında Türkiye genelinde akıllı telefonların ortalama satış fiyatı 2419 TL’ye yükseldi. Geçen yılın eylül ayında akıllı telefonların ortalama fiyatı 1648 TL seviyesindeydi.
BİLGİSAYARDA ARTIŞ YÜZDE 87
TÜİK verilerine göre Ağustos 2018’de ise bu rakam 2255 TL idi. Böylede Türkiye’de satılan telefonların ortalama fiyatı, son bir ayda 164 TL, son bir yıllık dönemde ise 771 TL artmış oldu.
Akıllı telefon özelinde bakıldığında aylık enflasyon yüzde 7.3, yıllık enflasyon oranı ise yüzde 46.8 olarak gerçekleşti. Bu artışla mobil cihaz pazarındaki Apple veSamsung başta olmak üzere üretici markaların kur artışını fiyatlara yansıtması belirleyici oldu.
Teknoloji alanında akıllı telefonlar, tüketicilerin en yakında takip ettiği ürün kategorisi olmasına karşın, hem aylık hem de yıllık bazda fiyat artışlarının en yoğun olduğu ürün grubu bilgisayar oldu.
Dolar kurundaki yükselişten etkilenen bir diğer önemli teknoloji ürünü olan bilgisayarda ortalama fiyatlar geçen ay 4681 TL’ye çıktı. Bu rakam, bir önceki ay olan Ağustos 2018’de 3564 TL, geçen yılın eylül ayında 2506 TL idi. Diğer bir deyişle bilgisayar fiyatları son bir ayda yüzde 31, son bir yılda ise yüzde 87 arttı.
Televizyon kategorisine bakıldığında ise geçen yılın eylül ayında 1966 TL olan ortalama fiyat, Ağustos 2018’de 2305 TL’ye ve Eylül 2018’de ise 2653 TL’ye çıktı. Bu ürünlerdeki fiyat artışı aylık yüzde 15, yıllık yüzde 35 olarak kayıtlara geçti.
6 Ekim 2018 Cumartesi
Netflix internetin yüzde 15'ini tüketiyor
130 milyon abonesi olan dijital film ve dizi platformu Netflix'in, dünyada kullanımda olan internet trafiğinin yüzde 15'ini tükettiği hesaplandı
Kanadalı Sandvine isimli firmanın 2018 yılı veri kullanımına ilişkin yaptığı araştırmaya göre, video platformu YouTube da internet trafiğinde yüzde 11,4'lük bir paya sahip.
Araştırmaya göre, video oyunları ve dosya paylaşımı üzerinden geçen internet trafiğinde de ciddi bir artış bulunuyor.
Toplam internet kullanımında videonun ardından, yüzde 17 ile web tarayıcıları, yüzde 7,8 ile oyun, yüzde 5,1 ile de sosyal medya kullanımı geliyor.
Sandvine'in yöneticilerinden Cam Cullen, videonun genel internet trafiği üzerindeki ağırlığının daha da artacağını belirterek, "Giderek daha fazla yüksek çözünürlüklü içerik üretiliyor ve kullanıcılar giderek daha fazla 4k çözünürlüklü içerik izliyor" diyor.
Yine rapordaki çarpıcı bir veriye göre, ABD'de dolaşımın zirve yaptığı saatlerde, Netflix'in tüketimdeki payı yüzde 40'a kadar çıkıyor.
Video uygulamaları da tüketilen toplam internet trafiğinin yüzde 58'ini oluşturuyor.
Korsan içerikte artış
Rapora göre dosya paylaşım servislerinin tüm trafikteki oranı da yüzde 22'ye yaklaşıyor. Bu oran Avrupa ve Orta Doğu'da yüzde 31'e ulaşıyor.
Cam Cullen'a göre bunun nedeni, bu bölgelerdeki kullanıcıların takip ettikleri içerikler için beklemek istememesi.
Çevrimiçi bir şekilde oyun indirmenin de toplam veri kullanımı üzerindeki payı giderek artıyor. Örneğin, Call of Duty Black Ops isimli oyunu, fiziksel kopyası yerine internet üzerinden bilgisayarınıza yüklemek isterseniz 101 GB'lık veri kullanımı yapmak durumunda kalıyorsunuz. Bu, 14 saatlik 4k video izlemeye eşit.
Avrupa özelinde tüketim verilendirmesi yapıldığında ise YouTube'un henüz Netflix'in önünde olduğu ortaya çıkıyor. Yine Amazon'un video izleme uygulaması Prime Video'nun da yükselişte olduğu görülüyor.
Araştırma için kullanılan veri, toplam 2,1 milyar abonesi olan 150 servis sağlayıcıdan elde edildi.
(BBC)
Kanadalı Sandvine isimli firmanın 2018 yılı veri kullanımına ilişkin yaptığı araştırmaya göre, video platformu YouTube da internet trafiğinde yüzde 11,4'lük bir paya sahip.
Araştırmaya göre, video oyunları ve dosya paylaşımı üzerinden geçen internet trafiğinde de ciddi bir artış bulunuyor.
Toplam internet kullanımında videonun ardından, yüzde 17 ile web tarayıcıları, yüzde 7,8 ile oyun, yüzde 5,1 ile de sosyal medya kullanımı geliyor.
Sandvine'in yöneticilerinden Cam Cullen, videonun genel internet trafiği üzerindeki ağırlığının daha da artacağını belirterek, "Giderek daha fazla yüksek çözünürlüklü içerik üretiliyor ve kullanıcılar giderek daha fazla 4k çözünürlüklü içerik izliyor" diyor.
Yine rapordaki çarpıcı bir veriye göre, ABD'de dolaşımın zirve yaptığı saatlerde, Netflix'in tüketimdeki payı yüzde 40'a kadar çıkıyor.
Video uygulamaları da tüketilen toplam internet trafiğinin yüzde 58'ini oluşturuyor.
Korsan içerikte artış
Rapora göre dosya paylaşım servislerinin tüm trafikteki oranı da yüzde 22'ye yaklaşıyor. Bu oran Avrupa ve Orta Doğu'da yüzde 31'e ulaşıyor.
Cam Cullen'a göre bunun nedeni, bu bölgelerdeki kullanıcıların takip ettikleri içerikler için beklemek istememesi.
Çevrimiçi bir şekilde oyun indirmenin de toplam veri kullanımı üzerindeki payı giderek artıyor. Örneğin, Call of Duty Black Ops isimli oyunu, fiziksel kopyası yerine internet üzerinden bilgisayarınıza yüklemek isterseniz 101 GB'lık veri kullanımı yapmak durumunda kalıyorsunuz. Bu, 14 saatlik 4k video izlemeye eşit.
Avrupa özelinde tüketim verilendirmesi yapıldığında ise YouTube'un henüz Netflix'in önünde olduğu ortaya çıkıyor. Yine Amazon'un video izleme uygulaması Prime Video'nun da yükselişte olduğu görülüyor.
Araştırma için kullanılan veri, toplam 2,1 milyar abonesi olan 150 servis sağlayıcıdan elde edildi.
(BBC)
Wi-Fi'a yeni standart geliyor! İsmi değişiyor
Kablosuz ağ teknolojilerinde 2019 yılında yeni standarda geçilecek. Daha yüksek bağlantı kalitesi ve güvenlik sunacak olan Wi-Fi 6 ile birlikte ‘802.11 a/b/g/n/ac’ gibi anlaması güç olan ifadeler de artık kullanılmayacak
Dünya genelinde kablosuz ağ teknolojilerinde gelecek yıl yeni versiyona geçiliyor. 2019 yılında hayatımıza girecek olan ve Wi-Fi 6 adı verilen yeni teknoloji, kullanıcılara daha yüksek veri kapasitesi, performans ve güvenlik sunacak.
Kablosuz ağ teknolojileri alanında standartları belirleyen uluslararası kuruluş olan Wi-Fi Alliance’ın duyurduğu Wi-Fi 6 ile birlikte çoğu internet kullanıcısının farkını anlamakta güçlük çektiği Wi-Fi versiyonları da yeniden adlandırılacak.
Habertürk’ten Necdet Çalışkan’ın haberine göre hali hazırda Wi-Fi teknolojisini barındıran cihazların hangi teknolojik özelliklere sahip olduğu, “802.11ac” veya “802.11 b/g/n” gibi uzantılarla ifade ediliyor. Ancak çoğu internet kullanıcısı bunların ne anlama geldiğini, farklarının neler olduğunu bilmiyor.
İŞTE YENİ VERSİYONLAR
Wi-Fi Alliance’nin attığı radikal adımla birlikte artık Wi-Fi versiyonlarının isimlendirilmesinde yeni modele geçilecek. 2019 yılından itibaren yeni çıkacak olan cihazlarda da yeni isimlendirmeler kullanılacak.
Buna göre 2019’da yayınlanacak yeni nesil Wi-Fi teknolojisinin tam adı Wi-Fi 802.11ax olacak. Ancak bu versiyona Wi-Fi 6 adı verilecek. Wi-Fi 6 ile birlikte mevcut ve eski Wi-Fi versiyonlarının isimleri de şu şekilde güncellenecek:
802.11ax (2019): Wi-Fi 6
802.11ac (2014): Wi-Fi 5
802.11n (2009): Wi-Fi 4
802.11g (2003): Wi-Fi 3
802.11a (1999): Wi-Fi 2
802.11b (1999): Wi-Fi 1
‘a, b, g, n, ac’ TARİH OLUYOR
Wi-Fi versiyonlarının son kullanıcılar tarafından daha rahat algılanabilmesi için ürün tanıtım ve kutularında kullanılacak özel logolar da hazırlandı. Yeni dönemde, Wi-Fi teknolojisini barındıran ürünlerde “a, b, g, n, ac” gibi çoğu kullanıcı için bir anlam ifade etmeyen ifadeler yerine, bağlantı kalitesi sayılarla değerlendirilecek.
“Wi-Fi” ibaresinin hemen yanında yer alacak olan bu sayıların artması bağlantı kalitesinin de daha yüksek olduğunu gösterecek. Böylece kullanıcıların, cihazların desteklediği Wi-Fi teknolojisini anlamak için 1’den 6’ya kadar giden rakamın yüksek olmasına dikkat etmesi yeterli olacak.
Dünya genelinde kablosuz ağ teknolojilerinde gelecek yıl yeni versiyona geçiliyor. 2019 yılında hayatımıza girecek olan ve Wi-Fi 6 adı verilen yeni teknoloji, kullanıcılara daha yüksek veri kapasitesi, performans ve güvenlik sunacak.
Kablosuz ağ teknolojileri alanında standartları belirleyen uluslararası kuruluş olan Wi-Fi Alliance’ın duyurduğu Wi-Fi 6 ile birlikte çoğu internet kullanıcısının farkını anlamakta güçlük çektiği Wi-Fi versiyonları da yeniden adlandırılacak.
Habertürk’ten Necdet Çalışkan’ın haberine göre hali hazırda Wi-Fi teknolojisini barındıran cihazların hangi teknolojik özelliklere sahip olduğu, “802.11ac” veya “802.11 b/g/n” gibi uzantılarla ifade ediliyor. Ancak çoğu internet kullanıcısı bunların ne anlama geldiğini, farklarının neler olduğunu bilmiyor.
İŞTE YENİ VERSİYONLAR
Wi-Fi Alliance’nin attığı radikal adımla birlikte artık Wi-Fi versiyonlarının isimlendirilmesinde yeni modele geçilecek. 2019 yılından itibaren yeni çıkacak olan cihazlarda da yeni isimlendirmeler kullanılacak.
Buna göre 2019’da yayınlanacak yeni nesil Wi-Fi teknolojisinin tam adı Wi-Fi 802.11ax olacak. Ancak bu versiyona Wi-Fi 6 adı verilecek. Wi-Fi 6 ile birlikte mevcut ve eski Wi-Fi versiyonlarının isimleri de şu şekilde güncellenecek:
802.11ax (2019): Wi-Fi 6
802.11ac (2014): Wi-Fi 5
802.11n (2009): Wi-Fi 4
802.11g (2003): Wi-Fi 3
802.11a (1999): Wi-Fi 2
802.11b (1999): Wi-Fi 1
‘a, b, g, n, ac’ TARİH OLUYOR
Wi-Fi versiyonlarının son kullanıcılar tarafından daha rahat algılanabilmesi için ürün tanıtım ve kutularında kullanılacak özel logolar da hazırlandı. Yeni dönemde, Wi-Fi teknolojisini barındıran ürünlerde “a, b, g, n, ac” gibi çoğu kullanıcı için bir anlam ifade etmeyen ifadeler yerine, bağlantı kalitesi sayılarla değerlendirilecek.
“Wi-Fi” ibaresinin hemen yanında yer alacak olan bu sayıların artması bağlantı kalitesinin de daha yüksek olduğunu gösterecek. Böylece kullanıcıların, cihazların desteklediği Wi-Fi teknolojisini anlamak için 1’den 6’ya kadar giden rakamın yüksek olmasına dikkat etmesi yeterli olacak.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)