29 Mart 2018 Perşembe

Google milyarlarca dolarlık tazminat ödeyecek

Google, Android işletim sisteminde Java programlama dilini kullandığı için Oracle'a tazminat ödemeye mahkum edildi. Oracle, telif hakkı ihlali nedeniyle Google'dan 9 milyar dolar tazminat talep ediyordu


Oracle, Google'ın Android  işletim sisteminde Java programlama dilinin kullanılmasıyla ilgili açtığı telif  hakkı davasında temyiz sürecinde başarıya ulaştı.

Washington'daki Federal Temyiz Mahkemesi, dün verdiği kararda Google'ın Android işletim sistemini üretirken Oracle'a ait Java programlama  arayüzlerini (APİ) kullanmasının şirketin telif haklarını ihlal ettiğine hükmetti.

Temyiz kararı, federal mahkemenin daha önce verdiği hükmünü tersine çevirerek Google'ı tazminata mahkum etti. Tazminat miktarına karar verilmesi için dava federal mahkemeye geri dönecek. Oracle, telif hakkı ihlali nedeniyle Google'dan 9 milyar dolar  tazminat talep ediyordu.

Oracle'ın San Francisco Federal Mahkemesine açtığı davada jüri 2016'da aldığı kararla tazminata gerek bulunmadığına hükmetmişti. Mahkeme, Google'ın  Android'in yapılandırılması sırasında Java programlama dilinden adil kullanım  koşulları çerçevesinde faydalanıldığı yönündeki savunmasını haklı bulmuştu.

28 Mart 2018 Çarşamba

Microsoft dünyanın ilk 1 trilyon dolarlık şirketi olabilir

Morgan Stanley analistleri, Microsoft’un 12 ay içerisinde dünyanın ilk 1 trilyon dolarlık şirketi olma unvanını kazanacağını tahmin ediyor.

Dünyanın en büyük yatırım şirketlerinden Morgan Stanley, açık bulut hizmetine artan ilginin Microsoft’u dünyanın ilk 1 trilyon dolar değere ulaşan şirketine dönüştüreceğini tahmin ediyor.

Morgan Stanley analistlerinden Keith Weiss, Microsoft’un hisse başına fiyat hedefini 110 dolardan 130 dolar yükselterek, şirketin 1 trilyon dolar değere ulaşacağını iddia etti.

Microsoft hisseleri haftaya 94 dolar seviyesinde bir başlangıç yaptı. Şirketin mevcut piyasa değeri ise 722 milyar dolar civarında.

Henüz dünyadaki hiçbir şirket 1 trilyon dolar değerlemeye ulaşamazken, analistler çoğunlukla bunu Apple ile Google arasında bir yarış olarak görüyordu. Öte yandan son dönemde Amazon’un da ismi bu ikiliyle anılmaya başlanmıştı.

Weiss’a göre Microsoft açık bulut işini büyütmeye devam eder ve kâr marjını yükseltirse önümüzdeki 12 ay içerisinde dünyanın ilk 1 trilyon dolarlık şirketi olmayı başaracak.

Microsoft, açık bulut ürünü Azure'un 2017 yılında yüzde 98 gelir artışı yaşadığını ve bu ürün ile Office 365'in de içerisinde bulunduğu bulut departmanının değerinin 5,3 milyar dolara yükseldiğini açıklamıştı.

24 Mart 2018 Cumartesi

İnternete RTÜK denetiminin detayları! Youtube kapsam dışı

Meclis'te kabul edilerek yasalaşan İnternete RTÜK denetiminin ayrıntıları belli oldu. Youtube gibi sosyal paylaşım siteleri yeni uygulamanın kapsamı dışında bırakıldı, Netflix gibi yayın platformları ise RTÜK'ten lisans almak zorunda

TBMM Genel Kurulu, 96 maddelik torba yasa tasarısını önceki gece kabul etti. İnternet yayıncılığına RTÜK denetimi getirilirken, tasarıda son dakikada yapılan bir değişiklikle Youtube gibi sosyal paylaşım siteleri yeni uygulamanın kapsamı dışında bırakıldı. Netflix gibi yayın platformlarının Türkiye’deki izleyicilere ulaşabilmesi için RTÜK’ten lisans alması gerekecek.

Gazete Habertürk'ten Murat Gürgen'in haberine göre “Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nda yer alan başlıca düzenlemeler şöyle:

RTÜK DENETİMİ: RTÜK’ten geçici yayın hakkı veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcısı kuruluşlar, bu hak ve lisansları ile yayınlarını internet ortamından da sunabilecek. Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini sadece internet üzerinden sunmak isteyen medya hizmet sağlayıcıları, üst kuruldan yayın lisansı, bu yayınları internet ortamından iletmek isteyen platform işletmecileri de üst kuruldan yayın iletim yetkisi alacak. Aynı hükümler, içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunmasına rağmen Türkiye’ye ticari iletişim yayınlarına yer veren yayın kuruluşlarının yayın hizmetleri hakkında da uygulanacak.

SOSYAL MEDYA: Bireysel iletişim ve Youtube gibi sosyal medya kanalları bu madde kapsamında değerlendirilemeyecek.

‘İNTERNETE SANSÜR’ ELEŞTİRİSİ

Muhalefet partileri, internet düzenlemesini “Sansür” olarak nitelendirdi. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Bu maddeyle gerçeklerin başına, internete çuval geçirmeyi amaçlıyorsunuz. Muhalif olarak gördüğünüz ve kendisine iletişim kanalı olarak daha özgür internet platformunu seçmiş başarılı gazete ve televizyoncuları susturmak istiyorsunuz” dedi. HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan da “Bugün havuza 3 medya kuruluşunu daha kattınız. Şimdi geriye kaldı bizim internet alanımız. İktidar bu alanı da fazla gördü” diye konuştu. AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ise eleştirilere “Hakikat şu: Konvansiyonel yayın yaklaşımına dönük yaptırımlar ve takip şartları bundan böyle internet yayınları için de geçerli olacak. Artık yaptırıma muhatap olan halleri arkadan dolaşarak aşma yaklaşımı yaşanmayacak” karşılığını verdi.


e-Devlet'ten bomba gibi bir hizmet daha

Vatandaşlar yakında taşınırken kurumdan kuruma dolaşmak zorunda kalmayacak. Başlatılan çalışmayla e-Devlet üzerinden adres kaydı, okul değişikliği ve tüm abonelik işlemleri tek bir ekranda gerçekleşecek


So kütüğü, veraset bilgileri gibi hizmetlerin ardından e-Devlet'ten yeni bir uygulama daha geliyor.

Akşam'dan Miray Çimen'in haberine göre; son dönemde soy kütüğü, veraset bilgisi gibi yenilikçi uygulamalarla sıkça gündeme gelen e-Devlet sisteminde vatandaşın işini kolaylaştıracak önemli bir uygulamanın daha eklenmesi için çalışmalar başlatıldı.

SİSTEMLER KONUŞMALI

e-Devlet’te temel amaçlarının vatandaş, kamu ya da özel sektörden kimsenin birbirinden belge talep etmeyeceği bir sistemin inşa edilmesi olduğunu belirten Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürü Ensar Kılıç, bunun için öncelikli olarak bakanlıklar arasında entegrasyonun sağlanması gerektiğini söyledi. Kılıç, “Bir kurumun bir kişi ile ilgili veriyi doğrulayabilmesi için sistemlerin konuşması gerekiyor. Bu bizim ulusal e-Devlet stratejimizde eylem planlarımızdan bir tanesidir” diye konuştu. Kamudan vatandaşa, kamudan iş dünyasına ve kamudan kamuya hizmetlerin bütün analizlerini yaparak takvime bağladıklarını ve e-Devlette yayımlanacak hizmetleri belirlediklerini söyleyen Kılıç, çalışmaların entegrasyon süreçlerinin devam ettiğini ifade etti. Bundan sonra vatandaşın hayatını kolaylaştıracak bütünleşik hizmetleri devreye alacaklarını kaydeden Kılıç sözlerine şöyle devam etti:



BÜTÜNLEŞİK HİZMET

“Eğer bir yerden bir yere taşınacaksanız bunu bütünleşik hizmet olarak ele alacağız. e-Devlet’te tek bir ekran yapacağız. Bazı bilgiler otomatik olarak önünüze gelecek. Sisteme girdiğinizde eski adresiniz çıkacak, siz hangi adrese gitmek istiyorsanız onu girdiğiniz anda çocuğunuzun okulunu da aynı anda o ekran üzerinden taşıyacaksınız. Adres kaydını taşıyabileceğiniz gibi elektrik, su gibi tüm abonelik işlemlerini de buradan yapabileceksiniz. Yani bir yerden bir yere taşınırken nasıl bütün kayıtlarımızı alıp gidiyorsak hepsini tek ekran üzerinden yapacağız. Arka planda sistemler birbiriyle verinin doğruluğunu kontrol ederek bunu yapacak.”

1.9 milyar TL tasarruf sağlandı

Taşınma sisteminin entegrasyonu için Milli Eğitim Bakanlığı ve abonelik gerektiren elektrik, su, doğalgaz gibi firmaların bilgi işlem ve strateji daire başkanlıkları ile bir araya geleceklerini söyleyen Kılıç, sistemin kısa sürede entegrasyonunu sağlayacaklarını kaydetti. Kılıç, yalnızca 2016’da e-Devlet’te tasarruf miktarının 1 ila 1,9 milyar dolar arasında gerçekleştiğinisöyledi.

Dijitalleşme artık kaçınılmaz

Dijitalleşmenin artık kaçınılmaz olduğunun altını çizen Kılıç, “Kamu artık esnek yapıya dönmeli. Çünkü artık teknoloji o kadar gelişti ki veriyi paylaştıkça, açık veriye dönüştürdükçe katma değer yaratacaksınız. Şimdi kurumlar olarak herkesin elinde birtakım veriler var. Bu verileri saklayarak gizem yaratıyoruz, buna gerek yok. Mevzuatlar kapsamında verileri paylaşmamız gerekir” ifadesini kullandı.

Tek tıkla yapılacak işlemler:

- Adres değişikliği

- Abonelik işlemleri

- Okul değişikliği


Dijitalleşme şirketleri nereye taşıyacak

Ekonomi Zirvesi'nde gerçekleşen ‘Dijital Gelecek’ konulu panelde katılımcılar, dijitalleşmenin önümüzdeki dönemde şirketleri ve toplumları nereye taşıyacağını tartıştı


Moderatörlüğünü Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan’ın yaptığı panele; IoT Akıllı Evler Girişimcisi Daniel Kottke, Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, Akbank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, M-Factory Ventures Kurucusu Murat Emirdağ, Autonomous Mobility CEO’su Peter Theo Sorgenfrei ve DaVinci Enstitüsü Gelecek Bilimcisi Thomas Frey katıldı.

Akıllı Ev Fikri Kendi Yaşam Deneyimimizden Çıktı

IoT Akıllı Evler Girişimcisi ve ilk Apple çalışanlarından Daniel Kottke; bulut teknolojileri kullanarak evlerdeki ortak alanları sanal ortama taşıdıklarını söyledi. “Böylece insanlara daha küçük evlerin yeterli olduğunu yani daha az para ödeyerek üst düzeyde bir evde yaşayabileceklerini gösterdik” diyen Kottke, gençlere de bol bol gezmelerini, farklı kültürlerin önemli deneyimler kazandırdığını vurguladı.

Facebook Üzerinden Kamyon Satıyoruz

Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş, facebook iş modelinin ekonomiye etkisini, ‘şirketlerin sınırlarını aşmasına destek vermek’ olarak tanımladı. Hem KOBİ’lere hem büyük şirketlere; pazarlama, müşteri hizmetleri ve müşteri içgörüsü alanlarında hizmet verdiklerini anlatan Matraş; “Akbank’taki kredilerin %15’i Facebook üzerinden satılıyor. Nissan’ın her ay yüzlerce aracı yine Facebook’tan satılıyor” dedi.

Gelecekte en önemli dört dijital trendi; bağlantı, ticaret, iletişim ve kültür olarak sıralayan Matraş; “Mobil bağlantı hayatımızı çok değiştirdi. Artık günde ortalama 200 kere telefonumuza bakıyoruz. Alışveriş yaparken mağazalardaki satışların yarısında mobil telefonun etkisi var. İletişimin de şekli değişti. Artık mesajla, fotoğrafla ve videoyla konuşuyoruz. Yakın gelecekte artırılmış gerçeklikle konuşacağız. Ama en önemlisi kültür. Yapılarımızı nasıl dönüştüreceğimizi çok iyi tasarlamamız gerekiyor” dedi.

Bankacılık Trendleri Takip Etmeli

Akbank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hakan Binbaşgil de trendleri takip etmenin sürdürülebilir iş başarısı için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Teknolojiye yılda 300 milyon dolar yatırım yaptıklarını söyleyen Binbaşbil; “Bu sayede artık Akbank’ta işlemlerin sadece %5’i şubeden yapılıyor”dedi. Akbank Galata şubesini dijitalleştirdiklerini anlatan Binbaşgil, gelecekte tüm Akbank şubelerinin böyle olacağını belirtti.

Artık Tüketiciler De Çok Bilinçli

M-Factory Ventures Kurucusu Murat Emirdağ, özellikle milenyum jenerasyonunun %90’ının bir ürünü alırken, bu ürünün yapım sürecinin etik olup olmadığına da baktığını belirtti.

20 Sene Sonra Araba Satamayacağız

Autonomous Mobility CEO’su Peter Theo Sorgenfrei; insanları A noktasından B noktasına yenilikçi bir yaklaşımla nasıl taşıyabileceklerine kafa yorduklarını ve sonunda sahibi olmayan, dijital şekilde yönlendirilen bir ulaşım sistemi bulduklarını anlattı. Daha az yakıt harcanan, daha az kirlilik yaratan bu sisteme 15 ay önce 8 ülkede başladıklarını belirten Sorgenfrei, otonom araç sistemine 9 milyar dolar yatırım yapıldığını söyledi.

Yapay Zekada Gidecek Çok Yol Var

DaVinci Enstitüsü Gelecek Bilimcisi Thomas Frey ise; “Yapay zeka pek çok bileşenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir yapı. ‘İnsana karşı robot’ diye birşey sözkonusu değil. Bugün yaptığımız bir işi, yapay zeka sayesinde 15-20 kat daha iyi yapabilmemiz söz konusu. Örneğin yapay zeka arama motorlarını da geliştirecek. Bir kişi kentimde kaç adet kuduz köpek var ve bunlar şu an nerede diye arama yaptığında, hasta köpeklerin nerede olduğunu görebilecek” şeklinde konuştu.

Zirvede yer alan tüm konuşma ve oturumlar www.zirvedencanli.com ve dha.com.tr adreslerinden canlı olarak takip edilebiliyor. Ayrıca DHA abonesi medya kanalları DHA’nın uydu kanalından da görüntüleri logolu olarak alabiliyor.

Open Source Summit 2018 başlıyor

Bir zamanlar açık kaynak ile ismi yanyana bile telaffuz edilemeyen Microsoft, Türkiye'de Open Source Summit isimli açık kaynak kod etkinliği düzenliyor.


Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Microsoft, açık kaynak geliştiricilerini Open Source Summit 2018’de buluşturuyor. 5 Nisan’da UNIQ İstanbul’da gerçekleştirilecek etkinlikte açık kaynak dünyasının önde gelen isimleri yer alırken global dağıtıcıların yeni teknolojileri deneyimlenebilecek

Open Source Summit’te günümüzün başarılı açık kaynak projeleri, sektörün önde gelen isimleri ve yeni teknolojileri denemek için eşsiz bir fırsat sunuluyor. Etkinliğe DevOps'un efsane isimlerinden Donovan Brown ve açık kaynak dünyasında yakından tanınan Stephen Walli de konuşmacı olarak katılacak.

Maslak UNIQ İstanbul’da 5 Nisan tarihinde düzenlenecek olan Open Source Summit 2018’de aynı zamanda zirvenin Ana Sponsoru Red Hat, Platinum Sponsoru SUSE ve Gold Sponsorlar Switch ve Comparex gibi global dağıtıcıların yeni teknolojilerinin deneyimlenebileceği workshop'lar yer alacak.



Yapay zekâ yanlış kullanılırsa neler olur

Her geçen gün hayatımıza giren yapay zeka gelecek için gelecek için gezegenin sonu olabilir


‘Element AI’ adlı dünyanın önde gelen yapay zekâ şirketinin kurucusu Yoshua Bengio, “Yapay zekânın yanlış kullanılması halinde bütün bir gezegenin geleceği söz konusu” derken, dünyada ‘Katil Robotları Durdurun Kampanyası’ Sözcüsü profesör Noel Sharkey, “Katil robotlar için birçok prototip geliştirildi ve test edildi. Bunların insanlık için sonuçları vahim olur” diyor.

Onları insanlar üretti, zamanla insanların yaptığı birçok şeyi ve daha fazlasını yapabilecek hale geldiler, şimdiyse zekâlarının gelecekte insan zekâsını kat kat geçeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Aralarında geçen hafta hayatını kaybeden ünlü fizikçi Stephen Hawking’in de bulunduğu dünyadaki birçok bilim insanına göre, gelecekte insanlardan yüzlerce kat daha zeki hale gelecek yapay zekâ, gerekli önlemler alınmazsa insan ırkı için büyük tehdit oluşturuyor. “Yapay zekânın geliştirilmesi insan ırkının sonunu getirebilir” uyarısında bulunan Hawking, “İnsan zekâsına üstün gelecek yapay zekâ, kendi kararlarını alıp kendisini yeniden dizayn etme yeteneğine sahip olacak, bunun sonuçları insanlık açısından geri dönülemez olur” demişti.

Ancak dünyanın en büyük ekonomilerinin vazgeçilmez teknolojilerinden biri haline gelen yapay zekâ fenomeni, artık devletlerin hükümet programlarında bile yer almaya başladı. Geçen aylarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Yapay Zekâ alanında liderliği alan, dünyayı da yönetecektir” derken, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ‘yapay zekâ bakanlığı’ kurdu, ardından birkaç ay önce Çin Hükümeti de büyük bir adım atarak üç yıllık yapay zekâ yönetimi planı düzenledi.

SİLAHLANMA YARIŞI RİSKİ

‘Element AI’ adlı yapay zekâ şirketinin kurucusu Yoshua Bengio, Kanada’da Montreal Üniversitesi’nde bilgisayar bilimleri profesörü. Bengio, neden BM’ye böyle bir mektup yazma ihtiyacı duyduklarını şöyle anlatıyor: “Çünkü yapay zekâyla yapılan öldürücü silahların geliştirilmesi ve bir silahlanma yarışına girilmesi tehlikesi var. Halkın bu gelişmelerden haberdar olması ve bütün bir gezegenin geleceği için hükümetlerine kamuoyu baskısı yapması gerekiyor.” Yoshua Bengio, katil robotu ise şöyle tanımlıyor: “Bir insan devrede olmaksızın kendi kendine karar alıp öldürme yetisine sahip olan yapay zekâ bileşeninden bahsediyoruz. Örneğin katil bir robot, kendisine öldürme emri verilen bir insanı, sadece fotoğrafından tespit edip öldürebilir. Bunun için gerekli bilimsel altyapı şu anda var. Yeterli mühendislikle, bunu yapabilecek potansiyele sahip katil robotların ortaya çıkması son derece mümkün gözüküyor. Bu da çok korkutucu bir durum.”

İNSANLIK İÇİN VAHİM

İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi’nde Yapay Zekâ ve Robot Teknolojisi Profesörü, ‘Katil Robotları Durdurun Kampanyası’ Sözcüsü, Uluslararası Robot Silahların Kontrolü Komitesi (ICRAC) Başkanı Noel Sharkey, katil robotların henüz kullanılmaya başlanmadığını ancak ABD, Çin, Rusya ve İsrail başta olmak üzere farklı ülkeler tarafından birçok prototip geliştirildiğini ve test edildiğini söylüyor. Sharkey, yapay zekânın barındırdığı tehditleri şöyle sıralıyor: “Bir kere savaşçı ve sivil ayırımı yapamadıkları ve orantılı güç kullanımı diye bir şey bilmedikleri için savaş kuralları açısında çok büyük riskler barındırıyorlar. En büyük tehlike bu tür bir silahlanma yarışının başlamasıyla ortaya çıkar önce birçok ülke bu katil robotlara sahip olduğunda, savaş alanında sürüler halinde bu robotları göreceğiz, birbirleriyle etkileşiminin ne olacağını ya da bunun bizim açımızdan ne gibi sonuçlar doğuracağını bilemiyoruz. Bunun insanlık açısından sonuçları vahim olur.” Sharkey, yapay zekâ programlarının şu anda istek ya da arzu duymak gibi insana özgü duyguları hissetmediğini ve hiç bir şeyin yapay umurlarında olmadığını söylüyor: “Örneğin insanları oyunlarda yenmek gibi konularda inanılmaz başarılılar. Ancak oyunu kazandıkları zaman bu umurlarında olmuyor.”

İNSANLIĞI YOK ETMEK İSTEYEN ROBOT: SOPHIA

2016’da Hanson Robotics şirketinin kurucusu Dr. David Hanson tarafından geliştirilen insan benzeri robot Sophia, kendisine söylenenleri anlıyor, ona göre tepki veriyor, tıpkı insanlar gibi mimik yapıp karşısındaki kişiyle göz temasında bulunabiliyordu. Ancak Sophia aynı zamanda korkutucuydu da çünkü Hanson’ın “İnsanları yok etmek istiyor musun?” sorusuna “Tamam, insanlığı yok edeceğim” diye cevap vermişti.

SUÇLARDAN KİM SORUMLU?

İnsan Hakları İzleme Örgütü Katil Robotları Durdurun Kampanyası Koordinatörü Mary Wareham, yapay zekâlarla geliştirilerek oluşturulacak katil robotlarla ilgili en büyük endişelerden birinin ‘işlediği suçtan hukuken sorumlu tutulamamaları’ olduğunu söylüyor. Wareham şöyle konuştu: “Katil robotların savaşlarda kullanılması halinde sivil-asker ayırımı yapma kuralı, orantılı müdahale ve askeri zorunluluk gerektiren haller gibi uluslararası kanunların çizdiği kurallara uyup uymayacakları belli değil. Aynı zamanda robotlar söz konusu olduğunda bir hesap sorulabilirlik problemi de ortaya çıkıyor. Bunların işlediği suçlardan kim sorumlu tutulacak?” Wareham, yapay zekâlarla geliştirilen katil robotlarla ilgili en büyük endişelerden biriniyse ‘şefkat duygusundan eksik olmaları’ olarak tanımlıyor. Wareham, “Otonom robotların geliştirilmesi ve kullanılmasıyla, bir ahlak barajı da geçilmiş olacak. Makineler insanların sahip olduğu yargı ve şefkat duygularından mahrum oldukları için bir makinenin bir insanı öldürmesi yanlış” dedi.

17 Mart 2018 Cumartesi

AB, teknoloji devlerine yüzde 3 vergi getiriyor

Avrupa Birliği, ABD merkezli büyük teknoloji şirketlerine cirolarının yüzde 3'ü oranında vergi getirmeye hazır.

ABD merkezli teknoloji devleri Google, Apple ve Facebook için Avrupa Birliği'nde cironun yüzde 3'üne vergi hazırlığı tamamlandı.

AB Komisyonu tarafından hazırlanan yasa taslağına göre, Google, Apple ve Facebook gibi ABD merkezli büyük dijital şirketler Avrupa Birliği'nde elde ettikleri cironun yüzde 3'ü oranda vergi ödeyecekler. Basına daha önce gelen bilgilerde AB Komisyonu'nun dijital şirketlere cirolarının yüzde 1-5'i arasında bir vergi üzerinde çalıştığı ifade ediliyordu.

Komisyon tarafından hazırlanan taslak, AB hükümetleri ve Avrupa Parlamentosu'ndan onay aldığı takdirde, yüzde 3 vergi dünya genelinde yıllık ciroları 750 milyon euronun üzerinde ve AB'de vergilendirilebilir ciroları 50 milyon euronun üzerinde olan şirketlere uygulanacak.

Google Haritalar'dan engellilere büyük kolaylık

Google Haritalar, tekerlekli sandalye kullanıcıları için ulaşılabilir yolları saptayarak, onlar için en ideal rotaları çizen yeni özelliğini kullanıma sundu

Tren ve otobüs duraklarının birçoğunda bulunan merdivenler, bu toplu taşıma araçlarının tekerlekli sandalye kullanıcıları tarafından kullanılmasını bir hayli zorlaştırıyor. Tekerlekli sandalye kullanıcıları yalnızca rampaları ve özel asansörleri olan durakları kullanabiliyorlar. Bunların hangi duraklar olduğunu bilmemek ise şehir içerisindeki hareket kabiliyetlerini kısıtlıyor.

Google Haritalar, artık tekerlekli sandalye kullanıcılarının gitmek istedikleri yere ulaşmak için onlar için elverişli toplu taşıma araçlarını ve durakları da hesaba katarak en ideal rotaları çıkarıyor.

Özelliği kullanmak için Google Haritalar’ın web ya da mobil uygulamalarındaki Ayarlar bölümünden ‘Tekerlekli sandalye uyumlu’ seçeneğinin işaretlenmesi gerekiyor. Bu seçeneğin işaretlenmesinin ardından, Google rota çizerken onların ihtiyaçlarına uygun ulaşım merkezlerini kullanarak rotalar oluşturuyor.

Google, bu özelliğin yalnızca tekerlekli sandalye kullanıcıları için değil, yaralanma, yaş ya da bebek arabası gibi sebeplerden ötürü hareket kabiliyeti kısıtlanmış diğer insanlar tarafından da kullanılabileceğini belirtiliyor.

Bugünden itibaren Londra, New York, Tokyo, Mexico City, Boston ve Sidney’de kullanıma sunulan özelliğin daha fazla ülkede ve şehirde devreye sokulacağı duyuruldu.



Teknoloji devinin kurucusu şirketini geri istiyor

Dünyanın en büyük mobil işlemci üreticisi Qualcomm’un kurucusu, şirketini geri satın almak için harekete geçti


Singapurlu işlemci üreticisi Broadcom’un Qualcomm için verdiği 120 milyar dolarlık satın alma teklifi masada kalmıştı. Teknoloji tarihinin en büyük anlaşması olması beklenen ancak sürpriz şekilde suya düşen düşen teklifin ardından, Qualcomm’un kurucusu ve eski başkanı şirketini hissedarlardan geri satın almaya karar verdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Broadcom’un Qualcomm’u satın almasının ABD ulusal güvenliğine potansiyel tehdit oluşturduğu gerekçesiyle kanun hükmünde bir kararname imzalamış ve satın almayı engellemişti.

89 milyar dolar pazar değerine sahip olan Qualcomm, 1985 yılında Paul Jacobs tarafından kurulmuştu. Şirket günümüzde satışa sunulan akıllı telefonların neredeyse tümünde kullanılan mobil işlemcileri üretiyor.

Financial Times’ın haberine göre, Jabobs suya düşen Broadcomm anlaşmasının ardından yönetim kuruluna şirketi satın almak istediğini iletti.

Jacobs, 120 milyar doları reddeden Qualcomm’u geri satın almak için küresel yatırımcılardan destek istedi. Bunlar arasında, 100 milyar dolarlık mega bir teknoloji fonunu yöneten Japonya merkezli SoftBank’ın da bulunduğu belirtildi.

SoftBank, aralarında Uber, WeWork, SoFi ve Slack’in de bulunduğu birçok Amerikalı teknoloji şirketinin hisselerine sahip.

Kurucuların şirketlerini hissedarlardan geri alması ve özelleştirmesi Silikon Vadisi için alışılmış bir durum. Bunlardan en ünlüsü ise Dell’in kurucu CEO’su Michael Dell’in 2013 yılında 25 milyar dolar karşılığında şirketini geri almasıydı.

Apple, İranlıların AppStore'a girişini engelledi

ABD'li bilgisayar ve elektronik şirketi Apple'ın, şirketin uygulama marketi AppStore'a İran'dan girişleri engellediği bildirildi


İran devlet televizyonu IRIB'ın haberine göre, ABD'li şirket, İranlı kullanıcıların şirketin mobil uygulama marketi AppStore'a erişimlerini engelledi.

Dünyanın öncü akıllı telefon ve elektronik üreticilerinden biri olan Apple, Washington yönetiminin Tahran'a uyguladığı yaptırımlar nedeniyle İran'a resmi olarak cihaz satışı gerçekleştiremiyor ancak, halkın önemli bir kısmı yurt dışından getirtilen Apple ürünlerini kullanıyor.

Apple geçen yıl ağustos ayında da İranlı uygulama geliştiricilere ait IOS uygulamalarını AppStore'dan kaldırmıştı.

İran Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ülkedeki akıllı telefon pazarının yüzde 11'inin Apple'a ait olduğunu hatırlatarak, "Müşteri haklarına saygı duymak, Apple'ın bugüne kadar uymadığı bir ilkedir. Konuyu yasal olarak takip edeceğiz" demişti.

Öte yandan, Apple tarafından konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

Özlü: Siber güvenlik artık bir sanayi koludur

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü: "Siber güvenlik artık bir sanayi koludur. Son 5 yılda ülkemizin siber güvenlik harcaması, 340 milyon dolar civarındadır.'' dedi


Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, "Siber güvenlik artık bir sanayi koludur. Son 5 yılda ülkemizin siber güvenlik harcaması, 340 milyon dolar civarındadır. Bu harcamadan, yerli ürünlerimizin aldığı pay sadece 45 milyon dolar." dedi.

Bakan Özlü, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Genel Müdürlüğü ve Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) iş birliği ile İstanbul'da düzenlenen Türkiye Bilişim Zirvesi'ne katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Özlü, zirvenin sektörün tüm paydaşları için önemine dikkati çekerek, önümüzdeki günlerde elektronik, otomotiv, kimya ve gıda sektör zirvelerini hayata geçireceklerini bildirdi.

Türkiye'nin yüksek teknoloji yolculuğunda uyum içinde hareket etmesinin ve somut çözümlere imza atmasının önemine dikkati çeken Özlü, şunları kaydetti:

"Bugünün dünyasını değişimden, teknolojiden, dijitalleşmeden ve bilişimden bağımsız olarak anlamamız mümkün değildir. Bu kavramları anlamadan, bu kavramların içini doldurmadan bir yere varamayız. Öncelikli olarak, çağın getirdiği yeni üretim, tüketim ve pazarlama süreçlerini çok iyi anlamak ve analiz etmek zorundayız. Dolayısıyla Sanayi 4.0 sürecini, her yönüyle kavramak durumundayız.

Dijital teknolojilerle bağlantılı olan bulut bilişim, büyük data, yeni sınai internet uygulamaları, algoritmalar, kodlamalar, akıllı fabrikalar, robotlar, sensörler ve 3 boyutlu yazıcılar gibi kavramlara yabancı kalamayız. Tüm bu yeni kavramlar, önümüze, aşmamız gereken yepyeni bir eşik koymaktadır. O eşik, Bilişim Devrimi eşiğidir.  Bilişim Devrimi ile şekillenen dünya bilim ve teknoloji omurgası üzerinde yükselmekte. Önceki sanayi devrimlerini, ne yazık ki hep geriden takip ettik. Yıllar boyunca, bütün enerjimizi, aradaki bu uçurumu kapatmak için sarf ettik. Ancak bu kez, Bilişim Devrimini ve teknoloji çağını ıskalama şansımız yok."

Bakan Özlü, 48 milyon kişinin her gün internete bağlandığı, 47 milyon kişinin aktif olarak sosyal medyayı kullandığı, her 10 evin sekizinin, internet erişim imkanına sahip olduğu, her dört kişiden birinin internet üzerinden alışveriş yaptığı Türkiye'de, bilişim temelli teknolojilerin, bilişim temelli yeni dünyanın görmezden gelme lüksü olmadığına dikkati çekti.

Bu yüzden tüm politikaları bu gerçeği bilerek ürettiklerini, planları bu gerçek ışığında yaptıklarını belirten Özlü, 2023 hedefini koyarken de 2071 hedefini belirlerken de aynı bilinçle hareket ettiklerini anlattı.

- "Demir medeniyeti, yerini data medeniyetine bırakıyor"

Demir medeniyetinin yerini data medeniyetine bıraktığına işaret eden Özlü, "Data medeniyetinin en önemli iki teknolojisi, yapay zeka ve büyük veridir. Yapay zeka konusunda, çok hızlı davranmalıyız. Nitelikli yazılımcılarımızı; hiçbir ülkeye kaptırmadan, çok büyük projelerle himaye etmeliyiz." ifadelerini kullandı.

Özlü, bilişim toplumunun ve bilişim devriminin zorunlu kıldığı insan kaynağı faktörünün öneminin altını çizdi. Bilginin internetinden, değerlerin internetine geçildiğini dile getiren Özlü, konuşmasına şöyle devam etti:

"Değerin interneti dönemini şekillendirecek Blockchain teknolojisinin, buradaki büyük dönüşümün anahtarı olduğunu unutmamalıyız. Üretim ve yaşam ekosistemindeki varlıkların yönetimi nasıl dijitale geçiririz? Nasıl marka olacak dijital platformlar üretiriz? Artık bu sorulara yanıt aramalı ve ona göre pozisyon almalıyız.

Eğlence odaklı değil, ürün odaklı kodlamaya konsantre olmalıyız. Ortaya ticari bir ürün çıkarmayan, kalıcılığı olmayan, katma değer oluşturmayan kodlama anlayışına son vermeliyiz. Ülkemizin cari açık verdiği mühendislik yazılımları, güvenlik yazılımları gibi kritik alanlarda ciddi ürünler ortaya koymalıyız. Altını çizerek yeniden ifade etmek istiyorum: Eğlence odaklı değil, ürün odaklı kodlamayı esas almalıyız."

- "Yazılım üreticilerinin sanayici vasfı kazanmasıyla 255 işletme sanayi siciline kayıt yaptırdı"

Temel çıkış noktasının eğitim ve bilişim farkındalığı olacağını belirten Özlü, sektöre bu anlamda önemli görevler düştüğünü söyledi.

Bakanlık ve hükümet olarak bütün imkanları sektör için seferber etmeye devam edeceklerini dile getiren Özlü, TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından bilişim alanında faaliyet gösteren firmalara sunulan katkılar hakkında bilgi verdi.

Bakan Özlü, iki ilgili kuruluşun destek ve teşviklerinin 2018 yılında da devam edeceğini bildirerek, şu bilgileri verdi:

"Ayrıca hayata geçirdiğimiz düzenlemelerle, Bilişim Teknolojisi ve Yazılım Üreticilerini, sanayici kapsamına aldık. Kamu ihalelerinde, yerli malı yazılım ürünlerine yüzde 15 fiyat avantajı zorunluluğu getirdik. Burada bir düzenleme var ama bunun uygulamasında sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sıkıntıları hep beraber aşacağız. Yazılım Ürünlerine Yerli Malı Belgesi düzenlenmesinin önünü açtık. Yazılım üreticilerinin sanayici vasfı kazanmasıyla birlikte, 255 işletme, Sanayi Siciline kayıt yaptırdı. Şu ana kadar 33 yazılım işletmesi, yazılım ürünleri için 80 yerli malı belgesi aldı."

- "Bilişim milli güvenliğimizle doğrudan ilgilidir"

Bugün artık bilişimin, stratejik bir sektör olduğunun altını çizen Özlü, bilişimin milli güvenlikle doğrudan ilgili olduğunu söyledi. "Siber güvenlik, eşittir, milli güvenlik." diyen Özlü, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Siber güvenlik alanında yapılan yatırımlar, doğrudan milli güvenliğe yapılan yatırımlardır. Dünyada, günde 230 bin kötü niyetli yazılım üretilmektedir. 2017 yılında, siber saldırılar sonucu dünyaya oluşan kayıp, yaklaşık 500 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Bu rakamın, 2020 yılında, 2 trilyon doları aşması beklenmekte. Bu nedenle, siber güvenlik artık bir sanayi koludur. Son 5 yılda ülkemizin siber güvenlik harcaması, 340 milyon dolar civarındadır.

Bu harcamadan, yerli ürünlerimizin aldığı pay sadece 45 milyon dolardır. Tüm bu tehditleri ve rakamları bir araya koyduğumuzda; bilişim ve siber güvenlik alanında, kimseye bel bağlamadan, kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Sayın başbakanımızın imzasıyla oluşturulan Yerlileştirme Kurulu'nda, yerli bilişime ve siber güvenlik yatırımlarına özel bir paragraf açacağız. Mühendislik ve güvenlik yazılımları gibi kritik alanlarda, çok özel gayret göstereceğiz.

Milli ve yerli duruşumuzu, ortaya koyacağımız yerli bilişim ürünleriyle, ticarileşen yazılımlarımızla güçlendireceğiz. Endüstri alanındaki veri güvenliğinin sağlanması için, milli siber güvenlik teknoloji altyapısı ve sanayi ekosisteminin geliştirilmesine, büyük önem vereceğiz."

- "Türk sanayisi bilişimle büyüyebilir"

"Türk sanayisi bilişimle büyüyebilir." diyen Özlü, reel sektörle bilişimi buluşturacak, bunların eş güdümünü sağlayacak çok daha fazla sayıda platforma ihtiyacımız olduğunu söyledi.

Özlü, hem kamunun, hem şirketlerin, hem de bilişim ve yazılım sektörünün çok daha fazla proje üretmesi gerektiğine dikkati çekti.

Bütün sektörlerin, özellikle bilişimden ve yazılımdan beklentilerinin yüksek olduğunu belirten Özlü, "Bilişim ve yazılımı her sektörün ihtiyaç duyduğu, olmazsa olmaz görüyoruz. Bilişim ve yazılım zorunlu sektör. Bu beklentileri karşılayacak ortak bir akıl, ortak bir vizyon ve ortak bir inançla hareket etmeliyiz. Bizler Bakanlık ve Hükümet olarak, bu eşgüdüm kanallarını sonuna kadar açık tutmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Bakan Özlü, daha sonra sektör temsilcilerinin sorunlarını dinledi.

16 Mart 2018 Cuma

Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörleri iki kat hızla büyümeli

TÜBİSAD Başkanı Kübra Erman Karaca, sektörün ülke büyümesinin iki katında büyüme gerçekleştirmesi gerektiğini söyledi


TC. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü ile TÜBİSAD tarafından Türkiye Bilişim Zirvesi” düzenlendi. TÜBİSAD Başkanı Kübra Erman Karaca, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörlerinin 2023 hedefine ulaşması için, 2016’da kaydedilen büyümenin yaklaşık 2 katı hızda bir yıllık ortalama büyüme hızını yakalaması gerektiğini söyledi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, sanayi üretiminde katma değeri ve ileri teknoloji ürünlerini artırmak amacıyla başlatılan “Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı” kapsamında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü ile TÜBİSAD tarafından Türkiye Bilişim Zirvesi” düzenlendi.

Sanayide Yüksek Teknolojiye Dönüşüm Programı ve yerlileştirme çalışmalarına ilişkin bilgilendirmenin yapıldığı, önerilerin değerlendirildiği zirvede açılış konuşması yapan TC. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, bilişim devrimi ile şekillenen dünyanın bilim ve teknoloji omurgası üzerinde yükseldiğini belirterek, TÜBİSAD üyelerine büyük görevler düştüğünü söyledi.

Çağın getirdiği yeni üretim, tüketim ve pazarlama süreçlerini çok iyi anlamak ve analiz etmek zorunda olunduğunu belirten Özlü, şöyle devam etti:

Sanayi 4.0 sürecini, her yönüyle kavramak durumundayız. Dijital teknolojilerle bağlantılı olan bulut bilişim, büyük data, yeni sınai internet uygulamaları, algoritmalar, kodlamalar, akıllı fabrikalar, robotlar, sensörler ve 3 boyutlu yazıcılar gibi kavramlara yabancı kalamayız.

Tüm bu yeni kavramlar, önümüze, aşmamız gereken yepyeni bir eşik koymaktadır.

O eşik; Bilişim Devrimi eşiğidir.

Bilişim Devrimi ile şekillenen dünya; bilim ve teknoloji omurgası üzerinde yükselmektedir.

Bilişim stratejik sektör

Bugün artık bilişim, stratejik bir sektördür. Hatta bilişim, milli güvenliğimizle doğrudan ilgilidir.

Siber güvenlik, eşittir, milli güvenlik… Siber güvenlik alanında yapılan yatırımlar, doğrudan milli güvenliğe yapılan yatırımlardır. Dünyada, günde 230 bin kötü niyetli yazılım üretilmektedir. 2017 yılında, siber saldırılar sonucu dünyaya oluşan kayıp, 500 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakamın, 2020 yılında, 2 trilyon doları aşması beklenmektedir. Bu nedenle, siber güvenlik artık bir sanayi koludur. Ülkemizin siber güvenlik harcaması, 340 milyon dolar civarındadır. Bu harcamadan, yerli ürünlerimizin aldığı pay sadece 45 milyon dolardır. Tüm bu tehditleri ve rakamları bir araya koyduğumuzda; bilişim ve siber güvenlik alanında, kimseye bel bağlamadan, kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız.

Türk sanayisi bilişimle büyüyebilir.

Reel sektörle bilişimi buluşturacak, bunların eşgüdümünü sağlayacak çok daha fazla sayıda platforma ihtiyacımız vardır. Hem kamunun, hem şirketlerin, hem de bilişim ve yazılım sektörünün çok daha fazla proje üretmesi gerekmektedir. Bütün sektörlerin, özellikle bilişimden ve yazılımdan beklentileri çok yüksektir. Bu beklentileri karşılayacak ortak bir akıl, ortak bir vizyon ve ortak bir inançla hareket etmeliyiz. Bizler Bakanlık ve Hükümet olarak, bu eşgüdüm kanallarını sonuna kadar açık tutmaya devam edeceğiz.

Bilişimin ve dijital dönüşümün en büyük sermayesi insandır. Ülkemizin dinamik nüfusu; bilişimde, yazılımda ve teknolojide en büyük potansiyelimizdir. Bu nedenle gençlerimize, dijital değişimi yakalayacakları, katma değeri yüksek beceriler kazandırmak zorundayız. Üniversitelerin ve meslek okullarının; sanayinin ihtiyaçlarına cevap verebilen müfredatlar geliştirmesi için önemli çalışmalar yapıyoruz.Ar-Ge’yi, İnovasyonu, bilişimi ve yazılımı; eğitimde çok önemli bir reform alanı olarak ele alıyoruz.

STEM, yani Science, Technology, Engineering ve Mathematics; bizi bilim merkezi, teknoloji üssü ve ileri sanayi ülkesi hedefine taşıyacak olan temel referansımızdır.

Ülkemizin bilim ve teknoloji ile kalkınmasına katkı sağlamak, sadece devletin değil, siz işadamlarının ve sektör temsilcilerinin de görevidir.

Yapacağınız her projenizde, sizlerle birlikte yürümeye hazırız.’’

Muazzam fırsatlar var

Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Erman Karaca, Bilgi ve İletişim Teknolojileri’nin (BİT) her sektörde ve toplumun her alanında radikal değişikliklere yol açtığını ve açmaya devam ettiğini söyledi. Değişime uyum sağlayabilecek insanlar, kurumlar ve ülkeler için muazzam fırsatların ortaya çıktığını vurgulayan Karaca şöyle devam etti:

“Yeni teknolojiler; doğal kaynaklar, finansman ve insan kaynaklarının kullanımında getirdiği yeniliklerle, sürekli bir değişime ve iyileşmeye neden olmaktadır.

Bütün bu değişimlere uyum sağlayabilecek insanlar, kurumlar ve ülkeler için muazzam fırsatlar ortaya çıkarmaktadır.

Yapay zeka, nesnelerin interneti, dijital iletişim, robotik, Blok zincir, 3D baskı, büyük veri, veri analizi, akıllı ulaşım gibi teknolojideki büyük değişimler ekonomide ve toplumsal hayatta önemli etkiler yapmaktadır.

Dünya çapında yaşanan değişime uyum ve bu değişimden fayda sağlamak mümkündür. Bu noktada “Sanayide Yüksek Teknolojiye Dönüşüm Programı” ve yerlileştirme çalışmalarını dikkatle takip ediyor ve katılıyoruz. Programın detaylandırılıp etkili bir şekilde hayata geçirilmesi durumunda bilgi ve iletişim sektörleri ile diğer kilit sektörlerimizin gelişimine, sanayi ve ekonomimizin rekabet gücünün artışına çok önemli katkıda bulunacağına inanıyoruz.

İki katı hızla büyümeliyiz

Türkiye’nin ekonomik büyüklük açısından 2023 yılında dünyada ilk 10 ülke arasına girmesi için hedefler konmuştu. Bu hedeflere göre temsilcisi olduğumuz Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörlerinin 2016 yılında 94,3 milyar TL olan hacminin, 2023 yılında 160 milyar dolara ulaşması gerekiyor. Sektörümüzün 2016 yılı büyüme hızı yüzde 14,4’tür, son 5 yıllık büyüme ortalaması da yüzde 15’tir. Diğer tüm faktörler dışarıda bırakılacak olursa 2023 hedefine ulaşmak için, 2017- 2023 yılları arasında 2016’da kaydedilen büyümenin yaklaşık 2 katı hızda bir yıllık ortalama büyüme hızı yakalanmalıdır. Bu hedef doğrultusunda; sektörlerde elde edilmiş başarıların izlenmesi, bunların sürdürülebilmesi ve etkilerinin artırılması için gerekli eylem planlarının hayata geçirilmesi de BİT sektöründeki büyümenin başarıya ulaşması için getirilen yeni önerilerin gerçekleştirilmesi kadar önem taşımaktadır.

Rapor hazırlamıştık

TÜBİSAD olarak Türkiye Bilişim Sektörünün mevcut durumu, evrimi, yetenekleri, diğer ülkeler ile karşılaştırmaları, gelişim vizyonu ile ilgili detayları içeren “Türkiye’nin Dijital Ekonomi’ye Dönüşümü” raporunu Sayın Bakanımız Dr. Faruk Özlü’nün katıldığı bir toplantı ile geçtiğimiz ay kamuoyu ile paylaşmıştık.

Rapor bulgularından, 2017 yılı Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz Türkiye için BİT Temelli Sanayi Stratejisi çalıştayından ve Bilgi ve iletişim Sektörü Gelişmeleri Değerlendirme Anketinden yola çıkarak Türkiye’de BİT sektörünün büyümesi ve Türkiye’nin dijital ekonomiye dönüşümünün hız kazanması için TÜBİSAD olarak politika önerileri geliştirmiş ve Sayın Bakanımıza sunmuştuk.

POLİTİKA ÖNERİLERİ

Sektörümüzün hızlı büyümesi ve Türkiye’nin dijital ekonomiye dönüşümünün hız kazanması için geliştirdiğmiz politika önerilerini bir kez daha tekrarlamak istiyorum:

1. Dijital ekonomi stratejilerini ve politikalarını yönlendiren bir yönetişim modeli ve yapılanması zorunludur. Bu yapı sadece bir topluluğu değil, tüm toplumu; sadece bir sektörü değil tüm sektörleri; sadece bir kamu kurumunu değil tüm kamu kurumlarını kapsayıcı ve denetleyici sorumlulukta olmalıdır.

2. Dijital değişimin yönetimi, koordinasyonu ve etkinliği devletin en üst seviyede ve rolde bu konuyu sahiplenmesi ile ilgili mevzuat ve kanunlarla desteklenmesiyle mümkün olacaktır.

TÜBİSAD olarak biz, acil eyleme geçmesi gereken politikaları dört ana başlıkta değerlendiriyoruz :

1. BİT sektörünün büyümesine ve dijitalleşmeye dönük öneriler

· BİT sektöründe özel Ar-Ge harcamaları artırılmalıdır.

· BİT sektöründe patent başvuruları teşvik edilmelidir.

· BİT uzmanlarının istihdamı teşvik edilmelidir.

· BİT sektöründe girişimcilik ekosistemi geliştirilmelidir.

· BİT sektöründe teknoloji ürün ve hizmet ihracatının artması hedeflenmelidir.

· Teknolojide, yurtdışına bağımlılığı azaltacak, ürün/hizmet ikamesi modelleri öne çıkarılmalıdır.

· Kurumsal şirketlerin, yeni nesil girişimler ve çözümlerine erişim sağlayabildiği ve bu vasıta ile gelişimlerini hızlandırabildiği modeller üzerinde çalışılmalıdır.

1. Bireylerin dijital ekonomiye uyumunu artırmaya dönük öneriler

· Dijital ekonomiye uyumlu insan kaynağı gelişimi hızlandırılmalıdır.

· Erken evre eğitim sistemi; merak duygusunu, sorgulamayı ve algoritmik düşünceyi önceliklendirmelidir.

· Kod yazma gibi teknoloji becerileri erken evre eğitim sistemine girmelidir.

· Yerel dijital içerik üretimi, özel eğitim programları ve desteklerle teşvik edilmelidir.

· E-devlet hizmetlerinin kapsamı hızla genişletilmeli ve vatandaşlar tarafından kullanılması özellikle teşvik edilmelidir.

· Yaşlı ve dezavantajlı grupların dijital dönüşümü hızlandırılmalıdır.

· Nitelikli, özellikle dijital yetkinlikleri yüksek kişileri ülkemize çekecek göçmen politikaları geliştirilmedir.

1. Özel sektörün dijital dönüşümünü artırmaya dönük öneriler

· Sanayi, hizmetler ve tarım sektörlerinde dijital (Bulut Bilişim, Sanayi 4.0, Nesnelerin İnterneti ve Yapay Zeka) altyapı yatırımları teşvik edilmelidir.

· KOBİ’lerde BİT kullanımının artırılması için önlemler alınmalıdır.

· E-ticaret, Mobil ticaret yatırımları artmalıdır.

· Bilgi güvenliği yatırımları artmalıdır.

· BİT alanında kadın istihdamı teşvik edilmelidir

· Yeni nesil iş modellerine yatırım yapabilecek ve yönetebilecek beşeri sermaye oluşumları hızlandırılmadır

· Yeni nesil iş modellerine ve teknolojilerinde girişim yatırımları artmalıdır.

· Artan enerji ihtiyacına yönelik özel sektör yatırımları artmalıdır.

· Verilerin erişimi ve paylaşımı kolaylaştırılmalıdır.

1. Kamu sektörünün düzenleyici ve pazarı geliştirici rolüne dönük öneriler

· İletişim altyapısınının daha da güçlendirilmesi için, telekom sektöründe yatırımlara devam edilmesi ve yatırımların sürdürebilirliği desteklenmelidir.

· Talebin artırılmasının, genişbantın yaygınlaşmasının vazgeçilmez bir unsuru olmasından hareketle, mobil ve sabit genişbant penetrasyonunu artırmaya yönelik adımlar atılmalıdır.

· Bilgisayar ve internet kullanımının özellikle gençler, kadınlar, yaşlılar ve düşük eğitim seviyelerinde yaygınlaştırılması için önlemler alınmalıdır.

· İnternete erişim özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar AB ile uyumlu hale getirilmelidir.

· Siber güvenlik risklerine yönelik yerli yazılım ve teknoloji yatırımları teşvik edilmelidir.

· Girişim Sermayesi alanındaki finansal kaynak eksikliği, kamu kaynakları ile desteklenmelidir.

· Özel sektör ve bireysel yatırımcıların yeni iş modellerine ve teknolojilerine yatırımları kolaylaştırılmalıdır.

· Girişim Sermayesi alanındaki finansal kaynak eksikliği, kamu kaynakları ile desteklenmelidir.

· Özel sektör ile rekabet eden kamu kurumlarının rekabete aykırı iş modelleri benimsemelerinin önüne geçilmelidir.

· Kamu ve özel sektörün ortak veri kullanımı ve paylaşımı sağlanmalıdır.

· BİT üzerindeki vergi yükü düşürülmelidir.

· Yerli yazılım ve yerli içerikle ilgili kısa ve uzun dönemli planlar yapılmalıdır.”

Karaca, Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı dijital ekonomiye geçişi ile yerli üretim ve teknolojilerin geliştirilmesinin ancak özel sektör, kamu ve tüm toplum kesimlerinin sahiplenmesi ile mümkün olacağını belirterek, “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın başlatmış olduğu hamleyi tüm gücümüzle destekliyor ve birlikte daha çok çalışma yapmak istiyoruz” dedi.


Şirketler şifrelerini yönetmekte zorlanıyor

Birçok kişinin şifresi zayıftır ve aslında güvenli olarak nitelendirilen şifreler rahatsız edici ve hatırlanması zor olabilir...


Güvenli olarak tanımlanan uzun, benzersiz ve karmaşık şifreler çoğu kişi için rahatsızlık verici olsa da özellikle şirketlere ait ayrıcalıklı hesaplarda kullanılan zayıf şifreler büyük güvenlik açıklarına sebebiyet verebiliyor. One Identity, geçtiğimiz aylarda dünya genelinde 900 IT güvenlik uzmanının bakış açılarını vurgulayan bir raporla hesap yönetimi prosedürlerine ışık tuttu. TechRepublic’in analizine göre, 10 güvenlik uzmanından 9’u, ayrıcalıklı şifreleri yönetmede sorun yaşıyor. Lider güvenlik duvarı ve UTM saplayıcısı WatchGuard, şirketleri ayrıcalıklı hesaplarını korumaları ve veri ihlali risklerini en aza indirmeleri için şifre kullanımları konusunda uyarıyor.

One Identity’nin, dünya genelinde 900 IT güvenlik uzmanı ile gerçekleştirdiği araştırma, katılımcıların yaklaşık yüzde 20'sinin kimlik bilgilerini takip etmek için hala kağıt tabanlı kayıt defteri kullandığını gözler önüne seriyor. Üstelik, araştırmada katılımcıların yüzde 40'ı varsayılan yönetici şifrelerini güncellemeyi istemediklerini belirtiyor. Korsanlar için, zayıf veya varsayılan şifreleri olan ayrıcalıklı hesaplar değerli verilere erişmek için altın biletlerdir. Nitekim Forrester'a göre, tüm ihlallerin yüzde 80'i ayrıcalıklı kimlik bilgileri içeriyor.

WatchGuard Şirketleri Şifre Yönetimi Konusunda Uyarıyor

Peki, kurumlar ayrıcalıklı hesaplarını korumak ve veri ihlali risklerini en aza indirmek için ne yapmalı? WatchGuard’ın şirketlere 5 önemli tavsiyesi şöyle;

• Her zaman varsayılan şifreleri değiştirin.
• Sahip olduğunuz her hesap için benzersiz, karmaşık ve uzun bir şifre kullanın.
• Hesaplarınız için güvenlik sorularını güncelleyin.
• Hesaplarınız için iki faktörlü kimlik doğrulaması ayarlayın.
• Bir şifre yöneticisi edinmeyi göz önünde bulundurun.

15 Mart 2018 Perşembe

MEB'den Okuryazarlık Seferberliği için mobil uygulama

Milli Eğitim Bakanlığı, Okuryazarlık Seferberliği için mobil uygulama başlattı


Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürlüğünce geliştirilen "Oku Yaz" adlı mobil uygulama, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) tarafından Google Play Store ve EBA Dükkan'da yayımlandı.

IOS sistemler için de geliştirilen uygulama, akıllı tahta ve tablet bilgisayarlarda kullanılabilir hale getirildi.

Kullanıcılar, uygulamada harflerin yazılış yöntemlerini ve farklı şekilde yazılışlarını görebilecek, harfleri sesli olarak dinleyebilecek.

Uygulama, harflerin doğru şekilde yazılmasını kolaylaştıran bir ara yüzle çizgi kontrolü yapılmasına da kolaylık sağlayacak.

Öte yandan YEĞİTEK EBA stüdyolarında, öğretmen eşliğinde sınıf ortamında okuma yazma öğreten örnek ders videolarının çekimine devam ediliyor.




Whatsapp'ın kullanıcı verilerini paylaşması yasaklandı

Facebook’un 2014 yılında rekor bir ücretle satın aldığı WhatsApp, kullanıcı bilgilerini paylaşmaya başlamıştı


WhatsApp ve Facebook şirketleri Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Düzenlemesi’ne uygun bir çözüm bulana kadar birbirleriyle veri paylaşmayacak. Bu durum yalnızca Avrupa Birliği sınırları içinde geçerli olacak.

Birleşik Krallık Bilgi Komiserliği Ofisi (ICO) kısa süre önce iki şirket arasında veri paylaşımı yapılmasının Birleşik Krallık yasalarına uygun olup olmadığını inceleme altına almıştı. Teknoblog’da yer alan habere göre ICO, Facebook’un WhatsApp’tan alarak işlediği temel veriler dışında iki taraf arasında bir veri paylaşımı olamayacağına hükmetmişti.

Karar 2 ay sonra yürürlüğe girecek

Fransa ise bu şirketlerin veri paylaşımını durdurmasına karar vermiş ve bunun için taraflara bir ay süre tanımıştı. Hem Fransa hem de Birleşik Krallık’ta alınan kararlar ülke seviyesinde olsa da, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Düzenlemesi’nin mayıs ayında yürürlüğe girmesiyle birlikte benzer önlemler kıta genelinde geçerli olacak.

WhatsApp Facebook ile veri paylaşımının yolunu bulabilmek için gizlilik politikası üzerinde çalışıyor. Şirketin çözümü Genel Veri Koruma Düzenlemesi yürürlüğe girmeden hazır hâle getirmeyi istediği söyleniyor.

iOS'un yeni güncelleştirmesi tanıtılacak

Apple Dünya Geliştiriciler Konferansı 4 Haziran’da San Jose’de yapılacak. Apple bu yıl düzenleyeceği geliştiriciler konferansında hem MacOS hem de yeni iOS 12’ye dair birçok yenilik tanıtacak


Apple’ın 29 yıldır düzenlediği Dünya Geliştiriciler Konferansı (WWDC) bu yıl 4 - 8 Haziran tarihlerinde San Jose’de düzenlenecek. WWDC her yıl milyonlarca geliştiriciye iPhone, iPad, Apple Watch, Apple TV, Mac ve HomePod için tüm Apple platformlarında nasıl yeni deneyimler geliştirebileceklerini öğrenme fırsatı sunuyor.

SiriKit, HomeKit, HealthKit, GymKit, MusicKit, ResearchKit ve CoreML gibi geniş bir yelpazedeki kapsamlı geliştirici API’leri geliştiricilerin kullanıcılara akıllı cihazlarla kullanılan her şeyi kontrol etmelerine yardımcı olmak için yeni yollar sunuyor.

App Store, 155’ten fazla ülkede bulunan Apple kullanıcılarının iOS, macOS, watchOS, tvOS ve iMessage ile yaşamlarını kolaylaştırmayı ve dünyanın her yerinden insanlarla iletişim kurmalarını sağlayan milyonlarca uygulamaya erişme olanağı veriyor. Dünyanın her yerinden geliştiriciler ve Apple tutkunları bu konferansı iPhone, iPad ve Apple TV için WWDC uygulamasından veya Apple Developer web sitesinden canlı izleyebilecek.

Dijital dönüşüm iş hayatını nasıl etkileyecek?

Dijital dönüşüm son 15 yıldır hayatımızı etkisi altına almış durumda. Artık internet, insanların en çok vakit geçirdiği yerlerden birisi haline geldi. Değişim ve dönüşüm çok hızlı olurken, insanların bu değişime ayak uydurmaları ise beklenenden kolay oldu. Dijital dönüşüm ile fikirlerimiz, alışkanlıklarımız, çalışma biçimlerimiz, iş hayatımız tamamıyla değişti.

Günümüzde sosyal hayattaki dönüşümün yanında işveren-işçi dinamiği da artık farklı bir boyutta. Şirketler dijital dönüşümün bilincine varmaya başladı ve konuyla ilgili çalışmalara ve yatırımlara önem ve ağırlık vermeye başladı.

Doğru dijital dönüşüm nasıl olmalı?
Peki şirketler için doğru dijital dönüşüm nasıl olmalı? Son zamanlarda en çok gündemde olan konu ile karşı karşıyayız. En baştan başlamak gerekirse, iş hayatında tam bir dijital dönüşüm yaşanabilmesi için şirketlerin bu duruma hazırlıklı olmaları gerekiyor. Dijital dönüşüm yalnızca teknolojik değişimlerin gerekliliğini ifade etmez. Her alanda yenilikçi davranabilme ve düşünebilme yeteneği de ister. Dijital dönüşüme ayak uydurmak isteyen şirketler öncelikle teknolojik altyapılarını oluşturmalı ve belirlenen dijital stratejiler ile kararlılıkla ilerlemeliler. Eşzamanlı teknoloji takibi ile daha fazla verim alabilmek de mümkün. Geleceğin iş hayatına ayak uydurmanın temeli bu aslında.

Teknolojiyle beraber dijitalleşme aslında dijital iş hayatını ve dijital çalışanı da yarattı. Dijital dönüşüm ile çalışan profili de farklılıklar gösteriyor ve gösterecek. Birçok teknolojik yeniliğin yardımı ile aynı anda birden fazla işe odaklanıp hızlıca sonuç alan kişiler iş dünyasında çoğalacak. Dijital dönüşüm sürecinde başarılı biri olabilmek için teknolojiye adaptasyon sorunu yaşamayan, yenilikleri yakından takip eden ve popüler iş yazılımlarını kullanabilen kişiler kendilerini gösterebilecek.

Dijital dönüşüm tercih değil, zorunluluk olacak
Dijital dönüşüm sosyal ve kişisel hayatımızı etkilediği gibi iş hayatını da büyük oranda etkileyecek. Bu dönüşümden küçüklü, büyüklü tüm sektörler etkilenecek. Özellikle ülkemizde işletmelerin yüzde 99.77’sini oluşturan KOBİ’leri etkisi altına alacak olan bu değişim, KOBİ’lerin tercihi değil zorunluluğu olacak. Gelişen dünyada bu değişime herkes ayak uyduracak ve bu değişimin gerisinde kalmak şirketler için olumsuz sonuçlar doğurmakta gecikmeyecek. Bu bağlamda şirketler, geleceğin getirdiği yenilikleri takip ederek, dijital dönüşüme uygun stratejiler belirleyerek ve dijital altyapılar daha sağlıklı hale getirerek büyüyebilecek.

Geleneksel işyeri kavramı ve çalışma yöntemleri değişecek
Bulunduğumuz zaman bizlere geleceğin çalışma hayatı ile ilgili birçok ipucu sunuyor. Dijitalleşmenin ve teknolojinin bizlere kattığı yenilikler, kolaylıklar, uygulamalar ve daha birçok şey beraberinde değişimi de getiriyor. Geleneksel işyeri kavramı ve çalışma yöntemleri son dönemlerde yeniden şekillenmeye, değişmeye başladı. Günümüzde ve gelecekte bu değişime ayak uyduran kişiler başarıya ulaşabilecek. Bu yolda değişimleri ve trendleri takip etmek çok önemli. Tüm dünyanın kullandığı bir iş uygulamasını veya programını reddederseniz bu işinizde sizi gerilere atacak. Bu yüzden her an takipte kalmak çok önemli. Çünkü bizleri; paylaşımlı ofislere geçildiği, online toplantıların yapıldığı, ofis ve iş hayatını kolaylaştıran yazılımların arttığı, belirli konularda eğitim vermek üzere online eğitim paketlerinin olduğu, daha hızlı, dinamik, canlı ve üretken bir gelecek ve çalışma hayatı bekliyor.


Trump Qualcomm satışını neden veto etti?

ABD Başkanı Trump, başkanların sahip olduğu ve çok nadir kullandığı bir yetkiyle ABD’li mikro işlemci devi Qualcomm’un yabancı rakibi Broadcomm’a satışına izin vermediğini açıklamıştı.

Ulusal güvenlik meselesine dönüştü
Broadcom’u “düşmanca hareket edebilecek” bir şirket olarak tanımlayan Trump, “Broadcom’un ulusal güvenliğimize tehdit oluşturma kapasitesi hakkında yeterli delile sahibim,” açıklamasıyla Qualcomm’un Broadcom’a satışını durdurduğunu duyurmuştu.

Broadcom’un 117 milyar dolarlık teklifine evet cevabı veren Qualcomm konu hakkında yorum yapmazken, Trump’ın kararı almasındaki asıl gerekçe Beyaz Saray’dan medyaya sızdı.

Trump yönetiminden gelen bilgilere göre Başkan Qualcomm’un elindeki 5G teknolojilerinin çok kritik olduğunu düşünüyor ve dünyaya karşı 5G ile elde edecekleri avantajları başka bir ülkeye kaptırmak istemiyor. Ayrıca bu kritik 5G teknolojilerinin Broadcom’un yaptığı astronomik ve rekor teklifte de başrolü oynadığı düşünülüyor.

stackoverflow Developer Survey Results 2018

Anket Sonuçları:
https://insights.stackoverflow.com/survey/2018/


13 Mart 2018 Salı

Belediyelerde yeni dönem!

Tüm belediyelerde artık "e- Belediye Bilgi Sistemi" zorunlu olacak. Sistemle yılda en az 1 milyar 831 milyon TL tasarruf sağlanacak


İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, belediyelerin, mevzuatla kendilerine verilen görev ve hizmetlerin yürütülmesi ve vatandaşlar tarafından yapılan başvuruların sonuçlandırılması amacıyla her türlü idari iş ve işlemin yürütüldüğü e-Belediye bilgi sistemini kullanmalarını zorunlu hale getiren, 7099 sayılı "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 10 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği hatırlatıldı. Kanunla e-Belediye bilgi sistemini kurmaya, işletmeye, verilerin saklanması, iletilmesi ve paylaşımı ile ilgili politikaları tespit etmeye, çalışma usul ve esaslarını belirlemeye ve bu sistem ile ilgili merkezi bir hizmet standardizasyonu oluşturmaya İçişleri Bakanlığının yetkili olduğu belirtilen açıklamada, sistemin faydalarına yer verildi.

Buna göre, sistem sayesinde vatandaşlara dönük hizmet süreçleri basitleştirilecek ve standardizasyon sağlanacak. Sistem devreye girdiğinde yılda en az 1 milyar 831 milyon lira tasarruf elde edilecek. Kamu kurumları ve yerel yönetimler arasında anlık veri paylaşımı kurulacak, hizmetler merkezi sistem üzerinden yürütülerek vatandaş işlemlerinin elektronik ortamda elektronik veya mobil imza ile yapılabilmesine imkan tanınacak.

ZAMAN VE EMEK KAYBI ÖNLENECEK

Geliştirilecek belediyecilik yazılımları ile vatandaş odaklı yerel yönetim yapısının oluşturulması için bilgi ve iletişim teknolojileri etkin şekilde kullanılacak. Belediyelerin iş süreçlerinin kısaltılması ve daha hızlı hale getirilmesi ile zaman, emek ve mali kayıpların önlenmesinin amaçlandığı sistemle kesintisiz yerel hizmet sunumu sağlanacak. Bankalar ile anlık veri transferi sağlanarak vatandaşların vergi ve fatura gibi ödemeleri çevrimiçi yapabilmesi mümkün olacak. Sistem, vatandaş odaklı bir yerel yönetim yapısının oluşturulması ve vatandaşların belediye hizmetlerinden daha hızlı, kolay, etkin, kaliteli bir şekilde yararlanmasına ve bu hizmetlerdeki bürokratik işlemlerin azaltılmasına hizmet edecek.

HİZMETLERE STANDARDİZASYON VE ŞEFFAFLIK GELECEK

Ülke çapında hizmetlere belirli bir standardizasyon, şeffaflık ve denetlenebilirlik anlayışı getirecek sistem, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) uygulamaları kapsamında belediyelerin yürüttüğü inşaat izin süreçlerini kısaltacak. Sistem, bir sonraki aşama olarak da diğer kurumlar ile yapılan entegrasyon çalışmaları sonucu süreç sayılarını düşürecek ve süreçlerin sadeleştirilmesine yardımcı olacak. Böylece ülkenin iş yapma kolaylığı, dünya sıralamasına ciddi anlamda katkı sunmuş olacak.

Sistem, Avrupa Birliği mevzuatı ve uyum çalışmaları kapsamında yatırım yapma süreçlerinde çoğunlukla karşılaşılan bürokratik hantallığı ortadan kaldırarak, gerekli izin ve ruhsat işlemlerinin tek elden yürütülmesini sağlayacak.


Sigortacılar insurtech'lerle takım kurmaya çalışmalı

IBM, insurtech'lerle birlikte çalışan sigorta şirketlerinin, bunu yapmayan sigortacılardan daha iyi performans gösterdiğini keşfetti

Teknoloji şirketi IBM'in "Dost veya düşman? Insurtechs ve küresel sigorta endüstrisi" raporunda önemli sonuçlara ulaştı. Araştırmada, sigorta endüstrisinin insurtech'lerin potansiyelleri ve masaya getirdiği yeniliklerin farkında olduğu ortaya çıkarken, teknoloji odaklı yeni işletmelerin getirdiği değişim büyük ölçüde olumlu oldu. Raporun ana bulgularından biri, anket yapılan sigortacılardan% 81'inin insurtech işletmelere yatırım yaptıklarını ya da zaten insurtech işletmelerle çalıştıkları sonucu çıkması. Benzer şekilde, çalışmaya katılan 4 yöneticiden 3'ü (% 57) insurtechlerin endüstrideki yenilikleri yönlendirdiğine inanıyor. Buna karşın, ankete katılan yöneticilerin% 43'ü kendi işletmelerinde yıkıcı etki görüyor; bu da IBM'in daha geleneksel sigorta süreçlerine olan aşırı güvencesini yansıtan bir tutarsızlık olarak belirtiliyor.

Çalışma aynı zamanda insurtechlerin genellikle melere odaklandığını da ortaya koydu.

Kişiselleştirme: Sigortacıların % 56'sı insurtechlerin müşteri ilişkileri geliştirmek için bir fırsat sunduğunu belirtti: AI, bilişsel bilgi işlem, IoT, blok zincir ve bulut gibi teknolojiler "poliçe sahibini hedefleme özelliğini yeniden tanımlayabilir.

Yenilikçi teklifler: Liderlerin% 80'i, insurtech kullanıma dayalı veya diğer katma değerli hizmetlerin (saatlik araba sigortası gibi) endüstriyi önleyici tavsiye ve diğer risk yönetimi hizmetleri biçimine doğru ittiğini belirtti.

Sigorta Dağıtımı: Insurtechler, sigortacının müşterilerine yeni, daha rahat şekilde dahil etmesine izin veriyor. Insurtechlerin% 26'sı online sadece dijital çözümler üretiyor,% 10'u şirketler arası sigorta,% 3'ü talep üzerine sigorta oluşturuyor.


Sigorta şirketlerinde start-up rüzgârı

Blockchain teknolojisi, yapay zeka ve robotik sistemler işgücünü ve çalışma hayatını yeniden şekillendiren, birçok sektörde ezberleri bozuyor. Dünyada sigorta şirketlerinin gündeminde bu yeni teknolojilerin sektörü nasıl şekillendireceği ele alınıyor. Türkiye’de de sigorta şirketlerinin teknoloji yatırımlarına ağırlık verdiği, start-up’lara yakından ilgilenmeye başladığı görülüyor. Diğer yandan, ürün portföylerine de siber riskler gibi yeni poliçeler almaya başladılar. Ancak, bu dönüşüm sadece ürünlerde kendini göstermeyecek. Örneğin, sosyal medyada bireylerin yaptığı paylaşımlarla kişilerin yaşam biçimlerine göre, kaza yapma oranı ya da ortalama yaşam analizi yapabilecek ve buna göre poliçe belirlenebilecek. Ya da giyilebilir cihazlar aracılığıyla sağlık bilgileri takip edilecek. Bu sağlık harcamalarının azaltılmasını beraberinde getirecek. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Tüm bu gelişmeler her sektörü olduğu gibi sigorta sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Bu da sigorta şirketlerinin önümüzdeki yıllarda artık eski yöntemlerle çalışmayacağının işaretlerini veriyor. Çünkü, bu değişime ayak uyduramayan şirketlerin sürdürülebilir olmayacağı açık.

GELECEKTEKİ İNOVASYONLAR

EY Türkiye, Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ve FinTech İstanbul işbirliğiyle hazırlanan “Fintech Dönüşümü” raporunda, 2017 yılında sigortacılığa ilişkin fintech hizmetlerinin (Insurtech) popülaritesinin 2015 yılına göre ciddi oranda artarak ikinci sıraya yerleştiği yer alıyor. İlk sırada para transferi ve ödeme odaklı hizmetler yer alıyor. Raporda sigorta sektöründeki mevcut inovasyonların sosyal sigortalar ve giyilebilir cihazlar kapsamında olduğu belirtilirken, ikinci dalganın yani gelecekteki inovasyonların nesnelerin interneti ve otonom araçlarla ilgili olacağına dikkat çekiliyor. Raporda sigorta sektöründe, bir ya da daha fazla ürünü dijital kanallar aracılığıyla kullanan kişi sayısı 2017 yılında 24 iken, gelecekte bu sayının 55’e çıkacağı vurgulanıyor.

Startup. Watch verilerine göre, sigorta sektöründe geçen yıl dünyada 535 milyon dolarlık 57 fintech yatırımı yapıldı. Türkiye de ise 500 bin dolarlık bir yatırım gerçekleşti. Ancak, bankacılık sektöründe olduğu gibi fintech’1er sigorta sektörünün de gündeminde ve önümüzdeki dönemde bu yatırım sayılarının artması bekleniyor. Çünkü müşteri beklentileri değişiyor. Sürdürülebilirlik adına müşteriyi daha yakından tanımak ve daha iyi hizmet vermek isteyen şirketlerin her konuya kendileri çözüm bulamayacağı için gerek kurum içi gerekse kurum dışından girişimcilerle çalışmalar yapmaları kaçınılmaz görünüyor.

ALLİANZ TÜRKİYE’DEN ÜÇ GİRİŞİME DESTEK

Yaklaşık bir yıl önce Allianz Grubu’nun 175 (150’si yeşil) sürdürülebilir çözümlerinden yola çıkan Allianz Türkiye, üç sürdürülebilir çözümü hayata geçirirken, inovasyon alanında da üç girişime destek verdi. Şirket, meme kanseriyle mücadelede kadınlarda farkındalık yaratan uygulama ve elektrikli otomobiller için kasko indiriminin yanı sıra güneş santrallerine özel performans sigortası çözümlerini geliştirdi. Ayrıca, kendi kurumundan girişimcilerinin önerisi olan hamile kadınlara bilgi ve network sağlayan BilenAnnem uygulamasının hayata geçmesine, kurum dışından artırılmış gerçeklik tabanlı riziko kontrolüne olanak veren Gamester uygulamasına ve astım hastalarının nefes kapasitelerini kolayca ölçmelerini sağlayan SpiroHome girişimlerine destek verdi.

Allianz Türkiye CEO’su Aylin Somersan Coqui, Allianz Türkiye’nin sürdürülebilirlik stratejisinin iki önemli ayağı olan “önleyici çözümler” ile “girişimcilik ve inovasyon” temellerinde tüm 2017 hedeflerini yerine getirdiklerini belirtiyor. Coqui “Sürdürülebilirlik adına sadece projeler yapmıyor, iş yapış şekillerimizin sürdürülebilir olabilmesi için iş süreçlerimize dair adımlar atıyoruz. GRİ gibi uluslararası raporlarla her yıl ilerlememizi kayıt altına alıyor, şirket içinde çevresel konulardan yönetişim alanlarına, kadın-erkek eşitliğine kadar pek çok önemli göstergeyi ölçüm paneliyle takip ediyoruz” diyor.

40 yaş üstü kadın sağlık sigortalılarının 115 bininin 40 bin 500’üne ulaştıklarını söyleyen Coqui, belirlenen kontrol grubundaki mamografi oranının da yüzde 8’den yüzde 54’e çıktığını söylüyor. Ayrıca, şimdiye kadar aranan sigortalıların yaklaşık yüzde 30’unun kendi kendine meme muayenesi konusunda ek bilgi talebinde bulunmuş.

KURUM İÇİNDEKİ POTANSİYEL AÇIĞA ÇIKTI

İkinci sürdürülebilir çözümde “iyi çevre” hedefiyle adım atan Allianz Türkiye, iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden birinin fosil yakıt kullanımı olmasından yola çıkarak elektrikli otomobillere kasko avantajı sağlanması çözümünü devreye aldı. Allianz Türkiye, elektrikli otomobillerin kullanımını teşvik etmek amacıyla, özel araç kategorisinde değerlendirilen yüzde 100 elektrikli otomobillerin kasko net primlerinde yüzde 20’ye varan indirim sağlıyor. Şirket, geliştirdiği bir başka çevre çözümüyle güneş enerjisi santrallerinde herhangi bir fiziksel hasardan bağımsız, olumsuz hava koşulları nedeniyle güneş ışınlarının düşük seviyede kullanılabilmesi sonucu oluşan kâr kayıplarını teminat altına alan bir ürün de çıkarıyor.

Bu arada şirket, bir yandan kurum içindeki girişimcilik potansiyelini harekete geçirirken diğer yandan da TÜSİAD, GİRVAK ve Etohum gibi kuramlarla işbirliği yaparak kurum dışı girişimcilerle yeni iş modelleri üzerinde duruyor. Verilen bilgiye göre, Allianz Türkiye inovasyon Ofisi’nin 2017 yılında başlattığı kurum içi girişimcilik programına yapılan 90 başvurudan seçilen 7 proje hızlandırma aşamasını temmuzda tamamlamış, 2’si kuluçka aşamasına geçmeye hak kazanmış. Programın son aşamasında teknoloji odaklı geleceğin anneleri için hazırlanan ‘BilenAnnem’ mobil hizmet uygulaması birinci seçildi. Allianz Türkiye çalışanları tarafından geliştirilen, geleceğin anneleri için oluşturulmuş bu mobil uygulamayla hamilelik sürecinin her adımında güvenilir bilgilerle annelere yardımcı olmak hedefleniyor.

Öte yandan, girişimcilerle kurulan işbirlikleriyle iki fintech şirketine destek verilmiş. Bu şirketlerden Spirhome ile KOAH hastalarının nefes kapasitelerini ve ilaç ihtiyaçlarını mobil platform üzerinden ölçümleyen ve gözlemleyen sağlık destek projesini de yürütmek üzere harekete geçiyor.

Etohum’la birlikte yürüttüğü dış girişimcilik programı çerçevesinde ortaya konan bir diğer proje, ‘Gamester’ ile artırılmış gerçeklik uygulamalarını sigortacılığın risk yönetimi aşamasına taşımaya hazırlanan Allianz Türkiye, fabrika yangını ve yangın önleme sistemlerini simüle ederken riziko kontrol aşaması deneyimini yenilikçi bir şekilde ele alıyor. Kullanıcılar sanal fabrikada yangın durumunda hangi önlemlerin alınacağını Vive gözlükle deneyimleyebiliyor.

Allianz’ın dünyada özellikle sürücüsüz otomobillerin sigortası ve Blockchain teknolojisinin kullanımına yönelik çalışmaları olduğu da biliniyor.

İŞİ TEKNOLOJİYE ENTEGRE ETMEK...

Sabancı Holding’in iştiraklerinden Aksigorta ve AvivaSa da teknolojiyi odağına almış. Sabancı Holding Sigorta Grup Başkanı Haluk Dinçer, “Her sektörde olduğu gibi, sigorta sektöründe de başarı, yeni dünyanın, yeni nesillerinin ihtiyaçlarını doğru okumaktan geçiyor. Yeni nesli ve bu yeni dünyayı anlayamayan hiçbir kurumun artık ayakta kalma şansı yok” diyor. Dinçer’e göre, şirketlerin yeni rekabet alanı teknoloji olacak. Teknolojide geri kalan şirketler konsolidasyonla karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.

Teknolojinin ivmelenmesiyle birlikte sigortacılıkta yeni risklerin ortaya çıktığına dikkat çeken Dinçer, siber risk sigortalarının dünyada 5 milyar dolarlık bir pazara ulaştığını, fikri mülkiyet, veri tabanları, dijital ağlar, maddi olmayan, duran varlıklar ve global ısınmanın yeni riskler olduğunu kaydediyor.

“Geçmişten farklı olarak artık ‘teknolojiyi mümkün olduğu kadar işimizde kullanmak’ yerine ‘işimizi teknolojinin içine entegre etme’ dönemine giriyoruz” diyen Aksigorta Genel Müdür Uğur Gülen de, buna örnek olarak tanımlı operasyonel işlerini robotlara devretmelerini anlatıyor. Böylece, kaliteli zaman ve insan kaynağını müşterilerine daha iyi hizmet üretmek için kullandıklarını söylüyor. Gülen, geçen yıl hayata geçirdikleri Robot Dönüşüm Projesi / Robot Süreç Otomasyonu (RPA) ile 196 milyon TL prim ürettiklerini, 350 bin işlem gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Hedef bu yıl işlem sayısını 1 milyona çıkarmak. Bu arada, Aksigorta’nın bu projesi Uzakdoğulu sigorta şirketi Etiqa’ya da örnek olmuş. Etiqa’ya verilen eğitimlerle şirketin iş süreçlerinde 20 dakikalık işlem 3 dakikaya kadar düşmüş. Uğur Gülen, bu yıl yapay zeka teknolojisini kullanarak, Aksigorta Dijital Asistan (ADA) ile müşterilerinin ihtiyaçlarını 7/24 karşılamayı planladıklarını söylüyor.

Aksigorta İnovasyon Platformu Pura ile 200’e yakın Aksigorta çalışanının yenilikçi fikir bulunması konusunda uzmanlaşması hedefleniyor. “Teknolojide yaşanan değişim kendi döngüsünde de sınırlı kalmayıp tüketici ve müşteri alışkanlıklarının farklılaşmasını sağlıyor” diyen Gülen, Insurtech’lerle işbirliği yapmaya ve start-up projelerine ağırlık vermeye başlayacaklarını belirtiyor. Şirket bu yıl Insurtech odaklı bir silikon vadisi turu yaparak, işbirliği fırsatları kollayacak. Ayrıca Türkiye’de de Insurtech’lerle start-up challenge ve demo day’lar ile buluşmalara devam edecek.

DİJİTAL GARAJ

AvivaSa Genel Müdürü Fırat Kuruca ise dijitalleşme konusunda en verimli yatırımları yapan şirketlerin öne çıkacağına dikkati çekiyor. Bu sürece hazır olduklarını vurgulayan Kuruca, Otomatik Katılım sürecinde işverenlerin ve çalışanların işlemlerini hızlı ve kolay bir şekilde yapabilmeleri için “Bi’tıkla Kurumsal ve Bireysel” internet şubelerini devreye aldıklarını kaydediyor. Kuruca, robot teknolojilerini Otomatik Katılım sürecinde devreye almalarının yoğun operasyonel iş yükünü aldığını söylüyor. Bu arada AvivaSa, kurum içinde girişimcilik kültürünü oluşturmak için ‘Dijital Garaj’ oluşturdu. Start-up’ları yakından takip ettiklerini kaydeden Kuruca, özellikle getiriler konusunda yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışabileceklerini belirtiyor.

Bu arada, fon yönetiminde yapay zeka uygulamalarının kullanılması portföy şirketlerinin olduğu kadar bireysel emeklilik şirketlerinin de gündeminde. Geçtiğimiz aylarda Garanti Emeklilik Genel Müdürü Burak Ali Göçer, Türk fintech şirketi Zekai ile birlikte geliştirdikleri ‘fon koçu’ adını verdikleri yazılımla müşterilerinin risk profillerini belirleyerek, fon önerisinde bulunduklarını anlatmıştı.

SÖNMEZ: HER GİRİŞİM İLGİ ALANIMIZA GİRİYOR

Diğer yandan, Anadolu Sigorta da Hackathon’lar düzenleyerek Insurtech alanında yeni uygulamalar ve işbirliği fırsatları yaratmaya çalışıyor. Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Levent Sönmez, start-up ekosisteminde kendi iş modellerine uygun olanları desteklemek ve büyüme süreçlerinde yanlarında olmak istediklerini söylüyor. Sönmez, “Hackathon’lar iyi fikirleri başlangıç aşamasında yakalayıp sahiplenmemize, ortak ürün ve hizmetlerle yeni alan ve fırsatlar geliştirmemize olanak sağlıyor” diyor. Sönmez örnek olarak yakın zamanda işbirliği yaptıkları e-kira. net ve Sweaters aplikasyonunu veriyor. “Sweaters App’e, Sweatiest organizasyonu için “Festival Sigortası Sponsoru” olduk. 2018 içinse yıl boyu sürdürebilir işbirliği amacıyla görüşmelerimiz devam ediyor” diyen Sönmez şöyle devam ediyor: “E-kira.net ile olan işbirliğimiz, e-kira.net üzerinden üye olup iki ödemesini, bu platform üzerinden gerçekleştiren ilk 100 kullanıcıya yıllık 5.000 TL’ye kadar teminatlı, 1 yıl süreli, konut sigortası hediye edilmesiydi. Hedefimiz 2018 içerisinde e-kira.net ile de sürdürebilir bir çalışma yapıp bu girişimi desteklemek olacak. Başta araç, konut ve sağlık branşları olmak üzere sigortacılığın konusu olan, sektörlerde çalışma yapan her girişim ilgi alanımıza giriyor. Örneğin Pacer, şirket içi eğitim planlamasını sağlayan bir platform ve ilgili ekiplerimiz bir araya gelerek görüşmelere başladı. Sadece müşterilerimize değil, çalışanlarımıza da sunduğumuz hizmetlerle ilgili girişim işbirliklerini de değerlendirmeye çalışıyoruz.”

122 MİLYAR DOLAR REKOR YATIRIM

Bu arada, KPMG’nin 2017 dördüncü çeyrek “Fintech Raporu’na göre, yılın ilk üç çeyreğinde güçlü yatırım rakamlarıyla hızlanan sektör, yılı 31 milyar doların üzerinde yatırımla tamamladı. Fintech pazarı, son üç yılda aldığı 122 milyar dolarlık yatırımla rekora koştu. Raporda, özellikle sigorta teknolojileri Insurtech ve Blockchain’e yönelik ilginin arttığı bilgisi dikkat çekiyor. Bugüne kadar ağırlıklı olarak bankaların ilgi odağında olan fintech şirketleri, artık Türkiye’de de sigorta sektörünün radarına girmiş durumda. Bu konuda hızlı harekete geçen şirketlerin ise rekabette bir adım önde olacağı görünüyor. Fintech şirketleriyle işbirlikleri yapan ve teknolojiyi odağına alan şirketlerin bugüne kadarki deneyimleriyle anlattıklarına göre, bu yatırımlar iş verimliliğinde kendini göstermeye başlamış. Teknolojideki bu değişim iş yapış şekillerini değiştirirken madalyonun bir diğer yüzü de aslında çalışanları ilgilendiriyor. Bu bir taraftan yeni meslek kollarının ortaya çıkmasını getirirken diğer taraftan bugün olan bazı mesleklerin birkaç yıl sonra olmayacağını gösteriyor. Bu da bugünün çalışanlarının yeni yeteneklerle donanması anlamına geliyor. Sigorta sektörü özelinde bakarsak, rutin işlerin robotlar tarafından yapılması ya da sosyal medyayı analiz ederek ürün ve risk belirleme gibi süreçlerde yapay zekadan faydalanılması çalışanların daha donanımlı olmasını getirecek.

(Ayfer Yıldız/Fortune Türkiye Dergisi)

Microsoft Windows 10 S'i kaldırıyor

Microsoft'un Windows'un hafif bir sürümü olarak tasarladığı Windows 10 S'i 2019 yılından itibaren işletim sistemi içinde S Modu olarak adlandıracağı açıklandı.


Chrome OS'e rakip olmak için tasarlanan ve RT sürümünün devamı olarak görülebilecek olan Windows 10 S, ağırlıklı olarak okullar tarafından toplu olarak satın alınan yeni bir işletim sistemi sürümü olarak üretilmişti.

Bu işletim sistemi ile ilgili karar alan Microsoft, Windows 10 S'in önümüzdeki yıldan itibaren işletim sistemi içinde S Modu olacağını açıkladı. Yani Windows 10 S isimli ayrı bir Windows sürümü olmayacak.

Konuyla ilgili açıklama Microsoft'ta Windows ekibinin başındaki isim olan Joe Belfiore'den geldi. Bir Twitter mesajına yanıt veren Belfiore; Windows 10 S'in önümüzdeki yıldan itibaren Windows 10 içinde bir mod olacağını belirtti.

Konuyla ilgili daha fazla detay bulunmasa da Microsoft'un bu konuda bir karar aldığı anlaşılıyor.

Microsoft'tan idealist öğretmene büyük jestMicrosoft'tan idealist öğretmene büyük jest
İnternet
Windows 10S özellikle ABD'de okullarda kullanılıyor ve resmi uygulama mağazası dışında program yüklemeye izin verilmiyor. Bu yönüyle geçtiğimiz yıllarda kullanıma sunulan Windows RT'ye benzeyen Windows 10 S'in kullanımı da sınırlı seviyede kaldı.

Atılan bu adımla Windows 10S'in yaygınlığının artırılması ve özellikle kurumsal anlamda bu işletim sisteminin kullanılması amaçlanıyor.


E-devlet'te neler var? İşte en faydalı 11 hizmet

3 binden fazla hizmetin online olarak sunulduğu 'e-devlet’in kullanıcı sayısı 36.6 milyonu aştı.


Habertürk gazetesinden Necdet Çalışkan'ın haberine göre, kamu başta olmak üzere kurumların sunduğu hizmetlere internet üzerinden ve tek noktadan erişimin kapısı olan e-devlet’in kullanıcı sayısı 36.6 milyonu aşmış durumda. 3 binden fazla hizmetin online olarak sunulduğu e-devlet’teki bu hizmetlerin 1.200’üne iOS ve Android akıllı cihazlar için geliştirilen mobil uygulamalar üzerinden de erişilebiliyor.

Son dönemde soyağacı, şehit ve miras sorgulama gibi yeni servislerle milyonların akınına uğrayan e-devlet platformu üzerinde yer alan 423 kurumun en fazla işinize yarayacak olan servislerini derledi.

1. SOYAĞACINIZ NEREYE KADAR GİDİYOR?

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından sunulan Alt-Üst Soybilgisi Sorgulama hizmeti, hiç şüphesiz ki son dönemlerin en fazla ilgi gören e-devlet uygulaması oldu. Bu servis ile 1800’lü yıllara kadar soy kütüğünüze erişebilmek mümkün.

2. SİZE MİRAS BIRAKILMIŞ MI?

Adalet Bakanlığı’nın Veraset İlamı Sorgulama hizmetine de geçen haftadan bu yana e-devlet üzerinden erişilebiliyor. Ancak diğer uygulamalardan farkı, adınıza miras bırakan varsa, o kişinin TC Kimlik numarası ile sorgulamayı yapabiliyorsunuz.

3. ŞEHİT YAKININIZ VAR MI?

Milli Savunma Bakanlığı’nın bir hizmeti olan Şehit Bilgisi Sorgulama ile 1853 ile 1928 yılları arasındaki şehit personel verilerini sorgulayabiliyorsunuz. Kendi TC kimlik numaranız ve e-devlet şifreniz ile girdiğiniz serviste sorgulama için şehidin adı ve doğum yeri bilgisi de sizden isteniyor.

4. SEFERDE GÖREVE ÇAĞRILACAK MISINIZ?

Milli Savunma Bakanlığı’nın sunduğu bir diğer servis ise Sefer Görev Emri Sorgulama. Bu servise ilgi özellikle Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı sonrası artmış durumda.

5- İKAMETGÂHI ÜCRETSIZ ALMANIN YOLU VAR MI?

İş başvurusundan okul kaydına çoğu resmi işlemde istenilen evrakların başında gelen ikametgâh da e-devlet’e taşınan belgelerden. Üstelik muhtarlıklardan ücret karşılığı alınan ikametgâh (yerleşim yeri belgesi) e-devlet üzerinden ücretsiz edinilebiliyor.

6. ARACINIZ NEREYE ÇEKİLDİ?

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün e-devlet kapısı üzerinden sunduğu yeni bir hizmet olan Aracımın Çekildiği Otopark Bilgisi Sorgulama ile polis tarafından çekilen aracınızın otopark bilgilerini görüntüleyebiliyorsunuz.

7.İLETİŞİM HİZMETLERİYLE İLGİLİ BORCUM ALACAĞIM VAR MI?

Telekomünikasyon işletmecilerine ait abonelik, borç ve alacak bilgilerinizi de e-devlet üzerinden sorgulamak mümkün. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) Mobil/Sabit/İnternet/ Kablo TV/Uydu İşletmecilerinden Borç/Alacak Sorgulama ve Ödeme/ İade İşlemleri e-devlet Kapısından yapılabiliyor. 30 Haziran 2018 itibarıyla bu sistem üzerinden vatandaşlar, IBAN numaralarını bildirerek alacaklarını da tahsil edebilecek.

8. MAHALLENİZDEKİ BAZ İSTASYONU NE KADAR DALGA YAYIYOR?

BTK’nın e-devlet ile sunduğu bir diğer hizmet ise “Baz İstasyonu Ölçüm Bilgileri”. E-devlet’e giriş yaptıktan sonra bu hizmet üzerinden bulunduğunuz konumdaki veya harita üzerinden seçtiğiniz bir noktadaki baz istasyonu ölçüm bilgilerine ulaşabiliyorsunuz.

9. ADINIZA AÇILMIŞ DAVA VAR MI?

E-devlet’in en çok kullanılan hizmetlerinden biri olan “Mahkeme Dava Dosyası Sorgulama” Adalet Bakanlığı tarafından sunulan bir diğer hizmet. Bu servis ile adınıza açılmış bir davanın olup olmadığını öğrenebiliyorsunuz.

10. YURTDIŞINA NE ZAMAN ÇIKIP NE ZAMAN DÖNDÜNÜZ?

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün e-devlet üzerinden vatandaşlara sunduğu bir diğer hizmet ise “Hudut Kapıları İşlemleri”. Bu işlemler altından yurda giriş ve çıkış yapıtığınız tarih, saat ve sınır kapısı bilgilerine ayrıntılı olarak erişmek mümkün.

11. SOKAĞINIZ İYİ AYDINLATILMIYORSA NE YAPMALISINIZ?

Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ’nin e-devlet üzerinden sunduğu bir hizmet olan “Aydınlatma Şikâyet Başvurusu ve Takibi” ile sokağınızın aydınlatılmasına ilişkin talep ve şikâyetlerinizi ilgili dağıtım şirketlerine iletebiliyorsunuz.


Trump güvenlik gerekçesi ile Qualcomm'un satılmasına onay vermedi

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump bilgisayar işlemcisi üreten Amerkan Qualcomm firmasının Singapurlu rakibci Broadcom tarafından satın alınmasına onay vermedi. Gerekçe: Ulusal güvenlik.


10 Mart 2018 Cumartesi

e-Belediye bilgi sistemi kanunu Resmi Gazete'de

Kanuna göre, belediyeler "e-Belediye" bilgi sistemini kullanacak, e-Belediye bilgi sistemini kurmaya, işletmeye, veri saklama, veri iletimi ve veri paylaşımıyla ilgili politikaları tespit etmeye ve bu sistemle ilgili merkezi hizmet standardizasyonu oluşturmaya İçişleri Bakanlığı yetkili olacak.

Böylece bu sistemin hayata geçmesiyle, vatandaşların belediye hizmetlerinden elektronik veya mobil imza ile yararlanmasına imkan sağlayacak altyapı oluşturularak kesintisiz yerel hizmet sunumu sağlanacak. Bankalar ile anlık veri transferi sağlanarak, vatandaşların vergi ve fatura gibi ödemelerini bu sistem üzerinden yapabilmesi mümkün olacak.

Belediyeler, e-belediye bilgi sisteminin kurulduğuna dair bildirimin İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmasından itibaren e-Belediye sistemiyle ilgili çalışmalarını bir yıl içinde tamamlayacak.

Benzer sistemi kullanan belediyeler, verilerini, sistemi kullanmaya başladıktan itibaren bir yıl içinde e-Belediye bilgi sistemine aktaracak. İçişleri Bakanlığı bu süreyi bir katına kadar artırabilecek.


Türkiye dahil birçok ülkede dijital saatler yavaşladı

Türkiye dahil Avrupa'da meydana gelen bir sorun dijital saatlerin yavaşlamasına ve 6 dakika kadar geride kalmasına yol açtı. Eşi benzeri görülmemiş bu olayı araştıran uzmanlar ise şaşırtıcı bir sonuçla karşılaştı!

Balkanlarda meydana gelen elektrik sorunu nedeniyle yaşanan aksaklık doğrudan dijital saatlerin geride kalmasına yol açtı. İşin ilginç yanı bu sorunun Ocak ayından bu yana devam etmesi. Peki elektrik sorunu saatleri nasıl geride bıraktı?

Avrupa Elektrik İletim Sistemi İşleticileri Ağı'ndan (ENTSO-E) yapılan açıklamada, İspanya’dan Türkiye’ye, Polonya’dan Hollanda’ya Avrupa'daki 25 ülkede senkronize olan Avrupa Kıtası Elektrik Sistemi’nde bu yılın ocak ayı ortasından bu yana devam eden bir sistem frekans sapması bulunduğu bildirildi.

Bunun nedeni ise hayli ilginç. Kosova'nın yaşanan bu süreçte kendine yetecek elektrik üretememesine dikkat çekilen açıklamada, Avrupa'daki elektrik ağının istikrarlı hale gelmesi için Sırbistan'ın Kosova'nın eksik kalan elektrik ihtiyacını karşılama sorumluluğu bulunduğu kaydedildi.

Açıklamada, frekans sapmasının elektrikli saatleri de etkilediği belirtilerek, saatlerin zaman zaman 6 dakikaya varan bir gecikme gösterdiği uyarısında bulunuldu.

Öte yandan, ENTSO-E, daha önce rastlanmayan bu durumun 113 GWh elektrik kaybına neden olduğu ve siyasi husumetin bir köşeye bırakılarak, bir an önce kaybın kimin tarafından giderileceğinin belirlenmesi gerektiğini bildirdi.

Sırbistan, 116 ülke tarafından bağımsız devlet olarak tanınan Kosova'yı hala kendi toprak parçası olarak görmeye devam ediyor.

Kosova ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi amacıyla 2011 yılında AB'nin arabuluculuğunda diyalog süreci başlatıldı. Ancak bu süreç, özellikle son iki yılın ilk aylarında yaşanan gerginlikler nedeniyle kesintiye uğradı.

Saatleri geri bıraktıran bitcoin madencileri mi?

Dijital saatlerin geri kalmasının arkasında bitcoin madencilerinin olduğu dahi iddia edildi. Peki bitcoin'le saatlerin ne ilgisi var dersiniz?

Overclock işlemi, ekran kartı, ram ve bellek gibi bileşenleri normalden daha yüksek hızda çalıştırma anlamında kullanılan bir terimdir. Ortaya atılan bir tez ise, bu tür işlem yapan madencilerin frekans sapmasına neden olabileceği şeklinde.

Net olan şu ki; bu anormal durumun sorumlusu, 113 GWh değerindeki büyük enerji tüketimi. Bu büyük enerji tüketimi, Grönland’ın altı aylık enerji tüketimi ile eş değer bir rakam. Bu durumdan etkilenen aletler arasında ise merkezi ısıtma zamanlayıcıları ve fırın saatleri bulunuyor.

Böyle büyük bir ölçekte elektriği çeken sorun hala çözülemedi. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’na benzer bir parçacık hızlandırıcısını içeren çok gizli bir proje olabilir tezi de söylentiler arasında.

Sırbistan ve Kosova’daki elektrik fiyatları Avrupa’nın en ucuzları arasında yer alıyor.

Bu da elektrik masraflarından kaçmaya çalışan madencilerin yoğun bir bitcoin üretimine bu ülkelerde girdiğini akıllara getiriyor.

Bazı raporlara göre Bitcoin madenciliğinde harcanan yıllık enerjinin miktarı dünyanın çoğu ülkesinden daha fazla.

Günümüzde ülkelerin elektrik fiyat vergilendirmesine göre değişmekle beraber; bir Bitcoin üretmek için harcanan maliyet, ortalama 5.000 dolar.

Bitcoin’in fiyatı yaklaşık 10.000 dolar olduğuna göre neredeyse 2 kat kazanç getirisi var.

Bu nedenle Bitcoin fiyatı arttıkça madenciliğe olan ilgi her geçen gün artacak.

Ancak saatlerin sapma olayında elbette bitcoin madencilerinin etkisi sadece bir iddia...


SGK'lı, dolgun maaş... Tek işleri günde 12 saat oyun

Dünya Kupası’nda mücadele eden 4 Türk ve 1 Koreli’den oluşan BAU Supermassive takımı, kamp evinde günde 12 saat bilgisayarda oyun oynuyor


Anne-babalarının “Kalk artık bilgisayarın başından” diye azarladığı çocukların bir kısmı artık ayda 10 binlerce lira maaş alan profesyonel e-sporcular. Günde 12 saat bilgisayar oynayan e-sporcuların disiplinli ama farklı bir dünyası var.

E-spor, bilgisayar oyunlarının profesyonel ligde oynanmasına verilen isim. Bu liglerde yarışan, tam zamanlı profesyonel oyuncular ise e-sporcular. Oyuncuların hayatları ve kazandıkları paralar albenili olsa da, günde 12 saatlik disiplinli bir antrenman programları var. Hürriyet'te yer alan Kardelen Yoldaş imzalı haberde Dünya Kupası’nda mücadele eden 4 Türk ve 1 Koreli’den oluşan BAU Supermassive takımıyla ilgili bilgiler yer alıyor.

Yaşları 20-24 arasında değişen oyuncular Ataşehir’deki bir gökdelendeki “oyun evinde” yaşıyor. İlk bakışta dağınık bir öğrenci evini andıran bu ev, ekibin neredeyse tüm günlerini geçirdiği yer. Oyunculara, takım sorumlusu Kaan Yılmazoğlu, aşçı Ülker İlli ve evin kedileri, Gray , Yen ve Tai-chi eşlik ediyor. Oyuncular, günlerini sabah 11.00’den akşam 23.00’e kadar yarış arabasını andıran oyuncu koltuklarında geçiriyor. Odada klavye ve mouse sesi hiç eksik olmuyor. Kahvaltıdan sonra, akşamüstü saat 16.00’ya kadar yan yana dizilerek bireysel antrenmanlarını yapıyorlar. Bireysel antrenmandan sonra bir de grup antrenmanı yapılıyor. Koç hepsinin ekranını görecek şekilde oturuyor ve bilgisayarından da ekranları takip ediyor.

SGK’LARI DA ÖDENİYOR

Oyun sonrasında oyuncuların hareketleri televizyona yansıtılarak üzerine konuşuluyor. Takım, lig zamanı haftada 1 gün izinli ama yazları 3 ay kadar tatilleri var. Genelde boş günlerde bile evde kalan takım, çoğu zaman beraber yemeğe gidiyor. Sporla pek araları olmayan e-sporcuların SGK’ları var ama hiçbir yerde iş tanımları yok.

KOÇ KORELİ

Koreli Koç Heo “Irean” Yeong-cheol (30), yedi yıl önce hiç sevmediği genetik mühendisliğini bırakarak e-sporcu olmuş. İlk teklifi ailesi yüzünden reddeden koç, 6 ay sonra ikinci teklifte ağabeyiyle beraber ailesini ikna etmiş. Yeong-cheol, oyunculuktan koçluğa geçiş yaparak Vietnam, Çin ve Almanya’ya gittikten sonra Türkiye’de çalışmaya başlamış. “Koreli oyuncular eğer profesyonel olacaksam gençlik hayatımı bırakacağım diyorlar. Sabah üçe, dörde kadar çalışıyorlar, sadece 5-6 saat uyuyorlar” diyor. Türk oyuncular ise bu programı çok yoğun buluyor.

ŞAMPİYON OLACAĞIZ

Lee “GBM” Chang-seok (23) oyun oynarken ciddi ama masadan kalkınca sempatik ve neşeli bir oyuncu. Kore liginden Dünya Şampiyonası’na zor gideceğini anlayan Chang-seok, stratejik bir kararla şampiyon olmak için Türkiye’ye gelmiş. “Burada çok mutluyum” diyen Chang-seok, “Bu takımla, bu koçla şampiyon olabileceğimizi düşünüyorum” diyor. Burada Türkçe dersleri de alan Chang-seok, yakında Türkçe’yi sökeceğe benziyor.

ANNEM FİŞİMİ ÇEKİYORDU

Asım Cihat “FabFabulus” Karakaya (22) ağabeyi sayesinde bilgisayar oyunu oynamaya başlamış. Lisedeyken geceleri gizlice kalkıp bilgisayar oynadığını anlatan Karakaya, “Annem kızıyordu ama yapacak bir şey yoktu. Arada fişimi falan çekiyordu” diyor. 16 yaşında ilk turnuvasına ağabeyinin gözetiminde katılan Karakaya, şimdilerde ailesinden tam destek almış: “Artık annem babam bile oyunları anlıyor, yorum yapıyorlar.”

Berkay “Zeitnot” Aşıkuzun’un (24) ailesi de başlarda oğullarının derslerini önemsemesini ve profesyonel olarak oynadığı satranca yoğunlaşmasını istemiş. 20 yaşında e-sporculuğa başlayan Aşıkuzun, kazandığı galibiyetleri, uzun yaz tatilini ve aldığı maaşı seviyor. Ama ona göre oyunculuk bazen çok stresli olabiliyor: “Ne kadar çok kazanmak isterseniz çektiğiniz acı, kaybettiğinizdeki his o kadar artıyor.”

YATIRIM İÇİN PARA BİRİKTİRİYOR

Furkan “Stomaged” Güngör (21) de Karakaya gibi üç ağabeyi sayesinde bilgisayar oyunlarıyla tanışmış. “Küçüklüğümden beri derslerime çok çalışmadım. Ailem de bunun farkındaydı. E-sporun geliştiğini görünce, izin verdiler” diyor. E-sporun çok meşakkatli, zor ve zaman gerektiren bir iş olduğunu aktaran Güngör, 5 yıl daha e-sporculuğa devam edip, sonrasında ağabeyinin bilgisayar oyunu şirketine yatırım yapmayı düşündüğünü anlattı.

YEMEKLER ÜLKER ABLADAN

Evin ev gibi hissettiren tek kısmı mutfak denebilir. Bu da, hafta içi takıma hem yaptığı yemeklerle hem de güler yüzüyle enerji veren Ülker İlli sayesinde gerçekleşmiş. Takımın “Ülker ablası” işe ilk başladığında ekibin tam olarak ne yaptığını anlayamamış. İlli, oyuncular hakkında bilgiyi 18 yaşındaki oğlundan alıyor: “Çocukların isimlerini söylediğim zaman, ‘Anne, ben onlara bayılıyorum, onlar müthişler’ dedi.”

İlli oyuna o kadar merak sarmış ki evde oynamayı bile denemiş ama zor olduğu için izlemekle yetinmiş. İngilizce bilmeyen İlli, Korelilere ‘ellerine sağlık’ ve ‘abla’ demeyi öğretmiş. Kore mutfağından yemekler bile yapıyor: “Korelilerin yemeklerinde çok soğan var. Asım soğanı hiç sevmez. Mecburen bir çeşidini Türk yaptıysam, bir çeşidini Koreli yapıyorum.”






4 Mart 2018 Pazar

İHA'lara uygulanacak cezalara zam geldi

İnsansız hava araçlarıyla ilgili mevzuata aykırılıklar için uygulanan idari para cezaları yüzde 18,9 artırıldı. Belirlenen alanlar dışında İHA uçuran kişilere uygulanan idari para cezaları bin 189 ile 11 bin 885 lira olarak tespit edildi


İnsansız hava araçlarıyla (İHA) ilgili mevzuata aykırılıklar dolayısıyla uygulanan para cezalarında yüzde 18,9'luk artışa gidildi.

Türk Sivil Havacılık Kanunu Uyarınca Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ'de yapılan düzenleme kapsamında İHA'lara ilişkin mevzuata aykırı davranışta bulunanlara uygulanacak idari para cezaları yeniden belirlendi.

Mevzuata göre, İHA satan şirketlerin sorumlu işleticileri ve yöneticilerinin, satılan araç bilgileriyle satın alanların kimlik bilgilerini usulüne uygun şekilde tutmaları ve azami kalkış ağırlığı 500 gramın üzerindeki araçlarıyla ilgili bilgileri, aynı gün içinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan sisteme kaydetmeleri gerekiyor.

Söz konusu kayıtlar, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç soruşturmalarında kullanılmak üzere kolluk birimleriyle paylaşılıyor.

Bu yükümlülüğe aykırı hareket edenlerle yurt dışından bireysel olarak getirdiği veya yurt içinde devraldığı aracı en geç 3 gün içinde sisteme kaydettirmeyenlere uygulanan 5 bin liralık idari para cezası 5 bin 943 liraya yükseldi.

Kayıt esnasında gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar veya veri girişi yapanlara yönelik 10 bin liralık ceza da 11 bin 885 liraya çıktı.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca belirlenen kurallara aykırı olarak veya mülki idare amirlerince belirlenen alanlar dışında İHA uçuran kişilere bin liradan 10 bin liraya kadar uygulanan idari para cezalarının miktarı bin 189 ile 11 bin 885 lira olarak yeniden belirlendi.

Belirtilen durumların dışında kalmasına karşın Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün İHA'larla ilgili koyduğu kurallara ve bu kapsamda sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere uymayanlara uygulanacak cezaların sınırı da bin 189 ile 11 bin 885 liraya yükseldi.

Belirlenen alanlar dışında İHA uçuranlara verilecek idari para cezaları mahallin mülki idare amirliğince, diğer idari para cezaları ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce uygulanıyor.

BTK: Baz istasyonu ne kadar yakın olursa zararı o kadar az olur

Baz istasyonlarının şehir dışına taşınması talebine BTK’dan yanıt geldi. BTK, “Abone baz istasyonuna ne kadar yakın olursa o kadar az elektromanyetik alana maruz kalır” açıklaması yaptı


Baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasını isteyenlere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (BTK) kötü haber geldi. Kurum, düşük güçte çalışan ve kapsanacak bölgedeki abone sayısı da dikkate alınarak belirli bir hücre planlaması çerçevesinde kurulan baz istasyonlarının şehir dışına taşınmasının teknik olarak mümkün olmadığını duyurdu.

Gazete Habertürk'ün haberine göre açıklamada, “Mobil cihazlarla yapılan iletişimde, abone baz istasyonuna ne kadar yakın olursa mobil cihaz çıkış gücünü azaltacak ve abonenin daha az elektromanyetik alana maruz kalmasını sağlayacaktır” denildi.


Kart kabul edemeyen küçük esnaf kalmayacak

Ödeal; 2018 yılında, 300 milyon TL ciro ve 50.000 üye işyeri sayısıyla 2 kat büyüme hedefliyor

Türkiye’yi ilk kez, cep telefonlarını mobil POS’a dönüştürme teknolojisiyle tanıştıran ve 3 yıl içinde üye sayısını 22 binin üzerine çıkaran Ödeal, 2018 yılında üye işletme sayısını 50 bine çıkarmayı hedefliyor. Aylık kotalar ve sabit maliyetler nedeniyle POS almaktan kaçınan küçük işletmeler için can suyu olan Ödeal, geçen sene Türkiye’de bir ilke daha imza atarak, yazar kasalara kolayca bağlanabilen Ödeal POS’u kazandırdı. Ödeme sistemlerine yeni bir bakış getiren Ödeal POS, anlaşmalı bankalar için tek POS üzerinden taksit imkanına ek olarak; tüm bankalar için tek komisyon oranı gibi farklı avantajlar sunuyor. Böylelikle Ödeal, özellikle küçük işletmelere ve esnafa, cep telefonlarını mobil POS’a dönüştürmek ya da Ödeal POS ile yazar kasa bağlantılı fiziki POS sahibi olmak gibi iki alternatif sunuyor.

“Cepte POS” uygulamasıyla Türkiye’de ilk kez, POS cihazı gerektirmeden, cep telefonları üzerinden banka ve kredi kartlarıyla ödeme ve tahsilat imkânı sunarak küçük esnafın can suyu olan Ödeal; 2018 yılında, 300 milyon TL ciro ve 50.000 üye işyeri sayısıyla 2 kat büyüme hedefliyor.

Küçük Esnaf, Ödeal ile Ticarette Daha Güçlü

Ödeal sayesinde, yalnızca büyük kurumlar değil küçük esnaf ve kendi hesabına çalışanlar da, herhangi bir sabit maliyete, aylık kota sıkıntına katlanmak zorunda olmaksızın kredi kartı ve banka kartından tahsilat yapabiliyor. Böylelikle, bugüne kadar kredi ve banka kartı ile satış yapamayan küçük esnafa ticari avantaj sağlanmış oluyor.

“Kart kabul edemeyen küçük esnaf kalmayacak”

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Ödeal Kurucu Ortağı Fevzi Güngör, “Türk ekonomisine, piyasalara sunduğumuz en önemli ve ilk yenilik, küçük esnafın, işletmelerin, kredi kartı kabul edememeleri nedeniyle yaşadıkları müşteri kaybetme sıkıntısının önüne geçmek oldu. Maliyetler, kotalar ya da komisyon oranları gibi çeşitli nedenlerle kredi kartı ya da banka kartı kabul edemeyen mikro işletme ya da küçük esnaf kalmasın istiyoruz. Bu nedenle ihtiyaca göre yen ürün ve hizmet modelleri geliştirmeyi sürdürüyoruz” dedi.

Ödeal POS: Türkiye’nin masaüstü yazar kasalara bağlanma özelliğine sahip ilk ve tek POS cihazı

6493 sayılı kanun kapsamında, BDDK lisansı ile %100 Türk sermayeli olarak, 2014 Eylül ayından bu yana faaliyet gösterdiklerini belirten Güngör, söylerine şöyle devam etti: “Alışveriş ekosistemini iyi okuduğumuzu düşünüyorum. Zaman içinde artan müşteri sayısı ve gelen talepler doğrultusunda Ödeal POS adını verdiğimiz, Türkiye’nin masaüstü yazar kasalara bağlanma özelliğine sahip ilk ve tek POS cihazını çıkardık. Geliştirdiğimiz yeni ürünle birlikte, ödeme sistemlerine hem yeni bir bakış getirdik ve hem de pazardaki faaliyet alanımızı genişlettik. Ödeal POS ile anlaşmalı bankalar için tek POS üzerinden taksit imkanına ek olarak, tüm bankalar için tek komisyon oranı gibi farklı avantajlar sunuyoruz. Kısacası, özellikle küçük işletmelere ve esnafımıza, cep telefonlarını mobil POS’a dönüştürmek ya da Ödeal POS ile fiziki POS sahibi olmak gibi iki alternatif sunuyoruz.”

Hedefler büyüme odaklı…

2016 yılsonuna göre üye işyeri sayısını %70 artırdıklarını belirten Güngör; “Ciromuzu %166 oranında, günlük işlem adedimizi ise, bir yıl önceki yıla göre 2,3 kat artırdık. Ödeal, 70 farklı sektörde kullanılıyor. Toplam üye işyerlerimizin %71’i, bireysel girişimciler ve şahıs şirketlerinden; geri kalan %29’lik kısım ise, limited şirketler, kooperatif ve derneklerden oluşuyor. Sürdürülebilir büyüme odaklı stratejimizle 2018 yılında, 300 milyon TL ciro ve 50.000 üye işyeri sayısıyla 2 kat büyüme hedefliyoruz.” dedi.

Türkiye, Dünya’nın Fintech merkezi olabilir

Finansal teknolojiler konusunda da düşüncelerini paylaşan Güngör, sözlerini şöyle tamamladı: “Ülkemiz, dünyanın fintech merkezi olabilir. Bunun için hem devlet hem de özel sektör kanalından önemli girişimlerde bulunuluyor ve adımlar atılıyor. Yenilikçilik, müşterilere yakınlık, inovasyon, uzmanlık, regülasyonlar, devlet teşvikleri ve yabancı sermayeli girişimler gibi fintech pazarının büyümesinde etkili olan faktörlere sahibiz. Ülkemizin, yatırımcıların daha çok ilgisini çeken, dünya markası FinTech şirketlerinin yer aldığı bir ekosisteme kavuşacağına inanıyorum.”