28 Şubat 2018 Çarşamba

Teknoloji şirketleri Türkiye'den niçin göç ediyor

Bir dönem Türkiye'yi bölge üssü yapan küresel teknoloji şirketleri şimdi ise yavaş yavaş göç ediyor. Ülkemize özgü kırılganlıklar yüzünden son bir yılda sekiz şirket Türkiye ofisini kapattı veya küçülttü.


Gelişen teknoloji, yapay zeka ve dijitalleşme ile birlikte, artık ölçek ekonomilerinin de evrildiğini ve dönüştüğünü, hiyerarşik yapılanmaların yok olduğunu, "esnek" çalışma modellerinin ortaya çıktığını görüyoruz. Buna bir de Türkiye'deki ekonomik kırılganlık ve bunun getirdiği döviz dalgalanmalarının, risk ve belirsizlik algısının eklenmesi, teknoloji şirketlerinin Türkiye'deki ofislerini kapatmasını veya yönetimlerini farklı ülkelere kaydırmasını beraberinde getirdi. OKI ve Spotify gibi şirketler Türkiye ofislerini tamamen kapatırken, Intel, Ericsson Türkiye ve British Telecom ise yönetimlerini farklı ülkelere kaydırdı.

HANGİ ŞİRKETLER ÇIKTI?

2017'nin ilk günlerinde, 2014'te Türkiye pazarına giren Blablacar'ın ofisini kapatma kararı aldığı bilgisi geldi. Şirketin Türkiye web sitesi hala çalışsa ve Türkiye'de şehirlerarası araç paylaşımı yapmak isteyen kullanıcılar bu servisten yararlansa da kullanıcılar yerel destek alamıyor. Müşteri ilişkileri için de Fransa'daki merkezle görüşmek gerekiyor.

2013 yılının sonunda Türkiye pazarına giren ve yeme-içme kategorisinde Türkiye'nin en popüler uygulamalarından olan Zomato da Türkiye'deki operasyonunu dondurma kararı aldı. Ancak platforma olan altyapısal ve içerik- sel destek merkezi bir şekilde devam ediyor.

OKI, geçtiğimiz temmuz ayında Türkiye ofisini kapatarak çalışmalarını buradaki bir temsilci ve dağıtım şirketiyle sürdürme kararı aldı.

2013'te Türkiye pazarına giren Spotify da Türkiye ofisini geçtiğimiz günlerde kapattı.

Spotify, Türkiye operasyonlarını bölge ülke temsilciliklerine bağladı. Spotify Türkiye Ülke Direktörü Ergül Çivi ise Spotify ABD Ticari Direktörü olarak atandı.

Türkiye'den son çıkan teknoloji şirketi ise dünyada mobil cihaz teknolojileri sektöründe önemli bir konumda yer alan SOTI oldu. Türkiye'de 2015'te faaliyete başlayan şirket, Türkiye'den 12'den fazla ülkeyi yönetiyordu. SOTI, geçtiğimiz günlerde Türkiye yatırımlarını durduracağını ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde faaliyetlerini sürdüreceğini açıkladı.

YÖNETİM MERKEZLERİNİ TAŞIYANLAR

Türkiye ofislerini kapatanların yanı sıra buradaki ofislerinin yönetimini farklı ülkelere bağlayan teknoloji şirketleri de artıyor. Örneğin Intel Türkiye Genel Müdürü Yalım Eriştirenin görevinden ayrılmasının ardından bu pozisyona kimse atanmadı. Şirket şu anda Dubai'den yönetiliyor ve Türkiye'deki ekip sayısı azaltıldı.

Ericsson Türkiye'nin de şu anda bir genel müdürü bulunmuyor. Bu şirket şu anda İran'dan yönetiliyor.

British Telecom Türkiye genel müdürünün ayrılmasının ardından bu şirkette de ülkenin yönetimi Dubai'ye bağlandı.

NEDEN GİDİYORLAR?

Egon Zehnder Türkiye ortaklarından Burcu Bıçakçı, Türkiye'de 2015 yılında başlayan ve 2016 sonuna kadar devam eden sıkıntıların birçok küresel şirket tarafından uzun dönemli bir risk olarak algılandığını söylüyor. Bıçakçı, "Türkiye'de gerçekleşen olayların uluslararası medyada yansıması ve küresel şirketlerin Türkiye'ye güvenlik nedeniyle seyahat sınırlamalarına kadar giden önlemleri yatırım iştahını düşürüyor" diye konuşuyor.

Burcu Bıçakçı, aynı zamanda küresel şirketlerin bölgesel organizasyonları konusunda Türkiye ile her daim yarışan Dubai, Polonya ve Kıta Avrupası gibi lokasyonların rekabetçiliği ile birçok şirketin merkezini Türkiye dışına taşımaya başladığını da sözlerine ekliyor. Teknoloji şirketlerinin Türkiye'yi aynı zamanda bir yetenek üssü olarak görüp yatırım yaptığını hatırlatan Bıçakçı, konuşmasını şöyle sürdürüyor: "Türkiye'de yetişen mühendislerin teknik ve liderlik becerileri dünyadaki benzerleri ile yarışır ve hatta üzerine çıkar. Ancak son zamanlarda bu yeteneği de yurtdışına almanın kolay olduğunu izliyoruz. Yani küresel teknoloji şirketleri hem operasyonlarını Türkiye dışına taşıyarak risklerini minimize edebiliyor hem de yetenekli Türk insan kaynağını dışarı çekmekte de zorlanmıyor."

BELİRSİZLİK ALGISI ETKİLİ

Odgers Berndtson Türkiye Yönetici Ortağı Ayşe Öztuna Bozoklar ise Türkiye'deki yönetimlerini taşıyan ya da operasyonlarını durduran teknoloji şirketlerinin hedefledikleri büyümeye ulaşamamalarına dikkat çekiyor. Ekonomik kırılganlık ve bunun getirdiği döviz dalgalanmalarının risk ve belirsizlik algısını artırdığını ifade ediyor. Bozoklar, bu konjönktürel faktörler dönemsel olarak şirketleri etkilese de uzun vadede Türkiye'nin özellikle EMEA bölgesi yönetiminde hala birinci tercih olmayı sürdüreceğini belirtiyor.

Ergene Consulting &HGA Group Türkiye Başkanı Murat Ergene de ofis kapatma ya da yatırımların çekilmesi gibi gelişmelerin konsolidasyon ve iç tüketimdeki dalgalanmalardan kaynaklı olduğu görüşünde ve bunun bir trend haline dönüşmediğini söylüyor. Çıkışlar ve küçülmelerin yanı sıra yeni yatırımların da olduğunu ifade eden Ergene, bu noktada Amazon'un ülkeye girişini ve Cisco'nun inovasyon merkezi yatırımını örnek olarak gösteriyor.

İŞ YAPIŞ TARZI DEĞİŞTİ

Fortune Danışmanlık kurucusu Ayşen Arıduru ise bu noktada sektörde iş yapış tarzlarının değişiminden de söz ediyor. Arıduru, şunları anlatıyor: "Özellikle teknoloji sektöründe daha esnek çalışma şekillerine şahit oluyoruz. Sektörde yeterince çözüm üretildi, üretim yapıldı, fikir aşamasından uygulama aşamasına geçildi, projeler tamamlanarak destek fonksiyonları işler hale geldi. Artık satış ve pazarlama konularına odaklanmak gerekiyor. Sadece yurtiçine yönelik değil dış ülkelere yönelik de çözümler geliştirildi ve bu işleri global yönetmek gereği doğdu."

Türkiye ofisini kapatan ya da küçülten 8 şirket

1-Blablacar: Türkiye ofisini kapattı.
2- British Telecom:  Türkiye'yi İran'dan yönetmeye başladı.
3- Ericsson Türkiye: Ülkeyi Dubai'den yönetmeye başladı.
4- Intel: Yeni genel müdür atanmadı ve ekipte küçülmeye gidilirken Türkiye yönetimi Dubai'ye bağlandı.
5- OKİ: Türkiye ofisini kapattı.
6- SOTI: Türkiye ofisini kapattı.
7- Spotify: Türkiye ofisini kapattı.
8- Zomato: Türkiye ofisini kapattı.

(Fatoş Bozkuş/Ekonomist Dergisi)

25 milyar nesne birbiriyle konuşacak

Mobil Dünya Kongresi'nin organizatörü GSMA, mobil pazarın yakın ve uzak geleceğine ışık tutan Mobil Ekonomi Raporu'nu yayınladı

Her yıl GSMA tarafından Barcelona’da gerçekleştirilen Mobil Dünya Kongresi’nin 2018 ayağı birçok heyecan verici cihazın tanıtımıyla başladı. 1Mart’a kadar sürecek etkinlik ayrıca mobil iletişim teknolojilerinde kat edilen ilerlemeler için de bir vitrin olma özelliğine sahip.

Etkinlik kapsamında yayınlanan GSMA Mobil Ekonomi raporu, uzmanların mobil pazarın yakın ve uzak geleceğine dair öngörülerini bir araya getirdi.

Rapora göre, 4G ve 5GB iletişim ağlarının artışının önümüzdeki yıllarda hız kazanması bekleniyor. Günümüz küresel iletişim ağının yüzde 29’unu oluşturan 4G’nin 2025 yılına yüzde 53’ünü oluşturması bekleniyor. İlk ticari ağlarının bu yıl kurulması beklenen 5G’nin ise 2025 yılına gelindiğinde küresel mobil iletişimin yüzde 14’ünü sağlayacağı tahmin ediliyor.

Analistler, nesnelerin interneti akımının akıllı evler, akıllı binalar ve akıllı şirketler için geliştirilecek çözümlerle yaygınlaşmaya devam edeceği görüşünde. GSMA uzmanlarına göre, internete bağlı nesnelerin sayısı 2017 ile 2025 yılları arasında üç kat artarak 25 milyara ulaşacak.

Raporda ayrıca günümüzde 23 GSM operatör tarafından NB-IoT ve LTE-M standartları kullanılarak kurulan 38 ticari nesnelerin interneti ağı olduğuna dikkat çekiliyor.

Küresel mobil abonelerin sayısı geçtiğimiz yıl 5 milyarı aştı ve uzmanlar 2025 yılında bu sayının 5,9 milyara (Dünya nüfusunun yüzde 71’i) ulaşacağını tahmin ediyor. O yılda telefonlarını kullanarak internete bağlanacakların sayısının ise 5 milyar olması bekleniyor. 2017 yılında mobil internete bağlı abonelerin sayısı 3,3 milyar olarak ölçülmüştü.


25 Şubat 2018 Pazar

Kod yazmadan yazılım geliştirmeyi sağlayan ilginç bir girişim olan Octopod

200’ün üzerinde proje gerçekleştiren yazılım çözümü: Octopod

Kod yazmadan yazılım geliştirmeyi sağlayan ilginç bir girişim olan Octopod, 2016 yılının Ekim ayında kullanıma sunuldu. Kısa sürede 200’ün üzerinde proje gerçekleştirmeyi başaran Octopod, kurumsal dijital dönüşümde büyük önem arz eden yazılım geliştirme süreçlerindeki sorunları ortadan kaldıran bir inovasyon projesi olarak hizmet veriyor.

5 yıl süren Ar-Ge çalışmaları ve 5 milyon TL özsermaye yatırımı ile geliştirilen Octopod, fikir babası Şenol Balo ve EMS Yazılım’ın deneyimli kadrosu tarafından oluşturuldu. Şu an için 32 kişilik bir ekibe sahip olan Octopod, teknoloji dünyasının gündeminde olan ‘no code’ kavramı üzerinde çalışıyor.

Ücretsiz sertifika eğitimleri
Yukarıda da belirttiğimiz üzere toplamda 200’ün üzerinde proje gerçekleştiren Octopod, 60 kurumsal şirkete ulaşmayı da başardı. Kurumsal şirketler tamamlanan projelerle birlikte 10 bin kullanıcıyı geçen girişim, ücretsiz sertifika eğitimleri de sunuyor.

Octopod, hazır yazılımların ortalama yüzde 65 oranında verimlilik sağladığını, kendi teknolojilerinin ise kurumların ihtiyacının yüzde 100 oranında karşılayacak şekilde yazılım geliştirebilme sunabildiğini ve geliştirilen yazılımlar mevcut yazılımlarla entegre edilebildiğini iddia ediyor. Bu nedenle küçük büyük farketmeksizin şirketler, isterlerse seçtikleri bazı süreçleri ya da tüm süreçlerini Octopod’a taşıyabiliyor.

Octopod’un sunduğu artılar yazılım geliştirme süreçlerini sadece değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda hızlandırıyor. Web tabanlı geliştirme aracı sayesinde herhangi bir tarayıcı üzerinden ve farklı cihazlardan uygulama geliştirmek mümkün olduğu gibi geliştirilmiş tüm uygulamalar hiçbir ek çalışma gerektirmeksizin web, iOS ve Android üzerinden çalıştırmak da mümkün.

Silikon Vadisi’ne açılacak
Bugüne kadar herhangi bir yatırım almayan Octopod, lisans satışları üzerine kurulu bir gelir modeline sahip. Geliştiricilere ve iş ortaklarına ücretsiz olarak sunulan Octopod, kullanım aşamasına geçerken kullanıcı sayısı ve proje büyüklüğü ile ölçeklenen Octopod Client lisansı gerektiriyor. 2017-2018 yılında 5 üniversite ve 3 lise ile yaptıkları iş birlikleriyle beraber dönem sonunda 400’ü aşkın öğrencinin Octopoder sertifikası ile mezun olması hedefleniyor.

Romanya, Dubai, Azerbeycan, Hırvatistan, Sırbistan ve Kolombiya’da distribütörlük anlaşmaları olan girişim, uluslararası pazarda Octopod’u bir Türkiye markası olarak duyurmayı ve yükseltmeyi hedefliyor. Son olarak Octopod’un, Hollanda ve İngiltere’de irtibat ofisleri açmayı ve girişimin bir bacağını Silikon Vadisi‘ne taşımayı planladığını da ekleyelim.


TÜBİSAD, Türkiye’nin dijital ekonomiye dönüşümü raporunu açıkladı

Son 5 yıllık büyüme ortalaması yüzde 15

TÜBİSAD’ın 2016 rakamlarına göre 94,3 milyar TL olarak hesaplanan Türkiye Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) sektör hacminin, 2023 yılında 160 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiğini belirtildi. Kübra Erman Karaca, 2016 yılı büyüme hızının yüzde 14,4, son 5 yıllık büyüme ortalamasının ise yüzde 15 olduğunu ve diğer tüm faktörleri dışarıda bıraktığımızda 2023 hedefine ulaşmak için 2016’da kaydedilen büyümenin yaklaşık 2 katı hızda bir yıllık ortalama büyüme hızını yakalamamamız gerektiğini vurguladı.

Bu büyümenin gerçekleşmesine yönelik geliştirilen TÜBİSAD’ın politika önerileri ise şu şekilde açıklandı;

1 – BİT sektörünün büyümesine ve dijitalleşmeye dönük öneriler
BİT sektöründe özel Ar-Ge harcamaları artırılmalıdır.
BİT sektöründe patent başvuruları teşvik edilmelidir.
BİT uzmanlarının istihdamı teşvik edilmelidir.
BİT sektöründe girişimcilik ekosistemi geliştirilmelidir.
BİT sektöründe teknoloji ürün ve hizmet ihracatının artması hedeflenmelidir.
Teknolojide, yurtdışına bağımlılığı azaltacak, ürün/hizmet ikamesi modelleri öne çıkarılmalıdır.
Kurumsal şirketlerin, yeni nesil girişimler ve çözümlerine erişim sağlayabildiği ve bu vasıta ile gelişimlerini hızlandırabildiği modeller üzerinde çalışılmalıdır.

2- Bireylerin dijital ekonomiye uyumunu artırmaya dönük öneriler
Dijital ekonomiye uyumlu insan kaynağı gelişimi hızlandırılmalıdır.
Erken evre eğitim sistemi; merak duygusunu, sorgulamayı ve algoritmik düşünceyi
önceliklendirmelidir.
Kod yazma gibi teknoloji becerileri erken evre eğitim sistemine girmelidir.
Yerel dijital içerik üretimi, özel eğitim programları ve desteklerle teşvik edilmelidir.
E-devlet hizmetlerinin kapsamı hızla genişletilmeli ve vatandaşlar tarafından kullanılması
özellikle teşvik edilmelidir.
Yaşlı ve dezavantajlı grupların dijital dönüşümü hızlandırılmalıdır.
Nitelikli, özellikle dijital yetkinlikleri yüksek kişileri ülkemize çekecek göçmen politikaları
geliştirilmedir.

3 – Özel sektörün dijital dönüşümünü artırmaya dönük öneriler
Sanayi, hizmetler ve tarım sektörlerinde dijital (Bulut Bilişim, Sanayi 4.0, Nesnelerin İnterneti
ve Yapay Zeka) altyapı yatırımları teşvik edilmelidir.
KOBİ’lerde BİT kullanımının artırılması için önlemler alınmalıdır.
E-ticaret, Mobil ticaret yatırımları artmalıdır.
Bilgi güvenliği yatırımları artmalıdır.
BİT alanında kadın istihdamı teşvik edilmelidir
Yeni nesil iş modellerine yatırım yapabilecek ve yönetebilecek beşeri sermaye oluşumları
hızlandırılmadır
Yeni nesil iş modellerine ve teknolojilerinde girişim yatırımları artmalıdır.
Artan enerji ihtiyacına yönelik özel sektör yatırımları artmalıdır.
Verilerin erişimi ve paylaşımı kolaylaştırılmalıdır.

4 – Kamu sektörünün düzenleyici ve pazarı geliştirici rolüne dönük öneriler
İletişim altyapısınının daha da güçlendirilmesi için, telekom sektöründe yatırımlara devam edilmesi ve yatırımların sürdürebilirliği desteklenmelidir.
Talebin artırılmasının, genişbantın yaygınlaşmasının vazgeçilmez bir unsuru olmasından hareketle, mobil ve sabit genişbant penetrasyonunu artırmaya yönelik adımlar atılmalıdır.
Bilgisayar ve internet kullanımının özellikle gençler, kadınlar, yaşlılar ve düşük eğitim seviyelerinde yaygınlaştırılması için önlemler alınmalıdır.
İnternete erişim özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar AB ile uyumlu hale getirilmelidir.
Siber güvenlik risklerine yönelik yerli yazılım ve teknoloji yatırımları teşvik edilmelidir.
Girişim Sermayesi alanındaki finansal kaynak eksikliği, kamu kaynakları ile desteklenmelidir.
Özel sektör ve bireysel yatırımcıların yeni iş modellerine ve teknolojilerine yatırımları kolaylaştırılmalıdır.
Girişim Sermayesi alanındaki finansal kaynak eksikliği, kamu kaynakları ile desteklenmelidir.
Özel sektör ile rekabet eden kamu kurumlarının rekabete aykırı iş modelleri benimsemelerinin önüne geçilmelidir.
Kamu ve özel sektörün ortak veri kullanımı ve paylaşımı sağlanmalıdır.
BİT üzerindeki vergi yükü düşürülmelidir.
Yerli yazılım ve yerli içerikle ilgili kısa ve uzun dönemli planlar yapılmalıdır.


Google Chrome, reklam engelleyici eklentisini devreye alıyor

Teknoloji devi Google’a ait web tarayıcısı Google Chrome’da beklenen gün geldi. İnternet kullanıcısına daha iyi deneyim yaşatmak isteyen şirket, bugünden itibaren uygunsuz reklamları engellemeye başlıyor.

Chrome’un, Better Ads Standards‘ta (Daha İyi Reklam Standartları) yer alan kuralları ihlal eden reklamları sitelerden kaldıracağını geçtiğimiz yıl duyurmuştuk. Eklenti, yapılan araştırmalar sonucunda, kullanıcıların en fazla rahatsız edici bulduğu 12 reklam deneyimini kapsıyor.

Yasaklı reklamlar masaüstü ve mobil ortamlar olmak üzere iki ana kategoriye ayrılıyor. Masaüstünde, otomatik açılan sesli videolar, pop-up reklamlar, büyük yapışkan reklamlar ve belli bir süre kapatılmaya izin vermeyen Prestital reklamlar yer alıyor. Bunlara ek olarak mobil kullanımda ise 4 farklı reklam modeli daha yasaklı reklamlar arasına girecek. Coalition for Better Ads, internet sitesinden hangi reklam modellerinin yasaklı olduğunu aylar öncesinden detaylı olarak yayınlamıştı.

Chrome, açıklanan yaklaşımı kullanarak başarısız olan sitelerde reklamları otomatik olarak engelleyecek. Bu arada Google, site sahiplerinin kuralları ihlal edip etmediklerini değerlendirecek. Linkin takip edilmesi durumunda açılan sayfanın sol tarafındaki “Masaüstü” ve “Mobil” bağlantılar kontrol edilerek test edilebilir. Sitede ihlaller olması durumunda site sahipleri sorunları düzeltip, Google’dan sitelerinin incelenmesini isteyebilirler.
Engelleme nasıl olacak?

En az bir ağ isteği engellendiğinde, Chrome kullanıcıya reklam engellemenin gerçekleştiğini gösteren bir mesajın yanı sıra “bu sitedeki reklamlara izin ver” seçeneğini belirleyerek bu ayarı devre dışı bırakma seçeneği gösterecek. Masaüstü kullanıcıları için Chrome’un adres çubuğu, Chrome’un mevcut pop-up engelleyicisine benziyor. Android kullanıcıları, ekranın alt kısmındaki küçük bir bilgi çubuğunda iletiyi görüp ve daha fazla bilgi görmek ve varsayılan ayarı geçersiz kılmak için “ayrıntılar” bölümüne dokunabilecekler.

Chrome, Better Ads Standards’ı ihlal ettiği tespit edilen sitelerde müdahaleci reklamları otomatik olarak bloke etseler de kullanıcılar, “bu sitedeki reklamlara izin ver” seçeneğini belirleyerek bu özelliği devre dışı bırakma seçeneğine sahip olacaklar.




Bankaların API Marketleri ve Fintech Girişimciliği

Son birkaç yıldır girişimcilik dünyasında hızlı bir fintech rüzgarı esiyor. Bu derece yoğun olmasa bile Türk start-up dünyası da bu rüzgarın etkisi altında. Bu rüzgarın arkasında ise finansal ürün ve hizmetlerin demokratikleştirilmesi, diğer start-up girişimcilik sektörlerinde rekabetin yoğunlaşması, blockchain ve yapay zeka gibi fintech’i ivmelendirecek teknolojilerin yaygınlaşmasının yattığını söyleyebiliriz. Banka ve diğer finansal kuruluşlar kendi API’lerini kullanarak yenilikçi servisler geliştirmek isteyen fintech girişimcileri için kendi API’lerine ulaşabilecek portallar geliştiriyorlar. Genellikle bunun adı API market veya API portal oluyor. Böylelikle bir fintech girişimcisi ihtiyacı olan bir API’yi kolaylıkla buradan alıp kendi uygulamasında konumlandırabiliyor.

Bankaların API Marketleri

Türkiye’de bankaların API marketleri henüz çok yaygın değil ama artış eğiliminde olduğunu söylemek mümkün. Önümüzdeki beş yıl içinde neredeyse Türkiye’deki tüm bankaların bir API marketini yayınlaması bekleniyor. İçerik olarak baktığımızda birçok banka dışarı API yayınlamakta biraz çekinceli davranıyor fakat bu alandaki rekabet arttıkça daha fazla API yayınlamak için motivasyon buluyor olacaklar. Şu an için Türkiye’de API Market sahibi bankalarımız şu şekilde: Akbank, Garanti API Store, KuveytTürk API Market, Yapıkredi API Portal.

Yabancı bankalar bu işte biraz daha cesur. Bunda özellikle birçok ülkenin bankalara belirli API’leri yayınlama zorunluluğu getirmesinin katkısı olduğunu söyleyebiliriz. Yabancı bankalarda örnek olarak gösterebileceğimiz banka API Marketlerini şu şekilde sayabiliriz: BBVA API Market, Capitalone Devexchange, HSBC Developer Portal, Barclays API Store, ASB Bank API Developer Portal, Nordea Open Banking Developer Portal, Standard Chartered API portal, Danske Bank Open Banking, Deutsche Bank API Program.

Bankaların Bu işten Kazancı Nedir?

Bankaların bu işten kazancı çok belirgin; kendi kaynaklarını çok fazla kullanmadan müşteri kazanmak, müşteri derinleştirmek ve ciro arttırmak. Çünkü bankanın API’sini kullanacak bir fintech, kendi yenilikçi çözümünü kendi imkanlarıyla tanıtacak, yayacak, kullandıracak sonra da gelip ilgili bankaya kazanç sağlayacak. Başak bir ifadeyle, müşterinin kullandığı hizmetlere derinlik kazandıracak ve daha fazla hizmeti kullanan müşterinin ortalama işlem hacmi ve ürün kullanım hacmi artacak. Böylelikle bankalar hem müşteri ve ciro kazanacaklar hem bunlar için sermaye kullanmayacaklar hem de operasyonel yüke katlanmayacaklar, sadece kazanacakları gelirin bir kısmından feragat edecekler. Bu açıdan bakıldığında fintech’lerle yapılacak işbirlikleri bankalar için muhteşem bir iş modeli fırsatı sunuyor.

Bankaların API açık bankacılık modelini yaygınlaştırması, kendilerini kurumsal entegrasyonlardaki operasyon yüklerinden de kurtarıyor. Bankalar çeşitli kurumlarla hizmetlerini çeşitli nedenlerle entegre etmek durumunda. Özellikle kamu tarafında bankaların ve banka kullanıcılarının çeşitli aktivitelerinin kayıt altında tutulması ve onaylanması için kamuyla veri alışverişi yapılması gerekiyor. Veya büyük kuruluşlar ister müşterileri ister kendi çalışanları için çeşitli manuel işlemleri entegrasyon kurarak dijitalleştirmek istiyorlar.

Tüm bu nedenlerden dolayı bankaların başka bir üçüncü parti kuruluşla data alması veya vermesi gerekebiliyor. Bunları yapmak için bankalarda kurumsal entegrasyondan sorumlu birimler bulunmaktadır. Böyle bir entegrasyon yapılmak istendiğinde iki taraf arasında ciddi bir yazılım çalışması gerekmektedir. Üstelik süreçlerin standardizasyonu hem istenen seviyede olmuyor hem de her seferinde aynı uygulamalar farklı kişi ve taraflarca tekrar baştan anlatılıp, deneme-yanılmalar yapılıp ciddi bir operasyonel yük ortaya çıkıyor. İşte bu noktada standardize olmuş API’ler bankalara büyük bir kolaylık sağlayacak.

Fintech Girişimcilerinin Kazancı Nedir?

Fintech’lerin en büyük dezavantajları sermayelerinin az olması, kadrolarının sınırlı olması ve kamu tarafında düzenleyici yasal kurumların beklediği güveni sağlayabilecek bir kaynaklar bütününe ve kurumsal itibara yeterli seviyede sahip olmamaları. En nihayetinde baktığımızda fintech bir start-up , dolayısıyla bu sorunların olması çok normal. Zaten bu yeni açık bankacılık modelinde kimse fintechlerden bunu beklemiyor. Bunları önemli ölçüde bankalar temin etsin fintechler ise bu zeminin üzerinde yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirmeye odaklansın. Fintech girişimcilerinin en büyük kazancı bankaların altyapılarından yararlanarak sınırlı hizmetlerle bir nevi yeni online bankalar kurmak. Açık bankacılık modeli öncesinde devasa bir nakit sermaye ve diğer kaynaklar olmadan finans ve bankacılık alanına girme imkanı yoktu. Bu yeni iş modelinde 3-4 kişi biraya gelip küçük bir sermaye ile hızlı bir şekilde bankacılık ve finans sektörüne giriş yapabilir hale geldi. Aklınıza fintech alanında yeni bir iş modeli kurgulamak gelirse , banka API Market’lerine girerek işinize yarabilecek API’leri seçip kendinize yeni bir fintech kurmak artık çok daha hızlı ve bankaların işbirlikleri geliştirmeleri de mevzuat açısından çok daha kolay. (Pratik zorluklarına rağmen, en azından teorik olarak artık mümkün)

Gelinen Durum

İddialı çıkışlar ve bankalarla rekabete kalkışmak için büyük bir finansal yatırım desteğine ihtiyaç var, ve bu tip bir strateji maalesef Türk girişimcilik ekosistemi içerisinde yürütülmesi oldukça zor bir model. Yurtdışında Atom Bank, Monzo Bank, N26 Challenger Bank gibi örnekleri görüyoruz. Doğrudan dijital banka oluyorlar ama aldıkları yatırımlara bakınca nerdeyse bir banka kuracak kadar yatırım topladıkları gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Fintech’lerin bir anlamda bankalara rakip olduğu gerçeğini her zaman akılda tutmamakta fayda var. Dolayısıyla çok güçlü yatırım sermayesi çekememiş fintech’lerin bankalarla rekabet içine girmektense tamamlayıcı veya destekleyici alanlara odaklandığında rekabet açısından başarı şansları daha yüksek gözüküyor. Bankaları tamamlamaya örnek olarak bankaya müşteri kazandırılmasını veya kazanılmış müşterinin derinleştirilmesini veya bankaların en önemli sorunu olan “unbanked” dediğimiz bankacılık hizmetlerinden yararlanmayan kesimleri finans hizmetleri ile tanıştırmayı verebiliriz. Dolayısıyla yatırım bulma sorununun çözülemediği Türk girişimcilik ekosisteminde Türk fintech girişimcileri için bu tarz bir strateji daha güvenli bir yol olabilir.

Çeşitli yasal gereksinimler ve yüksek mali giriş bariyerleri Türkiye’den çok sayıda fintech startup’ı çıkarmayı önemli ölçüde zayıflattı. Yurtdışındaki hareketlilikte hem bankalar hem startup’lar hem de yasal mevzuat geliştiren kamu otoriteleri aynı tempoda hareket edebildiği için fintech ekosistemleri ve firmaları hızlı bir şekilde ivmelendi.

BDDK vb. kamu otoritelerinin fintech’lerde aradığı bir çok lisans var ve bu lisanslara sahip olmanın gerektirdiği mali ve yasal şartlar başka sektörlerdeki start-up gereksinimlerine göre oldukça fazla. Diğer dijital alanlardaki gibi serbest ve bariyersiz giriş doğal olarak bu sektörede yok. Ama bu lisanslar modüler şekilde olduğu için mali gücünüz çok da büyük değilse daha küçük bir lisansla , sınırlı hizmetlerle fintech sektöründe girişimci olabilirsiniz.

Ekosistemin yavaş gelişmekte olduğu düşüncesi bankalar tarafında da hissedildiği için son birkaç yıldır bankalar çeşitli hızlandırma programları, kuluçka merkezleri ve yatırım fonlarıyla yavaş yavaş girişimcilik ekosisteminde yer almaya başladılar. Ve bu programlarda fintech’lere pozitif ayrımcılık yapmaya çalışıyorlar.

Ama yine de fintech’lerin ve fintech ekosisteminin bankalardan beklediği en önemli şey içerik açısından oldukça zengin API Marketleri oluşturmaları. Unutulmamalı ki fintech’lerin geliştirecekleri servislerin ve iş modellerinin zenginliği ve yenilikçiliği bankaların onlara sunacağı zengin ve kaliteli API’lere bağlı.


Apple, artık “Dünyanın En İnovatif Şirketi”, Amazon beşinci sırada

Geçtiğimiz Eylül ayında premium segmentte tanıtılan iPhone X, geliştirmeciler için yaratılan Artırılmış Gerçeklik platformu ARKit ve çok daha ürünü Apple’a yeni bir ünvan kazandırdı. “Dünyanın En Değerli Markası” olan Apple, “en”ler sıralamasında artık yeni bir kategorinin de lideri. Şirket, Dünyanın En İnovatif 50 Şirketi arasında listenin zirvesine yerleşti.

Geçtiğimiz yıl, sıralamada dördüncü sırada yer alan Apple, bu sene başarılı bir sıçrama ile ipi göğüsledi. 36 kategoride 350’yi aşkın şirketin aday olduğu sıralamayı Fast Company açıkladı.

Apple’ın bu ünvanı almasının arkasında birçok neden gösteriliyor. Özellikle şirketin teknolojiyi, yaratıcılık ve kullanıcı ihtiyaçları ve deneyimi ile öncü bir şekilde birleştirebilmesi büyük alkış toplamasını sağlıyor. Fast Company’e göre Apple, iPhoneX ve ARKit’in yanısıra  ABD’de satış patlaması ile ülkenin her yerine dağılan AirPod’lar, Apple Watch Series 3’ün en çok satan akıllı saatlerden  biri olması ile de bu ünvana layık bir marka.

Öte yandan Fast Company’e göre Apple, çip geliştirme çalışmalarından kameralara ve çok daha fazlasına kadar değişen “iddialı” yazılım ve donanım projeleri nedeniyle de övgüyle bahsedilmeyi hak ediyor. Fast Company’e göre Yapay Zeka, Google ve Amazon’dan gelen rekabete rağmen  Apple’ın “büyük adımlar attığı” ve şirkete inovasyon konusunda büyük avantajlar sağlayan bir konu oldu.

Amazon beşinci sırada
Dünyanın En İnovatif 50 Şirketi’nin ilk beş sıralamasında Amazon listenin sonunda,  Netflix ikinci sırada yer alıyor. Listede Netflix’i sırası ile Square ve Tentend izliyor. Daha fazlasını görmek için linki takip edebilirsiniz.

https://www.fastcompany.com/most-innovative-companies/2018


BTK’nın yeni şartnamesiyle fiber optik, ethernet, kablo TV daire içine kadar “kablo bacası” yla gelecek

BTK’nın yeni şartnamesiyle fiber optik, ethernet, kablo TV daire içine kadar “kablo bacası” yla gelecek. Çatıdan tüm dairelere uydu yayını için kablo zorunlu olacak. Çanak anten kirliliği ortadan kalkacak.

Binalardaki elektronik haberleşme alt yapısı değişiyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) hazırladığı şartnameye göre fiber optik, ethernet, uydu anten ve kablo TV kabloları daire içi prizlere kadar dikey şaft’la (kablo bacası) tesis edilecek.

Bina yapılırken çatıdan tüm dairelere uydu yayınlarının ulaştırılabilmesi için kablo çekilmesi zorunlu olacak. Böylece balkonlardaki çanak antenlerin yarattığı görüntü kirliliği engellenecek.

Habertürk'ün haberine göre BTK Başkanı Ömer Fatih Sayan, düzenlemenin yeni binalar için getirildiğini eskileri etkilemediğini söyledi.


İnternet maliyetleri düşüyor

İşletmecilerin, elektronik haberleşme altyapısında BTK tarafından hazırlanan Bina İçi Elektronik Haberleşme Tesisatı Teknik Şartnamesi'ne uyum zorunluluğu getirildi

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan Bina İçi Elektronik Haberleşme Tesisatı Teknik Şartnamesi ile başta fiber olmak üzere elektronik haberleşme altyapısının gelişmesi, maliyetlerin düşürülmesi ve hizmetlere erişimin kolaylaşması sağlanacak.

Bina İçi Elektronik Haberleşme Tesisatı konusunda uygulanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanan Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği uyarınca Türk Telekomünikasyon AŞ tarafından hazırlanan Bina İçi Telefon Tesisatı Teknik Şartnamesi zaman içinde sağlanan rekabet ortamı dolayısıyla yetersiz hale geldi.

Farklı işletmecilerin bina içi elektronik haberleşme altyapısını kullanmak istemeleri ve erişim yöntemlerinin Kablo TV, fiber optik altyapısı ve ethernet gibi çeşitlenmesi üzerine BTK tarafından Bina İçi Elektronik Haberleşme Tesisatı Teknik Şartnamesi hazırlandı.

Söz konusu şartname, Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe giren Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile uygulanması zorunlu hale getirildi.

Buna göre, fiber optik, ethernet, uydu anten ve kablo TV kabloları daire içi prizlere kadar dikey şaft (kablo bacası gibi) vasıtasıyla tesis edilecek. Böylece işletmeciler istedikleri kabloyu şaftın içinden binaya zarar vermeden, daha düşük maliyetlerle tesis edilebilecek.

Çanak antenlerin yarattığı görüntü kirliliği engellenecek

Balkonlarda yer alan çanak antenlerin yarattığı görüntü kirliliğinin engellenmesi amacıyla bina yapım aşamasında çatıdan tüm dairelere uydu yayımlarının ulaştırılabilmesi için kablo çekilmesi zorunlu hale getirildi.

Kablolu haberleşme hizmeti veren işletmeciler arasında bina içi rekabet ortamı sağlanacak.

Daire içinde bulundurulacak sigorta panosuna benzer daire içi zayıf akım panosuyla odalara dağıtım yapılabilecek. Böylece kullanıcılar, istedikleri herhangi bir odadan internet, telefon, kablolu TV ya da uydu antenine erişebilecek.

Daha düzenli dağıtım yapılabilmesi ve bina girişindeki görüntü kirliliğini önlemek için binaların en alt katına işletmecilerin dağıtım kutularını koyabilecekleri yeterli şartları taşıyan sistem odası ayrılacak.

Site gibi yapılarda bir binanın sitedeki diğer binalardan en az bir bina ile bağlantısı sağlanarak, ortak kullanımla maliyetlerin düşmesi ve yatırımların artmasını sağlayacak.

Söz konusu değişikliklerle özellikle fiber başta olmak üzere elektronik haberleşme altyapısının gelişmesini, maliyetlerinin düşmesini, hizmetlerine erişimin kolaylaşması gibi birçok konuda fayda sağlanacak.


Türkiye, Avrupa'nın 1 numaralı kart pazarı

Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre Türkiye, ocak sonu itibarıyla 62,7 milyonu kredi kartı ve 133,3 milyonu banka kartı olmak üzere sahip olduğu 196 milyonluk kartla Avrupa'da en fazla karta sahip ülke konumunu sürdürüyor

Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) açıkladığı verilere göre, ocak ayı sonunda Türkiye'de 62,7 milyon kredi kartı, 133,3 milyon adet banka kartı kullanılıyor. Kredi kartı adedinde Avrupa'da en fazla karta sahip İngiltere, banka kartı adedinde ise Almanya'nın önünde yer alarak Avrupa'da en fazla karta sahip ülke konumunu bu yıl da koruyan Türkiye, kart kabul noktasında ise yaklaşık 2,4 milyon adet kabul noktası ile Avrupa'da en fazla terminale sahip İtalya'nın önünde yer alıyor.

Kartlı ödemeler ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 arttı

BKM'nin verilerine göre, 2017 yılında yüzde 15 büyümeyle sağlıklı bir büyüme gösteren kartlı ödemeler bu yıl da büyümesine devam ediyor. 2017 yılı ocak ayında 49,9 milyar TL olan kartlı ödeme tutarının 2018 Ocak tarihi itibarıyla yüzde 22 artışla 60,7 milyar TL'ye çıktığı görülüyor.

Genç nüfusun artışı ve dijital dönüşümün etkisiyle son 5 yılın en yüksek büyümesini gösteren internetten yapılan kartlı ödemeler ise ocak ayında MTV ödemelerinin de desteğiyle 10 milyar TL'yi aştı. BKM'nin verilerine göre, 2017 yılında yüzde 14,5 olan internetten ödemelerin toplam kartlı ödemeler içindeki payı ocak ayı içinde yapılan ödemelerde rekor bir paya yani yüzde 16,4'e ulaşmış durumda.

Ocak ayında kartlarla 3,3 milyar TL kamu/vergi ödemesi yapılırken ödemelerin yarısından fazlası internetten yapıldı

2017'de en çok kartlı ödeme artışı görülen sektörlerden biri de “kamu-vergi ödemeleri” sektörüydü. Motorlu Taşıtlar Vergisi'nin (MTV) ilk taksitlerinin de ödendiği ocak ayında, bu ödemeleri kapsayan “kamu-vergi ödemeleri” sektöründe kartlarla 3,3 milyar TL'lik ödeme yapıldı. Toplam kartlı ödemelerin yüzde 6'sına denk gelen bu tutarın 1,9 milyar TL'si yani yüzde 57'si internetten yapıldı. Ödemelerin yarısı yani 1,6 milyar TL'si ise taksitli olarak gerçekleşti. Finansal okuryazarlık oranının yükselmesiyle beraber bilinçlenen kullanıcılar artık kartlarını bütçelerini etkin yönetebilmek için vergi gibi zorunlu ödemelerde daha çok kullanıyor.

“Kamu kurumları ile toplu taşımada kart kabul yaygınlığı artırılmalı”

Hem kart tarafında hem de kart kabul noktasında dünyanın birçok ülkesinden önde bulunan Türkiye'nin bu yıl da Avrupa'da birinci sırada yer aldığının altını çizen BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, “Ancak genç nüfusumuz, ekonomik potansiyelimiz ve sahip olduğumuz güçlü kartlı ödemeler altyapısı göz önünde bulundurulduğunda hanehalkı harcamalarında kartlı ödemelerin daha yüksek bir pay alması mümkün” dedi. Kartların vergi gibi kamu ödemelerinde çok önemli bir ödeme aracı olduğunu vurgulayan Canko; vergi daireleri, sigorta prim ödemeleri, tapu müdürlükleri, noterler, araç muayene istasyonları ve kamu hastaneleri gibi günlük hayatın her alanında yer alan kamu kurumlarında kart kabulünün daha da yaygınlaşmasının, nakitsiz ödemeler toplumu hedefine büyük ivme kazandıracağını belirtti. Ayrıca toplu taşıma ödemelerinin temassız teknolojisi sayesinde dijitalleşmesi ve kazanılan kullanıcı deneyimi sayesinde kartlı ödemelerin diğer nakit yoğun alanlara da nüfuz edebileceğini vurgulayan Canko, “Bu sayede kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması, vergi gelirlerinin artması ve banka müşterisi olmayan kesimin finansal sistem içerisine alınması gibi birçok ekonomik ve toplumsal fayda sağlayabiliriz” dedi.

Sevgililer Günü haftasında en fazla artış kuyumculuk sektöründe gerçekleşti

Öte yandan BKM, Sevgililer Günü'ne ilişkin verileri de açıkladı. Kartlı ödeme tutarlarına bakıldığında 2017 yılında 1,9 milyar TL olan kartlı ödeme tutarınının %16 artarak bu yıl 2,2 milyar TL seviyesine ulaştığı görülüyor.

Sevgililer Günü'nü içeren 8-14 Şubat haftasında kartlarla yapılan ödemelerde ayın bir önceki haftasına göre yüzde 75 artışla kuyum en fazla artış gösteren sektör olurken yüzde 15 artışla sağlık ürünleri/kozmetik ve yüzde 10 artışla elektronik eşya sektörü en fazla artış gösteren diğer sektörler arasında yer aldı. Bu üç sektörde yapılan ortalama işlem tutarı ise 226 TL olarak gerçekleşti. 14 Şubat özelinde ise en fazla kartlı ödemenin saat 18.00-19.00 arasında gerçekleştiği görüldü, yani hediyelerimizi son dakikaya bırakıyoruz.







Soyağacına kaç kişi baktı

"Alt-üst soy raporu" hizmeti kapsamında bir haftada 14 milyon 568 bin 890 belge üretildi


İçişleri Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3 Kasım 2017 tarih ve 30229 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 44'üncü maddesinin 5'inci fıkrasına, "Kişiler, kendileri ve alt ya da üst soylarına ait nüfus kayıt örneklerini, kendileri ve ergin olmayan çocuklarının ise yerleşim yeri belgelerini, güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak e-Devlet kapısı üzerinden sorgulayabilir" hükmü eklendi.

Kanun değişikliğiyle vatandaşların sadece ilçe nüfus müdürlüklerinden bilgi amaçlı verilen "alt soy üst soy raporu"nu e-Devlet üzerinden de alabilmeleri mümkün hale geldi.

İnternetten 8 Şubat'tan itibaren alınmaya başlanan ve yoğun talep nedeniyle 5 gün geçici olarak durdurulan "alt-üst soy raporu", 14 Şubat gece yarısı yeniden kullanıma açıldı.

Vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görmeye devam eden "alt-üst soy raporu" hizmetinde, son bir haftada 14 milyon 568 bin 890 belge üretildi.

Son açıklanan verilere göre 80 milyon 810 bin 525 olan Türkiye nüfusunun 5'te 1'i, söz konusu hizmet üzerinden "alt-üst soyu"nu öğrenmiş oldu.


Üniversite öğrencisi Metehan'a 15 bin drone siparişi

Hürriyet yazarı Nuran Çakmakçı, babasının 'Boş işlerle uğraşma' uyarılarına rağmen lise günlerinden bu yana insansız hava aracı ile ilgili çalışmalarını sürdüren Metehan Emlik'in başarı hikayesini köşesine taşıdı. İşte o yazı:

İnşaat işçisi ilkokul mezunu baba ve ev hanımı annenin oğlu üniversiteli Metehan Emlik, kendi geliştirdiği eğitim drone’u ile Yeni Zelanda’dan 10 bin, Türkiye’den 5 bin drone siparişi aldı.

Lisede yaz aylarında inşaatta çalışıp, okuduğu lisenin laboratuvarında sabahlayan, yorulduğunda sıraları birleştirerek yatan Metehan’ın en büyük hayali insansız hava araçları ve füze konusunda çalışmalar yapmak. Babasının, “Boş işlerle uğraşma, oku” dediği Metehan, şimdi de Özyeğin Üniversitesi’nde dünyaya eğitim drone’u yapmaya hazırlanıyor. Geliştirdiği ürün için 10 bin adet ilk siparişi Yeni Zelanda’dan alan Metehan’a okuduğu üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı Hüsnü Özyeğin’den destek geldi. Özyeğin, Metehan’a drone için gerekli malzemeleri almak üzere yatırım yaptı ve kuracağı şirkete ortak olacak.

İNŞAATTAN KAZANDIĞI 10 TL İLE MALZEME ALDI

Metehan Emlik, Sivas’ta ilkokul mezunu bir anne-babanın dört çocuğundan biri. İlkokulu liseyi devlet okulunda okudu. Lisenin ilk yıllarında yaptığı kablosuz telefon şarjı, masa lambası ile TÜBİTAK bölge ikincisi oldu. 12’nci sınıfta yaptığı ‘tanksavar füze güdüm sistemi’ ile bu kez TÜBİTAK Ortaöğretim Proje Yarışması’nda Türkiye birinciliği elde etti. Ailesi ilk zamanlar onun derslerden kaytardığını düşünerek, pek de destek vermedi. Yazın inşaatlarda günde 10 TL yevmiyeyle elektrik işleri yaptı, kazandığı parayı kışın lisenin laboratuvarında geliştirdiği ürünlerin malzemelerine verdi. “Kendi harçlıklarımdan biriktirdiğim kadarını harcıyordum, yemek bile yemiyordum” diyen Metehan, çoğu zaman laboratuvarda gizlice kaldı, çok yorulduğunda iki sırayı birleştirerek yatak yaptı. Matematik, fizik ve kimya dersleri dışında her fırsatta soluğu burada aldı. İlk TÜBİTAK derecesi sonrası çevresi ona inanmaya başladı.

BURSLU OKUYOR

Lise son sınıfta Özyeğin Üniversitesi’nin ‘roboKamp’ robot yarışmasında da birinci olunca yüzde 50 bursla kazandığı üniversiteyi, TÜBİTAK yarışmasındaki derecesiyle elektrik elektronik mühendisliğinde yüzde 100 bursla okumaya başladı. 3’üncü sınıftaki Metehan, kampustaki Özü-X adlı binada kendisine ayrılan özel bir alanda çalışıyor. Geliştirdiği eğitim drone’una Türkiye’den 5 bin, Yeni Zelanda’dan ise 10 bin sipariş aldı. Malzemesi için gereken parayı da üniversitenin kurucusu Hüsnü Özyeğin’den alacak. Özyeğin, öğrencisinin hem yatırımcısı hem de ortağı olacak.

'BAŞARI İÇİN SABIRLI OLUN'

İnsansız hava araçları ve füzelerle ilgileniyor, bu alanda çalışmak istiyorum. 2015’te Google Bilim Fuarı’nda uzayla ilgili yaptığım proje ile dünya genelinde ilk 90’a girdim. 2016’da insansız hava aracı kartal gözü İHA takımını kurarak, drone ile uçak karışımı bir model oluşturdum. TÜBİTAK’tan ödül aldım. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nde bu ödül nedeniyle yarı zamanlı çalıştım. Sonra da eğitim drone’u üzerinde çalıştım. Bu drone çocuklar için çok yararlı olacak. Çünkü, çocuklar bu yazılımı erken yaşta öğrenirse ileride büyük işler yapabilirler.

Eğitim drone’larını seri üretime geçirmek için fona ihtiyacım var. Yeni Zelanda’da bir laboratuvar benim ürünlerimi STEM robotik eğitim platformunda kullanmak istiyor. Yılda 10 bin ünite için sipariş verdi. Teklif sunmak üzereyim. Sakarya’da çocuklara kodlama eğitimi vermek isteyen bir kurum 5 bin drone siparişi verdi. Seri üretime geçmek için paraya ihtiyacım vardı. Başarılarımı duyan Hüsnü Özyeğin melek yatırımcı olarak bana destek verecek. Yatırımcım ve ortağım o olacak. Tanksavar ve uçaksavar füze sistemleri üzerine çalışmak istiyorum. Milli savunmamıza yönelik ürünler yapmayı hedefliyorum. Benim gibi çalışma yapmak isteyenler hayallerinden asla vazgeçmesin. Sabırlı olsunlar. Kendilerine güvensinler.

HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İSTEYENLERE DESTEK VERİYORUZ

Prof. Dr. Esra Gençtürk (Özyeğin Üniversitesi Rektörü): Metehan Emlik ve onun gibi hayallerini daha üniversitede gerçekleştiren sayısız öğrencimiz var. Metehan’ın en son geliştirdiği projesi yenilikçi girişime bir örnek. Drone’u bir eğitim aracı olarak kullanıp, kodlama eğitimini sanal bir ara yüzün yanı sıra fiziksel ortama da taşıyor. Girişimcilik Merkezimiz projesini destekliyor. 3D yazıcı, lazer kesim makinesi gibi ekipmanlarla prototiplerini geliştiriyor. Hüsnü Bey de ferdi girişimci olarak öğrencilerin projelerini, kurumsal ve sosyal girişimlerini yakından takip ediyor, destekliyor. Metehan’ın girişimiyle de birebir ilgileniyor; melek yatırımcı olmak için görüşüyor.



Çamaşır makineleri de akıllandı!

Akıllı şehirler ve binalar yaygınlaşmadan önce enerji tasarrufu sağlayan; bizim yerimize düşünen, akıllı beyaz eşyalar Türk insanının en çok tercih ettiği modeller arasında yerini aldı.

Ev alanlar ve ev taşıyanlar akıllı beyaz eşyaları tercih ediyor!
Beyaz eşya satan mağaza yöneticilerinin verdikleri bilgilere göre, sağladıkları enerji tasarrufu ve teknolojik kolaylıklar bir yana ev işlerinde kusursuz iş görmeleri fiyatları biraz tuzlu olmasına rağmen yeni ev alanların veya beyaz eşyalarını değiştirenlerin ilk tercihleri arasında yer alıyor. 

Yeni evlenen çiftlerde evlerini döşerken akıllı beyaz eşyaları tercih ediyor!
Bununla birlikte Türkiye’de yaz demek düğün  dernek demek. Evin en önemli alışverişi beyaz eşyaları almak için alışverişler de tüm hızıyla devam ediyor. Sürekli gelişen ve geliştirilen teknoloji burada da yeni evlenenlerin imdadına koştu. Yeni nesil beyaz eşyalar içerdikleri çılgın teknolojilerle artık özellikle çalışan çiftlere evde büyük kolaylıklar sunuyor. Yine beyaz eşya satan mağaza yöneticilerinin verdikleri bilgilere göre yeni evlenen çiftlerde evlerini döşerken tercihlerini akıllı beyaz eşyadan yana kullanıyor.

Beyaz eşya akıllandı, sektör yeni bir boyuta ve ekonomiye geçti!
Sektörün uzmanları dünyada 2020 yılı itibarıyla 20 ila 30 milyar adet akıllı cihazın internete bağlı olacağını tahmin ediyorlar. Bu da bugün bağlanabilir cihazlar pazarını 60 milyar dolardan 5 kat büyüterek 2020'de 300-350 milyar dolar seviyelerine getirecek. Bu durum çok büyük bir Pazar anlamına geliyor.  Benzer şekilde bu süreçte internet kullanıcı sayısı da artacak. 2012'de dünya nüfusunun yüzde 34'ü internete bağlanırken, 2020'de bu rakamın yüzde 50 seviyelerine gelmesini bekleniyor. Bu da bi kaç trilyon dolarlık ekonomiden bahsetmek anlamına gelecek.”

LG 2 çamaşır makinesini birleştirdi, akıllandırdı ve ortaya TWINWash çıktı!
Bugün akıllı beyaz eşya konusunda en yenilikçi ve devrimci fikirleri, ürünleri insanlığın tüketimine sunan LG’yi inceleyeceğiz: Akıllı beyaz eşyayı Türk insanının beğenisine ve tüketimine sunan ilk şirketlerden biri olan LG, THINQ teknolojisi ile geliştirdiği yeni akıllı beyaz eşya serisi ile tüketicilere buzdolaplarını, çamaşır makinelerini, fırınlarını ve robot elektrikli süpürgelerini uzaktan yönetme imkânı sunuyor.

LG TWINWash, çamaşır makinesi modeli bugünlerde en çok konuşulan ve en çok satılan beyaz eşya olmuş. Biz de bugün neden bunun tercih edildiğini sorusuna yanıt arayacağız. Benim en çok ilgimi çeken kısmı şurası oldu:  NFC Tag OnWi-Fi özelliği. Kullanıcıların Yünlü, Bebek Bakımı veya Soğuk Yıkama gibi yeni yıkama programlarını akıllı telefonları ile makinelerine indirmelerini sağlıyor. Smart Diagnosis/Akıllı Teşhis özelliği ise size servis çağırmadan önce cihazınızın sorununu akıllı telefonunuz vasıtasıyla öğrenebilme imkânı sunuyor. Yani SmartThinQ özelliği bir başka! LG TwinWash SmartThinQ özelliği, çamaşır makinesine akıllı teknoloji yeteneği kazandıran farklı bir özellik. Yıkamayı dilediğiniz zaman dilediğiniz yerden yönetmenize ve izlemenize imkân veriyor. Bu özellik ile sahip olduğunuz çamaşır makinesi sınıfının en üst düzeyine ulaşmış oluyorsunuz.
Titiz hanımlara ve beylere de şunu söylemeden edemeyeceğim: LG TWINWash aslında 2 farklı çamaşır makinesinin birleşiminden oluşuyor. Üstte yer alan makine 17 kg yıkama ve 10 kg kurutma kapasitesine sahip. Altta yer alan ve mini makine olarak adlandırılan çamaşır makinesi ise 3.5 kg yıkama kapasitesine sahip. Aslında genel olarak baktığımız zaman TwinWash 20.5 kg’lık kapasite ile Türkiye’nin ev tipi kategorisinde en büyük yıkama kapasitesine sahip çamaşır makinesi.
TWINWash teknolojisinden az da olsa bahsetmek gerekirse de öncelikli olarak TurboWash 2.0 sayesinde ön tarafta bulunan ikili püskürtme ünitesi ile kıyafetlere doğrudan konsantre deterjan karışımı püskürtülüyor. Kazanın üst tarafındaki yüksek basınçlı püskürtme üniteleri tarafından yüksek devirli programlarda püskürtülen su partikülleri sayesinde çok daha hızlı bir durulama süreci sağlanıyor. Bu sayede pamuklu program 30 dakikadan daha fazla bir süre kısaltılmış oluyor. TurboSteam teknolojisi yeni nesil kurutma makinelerinin performansına seviye atlatıyor. TurboSteam özelliği ile kurutma evresinde kıyafetlere püskürtülen sıcak buhar sayesinde kurutmama veya aşırı kurutma sorunu ortadan kalkıyor, kıyafetlerin çekmesi engelleniyor ve kırışıklıkları açılıyor.


Türk insanı modern ve akıllı mutfakları tercih ediyor!

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte mutfak ve beyaz eşya üreticileri daha fazla insan odaklı ürünler geliştiriyor. Geliştirilen bu ürünler her kesimden Türk insanı tarafından yoğun ilgi görüyor.

Başta akıllı telefonlar ve yeni nesil televizyonlar olmak üzere tüketicilere sunduğu üstün teknolojileri beyaz eşya kategorisinde de uygulayan LG, InstaView Door – in Door buzdolabıyla yeniliklere devam ediyor.

Kapıyı Açmadan Kullanım İmkânı

LG’nin yeni amiral gemisi Door – in – Door buzdolabında InstaView özelliği sayesinde sadece iki dokunuşla şeffaf hale gelen 29 inçlik bir dokunmatik LCD ekran bulunuyor. Bu sayede kullanıcılar dolabın kapağını açmadan içindekileri anında görebiliyorlar. Böylelikle soğuk hava kaybına çözüm sağlanıyor.

Buzdolabınız Cebinizde!
LG Smart ThinQ ile evde değilken bile akıllı telefonunuzla buzdolabınızı kontrol edebilir ve arıza teşhisi yapabilirsiniz. Akıllı telefonunuz ile basit bir dokunuşla buzdolabı sıcaklığınızı kolayca ayarlayın, buzdolabınızda arıza teşhisi yapın.

%32’ye Kadar Enerji Tasarrufu
LG’nin İnverter Linner Kompresörü, buzdolaplarında devrim yaratarak %31’ye kadar enerji tasarrufu, en yüksek düzeyde dayanıklılık ve gıdaları daha uzun süre taze tutmak için en uygun sıcaklık kontrolünü sağlar.

Daha Taze Daha Sağlıklı
InstaView Door – in – Door buzdolabında bulunan FreshBalancer ve Moiste Balancer özellikleri ile doğru nem oranını ayarlayarak yiyecekleriniz daha uzun süre taze kalmasını sağlayarak sağlıklı bir koruma teknolojisi sunar. Hygiene Fresh doğal malzemelerle üretilmiş 5 aşamalı filtre sistemi ile yiyeceklerinizi daha taze ve sağlıklı tutar.

Modern Tasarım
InstaView buzdolabı modern dış yapısı yanı sıra kullanışlı içyapısı ile de hayatınızı kolaylaştırır. İçecek rafları ve küçük ürün gözleriyle içecek ve yiyeceklerinizi kullanıcı dostu tasarımıyla, uygun sıcaklıklarda muhafaza etmenizi sağlar.


17 Şubat 2018 Cumartesi

Türkiye'den sanayide yapay zeka hamlesi

Türkiye, imalat sanayiinde yapay zeka dönemi için kolları sıvadı. Dijital dönüşüm için bir platform kurulduğunu açıklayan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü 4. sanayi devrimi sürecinin planlandığını söyledi


Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, TÜSİAD, MÜSİAD, TİM, TOBB, TTGV ve YASED’in de içinde bulunduğu, “Dijital Dönüşüm Platformu” kurduklarını belirtirken, imalat sanayinde yapay zekayı devreye sokacak yeni bir yol haritası çalışması yürütüldüğünü açıkladı.

Endüstride 4.0 dönemi için geri sayım başladı. Türkiye, imalat sanayiinde yapay zekayı devreye sokacak yeni dönem için çalışmalarına hız verdi. Yeni sanayi devrimine hazırlık düzeyini artırmak, işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırmak ve ihtiyaç duyulan dijital teknolojilerin geliştirilmesinde etkin rol almak amacıyla Dijital Dönüşüm Platformu kuran Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Türkiye’nin dijital dönüşüm gündeminin belirlenmesinde de öncü bir rol üstelenecek. Özlü, şunları söyledi:

“Endüstride dijital dönüşüme ilişkin çalışmalar Bakanlığımız koordinasyonunda yürütülüyor. Endüstride 4.0 ile ülkemizde imalat sanayinde yapısal bir değişiklik olacak. Bu amaçla öncelikle ilgili tarafları bir araya getiren bir platform kuruldu.

Platform Türkiye’de 4. sanayi devrimi/dijital dönüşüm sürecinin planlanması ve uygulanmasına yönelik faaliyetlerin yürütülmesi amacını taşıyor. Başkanlığını Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın yaptığı Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu’nun üyeleri TÜSİAD, MÜSİAD, TİM, TOBB, TTGV ve YASED.

KOBİ’LER UNUTULMADI

Platform çalışmalarının yanı sıra, Sanayinin Dijital Dönüşümü Yol Haritası hazırlanmasına yönelik olarak, ‘KOBİ’lerde Dijital Dönüşümün Sağlanmasına Yönelik Politika Değerlendirme Çalışması’ projesinin de yürüterek tamamladık. Tüm bu çalışmalar neticesinde, ‘İmalat Sanayinde Dijital Dönüşüm Yol Haritası’ oluşturulması çalışmalarında son aşamaya geldik.

Bu faaliyetlerin yanı sıra, mesleki eğitim sistemimizin geliştirilmesi ve dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkması öngörülen işgücü ihtiyacının karşılanması amacıyla bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında, ‘Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolü’ imzalandı.

300 ‘TEKNİK KOLEJ’

Protokol kapsamında; Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB), mesleki eğitime yeni bir anlayış getirecek, ‘Teknik Kolejler’ kurulması amaçlanıyor. Bu kapsamda 2017 içinde Aksaray, BursaKestel, Kayseri, Kırşehir, Manisa, Şırnak, Afyonkarahisar, Antalya ve Tokat OSB’lerde MEB eğitim bursu destekli 9 adet Teknik Kolej kurularak eğitim-öğretime başlandı. Söz konusu kolejlerin diğer illerimizde de sayısının artırılması ile, ‘300 OSB içinde en az 300 Teknik Kolej’ kurulması hedefleniyor ve çalışmalarımıza bu çerçevede devam ediliyor.”


Booking, Türkiye'ye dönüyor mu?

Online rezervasyon portalı Booking Türkiye'ye dönüş sinyali verdi. Booking, LinkedIn’den Türkiye'de çalışmak üzere müşteri temsilcisi arıyor

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin (TÜRSAB) açtığı dava sonucu Türkiye'deki faaliyetleri mart ayı sonunda durdurulan online rezervasyon portalı Booking, geri dönüş için ilk işaretini verdi.

Booking ile hükümet yetkileri arasında temaslar devam ederken, şirket kariyer sitesi LinkedIn'e ilan verdi.

Booking, birkaç gün önce bir ilan vererek Türkiye için müşteri temsilcisi arayışı içerisinde olduğunu duyurdu.

İlanı 5 gün içerisinde 3 bin 500'den fazla kullanıcı görüntüledi.


Gazeteci Metin Can'ın, 'Endüstri 4.0 Devrimi'ni anlattığı kitabı raflardaki yerini aldı

Gazeteci Metin Can’ın “KOBİ 4.0 Nasıl Olunur/100 Başarılı Uygulama” kitabı yayınlandı. Endüstri 4.0 Devrimi’nin ekonomi dünyasını nasıl dizayn ettiğini anlatan kitap, aynı zamanda bu alanda başarı yakalayan 100 örneği de incelemeye alıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk ‘Dijital Sanayi Atlası’ olma özelliği de taşıyan kitap, 2 yıl süren bir saha araştırmasının ardından hayata geçirildi. Kitapta dijital devrimin artı ve eksi yönlerini de detayları ile görmek mümkün. Kitaba online kitap satış noktalarından ve yayınevlerinden ulaşmak mümkün.




Logo Yazılım 2017 net karını açıkladı

Logo Yazılım 2017 yılında 50.8 milyon lira net kar elde etti

Logo Yazılım 2017'ye ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) açıkladı. Şirketin 2017 yılı içerisindeki toplam net karı 50.8 milyon lira olarak gerçekleşirken, 2016 yılındaki toplam net karı 45.3 milyon lira seviyesindeydi.



Yerli mesajlaşma uygulaması hakkında açıklamalar

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, yerli mesajlaşma uygulamasına isim aradıklarını söyledi. Doğu Ekspresi'nde yolculuk yapan Arslan'ın açıklamaları, Nuray Babacan'ın Hürriyet'teki haberinde yer aldı. İşte o açıklamalar:

KİMSE DİNLEYEMEZ

“Yerli whatsApp’ın güvenliği konusunda çok iddialıyız. Biz bu sistemi öyle bir kriptolojiyle hazırlıyoruz ki, sadece gönderici ve alıcıyı irtibatlıyoruz. Bu irtibatlandırmadaki bilgiler, hiçbir şekilde depolanamaz. Hiçbir şekilde sisteme müdahale etme şansı yok. Vatandaşı buna inandıracağız. Önce kurumlar kullanacak. Kurumların yaptığı işlemler ve yazışmalar için. Sonra özel şirketlerin talepleri doğrultusunda hizmet vereceğiz. 6 ay sonra da bireysel hizmet başlayacak.”

HERKESE FARKLI HİZMET

Kurulan sistem gereği, dinlenmesi, kayıt edilmesi ve depolanmasının mümkün olmadığını dile getiren Arslan, “Yazılımımızı test edenler de bunu görüyor. Tam tersine bazı kuruluşlar diyor ki; ‘Ben bunu aynı zamanda bir yerde kaydedeyim-depolayayım’ Biz de onlara ‘bu yazılımla bunu yapamazsınız. Ama isterseniz size başka bir yazılım yaparız’ diyoruz. Yazılımı yapan da haberleşmeye ulaşamaz, sistem buna engel. Kripotoloji ve yazılım buna engel. Yazıyorum, kuruyorum, çıkıyorum. Sistem sizin cihazınızda oluyor. Çünkü biz sadece uçları irtibatlandırıyoruz. Arada hiçbir şekilde hiçbir kimsenin, dinleme, kaydetme, kesme durumu yok” dedi.

BİZ İDDİALIYIZ

WhatsApp, Facebok dahil, kimsenin ‘yazışmalar hizmet verici tarafından depolanmıyor’ diyemediğini ya da ‘telefon konuşmaları teknik olarak dinlenme imkanı yok’ denilemediğini vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Ama biz, burada teknik olarak, dinlenemez, kaydedilemez, aradaki sunucu buna erişemez diyoruz. Hackerler da dahil birçok kişiye güvenlik, sızma testleri yaptırdık. Özellikle de biz bu projeyi açıkladığımız andan itibaren, dünyanın her yerinden olağanüstü saldırılar oldu, kırmak için. Şu ana kadar hiçbir şekilde kırılmış değil ve arkadaşlarımız çok iddialı bu konuda.”

HERKESE ÜCRETSİZ DEĞİL, PTT ALACAK

BAKAN Arslan şunları söyledi: “Bu haberleşme sistemi herkese ücretsiz olmayacak. Kurumlarla anlaştığımızda PTT ücret alacak. Vatandaşda ise kullanım yoğunluğuna bağlı reklam geliri elde edecek, ayrı bir ücret ödenmeyecek. İsim arıyoruz, PTT messenger olarak çalıştık ama, hizmeti verirken, kamu kurumlar için ayrı, vatandaş için ayrı isimle vereceğiz. İsim için hem amacı çağrıştırsın, hem akılda kalıcı, hem de yurtdışı söylenmesi mümkün olsun istiyoruz. Bu sistemi şimdiden bir çok ülke istiyor. Dinlenemediği ve takip edilmediği için. PTT, Dünya Posta Birliği’nin dönem başkanlığını yürüttüğü için muhataplarına anlatıyor. Özellikle, Orta Asya ve Afrika Coğrafyasından bu konuda çok ilgi var.”


10 şirketten 9'u siber güvenlik uzmanı arıyor

Rusya'da şirketler siber güvenlik tehdidini önleyebilmek için kolları sıvadı...


Doktor, mühendis, avukat... Yıllardır "en gözde" sayılan mesleklere artık "zaman uygun" yeni rakipler çıktı. Bunların başında "siber güvenlik uzmanları" geliyor. Yani, hacker'lıkla başlayan yolun sonunda, en azından Rusya'da "parlak" bir kariyer kapısı açılabilir:

Rusya'da siber güvenlik pazarının büyüklüğü üç yıl içinde 103 milyon dolara çıkacak. Orange Business Services ve IDS'nin ortaklaşa yayımladığı tahmine göre, en hızlı büyümesi beklenen segment 37,8 milyon dolarlık pay ile siber güvenlik danışmanlığı.

Pazarı büyütecek en büyük etken yeterli sayıda uzman bulunmaması. On şirketten dokuzunun siber güvenlik uzmanı yok. Siber güvenlik hizmetine en fazla ihtiyaç duyan şirketler bankacılık, sanayi, telekom ve enerji sektörlerinde faaliyet gösterenler.

Kommersant gazetesine konuşan Rostelekom temsilcisi Rusya'da şirketlerin siber güvenlik ihtiyacını outsource etme, yani başka bir şirketten hizmet satın alarak sağlama trendinin ağırlık kazandığını belirtiyor.

Sektörel uzmanlar ise 2017 Temmuzunda yürürlüğe giren bilgi altyapısı güvenliği yasasının siber güvenlik çözümlerinin yaygınlaşması açısından dönüm noktası niteliğinde olduğuna dikkat çekiyor.


Teknoloji devini tahtından indirdi

Wall Street'te Amazon.com'un piyasa değeri dün ilk kez Microsoft'un piyasa değerinin üzerine çıktı
Amazon'un piyasa değeri dün ilk kez Microsoft'un piyasa değerinin üzerine çıktı. Böylece Amazon.com, Apple ve Alphabet'in ardından dünyanın en değerli üçüncü şirketi konumuna geldi.

Hisse senetleri dün 1.451,05 dolar seviyesinden kapanan Amazon'un piyasa değeri 702.5 milyar dolara ulaştı. Gün sonunda Microsoft'un piyasa değeri ise 699.02 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Wall Street'te Apple'nin piyasa değeri 849,24 milyar dolar, Alphabet'in değeri ise 744,72 milyar dolar seviyesinde.

Amazon'un kurucusu Jeff Bezos da, bir süre önce dünyanın en zengin isimleri listesinde Microsoft'un kurucusu Bill Gates'i geride bırakmıştı. Forbes listesine göre Bezos şu anda 120 milyar doları aşan servetiyle birinci sırada.



16 Şubat 2018 Cuma

Bir günde 5 milyon alt-üst soy raporu üretildi

Alt-üst soy raporunda son 24 saatte 5 milyon 32 bin 288 belge üretildi
e-devlet şifresiyle soy ağacı sorgulama işlemi geçen haftaki yoğunluk nedeniyle verilen aranın ardından yeniden başladı. İçişleri Bakanlığı, belge için 24 saatte ne kadar giriş yapıldığını açıkladı.

İçişleri Bakanlığının Twitter hesabından yapılan paylaşımda, e Devlet'ten alınan "Alt-üst soy raporu"nun son 24 saatte üretilen belge sayısı verildi.

Paylaşımda, "Saat 23.00 itibarıyla (son 24 saat) cevaplanan istek sayısı: 5 milyon 32 bin 288." ifadeleri kullanıldı.



13 Şubat 2018 Salı

ODTÜ'lü bilim insanlarının iki teorisi heyecan yarattı

Dünya telekomünikasyon sektörü, sadece insanların değil cihazların da birbiriyle haberleşmesine olanak sağlayacak 5G'ye geçmeye hazırlanırken, ODTÜ'de geliştirilen 2 yeni bilimsel teori, bilim dünyasında büyük yankı buldu


ODTÜ'lü bilim insanlarının iki teorisi heyecan yarattı . DTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Uysal Bıyıkoğlu,yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) 11 Şubat Dünya Bilim Kadınları Günü dolayısıyla akademik çalışmalarına ilişkin bilgiler verdi. Bıyıkoğlu, insanların "Her zaman her yerde birbiri ile haberleşme hayali"nin gerçekleştiğini dile getirerek, "Şimdi her şeyi birbirine bağlama düşüncesi var ve bu gerçekleşiyor. Nesnelerin interneti, çevresel sensörler, otonom araçlar, giyilebilir sensör sistemleri hızla yayılmakta." dedi.

İnternete bağlı nesnelerin sayısının 2021'e kadar dünya nüfusunun üç katına çıkacağını belirten Bıyıkoğlu, "Var olan haberleşme altyapıları bu gelişmeyi var olan tekniklerle ne kapasite olarak ne de enerji tüketimi olarak kaldırabilir düzeyde. Bu nedenle yeni prensiplere ihtiyacımız var. Şu gözlemle hareket ettik; makina tipi ya da uygulama bazlı veri gönderimi klasik haberleşmeden farklı. Veri hızından çok, taze ve yararlı güncellemelerin gönderilmesi önemli. Bu son yıllarda bilim dünyasında ortaya çıkan bilgi yaşı diye bir ölçütle ifade ediliyor. Bilgi yaşı konusunda 2015'ten beri çok yoğun çalışıyoruz. İlk defa enerji kısıtları altında bilgi yaşının minimize edilmesi yöntemini gösterdik. Daha sonra 2016'daki çalışmamızda ilk defa bilgi yaşının kontrolünü ortaya koyduk. Şu anda bilgi yaşı literatüründe en çok atıf alan bazı makaleler, grubumuzun çalışmalarına ait." diye konuştu.

Bıyıkoğlu, haberleşme teknolojilerinde geliştirdikleri iki yeni teorinin bilim dünyasında ses getirdiğine işaret ederek, şöyle devam etti: "Enerji verimli haberleşme ve sürdürülebilir haberleşme sistemlerinin gerçekleştirilmesi konusunda ortaya koyduğumuz kuramlar literatüre yön verdi. Son zamanlarda güncelleme tipi veri gönderimini optimize eden tekniklerimiz literatürde takip ediliyor. Bu çalışmalar toplamda 2 binin üzerinde atıf alarak ses getirdi."

Geliştirdikleri sistemin geleceğin haberleşme sistemlerindeki değişime etkisine ilişkin değerlendirme yapan Bıyıkoğlu, "Şu anda kullandığımız günlük cihazların içinde sensörler var. 2021 yılına kadar tüm bu cihazların hepsi 5G ile internete bağlanacak. Makine tipi haberleşme çok büyük önem kazanacak. Doğru zamanda veri almada geliştirdiğimiz sistemlerin etkisi büyük olacak. Böylece etkili taze veriler karşıya iletilebilecek. Bu iki teori ile çok daha az zaman ve enerji kullanarak sensörlerden güncel veri alabilmek mümkün olacak." ifadelerini kullandı.

KADIN BİLİM İNSANI HABERLEŞMEDE HEP İLERİDE

ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümüne 1993 yılında Türkiye birincisi olarak yerleşen Bıyıkoğlu, aynı üniversiteyi 1997'de yine birincilikle bitirdi. Mezuniyetinin ardından ABD'deki MIT'de Vinton Hayes bursu ile haberleşme ve ağ teoriler üzerine lisansüstü çalışmalar yapan Bıyıkoğlu, o yıllarda yeni gelişmekte olan kablosuz ağların temel sınırlarını araştırmak üzere Stanford Üniversitesinde doktora yaptı. Uysal, Stanford'da Elektrik Mühendisliği doktora yeterlik sınavında 144 öğrenci arasında birinci seçildi. Doktora tezinde geliştirdiği enerji verimli çizelgeleme kuramı, günümüzde enerji hasatlı haberleşme sistemlerinin optimizasyonunda kullanılan temel kuram oldu.

Doktorasının ardından MIT ve Ohio State Üniversitelerinde çalışmalarını sürdüren Bıyıkoğlu, daha sonra ODTÜ'de akademisyen olarak çalışmaya başladı. Burada sensör ağları, enerji verimli haberleşme üzerine araştırmalar yürüten Uysal, son 3 yıldır veri tazeliği üzerine çalışıyor. Veri tazeliği konusunda dünya genelinde başı çeken gruplar arasına giren Bıyıkoğlu ve ekibinin geliştirdiği 2 teori haberleşme üzerine çalışan bilim insanları arasında büyük yankı uyandırdı.

Uysal, kız öğrencilerin bilimle uğraşmalarına ilişkin, "Çok yetenekli kız öğrencilerin, çevresel etkilerle belli bir yaştan sonra erkeklere göre daha az öz güvene sahip olup kendilerini kısıtladıklarını görüyoruz. Bu tür etkilere kulaklarını tıkayarak bilime sarılmalarını, ilgi duydukları alan her neyse onda kendilerini geliştirmelerini tavsiye ederim. Bugün dünyada bilgiye ulaşmak çok kolay. Kız veya erkek tüm gençlere, kaliteli ve özgün kaynakları okuyarak, bilimsel prensiplerle düşünüp, mantıklarını kullanarak özgün düşüncelerini geliştirmelerini tavsiye ederim. Aydınlanma kendi içinde bir başarıdır, ve tüm hayata yayılan başarıları da getirir." değerlendirmesini yaptı.


Kamuda Türk icadı ‘F klavye’ devrimi

Kamuda F klavye bu yıl itibariyle mecburi hale gelirken, bireyselde de kullanımının artması için çalışılıyor. F klavye seferberliğini başlatan Ekrem Erdem, “Ciddi bir duyarlılık var” dedi


Türkiye’de bilgisayarda dilimize en uygun harf dizilimine sahip ‘F klavye’nin kamuda 2018 yılı başı itibariyle kullanımı zorunlu hale geldi. Ak Parti İstanbul Milletvekili ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkanı Ekrem Erdem’in girişimleri sonucunda kamu kurum ve kuruluşlarında F klavyeye kademeli olarak geçiş yaşanıyor.

Erdem, 2018 başı itibariye kamuda bilgisayarlarda F klavye döneminin başladığını söyledi. Devlet Malzeme Ofisi’nin (DMO) alımlarını F klavye olarak yaptığını dile getiren Erdem, “Şu anda hangi kurumda ne kadarlık bir geçiş yaşandığını bilmiyoruz. Ama bu konuda ciddi bir duyarlılık olduğunu görüyoruz” dedi.

10 parmağa uygun

Erdem, F klavyenin sadece Türkçe’ye değil bütün dillere en uygun klavye olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Q klavye 1850’lerde keşfedildi. Her dil için zor bir klavye. F klavye ise ondan yüz yıl sonra 1955’lerde Türkiye’de çıkarıldı. En hızlı yazabilmek için düzenlendi. On parmak olarak hiç bakmadan yazmaya uygun. Bilgisayarın daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Bakmadan, düşünmeden yazıyorsunuz. Göz sağlığı açısından da önemli. Ekrana daha az bakmanıza olanak tanıyor. Ortopedik olarak da kullanıcıları arasında daha az soruna neden oluyor. Kamuda ve bireysel kullanımda bir an önce herkesin bu klavyeye geçmesini bekliyoruz.”

Satışlar artar mı?

Casper Yönetim Kurulu Üyesi Yalçın Yıldırım, ise şunları söyledi:

“F klavyenin tanıtımı yapılıp özel sektörde de kullanımı artırılmalı. Fatih Projesi kapsamında öğrencilerin F klavye kullanımı artacaktır. Belediyelerin öğrencilere verdiği bilgisayarlar da F klavyeye sahip. Ancak şu anda ülkemizde F klavye kullanımı sadece yüzde 5’e yakın seviyelerde. Yerli bilgisayar markaları bu konuda mesafe kat etmeli.”

Q klavyeden daha hızlı

- F klavyenin mucidi İhsan Sıtkı Yener. F klavye, 20 Ekim 1955’te Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi tarafından onaylandı.

- F klavye, Türkçe’nin teknik özellikleri ve parmakların kombinasyonuna göre yapıldı.

- Hızlı yazmak için sık kullanılan harfler klavyenin ortasında, az kullanılanlar kenarlarda sıralandı. Sağ tarafa ünsüz, sola ünlü harfler yerleştirildi.

- Araştırmalarda, F klavyenin Q klavyeden yüzde 11 daha hızlı olduğu saptandı. Günümüz Türkçesine göre F klavyede birkaç tuşun yerinin değiştirilmesi sonucu Q klavyeye göre yüzde 46 daha çabuk yazılabileceği de görüldü.

- F klavyede parmakların yeri değiştirilmeden sadece orta sıradaki 8 harfle Türkçe metnin yüzde 55’i yazılabiliyor.

- Prof. Dr. Firdevs Güneş’in araştırmasına göre, F klavyede Türkçe metinleri yazarken sağ el yüzde 51, sol el ise yüzde 49 oranında kullanılıyor. Bu durum her iki beyin yarım küresinin de yazma sürecine dengeli katılmasını sağlıyor.



12 Şubat 2018 Pazartesi

Apple saat sektörüne damgasını vurdu

Apple, saat denince ilk akla gelen Rolex, Swatch gibi markalardan ve İsviçre saat endüstrisinin geri kalanından daha fazla saat sattı


Dünyanın en büyük teknoloji firmalarından bri olan Apple, şimdi de dünyanın en büyük saat satıcılarından biri oldu. Peki ne kadar büyük? Yeni istatistiklere bakıldığında Apple geçen çeyrekte, İsviçre saat endüstrisinin tamamından daha fazla saat sattı.

Business Insider’ın haberine göre, endüstri araştırmacısı Canalys and IDC, Apple’ın 2017 yılının son çeyreğinde 8 milyon adet Apple Watch sattığını tahmin ediyor. İsviçre saat üretimi denince ilk akla gelen ülkelerden biri. Apple ise saat satmaya sadece dört yıl önce başladı.

Apple, Apple Watch için resmi satış rakamlarını açıklamıyor ve bu durum, bu gibi karşılaştırmalar yapmayı zorlaştırıyor. Bunun yerine, Apple Watch satışlarını “diğer ürünler” kategorisine dahil ediyor. Ancak, Apple yetkililerinin bu ayın başlarında açıkladıkları verilere dayanarak, analistlerin güçlü bir birim ve gelir tahmini hesaplamaları mümkün.

Apple CEO’su Tim Cook, 1 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Apple Watch için en iyi çeyrek, en üst düzeyde gelir, birimlerde yüzde 50’nin üzerinde büyüme ve her coğrafi bölgede iki basamaklı güçlü bir büyümenin yaşandığı dördüncü çeyrek oldu” ifadelerini kullandı.


10 Şubat 2018 Cumartesi

Şangay'da "internet mahkemesi" kuruldu

Şangay’da, internet hukuku ve ticari davalar konusunda uzmanlaşmış ilk internet mahkemesi kuruldu.


Çin'in Şangay eyaletindeki Changning Bölge Halk Mahkemesi’ne göre, mahkeme tarafından ele alınan çevrimiçi ticaret anlaşmazlıkları gibi davalar internet üzerinden görülecek.

Ocak ayında kurulan mahkeme, çevrimiçi alışveriş, hak ihlali anlaşmazlığı ve diğerlerinden oluşan 106 davayı kabul etti.

2014'ten bu yana, Bölge Mahkemesi internet ile ilgili 1300'den fazla davada hüküm verdi.

İnsanların çevrimiçi alışveriş ve ödemeye yöneldiği Çin’de, kurulan internet mahkemesinin siber güvenlik ve çevrimiçi anlaşmazlıkların çözümünde bir yargı garantisi sağlaması bekleniyor.

Çin, ilk internet mahkemesini geçen yıl Ağustos ayında ülkenin doğusundaki Zhejiang eyaletinde kurmuştu.


Soyağacı sorgulamaya günlük kota

Alt-Üst Soy Sorgulama Uygulaması'nı geçici olarak durduran İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, sorgulama için günlük kota konulacağını açıkladı


Önceki gün saat 14.00’te hizmete giren uygulamadan gece 02.00’ye kadar yaklaşık 200 bin vatandaş soy bilgisinin çıktısını aldı. Gece sakinleşme beklenirken sistem 02.00- 04.00 saatleri arasında en yoğun anını yaşadı ve 2 saatte 110 bin çıktı alındı.

Gazete Habertürk'ten Fatmanur Boylu'nun haberine göre; sistem, saat 04.00’ten sonra yoğunluk nedeniyle askıya alındı.

"‘BUGÜN BU KADAR’ DİYECEĞİZ"

İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Sinan Güner, yaptığı açıklamada, bu kadar yoğunluk beklemediklerini söyledi.

Vatandaşların sakin olur diye gece saatlerini beklediğini belirten Güner, askıya alınan uygulamayla ilgili “Toplamda 310 bin sorgulama çıktısı verildi. Böyle bir kapasitenin yürütülmesi imkânsız” dedi. Kapasite tespit çalışmaları yapıldığını kaydeden Güner, “Soy sorgulama için günlük belirli bir kota açacağız. ‘Bugün bu kadar’ diyerek ertesi güne aktaracağız” dedi.

"ANNE BABAYLA DAHA FAZLA KONUŞSUNLAR"

Talebi normal gördüklerini söyleyen Güner, “Vatandaşlara hak vermek lazım. Neyle karşılaşacaklarını merak ediyorlar. Vatandaş biraz sabretsin. Anne ve babalarıyla daha fazla konuşup onlara sorsunlar. Biz hizmetimizin arkasındayız. Ne zaman açılacağı ile ilgili net tarih vermek çok zor. Kısa zamanda açılacak” dedi.

Sinan Güner, Alt-Üst Soy Sorgulama Uygulaması’nın neden hayata geçirildiği sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Bu hizmet zaten vardı. İl ve ilçe nüfus müdürlüklerinde dilekçe vererek, randevu alarak zaten talep ediliyordu ve oldukça fazlaydı. Kanunların el verdiği ölçüde anneanne, dede, torun gibi bilgilere ulaşmak mümkün. Daha önce vatandaş yan soylarını da öğrenmek için dilekçe veriyordu. Yetkililerin bu bilgileri vermesi yasak. İstediklerini alamayan vatandaş münakaşa çıkarıyordu. Bu sorunları çözmek istedik.”


İstanbul'a 56 bin metrekarelik 'teknoloji bölgesi'

İstanbul'da yaklaşık 56 bin metrekarelik alan "teknoloji geliştirme bölgesi" olarak tahsis edildi.


Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan karara göre İstanbul'da yaklaşık 56 bin metrekarelik alan "teknoloji geliştirme bölgesi" olarak tahsis edildi.

Buna göre, İstanbul Küçükçekmece Halkalı Merkez Mahallesi'ndeki 55 bin 941,64 metrekare alan  "İstanbul Sabahattin Zaim İZÜ Teknoloji Geliştirme Bölgesi" olarak belirlendi.


9 Şubat 2018 Cuma

e-Devlet'in yeni hizmeti soyağacı sorgulama 7'den 70'e herkesin ilgisini çekti. Hatta yoğunluk yüzünden uygulama donduruldu.

Konu ile ilgili resmi açıklama geldi.

İçişleri Bakanlığı Nüfus ve  Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden, dün e-Devlet'ten alınmaya başlanan  "alt-üst soy raporu"nun paylaşımının aşırı yoğunluktan dolayı geçici durdurulduğu  belirtildi.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nden edinilen bilgiye göre, e-Devlet kullanımının yaygınlaştırılması kapsamında vatandaşların  "alt-üst soy raporu"nun Nüfus Müdürlüklerine gitmeden e-Devlet üzerinden  alabilmesi için yapılan çalışmaların tamamlanmasının ardından dün saat 14.00'ten  itibaren belgeler alınmaya başlandı.

"Alt-üst soy raporu" kullanıma açıldığı dakikadan gece saat 02.00'ye  kadar yaklaşık 200 bin belge üretildi. Vatandaşların ilgi gösterdiği hizmette  asıl yoğunluk ise gece 02.00-04.00 arasında yaşandı. Bu saatler arasında yaklaşık  110 bin belge alındı.

Saat 04.00'ten itibaren yoğunluğun artarak devam etmesi nedeniyle  verilen hizmette gecikmelerin oluşması ve vatandaşların bekleme sürelerinde artış  yaşanmaya başlanmasından dolayı alt-üst soy raporunun e-Devlet üzerinden  paylaşımı geçici olarak durduruldu.

e-Devlet üzerinden "nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri ve diğer adres  belgesi" hizmeti sunulmasına devam edilecek ve yoğunluğun azalmasından sonra  alt-üst soy raporu hizmeti kısa süre içerisinde kullanıma açılacak.

8 Şubat 2018 Perşembe

Elon Musk'ın ilham kaynağı 1981 yapımı animasyon filmi

Silikon Vadisi'nin çılgın mucit lakaplı iş adamı Elon Musk'ın Tesla Roadstter'i uzaya göndermesinin ardında 10 yaşında iken izlediği animasyon filmi yatıyor


SpaceX kurucusu 47 yaşındaki Elon Musk’ın girişimiyle dünyanın en güçlü roketi, Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Üssü’nden uzaya fırlatıldı.

SpaceX şirketinin ürettiği Falcon Heavy isimli roket, ayrıca Musk’ın mevcut Tesla Roadster spor otomobilini de uzaya taşıdı. Çok değil, yedi yıl önce Falcon Heavy henüz model halindeydi. Ancak önceki gün, bir zamanlar Saturn V’nin aya giden ilk insanları taşıdığı fırlatma rampası üzerinden testine başladı. 27 motorunun çalışmasıyla beyaz dumanlar yükselirken, roket birkaç saniye içinde mavi gökyüzünde havalandı ve tırmanışa geçti. Kalkışta kullanılan roketlerden üçü başarıyla dünyaya geri inerken bir tanesi iniş sırasında arıza yaşadı. Elon Musk, üçte iki oranınında başarı olduğunu söyledi.

Roket kadar dikkat çeken şey ise roketin içindeki kiraz kırmızısı Tesla otomobil ve sürücü koltuğunda oturan SpaceX uzay elbiseli Starman isimli kukla oldu. Hoparlörlerden David Bowie’nin “Space Oddity (Uzay Tuhaflığı)” çalıyordu. Tesla’nın Güneş etrafında, onu Mars’ın yörüngesinin yakınlarında bir yere doğru götürecek bir yörüngeye oturtulması planlanıyordu. Ancak otomobili taşıyan roket o yörüngeyi ıskaladı ve Tesla’yı Mars ile Jüpiter arasındaki asteroit kuşağına doğru götürecek bir yörüngeye yerleştirdi. Musk, lansmandan önce Tesla’nın yüz milyonlarca yıl boyunca yörüngede dolaşmasının mümkün olduğunu söylemiş ve “Zaman zaman Mars’a çok yakın gelecektir. Hatta Mars’a çarpması için ufak bir şans var” demişti. Elon Musk da YouTube’da “Live Views of Starman (Starman’in Canlı Görüntüleri)” başlığıyla paylaşılan videoları Twitter hesabından paylaştı.

ÜÇTE BİR FİYATINA

Bu test uçuşunu tarihi kılan özelliklerinden biri de sürdürülebilir uzay yolculuğu için dünyadaki ilk somut adım olması. ABD’nin 45 yıl önce gerçekleştirdiği aya giden ilk insanlı uçuştan bu yana ilk kez bu güçte bir roket uzaya gönderildi. Falcon Heavy, diğer tüm roketlere kıyasla iki kat daha fazla yükü taşıyabiliyor. Ayrıca en yakın rakibi olan Delta IV fiyatının sadece üçte biri olduğu söyleniyor. Falcon Heavy’nin fırlatıldıktan sonra yeryüzüne güvenli bir şekilde geri dönebilen ‘yeniden kullanılabilir roketler’den oluşması da ayrıca önemli. Uzmanlara göre, SpaceX lansmanı birçok açıdan uzay yolculuğu ve keşfi için büyük bir adım. Arizona State Üniversitesi’nden Profesör Jim Bell, ASU Now gazetesine verdiği röportajda, Falcon Heavy’nin uzun zamandır inşa edilmiş en yetenekli yeni büyük roket olduğunu vurguluyor ve “Apollo’dan bu yana ABD’den fırlatılan en güçlü roket. Daha alçak dünya yörüngesine, ya da daha alçak dünya yörüngesinin ötesine Ay’a, Mars’a kadar daha fazla yük gönderebilecek. Ve uyduları uzaya fırlatmaktan ki bu gerçekten büyük ve ağır uyduları kapsıyor, tek seferde birden çok uyduyu uzaya fırlatmaya, hatta Ay veya Mars gibi yerlere kargo ve en nihayetinde insan göndermeye, tüm bu uygulamalar için kullanılabilecek” diyor.

ÇOK GEZEGENLİ İNSANLIK

Profesör Jim Bell, Avrupalı, Hintli, Japon şirketlerin bugün uyduları dünya yörüngesine yerleştirebildiğini vurgulayarak, “Rekabet ettikleri pazar bu ve bir anda bu testin başarılı olması durumunda, diğer şirketlerle karşılaştırıldığında oldukça makul bir fiyat için çok daha fazla kapasitesi olacak” diyor. “Uzay yolculuğunun ticarileşmesi iyi bir şey mi” sorusuna karşılık ise, “SpaceX’in yapmak istediği bu değil. SpaceX, insanlığı çok gezegenli bir tür haline getirme vizyonuyla yaratıldı. Roketler inşa etmek ve uzaya fırlatma hizmetleri satmak ise para kazanmak, teknolojileri öğrenmek ve insanlığı çok gezegenli bir tür haline getirmek için yeni teknolojiler inşa etmek için yapmaları gereken bir şey” yorumunu yapıyor. SpaceX’in bu işe “uzay turizmi” için girmediğini söyleyen Bell, diğer yandan Virgin Galactic ve Blue Origin gibi diğer şirketlerin uzay turizmi için bu işin içinde olduklarını söylüyor. Musk, geçen yıl bir Falcon Heavy’nin iki uzay turistini ay çevresinde bir geziye götüreceğini söylemişti. Ancak pazartesi günü yaptığı açıklamada, şirketin insanları taşımadan önce gereken iyileştirmeleri yapmak için acil bir planı olmadığını kaydetti.

SADECE FIRLATMA MALİYETİ 90 MİLYON $

BBC Türkçe’nin haberine göre, SpaceX, Falcon Heavy roketinin tamamen dolu bir Boeing 737 yolcu uçağını yörüngeye taşıyacak kadar güçlü olduğunu ifade ediyor. Roket bu özelliğiyle NASA’nın astronotları aya taşıyan devasa roketi Saturn V’i takip ediyor. Öte yandan NASA da, insanları aya ve daha sonra da Mars’a göndermek için Space Launch System (SLS) adını verdiği kendi ağır fırlatma roketini geliştiriyor. Ticari uzay girişimleri NASA için cazip bir alternatif olabilir. SpaceX, Falcon Heavy’nin daha küçük modeli olan Falcon 9 kargo roketleri taşıdığını ve rakip United Launch Alliance tarafından geliştirilen Delta IV roketinden iki kat daha fazla yükü daha ucuza taşıyabileceğini söylüyor. Falcon Heavy’nin fırlatma maliyeti 90 milyon dolar iken Delta Heavy 435 milyon dolara uzaya gidebiliyor. Ancak SLS’in maliyetini azaltmayı vaat eden tek girişimci Musk değil. Amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos da New Glenn adını verdiği güçlü bir roket üstünde çalıştığını açıkladı. Bezos ayrıca daha güçlü New Armstrong roketini geliştiriyor

‘İNSANLAR TARAFINDAN DÜNYADA YAPILDI’

ELON Musk, uzaya gönderilen Tesla için her detayı ince ince düşündü. Otomobilin torpido gözünde “The Hitchhiker’s Guide to the Galaxy” (Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi) kitabı yer alırken, ekranında ise “Don’t Panic” (Panik yapma) yazısına yer verildi. Musk, Tesla ile uzaya gönderdiği mesajı ise Instagram hesabından yayınladığı fotoğraf ile açıkladı. Fotoğrafta, otomobilin iç bölümüne yazılmış ‘Made on Earth by Humans’ (İnsanlar tarafından Dünya’da yapıldı) notu olduğu görülüyor. Uzmanlar, ilk defa bir hükümet yerine özel bir şirket tarafından yıllarca uzaya yük taşıyan Falcon 9 roketinin turbo şarjlı versiyonunun piyasaya sürülmesi ile uzay uçuşunda önemli bir kilometre taşı konulduğuna dikkat çekiyorlar. İlk test uçuşunu gerçekleştiren roketle beraber ayın üstünde yeni bir uzay istasyonu inşa etmekten, yeni telekomünikasyon veya casus uydularını taşımaya, hatta insanları derin uzay yerlerine götürmeye birçok hayalin kapısı aralanmış olacak.

37 YIL ÖNCE FİLMİ YAPILDI

ELON Musk’ın uzaya üstü açık bir otomobil gönderme fikri aslında ilk olarak 1981 yapımı ‘Heavy Metal’ isimli bir animasyon filminde canlandırıldı. O filmde üstü açık 1959 model Corvette kullanılırken, içindeki sürücü önceki gün uzaya gönderilen Tesla’nın içindeki cansız mankenle büyük benzerlikler taşıyor. 1981 yapımı filmde aracın içindeki sürücüye ‘Radar Rider’ denirken, Elon Musk benzer kıyafetlerle aracın içine koyduğu mankene ise ‘Starman’ ismini koydu. Filmin isminde yer alan ‘Heavy’nin Musk’ın gönderdiği ‘Falcon Heavy’ roketinde de kullanılması diğer dikkat çeken bir ayrıntı oldu.







e-Devlet'e alt-üst soy bilgi sorgulama geldi

E-Devlet’te yeni başlayan alt-üst soy bilgisi sorgulama (soyağacı sorgulama) hizmeti büyük ilgi çekti
E-Devlet’te alt-üst soy bilgisi sorgulama hizmeti bugün uygulanmaya başlandı.

Vatandaşlar kullanıcı adı ve şifreleriyle E Devlete giriş yaptıktan sonra Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü altyapısı üzerinden alt-üst soy bilgisi sorgulama hizmetini kullanabiliyor.

Sisteme giren vatandaşlar "belge oluştur" diyerek geçmiş yıllara ait soy ağaçlarını görebiliyor.

SOYAĞACINIZI ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYIN

Yoğunluk nedeniyle oldukça ağır ilerleyen sistem durma noktasına geldi. Bir çok vatandaş soyağacı sorgulama işlemi yapamadan sistem çöktü. Sıklıkla güncellenen turkiye.gov.tr adresi an itibari ile sorgulama işlemlerini gerçekleştiremiyor.

Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği hizmet sayfasının ise yaşanan yoğunluk nedeniyle zaman zaman kilitlendiği görüldü.

Soyağacı Nedir?

Nüfus Hizmetlerinin yürütülmesi ile nüfus kayıtlarının tutulmasına ve nüfus kayıtlarına ilişkin bilgi ve belge verilmesine ilişkin hususlar 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve bu Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ile düzenlenmiştir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 44'üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi "Nüfus kayıt örneklerini; kaydın sahipleri veya bunların eşleri ile veli, vasi, alt ve üst soyları ya da bu kişilere ait vekillik belgesini ibraz edenler, nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkilidirler." hükmündedir.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda soyağacı veya soy kütüğü ya da şecere verilmesine yönelik bir düzenleme bulunmadığından, bu yöndeki talepler yukarıda belirtilen mevzuat hükmü doğrultusunda ilgililerin alt ve üst soylarına ait düzenlenen nüfus kayıt örnekleri ile sağlanmaktadır.

Bu nedenle, kişiler ancak alt ve üst soylarını kapsayan nüfus kayıt örneklerini bulundukları yer nüfus müdürlüğünden almaları mümkündür. Bunun dışındaki talepler 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 44'üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 7, 9 ve 21'inci maddeleri ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 4, 5, 6 ve 8'inci maddeleri uyarınca, ilgililerin soyağacı ya da soy kütüğü olarak tanımlanan taleplerin yerine getirilmesi mümkün değildir.


28 milyon kelime yazdı 1 milyon Euro'ya sattı

İnternet işletmelerine özgün ve açıklayıcı içerikler üretebilmek amacıyla iki yıl önce kurulan yerli girişim Wordapp, öncelikle yurtdışı pazarında büyüdü


İnternet üzerinden satış yapan şirketlere özgün içerik üretmek amacıyla kurulan yerli girişim Wordapp önce yurtdışında büyüdü. Geçtiğimiz yıl 9bini aşan serbest yazar kadrosuyla 25 dilde içerik üreten girişim 1 Milyon Euro ciro yaptı. Şirketin yeni hedefi, Türkiye’deki e-ticaret sitelerinin gelişimini artırmak ve e-ihracata katkı sağlayabilmek.

Online satış yapan işletmelerin artmasıyla birlikte bu alandaki rekabet de kızıştı. Aynı ya da benzer ürünleri satan işletmeler, internet aramalarında müşterilerin karşısına rakiplerinden daha önce çıkmak istiyor. Online pazarlama elemanı olarak da satılan ürünlerin açıklamaları kullanılıyor.

Yüzlerce hatta binlerce ürünün satıldığı sitelerde bu açıklamaları yazmak da yoğun emek ve zaman istiyor. Bu içerikleri oluşturmak için kurulan yerli girişim Wordapp hızlı büyüyerek global bir işletmeye dönüştü.

İnternet işletmelerine özgün ve açıklayıcı içerikler üretebilmek amacıyla iki yıl önce kurulan yerli girişim Wordapp, öncelikle yurtdışı pazarında büyüdü. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan 9binden fazla serbest yazarın, 25 farklı dilde içerik oluşturduğu bir platform haline geldi.

2017 yılında 28 milyon kelime içeriğin üretildiği Wordapp, aynı yıl 1 Milyon Euro’luk bir ciroya ulaştı.

Wordapp’ın CEO’su Cem Akbar Arel, hizmet verdikleri şirketlerin yüzde 95’inin yurt dışında ve borsaya kota şirketler olduğunu, 2018 yılında ise Türkiye’deki online işletmelere odaklandıklarını açıkladı.

“Açıklayıcı İçerikler Hem Müşterileri Hem de Arama Motorlarını İkna Ediyor”

İnternet üzerinden düzenli alışveriş yapan kullanıcıların yeterli açıklaması bulunmayan ürünlere olumsuz yaklaştığını ifade eden Arel, online işletmelerin trafiğinin artması için özgün içeriklere ihtiyaçları olduğunun altını çizdi.

“Online satış yapan firmalar genellikle üretici firmaların ya da aynı ürünü satan başka bir web sitesinin içeriğini kopyalıyorlar.” diyen Cem Akbar Arel, özgün içerik kullanmayan işletmelerin arama motorlarındaki sıralamalarının olumsuz etkilendiğini söyledi.

İnternet Üzerinde Özgünlük Kontrolü Yapılıyor!

Online işletmelerin içerik taleplerinin, geliştirdikleri sisteme kayıtlı yazarlar tarafından oluşturulduğunu söyleyen Arel, işletmeler için zor ve zaman alıcı bir işi hızlı ve maliyet tasarrufu sağlayarak çözdüklerini belirtti.

Serbest çalışan yazarları tarafından oluşturulan içeriklerin Copyscape tarafından özgünlük kontrolünden geçirildiğini söyleyen Arel, yazım hatalarının da uzman editörler tarafından denetlendiğini belirtti.


41 milyon kişi interneti her gün kullanıyor

Türkiye’de yaklaşık 48 milyon internet kullanıcısı var ve bu kullanıcıların yüzde 87’sini oluşturan 41,5 milyon kişi, interneti istisnasız her gün kullanıyor

Veriler gösteriyor ki dijital pazarlama sektörü hızla büyüyor. Dijital pazarlama ile markasını ve işini desteklemek ve tanıtmak amacıyla hareket eden yatırımcılar ise internet, mobil ve diğer interaktif platformları kullanıyor. Çünkü Türkiye’de yaklaşık 48 milyon internet kullanıcısı var ve bu kullanıcıların yüzde 87’sini oluşturan 41,5 milyon kişi, interneti istisnasız her gün kullanıyor.

Dijital pazarlama ile sektörler hareketlenecek

Dijital pazarlamanın satışında sağladığı olumlu yöndeki etkiyle bu kanala daha fazla yönelme ihtiyacı duyan sektör profesyonelleri reklam yatırımlarını yaparken dijital gücü yanına alıyor. Bu farkındalıkla CRM Medya, her sektör için özel olarak geliştirdiği medya çözümleriyle dijital yöntemlerin daha çok kullanılmasını hedefliyor ve bu alanda sektöre 360 derece hizmet sunuyor.

“5 dakikada yapılan geri dönüşlerde 8 kat satış ihtimali”

Sektörlerin hareketlenmesinde dijital yatırımların önemine dikkat çeken CRM Medya Ajans Başkanı Ramazan Becer, “Dijital süreçleri yönetmek günümüz dünyasında çok önemli. Reklamdan ulaştığımız ve bize talepte bulunan müşterinin takip süreçlerini iyi yönetmek satışı arttıran, bizi istenilen sonuca götüren en önemli etken. Bu süreçler sayesinde markamıza yatırım yaptığımızı unutmamalıyız. Satışta yeni bir düzen, seçici bir kitle ve alıcı var. Bunun için pazarda öne geçebileceğimiz bir artıya ihtiyacımız var. Sunduğumuz bu artı bizim anahtar kelimemiz olmalı. CRM Medya olarak amacımız; markaların dijital çözüm ortağı olmak. Dijitalin hızlı geri dönüş sağlamasıyla müşteriyi anında yakalamak mümkün. Bu süreçte konuşmamız gereken ise ‘ne şekilde daha iyi yapabiliriz ve bizi ne geliştirecek’ olmalı. Müşteriye 5 dakika içerisinde yapılan dönüşlerde satış ihtimali 8 kat artıyor. Bu hızlı dönüşü dijital çözümler ile yakalayacağımız bir gerçek ”dedi.